YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
26 Temmuz 2014, Cumartesi
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Suriye’de İnsanlar Soğuktan/Açlıktan Ölüyor. ACİL Giysi, battaniye, gıda, ilaç yardımı çağrısı
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "erge-ses-kayit" için arama sonuçları    (Toplam 122 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Darbe kaydına tekzip talebi

28 Şubat davasında yargılanan EDOK Komutanı Korg. Tevfik Özkılıç'a ait olduğu ileri sürülen ses kaydına yönelik haberimize avukatı Haluk Pekşen'den tekzip metni geldi. Ses kaydında çok gizli bir darbe yapılanmasına ait konuşmalar yer alıyordu. Ses kaydı, geçtiğimiz günlerde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusu yapılmasına da neden olmuştu. Yayın haklarına saygı gereği tekzip metnini aynen yayınlıyoruz. Üstelik talep edildiği gibi 1 hafta değil süresiz olarak.. Ancak cevabımız da aynı haberde yer alıyor.

25.11.2013 14:10 Adalet Platformu'nun suç duyurusu ses getirdi. Platform, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili 1 hafta önce suç duyurusu yapmıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sitemizdeki bir haberin delil olarak gösterildiği suç duyurusundaki ses kaydının 28 Şubat davasında yargılanan EDOK Komutanı Korg. Tevfik Özkılıç'a ait olduğu ileri sürülüyordu. ´Darbe için herşeyimizle hazırdık ama KKK´lığı ile Genelkurmay arasında yorum farklılıkları oldu´ diyen ses, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´e de inanılmaz küfürler ediyordu. Kaydın yayınlandığı tarihe yakın zamanda yapılan çok gizli bir toplantıya ait olduğu anlaşılan ses kaydında bir darbe hazırlığı yapıldığını gösteren ifadeler yer alıyordu.

Haberle ilgili olarak, ses kaydının sahibi olduğu ileri sürülen Tevfik Özkılıç'ın avukatı Haluk Pekşen'den bir tekzip metni geldi. Yayın haklarına saygı gereği tekzip metnini aynen yayınlıyoruz. Üstelik talep edildiği gibi 1 hafta değil süresiz olarak..

--------------------------------------------------------------------------------------

İŞTE O TEKZİP METNİ

TEKZİPTİR

www.kontrgerilla.com adresinde yayın yapan internet sitenizde 18 Kasım 2013 tarihinden itibaren yayınlanmakta olan ‘Darbe Kaydına Suç Duyurusu’ başlıklı haberde müvekkil Tevfik ÖZKILIÇ’a atfen son derece çirkin ve dahası kamuoyunda yanlış intiba uyandırıcı ifadelere yer verilmiştir. Haberin ana dayanağı olan ve Adalet Platformu isimli bir Platform adına yapıldığı belirtilen suç duyurusu gerçeği yansıtmayan ifadelerle dolu olup; internet sitenizin müvekkilin kişilik haklarını açıkça zedeleyen bu ifadeleri herhangi bir araştırma yapmadan yayınlamasının Basın Ahlakı kavramı ile bağdaşmadığı açıktır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki habere konu ses kaydı içerisinde müvekkil tarafından sarf edilmiş tek bir kelime veya cümle bulunmamaktadır. Konuşmanın tamamı mantıksız, yanlış ve müvekkilin konuşma üslubuna aykırı, asla sarf etmeyeceği ifadelerden oluşan sanal bir uyarlamadır. Bununla birlikte özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına karşı yürütülen sistemli bir çabanın ürünü olan bu haberde, belirtilen ses kaydının müvekkile ait olduğuna her nasılsa kuşku duyulmamaktadır.

Müvekkilin Cumhurbaşkanına küfür etmesi gibi durum söz konusu değildir. Müvekkil tarafından bugüne kadar ne emrinde bulunan personele ne de bir başkasına karşı hakaret içeren bir kelime kullanılmamıştır. Müvekkilin Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı ile ilgili ne çalışma ortamında ne de özel hayatında hiçbir yorum veya açıklaması olmamıştır, olduğu iddiaları da akla ve mantığa aykırıdır.

Müvekkil bugüne kadar Tük Silahlı Kuvvetleri içerisindeki faaliyetlerinde kanunlara ve nizamlara uygun hareket etmiştir. Hizmetlerindeki başarısı tüm çalışma arkadaşları ve Genel Kurmay Başkanlığı tarafından bilinen müvekkili karalamaya yönelik kampanyanın sebebi ve yöneldiği saik açık bir şekilde ortadadır. Müvekkilin hiçbir zaman yapmamış olduğu bir konuşma montaj veya başka yöntemlerle oluşturularak, aleyhine kamuoyu oluşturma çabası içerisine girildiği açıkça görülmektedir.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin güzide ve çok az sayıda personelinin ulaşabildiği bir makama erişmiş olan kanunlara ve insanlara saygılı bir kişiliğe sahip olan müvekkilin darbe yapma amacıyla emrindeki askerleri örgütlediği, bu yönde çalışmalar yaptığı yönündeki iddialar gerçekleri yansıtmaktan uzaktır.

Müvekkilin haberde yer verilen ses kaydına ilişkin mahkeme huzurunda sorulan soruları cevaplamadığı hususu dahi söz konusu iddiaların temelsiz bir iftira çabasından başka bir şey olmadığını ortaya koymaktadır. Zira, haberde belirtilen ses kaydı 28 Şubat Davası olarak bilinen yargılamanın başında ‘hukuka aykırı delil’ niteliğinde olduğundan dosya kapsamından çıkartılmış ve müvekkilin Mahkeme huzurundaki çapraz sorgusunda ne Mahkeme heyetinden, ne Cumhuriyet Savcısından, ne müşteki vekillerinden ne de müştekilerden ses kaydına ilişkin tek bir soru dahi sorulmamıştır. Bu itibarla, müvekkilin sorulmayan soruları cevaplamaktan kaçınması gibi bir durum söz konusu olmamıştır.

Müvekkil hakkında haberde yer verilen olumsuz ifadeler kabulü mümkün olmayan, içeriği yönüyle kamuoyunu son derece hatalı biçimde yönlendiren ifadelerdir. Müvekkil hakkında tek taraflı olarak, yanlı şekilde haber yapılmasının Basın Ahlakı kavramıyla bağdaşmadığı da açıktır. Müvekkil aleyhinde yapılan karalama kampanyasını ve iftirayı hiçbir biçimde kabul etmemektedir. Haberde yer verilen nitelendirmeler, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu çerçevesinde hakaret ve iftira suçunu oluşturmakta, müvekkilin kişilik haklarını açıkça zedelemektedir. Bir kurum nezdinde o kurum mensuplarına duyulan kin ve garez neticesinde suç uydurmanın hukukumuzda yeri bulunmadığından ilgililer hakkında gerekli yasal yollara başvurulduğu ve başvurulmaya da devam edileceğini belirtmekte fayda görmekteyiz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Saygılarımızla;
Av. Haluk PEKŞEN

--------------------------------------------------------------------------------------

SES KAYITLARININ DOĞRULUĞU TESPİT EDİLEBİLİYOR

Sayın Tevfik Özkılıç'ın ve avukatı Haluk Pekşen'in itiraz ettiği hususlara gelince;

-Bu ses kaydı 31 Mayıs 2012 tarihinde internette yayınlanmış ve o tarihte bir çok haber kaynaklarından haber olarak verilmiştir. Nitekim biz de 31 Mayıs 2012 tarihinde "Ses kaydı: Yeni darbe hazırlığı" başlığı ile o olayı haberleştirmişiz. (http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4588)

-Adalet Platformu, 1 hafta önce 18 Kasım 2013 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak ses kaydının araştırılmasını ve soruşturma başlatılmasını talep etmiştir. Suç duyurusu 2013/669 evrak kayıt no ile savcılıkta kayıt altına alınmıştır. Suç duyurusunda haberimiz de delil olarak yer almıştır. (http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5691)

-Tıpkı parmak izi ve ıslak imza gibi ses kayıtlarının da ilgili kişiye ait olup olmadığı teknik olarak laboratuvarlarda belirlenebilmektedir. Sesin montaj olup olmadığı ve diğer teknik ayrıntılar da aynı şekilde laboratuvarlarda doğruluk derecesinde tespit edilebilmektedir. Bu sonuçlar mahkemelerce delil olarak kabul edilebilmektedir. Nitekim; Ağustos ayında sonuçlanan Ergenekon davasının sonlarına doğru mahkeme medyada yayınlanmış olan dava sanığı 17 farklı kişiye ait ses kaydını duruşmaya getirtmiştir.

-Yine, http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5635 haberimizde de belirtildiği gibi bir suçu ve kamuya yönelik bir tehlikeyi ifşa eden gizli ses kayıtları delil olarak mahkeme ve yargıtay tarafından da kabul edilmektedir. Haber incelendiğinde görülecektir ki, haberleştirilmesi bir yana, bir suçu ispat eden ses kayıtlarının kaydedilmesi dahi yasak kapsamı dışında değerlendirilmektedir.

-Suç duyurusunda; kamuoyunu çok yakından ilgilendiren bir şüpheye dikkat çekilmekte, gizli bir darbe hazırlığı yürütüldüğü şüphesinin aydınlatılması talep edilmektedir. Suç duyurusunda 28 Şubat ve Balyoz davalarına da atıf yapılmakta, iddiaları güçlendiren bazı bulgular aktarılmaktadır. Suç duyurusunda, ses kaydının iddia edildiği gibi Özkılıç’a ait olup olmadığının tespit edilmesi, ona ait olsun ya da olmasın halen bir darbe hazırlığı yürütülmekte olduğuna dair bu şüphenin yürütülecek bir soruşturma ile aydınlatılması, 28 Şubat davasının genişletilerek derinleştirilmesi, şüphelilerin itiraflarından dolayı ilgililer hakkında kovuşturma başlatılarak gerekli cezalara çarptırılmaları talep edilmektedir.

-Tekzip metninde belirtildiği gibi 28 Şubat davasında gündeme gelen diğer ses kaydının mahkemedeki duruşmada Özkılıç'a yöneltildiği, ancak Özkılıç'ın buna cevap vermediği hususu medyadaki haberlerde belirtilmektedir. (http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5665) Habere göre, Tevfik Özkılıç, 28 Şubat davasının 5 Kasım 2013 tarihinde görülen 30. duruşmasında mahkeme huzurunda savunmasını yapmış ve o ses kaydıyla ilgili kendisine savcılık soruşturmasında soru sorulmadığını belirtmiştir. Ayrıca, o ses kaydıyla ilgili bir başka suç duyurusunun geçtiğimiz yıl savcılığa yapıldığı da tespit edilmiştir.

-Tekzip metninde tam anlaşılmayan bir husus da, ses kaydının montaj veya hiç yapılmayan bir konuşmaya olduğu iddiasıdır. Acaba hangisi doğrudur: Sesin sayın Tevfik Özkılıç'a ait olmadığı mı savunulmaktadır, yoksa sesin ona ait olduğu kabul edilmekte ancak montajlanmış olduğu mu savunulmaktadır?

Yukarıda aktarılan şüphe ve bulguların öğrenilmesinin kamunun bilgi edinme hakkı kapsamında bir değer taşıdığı açıktır.

Sayın Tevfik Özkılıç'a karşı kişisel bir husumetimiz yoktur. Tekzip metninde iddia edildiğinin aksine, TSK'ya karşı da husumetimiz yoktur. TSK hepimizin ordusudur. 'Düşürün şu heronları çok PKK'lı vuruluyor' ses kaydıyla da ortaya çıktığı gibi, onun içerisinde suça bulaşanlar ve ihanet edenler varsa onu ifşa etmek kanatimizce bir vatandaşlık görevidir. Dolayısıyla konuyu kişiselleştirmeye çalışmak beyhude çabadır.

Ses kaydını internette yayınlayan da, ona ait olduğunu iddia eden de biz değiliz. Biz sadece bir sitede ortaya çıkmış bir haberi alıntılayarak haber yapanlardan biriyiz. Ses kaydı muhtemelen o gizli toplantıya katılanlardan birisi tarafından yapılmış olmalı. Bu ihtimali güçlendiren bir ayrıntı, internete konulan ses kaydının dökümünde 'Bu oda' ibaresinin yanına '(plan odası)' açıklamasının eklenmiş olması. O toplantının plan odasında yapıldığını bilen birisi olmalı. Tekraren, ses kaydını internette yayınlayan da, ona ait olduğunu iddia eden de biz değiliz. Sadece dikkatli bir gözle bakıldığında görülenler bunlar.. Bunlar sadece bir iddia.. Ancak çok somut bir delile, ses kaydına dayanan bir iddia. Biz sadece bu iddiayı dile getiriyoruz. Araştırılmaya ve aydınlatılmaya muhtaç korkunç bir şüphe söz konusu..

Umarız ses kaydı iddia edildiği gibi sayın Tevfik Özkılıç'a ait değildir. Onun haksız yere zan altında kalmasını istemeyiz. Ancak teknik olarak sesin ona ait olup olmadığının da kolayca belirlenebileceği kanısındayız. Takipsizlikle sonuçlansa bile suç duyurusuyla ilgili gelişmeleri de aynı şekilde haber olarak duyurmaya devam edeceğiz.

Abdullah Harun / kontrgerilla.com

(25 Kasım 2013, 14:10), son güncel.: (26 Kasım 2013, 10:13) 

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Darbe kaydına suç duyurusu

Savcı ve mahkeme gizli ses kaydını delil kabul etti

Ses kaydı: Yeni darbe hazırlığı

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz

Su uyur cuntacı uyumaz: İşte ispatı

ERGENEKON´UN HENÜZ ORTAYA ÇIKARTILAMAYAN YEDEK (İDHAR) KADROLARI

Savcılar Ergenekon ´İdharı´nın peşinde

Gölcük´teki çuvallar devede kulak: Savcılar iz peşinde

Ergenekon davası gerekli mi?

Ergenekon henüz çökertilemedi

Ergenekon hala diri, Bakıcı kaçabildi

7. iddianame: Ergenekon hala faal

Ergenekon hala aktif: Planları çökünce yenisini yapıyorlar

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

28 Şubat´a Balyoz etkisi

28 Şubat davası duruşmaları

Flaş!!! 28 Şubat davası açıldı

28 Şubat soruşturması manşetlerimiz

28 Şubat süreci manşetlerimiz

28 Şubat iddianamesinde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5700    yazdır/print


 

Darbe kaydına suç duyurusu

Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Sitemizdeki bir haberin delil olarak gösterildiği suç duyurusundaki kaydın 28 Şubat davasında yargılanan EDOK Komutanı Korg. Tevfik Özkılıç'a ait olduğu ileri sürülüyor. Suç duyurusunda, 28 Şubat davasına ve Özkılıç'ın o davada gündeme gelen bir başka ses kaydına da atıf yapılıyor. Özkılıç, o ses kaydıyla ilgili savcı ve mahkemenin sorularını yanıtlamamıştı. Suç duyurusunda; ses kaydı Özkılıç'a ait olsun ya da olmasın halen bir darbe hazırlığı yürütülmekte olduğuna dair bu şüphenin yürütülecek bir soruşturma ile aydınlatılması, 28 Şubat davasının genişletilerek derinleştirilmesi, şüphelilerin itiraflarından dolayı ilgililer hakkında kovuşturma başlatılarak gerekli cezalara çarptırılmaları talep ediliyor.

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sitemizdeki bir haberin delil olarak gösterildiği suç duyurusundaki ses kaydının 28 Şubat davasında yargılanan EDOK Komutanı Korg. Tevfik Özkılıç'a ait olduğu ileri sürülüyordu. ´Darbe için herşeyimizle hazırdık ama KKK´lığı ile Genelkurmay arasında yorum farklılıkları oldu´ diyen ses, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´e de inanılmaz küfürler ediyordu. Kaydın yayınlandığı tarihe yakın zamanda yapılan çok gizli bir toplantıya ait olduğu anlaşılan ses kaydında bir darbe hazırlığı yapıldığını gösteren ifadeler yer alıyordu.

Tıpkı parmak izi ve ıslak imza gibi ses kayıtlarının da ilgili kişiye ait olup olmadığı teknik olarak laboratuvarlarda belirlenebiliyor. Bu sonuçlar mahkemelerce delil olarak kabul edilebiliyor. Ağustos ayında sonuçlanan Ergenekon davasının sonlarına doğru mahkeme medyada yayınlanmış olan dava sanığı 17 farklı kişiye ait ses kaydını duruşmaya getirtmişti.

Geçtiğimiz yıl yapılan bir yasa değişikliği ile görüşmelerin izinsizce gizlice kaydedilmesine ve bunların medyada yayınlanmasına yasak ve hapis cezası getirilmişti. Ancak geçen süreç içerisinde çeşitli davalarda mahkemeler, bir suçu kanıtlayan gizli ses kayıtlarının delil olarak dikkate alınabileceğine karar verdi. (1)

Suç duyurusunda; ses kaydı Özkılıç’a ait olsun ya da olmasın halen bir darbe hazırlığı yürütülmekte olduğuna dair bu şüphenin yürütülecek bir soruşturma ile aydınlatılması, 28 Şubat davasının genişletilerek derinleştirilmesi, şüphelilerin itiraflarından dolayı ilgililer hakkında kovuşturma başlatılarak gerekli cezalara çarptırılmaları talep ediliyor.

İşte o suç duyurusu:

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI´NA
(10. Maddeye Göre Özel Yetkili )

ŞÜPHELİLER: Korgeneral Tevfik Özkılıç (Kara Kuvvetleri EDOK Komutan vekili), soruşturma ve inceleme sonucunda tespit edilecek diğer kişiler.

MÜŞTEKİ: Adem Çevik TC:12409824156 Toros sk. 17/14 Sıhhıye Ank. Tel:05322467411 www.adaletplatformu.com

SUÇLAR: Türkiye'nin meşru hükümetini devirmek için darbe hazırlığı yapmak suretiyle Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişini ihlal ve tespit edilebilecek diğer suçlar. 299. Maddede düzenlenen Cumhurbaşkanına hakaret, 309, 310,311, ve 312, maddeye muhalefet. Ekonomik ve toplumsal krizlere sebebiyet vermek, İnsanlığa karşı işlenen suçlardan (TCK 77.madde) olan topluma karşı Baskı, travma işkence yapmak

İZAH:

1. Anayasal düzeni bozmaya yönelik çok gizli bir darbe yapılanmasının halen sürdüğüne delil teşkil edecek şok bir ses kaydı 31 Mayıs 2012 tarihinden beri "habervaktim.com" internet sitesinde yayınlandı. Kayıttaki sesin, halen Kara Kuvvetleri EDOK Komutan vekili olan Korg. Tevfik Özkılıç´a ait olduğu ileri sürülüyordu. ´Darbe için her şeyimizle hazırdık ama KKK´lığı ile Genelkurmay arasında yorum farklılıkları oldu´ diyen ses, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´e de inanılmaz küfürler ediyordu. Yakın zamanda yapılan gizli bir toplantıya ait olduğu anlaşılan konuşmadaki ses, ´Bilgisayar kullanmayacaksınız. Hiçbir şekilde. Hiçbir zaman internete, karanete bağlanmayın. Bu gördüğünüz kişiler dışında hiçbir kişi ile haberleşme görüşme elemanı tanımayacaksınız ikinci bir emre kadar´ diyordu.

Ses kaydının dökümü şu şekilde idi:

"Bu Çankaya´da şimdiki oturan zatı muhteremin, zatı muhterem diyorum haa. Ben dilim alışık olduğu için söylüyorum. Aslında 0....... Çocuğu bu herif de. Ülke elden çıktı tabii. Öyle düşünüyorum. Bu zamanda askerlerin denetiminden çıktı arkadaşlar. Bir kere de, bu esasında da devlet çapında bir problem var onunla ilgili.

Sonuçta devletin içindeki tehdidi, oluşumu, tehlikeyi biz askerlerle sivillerin görmesi arasında ciddi bir fark var. Ama bu konuda da zaman zaman KKK´lığı ile Genelkurmay Başkanlığı arasında da yorum farklılıkları oldu. Ama izleyeceğiz arkadaşlar. Takip edeceğiz. Moralimiz bozulmayacak. Moralimizi bozarlarsa o zaman, bir ara bizim dengemizi bozdular. Neden? Üzülüyor insan. Üzülüyor. Korkuyor. Ulan diyor altımızı oymuşlar haberimiz yok haa. Binanın altını oymuşlar. Bina çökecek, düşeceğiz altına, mezarımız olacak gidecek. Endişeye kapılıyor insan.

Moralinizi bozmayın. Bir şekilde birebir çalışma yapacağız daha sonra. Bilgisayar kullanmayacaksınız. Hiçbir şekilde. Bu gördüğünüz kişiler dışında hiçbir kişi ile haberleşme görüşme elemanı tanımayacaksınız ikinci bir emre kadar. Biz hazırdık. Ruhen de hazırdık. Yani tehdidi değerlendirme konusunda yorum farklılıkları oldu.

Cesaret de önemli arkadaşlar. Büyük kararlar bunlar arkadaşlar. Büyük kararlar yani. Büyük adamlar, büyük kararları verirler. İsmet İnönü, Atatürk büyük adamlarmış yani. Büyük kararları vermişler. Hiç acımadan yapmışlar bunu.

Biz aslında son derece kararlıyız bu konuda. Vatanımızı milletimizi en iyi şekilde, koruyacağımıza, kollayacağımıza, sevdiğimize de inanıyoruz. Bir şeyler de yapılması gerektiğine inanıyoruz. Fakat sonuçta nerde nasıl yapılacağı konusunda tereddütlerimiz var. Olay bu. Bunu bir açıklığa kavuşturacağız yani. Tamam mı arkadaşlar.

Çalışırken örneğin çok dikkatli davranın. Sıfır bilgisayarlar alın çalışın. Hiç kullanılmamış. Hiçbir zaman internete, karanete bağlanmayın. Bu oda (plan odası) sürekli güvenliği kontrol edilir. Çünkü şundan emin olun. Direk telefon hattından, yani harici hat kullanılsa dahi dinleme yeteneğine sahipler. Bununla ilgili olan bilgisayarlar da, kozmikte duruyor. Şeyde duruyor. Kozmikte kapatıldı, paketlendi. Duruyor şimdi. Bunu istihbaratçılar biliyor sadece. Tekrar ediyorum. Dediğim gibi kurşun kalem ile çalışma yapabilirsiniz. O size verilen listelerle. Kurşun kalemle kendiniz not yazın. Hiçbir şekilde çoğaltılmayacak. Emredersiniz. Hiçbir şekilde. Hiçbir şekilde bilgisayar ortamına alınmayacak. Burdaki grup dışında hiçbir adam tarafından elden bir başkasına gönderilmeyecek gibi önlemler alacağız. Sızıntı olursa o zaman çok ciddi üzülürüm yani. Çok ciddi üzülürüm.

İşte bir hatalarını yakalasak zaten başarıdan faydalanma olarak kullanılabilecek gibi bizim de bir alt yapımızın olması lazım. Dağda tepede gezenler bilirler. Devletin ali menfaatleri için bazen legal olmayan yöntemler de uygulanır. Ben de şahsen uyguladım bunu. Mezara götüreceğiz yaptıklarımızı ama bundan da pişmanlık duymuyoruz tamam mı?

İyi günler arkadaşlar, siz emanetleri dağıtın. Ben, özel bana söyleyecek olan yoksa birde çıkacağım ben. İyi günler sağolun. Sağooool."

2. Ses kayıtlarının ilgili kişiye aidiyeti tespit edilebilmekte-

Ses kaydında kullanılan ifadelerden dolayı o sesin sahibi olduğu ileri sürülen Tevfik Özkılıç'ın darbe hazırlığındaki bir yapılanmanın yöneticisi ya da yöneticilerinden olduğu anlaşılmaktadır. Ses kaydı, EDOK içinde hala darbe hazırlığı içinde olan, bilgisayarlara güvenmeyen, deşifre olmaktan korkan ve yazışmalarını kurşun kalemle yapan çok gizli birimlerin var olduğu şüphesini doğurmaktadır.

Bu ses kaydının Özkılıç'a ait olup olmadığının teknik imkânlarla kolayca belirlenebileceği ileri sürülmektedir. Hukukçulara ve uzmanlara göre ses kayıtlarının ilgili kişiye ait olup olmadığı, tıpkı parmak izi ya da ıslak imza gibi laboratuvarlarda kesin doğrulukla belirlenebilmekte ve bu laboratuvar raporları mahkemelerde delil olarak kabul edilebilmektedir. Nitekim son yıllarda internette yayınlanmış olan bir çok ses kaydının ilgili kişiye ait olduğu ortaya çıkmıştır. Çarpıcı bir örnek olarak, Ergenekon davasına bakan mahkemenin talebi üzerine, internete sızan bu kayıtlardan emekli ya da muvazzaf çeşitli general ve subay olmak üzere 17 kişiye ait ses kayıtlarının çözümlerinin mahkemeye gönderilmiş ve delil olarak dikkate alınmış olmasıdır.

Dolayısıyla darbe görüşmesine ait konuşma sesinin Tevfik Özkılıç'a ait olup olmadığı tıpkı parmak izi ya da ıslak imza gibi kanıtlanabilir.

3 -Özkılıç 28 Şubat davasında yargılanıyor-

Ses kaydının çıktığı tarihte Kara Kuvvetleri Eğitim Doktrin (EDOK) Komutan vekilliği ve EDOK Muhabere Komutanlığı görevini yürütmekte olan Korgeneral Tevfik Özkılıç´ın darbe çalışması içinde yer aldığı iddiasını güçlendiren bir başka bulgu, onun 8 Mayıs 2012 tarihinde 28 Şubat askeri darbesi soruşturması kapsamında gözaltına alınıp tutuklanması olmuştur. Halen bu dava kapsamında yargılanmakta olan Özkılıç'ın, 5 Kasım 2013 tarihli duruşmada savunma ve çapraz sorgusu yapılmış, Özkılıç, 7 Kasım 2013 tarihli duruşmada ise tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmiştir.

Özkılıç'la ilgili bir başka ses kaydı 28 Şubat iddianamesinde savcılık tarafından dile getirilmiştir. İddianamede Özkılıç'a ait ses kaydı şu şekilde belirtilmektedir:

"Ajitasyon için asılsız ihbarlar yaptık. Yeter ki siz bir adamdan şüphelenin, onun dosyasını doldururuz... Biz bazen ajitasyon için asılsız ihbar yapardık... Biz adamı usulüne uygun yargılar asarız. Delile ihtiyaç yok. Böyle bir delile ihtiyaç yok..."

28 Şubat davasının 5 Kasım 2013 tarihli duruşmasında savunma ve çapraz sorgusu yapılan Özkılıç, ses kaydı ile sorulara, savcılık soruşturmasında kendisine bu konunun sorulmadığını öne sürerek cevap vermemiştir. Ses kaydının içeriği Özkılıç'ın kanunsuz hareket etmeyi alışkanlık haline getirdiğini göstermektedir. Yine 28 Şubat davasındaki bu ses kaydının içeriği ile bu suç duyurusuna esas teşkil eden ses kaydındaki kanunsuz ifadelerin birbirine benzediği de görülmektedir.

-Balyoz davasında mahkumiyetini Yargıtay bozdu-

Özkılıç'la ilgili söylenebilecek bir diğer bulgu ise, onun Balyoz darbe planı davasında da yargılanmış olmasıdır. Balyoz davasında oy çokluğu ile hapis cezası almış olan Özkılıç'ın cezası yeterli delil olmadığı gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulmuş ve beraatine karar verilmesi istenmiştir.

DELİLLER: Tüm yasal deliller, tanıklar, bilahare tarafımızca dosyaya sunulacak diğer deliller ile aşağıda bir kısmı verilen ilgili haberler:

"Ses kaydı: Yeni darbe hazırlığı", http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4588

NETİCE-İ TALEP: Kara Kuvvetleri EDOK Komutan vekili Korg. Tevfik Özkılıç´a ait olduğu ileri sürülen ses kaydı, TSK’ya bağlı EDOK içinde hala darbe hazırlığı içinde olan, bilgisayarlara güvenmeyen, deşifre olmaktan korkan ve yazışmalarını kurşun kalemle yapan çok gizli birimlerin varlığı şüphesini doğuruyor. Son bir iki yıl içinde yine internete düşen ve darbe davalarında yargılanmakta olan Hasdal askeri cezaevindeki bazı tutuklu kişilere ait diğer bazı ses kayıtlarında da, hapisteki darbecilerin umutlarını koruduğu, "biz herşeyi takip ediyoruz, merak etmeyin" diye birbirlerine cesaret verdiği görülüyordu.

Darbeye teşebbüs, yürütmenin faaaliyetlerini engellemek. Şiddet eylemlerini açık ve gizli destek vermek. Terör çıkararak ve devam ettirerek terörden ve terör ticaretinden rantlanmak, hukuka ve kanunlara alenen uymamak ve uymamayı teşvik etmek, suça iştirak, kanunları uygulamayarak teröre yardım ve yataklık, Anayasal düzeni değiştirmeye darbeye teşebbüs etmek ve edenlere yardım etmek, halkı kin nefret ve düşmanlığa sevketmek. Çıkar amaçlı organize suç örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak. Kamu malına zarar vermek ve zarar verenlere yardımcı olmak. Kaosa sebeb olmak, insanları korkutmak. Ekonomik ve toplumsal krizlere sebebiyet vermek. İnsanlığa karşı işlenen suçlardan (TCK 77.madde) olan topluma karşı Baskı, travma işkence yapmak.TCK Madde; 309, 310,311, ve 312, maddeye muhalefet. Silahlı terör örgütleri ergenekon. Balyoz ve 28 şubat v.d. İle organizeli hareket etmek.

Ayrıca; Hakimler tehdit altında olduğu için 28 Şubat Davası’nın üstüne gidilemediği, Jitem Kurucusu Albay Arif Doğan’ın “ 10 bin Jitem gerillamız var” dediği, Ses kaydının Tevfik özkılıç’a ait olup olmadığı şüphesinin aydınlatılmasını, Askerî kanunların subay sicil yönetmeliğinin 65. Ve 82.maddesine göre soruşturması devam edenlerin terfi ettirilmesi söz konusu olmadığı gibi delillerin karartılmaması için Hain Darbecilerin açığa alınması bir mecburiyettir. Özkılıç’a ait olsun ya da olmasın halen bir darbe hazırlığı yürütülmekte olduğuna dair bu şüphenin yürütülecek bir soruşturma ile aydınlatılmasını, 28 Şubat Davasının genişletilerek derinleştirilmesini, şüphelilerin itiraflarından dolayı ilgililer hakkında kovuşturma başlatılarak gerekli cezalara çarptırılmalarını, Ergenekon, Balyoz ve 28 Şubat terör örgütlerine yardım-yataklık yapan yargı-medya-işdünyasının da TCK 77, 309, 310,311, ve 312, madde dahil tüm suçlardan cezalandırılmalarını talep ederiz.

18.11.2013 Adem ÇEVİK

www.adaletplatformu.org darbesavarlarbirligi@gmail.com
Tel: 05322033274 ANKARA C. BAŞSAVCILIK KAYIT NO:2013/669

Adalet Platformı Başkanı Adem Çevik suç duyurusuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: "Az önce başsavcı ile görüştüm ve dilekçem işleme alındı. TRTHaber'den muhabir Ali İhsan Beye demeç verdim. Şunları söyledim: "Tüm darbeler yargıç desteğiyle askerlerin tehditleriyle olmuştur. Başbakan asan gelenekten gelen cuntacılar yargıçlar eliyle suç işlemişlerdir. Darbe insanlık suçudur ve hukukuk katledilmesidir. İnsanlığa ve hukuka karşı işlenen suçlara katliamlara sessizlik tecavüzcüsüne/katiline aşıklıktır ki bu tıbbi paranoyaklık ve şizofrenik bir vakıa olup acilen sözde yargıçlar ve darbeciler müşahede altına alınmalıdır.""

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5635

(18 Kasım 2013, 13:10)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Savcı ve mahkeme gizli ses kaydını delil kabul etti

Ses kaydı: Yeni darbe hazırlığı

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz

Su uyur cuntacı uyumaz: İşte ispatı

ERGENEKON´UN HENÜZ ORTAYA ÇIKARTILAMAYAN YEDEK (İDHAR) KADROLARI

Savcılar Ergenekon ´İdharı´nın peşinde

Gölcük´teki çuvallar devede kulak: Savcılar iz peşinde

Ergenekon davası gerekli mi?

Ergenekon henüz çökertilemedi

Ergenekon hala diri, Bakıcı kaçabildi

7. iddianame: Ergenekon hala faal

Ergenekon hala aktif: Planları çökünce yenisini yapıyorlar

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

28 Şubat´a Balyoz etkisi

28 Şubat davası duruşmaları

Flaş!!! 28 Şubat davası açıldı

28 Şubat soruşturması manşetlerimiz

28 Şubat süreci manşetlerimiz

28 Şubat iddianamesinde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5691    yazdır/print


 

Askeri Savcı: Ses kaydı Yarbayın

Geçtiğimiz yıl başında internete düşen ses kaydı askeri savcılık tarafından doğrulandı. Ses kaydında, Özel Harp Dairesi Yarbayı Nesimi Soner Dedeoğlu, Ergenekon yapılanmasının ve PKK terör örgütünün kontrgerilla ya da Gladyo olarak da bilinen Özel Harp´le ilişkisini anlatıyordu: ´Özel Kuvvetler´de maalesef Ergenekon diye bir şey var. Ergenekon´dan tutuklu olan herkesin nerde görev yaptıklarını, nerde ne şekilde kullanıldıklarını biliyorum. Abdullah Öcalan da Murat Karayılan da devletten gayri nizami harp eğitimi almış kişilerdir. Cem Ersever, Abdullah Çatlı´dan farkları 10 yıl görev yaptıktan sonra öldürülememiş olmalarıdır.´

19.02.2013 14:19 KKK 3. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı, Yarbay Nesimi Soner Dedeoğlu´nun internet ortamında yayınlanan ses kaydının kendisine ait olduğunu tespit etti. Askeri Savcılık, Ergenekon var. Cem Ersever ve Abdullah Çatlı imha edilmiştir ifadelerinin yer aldığı ses kaydı için Manipülasyon yoktur. Ses şüpheliye ait dedi.

ÖNCE EN UÇ NOKTAYA KADAR YETİŞTİRİLİR SONRA İMHA EDİLİRLER

İnternet ortamında ses kaydı yayınlanan Yarbay Nesimi Soner Dedeoğlu hakkında Askeri Savcılığın başlattığı soruşturmanın sonuçlandığı ortaya çıktı. Kara Kuvvetleri Komutanlığı 3. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, söz konusu ses kaydının Yarbay Nesimi Soner Dedeoğlu´ya ait olduğu belirtildi. İnternet ortamındaki ses kaydında, Ergenekon maalesef var. Ergenekon´un içindeki adamların hepsinin şu an ki görevlerinin ne olduğunu biliyorum. Bir özel harekatçı olarak biliyorum. Gayri Nizami harpte şu vardır. Ülken menfaati için adamı en uç noktaya kadar yetiştirirsin. Sonra devlet için tehlike olacağını anlayınca imha edersin. Cem Ersever ve Abdullah Çatlı bu nedenle imha edilmiştir. Mesela devletin gayri nizami harp yaptırıp öldüremediklerinden biri Abdullah Öcalan´dır ifadeleri yer alıyordu.

SÖYLEDİKLERİ ASKERİ YARGININ GÖREV ALANINA GİRMİYOR

Bu ses kaydını dikkate alan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın´ın itirafları üzerine başlatılan faili meçhul cinayetler soruşturması kapsamında Yarbay Nesimi Soner Dedeoğlu´nun tanık sıfatıyla ifadesini almıştı. Ergenekon davasına bakan mahkemenin de Yarbayın ifadesine başvuracağı öğrenildi. Yarbay Nesimi Soner Dedeoğlu hakkında, Askeri savcılık Ses kaydındaki beyanları Askeri yargının görev alanına girmiyor diyerek kovuşturmaya yer yoktur kararı verdi. Soruşturma evrakında şunlara yer verildi: Şüpheliden mukayese için alınan ses kaydı esas alınarak yaptırılan kriminal laboratuar incelemesi sonucunda; internetten temin edilen ses kaydı üzerinde manipülasyon yapılmadığı, ses kaydının Nesimi Soner Dedeoğlu´ya ait olduğu tespit edilmiştir. (Helin Şahin / Star)

SES KAYDININ TAM DÖKÜMÜ ŞU ŞEKİLDE İDİ:

Özel Harp Dairesi (ÖHD) elemanı Yarbay´ın ses kaydının tam dökümü şu şekilde idi:

Özel Kuvvetler´de maalesef Ergenekon diye bir şey var. Ergenekon´dan tutuklu olan herkesin nerde görev yaptıklarını, nerde ne şekilde kullanıldıklarını biliyorum. Abdullah Öcalan da Murat Karayılan da devletten gayri nizami harp eğitimi almış kişilerdir. Cem Ersever, Abdullah Çatlı´dan farkları 10 yıl görev yaptıktan sonra öldürülememiş olmalarıdır. Korkut Eken konuşsa o da ölür. Silahlı Kuvvetler´de daha fazla kalmak istemiyorum. Yeter, bu meslekte kaldıkça değer yargılarımızı yiyeceğiz. Devletin bekası diye farklı işler yaptırıyorlar. Olayları (görev aşkını) abartmayın. Ben 3 sene eve hiç gitmedim, telefon açmadım, oğlumu 3 yaşında gördüm. Şehit olanlarımıza enayi gözü ile bakıyorlar.

İç güvenlik birliklerinin şeyde operasyonlarda hiçbir şeyi yok. Hiç olmazsa komando birliklerindeki adamlar üç aşağı beş yukarı komando eğitimi almış oluyor. İç güvenlik birimindeki adamların hiçbir şeyi yok ki. Annesinin eğitimini alamamış, anne baba eğitiminden yoksun, okula gitmiş öğretmeni eğitememiş, ağaç tam hamurken buna tam şekil verememişler, odunlaşmış hadi sen bunu eğit diye bana geliyorlar. Tamam mı? Hadi eğit. Biz de burdaki kazma askerlerle operasyona gidiyoruz işte yaa. Kazma askerlerle gidiyorsun çatışmaya. Hakkâri´de ben ordayken 970 küsur şehit vardı. Şimdi 1400 küsur olmuş. 2005´te 900 küsurdu. Şimdi 500 tane daha şehit vermişiz. Yani orası öyle. Ne zaman çıksan operasyona durmadan şehit verirsin yaa. Dağlıca da öyle.

Sağ, sol her taraf dağ silsilesi. Her yer senin adına mayınlı. 12 sene özel kuvvetlerde çalışmış birisi olarak söylüyorum bunu size. Abartmayın yani olayı. Şehit olanlara, ölenlere salak gözüyle bakıyorlar. Kalanlarınıza kimse sahip çıkmıyor kardeşim. Çıkmıyor. Ben üç buçuk sene kaldım orda üç buçuk sene boyunca eve hiç gelmedim ben. Hiç. Oğlum 3 yaşına gelmişti. Ben 3 yaşından sonra gördüm oğlumu, vallahi. Ne bir telefon, ne bir şey.

Şimdi de tabi biz o zaman özel kuvvetçi olmakla gurur duyuyorduk. Şimdi özel kuvvetçi dediğim zaman Ergenekon mu diyorlar bazen bana. Bağlantın var mı diyorlar yani. Özel kuvvetlerdeki adamlara çok farklı işler yaptırtıyorlar. Yani aklınıza gelmeyecek her türlü devletin bekası için gerekli olan her türlü şeyi yaptırtıyorlar adama. Şimdi bütün bunların hepsini bilirsen tehlikeli boyutlara geliyorsun demektir.

Mesela şeyin Ergenekon olayının içindeki adamların hepsinin şu andaki görevinin ne olduğunu biliyorum ben mesela. Ama adamların tamamını biliyorum ben yani. Ne işe yaradıklarını, ne yaptıklarını, daha önce nerede görev yaptıklarını, nasıl, nerde, ne şekilde kullandığımızı falan biliyorum yani. Onun için yani, kendi elinle adamları yetiştirmeyeceksin.

Gayri nizami harpte şu vardır. Ülkenin menfaati için adamı en üst noktalara kadar yetiştirirsin. Tehlikeli olacağı zaman imha edersin. Yani bu böyledir yani. Cem Ersever imha edilmiştir. Abdullah Çatlı imha edilmiştir. Korkut Eken sesi soluğu çıkıyor mu bu yakınlarda. İmha edilir. Tamam, mı? Bunun gibi belli başlı adamlar. Faydalanılır, istifade edilir, devletin başına bela olacağı zaman imha edilen adamlardır.

Abdullah Öcalan ve Murat Karayılan, gayri nizami harp eğitimi almış devletin adamlarıdırlar. Karayılan, Kara Harp Okulu 1988 devresindendir. Biz niye mücadele ediyoruz? Bu meslekte kaldıkça değer yargımı yiyorum.

Mesela devletin gayrinizami harp yaptırtıp da öldüremediği adamlardan bir tanesi de kimdir? Abdullah Öcalan´dır. Devletin adamıdır, yetiştirdiği. Abdullah Öcalan 10 sene kadar devlet için çalışmış bir adamdır. 10 seneden sonra imha edemiyorlar. Devletin başına bela oluyor. Niye yaptırttık niye mücadele ettik yani biz?

ERGENEKON SAVCISI YARBAY´I SORGULADI

27.02.2013 18:55 “Özel Kuvvetler´de maalesef Ergenekon diye bir şey var.” diyen Yarbay Nesimi Soner Dedeoğlu´nun, Savcı Muammer Akkaş´a ifade verdiği öğrenildi. Alınan bilgiye göre ifade için Çağlayan Adliyesi´ne gelen Dedeoğlu, Özel Kuvvetler´de hiç görev almadığını söyledi. Yarbay Dedeoğlu´na ait olduğu ileri sürülen bir ses kaydı, 31 Ocak 2012 tarihinde internete düştü. Söz konusu kasette Dedeoğlu, Ergenekon terör örgütü hakkında şu önemli itiraflarda bulundu: “Özel Kuvvetler´de maalesef Ergenekon diye bir şey var. Ergenekon´dan tutuklu olan herkesin nerede görev yaptıklarını, nerede ne şekilde kullanıldıklarını biliyorum. Abdullah Öcalan da Murat Karayılan da devletten gayri nizami harp eğitimi almış kişilerdir. Cem Ersever, Abdullah Çatlı´dan farkları 10 yıl görev yaptıktan sonra öldürülememiş olmalarıdır. Korkut Eken konuşsa o da ölür. Silahlı Kuvvetler´de daha fazla kalmak istemiyorum. Devletin bekası diye farklı işler yaptırıyorlar. Olayları (görev aşkını) abartmayın. Ben 3 sene eve hiç gitmedim, telefon açmadım, oğlumu 3 yaşında gördüm. Şehit olanlarımıza enayi gözü ile bakıyorlar.”

Bu itiraflar üzerine Ergenekon davasını yürüten İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Kasım 2012 tarihli duruşmada aldığı ara kararda Dedeoğlu´nun internet ortamındaki beyanlarının peşine düştü. Genelkurmay´a yazı gönderen mahkeme, yarbayın sözleri ile ilgili işlem yapılıp yapılmadığını sordu. Genelkurmay, 2 Ocak 2013 tarihli cevabi yazısında ses kayıtlarının kriminal laboratuvarda incelendiğini belirterek, “İnceleme sonucunda, internetten temin edilen ses kaydı üzerinde manipülasyon yapılmadığı, söz konusu ses kaydının kuvvetle muhtemel şüpheliye ait olduğu kanaatine varılmıştır.” ifadelerine yer verildi. Yazının devamında ses kaydının hukuka aykırı yollarla elde edildiği ve Dedeoğlu´nun Özel Kuvvetler´de görev yapmadığı için kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği belirtildi. Askerî savcılık kovuşturmaya gerek olmadığı yönünde karar vermesine rağmen Savcı Muammer Akkaş, Dedeoğlu´nu ifadeye çağırdı. Edinilen bilgilere göre Akkaş, yarbayla ilgili soruşturmaya devam ediyor. (Göksel Genç / Zaman)

ÜlkeTV Haber Bülteni Bölüm1

(19 Şubat 2013), son güncel:: (27 Şubat 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Özel Kuvvetler yarbayından itiraflar

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

Yarbay Dedeoğlu ifadeye çağrıldı

Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

Bölüm2

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5134    yazdır/print


 

Özel Harp başbakanları korkutuyor

Başbakan Erdoğan´ın komutanların tutukluluğunu eleştirmesi kamuoyunda şaşkınlıkla karşılandı. ´Elinde delilin varsa ver kararı bitsin bu iş, uzatmanın alemi ne´ gibi hiçbir şekilde tevil edilemeyecek bir ifade kullanan Erdoğan´da aslında bir süredir benzer tavırlar gözleniyor. Başbakanın ofisine kadar girilip dinleme cihazları yerleştirilmesi olayının da gösterdiği gibi bir güç Başbakanın sürekli ensesinde. İddialara göre Başbakan´a şantaj yapılıyor. Yine iddialara göre eski başbakanlar Ecevit ile Özal´ı korkutan güç Erdoğan´ı da korkutuyor.

29.01.2013 17:23 Başbakan Erdoğan geçtiğimiz günlerde Kanal 24´te, askerlerin yargılanmasını kastederek bu hususun terörle mücadeleyi zaafa uğrattığını söyledi. (1) Elinde delilin varsa ver kararı bitsin bu iş, uzatmanın alemi ne gibi hiçbir şekilde tevil edilemeyecek bir ifade kullanan Erdoğan yargıya açıkça baskı yaptı. Kamuoyu gibi Balyoz ve Ergenekon sanıklarının çevrelerinde de şaşkınlığa yol açtı.

Balyoz soruşturmasını hatırlarsak, 2010´da çok sayıda muvazzaf subayı içeren toplu gözaltı operasyonları İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin´in devreye girmesi ile yarım kalmıştı. Kamuoyunda tepkiye neden olan bu şok müdahale için Engin´in gerekçesi ilginçti: Türkiye bunu kaldıramaz, terörle mücadele zafiyete uğrar. Engin, devletin al-i menfaatleri için gözaltıları durdurduğunu bu sözlerle açıkladı. (2) Ancak bu müdahale kamuoyunda büyük tepkiye neden oldu. Bir başsavcının bu gerekçeyle gözaltıları durdurma yetkisine sahip olmadığı hukukçular tarafından dile getirildi. Açıkça skandal yaşanmıştı. Ancak Başbakan´ın şu an yaptığı ile Başsavcı Engin´in yaptığı arasında bir fark yok. O yanlışsa diğeri de yanlış. O doğruysa diğeri de doğru.

Başbakan 28 Şubat soruşturması savcılarına da baskı yapmış, işi uzatmanın alemi yok diyerek şunları kaydetmişti: 28 Şubatla ilgili bir süreç işliyor, ancak böyle ´1. dalga, 2. dalga, 3. dalga, 4. dalga´ falan bunlar toplumun huzurunu doğrusu kaçırıyor. Bundan bizler de ciddi anlamda rahatsızız. Atılması gereken adımlar atılır, biter geçer. Ama bu dalgalar arka arkaya geldikçe bu dalgalarda kusura bakmasınlar da ülke boğulur. Bu kadar bu iş uzatılmamalı. (3) Peşpeşe gelmekte olan operasyon dalgalarının bu açıklamanın ardından kesildiği görüldü.

Yine Başbakan Erdoğan, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ´un terör örgütü yöneticiliği ile suçlanmasını hazmedemediğini ikide bir dile getirmekte. Son olarak bir kaç gün önce Kanal 24 TV´deki açıklamalarında bahsetti. (4) Önceki gün yayınlanan bir haberimizde Ergenekon sanığı İbrahim Şahin´in Genelkurmay´da 1258 saat kaldığının ortaya çıktığını aktarmıştık. (5) Haberde, Şahin´in bizzat Başbuğ´dan çeşitli emirler aldığına dair çok sayıda telefon görüşmesinin mahkemede dinletildiği de belirtiliyordu. Erdoğan´ın yargıya açıkça baskı yapması, Mahkeme onu nasıl terör örgütü yöneticiliği ile suçlar, Delilin varsa hemen hüküm ver yoksa uzatmanın alemi yok gibi tuhaf cümleler sarfetmesi ve Başbuğ´un avukatlığına soyunması kamuoyunda yine şaşkınlıkla karşılanmakta.

Hükümetin şok edici bir girişimle ses kayıtlarının haberleştirilmesini 02 Temmuz 2012´de Meclis´ten geçirdiği bir yasa ile yasakladığını da bu bağlamda hatırlatalım. Sapla samanın birbirine karıştırıldığı bu girişim ile habercilik kısıtlanmış, hükümet adeta ayağına kurşun sıkmıştı. Oysa bir çok darbe hazırlığı ve yasadışı girişimler internete sızan bu ses kayıtlarıyla ortaya çıkarılmış, çok sayıda soruşturma açılmıştı. Geçtiğimiz haftalarda da Ergenekon davasına bakan mahkemenin talebi üzerine, internete sızan bu kayıtlardan emekli ya da muvazzaf çeşitli general ve subaylara ait olanların çözümleri mahkemeye gönderildi. 17 kişiye ait olan bu kayıtların bir davada dikkate alınması dahi ses kayıtlarının haberleştirilmesinin yasaklanmasının ne kadar yanlış bir girişim olduğunu göstermeye yeterli olsa gerek. (6)

İşte sıraladığımız bu şaşırtıcı tavırlar, Başbakan´ın ne yapmaya çalıştığı sorusunu sorduruyor. PKK terörünü ortadan kaldırmak için bir taraftan örgütle görüşmeler yapılırken diğer taraftan halen sürdüğünü çok sayıdaki bulgu ile ortaya koyduğumuz darbe tehlikesine karşı o kesimi yumuşatmaya mı çalışıyor? Daha yakın zamana kadar orduda komuta zaafı yok, gidenlerin yeri doldurulur denilirken şimdi en üst düzeyde Başbakan´ın ağzından bu zaafın dile getirilmesi şaşırtıcı değil midir? Elinde delil varsa bir an önce kararını ver, uzatmanın alemi yok cümlesi nasıl bir cümledir? Bu açıklamalar, yargıya açık bir baskı değil midir?

Darbe tehlikesinin halen sürdüğünü çok sayıdaki somut bulgularla göstermiştik (7). Özellikle Genelkurmay Karargahında yakın aylarda yapıldığı anlaşılan çok gizli bir toplantıya ait ses kaydı şok edici içerikteydi. Bir darbe hazırlığının halen sürdüğünü kanıtlıyordu. (8) Üzerine niye hala gidilmiyor, anlaşılır gibi değil.

Aslında Başbakan Erdoğan da bir kaç hafta önce derin devletin tamamen bitirilemediğini, bitmesinin de mümkün olmadığını açıkladı. Çalışma ofisinde çok sayıda dinleme cihazları bulundu. Hatırlanacağı gibi Başbakan´ın resmi görüşmeleri Ergenekon örgütünce medyaya sızdırılmıştı. Bu olay ve bulunan böceklerden hareketle, Başbakan´ın bir çok özel görüşmesinin de örgütün elinde olduğu düşünülebilir. Başbakan´ın koruma ekiplerinin son dönemde çok sık değişmesi de dikkat çekici.

Başbakan´ın yargıya açık baskısı ve şaşırtıcı açıklamaları kimilerine göre bir seçim yatırımı. Kimilerine göre ise başkanlık sistemine geçişte kamuoyu desteğini alma yatırımı. Bu kapsamda, yapılacak yasal değişikliklerle darbe hükümlülerinin affedilebileceği ya da hüküm infaz şartlarının hafifleteceği bugünlerde dile getiriliyor. (9)

Ancak bir ihtimal daha var. O da şantaj.. 05 Haziran 2012 tarihli Başbakan´a şantaj mı yapılıyor? (10), 03 Temmuz 2012 tarihli Ses kaydı haberlerine hapis (11) ve 26 Aralık 2012 tarihli Başbakanı dinleyen derin güç kim? (12) başlıklı haberlerimizde de dile getirdiğimiz gibi, çok sayıdaki somut bulgu Başbakan´a şantaj yapıldığını düşündürüyor. Bunu sadece bir ihtimal olarak dile getiriyoruz. Ancak dayandığımız çok sayıdaki somut bulguyu da gösteriyoruz.

Eski başbakanlar Bülent Ecevit ile Turgut Özal´ı korkutan gücün Başbakan Erdoğan´ı da korkuttuğu söylenebilir. Başbakan Ecevit Özel Harp Dairesi´ni 70´li yıllarda tesadüfen öğrenmiş ve kendi ifadesiyle dehşete kapılmıştı. Ecevit bazı ön hazırlıklardan sonra Daire´nin ´sivil uzantısı´nı ortadan kaldırmak ve bu Daire´yi dış etkilerden arındırmak, asli görevi ile sınırlamak üzere gereken adımları atmaya karar verdi. Ancak süreci tamamlayamadan muhalefete düştü. Sonra da konunun üzerini örtmeyi tercih etti. Neden örttüğünü de şöyle gerekçelendiriyordu: Bana, özsunuşta (brifingde) verilen bilgiler çok gizli olduğu için yeraltına kök salmış, adı sanı bilinmeyen kimselerden oluşan bir Örgüt´e karşı, muhalefette iken önlem alabilmemiz olanaksız olduğu için, hatta yapacağım açıklamalar üzerine, Kuruluş´un ´Sivil uzantısı´nda yer alanlardan bazılarının, korunma içgüdüsüyle, Ülkede çok tehlikeli tertiplere yönelebileceklerinden kaygı duyduğum için, o acı Devlet Sırrı´nı bir zehir gibi içimde saklamak zorunda kaldım. (13)

Başbakan Ecevit´e yönelik çok ilginç bir suikast girişimi ile Demirel´in haber verdiği bir başka suikast ihbarı olayları da yaşandı. 1977´de İzmir Çiğli havaalanında bir polis memuru tarafından düzenlenen saldırıda Ecevit´e ateş edildi. Saldırıda Ecevit´in yanında bulunan arkadaşı Mehmet İsvan bacağından yaralandı. Ecevit´in tüm çabasına karşı olay karanlıkta kaldı. Olayda kullanılan tengas adlı tabanca minik bir plastik füze atıyordu. Ecevit´in ifadesiyle olaylar şöyle yaşandı:

Arkadaşımız Mehmet İsvan´ı yaralayan silah, anlaşıldı ki balistikte çalışan uzmanların da görmediği, varlığından haberdar olmadığı son derece tehlikeli bir füze. Bacağının, dizkapağının içinde parçalanmış arkadaşımızın vücudunu zehirliyor. O füzenin parçalarını çıkarttı doktorlar. Bazı emniyet görevlileri ısrarla o parçaları doktorlardan almak istediler. Ama doktorlar vermemişler. Anlaşıldı ki güya bizi korumakla görevli bir polis, otobüsün yanı başında, onun silahından çıktı. Bizlerin ısrarlı takibi ve balistikte çalışan arkadaşların objektif çalışmaları sonunda ortaya çıktı. Evvela Türk polisinin elinde ve Türkiye´de böyle bir silah bulunmadığı iddia edildi. Sonra bu silahtan bulunduğu fakat bunun gizli olduğu, çok tehlikeli olduğu ortaya çıktı. Fakat yıllardır üstünde durduğumuz, izini sürmeye çalıştığımız halde ´kim o silahı vermiştir, nasıl vermiştir, bu kadar gizli bir silah, nasıl bir koruma görevlisine verilebilir´, bütün bunlar ortaya çıkmadı ve bir noktadan sonra izler kayboldu. O polis de kurtuldu göz göre göre, olaydaki rolüne rağmen. Bu olay bende Özel Harp Dairesi çağrışımı yaptı.

Haziran 1977 seçimlerinden birkaç gün önce Süleyman Demirel´in kendisine, CHP´nin Taksim´de düzenleyeceği bir miting sırasında Sheraton Oteli´nin çatısından ateş açılacağına ilişkin bir mektup gönderdiğini anımsatan Bülent Ecevit, 1978 yılında iktidara gelince bu konuyu araştırdığını söyledi. Ecevit sözlerini şöyle sürdürdü: Ben 1978´de hükümeti kurduğumda, merak ettim, dosyalardan arattım, neye dayanarak Sayın Demirel bana bu uyarıyı yaptı diye. İmzasız, antetsiz, üzerinde hiçbir örgütün işareti bulunmayan bir kağıt getirildi. Orada bu bilgi veriliyor. Ne Emniyet Müdürlüğü, ne MİT, hiçbir şey. Ve görünüşe göre sorulmamış da kim verdi bu bilgiyi diye. Ve bizim öğrenmemiz de mümkün olmadı. Ve bu da bende gene Özel Harp Dairesi çağrışımı yaptı. (14)

Diğer bir Başbakan Turgut Özal, kendisine 1987 yılında parti kongresinde düzenlenen suikast girişiminden yaralı olarak kurtuldu. Özal´a suikast girişiminde bulunan kişi Afyon Dazkırı´da Ülkü Ocakları 2. başkanlığı yapmış olan Kartal Demirağ idi. Suikast olayını soruşturan savcı Uğur Tönük, Afyon Dazkırı´da bir kontrgerilla kampının varlığını keşfetti. Orada eğitim aldığı ortaya çıkan Demirağ sağcı militandı. Savcı Uğur Tönük bu ve bazı ek bilgilere ulaşınca iki general tarafından çağrıldı ve ´Devam etmeyin başınız ağrır´ diyerek uyarıldı. Bu generallerden birisi Özal Harp Dairesi´nin komutanlarından Sabri Yirmibeşoğlu idi. Yine o günlerde Savcı Tönük´in kızı kaçırıldı. Savcı soruşturmadan çekildi. Özal da soruşturmanın daha ileriye götürülmemesi için talimat verdi. Olay kapandı. Yakınlarının ifadelerine göre, cumhurbaşkanlığına hazırlanan Özal sorun çıkmasını istemiyordu. O yüzden dosyanın kapatılmasını istedi. Buna karşı çıkan ve suikastin ardındaki güçlerle hesaplaşmak isteyen yakınlarını uyaran Özal şunları söylüyordu: Çocuklar çok gençsiniz. Hesaplaşmaya girersek ülke kaybeder, ülke karışır. Tehdit altındayım, önümüzdeki bir yılı atlatmamız lazım. Bizim bu olayı çözdüğümüzü bunu yaptıranlar biliyorlar. Tekrar girişimde bulunamazlar. Can güvenliğinizin teminatı benim. Dertleri beni tasfiye etmek. 292 vekil bunların gözlerini korkuttu. Anayasayı değiştireceğimizi düşünüyorlar. Bu işi unutun ve sakin olun. Bu bir yıl içinde bunlarla kavgaya girersek, kaybederiz. Bunları söyleyen Özal cumhurbaşkanı iken makamında hayatını kaybetti. 1993 yılında O ve ona bağlı bir çok komutan ve sivil şahıs peşpeşe hayatlarını kaybetti. (15)

Ergenekon örgütü, buzdağının üzerindeki kısım. Asıl örgüt ise işte bu örneklerde de görüldüğü gibi Özel Harp Dairesi.. Ecevit ve Özal´ı korkutan güç işte bu Daire.. (16)(17)

Biraz daha detaya girelim. 2009 sonunda Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiası üzerine başlatılan soruşturma, Özel Harp Dairesi´nde (ÖHD) 1 ay süren kozmik aramalarla derinleşti. (18) Türkiye bu gelişmelerle sarsıldı. 3 ay sonra Ankara´da esrarengiz bir kamyon ihbar üzerine durduruldu. (19) Özel Harp Dairesi´ne ait olduğu ortaya çıkan kamyon 954 adet el bombası ile doluydu. O kamyondaki el bombalarının seri no´ları kayda alındı ve kamyon serbest bırakıldı. Kriminal inceleme sonuçları sarsıcı çıktı. 954 bombadan 317 tanesinin Ergenekon soruşturmaları ile 54 adet terör olayında ele geçirilen el bombalarıyla seri ve kafile no benzerliği tespit edildi. (20) Özel Harp yetkililerinin kamyon yakalandığındaki açıklamalarına göre o bombalar yeni seri numara basımına götürülüyordu. Bunun bir anlamı, izlerin silineceği idi. Bu şok durumu, o zamanki haberlerimizde ´nereye terör lazımsa oraya bomba temin edilir´ diyerek ifade etmiş, şaşkınlığımızı belirtmiştik. 317 bomba olayı da soruşturulmadı.

O günlerde başka ilginç gelişmeler de yaşandı. Özel Harp Dairesi´nin üzerine gidilmeye neden olan Arınç´a suikast soruşturmasının ardından İzmir, Selendi, Edirne, Erzincan, Kars, Tire, Kırklareli, Trabzon, Muğla, İnegöl ve Hatay Dörtyol gibi bazı il ve ilçelerde meydana gelen karışıklıklar dikkat çekiciydi. (21) Bir örnek olarak, Edirne´de 5 DHKP-C´linin tutuklanmasının ardından gerginlik yaşandı. (22) Ergenekon´a taşeronluk yapmakla suçlanan ve Derin-Sol olarak da nitelendirilen (23) bu örgüte mensup bir grup DHKP-C´li şehre girip basın açıklaması yaptıkları sırada linç girişimiyle karşılaştı.

Geçtiğimiz günlerde Ergenekon davasına bakan mahkeme, talep üzerine Malatya Zirve Katliamını soruşturan savcılığa ilginç bir belge gönderdi. Belgede Özel Harp Dairesi´ne bağlı bazı subayların DHKP-C ile ortak eylemler yürüttüğü belirtiliyor. (24)

Edirne´deki olayda sadece Derin-Sol örgütü yer almadı. Bu örgüt mensuplarına yönelik lince katılanların arasında da bazı derin kişiler tespit edildi. Günler öncesinden alarma geçen Edirne polisinin yaptığı kimlik kontrollerinde, şehir dışından gelen bazı kişilerin askeri istihbaratçılar ve emekli askerler oldukları belirlendi. Edirne emniyeti provokasyon ihtimali üzerinde durdu. Bu endişeye Türk Ocakları da katıldı. Basında olayların arkasında Özel Harp Dairesi´ne bağlı yarı sivil ordu mensuplarının olduğu iddia edildi. Bu yarı-sivil gücün kozmik odada inceleme başlatıldığını görünce operasyonel olarak harekete geçmiş olabileceği söylendi. Siyaset bilimciler yeni provokasyonlar için uyardı. Bu uyarıları doğrularcasına 2010 boyunca yukarıda belirttiğimiz il ve ilçelerde toplumsal kışkırtma olayları meydana geldi.

Özel Harp Dairesi´nin 100 bin sivil üyesinin varlığı iddiası kurucusu Emekli Albay İsmail Tansu´ya bile abartılı gelmişti. Tansu, “Rakamı duyunca neredeyse aklım duracak. Mütemadiyen uyduruyorlar. Türkiye´deki tüm kötü işleri bu dairenin üzerine atıyorlar. Bu daire yasal olmayan bir işi yapmaz. Daire, kendi vazifesinin dışında örgüt kurmakla görevli değil... 150 bin kişinin ise bulunduğunu sanmıyorum” diye konuşmuştu. (25) Açıkçası yüzbinli rakam bize dahi abartılı geliyordu. Ancak geçtiğimiz haftalarda Genelkurmay´ın Meclis komisyonuna gönderdiği 100 bin kişilik üye listesi doğrusu bizi de şok etmiş oldu. (26)

Bu Daire ile ilgili bu sitede çok şeyler söylendi. (27) Başbakan Ecevit ile diğer yetkililerin açıklamaları ve bu daireden korkuları bir bir aktarıldı. (28) Genelkurmay´ın gönderdiği liste işte bu iddiaların ne kadar ciddi olduğunu doğruluyor. Yine Komisyona Özel Harp mensuplarından gelen ihbar mektupları iddiaların sanılandan da ciddi ve dehşet verici olduğunu gösteriyor. (29)

Somut bulgulardan hareketle edindiğimiz kanaate göre Cumhurbaşkanı Turgut Özal makamında bu daire tarafından zehirlenerek öldürüldü. 19 yıl sonra açılan mezarından çürümeyen cesedi çıktı. Adeta otopsiyi beklemişti. Otopsi sonrası ceset hızla çürümeye başladı. Yapılan otopside vücutta 4 zehir bulundu. Bu zehirlerden radyoaktif olan iki tanesinin Özel Harp tarafından Özal´a verildiğinin, otopsiden 9 ay önceki bir tanık ifadesinde belirtildiği ortaya çıktı. Peşpeşe gelen bu şok gelişmeleri bir başka şok izledi. Otopsi sonucuna göre, ´Vücutta zehirler bulundu ama Özal´ın zehirlendiği tespit edilemedi!.´ T.C.´nin 1 no´lu şahsı Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın zehirlendiğinin örtbas edildiğini gösteren güçlü bulgular var. (30) Kamuoyunda oluşan kanaat bu. Özal´a başbakanken düzenlenen suikast soruşturması da Özel Harp tehdidiyle örtbas edilmişti. (31) Örtbasın derin devletin refleksleriyle alakalı olabileceği, devletin Ecevit ve Özal´ı da korkutan çok büyük bu örgütle yüzleşmeyi göze alamayacağı için gerçekleri örtbas etmeye göz yumacağı söyleniyor.

1990 sonunda İtalya´da patlayan Gladio skandalı gösterdi ki, tüm NATO ülkeleri bu teşkilata üye olurken gizli bir antlaşma ile muhtemel bir Sovyet işgaline karşı hazırlık amacıyla bu dairelerin kurulmasını kabul etti. Daire mensuplarına terör, kaos ve karışıklık çıkarma yöntemleri öğretildi. Gladio skandalı sonrası tüm Nato üyeleri bu dairelerin varlığını ve teröre bulaştığı iddialarını kabul etti.

Bir tek Türkiye hariç. Bu Daire´nin gizli bile olsa bir devlet anlaşmasıyla kurulmuş olması.. Daire´nin Kıbrıs savaşında Türk direniş hareketini başarıyla örgütlemiş olması.. Daire´ye üye yüzbin sivil üye ile askeri mensuplarının varlığı.. İşte bu ve belki başka olgular bu daireyi dokunulmaz kılıyor, üzerine gidilmesini ve tasfiyesini güçleştiriyor olabilir.

Başbakan´a yönelik gizli dinleme ve olası şantaj girişimlerinin arkasında Ergenekon örgütlenmesinin, daha güçlü bir olasılık olarak da onun daha üstünde yer aldığını söyleyebileceğimiz ´kontrgerilla´ denilen Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) bulunduğunu söyleyebiliriz. Özal´ın etrafındaki tehlikeli çemberin Başbakan´ın etrafında bulunmadığını söylemek mümkün değildir. Başbakan´a yönelik çok sayıda suikast girişimi ortaya çıkarıldı. Atabeyler mangası Özel Harpçi subayların yer aldığı ilk suikast girişimi olayı değildi. 4x4´lük suikast planı olmasına karşın dava çok ilginç şekilde örtbas edildi. Tanksavar roketiyle Başbakanın uçağının düşürülmesi planı da yine Ergenekon soruşturması kapsamında soruşturulan diğer suikast girişimlerinden birisiydi. Başbakanın koruma polislerinin son dönemde sık sık değiştirilmeye başlandığını da hatırlayalım. Her önleme karşın Başbakanın ofisine girebilen bu güçler çok sayıda gizli dinleme aygıtını yerleştirmeyi de başarabiliyor. Bunlar ortaya çıkarılabilenler.. Muhtemeldir ki henüz tespit edilemeyen başka cihaz ve tehditler de var.

Ergenekon´un halen faaliyette olduğu biliniyor. Geçtiğimiz aylarda Malatya Zirve katliamının ardında da bu örgütün bulunduğu somut delillerle iddia edildi. (32) Savcının hazırladığı iddianame kabul edilerek dava açıldı. Davayla ilgili hazırlanan 19 sanıklı ek iddianamede halen Ergenekon sanığı olarak tutuklu yargılanmakta olan Emekli Orgeneral Hurşit Tolon´un, Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği görevini yürüttüğü 1993 yılında, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekât Dairesi (TUSHAD) isimli gizli bir yapılanmayı kurduğu ve Ergenekon terör örgütünün talimatları doğrultusunda eylemler yaptığı ileri sürülüyor. Yine iddianameye göre Tushad isimli Ergenekon hücresi, Özel Harp Dairesi mensuplarından meydana gelmekte. Bu iddiaları doğrulayan çok sayıda yeni delil, dava sanığı bir binbaşının akrabası tarafından mahkemeye teslim edilen harddiskten çıktı. (33) Yine diğer bir yeni delil İstanbul´daki Ergenekon davasına bakan mahkemeden Malatya savcılığına gönderildi. (34)

Tekrar hatırlatmak gerekirse Ergenekon bağlantılı Aydınlık davasında yargılanan sanıkların, Başbakan´ın gizli görüşmelerini kaydettikleri ve bir kısmını Aydınlık gazetesinde yayınladıkları ortaya çıkmıştı. Bu yeteneğe sahip olan Ergenekon örgütünün elinde başka kayıtların da olabileceği akla geliyor. (35)

Geçtiğimiz aylarda ortaya çıkan Hasdal cezaevinde tutuklu yatan bazı generallerin ses kayıtlarında, ellerinde hükümetle ilgili dosyalar olduğunu belirttiklerini de bu noktada hatırlatalım. Bu ifadeler de şantaj şüphesini güçlendiriyor. 24 Mayıs 2012 tarihinde medyaya yansıyan ses kaydında şu ifadeler yer alıyordu: Bir iki aya kadar da ve bilgiler de gelen bilgiler de emareler de o yönde. Bir yasa tasarısı gündemde. O yasayla bizi çıkaracaklar. Bu ülke ya ekonomik krizle ya bir iç savaşla kendine gelecek. Bu iki seçenekten bir tanesi kapımızı çalacak. Ondan sonra dönüş yolu orada başlayacak. Ki başbakan hakkında da yani onların da sıkıntıları var. Onlar da bir zaman gelip o dosyaları çıkacak. Yani bir değil on değil. Onların çıktığı anda dibe vuracaklar. (36)

İşte detaylı şekildeki yukarıda aktardığımız hepsi birbiriyle örtüşen bu bulgular, akıllara bazı soruları getiriyor:

- Başbakan ne yapmaya çalışıyor? PKK terörünü ortadan kaldırmak için bir taraftan örgütle görüşmeler yapılırken diğer taraftan halen varlığını sürdürdüğünü çok sayıdaki bulgu ile ortaya koyduğumuz darbe tehlikesine karşı o kesimi yumuşatmaya mı çalışıyor?

- Daha yakın zamana kadar orduda komuta zaafı yok, gidenlerin yeri doldurulur denilirken şimdi en üst düzeyde Başbakan´ın ağzından bu zaafın dile getirilmesi şaşırtıcı değil midir?

- Elinde delil varsa bir an önce kararını ver, uzatmanın alemi yok cümlesi nasıl bir cümledir? Bu açıklamalar, yargıya açık bir baskı değil midir?

- Başbakan´ın yargıya açık baskısı ve şaşırtıcı açıklamaları kimilerinin dediği gibi bir seçim yatırımı mı? Yoksa başkanlık sistemine geçişte kamuoyu desteğini alma yatırımı mı?

- Birileri açığını ya da ayıbını yakaladığı Başbakan´a şantaj mı yapıyor? Hükümet bundan dolayı mı sürekli geri adım atıyor?

- Eski başbakanlar Bülent Ecevit ile Turgut Özal´ı korkutan gücün Başbakan Erdoğan´ı da korkuttuğu söylenebilir mi?

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) yirmidort.tv/politika/basbakan-sansursuz-ozelde-sorulari-yanitladi-h24215.html

(2) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=1707 1706 1705 1699 1696

(3) dha.com.tr/bu-dalgalarda-ulke-bogulur_309610.html

(4) yirmidort.tv/politika/basbakan-sansursuz-ozelde-sorulari-yanitladi-h24215.html

(5) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5093

(6) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5021

(7) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5023

(8) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4588

(9) sabah.com.tr/Yazarlar/ilicak/2013/01/29/infaz-erteleme

(10) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4598

(11) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4667

(12) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5023

(13) yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=20361&y=AbdullahMuradoglu

(14) cumhuriyet, 17 Kasım 1990

(15) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4636 3904

(16) youtube.com/watch?v=7MjQxoIlGuo

(17) youtube.com/watch?v=5xHM5xjc-Y8

(18) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=bulent-arinc-suikast

(19) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1596

(20) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2054

(21) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2045

(22) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1312

(23) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5031 4726 4553 4391 2526 2461 2343

(24) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5099

(25) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1317

(26) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5033

(27) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=Ö.xox.HD

(28) kontrgerilla.com/OHD.asp

(29) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5072 5057 5055

(30) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5091 4996 4992 4989 4987 4973 4969 4961 4960 4930 4921 4918

(31) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3904

(32) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4645

(33) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5098 5097 4985

(34) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5099

(35) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4667 4598

(36) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4596 4580 4572 4115

ÜLKETV HABER BÜLTENİ CANLI YAYIN BÖLÜM 1

(29 Ocak 2013, 17:23)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

BÖLÜM 2

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

Arınç´a suikast iddiası ve kozmik arama manşetlerimiz

2007 kaos süreci Özel Harp işi

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Cumhurbaşkanlığı sürecinde kışkırtmalar

Başbakan´a şantaj mı yapılıyor?

Başbakan´ın telefon görüşmesini yayınladılar

Ergenekon dinliyor, Aydınlık yayınlıyor

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon Aydınlık´ta: Yeni belgeler

Koşaner´in ses kaydı mahkemede

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

ERGENEKON´UN HENÜZ ORTAYA ÇIKARTILAMAYAN YEDEK (İDHAR) KADROLARI

Savcılar Ergenekon ´İdharı´nın peşinde

Gölcük´teki çuvallar devede kulak: Savcılar iz peşinde

Ergenekon davası gerekli mi?

Ergenekon henüz çökertilemedi

Su uyur cuntacı uyumaz: İşte ispatı

Ergenekon hala diri, Bakıcı kaçabildi

7. iddianame: Ergenekon hala faal

Ergenekon hala aktif: Planları çökünce yenisini yapıyorlar

Ses kaydı: Yeni darbe hazırlığı

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5101    yazdır/print


 

Yargıtay´dan Ergenekon´a delil şoku

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, mahkeme emriyle yapılan ancak kanunda belirtilen diğer arama şartları yerine getirilmeyen aramalarda elde edilen delilleri hukuka aykırı sayarak mahkumiyet kararını bozan Yargıtay 8. Ceza Dairesi´nin kararını kaldırdı. Kurul kararına gerekçe olarak; ´Sırf arama sırasında şekle ilişkin koşulun ihlal edilmesine dayanılarak arama ve aramada ele geçen deliller hukuka aykırı sayılamaz.´ dedi. Ergenekon operasyonları sırasında ele geçirilen bazı delillerin hukuka aykırı elde edildiği ve bu nedenle delil olarak kabul edilemeyeceği Ergenekon sanık ve avukatlarınca sürekli dile getirilmekteydi. Ergenekon çevrelerini şok eden Yargıtay Ceza Kurulu´nun bu kararına tek bir üye karşı çıktı: Ergenekon çevrelerine yakınlığıyla bilinen ve ses kayıtları internette yayınlanmış olan Hamdi Yaver Aktan..

27.12.2012 10:37 Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kanundaki açık hükme aykırı olarak yapılan aramada bulunan silahı hukuka aykırı delil sayarak mahkumiyet kararını bozan Yargıtay 8. Ceza Dairesi´nin kararını kaldırdı.

Birecik´te ruhsatsız silah suçundan sanığın evinde, Sulh Ceza Mahkemesi´nin kararına dayanılarak arama yapıldı. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu´nun 119/4. maddesinde “Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur” hükmüne aykırı olarak aramada savcı, iki ihtiyar heyeti üyesi veya iki komşu hazır bulunmadı. Buna rağmen evde bulunan kaleşnikofa el konuldu. Birecik Asliye Ceza Mahkemesi sanığa, ruhsatsız silah bulundurmak suçundan 5 yıl hapis ve adli para cezası verdi. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, aramada hazır bulunması gerekenlere ilişkin kanun maddesine uyulmadığı için bu kararı bozdu. Kararda, usulsüz aramada bulunan kaleşnikof yüzünden ceza verilemeyeceği, sanığın suçu inkar etmesi nedeniyle de beraat verilmesi gerektiği belirtildi. Yargıtay Başsavcılığı bu karara itiraz etti.

“Hak ihlaline yol açmaz!”

İtirazı kabul eden Ceza Genel Kurulu, delilleri hukuka uygun saydı ve dosyayı yeniden Daire´ye gönderdi. Kararda, sanığın aramaya ilişkin şikayeti olmadığına vurgu yapılarak, şu görüşler savunuldu:

“İlliyet bağı, etkileme gücü ve hak ihlali kriterlerine yer vermeden yapılan bir değerlendirme, herhangi bir hakkın ihlal edilmediği, her türlü basit şekli aykırılıkların mutlak bozma sebebi sayılmasını gerektireceği için, ceza yargılamasında hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açabilecek son derece ağır sonuçları da birlikte getirecektir.

Sırf arama sırasında şekle ilişkin koşulun ihlal edilmesine dayanılarak arama ve aramada ele geçen deliller hukuka aykırı sayılamaz. Her şekle aykırılık aynı zamanda bir hak ihlaline de yol açmaz. Olayda savcı, iki ihtiyar heyeti üyesi veya iki komşu bulunmadan yapılan aramada, CMK´nın 119. maddesine şekli bir aykırılık söz konusu ise de herhangi bir hakkın ihlal edildiği söylenemeyecektir. Usulüne göre alınmış arama kararına istinaden, herhangi bir hak ihlaline neden olunmadan yapılan arama sonunda ele geçirilen delillerin, sadece arama sırasında bulunması gereken kişilerin orada bulundurulmaması suretiyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle hukuka aykırı elde edilmiş delil sayılmaları ve mahkumiyet hükmüne dayanak teşkil edememeleri kabul edilemez.”

“Hukuk devleti”

Karara karşı çıkan tek Yargıtay üyesi olan Hamdi Yaver Aktan ise aramada savcının olmasının emredici bir kural olduğu, esnetilemeyeceği, yorumla değiştirilemeyeceğini belirtti. “Aramada hak ihlali yapılmamıştır” yorumuna katılmayan Aktan, “kanuna aykırı aramanın zaten sanığa tanınan hakkın ihlali olduğunu” belirtti. Hukukta, şekli ihlal ya da nispi ihlal/mutlak ihlal gibi bir ayrıma yer verilmemesi gerektiğini belirti:

“Unutulmamalıdır ki bir gün nispi ihlaller çoğalabilir ve bu halde de usul kuralları ve güvencelerine yer kalmaz. Hukuk devletinde her suç aydınlatılmalıdır. Ancak her suç hukuka uygun olarak elde edilmiş delillerle aydınlatılmalıdır. ´Delillere kıymayalım´ yorumuyla basit ihlal/mutlak ihlal, usule değil esasa bakılmalı biçimindeki yaklaşım hukuk devleti ilkesini de gereksiz kılan sonuca götürür.”

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Ergenekon sanıkları ve avukatlarını üzecek devrim gibi karar aldı. Kurul; silah temininden yargılanan sanıkların terör suçundan da yargılanması gerektiğine karar verdi.

Ergenekon Terör Örgütü soruşturmasına bakan ve TMK´nın 10. maddesi ile görevli Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş; Yargıtay Ceza Genel Kurulu´nun kararını örnek alarak, Danıştay saldırısında kullanılan ve kamuoyunda hayalet silah olarak bilinen Glock marka silahı Alparslan Arslan´a temin eden 4 tutuklu sanık hakkında ek iddianame hazırladı. İddianamede; sanıkların silahlı terör örgütlerine silah sağlama suçunu işledikleri bildirildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi de, söz konusu iddianameyi Ergenekon davasıyla birleştirdi.

Yargıtay dün de benzer bir karar almıştı

Dün basına yansıyan haberlerde de Yargıtay Ceza Genel Kurulu´nun bir başka benzer karar verdiği ortaya çımıştı. Buna göre Yargıtay Ceza Genel Kurulu, terör suçlarını işleyenlere silah temin eden şahısların da terör suçuyla yargılanmasına karar vermişti. Bu durum, Danıştay saldrısında kullanılan glock marka tabancayı Alparslan Arslan´a satan şahısların da Ergenekon terör örgütü davasında yargılanmasının haklılığını ortaya koymuş oluyor. Arslan´a silahı temin eden 4 şahıs; Aykut Metin Şükre, Kenan Özay, Selçuk Özkan ve Erkan Ayyıldız hakkında Ergenekon savcısınca dava açılmış, bu dava Ergenekon davasıyla birleştirilmişti.

HAMDİ YAVER AKTAN´IN ERGENEKON DELİLLERİNE İTİRAZI ANLAMLI

Yargıtay 8. Ceza Dairesi üyesi Hamdi Yaver Aktan´ın adı Ergenekon soruşturması sürecinde çok sık gündeme geldi. Aktan´ın şok içerikli ses kayıtları internete düştü. Bu kayıtlarda Aktan, eski Başsavcı İlhan Cihaner ve diğer sanıklar hakkında açılan Erzincan Ergenekon davasının Erzurum mahkemesinden Yargıtay´a fotokopi evrak ile alınması skandalında başrolü oynadı. Çok ağır suçlamalarla yargılanan sanıklar, dava Yargıtay´a alındıktan sonra tahliye edildiler. Türkiye´nin gündemini sarsan ve uzun bir süreci kapsayan bu skandal gelişme üzerine, 12 Eylül darbecileri hakkında yıllar önce ilk iddianameyi hazırlayan ve bu nedenle de savcılıktan atılan Sacit Kayasu; ´Ergenekon´un Yargıtay´a da sıçramış olabileceğini´ açıkça dile getirdi. (1)

Kayasu´nun bu şok suçlamasını destekleyen bulgular çok fazla. Biz burada sadece Hamdi Yaver Aktan´la ilgili bazı bulguları aktarmakla yetinelim. İlk sıraya, son gelişme olması nedeniyle herhalde bu habere de konu olduğu gibi, Aktan´ın Ergenekon delillerini delil olmaktan çıkarma gayretini koymak gerekir.

Bir diğer önemli bulgu, Ergenekon iddianamelerinde de yer verildiği gibi onun ´Kent Otel Toplantıları´ adıyla bilinen ve Yargı üst düzey üyeleriyle bir çok Ergenekon sanıklarının buluştuğu toplantılara katılmasıydı. Aktan, Ergenekon sanıklarıyla kurduğu yakın ilişkiyle gündeme gelmişti. Ergenekon iddianamelerinde örgüt toplantıları olarak geçen Kent Otel seminerlerine düzenli olarak katıldığı belirtilen Aktan´ın çocuğunun sünnet düğününe gelen davetliler arasında, Suriye´de kaldığı dönemde MİT´in düzenlediği suikast operasyonunu terörist başı Abdullah Öcalan´a önceden haber vermekle suçlanan Ergenekon sanığı Yalçın Küçük de vardı. Düğüne çok sayıda Ergenekon sanık avukatı da katılmıştı. Aktan´ın ismi İşçi Partisi´nde yapılan aramalarda ele geçirilen CD´de de geçiyor. Ergenekon tutuklusu Hikmet Çiçek´ten çıkan CD´deki dokümanlarda Aktan için Teşekkür edelim. (TV için Danıştay´daki çabalarına) notu bulunuyor. Ergenekon davası temyiz için Yargıtay´a gittiğinde dosyaya bakacak üyeler arasında Yargıtay 8. Ceza Dairesi üyesi Hamdi Yaver Aktan da bulunuyor. Kent Otel´deki örgüt toplantılarının müdavimlerinden olan Aktan, Cumhuriyet gazetesine Ergenekon davası aleyhinde yazdığı makalelerle tanınıyor. (2)

Yine Ergenekon 3. İddianamesi´nin 44´üncü ek delil klasöründe yer alan telefon kayıtlarında, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin davayı tamamlayıp hüküm vermesinden sonra Ergenekon dosyasının temyiz için Yargıtay 8. Dairesi´ne gönderilmesinin yargıdaki Kontrgerillacılar tarafından hedeflendiği yer alıyordu. Daha önce ´Telefon dinlemelerinin tek başına delil olamayacağı´ yönünde karar veren Yargıtay 8. Dairesi´nin üç üyesinin Kent Otel toplantılarına katıldığı belirtiliyor. Hurşit Tolon´un kardeşi Bülent Tolon ile tutuksuz sanık Erdal Şenel´in telefon konuşmalarında Kent Otel toplantıları ve oraya katılan Yargıtay 8. Daire üyelerinin ilerleyen süreçte muhtemel temyiz durumunda Ergenekon davasına bakacakları için bu isimlerin Kent Otel toplantılarına katılımlarının gizlenmesi gerektiği konuşuluyor. Tolon, tutuklanma gerekçeleri arasında yer alan Kent Otel toplantılarının gizli bir amacı olmayan, herkese açık, devletin ve sivil toplum örgütlerinin katıldığı toplantılar olduğunu göstermek için tutuksuz sanıklardan katılımcı listesini istiyor. Listeyi vermek istemeyen Ergenekon sanığı Erdal Şenel ise, telefonun dinlenebileceği uyarısına rağmen Hurşit Tolon´un kardeşi Bülent Tolon´un ısrarı üzerine ´Toplantıya katılanlar arasında 8. Daire üyeleri var. Bak bu adamların isimleri verilirse yarın bu davaya bakacaklar´ diyerek uyarıda bulunuyor. Kent Otel toplantılarının katılımcı listesinde, çok sayıda yüksek yargı mensubuyla birlikte, 8. Daire üyeleri de bulunuyordu. Engin Aydın´da bulunan listeye göre, toplantılarda yüksek yargıdan şu isimler bulunuyordu: Hamid Yaver Aktan (Yargıtay 8. Daire üyesi), Ali Erol Özgenç (Yargıtay 8. Daire üyesi), Hulusi Özek (Yargıtay 8. Daire üyesi), Akın Demir (Yargıtay 8. Hukuk üyesi) (3)

Ancak asıl bulgu, Hamdi Yaver Aktan´ın internete düşen ses kayıtları.. Bu arada hemen hatırlatalım. Ses kayıtlarının ilgili kişiye ait olup olmadığı, tıpkı parmak izi ya da ıslak imza gibi laboratuvarlarda kesin doğrulukla belirlenebiliyor ve bu laboratuvar raporları mahkemelerde delil olarak kabul ediliyor.

8. Ceza Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan´a ait olduğu iddia edilen kayıtta şu ifadeler yer alıyordu: Dosya birleştirildikten sonra önce tüm sanıklar tahliye edilecek. Sonra biraz uzatıp dosya kapatılacak. Burada süreci biraz uzatmamız gerekiyor. Göndermiyorum derse ne yapacaksınız? Fotokopi bile gönderse birleştirme kararı ver. Fotokopi bile olsa ben olsam birleştiririm, basarım tahliyeyi. (4)

Ses kaydına yansıyan bu plan harfi harfine uygulandı. Yargıtay, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner´in ´görevi ihmal´den yargılandığı davada, iki yüksek yargıca ait olduğu iddia edilen ses kaydındaki kurtarma planını doğrulayan bir karar aldı. Yargıtay 11. Ceza Dairesi´nde yapılan duruşmada Cihaner´in Erzurum´da ´Ergenekon terör örgütüne üye olmak´ suçlamasıyla yargılandığı dava dosyasının aslı yerine, CD üzerinden incelenmesine ve davaların birleştirilmesinin değerlendirilmesine hükmetti. Ardından da sanıklar tahliye edildi. (5)

AKTAN: ONAMA MI BOZMA MI SEN SEÇ!

Hamdi Yaver Aktan´ın internette yayınlanan diğer bir ses kaydı da şok içerikliydi. Ses kaydı, Yargıtay´da işlerin nasıl yürüdüğünü, duruma göre davaların nasıl hızlandırıldığını ya da yavaşlatıldığını, hatta onama ya da bozma kararının yandaş kişilerin tercihlerine bırakıldığını gösteriyordu. Bu habere de konu olan delillerin hukukiliğinin her şartta ve tam olarak sağlanmasında güya ısrar eden Aktan´ın ses kaydındaki ifadeleri ise onun hukukla arasının aslında iyi olmadığını çarpıcı şekilde gösteriyordu.

Ses kaydında konuşan Aktan, bir dosya ile ilgili olarak karşısındaki kişiye “Onama mı istiyorsun, bozma mı?” diye soruyor, ardından da “Yaz şuraya” diyor. Bu görüşmenin 2010 yılı Haziran ayında, Hamdi Yaver Aktan´ın odasında geçtiği belirtiliyor. Ses kaydındaki diğer kişinin kimliği ise bilinmiyor. Meçhul şahıs Aktan olduğu ileri sürülen kişiyi sözünde durmamakla, işi geciktirmekle suçluyor. Ve 8. Ceza Dairesi´nde temyiz incelemesinde bulunan dosyasının bozulması talebinde bulunuyor. (6)

AKTAN: YARGITAY BAŞSAVCISI YALÇINKAYA KAPATMA DAVASI İÇİN ÇOK KORKAK!

Hamdi Yaver Aktan´ın internette yayınlanan bir başka ses kaydını da hatırlatalım. AK Parti´ye kapatma davası 15 Mart 2008´de açıldı. İstihbarat birimleri, bu olaydan birkaç ay önce Cumhuriyet Gazetesi yazarı İlhan Selçuk´u Ergenekon soruştutması kapsamında teknik takibe almıştı. Gazeteciler arasında geçen konuşmalar, sonuçları hesaplanarak davanın açıldığını gösteriyordu. İlginç gelişme ise, Ergenekon davasına bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, kapatma davasının Ergenekon örgütü tarafından açtırıldığı iddiaları üzerine gitmesi ve kapatma davasının iddianamesini hazırlayan 5 yargıtay savcının ifadesini almaya karar vermesi olmuştu. Sabah yazarı Nazlı Ilıcak, bu gelişmeyi şu satırlarla yorumluyordu:

Yargıtay 8. Ceza Dairesi üyesi Hamdi Yaver Aktan, Yargıtay Başkanlığı yarışı için 3 isim belirlemişti. (İnternete düşen ses kaydında) Kim kendilerine daha iyi hizmet ederse, onun destekleneceğini söylüyordu. Aktan´ın, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi üyesi Fatih Arkan´la yaptığı konuşma: Kenarda yan çizerek, oturarak olmayacağını anlasınlar. Herkesin bir projesi var. Ersan´a da açık söyledim. Bunu yaparsanız geçersiniz. Kadir´e de söyledim; 3´ünüz varsınız. Abdurrahman Bey bir dava daha açabilir... Açılırsa seçimi olumsuz etkiliyor... O da müthiş korkak, hepimizi içeri atarlar... Neyi atıyorlar, Yargıtay Başsavcılığı´ndan içeri atarlarsa... Bu ülkede ihtilal olur. İçeriye girmekten çıkmaktan korkuyorsan, o zaman bir takım görevlere talip olma. Bırak başkası yapsın.

Bu konuşma, yargının hangi tertipler içinde bulunduğunu göstermiyor mu? Demek birinci davadan sonra Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya´ya bir dava daha sipariş edilmiş. (7)

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1922

(2) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1828

(3) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=921

(4) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1826

(5) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=cihkurop

(6) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=2784%202778%202771

(7) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4849

(27 Aralık 2012, 10:37)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ERGENEKON VE BALYOZ DAVALARINDA DELİL TARTIŞMALARI

Yargıtay: Silah temini terör suçu

Danıştay ve Ergenekon davalarının birleştirilmesi manşetlerimiz

Yargıtay´dan Erzurum Mahkemesi için suç duyurusu

Ses kaydı: Yargıtay´ın Cihaner planı

Yargıtay´dan kolaylık: Onama mı bozma mı, sen seç

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

Hamdi Yaver Aktan´la ilgili manşetlerimiz

Cihaner´i Yargıtay´da kurtarma planı manşetlerimiz

Yargıda Kontrgerilla örgütlenmesi

Eski Savcı açık konuştu: Ergenekon Yargıtay´a da sıçradı mı?

Ergenekon soruşturmasını/davasını akamete uğratma girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5025    yazdır/print


 

Başbakanı dinleyen derin güç kim?

Başbakan Erdoğan´ın evinin altındaki çalışma ofisinden gizli dinleme cihazlarının çıkması, bu dinlemeleri kimin yaptığı sorusunu gündeme getirdi. Ergenekon sanıkları emekli generaller Şener Eruygur ile Levent Ersöz´ün Jandarma komutanlıkları döneminde örtülü ödenekten milyonlarca liralık cihaz alındığı ve bu cihazların halen kayıp olduğu biliniyor. Dinlemelerin bu cihazlarla yapılmış olabileceğini ileri sürenler, Başbakan ve diğer bazı AK Parti yetkililerinin resmi ve gizli telefon konuşmalarının Ergenekon yayın organı olarak nitelendirilen Aydınlık´ta yayınlandığını da hatırlatıyorlar. Ergenekon´un bitirilemediğini ve hala çok güçlü olduğunu gösteren çok fazla bulgu var.

26.12.2012 09:53 Başbakan Tayyip Erdoğan´ın, “Evimin altındaki ofisimde böcek çıktı. Ben dahil telefon dinlemeleri devam ediyor.” açıklaması bu dinlemeleri kimin yaptığı sorusunu gündeme getirdi. İstihbarat uzmanları kolluk güçlerinin elindeki dinleme cihazlarının envantere kayıtlı olduğuna dikkat çekiyor. Başbakan´ın makam odası ve ofisinde çıkan cihazların ise bu envanterde bulunmadığı belirtiliyor. Ortam dinlemesi yapan ´böcek´lerin şarj süresinin 3 ila 5 gün, menzilininse 100 ile 500 metre arasında olduğu ifade ediliyor. Envanter dışı dinleme cihazı alımı Ergenekon soruşturması sürecinde gündeme gelmişti. Eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur ve Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz döneminde örtülü ödenekten milyonlarca liralık cihaz alındığı ortaya çıkmıştı. Bu cihazların akıbeti konusunda ise net bir bilgi yok.

İstihbarat uzmanları bugün kolluk güçlerinin elindeki dinleme cihazlarının envantere kayıtlı cihazlar olduğuna dikkat çekiyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın makam odası ve ofisinde çıkan cihazların ise envanterde bulunmadığı belirtiliyor. Emniyet´in elinde bulunan ve ortam dinlemesi yapan ´böcek´lerin şarj süresi 3 ila 5 gün, menzili ise 100 ile 500 metre arasında. Prize monte edilemiyor, pille çalışıyor. Erdoğan´ın ofisinde bulunan dinleme cihazının markası ve dolayısıyla özelliklerinin ne olduğu bilinmiyor. Doğrudan prize takılabilen ´böcek´lerde dinleme süresi sınırsız. Dinleme cihazlarının şubat ayında bulunduğu belirtiliyor. Ancak markası ve özellikleri bilinmediği/açıklanmadığı için Başbakan´ın ne kadar zamandır dinlendiği belirsiz. Alınan bilgilere göre bugüne kadar Başbakanlık´tan savcılığa suç duyurusunda bulunulmadı. Emniyete de ulaşan bir bilgi ya da müracaat yok. Aynı şekilde herhangi bir MOBESE kaydı veya parmak izi de tespit edilmiş değil. Yakın mesafede bir apartman, daire ya da araç taraması yapılıp yapılmadığı bilinmiyor.

Envanter dışı dinleme cihazı alımı ise Ergenekon soruşturması sürecinde gündeme geldi. Eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur ve Jandarma İstihbarat Daire Başkanı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz döneminde örtülü ödenekten milyonlarca liraya cihazlar alındığı ortaya çıktı. Bu cihazların akıbeti konusunda net bir bilgi ise yok. Ergenekon iddianamesine yansıyan bilgilere göre örtülü ödenekten 5 dinleme ve 2 internet izleme cihazı alınmıştı. Cihazların halen jandarmanın elinde olduğu iddia ediliyor.

Yine Ergenekon soruşturması sırasında İşçi Partisi´nin yayın organı Aydınlık Gazetesi ve Ulusal Kanal´da arama yapılmış ve Başbakan Erdoğan´a ait dinleme kayıtlarına ulaşılmıştı. Bir diğer kayıt da Erdoğan ile işadamı Remzi Gür arasında geçtiği iddia edilen konuşmaydı. Bu kayıtların, Ergenekon sanığı eski Jandarma Genel Komutanı Eruygur´un talimatı ile alındığı iddia edilmişti. Gölcük Donanma Komutanlığı´ndaki gizli zuladan çıkan belgeler arasında da önemli ipuçları vardı. AK Parti´ye karşı izlenecek strateji ve uygulanacak taktiklerin sıralandığı bir belgede, Erdoğan´ın da aralarında bulunduğu AK Partililere ait telefonların dinlenmesi talimatı göze çarpıyordu. Belgede, “Tehdit bellidir. Ancak niyetlerini tespit edebilmek için bilgi toplamaya ihtiyaç vardır. AKP niyet ve politikalarının erken tespiti, milletvekillerinin takibi ve zaaflarının tespiti konularına yoğunlaşmak gerekli.” deniliyordu. Bu ´bilgilerin´ toplanmasında da Jandarma Genel Komutanlığı´nın istihbarat imkanlarının artırılması öneriliyordu. Gölcük´teki aramalarda özel dinleme aletlerinin de çıktığı kaydedilmişti. (1)

ERGENEKON DİNLİYOR, AYDINLIK YAYINLIYOR

Hatırlanacağı gibi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın, dönemin KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat´la yaptığı telefon görüşmesinin kayıtlarının Aydınlık dergisinde yayımlanmasının ardından 19 Ekim 2009 tarihinde Aydınlık gazetesine polis operasyonu düzenlenmiş, aramalarda içerisinde gizli dinleme kayıtları bulunan CD´ler ele geçirilmişti. 1999-2004 dönemine ait konuşmaları kapsayan CD´lerde Başbakan Erdoğan´dan KKTC Cumhurbaşkanı Talat´a, bakanlar ve belediye başkanlarından ABD´li yetkililere ve gazetecilere kadar onlarca kişiye ait konuşma kaydı bulunmaktaydı. Aydınlık´taki aramalarda ayrıca büyük bölümü Yargıtay´da görev yapan hakimlere ait fişleme kayıtları da ele geçirilmişti. Birçok hakimle ilgili olarak, ´siyasi görüşleri ve yakınlık kurdukları siyasilerle´ ilgili değerlendirmelerin yer aldığı fişlemelerle birlikte, hakimlerin telefon görüşmelerine ilişkin döküm tutanakları da elde edilmişti.

CD´lerdeki kayıtlar üzerinde başlatılan detaylı sorgulamalar, Erdoğan´ın, başbakan olmadan önceki bazı görüşmelerinin bile kayda alındığını ortaya koymuştu. Kayıtlar arasında, Erdoğan´ın başbakan olmadan önce ziyaret ettiği, Özal ailesinin eski avukatı, TÜSİAD eski İstişare Konseyi üyesi ve Yeni Yüzler Partisi Genel Başkanı Münci İnci ile yaptığı görüşme de bulunuyordu. 1999-2004 arasındaki dönemde yapıldığı anlaşılan telefon kayıtları arasında, Erdoğan´ın dönemin KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat´ın yanı sıra, Kadir Topbaş ve Remzi Gür´le yaptığı telefon görüşmeleri de yer alıyordu.

Aydınlık´ta ele geçirilen kayıtların sahipleri

Tayyip Erdoğan, Cemil Çiçek, Ali Babacan, Hilmi Güler, Egemen Bağış, Mehmet Ali Talat, Kadir Topbaş, Melih Gökçek, Remzi Gür (İşadamı), Münci İnci (Avukat), Cüneyd Zapsu, Alvaro De Soto (BM Kıbrıs Özel Temsilcisi), John Hanford (ABD Dışişleri yetkilisi), Bülent Alirıza (CSIS Türkiye Temsilcisi), Yalçın Balcı, Murat Yetkin (Gazeteci), Serdar Denktaş, Hakan Aygün (Gazeteci)

AYDINLIK´A İLK DAVA 2009´DA AÇILDI

Bu soruşturmanın tamamlanmasıyla Aydınlık ve Ulusal Kanal´ın iki yöneticisinin de sanıkları arasında yer aldığı ´Islak İmza´ davası açılmış, sanıklar Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlanan ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ konulu Islak İmza davasında yargılanmaya başlamışlardı. Bu davanın daha sonra İkinci Ergenekon davasıyla birleştirilmesiyle de sanıklar yayınlarını Ergenekon Terör Örgütü´nün talimatları doğrultusunda yapmak suçlamasıyla Ergenekon davasının sanıkları haline gelmişti.

İKİNCİ DAVA 2012´DE AÇILDI

Bu olaydan iki yıl sonra 19 Ağustos 2011 tarihinde Aydınlık ve Ulusal Kanal´a polis operasyonları düzenlenmiş, bu operasyonlarda ele geçen belgelerden hareketle de 06 Aralık 2011 tarihinde Aydınlık gazetesi, Ulusal Kanal ve İşçi Partisi bürolarına ek operasyonlar düzenlenmişti. Bu operasyonlarda gözaltı ve tutuklamalar yaşanmış, çok önemli belgeler ele geçirilmişti. Aydınlık gazetesi sahibi Mehmet Sabuncu´nun dairesinde yapılan aramalarda Başbakan Erdoğan, soruşturma savcısı Cihan Kansız ve Taraf Gazetesi yazarı Yasemin Çongar adına alınmış sahte mail adresleri bulunmuştu. Bu soruşturma sonucu hazırlanan iddianame 25 Nisan 2012 tarihinde Ergenekon davasına da bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti. Aydınlık gazetesi sahibi Mehmet Sabuncu, İşçi partisi lideri ve Ergenekon tutuklu sanığı Doğu Perinçek´İn oğlu Mehmet Perinçek, İşçi Partisi (İP) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bedri Gültekin, İP İstanbul İl Başkanı Erkan Önsel, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Turhan Özlü´nün de aralarında bulunduğu 14 sanık Ergenekon terör örgütü üyesi olmak, örgüt talimatları doğrultusunda yayın yapmakla suçlanmışlardı. İddianamede, örgüt tarafından temin edilen siyasilere ait ses kayıtlarının, Aydınlık grubu tarafından yayınlandığı aktarılıyor, bunun gazetecilik değil, Doğu Perinçek´in talimatıyla gerçekleşen ´örgütsel´ bir faaliyet olduğu belirtiliyordu. İlerleyen süreçte, ´Aydınlık Davası´ olarak adlandırılan bu dava da Ergenekon davasıyla birleştirildi.

BAŞBAKAN´A ŞANTAJ MI YAPILIYOR?

03 Temmuz 2012 tarihli Ses kaydı haberlerine hapis başlıklı haberimizde, bu haberle de bağlantısı olduğuna inandığımız bir iddiayı dile getirmiştik: Başbakan´a şantaj mı yapılıyor? (2)

Hatırlanacağı gibi hükümet şok edici bir girişimle ses kayıtlarının haberleştirilmesini 02 Temmuz 2012´de Meclis´ten geçirdiği bir yasa ile yasaklamıştı. Sapla samanın birbirine karıştırıldığı bu girişim ile habercilik kısıtlanmış, hükümet adeta ayağına kurşun sıkmıştı. Oysa bir çok darbe hazırlığı ve yasadışı girişimler internete sızan bu ses kayıtlarıyla ortaya çıkarılmış, çok sayıda soruşturma açılmıştı. Önceki gün de Ergenekon davasına bakan mahkemenin talebi üzerine, internete sızan bu kayıtlardan, emekli generaller İsmail Hakkı Karadayı, Işık Koşaner, Aytaç Yalman, Hıfzı Çubuklu, Şener Eruygur ile Mukaddes Eruygur ve istihbaratçı Albay Ömer Faruk Gürüz´ün de aralarında bulunduğu toplam 17 kişiye ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarınının çözümleri mahkemeye gönderilmişti. 17 kişinin ses kaydının bir davada dikkate alınması dahi ses kayıtlarının haberleştirilmesinin yasaklanmasının ne kadar yanlış bir girişim olduğunu göstermeye yeterli olsa gerek. (3)

Ses kayıtlarının haberleştirilmesinin yasaklanması sürecinde dikkat çekici gariplikler de gözlendi: Yasanın ikide bir gündeme gelip kamuoyunun tepkisi üzerine gündemden düşmesi.. Hükümet yetkililerinin bu gelgitlerde düştüğü çelişkiler.. Yasanın Başbakanın ısrarı üzerine bir kez daha gündeme gelmesi.. Kamuoyunu ikna için bir çaba harcanmaması.. Hükümet milletvekillerinin dahi içeriğinden son saatlere kadar haberdar olmadığı ve ´ben yaptım, oldu´ şeklindeki kaba bir yöntemle Meclisten geçirilmesi..

Bu yasağa karşı yaptığımız haberlerde darbe tehlikesinin hala sürdüğünü somut bulgularla göstermiştik. Aşağıda bunları olabildiğince kısa şekilde vermeye çalıştık. Özellikle Genelkurmay Karargahında yakın aylarda yapıldığı anlaşılan çok gizli bir toplantıya ait ses kaydı şok edici içerikteydi. Bir darbe hazırlığının halen sürdüğünü kanıtlıyordu. Üzerine niye hala gidilmiyor, anlaşılır gibi değil. Ancak bizim ve diğer bazı basının tüm uyarılarına karşı ses kayıtlarının haberleştirilmesine yasak geldi.

Başbakan Erdoğan son bir kaç gündür derin devletin tamamen bitirilemediğini, bitmesinin de mümkün olmadığını açıklıyor. Çalışma ofisinde çok sayıda dinleme cihazları bulundu. Anlaşıldığına göre bulunmaya da devam ediyor. Devletin en üst makamları tehdit altında. T.C.´nin 1 no´lu şahsı Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın zehirlendiğinin örtbas edildiğini gösteren güçlü bulgular var. Kamuoyunda oluşan kanaat bu. Şurası çok açık bir gerçek ki, bizim çok sayıdaki haberlerimizde de dile getirdiğimiz gibi 1993 yılı içinde bir suikast fırtınası yaşandı. Tüm bulgular birbirini tamamlıyor ve güçlendiriyor. Kürt sorununa demokratik bir çözüm getirmeye çalışan Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile ona bu konuda destek veren ekibi, yani Bakan Adnan Kahveci, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Albaylar Kazım Çillioğlu ve Rıdvan Özden´in peşpeşe şüpheli ölümleri, PKK-derin devlet bağlantısını yakalayan gazeteci Uğur Mumcu´nun ölümü, Sivas ve Başbağlar katliamları, Bitlis´e babası kadar yakın, çatkapı içeri girecek kadar samimi Binbaşı Cem Ersever´in ölümleri birbiriyle bağlantılı ölümler.

Dediğimiz gibi tüm bulgular birbirini tamamlıyor ve güçlendiriyor. Komutan suikastleri olarak adlandırdığımız bu şüpheli ölümlerle ilgili web sitemizde çok fazla ve ayrıntılı haber yaptık. Hepsinin birbiriyle bağlantısı olduğu anlaşılan bu ölümlerden Özal´ın şüpheli ölümü varsayalım örtbas edilse bile peki ya Başbakanken ona düzenlenen suikasta ne demeli? Suikasti soruşturan savcının engellenmesine ve hatta kızının kaçırılmasına ne demeli? Ayrıca aynı ekipteki yukarıda saydığımız diğer ölüm ve katliamlara ne demeli? Birisi örtbas edilse diğerleri ortada.. Yani yıllardır soruşturulmayan ve ancak son bir iki senedir soruşturulmaya başlanan ve giderek hepsinde Ergenekon´un izine rastlanan bu soruşturmalarda savcılar zaman aşımına girmek üzere olan bu dosyalara somut şüpheli ve delil koymaya fırsat bulamadan dosyalar kapanırsa bu dosyalar gerçekte kapanmış mı olacaktır?..

Bu cinayetler fırtınasının ardında çok büyük bir örgütlenmenin olduğuna dair çok sayıda somut bulgu çıktı ve çıkmaya da devam ediyor. Son örnek, Malatya Zirve katliamı davasında Ergenekon´un izine ulaşılması oldu. 1993 yılında TSK içinde yapılandırılan ve günümüze kadar da varlığını sürdüren Tushad isimli çok gizli Ergenekon hücresinin bu katliamı düzenlettiği iddia ediliyor. Bazı çevreler örgütün 2001´den önce var olmadığını ileri sürmekteydiler. Ancak ortaya çıkan çok sayıda bulgu, örgütün 1990´lı yıllarda da bilindiğini, hatta ´Ergenakon´ adıyla 70´li yıllarda dahi var olduğunu gösteriyor. Bu iddiaya dair delilleri web sitemizde ayrıntılı olarak göstermiştik. (4)

Hurşit Tolon liderliğindeki ´Tushad´ Ergenekon hücresinin TSK içinde oluşturulma tarihine dikkat çekmek istiyoruz. Çünkü Türkiye´nin yakın tarihinde ´kara yıl´ olarak nitelendirilen bu yıl içinde komutan cinayetleri denilen ve peşpeşe gelen olaylarda sivil ve askeri kişiler hayatlarını kaybettiler. Sırasıyla Uğur Mumcu cinayeti, Eşref Bitlis ve Turgut Özal´ın şüpheli ölümleri, Bingöl´de 33 asker katliamı, Sivas ve Başbağlar katliamları, Bahtiyar Aydın ve Cem Ersever cinayetleri gerçekleşti. Ardından terörü demokratik açılım ve barış yoluyla durdurma projesi rafa kaldırıldı. Bir ekip tasfiye edildi. Emin Çölaşan´ın yıllar önce hayretle aktardığı ve akrabası olan Cindoruk´a dayandırdığı iddiasında (5), Cumhurbaşkanı Özal için yakında gidici bu diyenlerden Süleyman Demirel yeni cumhurbaşkanı oldu. Yeni cumhurbaşkanı ve hükümetler ile de yeni bir devlet politikası uygulanmaya başlandı. MGK´da, yani en üst düzeyde alınan kararlarla, teröre karşı şiddete, köy yakmalara, köylülere dışkı yedirerek gözlerini korkutmaya, teröre desteklerini kesmeye, yargısız infazlara ve faili meçhullere dayanan kontrgerilla türü bir mücadele yürütüldü. Bir taraftan PKK güçlendirildi, diğer taraftan Türk-Kürt halkları arasındaki uçurum daha da derinleştirildi.

Suikastlere kurban giden bazı jandarma komutanlarının Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis´e, onun da Cumhurbaşkanı Turgut Özal´a ulaştırdığı raporlarda şok bilgiler vardı. Teröre yardım eden, terörden rant elde eden yani silah ve uyuşturucu kaçakçılığı yoluyla teröristlerle menfaat işbirliğine giden, ihanet içerisinde olan bazı subayların isimleri bildiriliyordu. 16´sı subay toplam 34 devlet görevlisinin adının yer aldığı listedeki kişilerin devlet kademelerinden uzaklaştırılmaları tavsiye ediliyordu. Bu raporların hemen ardından komutan cinayetleri adı verilen ve yukarıda sıraladığımız cinayet fırtınası başladı. Tasfiyesi istenen 16 subaydan bazılarının isimleri ortaya çıktı. Tümgeneral Ahmet Yavuz, Tuğgeneral Levent Ersöz, Albay Levent Göktaş, Albay Fikri Karadağ, Korgeneral Selahattin Uğurlu, Tuğgeneral Nevzat Bekaroğlu ve Tuğgeneral İsmail Kuru. Bu kişilerden bazıları Ergenekon ve Balyoz davalarının sanıkları oldu.

Bu suikast fırtınasında, özellikle Başbakanken Turgut Özal´a yönelk suikast girişiminde Özel Harp Dairesi´nin adı geçti. Soruşturmanın bu dairenin tehditleriyle nasıl durdurulduğu, savcının kızının o günlerde kaçırıldığı ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı iken Özal´ın danışmanlarından biri de diğer bir Özel Harp Komutanı Org. Kemal Yamak idi. Hangi birisini sayalım, o kadar çok bulgu var ki.. Bunlar Özal´ın etrafında o dönem ne kadar tehlikeli bir çember olduğunu göstermeye yeterlidir. (6)

KUTSAL SAVAŞÇILARIN GÖZ YUMULABİLECEK EYLEMLERİ OLABİLİR Mİ?

Özel Harp demişken, belki olayın şu yönüne de dikkat çekmek gerekir. Özel Harp Dairesi (ÖHD), Kıbrıs´ta rum işgalcilere karşı Türk Mukavemet Teşkilatı´nı (TMT) teşkilatlandırıp rumlara karşı gerilla savaşı yürütülmesine öncülük etti. Yani kutsal bir iş yaptı. Ancak bunu yaparken Kıbrıs´taki camileri bile bombaladıklarını, bu dairenin komutanlarından Org. Sabri Yirmibeşoğlu bir TV programında ağzından kaçırdı. (7) Gafını farkedip düzeltmeye çalıştıysa da söylenen sözler tevil edilemeyecek şekilde açıktı. Zaten Özel Harp denilen kontrgerilla savaşının karakteristik özelliği düşman yaptı izlenimi vererek hedef grubu halkın gözünde karalamaktır. Cami bombalama deyince Balyoz darbe planınını hatırlatmadan da olmaz. Bu planda halkı galeyana getirip ayaklanmaya kışkırtmak için yapılacak eylemlerden birisi de Beyazıt ve Fatih camilerinin, üstelik de en kalabalık olduğu Cuma namazı çıkışında bombalanması vardı. Çıkacak kaos sonrasında askerlerin yönetime gelmesi hedeflenmişti. Geçtiğimiz haftalarda sonuçlanan Balyoz davasında bu iddialar sabit görülerek sanıklar ağır hapis cezalarıyla cezalandırıldılar.

Rumların adada yaptığı katliamlar yeterli görülmemiş olacak ki, onların yaptığı izlenimi verilen cami bombalamalarla Türklerin tepkisi arttırılmak istenmiş olmalı. Aynı dönemlerde ´6-7 Eylül Olayları olarak adlandırılan, 6 - 7 Eylül 1955´te İstanbul´da yaşayan başta Rumlar olmak üzere azınlıklara yönelik tahrip ve yağma hareketinin de planlı bir Özel Harp operasyonu olduğunun açığa çıktığını hatırlayalım.

Kıbrıs´ta başka olaylarda da Özel Harp´in adı geçti. Gazeteci Kutlu Adalı´nın öldürülmesi ile bir çok bombalı terör eyleminin ardında Özel Harp Dairesi ile Ergenekon örgütünün bulunduğu ileri sürüldü. Ancak bu konuda KKTC´de başlatılan soruşturma hükümet değişince skandal şekilde örtbas edildi. Yine Ergenekon soruşturma sürecinde Kıbrıs´ın Ergenekon örgütü için ne kadar önemli olduğu, Ergenekon sanıklarının orayla bağlantıları da ortaya çıktı. (8)

Kıbrıs´taki Özel Harp yapılanmasında ve şüpheli olaylarda Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş´ın da rol aldığı ileri sürüldü. Denktaş´ın bu iddiayı güçlendiren bir sözü şok ediciydi: Eh bizim çocuklar da bir şeyler yaptı işte!.. (9)

1990 yılı sonunda İtalya´da patlayan Gladio skandalı, ikinci dünya savaşı ertesinde tüm NATO ülkelerinde ABD öncülüğünde bu teşkilatların kurulduğunu, hükümet ve meclislerden dahi gizlendiğini ortaya çıkardı. Türkiye´de de var olduğunu 1970´li yıllarda Başbakan Ecevit tesadüfen öğrendi. Ödeneğini ABD´den alan bu daire Kıbrıs davasında ambargo uygulanması neticesinde ödenek alamayınca Türk hükümetine müracaat etti. Böylece varlığı öğrenildi. Başbakan Ecevit bu dairenin kontrgerilla türü bir savaş tarzı yürütme yeteneğinde olduğunu, elemanlarının sivil ve askerlerden meydana geldiğini, elemanlarına terör çıkartma yöntemleri de öğretildiğini öğrenince dehşete düştü. Dairenin üzerine ne kadar gittiyse de demokratik denetim mekanizması içine almayı başaramadı. Ecevit´e çok ilginç silahlarla suikast girişimleri yapıldı. Ecevit olayın üzerine daha fazla gidemediğini itiraf etti ve işin peşini bıraktı. Ecevit, Özel Harp´in sivil uzantısının açığa çıkarıldığında ülkede çok tehlikeli tertiplere girişebileceklerinden korktuğunu bu nedenle işin peşini bıraktığını açıkladı. Ecevit gibi Özal da başbakanken kendisine düzenlenen suikast girişiminde Özel Harp´in izine ulaştı. Ancak bir yerden sonra üzerine gidemedi. Cumhurbaşkanlığına hazırlanıyordu. İşin peşini şimdilik kaydıyla bıraktı. Cumhurbaşkanı olunca anayasa değişikliği yaparak bu güçleri yenmeyi planlamıştı. Ama birileri suikastler fırtınası başlatarak planları tamamen değiştirdi.

ÖZAL´IN ETRAFINA ÖRÜLEN TEHLİKE ÇEMBERİ BAŞBAKAN´A DA MI ÖRÜLÜYOR?

Tüm bunlarla varmak istediğimiz nokta, Ecevit´i ve Özal´ı korkutan gücün Başbakan´ı da korkutuyor olabileceği.. Başbakan´a yönelik gizli dinleme ve olası şantaj girişimlerinin arkasında Ergenekon örgütlenmesinin, bir olasılık da onun daha üstünde yer aldığını söyleyebileceğimiz ´kontrgerilla´ denilen Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) yer aldığı kuvvetle muhtemeldir. Özal´ın etrafındaki tehlikeli çemberin Başbakan´ın etrafında bulunmadığını söylemek mümkün değildir. Başbakan´a yönelik çok sayıda suikast girişimi ortaya çıkarıldı. Atabeyler mangası Özel harpçi subayların yer aldığı ilk suikast girişimi olayı değildi. 4x4´lük suikast planı olmasına karşın dava çok ilginç şekilde örtbas edildi. Tanksavar roketiyle Başbakanın uçağının düşürülmesi planı da yine Ergenekon soruşturması kapsamında soruşturulan diğer suikast girişimlerinden birisiydi. Başbakanın koruma polislerinin son dönemde sık sık değiştirilmeye başlandığını da hatırlayalım. Her önleme karşın Başbakanın ofisine girebilen bu güçler çok sayıda gizli dinleme aygıtını yerleştirmeyi de başarabiliyor. Bunlar ortaya çıkarılabilenler.. Muhtemeldir ki henüz tespit edilemeyen başka cihaz ve tehditler de var.

03 Temmuz 2012 ve 05 Haziran 2012 tarihlerinde yayınladığımız Başbakan´a şantaj mı yapılıyor? içerikli haberlerimizdeki satırların halen geçerliliğini koruduğunu yukarıda sıraladığımız bulgulardan hareketle söyleyebiliriz. Ses kayıtlarının yasaklanma girişiminin yaşandığı günlerdeki bazı gelişmeler şantaj ihtimalini akıllara getirmiş ve şöyle demiştik:

Özel yetkili mahkemelerin kaldırılacağı yönündeki iddialar hukukçuların sert tepkisine neden oldu. Adliye önünde toplanarak tepkilerini ortaya koyan hukukçuların görüntüsü, kısa zaman önce Balyoz davasını adeta basarak mahkeme heyetini eleştiren ve ardından salonu terkeden, salon dışında da basın mensuplarına görüşlerini açıklayan ´Darbeci Baro´ lakaplı İstanbul Barosu avukatlarını hatırlattı. Rollerin değiştiğini düşündüren birbirine zıt olan bu iki görüntü, neler oluyor sorusunu sorduruyor. İstanbul Barosu, özel yetkili mahkemelerle ilgili son yasa değişikliklerini çok olumlu bulduğunu da açıklamıştı.

Bir diğer gelişme, son günlerde peşpeşe çıkan ve hepsi Hasdal askeri cezaevi kaynaklı olan ses kayıtlarında, bu cezaevinde yatan Balyoz davası tutuklu sanıkları generallerin tehdit ve intikam dolu açıklamalar yapması ve bu kayıtların internete verilmesi.. Kamuoyunu ürperten kayıtlarda gayet sakin konuşan generaller, buna karşın çoluk çocuk demeden intikam alacaklarını belirtiyor, Başbakan ve Cumhurbaşkanı´nı açıkça tehdit ediyorlar. Kayıtlarda konuşan generaller, yapılan yasa değişiklikleriyle kısa zaman sonra dışarıya çıkacaklarından emin konuşmaktalar. Generallerden biri de, Herşeyi Hasdal´dan idare ediyoruz diyor.

Bir diğer gelişme, hükümetin ses kayıtlarını haberleştirmeyi yasaklayan ve hapis cezasıyla cezalandıracak bir yasa tasarısını Meclise sevketmiş olması. Yasa tasarısı meclisten aynen geçerse sesleri kaydedip internete verenler değil onu haber yapanlar hapisle cezalandırılacak.

Bir diğer gelişme de, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ya da yetkilerinin kısıtlanmasına yönelik yasa tasarısı hazırlıkları..

Hepsi birbiriyle örtüşen bu gelişmeler, akıllara şok bir şüpheyi getiriyor. Birileri açığını ya da ayıbını yakaladığı Başbakan´a şantaj mı yapıyor?.. Hükümet bundan dolayı mı sürekli geri adım atıyor?.. Ergenekon´un halen faaliyette olduğu biliniyor. Dün ilk duruşması yapılan Ergenekon bağlantılı Aydınlık davasında yargılanan sanıkların, Başbakan´ın gizli görüşmelerini kaydettikleri ve bir kısmını Aydınlık gazetesinde yayınladıkları ortaya çıkmıştı. Bu yeteneğe sahip olan Ergenekon örgütünün elinde başka kayıtların da olabileceği akla geliyor. (10)

Bu satırları yazdıktan kısa süre ortaya çıkan Hasdal cezaevinde tutuklu yatan bazı generallerin ses kayıtlarında, ellerinde hükümetle ilgili dosyalar olduğunu belirttiklerini de hatırlatalım. Bu ifadeler de şantaj şüphesini güçlendiriyor. 24 Mayıs 2012 tarihinde medyaya yansıyan ses kaydında şu ifadeler yer alıyordu: Bir iki aya kadar da ve bilgiler de gelen bilgiler de emareler de o yönde. Bir yasa tasarısı gündemde. O yasayla bizi çıkaracaklar. Bu ülke ya ekonomik krizle ya bir iç savaşla kendine gelecek. Bu iki seçenekten bir tanesi kapımızı çalacak. Ondan sonra dönüş yolu orada başlayacak. Ki başbakan hakkında da yani onların da sıkıntıları var. Onlar da bir zaman gelip o dosyaları çıkacak. Yani bir değil on değil. Onların çıktığı anda dibe vuracaklar. (11)

SAVCILAR: ERGENEKON HALA DİRİ

Ergenekon Terör Örgütü´nün idhar (yedek) kadrolarının şu ana kadar sadece bir kısmının ortaya çıkarılabildiği, bir çok hücresinin ise deşifre edilemediği savcılarca iddianamelerde belirtiliyordu. Son olarak İnternet andıcı iddianamesinde de bu tespit yer almıştı. Ses kaydı: Yeni darbe hazırlığı başlığıyla 31 Mayıs 2012 tarihinde yayınlanan haberimizde (12) ayrıntılı şekilde işlediğimiz gibi, son örneğini Mustafa Bakıcı´nın yurtdışına kaçışının oluşturduğu savcıların bu tespitini doğrulayan çok sayıda bulgu var.

İŞTE O BULGULAR

- Malatya Zirve katliamını çok gizli bir Ergenekon hücresinin düzenlediğinin ortaya çıkması. Komutan cinayetleri adı verilen Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis ve çok sayıda askeri ve sivil yetkilinin ölümünde de bu yapılanmanın izlerine rastlanması. Tushad isimli TSK içindeki bu çok gizli yapılanmanın izinin halen sürülüyor olması. (13)

- Ergenekon´un TSK içindeki çok gizli askeri yapılanması olarak nitelendirilen ´Karargah Evleri´ne yönelik Savcı Zekeriya Öz tarafından başlatılan soruşturmanın halen sürmesi. (14)

- Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a yönelik suikast girişimi olayı. Bu olayda 8 Özel Harp Dairesi elemanının yer alması. Bu elemanların Ergenekon tutuklusu Muzaffer Tekin, bazı DHKP-C örgüt üyeleri ve Ergenekon´un gençlik yapılanması olduğu iddianamelerde dile getirilen Türk Gençlik Birliği´nin (TGB) bazı üyeleriyle bağlantılarının tespit edildiği iddiası. Olayın hemen ardından Özel Harp Dairesi´nin merkezindeki ´kozmik oda´da yapılan ve 1 ay süren aramalarda çok sayıda belgeye el konulması. Ayrıca bu soruşturmanın 3 yıldır halen sürmesi. (15)

- Arınç´a suikast girişimi olayından bir kaç ay sonra Özel Harp Dairesi´ne ait bir kamyon el bombasının Ankara´da el geçirilmesi. 940 el bombasından bazılarının Ergenekon soruşturması kapsamındaki 12 olayda ele geçen bombalarla aynı seriden olduğunun kriminal incelemelerle ortaya çıkarılması. Yine bombaların Ergenekon´un yanı sıra değişik zamanlarda polis kayıtlarına girmiş 59 terör olayıyla da bağlantılı çıkması. (16)(17)

- Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı ile telefonla yaptığı gizli resmi devlet görüşmelerinin Aydınlık´ta yayınlanması ve bununla Ergenekon operasyonlarına karşı misillemeye girişilmesi. (18)

- 2010 yılı sonunda Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şubenin zemin karoları altında Ergenekon örgütünün kozmik arşivi olarak nitelendirilen çuvallar dolusu belgenin ele geçirilmesi. Belgelerin imha edilmeyerek saklanması, örgütün onları kullanmakta olduğu anlamına geliyor. Belgelerde sürekli güncellemelerin yapılmış olması da, örgütün gelişmelere göre belgeleri güncellediği şeklinde yorumlanıyor. (19)(20)

- Ergenekon soruşturmasına her zaman soğuk bakan ve eleştiren Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ´un bizzat astlarının ihbarıyla tutuklanarak andıç davasında sanık haline gelmesi. Andıç ve ıslak imza kapsamında Genelkurmay´da evrak ve harddisk imha operasyonu yürütülmesi. Andıç davası ıslak imza davası ile birleşti. Ergenekon Terör Örgütüne yönelik soruşturma 2007 yılında başladı. Ancak ıslak imza ve andıç gibi planların tarihi 2009. Yani halen soruşturma sürerken örgütsel faaliyet devam etmekteydi. (21)(22)

- Ergenekon örgütünün medya sitesi olarak nitelenen Odatv operasyonunda çok önemli belgelerin ele geçirilmesi. ´Ulusal Medya 2010´ ismi verilen belgede, Ergenekon ve benzer davaların nasıl yıpratılacağı talimatlarının yer alması ve Odatv´nin geçmişteki yayınlarına da bakıldığında bu belgedeki talimatları yerine getirdiğinin görülmesi. (23)

- Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın Ergenekon örgütüne yardım ve yataklıktan tutuklanması. Avcı´nın örgüt üyelerine polis operasyonlarını bildirmesi, polis takibinden kurtulma taktikleri vermesi, yakalanmak üzere olan bazı üyelere yurt dışına kaçmaları uyarısında bulunması. Yakalanacağını anladığında ise polis içindeki cemaat üyelerinin Ergenekon ve diğer tüm soruşturmaları yürüttüğünü, bu davalara bakan tüm savcı ve hakimlerin cemaat üyesi olduğunu, hatta Deniz Baykal seks kaseti olayının dahi cemaat işi olduğunu iddia edecek kadar ileri giderek kamuoyunda bu soruşturma ve davaların siyasi olduğu imajını vermeye çalışması. Avcı´nın Odatv davası ile Ergenekon örgütüne taşeron eylem yapmakla suçlanan Devrimci Karargah terör örgütü davasında sanık olması. Avcı´nın 90´lı yıllarda Dev-Sol´u derin devletin kontrolündeki Derin-Sol örgütüne dönüştürmede çok önemli bir rol üstlendiği de ortaya çıktı. (24)

- Dink cinayetine dair şok edici yeni ayrıntıları ortaya çıkaran Bugün gazetesi yazarı Adem Yavuz Arslan´a mermi ve beyaz bereli paket gönderilmesi. (25)

- Erzincan Ergenekon davasındaki kritik bir tanığa yönelik silahlı saldırı. Aynı tanığa dava sanığı eski Başsavcı ilhan Cihaner´in tehdit ve baskı yapması. (26)

- Erzincan Ergenekon davasında CHP´li iki milletvekilinin tanıklara baskı yapması, yüksek miktarda para vererek Ergenekon sanıkları aleyhindeki ifadelerini değiştirmeye zorlaması. Bu milletvekillerine Ergenekon üyeliği suçlamasıyla dava açılması. Erzincan davasında sanık olan eski Başsavcı Cihaner´in de tanıklara tehdit ve baskı yapması. (27)(28)

- Güneydoğu´da görülmekte olan Temizöz davası ile İstanbul´da görülmekte olan Ergenekon davasının tanıklarına çok sayıda baskı ve tehditler uygulanması. Geçtiğimiz günlerde Ergenekon gizli tanığına ifadelerini değiştirmesi için baskı yaptığı kanıtlanan dava sanığı Sedat Peker´e dava açıldı. (29)(30)

- Ergenekon tutuklusu tuğgeneral Levent Ersöz´e yönelik hastanede suikast girişimi. (31)

- Sivas Ermeni cemaat lideri Minas Durmazgüler´e suikast girişimi. (32)

- Gölcük belgeleri üzerine Poyrazköy´de yapılan kazılarda suikast amaçlı yeni silahlar ve çok özel plastik patlayıcılarının bulunması. (33)

- Erzincan Ergenekon davasının şok müdahale ile yargıtaya alınması, suçsuz insanları silahlı göstermeye çalışmakla suçlanan sanıkların tahliye edilmesi ve bununla adeta isnat edilen suçlara devam etmelerine izin verilmesi. 12 Eylül darbecileri hakkında ilk iddianameyi hazırlayan eski Savcı Sacit Kayasu´nun bu duruma tepki gösterip, Ergenekon´un Yargıtay´a sıçramış olabileceğinden açıkça bahsetmesi. Bu tespiti doğrularcasına, Yargıtay binasında bulunan Siyasi Partiler Bölümü´ndeki bir fakstan soruşturma altındaki eski Başsavcı ilhan Cihaner´e ´Seni dinliyorlar, dikkat et´ şeklinde uyarı faksının çekilmesi. (34)(35)(36)

- Ergenekon davalarına bakan çok sayıda hakime yargıtayda skandal şekilde tazminat cezaları verilmesi. (37)

- Ergenekon sanığı Mehmet Haberal´ın sağlıklı olduğunu gösteren raporların hastanelerdeki örgüt üyesi olduğu şüphesi ortaya çıkan doktorlarca mahkemelerden saklanması. Doktorların Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanması. (38)(39)

- Erzincan´da Ergenekon örgütlenmesine yönelik ikinci bir soruşturmanın halen yürütülüyor olması. (40)

- Kara Kuvvetleri EDOK Komutan vekili Korg. Tevfik Özkılıç´a ait olduğu ileri sürülen ve 31 Mayıs 2012 tarihinde internette yayınlanan ses kaydının da gösterdiği gibi EDOK içinde hala darbe hazırlığı içinde olan, bilgisayarlara güvenmeyen, deşifre olmaktan korkan ve yazışmalarını kurşun kalemle yapan çok gizli birimler varlığının anlaşılması. (41)

- Hasdal askeri cezaevindeki tutuklu subayların peşpeşe internette yayınlanan ses kayıtlarında, hapisteki darbecilerin umutlarını koruması, ´bir herşeyi takip ediyoruz merak etmeyin´ diye birbirlerine cesaret vermesi. Halen görevde olan bazı generallerin de subaylara hitaben hükümeti ve politikalarını eleştiren konuşmalar yapmaları. (42)

- TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu´nun 26 Kasım 2012´de basına yansıyan raporunda, Sovyet işgaline karşı ´Ölüm Üçgeni´ denilen Adapazarı-Bolu-Sapanca bölgesinde gömülen silahların, başta Kürt işadamları olmak üzere faili meçhul cinayetlerde kullanıldığının belirtilmesi. Devlette kaydı olmayan bu silahlar kaybolduğunda kimsenin hesap soramadığının, Özel Harp Dairesi´nin bu silahları kullanmak için sayıları yüz binlerle ifade edilen sivili eğitip, toplum içinde uyuttuğunun kaydedilmesi. Yine bundan iki yıl önce, 2010 yılında hazırlanan TBMM Araştırma raporunda da, Türkiye´de geçmişte yaşanmış bir çok terör ve suikast olayından Özel Harp Dairesi´nin sorumlu tutulması. (43)

- Deniz Harp Okulu´ndaki genç subayları tahrik etmeye yönelik çabaların son haftalarda yoğunlaşması. (44)

İşte farkına varabildiğimiz bulgulardan yukarıda kısaca yer verdiğimiz bu örnekler, Ergenekon´un geçmişte var olmuş, faaliyete geçmeyen, düşünce ya da plan bazında kalmış bir girişim olduğuna dair savunmaları çökertiyor.

Şüphesiz örnekler daha da çoğaltılabilir. Haberal´ın tutuklanmasından sonra Ergenekon operasyonları durdu deniliyor. Peki Ergenekon ya da diğer bir deyişle kontrgerilla bitti mi, çöktü mü?.. Şu ana kadar sadece tetikçilere ya da orta düzey birimlere, onların da pek azına ulaşılabildiği söylenebilir. Danıştay saldırısında bir avukat. Malatya Zirve cinayetinde 2 genç. Dink cinayetinde 17 yaşında Ogün Samast. Ergenekon´da da 3-5 astsubay, Andıç davalarında suçu birbirlerinin üstüne atan bir kaç general, o kadar.. Ama iddialara göre NATO´ya girmemiz sonrası kurulan Özel Harp Dairesi´ne bağlı kuvvetlerin sivil hayatta kullandığı yaklaşık 10 bin kişi var. Bunlardan 5 bini siyah kuvvet denilen, silah kullanan, her türlü saldırı ve savunma eğitimini almış paramiliter gruplar. Çok tehlikeliler. Her türlü provokasyonu yapabilecek, Taksim, Maraş, Gazi Mahallesi olayları gibi olayları kolaylıkla organize edebilecek adamlar. Her biri bir Yeşil ve Çatlı. Onlara henüz ulaşılamadı. Fırsat kolladıkları uygun ortam bulur bulmaz faaliyete geçecekleri ileri sürülüyor.

Belki ´Karargah Evleri´ ve ´Tushad´ gibi soruşturmalar, örgütün buzdağının altındaki kısımlarına doğru götürebilir savcıları. Ancak Özal´ın vücudunda zehirlerin tespit edilmesine karşın zehirlenmenin olmadığının iddia edilebilmesi olayında da konuşulduğu gibi kamuoyuyla yüzleşmekten çekinen devlet refleksleri, soruşturmaların daha derine inmesini zorlaştırabilir ya da engelleyebilir. Ama unutulmasın ki, Başbakan Turgut Özal da kendisine düzenlenen suikastin üzerine bir yerden sonra gitmemiş, Cumhurbaşkanlığı makamına geçince o makamın gücüyle onları mağlup edebileceğini düşünmüştü. Ancak yanıldığı kısa sürede açığa çıktı. Başbakan Erdoğan´ın yanıldığını da umarız görmeyiz. Ancak ofisine kadar giren örgütü gördükçe kamuoyunun endişelendiği söylenebilir. Ergenekon´la mücadelede daha etkin tedbirlerin alınması, Özal´ın şüpheli ölümünün üzerine gerekirse zaman aşımını ortadan kaldıracak yasal değişikliklerle daha etkin gidilmesini sağlamak hükümete düşen önemli bir sorumluluk.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) zaman.com.tr/politika/ortulu-odenekle-aldigi-dinleme-cihazlari-hala-kayip/2032996.html

(2) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4598

(3) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5021

(4) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4648

(5) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3568

(6) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=tozalsuikast

(7) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2276

(8) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=kib.xox.ris-erge

(9) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=385%20266

(10) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4667%204598

(11) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4596%204580%204572%204115%20

(12)kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4588

(13) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4648

(14) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=karevleri.xox.savsak

(15) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=bulent-arinc-suikast

(16) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=1605%201596

(17) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=bombkardes

(18) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=erge-se.xox.s-kayit-tayyip

(19) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=10cuvbelge

(20) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2609

(21) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=interandic

(22) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m=4888%202324%201799%201767

(23) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=3719%203064%203002%203000

(24) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=hanefavci

(25) gundem.bugun.com.tr/-bi-ermeni-var-a-kursunlu-tehdit-140134-haberi.aspx

(26) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=2548%202535%202319%202114

(27) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5016

(28) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=2319%201984

(29) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=erge-tanik-.xox.karalama

(30) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4988

(31)kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=3831%203262%203010%202455%202445%201322%201236%201226

(32) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=3474%203241%202564%202353

(33) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=2667%202665

(34) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=cihkurop

(35) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4623

(36) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1629

(37) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=yargittazmin

(38) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=haberalkoruma

(39) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4620

(40) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=1840%201789

(41) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4588

(42) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4580%204572%204514%204507%204186%204175

(43) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4962

(44) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4993

(26 Aralık 2012, 09:53)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Başbakan´a şantaj mı yapılıyor?

Başbakan´ın telefon görüşmesini yayınladılar

Ergenekon dinliyor, Aydınlık yayınlıyor

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon Aydınlık´ta: Yeni belgeler

Koşaner´in ses kaydı mahkemede

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

ERGENEKON´UN HENÜZ ORTAYA ÇIKARTILAMAYAN YEDEK (İDHAR) KADROLARI

Savcılar Ergenekon ´İdharı´nın peşinde

Gölcük´teki çuvallar devede kulak: Savcılar iz peşinde

Ergenekon davası gerekli mi?

Ergenekon henüz çökertilemedi

Su uyur cuntacı uyumaz: İşte ispatı

Ergenekon hala diri, Bakıcı kaçabildi

7. iddianame: Ergenekon hala faal

Ergenekon hala aktif: Planları çökünce yenisini yapıyorlar

Ses kaydı: Yeni darbe hazırlığı

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

TBMM: Terör Özel Harp işi

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Üsteğmen: PKK vuruluyor, düşürün Heronu

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5023    yazdır/print


 

Koşaner´in ses kaydı mahkemede

Emekli orgeneraller İsmail Hakkı Karadayı ve Işık Koşaner ile emekli orgeneral Aytaç Yalman´ın da aralarında bulunduğu 17 kişiye ait olduğu iddia edilen ´Ergenekon´ davasıyla ilgili internet ortamındaki ses kayıtları, emniyet tarafından çözümü yapılarak mahkemeye gönderildi. Diğer taraftan eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ile kuvvet komutanlarının Hasdal cezaevindeki Balyoz davası tutuklularını ziyaretlerine başlatılan soruşturmada takipsizlik kararı verildi.

24.12.2012 21:16 Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin sanık ve avukatların taleplerine ilişkin çeşitli kurumlara yazdığı yazılara cevap verildi.

Buna göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, mahkemenin talebi üzerine, dava sanıkları ile yakınlarına ait olduğu iddia edilen Ergenekon davasına ilişkin internet ortamında ve medyada yer alan ses kayıtlarının, çözümünü yaptı.

Gönderilen kayıtlar arasında, eski genelkurmay başkanlarından emekli Orgeneral Işık Koşaner´e ait olduğu iddia edilen internet ortamındaki Işık Koşaner Paşa´dan itiraflar... Tam bir skandal başlığıyla 23 Ağustos 2011´de yayımlanan 18 dakika 16 saniyelik ses kaydı ile Işık Koşaner Paşa´nın 2. şok ses kaydı olarak 25 Ağustos 2011 tarihinde yayımlanan 28 dakika 20 saniyelik ses kaydının çözümü yer alıyor.

Davanın tutuksuz sanıklarından emekli Orgeneral Şener Eruygur ile eşi Mukaddes Eruygur ve istihbaratçı Albay Ömer Faruk Gürüz arasında geçtiği iddia edilen 5 dakika 15 saniyelik, 16 Haziran 2012 tarihli ses kaydının çözümü de dosyaya gönderildi.

Emniyet, Ergenekon davasıyla ilgili açık kaynaklardan yaptığı çalışmalar sonucunda aralarında eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, emekli Orgeneral Aytaç Yalman ile tutuklu sanıklardan Tümgeneral Hıfzı Çubuklu´nun da aralarında bulunduğu 15 kişiye ait ses kayıtlarını da çözümleyerek dosyaya gönderdi.

Dursun Çiçek´ten Çapkın´a mektup

Öte yandan, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, mahkemenin yazılarına verdiği cevapların yanı sıra, davanın tutuklu sanıklarından emekli Albay Dursun Çiçek´in İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın´a yolladığı el yazısı mektubunu da mahkemeye iletti.

Çiçek, Çapkın´a hitaben yazdığı 30 Ağustos 2012 tarihli mektubunda, haksızlığa uğradığını savunarak, Haksızlıklar karşısında dilsiz şeytan olmanız mümkün değil. Her zaman hak ve hukukun, masumun yanında olduğunuzu, akıl ve vicdan sahibi, inanç ve insanlık değerleri olan bir emniyet müdürü olduğunuzu gösterin. Gerçek suçluları ve işbirlikçilerini Türk yargısına teslim edin ifadelerini kullandı.

Ayrıca, tutuklu yargılanan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´in talebi üzerine, MİT Müsteşarlığı da Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile 1995 yılı Ocak ayında yaptıkları mülakatla ilgili hazırlanan bilgi notunu mahkemeye yolladı.

KOŞANER´İN HASDAL ZİYARETİNE TAKİPSİZLİK KARARI

Diğer taraftan, dönemin Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ile kuvvet komutanlarının Hasdal askeri cezaevinde tutuklu olarak yatmakta olan Balyoz davasının asker sanıklarını ziyaretleri için başlatılan soruşturmada takipsizlik kararı verildi. Savcılık bu karar gerekçe olarak, komutanların Balyoz sanıklarını cezaevinde ziyaret ederek Balyoz mahkemesine baskı yaptıklarına ve örgüte üye olduklarına dair dava açmaya yeterli kanıt elde edilemediğini belirtti. Sivil toplum kuruluşu Adalet Platformu´nun suç duyurusu üzerine soruşturma başlatılmıştı.

18 Şubat 2011 tarihinde, dönemin Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ve Kuvvet Komutanları Hasdal cezaevinde yatan 24´ü general ve amiral olmak üzere toplam 102 muvazzaf Balyoz sanığına sürpriz bir moral ziyareti gerçekleştirmişti.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay ile Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Necdet Özel Hasdal Cezaevi´ne helikopterle gitmiş, ziyarette Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu da bulunmuştu.

Komutanların geçmiş olsun dileğinde bulundukları en üst düzeydeki toplu ziyaret, Silahlı Kuvvetler´in tutuklu subaylara moral ve dayanışma mesajı olarak yorumlanmıştı.

Suç duyurusunda bulunan ve soruşturmanın açılmasını sağlayan Adalet Platformu, savcılığın takipsizlik kararı vermesine tepki gösterdi. Ziyaretin darbe davasında yargılanan sanıklara açık bir destek, yargılamayı yapan mahkemelere ise açık bir tehdit ve baskı olduğunu, gövde gösterisi şeklinde düzenlenen bu ziyaretin takipsizlikle sonuçlandırılmasının asla kabul edilemeyeceğini belirten Platform, işin peşini bırakmayacaklarını açıkladı.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(24 Aralık 2012, 21:16)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ŞOK ses kaydı: Koşaner´den itiraflar

ŞOK ses kaydı: Koşaner´den itiraflar

Koşaner´in ses kaydı-1: TSK´da yönetim zafiyeti

Koşaner´in ses kaydı-2: Balyoz ve benzer konularda eleştiriler

Flaş!!! Koşaner´e soruşturma

Koşaner´in itirafları Gölcük etkisi yapacak

Flaş Çubuklu´nun ses kaydı Genelkurmay´ı sarsar

İşte Çubuklu´nun ses kaydı: Deliller böyle gizlendi

Koşaner: Gerekirse şantaj yapın

Karadayı´nın skandal içerikli ses kayıtlarıyla ilgili manşetlerimiz

Yalman darbeyi itiraf etti

Yalman´dan Başbuğ´a sağduyu tavsiyesi

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Işık Koşaner´e suç duyurusu

Flaş!!! Koşaner´e soruşturma

Paşaların Hasdal ziyaretine soruşturma

Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5021    yazdır/print


 

Tanık general, sanığa dönüşebilir

Ergenekon davasında, Muharrem Mutlu Arıkan tanık olarak ifade veriyor. Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma Başkanı Tümgeneral Arıkan´ın ses kaydı 1 yıl önce internete düşmüştü. Arıkan, kendisine ait olduğunu kabul ettiği ses kaydında, Ergenekon davasıyla ilgili çok çarpıcı ifadeler kullanıyordu. Geçtiğimiz günlerde ara karar alan mahkeme, Arıkan´ınkinin de aralarında olduğu bazı ses kayıtlarıyla ilgili soruşturma başlatılmasını istemişti. Bu gelişme, tanık Arıkan´ın süreç içinde sanık haline gelebileceğini gösteriyor.

11.09.2012 12:06 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 65´i tutuklu 274 sanıklı ´Ergenekon´ davasının 228´inci duruşması başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan salonda görülen duruşmaya, CHP İzmir Milletvekilli gazeteci Mustafa Balbay, gazeteci Tuncay Özkan, emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin´in de aralarında bulunduğu 40 tutuklu sanık katıldı. Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ve Sedat Peker´in de aralarında bulunduğu 25 tutuklu sanığın gelmediği duruşmada, bu davadan tutuksuz yargılanan ´Odatv davası´ kapsamında tutuklu bulunan Prof. Dr. Yalçın Küçük hazır bulundu.

TANIK MUHARREM MUTLU ARIKAN´IN İFADESİ

Duruşmaya, emekli Tümgeneral Muharrem Mutlu Arıkan´ın tanık olarak dinlenilmesiyle devam ediliyor. Yeminli olarak ifadesi alınan tanık emekli Tümgeneral Muharrem Mutlu Arıkan, 2008 yılında Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanlığı İstihbarata Karşı Koyma ve Güvenlik Daire Başkanlığı´na atandığını 2011 yılında da emekliye ayrıldığını söyledi. 12 Haziran 2009 yılında bir gazetede ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ isimli belgenin yer almasının ardından dönemin İstihbarat Daire Başkanı Korgeneral İsmail Hakkı Pekin (tutuklu sanık) beni aradı. ´Gazetede yer alan habere bir bak, araştır, işin gerçeği nedir´ dedi. Ben de ilk kez o gün Bilgi Destek Dairesi Başkanlığı´na gittim. Büyük bir masanın etrafından 2 albay ve 3-4 personel vardı. Masanın üzerinde bulunan Taraf Gazetesi´ni okuyorlardı. ´Bu nereden çıktı, kim hazırladı, Dursun Çiçek nerede? diye sordum. Genç subaylar da, ´Biz hazırlamadık, nereden çıkmış olabilir diye bakıyoruz. Dursun Çiçek henüz gelmedi diye cevap verdiler. Subaylar da şaşkınlık içindeydi. 5-10 dakika Bilgi Destek Daire Başkanlığı´ndan elde ettiğim bu ön bilgileri İsmail Hakkı Pekin´i arayarak bildirdim dedi. Daha sonra dava sanıklarından emekli Albay Dursun Çiçek´in kendisini aradığını anlatan Tanık Arıkan, Dursun Çiçek, ´Gazetede yer alan İrtica ile Mücadele Eylem Planı´nı biz de anlamadık, bizim dairenin işi değil dedi. Ben de Askeri Savcılığın olaya el koyduğunu söyledim. İrtica ile Mücadele Eylem Planı´nı hazırlayıp, hazırlamadığını sormadım. Çünkü Askeri Savcılık olaya el koymuştu. Olay artık kendi hukuk mecrasında ilerliyordu. Dursun Çiçek ile daha sonra telefonda ve yüzyüze irtibatım olmadı diye konuştu.

İfadesinin ardından duruşma savcısı Mehmet Ali Pekgüzel´in sorularını yanıtlayan tanık Arıkan, Bilgi Destek Dairesi Başkanlığı´nda kimlerle görüştünüz, odada kimler vardı? sorusuna şu cevabı verdi: Odada albaylar Ziya İlker Göktaş (sanık) ve Sedat Özüer (sanık) vardı. 3-4 tane de personel vardı.

Sorular üzerine sabah 06.45´de mesaiye başladığını belirten tanık Arıkan, Genelkurmay´da mesai 09.00´da başlar. Dursun Çiçek mesaiye kaçta başlar bilmiyorum. Ben Bilgi Destek Daire Başkanlığı´na 07.20 sıralarında gittiğimde Dursun Çiçek dairede yoktu diye cevap verdi. Sorular üzerine tanık Arıkan, Bilgi Destek Daire Başkanlığı´nda herhangi bir evrak ve belge temizliği yapıldığına şahit olmadım diye cevap verdi.

Tanık Arıkan, sorular üzerine İnternet Andıcı isimli belgeye ilişkin de hiçbir bilgisi olmadığını belirterek, İnternet Andıcı basında yer alınca öğrendim. İnternet Andıcı´nın hazırlanma aşaması benimle ilgili bir süreç olmadığından bilmiyorum. Konuya vakıf değilim dedi.

Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Arıkan´a ´şüpheli´ sıfatıyla alınan ifadesini okuduktan sonra, hakkında ne gibi bir işlem yapıldığını sordu. Kendisine her hangi bir bildirim yapılmadığını belirten Arıkan, bu nedenle hakkında ne gibi bir işlem yapıldığını bilmediğini söyledi.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel´in soruları üzerine, çalıştığı birimin savcılıklar ve emniyetin gönderdiği belgeleri inceleyerek sorulan hususları cevapladığını ve tasnif ettiğini anlattı.

Savcı Pekgüzel´in belgelerin ´TSK´ya aittir´, ´TSK´ya ait değildir´ ve ´kayıtlarımızda rastlanamamıştır´ başlıkları altında tasnif edildiğini hatırlatarak, ´kayıtlarımızda rastlanamamıştır´ ibaresinin ne anlam ifade ettiğini sorduğu Arıkan, belgenin arandığı ancak Genelkurmay´da bulunamadığı anlamına geldiğini söyledi. Belgeleri incelemek üzere kendilerine sınırlandırılmış bir zaman verildiğini, bazı durumlarda belgeleri bu süre içinde bulmanın mümkün olmadığı ya da ilgili yerlerden sorulması gerektiğini belirten Arıkan, bu durumdaki belgelerin Genelkurmay´da bulunmadığını belirtmek için böyle bir başlık açılmış olabileceğini kaydetti. Arıkan, kullandıkları yöntemlerin işin doğru ve çabuk yapılmasına yönelik olduğunu söyledi.

Savcı Pekgüzel´in incelenmek üzere görev yaptığı birime gönderilen belgeler içerisinde TSK´da illegal bir yapılanmadan bahsedildiğini belirterek, bu konuda üstlerini uyarma ya da disiplin soruşturması açılması yönünde girişimi olup olmadığını sorduğu Arıkan, belirtilen konuların savcılıkça soruşturulması nedeniyle kendisi döneminde herhangi bir işlem yapılmadığını söyledi.

Savcılığa gelen bir ihbar mektubunda ´Tümgeneral Muharrem Mutlu Arıkan Bilgi Destek Dairesi´ne gittiğinde bilgi ve belge temizliği yapıldığını gördü´ şeklinde ifadeler yer aldığını belirten savcı Pekgüzel´in böyle bir olayla karşılaşıp karşılaşmadığını sorduğu Arıkan, ´Yalan bir ifadedir. Daha oradaki çocuklar neyin ne olduğunu anlamaya çalışıyordu´ dedi. İhbar mektubunda kendisinin ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ konusunda bilgisi olmadığını söyleyen Dursun Çiçek´e ´Onu bırak, ben sana böyle yüzlerce belge gösteririm. Nereden sızdı onu söyle´ dediğinin öne sürüldüğü hatırlatılarak, böyle bir beyanı olup olmadığı sorulan Arıkan, böyle bir ifadesinin olmadığını, o gün Dursun Çiçek ile yüz yüze görüşmediğini söyledi.

Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü´nde yapılan aramada ele geçirilen 5 No´lu hard diskte yer alan ´proje´ isimli belge ile ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ arasında bezerlikler bulunduğu ve yazarının da Alaattin Sevim olduğu belirtilerek bu konudaki bilgileri sorulan Muharrem Mutlu Arıkan, Sevim´in çalıştığı birimin görevinin dış ülkelere ilişkin bilgi toplamak olduğunu, böyle bir belgeyi hazırlanmasının görev alanı içinde bulunmadığını anlattı.

-İnternet sitelerinde yer alan ses kaydı-

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, 30 Haziran 2011´de bazı internet sitelerinde yer alan ve Muharrem Mutlu Arıkan´a ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarından bölümler okuyarak Arıkan´a sorular yöneltti. Arıkan, ´Bunlar kanun dışı yapılmış kayıtlardır. Aile ortamında yapılmış konuşmalardır. Çeşitli zamanlarda yaptığım konuşmalar kesilmiş, bölünmüş, parçalanıp bir araya getirilmiş´ dedi.

Savcı Pekgüzel´in ´Ses kayıtlarına göre ´Dursun Çiçek´in planlarının bizim bilgisayarlarda hazırlanması tam bir rezalet´ diyorsunuz. Ne demek istiyorsunuz´ şeklindeki sorusunu da Arıkan, ´Bu sırada askeri savcıların soruşturması devam ediyordu. Basında böyle haberler çıkıyordu. Bu haberler karşısında hayretler içinde kaldığımı ifade ediyorum´ diye cevapladı.

AVUKATIN ´SES KAYDI YASADIŞI SORU SORULMASIN´ TALEBİ REDDEDİLDİ

Bu sırada, sanık avukatlarından Kemal Yener Saraçoğlu´nun kanun dışı olarak yapılan dinleme kayıtlarıyla tanığa soru sorulmaması yönündeki talebi, mahkemece reddedildi.

Duruşmaya, Arıkan´ın mahkeme heyeti üyeleri, sanıklar ve sanık avukatlarının sorularını cevaplamasıyla devam ediliyor. (AA)

-Sanık Dönmez, Arıkan´la tartıştı-

Duruşmada tutuklu sanık Yarbay Mustafa Dönmez Arıkan´ın söz konusu konuşmada kendisi için “P...k” dediğini belirterek, Siz silah arkadaşlarınıza bu şekilde mi hitap edersiniz?” dedi. Arıkan “Ben bu soruya cevap vermiyorum” cevabını verdi. Dönmez de, “Sayın Başkan ben o cümleyi kendisine iade bile etmiyorum. Kadınlara saygımdan dolayı iade etmiyorum ona değil” dedi. Arıkan ise “Basından okuduklarımı o anki kızgınlığımı dile getiriyorum” diye cevap verdi. Mahkeme Başkanı Özese de kimsenin kimseye hakaret etme hakkı yok” diyerek gergin ortamı sakinleştirmeye çalıştı. Ses kayıtlarının ortaya çıkmasının ardından Arıkan hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ancak gazetelerdeki açıklamasını gördükten sonra bunu geri çektiğini belirten Dönmez´in, “Sayın Başkan tanık gözler önünde suç işliyor elini kolunu sallayarak burada çıkmasın” diye başladığı cümlesi Özese´nin mikrofonu kapatmasıyla yarım kaldı.

Savcıdan sonra Arıkan´a sorular yönelten İrtica ile Mücadele Eylem Planı belgesinde ıslak imzası bulunan Çiçek, Bu soruşturmaya uğrayan kişilerin korunup kollanması için bir toplantıya katıldınız mı? diye sordu. Arıkan bu soruya cevap vermezken araya giren emekli Korg. İsmail Hakkı Pekin Bu sorunun muhatabı Genelkurmay Başkanı´dır. dedi. Bu sırada duruşma savcısı, Çiçek´e sorusunu açmasını istedi ve Soruşturmaya uğrayan kişilerin korunup kollanması için bir mevzuat mı var? sorusunu yöneltti. Çiçek bunun üzerine, Efendim var tabii. MİT mensupları korunup kollanıyor işte. Askerler için niye böyle bir şey yapılmasın? diye konuştu. ( Zaman)

TANIK ARIKAN, SANIK HALİNE GELEBİLİR

Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma Başkanı Tümgeneral Arıkan´ın ses kaydı 1 yıl önce internete düşmüştü. Arıkan, kendisine ait olduğunu kabul ettiği ses kaydında, Ergenekon davasıyla ilgili çok çarpıcı ifadeler kullanıyordu. Ergenekon iddianamelerinin bazı eklerinin yayınlanmasını engellediklerini belirten Arıkan, gizlilik nedeniyle dosyaya konulmayan belgelerde daha farklı bilgilerin olduğunu anlatıyordu. Mahkeme, geçtiğimiz günlerde Arıkan´ınkinin de aralarında olduğu bazı ses kayıtlarıyla ilgili soruşturma başlatılması için savcılığa yazı göndermişti. Bu gelişme, tanık Arıkan´ın süreç içinde sanık haline gelebileceğini gösteriyor.

-Ses kaydını önce yalanlamış, sonra doğrulamıştı-

Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma Başkanı Tümgeneral M. Mutlu Arıkan´a ait olduğu iddia edilen ve Arıkan´ın da kabul ettiği ses kaydında Ergenekon davasıyla ilgili çok çarpıcı ifadeler yer alıyordu. İlk bölümü Youtube.com adlı internet sitesinde yayınlanan ses kaydının ikinci bölümü ise Dailymotion.com sitesinde yayınlanmıştı. Youtube sitesindeki ilk bölüm halen yayınlanmaya devam ederken, Dailymotion sitesindeki ikinci bölüm ise yayından kaldırılmış bulunuyor. “Ergenekon 1 ve 2” adlı ses kayıtlarının kendisine ait olduğunu dile getiren emekli Tümgeneral Arıkan, “Genelkurmay´daki arkadaşlar ve evimde çoluk çocuğumla yaptığım konuşmalardır” dedi. Oysa Arıkan, ses kayıtları ilk ortaya çıktığında, ´Bu ses kaydı tarafıma ait değildir. Bu ses kaydı montaj ile oluşturulmuş, halen soruşturulması ve kovuşturulması devam eden davaları etkilemeye yönelik dezenformasyon amaçlı bir yayındır´ demişti.

Tümgeneral Arıkan yaptığı yazılı açıklamada, bazı basın yayın organları ile internet sitelerinde ´İstihbaratçı Paşa´dan şok ses kaydı´, ´İstihbaratçı Paşa´dan şok itiraflar´ başlıklı haberlerde kendisine ait olduğu ileri sürülen bazı ses kayıtlarına yer verildiğini anımsatmıştı. Ses kayıtlarının kendisine ait olmadığını bildiren Tümgeneral Arıkan, şunları söylüyordu: ´Bu ses kaydı tarafıma ait değildir. Bu ses kaydı montaj ile oluşturulmuş, halen soruşturulması ve kovuşturulması devam eden davaları etkilemeye yönelik dezenformasyon amaçlı bir yayındır. Bu ses kaydı ile doğrudan şahsımla ilgisi olmayan konularda şahsımı ve kurumumu küçük düşürmeyi hedefleyerek kişilik haklarımın ağır şekilde ihlal edildiğinin bilinmesini isterim. Diğer taraftan bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadan, kanuna aykırı bir şekilde oluşturulan bu kaydın internet ortamında yayınlanması, bu konuda ilgili mevzuata aykırı davranılması, konuşmaların tarafıma aitmiş gibi gösterilmesi ve yine çeşitli yorumlar katılarak yayınlanması evrensel basın meslek ilkeleri ve etik değerler bakımından oldukça düşündürücüdür. Ayrıca yapılan yayın TCK 133 ve 134. maddelerine göre de suç teşkil etmektedir. Söz konusu yayınlara ilişkin olarak 5187 Sayılı Basın Yasası´nın 14. Maddesi ve 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun´un 9. Maddesi gereğince ´düzeltme ve cevap talebi´ yapılmış olup ayrıca gerekli yasal işlemler için müracaatta bulunulmuştur.´

-Niye ´Bilmediğimiz Şey Yok´ Dedi?-

Ancak Arıkan, ilerleyen süreçte ses kaydını doğruladı ve tevil etmeye çalıştı. Ses kaydını internette dinlediğini belirten Arıkan, “Bu ses kaydı gayri kanuni olarak kayıt edilmiş. Evimde çoluk çocuğumla yapmış olduğum sohbet konuşmalarıdır. Söylediklerim içerisinde benim Ergenekon örgütüyle irtibatımın olmadığı anlaşılacaktır. Konuşmada geçen ´Büyük oranda yani bizim bilmediğimiz hiçbir şey yok içerisinde´ şeklindeki sözlerden kastım görevim nedeniyle Genelkurmay Başkanlığına savcılığımız tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin iddianamedeki belgelerle aynı olduğudur” dedi.

Arıkan, kendisine sorulan Balyoz belgelerinin de içinde yer aldığı 11 nolu CD´deki “2002-2003-1.ORDU-İSTH.BŞK.LIĞI” adlı klasördeki “_GEN ETÜD” adlı dosyadaki “Rütbesi: Tuğg., Adı Soyadı Muharrem Mutlu Arıkan, sicil no Top.1975-5,Görev: 34.İç Güv.P.Tug.K.,Garnizon: Patnos-Ağrı, düşünce: +” içerikli belge için şu bilgiyi verdi:

-O Belgeyi Önceden Gördüm-

“Belgeyi görevim gereği gönderilen bir CD´yi incelerken gördüm ve hayretler içinde kaldım. Balyoz darbe planı adlı yapılanma hakkında bir bilgim yok. Kişisel bilgilerimin neden bu belgede yazıldığı ve düşünceler kısmına + işareti konusunda bilgim yok.”

-Ergenekon Belgelerini Doğrulamıştı-

Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma Başkanı Tümgeneral M. Mutlu Arıkan´a ait olduğu ileri sürülen ses kaydında Ergenekon soruşturmasıyla ilgili çarpıcı ifadeler yer alıyordu. Ergenekon iddianamelerinin bazı eklerinin yayınlanmasını engellediklerini belirten Tümg. Arıkan, gizlilik nedeniyle dosyaya konulmayan belgelerde daha farklı bilgilerin olduğunu anlatmıştı: “Bak iddianamenin eklerine, bir sürü tutanak vardır orda, ´bunların yayınlanması uygun değildir diye´ biz yazmışız. O da onları tutanağa geçirmiş ve dolayısıyla onları koymamış oraya. Daha neler var da... Şey işte, önceden, işte bize gönderildi, ´bunların içinde askeri bilgi var mı, yayınlanmasına yönelik sakıncalı olduğu bilgi belge var mı´ diye. İddianame ortaya çıkmadan önce gönderdik onları. Bunları, ´kesinlikle işte devletin gizliliği ile ilgilidir, yayınlanması sakıncalıdır´ diye. Daha onlar falan girmiş değil yani iddianamenin eklerine. O belgeleri başkaları koymuş diyorsunuz, e kardeşim telefon görüşmelerini de mi başkaları yaptı?”

-Ses kaydındaki bölümler-

Tümgeneral Arıkan´ın ses kaydında şu bölüm başlıkları yer alıyordu: Siviller bunları kullanmış.. Daha neler var neler!.. Gömülü mühimmatlar konusunda uyardım.. Silahları satacaktım desene.. Dursun Çiçek´in planlarının bizim bilgisayarlarda hazırlanması tam bir rezalet.. Bu belgeleri nasıl çıkardıklarını anlayacak bir istihbaratımız yok ki.. Yaptığımız faaliyet 10 dakika sonra internet gazetelerinde flaş haber olunca “bismillah” dedim.. İsmail paşa ile aramdaki fark benim istihbaratçı olmam.. Savcı Çiçek davasından biraz da karacı general tutuklasın ki bizimde önümüz açılsın.. Mit ve emniyetle aramızı iyi tutmamızın sebebi; düşmana yakın olmazsan onun ne yaptığından haberdar olamazsın prensibi gereğidir... (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

SES KAYDINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

(11 Eylül 2012), son güncel.: (12 Eylül 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ses kayıtlarına soruşturma

ŞOK ses kaydı: Koşaner´den itiraflar

ŞOK ses kaydı: Koşaner´den itiraflar

Ergenekon´a Genelkurmay kalkanı

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4808    yazdır/print


 

Ses kayıtlarına soruşturma

İlker Başbuğ, Mutlu Arıkan, Arif Doğan ve Mukaddes Eruygur hakkında internette yayınlanan ses kayıtlarıyla ilgili soruşturma başlatıldı. Soruşturmanın Ergenekon davasına bakan mahkemenin talebi üzerine başlatıldığı öğrenildi. Özellikle, Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma Başkanı Tümgeneral M. Mutlu Arıkan´a ait olduğu iddia edilen ve Arıkan´ın da kabul ettiği ses kaydında Ergenekon davasıyla ilgili çok çarpıcı ifadeler yer alıyordu.

28.08.2012 10:14 Ergenekon soruşturması ve davasıyla ilgili aralarında eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ´un da bulunduğu bazı isimlere ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarıyla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´nca soruşturma başlatıldığı öğrenildi. Ses kaydında konuşan kişi olduğu iddia edilen isimler tek tek savcılığa çağrılarak ifadelerinin alındığı bazı isimlerin ses kayıtlarındaki kişinin kendisi olduğunu kabul ettiği öğrenildi.

-Ergenekon Mahkemesi İstedi-

Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ, emekli Tümgeneral Mutlu Arıkan, “JİTEM´i ben kurdum” diyen emekli Albay Arif Doğan, emekli Org. Şener Eruygur´un eşi Mukaddes Eruygur hakkında soruşturma başlatıldığı öğrenildi. Soruşturmanın Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin gönderdiği kayıtlar ve belgeler üzerine başlatıldığı belirtildi. Söz konusu ses kayıtlarında şüphelilerin, Ergenekon davası ve soruşturmasındaki gelişmeler hakkındaki yorumları ve yönlendirmeleri yer alıyordu. Soruşturma kapsamında adı geçen tüm şüphelilerin ifadesine başvurulduğu kaydedildi.

-Önce yalanladı, sonra doğruladı-

Özellikle, Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma Başkanı Tümgeneral M. Mutlu Arıkan´a ait olduğu iddia edilen ve Arıkan´ın da kabul ettiği ses kaydında Ergenekon davasıyla ilgili çok çarpıcı ifadeler yer alıyordu. İlk bölümü Youtube.com adlı internet sitesinde yayınlanan ses kaydının ikinci bölümü ise Dailymotion.com sitesinde yayınlanmıştı. Youtube sitesindeki ilk bölüm halen yayınlanmaya devam ederken, Dailymotion sitesindeki ikinci bölüm ise yayından kaldırılmış bulunuyor. “Ergenekon 1 ve 2” adlı ses kayıtlarının kendisine ait olduğunu dile getiren emekli Tümgeneral Arıkan, “Genelkurmay´daki arkadaşlar ve evimde çoluk çocuğumla yaptığım konuşmalardır” dedi. Oysa Arıkan, ses kayıtları ilk ortaya çıktığında, ´Bu ses kaydı tarafıma ait değildir. Bu ses kaydı montaj ile oluşturulmuş, halen soruşturulması ve kovuşturulması devam eden davaları etkilemeye yönelik dezenformasyon amaçlı bir yayındır´ demişti.

Tümgeneral Arıkan yaptığı yazılı açıklamada, bazı basın yayın organları ile internet sitelerinde ´İstihbaratçı Paşa´dan şok ses kaydı´, ´İstihbaratçı Paşa´dan şok itiraflar´ başlıklı haberlerde kendisine ait olduğu ileri sürülen bazı ses kayıtlarına yer verildiğini anımsatmıştı. Ses kayıtlarının kendisine ait olmadığını bildiren Tümgeneral Arıkan, şunları söylüyordu: ´Bu ses kaydı tarafıma ait değildir. Bu ses kaydı montaj ile oluşturulmuş, halen soruşturulması ve kovuşturulması devam eden davaları etkilemeye yönelik dezenformasyon amaçlı bir yayındır. Bu ses kaydı ile doğrudan şahsımla ilgisi olmayan konularda şahsımı ve kurumumu küçük düşürmeyi hedefleyerek kişilik haklarımın ağır şekilde ihlal edildiğinin bilinmesini isterim. Diğer taraftan bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadan, kanuna aykırı bir şekilde oluşturulan bu kaydın internet ortamında yayınlanması, bu konuda ilgili mevzuata aykırı davranılması, konuşmaların tarafıma aitmiş gibi gösterilmesi ve yine çeşitli yorumlar katılarak yayınlanması evrensel basın meslek ilkeleri ve etik değerler bakımından oldukça düşündürücüdür. Ayrıca yapılan yayın TCK 133 ve 134. maddelerine göre de suç teşkil etmektedir. Söz konusu yayınlara ilişkin olarak 5187 Sayılı Basın Yasası´nın 14. Maddesi ve 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun´un 9. Maddesi gereğince ´düzeltme ve cevap talebi´ yapılmış olup ayrıca gerekli yasal işlemler için müracaatta bulunulmuştur.´

-Niye ´Bilmediğimiz Şey Yok´ Dedi?-

Ancak Arıkan, ilerleyen süreçte ses kaydını doğruladı ve tevil etmeye çalıştı.Ses kaydını internette dinlediğini belirten Arıkan, “Bu ses kaydı gayri kanuni olarak kayıt edilmiş. Evimde çoluk çocuğumla yapmış olduğum sohbet konuşmalarıdır. Söylediklerim içerisinde benim Ergenekon örgütüyle irtibatımın olmadığı anlaşılacaktır. Konuşmada geçen ´Büyük oranda yani bizim bilmediğimiz hiçbir şey yok içerisinde´ şeklindeki sözlerden kastım görevim nedeniyle Genelkurmay Başkanlığına savcılığımız tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin iddianamedeki belgelerle aynı olduğudur” dedi.

Arıkan, kendisine sorulan Balyoz belgelerinin de içinde yer aldığı 11 nolu CD´deki “2002-2003-1.ORDU-İSTH.BŞK.LIĞI” adlı klasördeki “_GEN ETÜD” adlı dosyadaki “Rütbesi: Tuğg., Adı Soyadı Muharrem Mutlu Arıkan, sicil no Top.1975-5,Görev: 34.İç Güv.P.Tug.K.,Garnizon: Patnos-Ağrı, düşünce: +” içerikli belge için şu bilgiyi verdi:

-O Belgeyi Önceden Gördüm-

“Belgeyi görevim gereği gönderilen bir CD´yi incelerken gördüm ve hayretler içinde kaldım. Balyoz darbe planı adlı yapılanma hakkında bir bilgim yok. Kişisel bilgilerimin neden bu belgede yazıldığı ve düşünceler kısmına + işareti konusunda bilgim yok.”

-Ergenekon Belgelerini Doğrulamıştı-

Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma Başkanı Tümgeneral M. Mutlu Arıkan´a ait olduğu ileri sürülen ses kaydında Ergenekon soruşturmasıyla ilgili çarpıcı ifadeler yer alıyordu. Ergenekon iddianamelerinin bazı eklerinin yayınlanmasını engellediklerini belirten Tümg. Arıkan, gizlilik nedeniyle dosyaya konulmayan belgelerde daha farklı bilgilerin olduğunu anlatmıştı: “Bak iddianamenin eklerine, bir sürü tutanak vardır orda, ´bunların yayınlanması uygun değildir diye´ biz yazmışız. O da onları tutanağa geçirmiş ve dolayısıyla onları koymamış oraya. Daha neler var da... Şey işte, önceden, işte bize gönderildi, ´bunların içinde askeri bilgi var mı, yayınlanmasına yönelik sakıncalı olduğu bilgi belge var mı´ diye. İddianame ortaya çıkmadan önce gönderdik onları. Bunları, ´kesinlikle işte devletin gizliliği ile ilgilidir, yayınlanması sakıncalıdır´ diye. Daha onlar falan girmiş değil yani iddianamenin eklerine. O belgeleri başkaları koymuş diyorsunuz, e kardeşim telefon görüşmelerini de mi başkaları yaptı?” ( Star)

-Ses kaydındaki bölümler-

Tümgeneral Arıkan´ın ses kaydında şu bölüm başlıkları yer alıyordu: Siviller bunları kullanmış.. Daha neler var neler!.. Gömülü mühimmatlar konusunda uyardım.. Silahları satacaktım desene.. Dursun Çiçek´in planlarının bizim bilgisayarlarda hazırlanması tam bir rezalet.. Bu belgeleri nasıl çıkardıklarını anlayacak bir istihbaratımız yok ki.. Yaptığımız faaliyet 10 dakika sonra internet gazetelerinde flaş haber olunca “bismillah” dedim.. İsmail paşa ile aramdaki fark benim istihbaratçı olmam.. Savcı Çiçek davasından biraz da karacı general tutuklasın ki bizimde önümüz açılsın.. Mit ve emniyetle aramızı iyi tutmamızın sebebi; düşmana yakın olmazsan onun ne yaptığından haberdar olamazsın prensibi gereğidir...

SES KAYDINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

(28 Ağustos 2012, 10:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ŞOK ses kaydı: Koşaner´den itiraflar

ŞOK ses kaydı: Koşaner´den itiraflar

Ergenekon´a Genelkurmay kalkanı

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4769    yazdır/print


 

Koşaner: Gerekirse şantaj yapın

Ocak 2011 tarihli skandal bir Genelkurmay belgesi ortaya çıktı. Cuntacı askerlerin darbe çalışmalarına zemin hazırlayabilecek ve fişlemeye olanak tanıyabilecek bir çalışmanın temelinin Ocak 2011´de ´Başemir´le atıldığı anlaşıldı. Genelkurmay eski Başkanı Koşaner ve dönemin 2. Başkanı Güner´in yetki alanlarının dışına çıktıkları, ´gerekirse şantaj yapın´ talimatı verdikleri anlaşıldı. Belgenin başkalarının eline geçmemesi için ilgililere okutturulduktan sonra, dağıtımı yapılan her birimden tek tek toplatıldığı öğrenildi. Hatırlanacağı gibi, Balyoz davasının açılmasına neden olan 1 valiz dolusu darbe belgesi ve ses kaydının 1. Ordudan çıktığını ses kaydında itiraf eden Koşaner, belgelerin mahkemenin eline geçmesine tepki göstermiş ve ´malesef namerde malzeme verdik´ demişti. Aynı gün içerisinde ikinci flaş gelişme de yeni bir ses kaydının internete düşmesi oldu. İstihbaratçı Ömer Faruk Gürüz ile Ergenekon sanığı emekli Org. Şener Eruygur ve eşi Mukaddes Eruygur´a ait olduğu ileri sürülen ses kaydı, yasal düzenleme ile darbe davalarından yargılananların tahliye edileceğine dair ifadeler içeriyor.

13.06.2012 11:08 Balyoz ve Ergenekon sanıkları ´rövanş´ tehditleri savururken BUGÜN şok bir belgeye ulaştı. Geçen yıl skandal bir ´başemir´ yayınlandığı ortaya çıktı. ´İç savaş´ ve ´rövanş´ tehditlerini doğrulayan skandal belge, Genelkurmay eski Başkanı Koşaner ve Aslan Güner´in imzasını taşıyor. Ocak 2011 tarihli belge, darbe çalışmalarına zemin hazırlayacak unsurlar içeriyor.

-İNİS (İnsan İstihbaratı) TEŞKİLATI -

İnternete düşen ses kayıtlarında ´iç savaş´ ve ´rövanş´ tehditleri yapan Balyoz tutuklusu generallerin bu sözleri “Neye güvenerek söyledikleri” tartışılırken skandal bir belge gün yüzüne çıktı. Cuntacı askerlerin darbe çalışmalarına zemin hazırlayabilecek ve fişlemeye olanak tanıyabilecek bir çalışmanın temelinin Ocak 2011´de ´Başemir´le atıldığı anlaşıldı. Genelkurmay eski Başkanı Işık Koşaner ve dönemin 2.Başkanı Arslan Güner´in Ocak 2011 tarihli “Askeri İnsan İstihbaratı Talimnamesi” konulu bir ´Başemir´ yayınladığı öğrenildi. Kısa adı İNİS olan İnsan İstihbaratı (İNİS) Talimnamesi´nde TSK´nın görev alanının dışına kalan birçok talimat yer alıyor. Altında Aslan Güner´in adının yer aldığı belgede, İNİS talimnamesinin yayım tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği belirtilirken, 2002 tarihli eski İnsan İstihbaratı Talimnamesi´nin yürürlükten kaldırılacağı vurgulanıyor. Güner belgede, “Bu talimnamenin uygulanmasından elde edilecek sonuçlara ve günün koşullarına göre oluşacak değişikliklere ilişkin görüş ve öneriler, zaman gözetmeksizin yazılı veya elektronik ortamdan faydalanılarak Genelkurmay Başkanlığı´na gönderilecektir” talimatını veriyor.

-Belge okutturuldu, sonra toplatıldı-

Bu arada ele geçme ihtimaline karşılık İNİS Talimnamesi´nin ilgililere okutturulduktan sonra, dağıtımı yapılan her birimden tek tek toplatıldığı öğrenildi.

ARINÇ´A SUİKAST GİRİŞİMİ OLAYINDAN 1 YIL SONRA

Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı,Özel Kuvvetler Komutanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı, Deniz Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı, Hava Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı, Jandarma İstihbarat Başkanlığı ve Sahil Güvenlik Komutalığı gibi 61 farklı yere dağıtılan talimnamede dikkat çekici bir yapılanma öngörülüyor. TSK´nın barış ortamında istihbarat toplamada yetkili olmadığı belirtilmesine karşılık, talimnamede barış zamanında adli kolluğun alınana giren bir çok konuda talimatların yer alması dikkat çekiyor. Talimnamede öngörülen yapının nasıl teşkil edileceği şema ve tablolarla gösteriliyor.

Karargahlarda kurulması istenen İNİS Birlikleri JİTEM benzeri bir yapılanmayı akıllara getirirken, Türkiye´nin yakın geçmişinde yaşanan bazı olayların bu talimname ile bir ilişkisinin olup olmadığını da kafalarda soru işaretlerine neden oldu. İNİS çalışmasının Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a yönelik suikast iddiasıyla iki subayın gözaltına alınması olayından 1 yıl sonra yapılması da dikkat çekti. Hakimlerin ´kozmik oda´ya girmesine kadar uzanan bir sürecin yaşandığı dönemde iki subayın salınması, soruşturmanın üstünün kapatılması, şüpheleri İNİS Talimnamesi´ne yöneltti. Hukuk dışı çalışma Arınç´ın evinin yanında istihbarat toplayan subayların suçüstü yakalanmalarına ve bir çok skandalın deşifre olmasına rağmen Karargah´ın yasa dışı uygulamalara Ocak 2011 itibariyle devam ettiğini gösterdi.

Güner onaylı talimnamenin genel esaslar bölümünde amaç, “Hem savaş hem de barış zamanında asimetrik tehdit oluşturan ve en az konvansiyonel harp kadar yıkıcı olabilen uluslararası terörizm ve bunun yurt içindeki uzantıları, psikolojik harp tehdidi... Geniş kitleleri etkilediği ve ülke savunmasını telafisi imkansız zarara uğrattığı...” gibi ifadelerle açıklanıyor. Talimnameye göre İNİS, mülakat, sızma-sızdırma, gözlem ve gibi gibi temel harekât yanında sorgulama, tetkik-tahkik, takip ve gözetleme, teknik ve elektronik haber toplama, arama, sansür, provokasyon gibi özel yöntemleri de içeriyor.

Belirlenen özel yöntemlerin Gayri Nizami Harp unsurlarıyla örtüşmesi ve üstlenilen faaliyetin Seferberlik Tetkik Kurulu Faaliyetleri ile benzerlik göstermesi de dikkat çekiyor. Talimnamede İnsan İstihbarat Teşkilatı (İNİS TEŞKİLATI) adı altında karargahlarda bir birim kurulması istenirken, nasıl hareket edeceği ve kimlere karşı sorumlu olduğu da tek tek anlatılıyor. İNİS Birliği Teşkilatı için şu tespitte bulunuluyor: “İNİS birlikleri veya karargâhının teşkilâtını standart bir organizasyon yapısı haline getirmek hata olur. Her ülkenin ve bölgenin şartları, vazife, istihbarat ihtiyaçları gibi etkenler bu teşkilâtın şekillendirilmesinde esas alınmalıdır. Bir askerî İNİS teşkilâtı; bir İNİS birliği ve bu birliğin bağlı olduğu karargâh İNİS teşkilinden ibarettir. Karargâh faaliyetleri ile toplama vasıtalarının faaliyet alanları mümkün olduğu kadar birbirinden ayrılmalı ve teşkilâtlanmada bu husus dikkate alınmalıdır.”

Yasa dışılığa ´MASKE´ öneriliyor

İNİS ünitelerine özgü güvenlik faaliyet ve tedbirleri dikkat çekiyor. İNİS personeli açısından da diğer askeri personelden farklı ´maske´ ve ´mazeret´ olarak adlandırılan güvenlik tedbirlerini kullanıyor. Talimname´de ´maske´ şöyle tarif ediliyor: ”İstihbarat toplayıcının gerçek görevini, bazen de kimliğini saklayarak, yaptığı işi akla uygun hale getirdiği, öğrenmesi ve savunulması basit ve inandırıcı bir temadır. Gerekli ise gerçek kimliğin saklanmasını da ihtiva eden, askeri istihbarat faaliyetini gizlemek için mevcut kimliğine, pozisyonuna ve yaşantısına uygun olarak hazırlanmış hayat hikayesidir.”

Talimnamede ´mazeret´ şöyle tarif ediliyor: ”Toplayıcının gerçek görevinin veya neyin peşinde olduğunun ortaya çıkması durumunda maskeyi, görevini ve kimliğini açığa çıkartmamak için kullandığı temadır. Belirli bir gizli faaliyet için kullanılan yedek bahanedir. Genellikle ilk kullanılan bahane veya açıklamanın geçerli olmaması üzerine, ufak çaplı bir suç veya yanlış bir uygulamaya karışmış olma keyfiyetinin itiraf edilmesi halidir. Maksat, esas gizli faaliyetin ve niyetin saklanmasıdır.”

CAN GÜVENLİĞİ TEHLİKEYE GİRER

Maske ve mazeretin haber elemanlarına kaynaklarına ulaşmada ve onlardan bilgi temin etmede personele kolaylık sağladığı vurgulanırken, istihbarat toplayıcının ve birliğin emniyeti açısından önemli olduğu belirtiliyor. Maske´nin deşifre olmasının toplayıcının, tercümanların, kaynakların can güvenliği açısından riskler doğurabileceği de hatırlatılıyor.

-İNİS elemanında aranan şartlar-

İNİS elemanlarından asgari bazı özelliklere sahip olması isteniyor. Talimnameye göre iyi bir İNİS toplayıcısı şöyle tarif ediliyor: “İyi ahlaklı, kendisini mesleğine adamış olmalıdır. Görevi ve onurunu her şeyin üstünde tutmalı, görev dışında yetki ve nüfuzunu kullanmamalıdır. Zeki, kabiliyetli, enerjik ve kararlı olmalı, kuvvetli bir hafızaya, muhakeme yeteneğine ve sağduyuya sahip olmalıdır. Konusuna hakim, genel kültürü yüksek, güncel olayları takip edip okuyan bir kimse olmalıdır. Özellikle tarih, sosyoloji, kültürel antropoloji, coğrafya, siyaset, uluslararası ilişkiler, ekonomi, kamu yönetimi konularında bilgili olmalıdır. Sinirlerine ve hislerine son derece hakim olmalı, sabırlı ve anlayışlı davranmalıdır. Güven verici ve sempatik olmalı, herkesle anlaşıp geçinebilmelidir. Ancak, asla tesir altında kalmamalıdır. Konuşurken sakin olmalı, manevra yeteneği ile güzel konuşma ve yazma kabiliyeti olmalıdır. Rol yapabilmelidir. Tepkileri sezme yeteneğine sahip olmalı, eleştiriye, gerekirse hakaret ve baskıya dayanıklı olmalıdır. Sır saklamalı. Harekat alanının dilini, şivesini konuşabilmeli, yörenin örf ve adetlerini iyi bilmelidir.” İNİS´in eleman kategorileri de dikkat çekiyor.

Ajan, haberci, mutemet ve yardımcı unsurlar şeklinde tasnif edilen eleman kategorileri görev alanı, hedef durum ve faaliyetleri ile kullanıldıkları alanlara göre isimlendiriliyor. Ajanlar, baş ajan, faal ajan, destek ajan; angaje ajanı, mimleme ajanı, ara ajan, ikmal ajanı, uyuyan ajan, saldırı ajanı ve etki ajanı şeklinde tasnif ediliyor. Hedef durum ve faaliyetine göre de iç hulul ajanı, dış hulul ajanı, ikili ajan, yerli ajan, haber simsarı ve piston ajan yanında askeri istihbarat ajanı ve İKK ajanı gibi isimlerle isimlendiriliyor. Her bir yapı kendi içinde örgütlenmiş ve görevi ile münhasır donanıma sahip.

YASA DIŞI TALİMATTA İKİ ÇARPICI ÖRNEK

BARIŞTA ÖZEL YÖNTEM OLMAZ

1-) Talimnamede İNİS´in Özel Yöntemleri yer alıyor. İNİS temel eğitimi almış ve İNİS Temel Harekatı kapsamında yöntemlerle İNİS faaliyeti icra etmiş personel arasında kabiliyetine göre seçilen kimselerin özel eğitim alması sonucu yürütebileceği İNİS haber toplama yöntemi olarak tanımlanan Özel Yöntem´ler şöyle sıralanıyor: Sorgulama, tetkik-tahkik, takip ve gözetleme, teknik ve elektronik haber toplama, aramalar, sansür, provokasyon. Özel yöntemlerin yurtiçinde barış zamanında adli kolluk yetkisini haiz olmayan askeri insan istihbaratı teşkilleri tarafından uygulanması yasalara uygun değil.

2-) Talimnamede İNİS kapsamında haber toplama yöntemi olan ´Elemanlanma Harekatı´ kullanılabileceği belirtiliyor. Ancak yasalara göre Elemanlanma Harekatı´nın askeri istihbarat teşkillerince yurtiçinde barış zamanında icrası uygun değil. Ancak mülki ve adli kolluk görev ve yetkisi verilmiş birlikler bu vazifelerinin icrasında haber toplamak için Elemanlanma yapabilirler. Yasaya göre TSK ancak kendi personeli, faaliyeti, kışla ve kurumlarında olmak üzere İKK faaliyetinde Elemanlanma Harekatı yapabilir.

AÇIĞINI BULDUĞUNU ŞANTAJLA ELEMAN YAP!

İNİS elemanın güvenliğinin belirlenmesinde kullanılan ilginç bir yöntemler dikkat çekiyor. En dikkat çekicisi ise ”Motif” başlığı altında anlatılıyor. Motif, eleman adayının gizli faaliyete katılmasını sağlayan neden olarak tanımlanıyor. Talimnamede aynı zamanda ´baskı ve şantaj´ da bir motif olarak tarif ediliyor. Yurt içinde kullanılması hukuka aykırı olan baskı ve şantaj motifi talimnamede menfi kontrol unsuru olarak nitelendirilirken, şunlar anlatılıyor: ”Nitelikleri uygun olduğu halde görevi kabul etmekten kaçınan bir kişinin zayıf taraflarını bularak baskı yapılmak suretiyle göreve sevki de baskı ve şantaj motifi özelliği taşır.

Bu güdüye esas olabilecek faktörler..

- Evlilik dışı ilişkiler

- Yasa veya geleneklere uygun olmayan yaşam cinsi anormallikler (homoseksüellik vs.)

- Uyuşturucu maddelere düşkünlük

- Geçmişiyle ilgili olumsuz durumlar

- Yasa dışı faaliyetler

- Ahlak ve töre dışı yaşam biçimi

- Kendisi veya ailesindeki bireylerin uygunsuz davranışları..

Bu güdüye uygun adaylara geçici ve kısa süreli görevler verilebilir. Menfi kontrol unsurunun kalkması durumunda elemanın ihanet etmesi sıkça rastlanan bir durumdur.” ( Bugün)

-51 No DVD-

Açığını yakaladıkları şahısları ajan yapma talimatı, akıllara Ergenekon soruşturmasında emekli Binbaşı Levent Göktaş´tan ele geçirilen 51 nolu DVDyi getiriyor. DVD içinde yer alan çok sayıda yetkiliye ait uygunsuz görüntülerin, şantaj unsuru olarak kullanıldığı ileri sürülmüştü. Çok çarpıcı bir şantaj olayı da Fuhuş ve Askeri Casusluk soruşturmasında ortaya çıkarılmıştı. Deniz Kuvvetlerinde inanılmaz sayıda askeri yetkiliye porno içerikli uygunsuz görüntüleri yoluyla şantaj yapıldığı, baskı altına alınan bu şahıslardan çok gizli askeri sırların elde edildiği ortaya çıkmıştı. Ergenekon´la bağlantısına dair bulguların da ortaya çıktığı bu gizli örgüte yönelik dava halen mahkemede görülmekte.

YENİ SES KAYDI: ERGENEKON BİTTİ, TAHLİYELER BAŞLAYACAK!

13.06.2012 21:53 Yasal düzenleme ile darbe davalarından yargılananların tahliye edileceğine ilişkin ses kayıtlarının bir benzeri daha internete düştü. İstihbaratçı Ömer Faruk Gürüz ile Ergenekon sanığı emekli Org. Şener Eruygur ve eşi Mukaddes Eruygur´a ait olduğu ileri sürülen ses kaydı Twitter´daki Ses_Tv adresinde yayınlandı. Eruygur ailesine ´iyi haberler´ vermek için ziyarete gittiği anlaşılan Gürüz, Ergenekon olayının tamamen bittiğini, mayıs ve haziran aylarının çok kritik olduğunu ve yakın zamanda mahkûmların tahliyesine karar verileceğini söylüyor. İzleyin bundan sonra gazeteleri renkli ve görsel yazılı basını izleyin komutanım. Artık Ergenekon´u işitmeyeceksiniz. Arkasından şeyler başlayacak. Yavaş yavaş. Mahkûmlar tahliye. İçerideki herkesi tahliyeye başlayacaklar. diyor. Aldığı haberden çok memnun olan Mukaddes Eruygur ise, Yüreğimize su serptiniz. diye karşılık veriyor. Gürüz´ü destekleyen Eruygur, artık Ergenekon meselesinin basında yer almadığını teyit ediyor. Geçtiğimiz haftalarda da Balyoz sanığı üç generale ait olduğu iddia edilen ses kayıtları internette yayınlanmıştı. Sanık generaller, ´yakında çıkacaklarını ve çoluk çocuğuna kadar rövanş alacaklarını´ anlatıyordu.

Ergenekon ve Balyoz davalarında, darbeye teşebbüs ve terör suçlamasıyla yargılananların ´çok yakında´ tahliye olacaklarına dair internete düşen ses kayıtlarına bir yenisi daha eklendi. Balyoz davası sanıklarına ait olduğu iddia edilen önceki ses kayıtlarında, amiraller, ´sağlam kaynaklardan bilgi aldıklarını, yapılacak yasal düzenlemelerle çok yakında dışarı çıkacaklarını´ söylüyorlardı. Özel yetkili mahkemelerin yetkilerinin kısıtlanarak işlevsiz hale getirilmesine yönelik tartışmalar da söz konusu ses kayıtlarında yer alan iddiaların doğru olabileceği şüphesi uyandırmıştı.

Dün twitter´daki Ses TV hesabından paylaşılan yeni ses kaydında da benzer ifadeler kullanılıyor. Kayıttaki seslerin, Ergenekon davasının tutuksuz sanıklarından emekli Orgeneral Şener Eruygur, eşi Mukaddes Eruygur ve İstihbaratçı Ömer Faruk Gürüz olduğu ileri sürülüyor. Kayıttaki ses, İzleyin, bundan sonra gazetelerde Ergenekon´u işitmeyeceksiniz. Arkasından tahliyeler başlayacak. diyor. Bunun üzerine Mukaddes Eruygur olduğu ileri sürülen kişi, Yüreğimize su serptiniz. ifadelerini kullanıyor. Şener Eruygur olduğu iddia edilen şahıs ise, Çok teşekkür ediyorum. Çok güzel bilgiler veriyorsunuz. diyor. İşte ses kaydından bazı bölümler:

Ömer Faruk Gürüz: Evet komutanım, Kılıç paşamlaydım. Kurmay Başkanımız Kılıç paşam vardı.

Mukaddes Eruygur: Evet şey. Hakkı Kılıç. (Emekli Tümgeneral -28 Şubat soruşturması kapsamında tutuklu)

Ömer Faruk Gürüz: Hakkı Kılıç paşam. Çok sık ziyaret etmiştim. TÜPRAŞ ihalesini iptal ettirmiştik hatırlıyor musunuz?

Şener Eruygur: İptal ettirmiştik tabii.

Ömer Faruk Gürüz: TÜPRAŞ´ı Z. Grubu´na sattılar. Ben hemen perde arkasında kim var? Onun belgelerini getirmiştim komutanıma. Aman dedim komutanım tesis gitti dedim. İptal ettirdi komutanım onu. Aynı TÜPRAŞ´ı K. Grubu aldı.

Şener Eruygur: Bizi de dövdüler.

Ömer Faruk Gürüz: Sizleri dövdüler.

Mukaddes Eruygur: Sen bir tanesisin.

Ömer Faruk Gürüz: İşte kimse görmüyor. Kimse görmüyor da vakti saati gelince açacağız tabii. Şimdi komutanım. Siz önce bir kendinize gelin de bir komutanım. Şöyle ayaklanın Allah´ın izniyle. Sizden evvel birkaç tane değerli var ama en büyük şeyi size kaldı. Ama atlatacağız komutanım.

Mukaddes Eruygur: E artık gazetelerde hiç yok. Adamlar kendi dertlerine düştüler. Ergenekon bitince bitecek bizim işimiz.

Ömer Faruk Gürüz: Bitti o. Obama´yla bitti o. Bitti o. Clinton açıklama yaptı. Hillary Clinton. ´Türkiye ılımlı İslam devleti olamaz´ dedi. Türkiye laiktir.

Şener Eruygur: Ondan dolayı mı dönecek şimdi?

BUNLARIN HESABI SORULACAK

Ömer Faruk Gürüz: Hayır şimdi şöyle komutanım. Bu ılımlı İslam, büyük Ortadoğu projesi falan bunlar bitti artık. Çöktü. Irak´a gittim komutanım. 15 gün kaldım. Felluce´den Kerkük´e kadar geldim. Her tarafı gezdim. Irak diye bir devlet yok. Halk yok yani. Halkı bitirmişler. Adamlar gittiler, Amerika da baktı ki bu işin altından çıkamıyor. Şimdi bizimkilerden 3 şey istiyorlar. Ermeni sınır kapısını aç. Kürdistan´a hamilik yap. Kıbrıs´ı...

Şener Eruygur: O şeyler çok kötü. Aynen dinledim. Anlattı.

Ömer Faruk Gürüz: Bunun bir şekilde hesabı sorulacak. Bunlar korkunç suçlar. Dolayısıyla iktidar da şimdi gidici olduğunu onlar da gördü.

Şener Eruygur: Evet.

Ömer Faruk Gürüz: Ergenekon artık dillerden yavaş yavaş.

Mukaddes Eruygur: Gazetelerde hiç yok.

Ömer Faruk Gürüz: Ben de zaten oraya gelecektim. İzleyin bundan sonra gazeteleri renkli ve görsel yazılı basını izleyin komutanım. Artık Ergenekon´u işitmeyeceksiniz. Arkasından şeyler başlayacak, yavaş yavaş tahliyeler.

Mukaddes Eruygur: İnşallah. Amerika, fikrini mi değiştirdi?

Ömer Faruk Gürüz: Şimdi ama işte o günkü yönetim sistemi onlardan taraftı yaptı. Ama şimdi objektif birileri var orda. Obama kendini geriye çekti şimdi. Yeni bir strateji uygulaması var. O yüzden artık komutanım bu Ergenekonvari hayali iddialar, davalar bitecek. Çünkü adamlar kendi dertlerini düşünüyorlar.

Şener Eruygur: Bitti. Dertlerini düşünüyorlar.

YÜREĞİMİZE SU SERPTİNİZ, SAĞOLUN

Ömer Faruk Gürüz: Mayıs ve haziran ayı çok kritik. Ziyaretinize gelirken artık güle oynaya geliyorum.

Mukaddes Eruygur: Yüreğimize su serptiniz...

Ömer Faruk Gürüz: Çünkü iki ay, bak önümüzdeki iki aya dikkat edin. İki ay çok tehlikeli mayıs ve haziran ayları. Yani bunlar öyle bir şeyin içine düştüler ki şu anda. Ben o yüzden size böyle gelirken güle oynaya geliyorum. Sağlığınıza da hep şey yapıyorum, Allah´tan şifa diliyorum duam. Eden bulur komutanım. Bu şeydir. Anadolu´da büyük bir sözdür. Eden bulur.

Şener Eruygur: Çok teşekkür ederim. Çok güzel bilgiler veriyorsunuz.

Mukaddes Eruygur: Yüreğimize su serptin.

Şener Eruygur: Tam zamanında, bu lazımmış yani.

Ömer Faruk Gürüz: Dolayısıyla ektiklerini biçemeyecekler gibime geliyor.

Şener Eruygur: Biraz da biz rahatımıza bakalım.

Ömer Faruk Gürüz: Ben gerçekten çok merak ettim. Aradım sizi.

Mukaddes Eruygur: Çok sağ olun, eksik olmayın. İzmit´e de geldiler.

Ömer Faruk Gürüz: Yok Kılıç paşam beni iyi tanıyor komutanım, siz rahat olun. Kimiz, neyiz? Çok iyi tanır. ( Zaman)

(13 Haziran 2012, 11:08)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4616    yazdır/print


 

Ses kaydı: Albay´dan tehditler

İnternette yeni bir ses kaydı yayınlandı. İstihbaratçı Albay Yavuz Arıcıoğlu olduğu ileri sürülen ses, hükümete ve çarşaf giyen müslüman bayanlara ağır hakaretlerle tehditler savuruyor.

08.06.2012 12:18 İnternette şok bir ses kaydı daha yayına kondu. Ses Tv twitter hesabında yayına konulan yeni ses kaydında, İsth. Albay Yavuz Arıcıoğlu olduğu iddia edilen kişi, hükümet ve destekçilerine çok ağır küfürler ediyor, Hükümet´e tehditler savuruyor. Albay Arıcıoğlu´nun 1,5 ay önce 19 Nisan 2012 tarihinde Menteş´te yaptığı konuşmaya ait olduğu ileri sürülen ses kaydının dökümü şöyle:

“Bunların sonu idam arkadaşlar. Bu ekibin sonu idam, ben görmesem de sizler göreceksiniz inşallah! Belki bin defa söylemişimdir, bu herifler yani şu anda bize bunu çektirenler bunu kelleleriyle ödeyecekler. Yeni Şafak muhabiri diyor ki 28 Şubat sürecinde yaptıklarımızın bedelini ödüyormuşuz. Satılmış p...venk daha dur bakalım. Araştırdık, bir astsubayın karısı bildiğiniz hamam böceği çıktı. Ben kara çarşaflılara hamamböceği diyorum... Şu anda mağlubuz ama daha maç bitmedi.” ( @ses_tv)

İŞTE SES KAYDININ TAMAMI

09.06.2012 10:21 Ses TV Twitter hesabından yayına koyulan kayıt yaklaşık 5 dakika sürüyor. Ve Arıcıoğlu olduğu ileri sürülen kişinin konuşmasından, kaydın, ortam dinlemesi olduğu anlaşılıyor. Kayıttaki ses, Balyoz, Ergenekon ve özellikle 28 Şubat soruşturmalarına sert tepki gösteriyor. Hükümete yönelik ağır ifadeler kullanıyor. Yapılanların hesabının sorulacağını anlatıyor. Şu anda 1-0 yenik durumda olduklarını ancak maçın henüz bitmediğini söylüyor. 28 Şubat sürecinde yapılan illegal uygulamaları tek tek aktarıyor. Sivil kıyafetle camilere gittiğini, insanları fişlediğini anlatıyor. Bir astsubayın karısının nasıl giyindiğini öğrenmek için bir kişinin görevlendirildiğini söylüyor. Ve bütün bunların aslında illegal şeyler olduğunu itiraf ediyor. İşte İstihbaratçı Albay Arıcıoğlu olduğu iddia edilen kişinin sözleri:

DARMADAĞIN OLDUK: TSK´yı sempatik gösterecek her şey yasaklanıyor şu an. TSK´nın halkla iç içe olmasını engellemek için büyük bir gayret var. Genelkurmay Harekat Daire başkanlığı söndürüldü. Darmadağınık olduk yani... Bizim en büyük sıkıntımız ne biliyor musunuz? Bir sürü şeyler oluyor, ortalık kaynıyor. İçeride şu anda 400 personel var, emekli ya da muvazzaf. Ortam karışık. Bir tane Allah´ın kulu size açıklama yaptı mı arkadaşlar? ´Çocuklar gelin bakalım... Şu anda bunlar oluyor. Temel sıkıntılar bunlar. Böyle bir durumda harekât tarzımız şöyle olmalı diyen var mı yaaa! Yok... Ne bilgilendiren var, ne yol gösteren.

MAÇ DAHA BİTMEDİ: Bu adamlara malzeme vermemek lazım. Ekmeklerine yağ sürmemek lazım. Bilgiyi mümkün olduğu kadar saklamak lazım. Hepimizin buna gayret göstermesi gerekiyor. Ama şu anda 1-0 mağlup durumdayız. Tabii maç 90 dakika yani... Daha maçın ortalarındayız. Yani insanın kahrolmaması mümkün değil. Resmen kahroluyorsun. Ne diyeyim yani, ne hallere düştük.

BU EKİBİN SONU İDAM: Eskiden insanlara karamsar tablo çizmekten uzak şeyler söylüyordum. ´Merak etmeyin bir şey olmaz. Kontrolümüz altında her şey´ falan diyordum. Şimdi onu dediklerim bana, ´hani her şey kontrol altındaydı, çoğunuz içeride´ diyorlar... Adam Türkiye Cumhuriyeti´nin varlığı için, Türkiye Cumhuriyeti´nin laikliği için, Atatürk ilkelerinin idamesi için çalışanlara terörist muamelesi yapıyor. Böyle bir şey kabul edilebilir mi? Bunların sonu idam arkadaşlar. Bu ekibin sonu idam, ben görmesem de sizler göreceksiniz inşallah.

28 Şubat sürecinde yaptıklarımız illegal şeylerdi

KISA VADEDE KAYBETMİŞ GÖZÜKÜYORUZ: Ne hale geldik yaa... Tugay komutanımız gözaltında. İlginç. Bir istihbarat kurmay albayımız var. M. Albay... Ege Ordusu Harekat Başkanı. Adamın Batı Çalışma Grubu kimlik kartı var, yaka kartı var. O listede ismi var ama hakim, ´yapacak bir şey yok, bize bu şekilde talimat geldi.´ demiş... Şu anda kısa vadede kaybetmiş gibi gözüküyoruz. Şu anda kapının çalınıp, ´Yavuz gel´ denmeyeceğinin de garantisi yok.

KELLELERİYLE ÖDEYECEKLER: Yeni Şafak gazetesi muhabiri (ağır küfürler var); ´28 Şubat sürecinde yaptıklarının bedelini ağır ödediler´ diyor. Dur bakalım daha yaa.. Daha ödeyen mödeyen yok... İnşallah böyle abuk sabuk şeyler artar. Hakimlerin savcıların yamuk kararları artar ki, yarın bir gün hesap sorulması kolay olsun. Hesap sorulacak da, daha sağlam dayanaklarla soralım. Ve ben söylüyorum dünden beri, belki bin defa söylemişimdir. Yani bu herifler, şu anda bunları bize çektirenler, bunu kelleleriyle ödeyecekler. Siz göreceksiniz bunu.

ASTSUBAYIN EŞİNİ TAKİP ETTİK: Bildiğiniz gibi bizim yetkimiz sadece kışla hudutları içindedir. Dışarıda takip ve kontrol görevimiz yoktur. Sivil kıyafet giyip adamı takip etmek, memleketine gitmek. Şimdi bir tane astbubay vardı. Evli, çocukları var ama eşini getirmiyor bulunduğu garnizona. Eşi memleketinde. Neden gelmiyor? Sağlık fişi çıkartmıyor. Askeri kimlik kartı yok. Karısını gören yok. Ama kayıtlara göre, evli ve çocuklu. Adam gönderildi memleketine. Karısına bir şekilde ulaşıldı. Uzaktan gizli saklı baktırıldı. Kadın hamam böceğiymiş meğerse. Kara çarşaflı. Ben onlara hamam böceği diyorum. Sadece gözleri görünüyor. Ama gözlük takıyor. Ellerine eldiven takıyor filan böyle... Memleketine adam göndermek... Arkadaş işte Trakya´dan İstanbul´a geliyor, peşine adam takmak. Bunların hepsi illegal şeyler.

CUMAYA GİDENLERİ FİŞLEDİK: Biz sivil kıyafetle camilere de gönderildik zamanında arkadaşlar. Normalde namaz kılmayı bilmezdim bile... Ama cumaya giderdim, kimler namaza gidiyor, kimler gitmiyor. Üniformayla giden var mı diye kontrole gönderildik biz zamanında. ( Zaman)

(08 Haziran 2012), son güncel.: (09 Haziran 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

SES KAYDINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4606    yazdır/print


 

Balanlı Hasdal´dan tehdit etti

Hasdal cezaevinden bir ses kaydı daha çıktı. Balyoz tutuklu sanığı Org. Bilgin Balanlı´ya ait olduğu iddia edilen ses, tehditler savurarak Cumhurbaşkanı ya da Başbakan düzeyinde bu iktidar değiştiğinde yaşananların hesabı mutlaka sorulacak diyor. Ses, hükümetin kendilerini çıkarmak için genel kapsamlı bir af çıkaracağını belirtiyor. Ses, Balyoz planı kapsamında icra edilen Bilvanis Çiftliğine yönelik hava harekatını da savunuyor. Bilgin Balanlı´nın Balyoz´dan tutuklanmasında, Bilvanis Çiftliği olayı önemli bir etken olmuştu.

04.06.2012 11:29 Balyoz sanığı Org. Bilgin Balanlı´ya ait olduğu iddia edilen şok bir ses kaydı yayınlandı. www.twitter.com/ses_tv adlı adresten yayınlanan ses kaydında Hava Kuvvetleri Komutanı olmadan önce Balyoz Davası kapsamında tutuklanan Org. Bilgin Balanlı´nın tehditleri yer alıyor. Bilgin Balanlı olduğu öne sürülen kişi, tehditler savurarak Cumhurbaşkanı ya da başbakan düzeyinde bu iktidar değiştiğinde bu yaşananların hesabı mutlaka sorulacak diyor. Hükümetin kendilerini çıkarmak için genel kapsamlı bir af çıkaracağını ifade eden sözkonusu kişi, daha sonra hükümetten hesap soracaklarını söylüyor.

İŞTE SES KAYDININ DÖKÜMÜ:

Devleti kim temsil ediyor. İktidar partisi şu anda temsil ediyor. Ve diğer kurumlar temsil ediyor. Yani bunun içerisinde hukuk sistemimiz var, bunun içerisinde emniyet sistemimiz var. Yargı sistemimiz var. İşte diğer mekanizmalar. Yani bizi suçlayan tutuklayan bu sistem. Bu sistemin başı kimse ki o da herhalde hükümetin veya devletin başı ya cumhurbaşkanı ya başbakan düzeyinde bir defa yani bu iktidar değiştiğinde yeni bir iktidar geldiğinde bunların hesabı mutlaka sorulacak. Mutlaka sorulacak. Sorulmaması mümkün değil. Sorulmazsa zaten biz onların yakasına yapışırız. Kesinlikle olacak. Kesinlikle olacak. Bu iktidar sonsuza kadar gidemez. Bu iktidar bir, bilemediniz iki dönem daha iktidar olur. Ondan sonra işi biter. Yani dünya bir tarafa gidiyorken Türkiye dinci bir rejime doğru gidemez. Yani bir şekilde şu anda konjonktür öyle gösteriyor ama İslami bir tarz içerisinde pirim yapıyor fakat bu böyle gitmez. Yani 5 sene 10 sene 15 sene sonra bu tablo değişecek. Bunlar hepsi efendim orada, o mahkemede hakimin karşısına gerçek hakimlerin karşısına yalnız gerçek hakimlerin karşısına çıkacaklar.

Yapılan iş Milli Güvenlik Kurulu´nun da kararıyla Hava Kuvvetleri orda birşeyler yapmış. Dini motifli bir şey var. Orada ne oluyor diye millet merak, hükümet devlet bunu merak etmez mi? Yani etmemesi mi lazım? Keşif yapmış. İstihbarat çalışması yapmış. MİT var işin içinde. Emniyet istihbarat var, jandarma istihbarat var. Milli Güvenlik Kurulu var. Genelkurmay var. Hepsinin şeysi var yani. Yani o şeyler yapılmış ve bitmiş. Olmuş bitmiş bir olay.

Bu mahkemeler nereye gider, ne olur o belli değil. Yani nasıl bir şey olacak o belli değil. Şimdi bizi bu kadar kişiyi alıp da efendim aaa siz suçsuzmuşsunuz pardon demeleri mümkün değil. Yani hay Allah biz hata yapmışız da sizi içeri almışız efendim aylarca sizi suçsuz yere içerde tutmuşuz diyebilir mi bir hükümet. Bir şey. Diyemez. Ya çıkaracak mahkemeyi bitirmeyecek yayacak uzatacak efendim şeyden kaçıracak ya genel kapsamlı bir af çıkaracak. Ha o da ha bunlar suçlu da ben affettim bakın. Kim verecek kimden soracağız bunun hesabını? Nasıl bir ülkede yaşıyoruz yaa? Yazıklar olsun yaa. Atatürk cumhuriyeti. Yazıklar olsun, yazıklar olsun.

Hakimler, savcılar, kaymakamların tamamı, valilerin tamamı, emniyet müdürlerinin tamamı militan düzeyinde adamlar. Gerçekleri söylüyorum. Gazete bakın yandaş gazete 5-6 tane yandaş var. Ama bunun dışında kalan efendim işte. Ne bileyim hürriyet, milliyet, vatan, habertürk bunlar da korkularından, korkularından bunların aleyhlerine hiçbir şey yazamıyorlar. Hiçbir şey yazamıyorlar. Çok az yazabilen yazarları var birkaç tane böyle. 8-10 tane toplasanız efendim muhalif diyebileceğiniz, yazabilecek böyle dokundurabilecek adam var.

Efendim karşı çıkmadığı takdirde toplum karşı çıkmadığı takdirde yani ne bileyim mahkemeleri, mahkemelere olan ilgi artar. Efendim, gazeteler çok daha fazla yazı yazmaya başlarlar. Bir baskı unsuru olup bu mahkemelerin canlı yayınlanması. Bir canlı yayınlansa. Onun için taa Silivri´ye götürüyorlar. Millete kimse gidemesin Silivri´ye diye. Bir avuç şey yakını geliyor oraya. Sanık yakını geliyor. ( Dailymotion)

(04 Haziran 2012, 11:29)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

SES KAYDINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4596    yazdır/print


 

Ses kaydı: Yeni darbe hazırlığı

Çok gizli bir darbe yapılanmasının halen sürdüğünü kanıtlayan şok bir ses kaydı internette yayınlandı. Kayıttaki sesin, halen Kara Kuvvetleri EDOK Komutan vekili olan Korg. Tevfik Özkılıç´a ait olduğu ileri sürülüyor. ´Darbe için herşeyimizle hazırdık ama KKK´lığı ile Genelkurmay arasında yorum farklılıkları oldu´ diyen ses, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´e de inanılmaz küfürler ediyor. Yakın zamanda yapılan gizli bir toplantıya ait olduğu anlaşılan konuşmadaki ses, ´Bilgisayar kullanmayacaksınız. Hiçbir şekilde. Hiçbir zaman internete, karanete bağlanmayın. Bu gördüğünüz kişiler dışında hiçbir kişi ile haberleşme görüşme elemanı tanımayacaksınız ikinci bir emre kadar´ diyor.

31.05.2012 13:07 İnternette yeni bir ses kaydı yayınlandı. Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde halen bir darbe hazırlığının sürdüğünü düşündüren ses kaydının yakın zamanda gerçekleşen gizli bir toplantıda yapıldığı anlaşılıyor. Kayıttaki sesin, halen Kara Kuvvetleri Eğitim Doktrin (EDOK) Komutan vekilliği ve EDOK Muhabere Komutanlığı görevini yürüten Korgeneral Tevfik Özkılıç´a ait olduğu ileri sürülüyor. Özkılıç, 28 Şubat soruşturması kapsamında 8 Mayıs´ta gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Özkılıç hakimlik ifadesinde, ´1996-1998 yılları arasında Personel Dairesi General ve Amiral şube müdürüydüm. BÇG isimli grubu duydum, görev almadım. 38 yıllık meslek hayatım boyunca hiçbir illegal faaliyette bulunmadım. Halen EDOK´a vekalet etmekteyim. 40 bin kişinin komutanıyım´ demişti. Korgeneral Özkılıç, Balıkesir Garnizon ve Okullar Komutanlığı görevinin ardından Kara Kuvvetleri EDOK Muharebe ve Destek Eğitim Komutanlığına atanmıştı. Özkılıç, EDOK komutanı Org. Nusret Taşdeler´in internet andıcı davasında tutuklanması sonrası, EDOK Komutan vekili olmuştu. Özkılıç, Balyoz davası kapsamında da gözaltına alınmış, ancak tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.<BR><BR>SES KAYDININ DÖKÜMÜ ŞU ŞEKİLDE:<BR><BR>Bu Çankaya´da şimdiki oturan zatı muhteremin, zatı muhterem diyorum haa. Ben dilim alışık olduğu için söylüyorum. Aslında 0....... Çocuğu bu herif de. Ülke elden çıktı tabii. Öyle düşünüyorum. Bu zamanda askerlerin denetiminden çıktı arkadaşlar. Birkere de, bu esasında da devlet çapında bir problem var onunla ilgili.<BR><BR>Sonuçta devletin içindeki tehdidi, oluşumu, tehlikeyi biz askerlerle sivillerin görmesi arasında ciddi bir fark var. Ama bu konuda da zaman zaman KKK´lığı ile Genelkurmay Başkanlığı arasında da yorum farklılıkları oldu. Ama izleyeceğiz arkadaşlar. Takip edeceğiz. Moralimiz bozulmayacak. Moralimizi bozarlarsa o zaman, bir ara bizim dengemizi bozdular. Neden? Üzülüyor insan. Üzülüyor. Korkuyor. Ulan diyor altımızı oymuşlar haberimiz yok haa. Binanın altını oymuşlar. Bina çökecek, düşeceğiz altına, mezarımız olacak gidecek. Endişeye kapılıyor insan.<BR><BR>Moralinizi bozmayın. Bir şekilde birebir çalışma yapacağız daha sonra. Bilgisayar kullanmayacaksınız. Hiçbir şekilde. Bu gördüğünüz kişiler dışında hiçbir kişi ile haberleşme görüşme elemanı tanımayacaksınız ikinci bir emre kadar. Biz hazırdık. Ruhen de hazırdık. Yani tehdidi değerlendirme konusunda yorum farklılıkları oldu.<BR><BR>Cesaret de önemli arkadaşlar. Büyük kararlar bunlar arkadaşlar. Büyük kararlar yani. Büyük adamlar, büyük kararları verirler. İsmet İnönü, Atatürk büyük adamlarmış yani. Büyük kararları vermişler. Hiç acımadan yapmışlar bunu.<BR><BR>Biz aslında son derece kararlıyız bu konuda. Vatanımızı milletimizi en iyi şekilde, koruyacağımıza, kollayacağımıza, sevdiğimize de inanıyoruz. Bir şeyler de yapılması gerektiğine inanıyoruz. Fakat sonuçta nerde nasıl yapılacağı konusunda tereddütlerimiz var. Olay bu. Bunu bir açıklığa kavuşturacağız yani. Tamam mı arkadaşlar.<BR><BR>Çalışırken örneğin çok dikkatli davranın. Sıfır bilgisayarlar alın çalışın. Hiç kullanılmamış. Hiçbir zaman internete, karanete bağlanmayın. Bu oda (plan odası) sürekli güvenliği kontrol edilir. Çünkü şundan emin olun. Direk telefon hattından, yani harici hat kullanılsa dahi dinleme yeteneğine sahipler. Bununla ilgili olan bilgisayarlar da, kozmikte duruyor. Şeyde duruyor. Kozmikte kapatıldı, paketlendi. Duruyor şimdi. Bunu istihbaratçılar biliyor sadece. Tekrar ediyorum. Dediğim gibi kurşun kalem ile çalışma yapabilirsiniz. O size verilen listelerle. Kurşun kalemle kendiniz not yazın. Hiçbir şekilde çoğaltılmayacak. Emredersiniz. Hiçbir şekilde. Hiçbir şekilde bilgisayar ortamına alınmayacak. Burdaki grup dışında hiçbir adam tarafından elden bir başkasına gönderilmeyecek gibi önlemler alacağız. Sızıntı olursa o zaman çok ciddi üzülürüm yani. Çok ciddi üzülürüm.<BR><BR>İşte bir hatalarını yakalasak zaten başarıdan faydalanma olarak kullanılabilecek gibi bizim de bir alt yapımızın olması lazım. Dağda tepede gezenler bilirler. Devletin ali menfaatleri için bazen legal olmayan yöntemler de uygulanır. Ben de şahsen uyguladım bunu. Mezara götüreceğiz yaptıklarımızı ama bundan da pişmanlık duymuyoruz tamam mı?<BR><BR>İyi günler arkadaşlar, siz emanetleri dağıtın. Ben, özel bana söyleyecek olan yoksa birde çıkacağım ben. İyi günler sağolun. Sağooool. (<A href="http://www.habervaktim.com/haber/namussuz-ses-244637.html" target=_blank>Habervaktim</A>)<BR><BR>---------------------------------------------------------------<BR><BR>ERGENEKON HALA DİRİ<BR><BR>Ergenekon Terör Örgütü´nün şu ana kadar sadece bir kısmının ortaya çıkarılabildiği, bir çok hücresinin ise deşifre edilemediği savcılarca iddianamelerde belirtiliyordu. Son olarak İnternet andıcı iddianamesinde de bu tespit yer almıştı. Son örneğini Mustafa Bakıcı´nın yurtdışına kaçışının oluşturduğu savcıların bu tespitini doğrulayan bulguların ilklerinden birisi Aydınlık gazetesinin yayınlarında ortaya çıktı. Ergenekon davasında örgüt yöneticisi olmakla suçlanan tutuklu sanık Doğu Perinçek´in yayın organları olan Aydınlık gazetesi ile Ulusal Kanal´a yönelik operasyonlarda Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile yaptığı resmi telefon görüşmesi ve diğer benzer bir çok gizli görüşme kayıtlarının ve çözümlerinin elde edilmesiyle oraya çıktı. Bu yayın organları yayınlarında yasadışı elde ettikleri ortaya çıkan bu gizli görüşmeleri yayınlayarak Ergenekon operasyonlarına karşı misillemeye giriştiler. Operasyonlarda, Ergenekon Terör Örgütü´nün bunca operasyon ve tutuklamalara rağmen hala aktif olduğunu gösteren bazı belgeler de elde edildi. Bazı cd´lerin ve hard diskteki verilerin şifreli olduğu görüldü. Operasyonda gözaltına alınan şüphelilerin örgütün talimatlarını aynen uyguladıkları iddia edildi. 2010 yılı sonunda Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şubenin zemin karoları altı gibi inanılmaz ve akla gelmez bir yerde, Balyoz ve Ergenekon davalarıyla ilgili çuvallarca şok belge ele geçirildi. Ergenekon´un idhar kadrolarının varlığını en çarpıcı şekilde gösterdi bu olay.<BR><BR>Gölcük Belgesi: AKP´lilerin telefonlarını dinleyip basına sızdıralım<BR><BR>Gölcük´te çıkan belgeler arasında, Başbakan Erdoğan dahil AK Partililerin telefonlarının dinlenmesi ve yandaş medyaya sızdırılmasını içeren belgelerin de bulunduğu ileri sürülmüştü. Gölcük´te ele geçen “Toplumsal durum analizi ve öneriler (Taslak)” başlıklı dökümanın, aralarında Başbakan Erdoğan´ın da aralarında bulunduğu AK Parti´lilere ait telefonların dinlenmesi talimatı olduğu öne sürülüyor. Belgenin Ergenekon üyelerinin yasadışı telefon dinlemeleri yaptığı ve bunları kendisine yakın yayın organlarında yayınlattığını içerdiği belirtiliyor. İşçi partisi, Aydınlık ve Ulusal Kanal´a yapılan polis baskınının, bu belgenin ortaya çıkarılmasından sonra gerçekleştirildiği, gözaltıların da, yayınlanan ses kayıtlarının Ergenekon´un eylemleri arasında değerlendirilmesi sonucu olduğu öne sürülüyor.<BR><BR>Ergenekon, Başbakanın resmi devlet görüşmelerini dinleyip Aydınlık´ta yayınlattı<BR><BR>20 Ekim 2009 tarihinde Doğu Perinçek´in İşçi Partisi´ne bağlı yayın organları olan Aydınlık Dergisi ve Ulusal Kanal televizyonunda Ergenekon soruşturması kapsamında aramalar yapıldı. Bu yayın organlarının iki yöneticisi gözaltına alındı. Yapılan operasyonların nedeninin, Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile yaptığı ve yasadışı şekilde gizlice kaydedilmiş telefon görüşmesini yayınlamaları olduğu ortaya çıktı. Soruşturma, Ergenekon kapsamındaki ıslak imzalı ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ soruşturması ile birleştirildi. İddianamenin kabulüyle de Aydınlık ve Ulusal Kanal yöneticileri ´Islak İmza´ davası sanıkları arasında yerlerini aldı. Islak imzalı kaos planı belgesinde medya organları eliyle yapılacak faaliyetlerde yer almaktaydı. Bu iki yayın organının adı, Ergenekon örgütünün talimatıyla yayın yaptığı iddia edilen internet sitesi Odatv´ye yönelik soruşturmada da geçiyor.<BR><BR>2004 yılında Başbakan Erdoğan ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında yapılan telefon görüşmesinin Ergenekon üyesi Albay Atilla Uğur tarafından yasadışı olarak gizlice kaydedilip Aydınlık´ta yayınlandığı iddia edildi. Dergide ele geçen çok sayıda CD´lerde, incelemeler sonucu BM temsilcisi Alvero De Soto´yla yapılmış resmi bir görüşmenin de bulunduğu çok sayıda gizlice kaydedilmiş ses kayıtları ele geçirildi. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz tarafından Dost Tarikatı davası ile ilgili hazırlanan raporda da Ergenekon sanıklarından Atilla Uğur´un Başbakan Erdoğan´ı 2004 yılında dinlettirdiği iddiaları yer aldı. Ergenekon tarafından 2004´te yapılan gizli dinlemenin örgüt üyeliğiyle yargılanan Perinçek´in Aydınlık dergisinde yayınlanması, örgütün halen faal olduğu, üzerindeki şaşkınlığı attığı, savunma konumundan saldırı konumuna geçtiği ve elde ettiği gizli bilgileri servis etmeye başladığı şeklinde yorumlandı.<BR><BR>Gölcük´te örgütün kozmik arşivinin ele geçirilmesi<BR><BR>Daha sonra ihbar üzerine Gölcük Donanma´da zemine ustaca gizlenmiş olarak, ardından Eskişehir´de bir astsubayın evinde çok önemli dijital veriler ve bir çoğu ıslak imza taşıyan 9 çuval belge ele geçirildi. Bu belgeler çok önemliydi. Önemleri sadece içeriklerinden değil aynı zamanda bulundukları yerden kaynaklanıyordu. Donanma istihbarat bölümü şubesi gibi en gizli bir birimde zemin karoları altına gizlenmiş çuvallarca belge örgütün kozmik zulası olarak nitelendirildi. Ele geçirilen belgeler örgütün halen var olduğunu bir kez daha ve en somut şekilde gösterdi. Ele geçen belgelerle ilgili çarpıcı ayrıntı belgelerin imha edilmeyerek saklanması. Bu da örgütün onları kullanmakta olduğu anlamına geliyor. Dikkat çekici diğer bir ayrıntı da, sürekli güncellemelerin yapılmış olması. Yani örgüt gelişmelere göre belgeleri güncelliyor.<BR><BR>Genelkurmay´da andıç çalışmaları<BR><BR>Ergenekon ve benzer soruşturmalarda sanıklar sürekli polis, suçladı, belgeleri onların yerleştirdiğini iddia etti. Hatta bu görüşü eski genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ bile ima ile dile getirdi. Islak imzalı belgenin fotokopisi için kağıt parçası, Poyrazköy´de ele geçen lav silahları için boru parçası küçümsemesi yaptı. Lav silahlarının TSK malı olduğu ortaya çıktı. Başbuğ´un astları tarafından yanıltıldığı o zaman iddia edilse de internet andıcında ifade veren generallere göre o da masum değildi. Onun da bu belgelerde onayı vardı. Bu açıdan bakıldığında onun kağıt-boru parçası küçümsemeleri yapması, polisi komploculukla suçlaması, Trabzon´da savaş gemisindeki konuşmasında esip gürleyerek gözdağı vermeye çalışması suçu örtbas etmeye çalıştığını düşündürüyor ve anlaşılır hale geliyor.<BR><BR>Kaos ve andıç belgeleri medyaya düşer düşmez, Genelkurmayda yoğun bir evrak ve dijital temizlik yapıldığı ortaya çıktı. Tonlarca kağıt evrak haftasonu mesai yapılarak apar topar öğütüldü, çok sayıda bilgisayar harddiskleri bilgiler kurtarılamayacak şekilde silindi. Temizlik sonrası kendini emin hissettiği anlaşılan Başbuğ, basın toplantısı düzenleyerek polisi suçladı, kaos planının düzmece olduğunu iddia etti. Çok geçmeden fotokopi belgenin aslı, daha sonra internet andıcı belge ve bilgileri Genelkurmay´dan sızdırılarak savcılara gönderildi. Bu şok gelişmeler sonrası Başbuğ´un sesi bir daha çıkmadı.<BR><BR>Bu bulgular, Ergenekon´un geçmişte var olmuş, faaliyete geçmeyen, düşünce ya da plan bazında kalmış bir girişim olduğuna dair savunmaları bir kez daha çürüttü. İnternet andıcının, ıslak imzalı kaos planında belirlenmiş medya faaliyetlerinden birisi olduğu iddianamelere konu oldu. Bu nedenle andıç davası ıslak imza davası ile birleşti. Ergenekon Terör Örgütüne yönelik soruşturma 2007 yılında başladı. Ancak ıslak imza ve andıç gibi planların tarihi 2009. Yani halen soruşturma sürerken örgütsel faaliyet devam etmekteydi.<BR><BR>Odatv soruşturması<BR><BR>Daha sonra Odatv soruşturması başladı. Ergenekon örgütünün medya sitesi olarak nitelenen odatv operasyonunda çok önemli belgeler ele geçirildi. ´Ulusal Medya 2010´ ismi verilen ve ´Gözlem´, ´Analiz´, ´Strateji´ ve ´Sonuç´ bölümlerinden oluşan belgede ilginç detaylar yer alıyordu: Soruşturmalara destek veren medya organlarına yandaş medya damgası vurulmalı. Bunlar yıpratılmalı, yıldırılmalı. Operasyonların siyasal olduğu, TSK ve yüksek yargıya karşı yürütüldüğü işlenmeli. Dava dosyasındaki küçük hatalar soruşturmanın geneliyle özdeşleştirilecek. Davaların tertip olduğu işlenecek.<BR><BR>Odatv yayınları incelendiğinde bu belgeye uygun yayın yaptığı görülüyordu. Özellikle Ergenekon hakimlerini karalama amaçlı iftar yemeği haberi büyük gürültü kopardı. CHP´nin etkin şekilde yer aldığı bu karalama kampanyasında, Ergenekon sanıkları iftar yemeğine katılan hakimler için peşpeşe reddi hakim talep ettiler, davanın siyasi olduğunu iddia ettiler. Gürültü biraz kesilip olay incelendiğinde görüldü ki, her yıl düzenlenen geleneksel bir iftar söz konusuydu. O iftara sadece Ergenekon davasında sanıkların hoşlanmadığı ve çekilmesini istediği bazı hakimler değil sevdikleri ve övdükleri başka hakimler de katılmıştı. Yine sevmedikleri bazı hakimler de katılmamıştı. Bu kadar normal bir yemeğin, habercilik kılıfı içinde nasıl Ergenekon davasını karalama faaliyete dönüştüğü odatv örneğinde çarpıcı şekilde görüldü. Önümüzdeki günlerde odatv iddianamesi ve delil klasörleri ortaya çıktığında, bu web sitesinin örgüt talimatları doğrultusunda başka neler yaptığı delilleriyle görülebilecek.<BR><BR>Hanefi Avcı olayı<BR><BR>Ardından eski Emniyet müdürü Hanefi Avcı olayı geldi. Anılarını yazdığı bir kitapla birden gündem olan Avcı, Ergenekon ve benzer davalarının, polis teşkilatı içinde yerleşmiş bir cemaatin işi, düzmece ve siyasi bir tasfiye operasyonu olduğunu iddia etti. Avcı´nın iddiaları gündemi sarstı. Kendisi kamuoyunun genelinde, Susurluk skandalıyla ilgili önemli bilgiler vermiş, derin devlet karşıtı birisi olarak tanınıyordu. Bu nedenle verdiği bilgiler ilk anda ´acaba gerçek olabilir mi´ diye algılandı. Ancak ayrıntılar geldikçe iddiaları ne kadar tutarsız ve uçuk olduğu netleşmeye başladı. Örneğin, O sadece polisin değil tüm hakim ve savcıların da bir cemaate mensup olduğunu iddia edebildi. Bu iddialarıyla ilgili kitabında kanıt göstermedi. Sadece, devlet araştırırsa kanıt bulur bu onun işi diyerek ortaya şüphe atmakla yetindi. Daha sonra İçişleri Bakanlığı´nın başlattığı incelemede de Avcı aynı şeyi söyledi ve kanıtı olmadığını, bunu devletin ortaya çıkarması gerektiğini savundu.<BR><BR>Sonra şok bir ayrıntı ortaya çıktı. Hanefi Avcı, Devrimci Karargah terör örgütüne yönelik operasyonda bir süredir teknik takibe takılmış, izleme altındaydı. Emniyet içinde kendisine yakın kaynaklardan bu durumu, operasyonun kendisine yöneldiğini öğrenen Avcı´nın, operasyonu sonuçlanmadan boğmak, cemaat işi olduğunu söyleyerek itibarsızlaştırmak için hamle yaptığı anlaşıldı. Operasyonla ilgili şok ayrıntılar ortaya çıktı. Bunlar Avcı´nın tevil edemeyeceği kadar netti. Örneğin örgüt üyeleriyle özel cep hattından yaptığı telefon görüşmelerinde örgüte yönelik operasyonu haber verdiği, bazı üyelerin yurt dışına kaçmasına neden olduğu, üyeleri polis takibinden nasıl kurtulabileceklerine dair yönlendirdiği görüldü.<BR><BR>Avcı´yla ilgili başka ayrıntılar da ortaya çıktı. Avcı´nın 90´lı yıllarda Dev-Sol´a yönelik bir operasyonu yönettiği, bu operasyonda örgütün bir kanadının çatışmada yargısı infaz edildiği, bu katliam ile örgüt yönetiminin derin devletin kontrolündeki diğer bir kanadın hakimiyetine verildiği iddiası ciddiyet kazandı. Burada dikkati çeken ayrıntı, Avcı´nın derin devletin bir elemanı olduğu iddiasının ortaya çıkmasıydı. İtirafçıları kullandığı gibi bu iddiayı destekleyen başka bulgular da ortaya çıktı. Ortaya çıkan bu yöndeki ayrıntılar, derin devleti ortaya çıkarmaya çalışan Ergenekon soruşturmasına karşı Avcı´nın niçin cephe aldığını da açıklıyor. Hanefi Avcı, Ergenekon örgütünün taşeronu denilen Devrimci Karargah örgütü davasında sanık oldu, yargılanıyor. Hanefi Avcı Odatv soruşturmasında da sanık oldu. Avcı, geçtiğimiz günlerde mahkemeye sunulan iddianame kabul edilirse Ergenekon´un medya sitesi denilen odatv davasında da sanık olarak yargılanmaya başlayacak. Hanefi Avcı olayında da, Ergenekon örgütünün aktif olduğu ve faaliyette bulunmaya devam ettiği görülebilir.<BR><BR>Savcılara göre Ergenekon hala aktif<BR><BR>Ergenekon iddianamesinde, savcılığın değerlendirme bölümünde, operasyon ve tutuklamalara rağmen örgütün hala aktif olduğu ve üst düzey yöneticilerinin ´dışarda´ olduğu belirtilmişti. Tuncay Özkan´ın cezaevindeyken dışarıdaki bir parti kongresinde ´genel başkan´ seçilmesinin de, örgütün dışarıdaki merkezinin eylem ve mesajlarından biri olarak gösterilmişti.<BR><BR>Ergenekon´un deşifre edilemeyen kadroları<BR><BR>Çok yakın zamanda yaşanan son örnekler olarak, Dink cinayetine dair şok edici yeni ayrıntıları ortaya çıkaran Bugün gazetesi yazarı Adem Yavuz Arslan´a mermi ve beyaz bereli paket gönderilmesi ve Erzincan Ergenekon davasındaki kritik tanığa yönelik silahlı saldırı, örgütün henüz ortaya çıkartılamayan idhar (yığınak) kadrolarına dair iddiaları güçlendiren diğer bulgular. Daha da sayılabilir. Güneydoğu´da görülmekte olan Temizöz davası ile İstanbul´da görülmekte olan Ergenekon davalarındaki tanıklara çok sayıda baskı ve tehditler uygulanmakta. Bazı kritik tanıklara ulaşılamıyor. Ergenekon ve bağlantılı davaların giderek artması da örgütün hala canlı olduğunu gösteriyor. Kısa zaman önce, Ergenekon tutuklusu tuğgeneral Levent Ersöz´e hastanede suikast girişimi ile Sivas Ermeni cemaat lideri Minas Durmazgüler´e suikast girişimi davaları açıldı. Poyrazköy´de yeni silahlar bulundu. Ergenekon´un idhar (henüz ortaya çıkartılamayan) kadrolarının faaliyette olduğu, Ergenekon savcılarının bu kadrolarla, silah ve finansman kaynaklarının izini sürdüğü iddianamelerde de belirtiliyor. Son olarak internet andıcı iddianamesinde de bu kadrolardan bahsedilmekte (Sh.61)<BR><BR>İddianameler giderek çoğalıyor<BR><BR>Ergenekon operasyonlarında ele geçen silahların, ele geçen belge ve bilgilerde belirtilen silahların çok azını teşkil ettiği ortaya çıkmıştı. Bu durumu doğrulayan gelişme Gölcük belgeleri üzerine Poyrazköy´de yapılan kazılarda yeni silahların bulunması oldu. İstanbul ve Erzincan´da Ergenekon´a yönelik soruşturmalar halen sürmekte. Soruşturması yeni tamamlanan bazı iddianameler yazılarak mahkemelere gönderildi, bazı iddianameler halen yazılmakta, bazılarının soruşturmaları ise sürmekte. Erzincan davasının şok müdahale ile yargıtaya alınması, suçsuz insanları silahlı göstermeye çalışmakla suçlanan sanıkların tahliye edilmesi ve bununla adeta isnat edilen suçlara devam etmelerine izin verilmesi, Ergenekon davalarına bakan çok sayıdaki hakime yargıtayda skandal şekilde tazminat cezaları verilmesi, dava sanıklarının sağlıklı olduğunu gösteren raporların hastanelerdeki örgüt üyesi olduğu şüphesi ortaya çıkan doktorlarca mahkemelerden saklanması gibi gelişmeleri, Ergenekon´un idhar kadrolarının varlığına dair iddiaları doğrulayan diğer bulgular olarak gösterebiliriz. Tüm bu bulgular, Ergenekon´un geçmişte var olmuş, faaliyete geçmeyen, düşünce ya da plan bazında kalmış bir girişim olduğuna dair savunmaları çökertiyor.<BR><BR>Şüphesiz örnekler daha da çoğaltılabilir. Haberal´ın tutuklanmasından sonra Ergenekon operasyonları durdu deniliyor. Peki Ergenekon ya da diğer bir deyişle kontrgerilla bitti mi, çöktü mü?.. Şu ana kadar sadece tetikçilere ya da orta düzey birimlere, onların da pek azına ulaşılabildiği söylenebilir. Danıştay saldırısında bir avukat. Malatya Zirve cinayetinde 2 genç. Dink cinayetinde 17 yaşında Ogün Samast. Ergenekon´da da 3-5 astsubay, Andıç davalarında suçu birbirlerinin üstüne atan bir kaç general, o kadar.. Ama iddialara göre NATO´ya girmemiz sonrası kurulan Özel Harp Dairesi´ne bağlı kuvvetlerin sivil hayatta kullandığı yaklaşık 10 bin kişi var. Bunlardan 5 bini siyah kuvvet denilen, silah kullanan, her türlü saldırı ve savunma eğitimini almış paramiliter gruplar. Çok tehlikeliler. Her türlü provokasyonu yapabilecek, Taksim, Maraş, Gazi Mahallesi olayları gibi olayları kolaylıkla organize edebilecek adamlar. Her biri bir Yeşil ve Çatlı. Onlara henüz ulaşılamadı. Fırsat kolladıkları uygun ortam bulur bulmaz faaliyete geçecekleri ileri sürülüyor. Ya askerler.. Yukarıdaki ses kaydının da gösterdiği gibi EDOK içinde hala darbe hazırlığı içinde olan, bilgisayarlara güvenmeyen, deşifre olmaktan korkan ve yazışmalarını kurşun kalemle yapan çok gizli birimler var. Peşpeşe düşen ses kayıtlarında, hapisteki darbecilerin umutlarını koruduğu, ´Biz herşeyi takip ediyoruz merak etmeyin´ diye birbirlerine cesaret verdiği görülüyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)<BR><BR>(31 Mayıs 2012, 13:07)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

SES KAYDINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

SES KAYDINI DİNLEMEK İÇİN ALTERNATİF LİNK

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

ERGENEKON´UN HENÜZ ORTAYA ÇIKARTILAMAYAN YEDEK (İDHAR) KADROLARI

Savcılar Ergenekon ´İdharı´nın peşinde

Gölcük´teki çuvallar devede kulak: Savcılar iz peşinde

Ergenekon davası gerekli mi?

Ergenekon henüz çökertilemedi

Su uyur cuntacı uyumaz: İşte ispatı

Ergenekon hala diri, Bakıcı kaçabildi

7. iddianame: Ergenekon hala faal

Ergenekon hala aktif: Planları çökünce yenisini yapıyorlar

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4588    yazdır/print


 

Amiral: Çoluk çocuk demeyeceğiz

Balyoz tutuklusu Tuğamiral Cem Aziz Çakmak´a ait olduğu ileri sürülen bir ses kaydı internette yayınlandı. Gayet sakin konuşan ses buna karşın inanılmaz ifadeler kullanıyor. Kendilerine çok güvendikleri için hata yaptıklarını, bir ya da iki yıl içinde dışarı çıkacaklarını belirten ses, Suriye´de bugünlerde yaşanan çocuk katliamlarına atıf yaparcasına ´çoluk çocuk demeden rövanş alacaklarını´ iddia ediyor, Atatürk´ü de örnek gösteriyor. Kayıttaki ses, Balyoz davasının mahkeme heyetine de ağır hakaretlerde bulunuyor.

28.05.2012 13:43 Balyoz tutuklusu Tuğamiral Cem Aziz Çakmak olduğu iddia edilen kişi dailymotion.com sitesinde yayınlanan ses kaydında kendilerine çok güvendikleri için geçmişte hata yaptıklarını, karşı cephedekilerin de aynı hatayı yapacaklarını ve o zaman onlardan çoluk çocuk demeden rövanş alacaklarını söylüyor. Dailymotion.com sitesinde yayınlanan ses kaydında iddia edilen amiral, kendilerine çok güvendikleri için hata yaptıklarını ama yakın zamanda çoluk çocuk demeden rövanş alacaklarını söylüyor... Kara kuvvetlerinden meslektaşlarını yüreksizlikle itham edip, menfaatçi subayların terfi ettirildiğini, asıl sorunun bu olduğunu ifade ediyor.

Aldığımız haberlere göre bu iş uzun sürmeyecek. Hesabı sorulacak.. Bakalım kaç kişiyi bırakırlar, bırakırlar mı? Yani olmazsa da iş uzun sürmeyecek artık. Yani aldığımız haberler o yönde bizim. Sağlam kaynaklar. Bunun hesabı sorulacak.. İki sene içinde balyozun rövanşı olacak, çok can yanacak.. Bir iki sene içerisinde bu manzara tam tersine dönecek. Bak söylüyorum bunu. Dersin ki bunu bir paşam söylemişti dersin.. Bir sürü hesaplaşma olacak. İki sene çok belki bir sene içinde. Eğer biz burdan bir çıkarsak bu dışardakilerle çok ciddi bir hesaplaşma olacak, çok ciddi hem de..

Ses kaydının dökümü şu şekilde:

Kendilerine en güvendikleri anda çoluk çocuk demeden rövanş alacağız. Kendimize çok güvenerek hata yaptık. Şimdi aynı hatayı onlar yapıyor. Şimdi ben şuna inanıyorum. Bir insanın en zayıf olduğu zaman ne zamandır biliyor musun? Kendine çok güvendiği zaman. En zayıf olduğu zaman o zamandır. Ben bu kadar söyleyeyim yeter. Biz de çok güvendik ondan zayıftık. Şimdi de aynı hatayı onlar yapıyor.

Kara kuvvetlerinde yürekli adam sayısı az. Onlar terfi etmek için komutanın eşine reçel yaparlar. Tamamı böyle. Bizde şöyle bir sıkıntı var. 80´den sonra çok değişik bir subay tipi yetiştirdik biz. Menfaatlerine düşkün. Yurtdışı ve görevlere efendim paşa olmaya, memleket meselelerinden uzaklaşmaya, öğrenmemeye bak, öğrenmek yerine ne bileyim eşine komutanın eşine reçel yapıp götürtmeye. O tip insan yetiştirdik. Çok ciddi söylüyorum bunu da. Ve onlar seçildi. Bugünkü sıkıntının sebebi odur. Bizde deniz kuvvetlerinde biraz daha farklı ama karacılarda tamamen böyle. Tamamen böyle. Yani yürekli adam sayısı çok az.

-Balyoz mahkeme heyetine ağır hakaret-

Mahkemede denizcilerin bir tanesi bile sayın başkan demedi. Hepimiz siyasi konuştuk. Ben yalvardım onlara ne olur bunlara boynunuzu eğmeyin. Yani savunmalarınızda eğmeyin. Ben çünkü sayın başkan falan demiyorum artık. 10. Ağır ceza mahkemesi üyeleri diye bağırıyorum. Ne sayın başkan ne sayın üyeler. Hiç öyle şey yok bende. Bizim hiçbirimizde yok. Muvazzaf denizcilerin bir tanesi söylemedi. Hepsi 10. Ağır ceza mahkemesi. Ve hepsi siyasi konuşma yaptı. Mahkeme heyetine bakarak “şerefsizler, vatana ihanetten yargılanacak” dedim. Şunu söyledim. En sonunda dedim ki: bu şerefsizlere sesleniyorum. Onlara bakıyorum ama. Dış mihraklara uşaklık eden şerefsizlere sesleniyorum derken onlara böyle bakıyorum tabi. Kafalarını eğiyorlar böyle. Bu koltuklara oturacaksınız vatana ihanetten yargılanacaksınız dedim. Hemen salonda başladı şey. Atarım matarım yine hâkim. Bunlar bizi esir aldılar. Kendi vatanımızda esir aldılar onlar bizi.

(Balyoz davasının 22 Ağustos 2011 günü görülen 40. duruşmasında savunma yapan Tuğamiral Cem Aziz Çakmak, Sahte dijital verilere dayalı bu dava bence çökmüştür. Bizleri bir süre daha çöken bu sahte davanın enkazında tutabilirsiniz. Ancak asıl soru, bu davanın sonunda enkazın altında kimlerin kalacağıdır. Hainlik ve ihanetin odağı olan, dış mihraklara uşaklık eden şerefsizlere sesleniyorum. Bu salondaki koltuklara oturacaksınız ve vatana ihanet ile yargılanacaksınız. Bundan kaçışınız asla mümkün değildir. Tanrı Cumhuriyeti ve donanmasını korusun. sözlerini kullanmıştı.)

Atatürk, isyan oldu mu “çoluk çocuğu kalmasın, bütün şehri götürün” dermiş. Kendilerine en güvendikleri anda rövanşımız hatasız olacak. Ama diyorum işte. Hep de onu söylüyorum. Allah rövanşını göstermesin onlar için. Çünkü biz bir daha böyle bir rövanşta böyle bir hata yapmayız yani. Yani Atatürk bu işi Atatürk isyan oldu mu çoluğu çocuğu kalmasın götürün, şehri götürün diyormuş. Adam, adam görüyor yani. Çocuğuna kadar. Bu iş böyle. En güvendikleri zaman kendilerine en zayıf oldukları andır. Umut, özgürlük savaşçılarının can simidiymiş. Mandela öyle diyor. 29 yıl yatıyor Mandela hücrede. Onun için umudu hiç bırakmayacağız. Bırakmayacağız umudumuz hep olacak.

Tabi bu daha süreç yani bu süreç alacak daha ne kadar çekeriz bilmiyorum. Ama çok uzun süreceğini sanmıyorum ben de artık. Bakalım kaç kişiyi bırakırlar, bırakırlar mı? Yani olmazsa da iş uzun sürmeyecek artık. Yani aldığımız haberler o yönde bizim. Sağlam kaynaklar. Bunun hesabı sorulacak. Tarihin yargısından kaçmaları mümkün değil. Kimse kaçamaz. Kimse. Yani bunların yatacak yerleri yok. Yatacak yerleri yok. Bunları toprak reddeder, naaşlarını toprak reddeder şerefsizim. İki sene içinde balyozun rövanşı olacak, çok can yanacak. Bir iki sene içerisinde bu manzara tam tersine dönecek. Bak söylüyorum bunu. Dersin ki bunu bir paşam söylemişti dersin. Adamlar kaçacaklar. Bu ülkeden kaçacaklar çoğu. Ve rövanşı çok farklı olacak. Çok kişinin canı yanacak. Yani bunun rövanşında çok can yanacak.

Farklı yabancı istihbaratlar bunları tıkadı. Çalkantı içindeler. Biz de boş değiliz. Neler var, neler var, şu anda bizim bildiğimiz neler var. Yani Almanya başka bir şey söylüyor, Amerika başka bir şey söylüyor. Alman istihbaratı var, CIA var. Mossad var. Onun için onlar şimdi çok büyük çalkantı içindeler. Çok. Ciddi. Tıkandılar. Bir sürü hesaplaşma olacak. İki sene çok belki bir sene içinde. Eğer biz burdan bir çıkarsak bu dışardakilerle çok ciddi bir hesaplaşma olacak, çok ciddi hem de. İlk şeyimiz ne biliyor musun? Aç kalacaklar. Bak söyleyeyim. Aç kalacaklar. Öyle başlayacak zaten. Bu kadar da boş değiliz yaa. ( Dailymotion.com)

(28 Mayıs 2012, 13:43)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ÇAKMAK´IN SES KAYDI: DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

Balyoz davasında sanıktan tehdit

BALYOZ PLANI VE DAVASI MANŞETLERİMİZ

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4580    yazdır/print


 

Tuğamiral İlğar: Yakında çıkıyoruz

Balyoz sanığı Tuğamiral Fatih İlğar´a ait olduğu iddia edilen şok bir ses kaydı video paylaşım sitesi dailymotion.com´da yayınlandı. Halen Hasdal askeri cezaevinde tutuklu bulunan Tuğamiral Fatih İlğar, yakında bir kanuni düzenleme ile hapisten çıkacaklarını, çıktıktan sonra da güzel (!) planlarının olduğunu söylüyor.

24.05.2012 14:46 Balyoz sanığı Tuğamiral Fatih İlğar´a ait olduğu iddia edilen şok bir ses kaydı video paylaşım sitesi dailymotion.com´da yayınlandı. Sözkonusu kişi Bir iki aya kadar da ve bilgiler de gelen bilgiler de emareler de o yönde bir yasa tasarısı gündemde. O yasayla bizi çıkaracaklar. Bu ülke ya ekonomik krizle ya bir iç savaşla kendine gelecek diyor. İlğar olduğu iddia edilen kişi Başbakan Erdoğan´ı da aymazlıkla suçluyor. Başbakan´ın hem İsrail´e efelendiğini hem de radarı Türkiye´ye kurdurttuğunu, bunun da aymazlık olduğunu ifade ediyor. İlğar, son dört genelkurmay başkanının vatan haini olduğunu da söylüyor.

-İşte ses kaydının dökümü-

Bu ülke ya ekonomik krizle ya da bir iç savaşla ancak kendine gelebilir çıktıktan sonra da güzel planlarımız var. Yani bu bir savaşsa savaş yapacağız. Yapacak bir şeyimiz yok yani. Burada bitmemesi lazım bunun.Bir iki aya kadar da ve bilgiler de gelen bilgiler de emareler de o yönde. Bir yasa tasarısı gündemde. O yasayla bizi çıkaracaklar. Bu ülke ya ekonomik krizle ya bir iç savaşla kendine gelecek. Bu iki seçenekten bir tanesi kapımızı çalacak. Ondan sonra dönüş yolu orada başlayacak.Ki başbakan hakkında da yani onların da sıkıntıları var. Onlar da bir zaman gelip o dosyaları çıkacak. Yani bir değil on değil. Onların çıktığı anda dibe vuracaklar. Geliyor radarı İsrail´e güya efeleniyor.Getiriyor radarı ülkemize koyuyor. Böyle aymazlık olmaz. Bilmiyor bunu insanlar. Bunun sonu gelecek. Rüzgâr hiçbir zaman kuzeyden esmez. Dönecek bu rüzgâr.

Son dört genelkurmay başkanı vatan haini. Onların yüzünden bu hallere geldik. Silahlı kuvvetler şu anda maalesef ben şu andaki genelkurmay başkanına fazla fatura çıkaramıyorum. Çünkü kendisiyle yakinen çalıştım. İyi biliyorum duygularını düşüncelerini. Çok zeki bir adamdır. Buradan bir çıkış stratejisi yaratıyor kendince. Ama bundan önceki 4 genelkurmay başkanı bizim bu hale gelmemizin en büyük nedenidir. Çünkü hepsinin sıkıntısı vardı. Köşeye sıkıştırıldılar bunlar yaptıkları hatalardan dolayı ve hareket edemez hale geldiler. Elleri kolları bağlandı ve bu hale geldik.Lider lazım. Ha o lider kriz dönemleri lider yaratır. İşte geçmiş genelkurmay başkanı o yüzden lider olma şansını kaybetti.İnisiyatif sıfır insanlarda. Yani operasyon yapamıyor. Olay hâkimiyetini kaybetti. Hiçbir azim, hiçbir inisiyatif, hiçbir cesaret yok. Ve bu işler de liderlikle kazanılır. Bu insanlar vatan haini.Vatan haini yani inanın yüzleri çok kirli bunların. ( Dailymotion.com)

SAĞDIÇ´IN DA SES KAYDI ÇIKMIŞTI: TSK HASDAL´DAN MI İDARE EDİLİYOR?

16 Ocak 2012 tarihinde internete düşen bir başka ses kaydı da Hasdal kaynaklıydı. O konuşan kişi de Balyoz davası sanığı idi. Balyoz davasının tutuklu sanıklarından Koramiral Kadir Sağdıç, Hasdal cezaevinden yakınlarıyla yaptığı telefon görüşmesinde, Balyoz sanıklarının içeriden faaliyetlerine nasıl devam ettiklerine dair şu ifadeleri kullanıyordu:

Bizim buralarda da enteresan değişiklikler var. Askeri camiada da.. Can Dündar biraz yanlışlık yapmıştı, kuş uçurduk.. Hakkımızı söke söke alacağız.. Bırakır mıyız lan oraları boş. Hayatta! Herşeyi buradan idare ediyoruz. Sizin torunlara kadar garanti ederiz. Ondan sonrasını bilmem yani.. Burada daha iyi mücadele ediyoruz. Anlatıyoruz derdimizi. Sağolsun komutanlar dinliyorlar..

HUKUKÇULAR TEPKİLİ

26.05.2012 09:33 Balyoz darbe planı davasından tutuklu Tuğamiral Fatih Ilgar´a ait olduğu iddia edilen ses kaydı kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Hukukçular da ses kaydına tepki gösterdi.

Reşat Petek (Emekli Cumhuriyet Başsavcısı): Balyoz darbe planından yargılananları kurtarmaya yönelik bir çalışma olduğunu bilmiyorum. Özellikle özel yetkili mahkemelerin yetkilerinin yasal düzenlemelerle azaltılması veya yargılananların salıverilmesi sağlanırsa çıktıklarında neler yapacaklarını ortaya koyan bir ses kaydı bu. Eğer kayıt doğruysa, yaptıklarından pişmanlık duymayanlar demek ki ellerine o fırsat verildiğinde ülkede ekonomik kriz ve arkasından bir iç savaş çıkarmak için plan yapıyor. Ardından da siyasî otoritenin bunları önleyemez duruma getirilmesi için mücadele vermek amacındalar.

Faik Tarımcıoğlu (Emekli Askeri Savcı): Bu ses kaydı doğruysa ve bu konuşmaları yapanlar da yüksek rütbelilerse, vay haline Türkiye´nin! Beni bir kez daha dehşete düşürdü. Kendi Genelkurmay başkanına ´hain´ demek nasıl bir fikir yürütme silsilesi, bunu anlamak çok zor. Böyle bir yasa çalışması olduğunu düşünmüyorum. Tutuklu milletvekilleri için hazırlanan bazı yasa değişiklikleri onları bu hülyayı görmeye itmiş olabilir. Olur da yarın gündeme geldi... Nasıl bir formül bulacaklar? Geniş manada tüm mahkumları af gibi bir çalışma yapacağını sanmıyorum hükümetin.

Halil Doğan (Demokrat Hukukçular Derneği Başkanı): Darbe soruşturmaları ile epey yol alınmışsa da hâlâ derin devletin bir kısmı çalışmalarına devam etmekte ve içeridekilere ümit vermektedirler. İnşallah ham bir hayaldir. Şike yasasındaki gibi sürpriz bir değişiklikle Meclis oldu-bittiye getirip bir yasa çıkarmaz.

Cesim Parlak (Ceza Hukukçusu): Yargı paketinin içeriğinde tutukluluk gerekçelerinin daha somut verilere dayandırılması var. Ancak paket içinde hiçbir şekilde sanıkların serbest kalmasını sağlayacak düzenleme bulunmuyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta son anda pakete bir gece yarısı operasyonu şeklinde madde eklenerek yasa çıkarılabilir. Balyoz ve Ergenekon gibi davaların anlamını yitirmesine sebep olabilecek bu tarz vahim değişiklikler asla hukuki ve ahlaki olmayacaktır.

Bu arada, Fatih Ilgar´ın avukatı Hüseyin Ersöz, önceki gün internete düşen ve büyük yankı uyandıran ses kaydıyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Müvekkiline ait olduğu ileri sürülen ses kaydının ´içeriğinin gerçek dışı´ olduğunu savundu. Ersöz, kaydın dezenformasyon yöntemlerinden biri olduğunu ileri sürdü. ( Zaman)

(24 Mayıs 2012), son güncel.: (26 Mayıs 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İLĞAR´IN SES KAYDI: DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

TSK Hasdal´dan mı idare ediliyor?

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4572    yazdır/print


 

Generalden Başbakana ağır eleştiri

Tümgeneral Ali Lapanta´nın Şubat 2012´de 600 askeri personele yaptığı konuşmanın ses kaydı yayınlandı. Başbakan Erdoğan´ın terör politikalarını ağır şekilde eleştiren Lapanta, ´Sen devlet olarak tedbirlerini almazsan... Örgütün siyasi partisi karşına dev gibi gelir sana meydan okumaktadır. Dünyanın hiçbir yerinde elinde silahla dolaşırken, eylemlere devam ederken bir örgütle oturup masaya konuşulmaz´ şeklinde konuşuyor. Lapanta, Muhsin Yazıcıoğlu kazasında, enkaz koordinatları belirlendiği halde o bölgeyi hiç aratmamakla da suçlanıyordu. Kendi işini yapmak ya da istifa edip bir siyasi parti bünyesinde doğru bildiği mücadele yöntemlerini uygulatmak yerine hükümetin politikalarını eleştirmeyi tercih eden Lapanta´ya karşı hükümetin tavrı merak ediliyor.

02.05.2012 15:32 Dailymotion.com sitesinde Beytepe Jandarma Okullar Komutanı Tümgeneral Ali Lapanta´ya ait olduğu iddia edilen şok bir ses kaydı yayınlandı. 2012 Şubat ayında 600 askeri personele yaptığı bir konuşmaya ait ses kaydında Lapanta, Başbakan´ın izlediği terör politikasını sert bir dille eleştiriyor. Lapanta, terör örgütünün 3 defa tasfiye noktasına getirildiğini ama hükümetin gerekli tedbirleri almadığı iddia ediliyor. Ses kaydında, Sen devlet olarak tedbirlerini almazsan... Örgütün siyasi partisi karşına dev gibi gelir sana meydan okumaktadır. Dünyanın hiçbir yerinde elinde silahla dolaşırken, eylemlere devam ederken bir örgütle oturup masaya konuşulmaz. denilerek hükümet eleştiriliyor.

Ses kaydından bazı bölümler şöyle:

“Ben teröristle mücadelede örgütü 3 defa ne yapmışım? Tasfiye noktasına getirmişim. Yok olma noktasına getirmişim. Sen devlet olarak tedbirlerini almazsan... Örgütün siyasi partisi karşına dev gibi gelir sana meydan okumaktadır. Dünyanın hiçbir yerinde elinde silahla dolaşırken, eylemlere devam ederken bir örgütle oturup masaya konuşulmaz. Oturduğun andan itibaren her şeyini kaybetmişsin demektir. Bu net kuraldır. Dünyanın hiçbir yerinde yok, yazmamıştır da. Bir örgüt eylemlerine devam ederken onunla masaya oturulmaz ... Ben çatıştım bileğimin zoruyla aldım ondan sonra her istediğimi yapmak zorundasın yapmazsan eyleme başlarım. Yapmazsan eyleme başlarım dedi mi tehdit eder. Bugün Türkiye´de olduğu gibi. Bugün Türkiye´de olduğu gibi...” ( Dailymotion)

(02 Mayıs 2012, 15:32)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Tümgeneral Lapanta´nın ses kaydını dinlemek için tıklayın

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4514    yazdır/print


 

Tuğgeneralin skandal ses kaydı

İstanbul Garnizon Komutanı Tuğg. Muhittin Yenikeçeci´ye ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı yayınlandı.. Hükümeti eleştiren Yenikeçeci, duble yol yaparak, bulgur vererek, okullarda kitaplar dağıtarak modernleşilemeyeceğini iddia ediyor. ´Benim birliğim askerlerin adli işlerini takip etmek için kurulmuş, iş bize düşerse Tümg. Mustafa Bakıcı´yı Amerika´ya kaçırırız, onu da yaparız´ diyen Yenikeçeci, Bakıcı´yı Şırnak´tan tanıdığını, onun emrinde çalıştığını, yurtdışına kaçarken kendi pasaportunu kullanmasının da iyi olmadığını belirtiyor.

30.04.2012 12:37 Ergenekon davası ile birleştirilen İnternet Andıcı davası sanığı Tümg. Mustafa Bakıcı´nın yurtdışına kaçmasına zemin hazırlamakla suçlanan İstanbul Garnizon Komutanı Tuğg. Muhittin Yenikeçeci´ya ait olduğu iddia edilen şok bir ses kaydı yayınlandı. Video paylaşım sitesi dailymotion.com´da yayınlanan ses kaydında Muhittin Yenikeçeci olduğu iddia edilen kişi, Benim birliğim askerlerin adli işlerini takip etmek için kurulmuş, iş bize düşerse Tümg. Mustafa Bakıcı´yı Amerika´ya kaçırırız, onu da yaparız diyor. Mustafa Bakıcı´yı Şırnak´tan tanıdığını ve onun emrinde çalıştığını ifade eden Muhittin Yenikeçeci olduğu iddia edilen kişi, Bakıcı´nın yurtdışına kaçarken kendi pasaportunu kullanmasının da iyi olmadığını belirtiyor. Işık Koşaner´in Balyoz´la ilgili olarak her şeyi çaldırmışız sözlerini de eleştiren sözkonusu kişi, o seviyede birisi böyle konuşmaz diyor. Hükümetin icraatlarını da kıyasıya eleştiren iddia olunan kişi, duble yol yaparak, bulgur vererek, okullarda kitaplar dağıtarak modernleşilemeyeceğini iddia ediyor.

İŞTE KONUŞMANIN DÖKÜMÜ

Benim birliğim askerlerin adli işlerini takip edeyim diye kurulmuş. Bizim yerimiz kritik tabi yani hep bu işlerin içindeyiz. Duruşumuz da belli yani şimdi biz bu işi yapıyoruz yani. Biz oraya destek de veriyoruz adam da gönderiyoruz mahkemelere yani. Bunlar bizim işimizin de bir parçası yani. İşimizin de bir parçası yani hani. Yav bu benim işim. Ben bunu takip ediyorum. Bunun için kurulmuş zaten benim birliğim yani. Bu işleri takip edeyim diye yani adli işleri.

-İş bize düşerse Tümg. Mustafa Bakıcı´yı Amerika´ya kaçırırız. Onu da yaparız-

Şimdi sözde ben efendim işte geciktirmişim. Efendim bilmem ne falan. Adam Gata´ya yatmış. Gata´da 10 gün kalmış. 10 gün istirahat alıp çıkmış. Sonra kuvvete gitmiş, kuvvetten de izin kâğıdı alıp izne ayrılmış. Hiç böyle. Yani onu Amerika´ya kaçırırız yani. Yani kaçırmaya eğer iş yani o iş bize düşerse yaparız onu da yani. Ama aptal da değiliz yani. Yaparken bunları çocukça hata yapacağız bilmem ne?

-Mustafa Bakıcı kaçarken kendi pasaportu ile yurt dışına çıkması iyi olmadı-

Tabi bir de şimdi bunu öbür kaçan falan Levent Ersöz vardı. Biliyorsunuz. 2. kaçan falan gibi bir şeyler böyle o o manada kendi pasaportuyla çıktı. Bu tabi iyi olmadı. Fakat şimdi ben o adamın emrinde çalıştım. Şırnak´ta o tümen komutanıydı, ben de tugay komutanıydım. 1 sene çalıştık. Biraz kahretti o. Yoksa yapmaz. Niye yaptı hangi saikle yaptı? Neydi onu bu yola sevkeden yani. Şimdi insan içerde bile olsa eşi çoluğu çocuğu burada. Eşini bıraktı oğlu pilot. Murat. Ben Şırnak´ta tanıştım pilot. Kızı Merve şeyde çalışıyor. Ya Aselsan´da ya iyi bir yerde çalışıyor. Hanımı öğretmen ismi aklıma gelmedi hanımefendinin yani.

-Şırnak´ta da ailecek görüşürdük. Bu seviyede adamlar için tedbir alamıyorsak yazık-

Çok Şırnak´ta gelirlerdi. Yemek yedik beraber oturduk kalktık. Bunların düşmesi yanlış. Tedbir alınacak tabi o seviyede tedbir alamıyorsan yazık. Fakat şu var yani yaptığımız bizim kendi işimizle bizim Hasdal´la bir alakamız yok. Cezaeviyle bir ilgimiz yok bizim. Biz mahkemeleri takip ediyoruz. Soruşturma aşaması tamamen bizde. Onun dışında bütün bu korumalar bizde. Şeyler var ya. Komutanların korumaları. Başbakanın jandarma komutanlığı. Yurt içi bütün genelkurmay işte orgeneral cumhurbaşkanı bende. Yurtdışı 23. Tümende. Jandarma komutanı da başbakanla ilgili işlere bakar. İl jandarma komutanlıkları. Ha bir görev yani.

-Modernleşme yol yapmayla, bulgur vermeyle, okullarda kitap vermeyle olmaz-

Toplumlardaki gelişme toplumlardaki modernleşme falan. Rakamların yükselmesiyle, iyi yolların yapılmasıyla, toplumdaki tahsil seviyesinin yükselmesiyle olmuyor yani. Neyse televizyon kanal sayısının artması işte villaların artması ev fiyatlarının yükselmesi insanların daha modern iyi yerlere efendim yaşamasıyla falan olmuyor. Yani şimdi modernleşme malum önce bir kere bir bilinçle işliyorlar. Yani bu avrupada 1500 1800 arası yaşanan yani bu kiliselere karşı bu mücadele. Bu rönesans dediğimiz var ya. Rönesans dediğimiz. Ondan sonra bu krallara karşı verilen mücadele orada bilinç vatandaşın yani birisinin ona kitap vermesi birisinin ona bulgur vermesi değil yani onun kazanıp o kitabı o defteri çocuğuna götüreceği defteri, o bulguru, kendi kazancındaki parayla alabilmesi falan. Şimdi biz bunların hiçbirinden geçmedik. Biz şimdi modernleştiğimizi sanıyoruz yani.

-Modernleşme cumhuriyetle olacaktı ama buna adalet bakanlığı, hsyk müsaade etmiyor. Hükümetin niyeti bozuk-

Cumhuriyetle olacak bu. İşte bu süreç de buna müsaade etmiyor maalesef. Bunu adalet bakanlığında görebilirsiniz, bunu hsyk´da görebilirsiniz. Bunu her yerde görebilirsiniz. Şimdi bak ben şuna inanıyorum. Dinde iki temel kural var yani. İslam dininde birisi temizlik ikincisi de niyet niyet. Yani niyetin bozuk olmayacak. Niyetin bozuk olmayacak. Bunlarda ikisi de var maalesef. Hükümet işaret etmeden hiçbir şey olmaz. Herşeye siyasi bakılabilir.

-Hükümet bize karşı zaman zaman o kadar bel altı çalışıyor ki ama bizim tereddütümüz olmaz işimize bakarız-

Hele hele bu şekilde oy alabilen bir siyasi güç herşeye karar verir. Bu iş bitsin derse biter. Devam etsin derse devam eder. Bu böyledir. Yani şunu söylemek istiyorum. Hükümetten bağımsız bir şey olmaz. Hükümet zaman zaman da o kadar hassas o kadar bel altı çalışıyor ki. Onun hakkında kaset çıkartıyor. Öbürünün hakkında bilmem ne çıkartıyor. Onun hakkında işte bize yaptıkları gibi haber çıkartıyor. Ha biz bunlardan biz işimize bakarız biz bunlardan tereddütüm olmaz yani. Biz neyse aynen devam. Bizim aldığımız karar budur yazılardan sonra. Aynen devam yani dedim ki arkadaşlar aynen devam.

-Yukarıdan hareketleri yönlendiren unsurlardan mütevazı olarak bir tanesi olduğumu söyleyebilirim-

Bizim adımıza benim adıma derken de ben de emirle yapıyorum. İzle bak kritik bir şey varsa görüşelim konuşalım. Bu kadar söyleyeyim. Yani bizim çalışmalarımızı yukarıdaki hareketleri yönlendiren unsurlardan mütevazı olarak bir tanesi olduğumu söyleyebilirim. Çok mekanizma var. Onların elinde Ankara´da genel sekreter var. Özel kalem müdürleri var. Adli müşavirleri var. Milli Savunma Bakanlığında şey var biliyorsunuz bizim hâkimler savcılardan oluşan daire var yani. Daire. Onlar çok şey alırlar konuşuyorlar ama bizim de yerelden bizim bilgimizin özelliği yerelden gitmesi yani olayların döndüğü mahkemenin olduğu yerdeki bilgileri aktarıyoruz biz. Önemli olduğunu düşünüyorum. Ve bunların tamamı illegaldir yani. Sınırı aşmadan falan filan.

-Genk.Başkanı Işık paşa her şeyi çaldırmışız diyor. O seviyede böyle konuşulmaz. Konuşacaksan dar kadro ile konuş-

Yani şöyle bakın ordaki espriyi ben size tam anlatayım. Bizim herşeyimiz çalındı. Biz buna sahip çıkamadık diyor genelkurmay başkanı. Savcı bunu alıyor diyor ki bakın genelkurmay başkanı da dedi ki bizim herşeyimiz çalındı. Ama dediğimi gibi o seviyede öyle konuşmamak lazım. Orgeneral rütbesinde o kadar insana hitap etmemek lazım. Topla değil mi? Daha kanalları dar tutarak bu dönemler ara dönemler işte bunlar her zaman olmaz.

-Bulgurla mulgurla bu ülkeyi 10 sene sonra yönetemezsin. Bu feodal kafayla yönetemezsin-

Bu toplum mutlaka o söylediğimiz aydınlanma mutlaka o söylediğimiz modern bir toplum olacak. Okuyanların sayısı arttı. Bunlar gerçekleri görecekler. Bu iş böyle bu işi böyle feodal kafayla götüremezsin yani. Böyle bir kafayla götüremezsin. Bu ülkedeki insanlar bundan 10 sene sonra çok daha ciddi iş isteyecekler. Bugün götürdüğünüz gibi götüremezsiniz bakın. Bulgurla mulgurla götüremezsiniz 10 sene sonra.

-Şimdi uluslararası güç odaklarının bölgedeki menfaatlerine paralel hareket ederek, araplardan para alarak ancak 3-5 sene daha yönetebilirsin-

Şimdi ülkenin siyasal ittifakları, uluslararası belli dünyadaki güç odaklarının efendim bölgedeki menfaatleriyle paralellik vs. Götürebilirsiniz. Araplardan biraz gelir öbür taraftan biraz gelir falan filan. Bu gitsin gitsin 3-5 sene daha gider yani. Şimdi bu sene 9 aylık bütçe açığı 60 milyar dolar. 9 aylık. Böyle işte rakamlar. Ne demek bu? Yani kazandığınızdan 80. Bir de 600 bin de borcunuz var yani. 600 milyar dolar da şeyiniz var. Dış borcunuz iç borcunuz var yani. Topladığınız zaman 600 milyar dolar yapıyor. Şimdi sürdürülebilir mi bu yani? Bu nasıl dönüyor bu şimdi dediğim gibi her ay 80 milyar şey her yıl 80 milyar dolar 100 milyar dolara yakın demek ki sizin bir kaynak var yani. Yani bir kazandığınızdan fazla harcıyorsunuz. Bir kaynak geliyor. Nedir bu? Efendim kayıt dışı ekonomiden bir kısmını karşılıyorsunuz. Önemli bir miktarını karşılıyor doğru yarı yarıya hemen hemen. Ama bir yarı yarıya da 40 50 milyar dolar da borç alıyorsunuz yani. Borç alıyorsunuz yani.

Kimse kendini aldatmasın. Duble yol yapılmakla millet olunmuyor. Modern toplum olunmuyor. Ona bakarsan arapların yolları da iyi. Onun için kimse kendini aldatmasın. Şunu yaptık bunu yaptık falan filan. Yapmakla modernleşmiyorsunuz. Duble yol yapmakla bilmem neyle falan filan millet olmuyor yani. Modern toplum olmuyor yani. Araplar da çok tabi Dubai´ye falan bir gidin bakın. Ben toplumun bu gerçeği görüp buna sahip çıkabileceğine inanıyorum. Bu ümidimi kaybetmedim yani. Şimdi ülkede bu anlayış bu zihniyet dediğimiz bunlar aşılmadan modernleşme o zihniyet devrimini yapmadan, şimdi okulların sırasına kitap koyduk. Şunu yaptık bunu yaptık bunu yaptık. Şimdi bir hükümetin bir devlet yöneticisinin veya bir devlet organizasyonunun görevi, en temel görevi onurlu haklarına saygı duyulan insan yetiştirmektir. Ana amaç budur yani. Yoksa bu olmaz yani.

-Bugün ülkeyi yöneten zihniyetin nerelerden oy aldığını iyi analiz ederseniz endişelerimin haklılığını anlarsınız-

Maalesef şu andaki manzara budur. Manzara budur. Verilen oy dağılımlarına falan bakarsanız bunlar çok görülür yani. Bugün ülkeyi yöneten zihniyetin nerelerden oy aldığını hangi düşünce gruplarından hangi gelir gruplarından hangi kültür seviyesindeki insanlardan oy aldıklarını iyi analiz ederseniz neden endişemin ne kadar haklı olduğunu görürsünüz yani. ( Dailymotion)

(30 Nisan 2012, 12:37)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Tuğgeneral Yenikeçeci´nin ses kaydını dinlemek için tıklayın

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

Su uyur cuntacı uyumaz: İşte ispatı

ŞOK: Paşadan AKP´ye sert sözler

Tümgeneral Bakıcı´nın ses kaydı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4507    yazdır/print


 

Ergenekon dinliyor, Aydınlık yayınlıyor

Ergenekon soruşturması kapsamında önceki gün kabul edilen Aydınlık iddianamesi, Aydınlık yayın grubu ile Ergenekon terör örgütü arasındaki kirli ilişkiyi gözler önüne seriyor. Örgüt tarafından temin edilen siyasîlere ait ses kayıtlarının, Aydınlık grubu tarafından yayınlandığı aktarılıyor. Bunun gazetecilik değil, Doğu Perinçek´in talimatıyla gerçekleşen ´örgütsel´ bir faaliyet olduğu belirtiliyor.

27.04.2012 10:43 Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan son iddianame, Aydınlık grubu ile Ergenekon arasındaki kirli ilişkiyi gözler önüne seriyor. Örgüt tarafından temin edilen siyasîlere ait ses kayıtlarının, Aydınlık grubu tarafından yayınlandığı aktarılıyor. Bunun gazetecilik değil, Doğu Perinçek´in talimatıyla gerçekleşen ´örgütsel´ bir faaliyet olduğu belirtiliyor.Aydınlık grubuna yönelik hazırlanan ve önceki gün kabul edilen iddianamenin ayrıntıları ortaya çıktı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin kabul ettiği ve Ergenekon ana davasıyla birleştirilmesi talep edilen iddianamede, İşçi Partisi üyesi 4´ü tutuklu 14 şüpheli, Ergenekon´un hedef ve yönlendirmesi doğrultusunda kara propaganda yapmak ve bazı siyasilerle bürokratlara komplo kurmakla suçlanıyor. İddianame, ´Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve diğer devlet görevlilerinin telefon görüşmelerinin yayınlanması´, ´örgütün amacı kapsamında darbe ortamının hazırlanmasına yönelik yürütülen faaliyetler´, ´Ergenekon silahlı terör örgütü faaliyetleri kapsamında sahte e-postaların hazırlanması´, ´Talat Paşa Komitesi bünyesinde yürütülen faaliyetler´, ´şüphelilerden tespit olunan ortak deliller´ ve ´şüphelilerin bireysel durumları ve talep´ ana başlıklarından oluşuyor.

İddianameyi hazırlayan Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız, yapılan aramalarda aralarında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı Ali Babacan, Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, Başbakan eski Başdanışmanı Cüneyt Zapsu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek´in de bulunduğu üst düzey bürokratlara ait 57 dinleme kaydının ele geçirildiğini aktarıyor. Bu kayıtların Ergenekon tutuklusu eski Jandarma İstihbarat Komutanı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz üzerinden Aydınlık ve Ulusal Kanal´a gönderildiği aktarılıyor. Aydınlık dergisi çalışanları Mehmet Deniz Yıldırım ve Ufuk Akkaya´da bulunduğunun tespit edildiği aktarılan ses kayıtlarından, Başbakan Erdoğan ile işadamı Remzi Gür´ün, Başbakan Erdoğan ile Melih Gökçek´in, Gökçek ile Burhan Kuzu´nun, Ali Babacan ile Cüneyt Zapsu´nun konuşmalarının çeşitli tarihlerde Aydınlık dergisi ve Ulusal Kanal´da yayınlandığının belirlendiği kaydediliyor. Ses kayıtlarının haber olarak yayınlanmasının basın faaliyeti olarak değil, ´Ergenekon silahlı terör örgütü yöneticisi´ olduğu iddiasıyla yargılanan sanık Doğu Perinçek´in talimatlarıyla gerçekleşen örgütsel bir faaliyet olduğu belirtiliyor.

İddianamede, ´Kurşun´ takma adlı bir gizli tanığın da beyanları yer alıyor. Kurşun, Ulusal Kanal´ın yeni kurulduğu 2001 yılında kanalı ziyaret ettiğini, burada Adnan Akfırat´la görüştüğünü anlatıyor. Şu ifadeleri kullanıyor: Adnan Akfırat bizi İşçi Partisi´ne üyeliğe davet etti. Ben de kendisine İşçi Partisi ve Aydınlık dergisinin çok gizli bilgileri deşifre ettiğini, bu kadar gizli bilgilere nasıl ulaştıklarını sordum. Akfırat bana, ´Bize Genelkurmay Başkanlığı´ndan her türlü bilgi-belge zarf içerisinde gelir. Biz de haber yaparız´ şeklinde cevap verdi.

-Talatpaşa Komitesi örgüte hizmet ediyor-

İddianamenin Talatpaşa Komitesi´nin faaliyetleriyle ilgili bölümünde çarpıcı tespitlerde bulunuluyor. Komite´nin amacının sözde Ermeni soykırımı iddialarıyla mücadele etmek olmadığı aktarılıyor. Milli bir meseleye sahip çıktığı imajı oluşturarak, sözde bu konuda basın açıklamaları, seminer ve konferans tarzı etkinliklerde bulunduğu belirtiliyor. Etkinliklerde sözde Ermeni soykırımıyla ilgili bilgilerden ziyade mevcut hükümeti eleştiren konuların işlendiği ifade ediliyor. Bu tür faaliyetlerde toplum nazarında itibarı olan çok sayıda kişiyi etkinliklere katarak, geniş bir halk kesimine hitap edebildiği, gerçek amacının ise etki altına aldığı bu kitleyi Ergenekon terör örgütünün amaçları doğrultusunda yönlendirmek olduğu kaydediliyor.

-Sahte e-posta adresleriyle kara propaganda-

İddianamede, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ergenekon soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız ve Taraf yazarı Yasemin Çongar´a yönelik olarak kurulan komplo da yer aldı. Söz konusu isimler adına açılan sahte e-postaadreslerinden gönderilen mektup ve mesajlarla kara propaganda yapıldığı aktarıldı. Şu ifadeler kullanıldı:

Başbakan Erdoğan, Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız ve Taraf gazetesi yazarı Yasemin Çongar arasında e-posta yazışmalarının olduğu izlenimi oluşturmak amacıyla sahte e-posta adresleri oluşturulduğu görülmüştür. Ergenekon silahlı terör örgütüne yönelik hazırlanan iddianamelerin Başbakan Erdoğan´ın talimatı ile Taraf gazetesi tarafından hazırlanıp cumhuriyet savcısına iletildiği şeklinde yazışmaların yapıldığı tespit edilmiştir. Bahse konu e-postaların İzmir ilinden farklı internet kafelerden gönderildiği görülmüştür. İşletme sahiplerinin konuyla ilgili olarak bilgilerine başvurulmuş olup, e-posta gönderme işleminin uzun süre önce gerçekleşmiş olması nedeniyle herhangi bir kamera kaydına ulaşılamamıştır. Sahte olarak hazırlanan bu elektronik postaların Ergenekon silahlı terör örgütünün amaç ve stratejileri doğrultusunda hazırlanmış bir kara propaganda faaliyeti olduğu belirlenmiştir. Bu şekilde Ergenekon silahlı terör örgütüne yönelik halen devam eden soruşturma ye kovuşturmalar itibarsızlaştırılmaya çalışılırken, diğer yandan da örgüte yönelik bugüne kadar yapılan tüm soruşturmaların önceden kurgulanmış bir komplo olduğu izlenimi verilmek istendiği görülmüştür. ( Zaman)

AYDINLIK´A YÖNELİK İLK DAVA 2009´DA AÇILDI

Aslında 2009 yılında da benzer bir soruşturma tamamlanmış, Aydınlık ve Ulusal Kanal´ın iki yöneticisi ´Islak İmza´ davasında yargılanmaya başlamıştı. Bugün mahkemeye gönderilen iddianame de aslında ´ıslak imza´ soruşturması kapsamında hazırlandı. Ancak Islak İmza davası İkinci Ergenekon davası ile geçtiğimiz haftalarda birleştirildiği için bu davanın da İkinci Ergenekon davasıyla birleştirilmesi talep ediliyor.

(27 Nisan 2012, 10:43)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Aydınlık iddianamesi kabul edildi

Aydınlık soruşturması 2011´de başladı

Ergenekon Aydınlık´ta: Yeni belgeler

Kontrgerilla Medyası

Aydınlık ve Ulusal Kanal´a 2009´a yapılan Ergenekon operasyonları manşetlerimiz

Ergenekon´un henüz ortaya çıkarılamayan yedek (idhar) kadroları konulu manşetlerimiz

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4498    yazdır/print


 

Aydınlık iddianamesi kabul edildi

Ergenekon soruşturması kapsamında İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Perinçek ve Aydınlık gazetesi sahibi Mehmet Sabuncu´nun da aralarında bulunduğu 14 şüpheliye ilişkin hazırlanan iddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edildi. İlk duruşma 4 Haziran´da görülecek. Davanın, ikinci Ergenekon davasıyla birleştirilmesi talebi konusunda bir karar çıkıp çıkmadığı ise henüz öğrenilemedi.

25.04.2012 18:11Ergenekon soruşturması kapsamında İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Perinçek ve Aydınlık gazetesi sahibi Mehmet Sabuncu´nun da aralarında bulunduğu 14 şüpheliye ilişkin yürütülen soruşturma sonunda hazırlanan iddianame, özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edildi. Ergenekon savcısı Cihan Kansız tarafından hazırlanan 93 sayfalık iddianamenin kabulüne karar veren mahkeme heyeti, davanın ilk duruşmasının 4 Haziran´da Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´ndeki duruşma salonunda yapılmasını da hükme bağladı. 2009 yılında benzer bir soruşturma tamamlanmış, Aydınlık ve Ulusal Kanal´ın iki yöneticisi ıslak imza davasında yargılanmaya başlamıştı. Bugün mahkemeye gönderilen iddianame de aslında ıslak imza soruşturması kapsamında hazırlandı. Ancak Islak İmza davası İkinci Ergenekon davası ile geçtiğimiz haftalarda birleştirildiği için bu davanın da İkinci Ergenekon davasıyla birleştirilmesi talep ediliyor.

-Ergenekon´un medya ayağı-

Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından hazırlanan 93 sayfalık iddianamede 14 şüpheli yer alıyor. Mehmet Sabuncu ve Mehmet Perinçek´in de aralarında yer aldığı şüpheliler, Ergenekon terör örgütü üyesi olmakla suçlanıyor. Soruşturmada Mehmet Perinçek ile birlikte şüpheliler İşçi Partisi (İP) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bedri Gültekin, İP İstanbul İl Başkanı Erkan Önsel, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Turhan Özlü tutuklanmıştı. Sabuncu ile birlikte 4 şüpheli ise sorgularının ardından serbest bırakılmıştı. Şüphelilerin, ikinci Ergenekon davası sanığı Deniz Yıldırım ile bağlantısı olmasından dolayı iddianamenin bu dava ile birleştirilmesi talebiyle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderildiği kaydedildi. Bu konuda bir karar verilip verilmediği henüz öğrenilemedi.

Soruşturma kapsamında Aydınlık Gazetesi´nde yapılan aramalarda, gazetenin imtiyaz sahibi Mehmet Sabuncu´nun ofisinde Başbakan Erdoğan adına brte@akparti.org.tr, Cihan Kansız adına ckansiz@hotmail.com.tr ve gazeteci Yasemin Çongar adına yasemin_congar@taraf.com.tr şeklinde oluşturulmuş mail adreslerinin ve el yazısıyla bir IP adresinin yazılı olduğu not bulunmuştu. Mailler üzerinden yapılan yazışmalarla Ergenekon operasyonunda AK Parti´nin parmağı olduğu ve muhaliflerini sindirmeyi amaçladığı, soruşturma çerçevesinde hazırlanan iddianamelerin Erdoğan´ın talimatıyla hazırlandığı izlenimi verilmeye çalışıldığı belirtilmişti.

Yapılan incelemede söz konusu adreslerden atılan maillerin İzmir´de iki farklı internet kafeden gönderildiği tespit edilmişti. Fakat haberleşme uzun süre önce yapıldığı için kafelerdeki kamera kayıtlarına ulaşılmadığı kaydedilmişti. Savcılık sorgusunda Sabuncu, mail adresleri ve el yazısıyla yazılı IP numarasının yazılı olduğu notun evinin posta kutusuna bırakıldığını, notu iş yerine getirdiğini, adreslere hiç girmediğini söylemişti. Polis Kriminal Laboratuarı´nda yapılan incelemede, notta bulunan el yazısının Sabuncu´ya ait olmadığı belirlenmişti. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(25 Nisan 2012, 18:11)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Aydınlık soruşturması 2011´de başladı

Ergenekon Aydınlık´ta: Yeni belgeler

Kontrgerilla Medyası

Aydınlık ve Ulusal Kanal´a 2009´a yapılan Ergenekon operasyonları manşetlerimiz

Ergenekon´un henüz ortaya çıkarılamayan yedek (idhar) kadroları konulu manşetlerimiz

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4492    yazdır/print


 

Aydınlık soruşturması 2011´de başladı

Ergenekon soruşturması kapsamında İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Perinçek ve Aydınlık gazetesi sahibi Mehmet Sabuncu´nun da aralarında bulunduğu 14 şüpheliye ilişkin hazırlanan iddianame, ´İkinci Ergenekon Davası´ ile birleştirilmesi talebiyle özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderildi.

13.04.2012 17:33Ergenekon soruşturması kapsamında İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Perinçek ve Aydınlık gazetesi sahibi Mehmet Sabuncu´nun da aralarında bulunduğu 14 şüpheliye ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianame, ´İkinci Ergenekon Davası´ ile birleştirilmesi talebiyle özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderildi. 2009 yılında benzer bir soruşturma tamamlanmış, Aydınlık ve Ulusal Kanal´ın iki yöneticisi ıslak imza davasında yargılanmaya başlamıştı. Bugün mahkemeye gönderilen iddianame de aslında ıslak imza soruşturması kapsamında hazırlandı. Ancak Islak İmza davası İkinci Ergenekon davası ile geçtiğimiz günlerde birleştirildiği için bugünkü iddianamenin de İkinci Ergenekon davasıyla birleştirilmesi talep ediliyor.

Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından hazırlanan 93 sayfalık iddianamede 14 şüpheli yer aldı. Mehmet Sabuncu ve Mehmet Perinçek´in de aralarında yer aldığı şüpheliler, Ergenekon terör örgütü üyesi olmakla suçlandı. Soruşturmada Mehmet Perinçek ile birlikte şüpheliler İşçi Partisi (İP) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bedri Gültekin, İP İstanbul İl Başkanı Erkan Önsel, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Turhan Özlü tutuklanmıştı. Sabuncu ile birlikte 4 şüpheli ise sorgularının ardından serbest bırakılmıştı. Şüphelilerin, ikinci Ergenekon davası sanığı Deniz Yıldırım ile bağlantısı olmasından dolayı iddianamenin bu dava ile birleştirilmesi talebiyle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderildiği kaydedildi.

Soruşturma kapsamında Aydınlık Gazetesi´nde yapılan aramalarda, gazetenin imtiyaz sahibi Mehmet Sabuncu´nun ofisinde Başbakan Erdoğan adına brte@akparti.org.tr, Cihan Kansız adına ckansiz@hotmail.com.tr ve gazeteci Yasemin Çongar adına yasemin_congar@taraf.com.tr şeklinde oluşturulmuş mail adreslerinin ve el yazısıyla bir IP adresinin yazılı olduğu not bulunmuştu. Mailler üzerinden yapılan yazışmalarla Ergenekon operasyonunda AK Parti´nin parmağı olduğu ve muhaliflerini sindirmeyi amaçladığı, soruşturma çerçevesinde hazırlanan iddianamelerin Erdoğan´ın talimatıyla hazırlandığı izlenimi verilmeye çalışıldığı belirtilmişti.

Yapılan incelemede söz konusu adreslerden atılan maillerin İzmir´de iki farklı internet kafeden gönderildiği tespit edilmişti. Fakat haberleşme uzun süre önce yapıldığı için kafelerdeki kamera kayıtlarına ulaşılmadığı kaydedilmişti. Savcılık sorgusunda Sabuncu, mail adresleri ve el yazısıyla yazılı IP numarasının yazılı olduğu notun evinin posta kutusuna bırakıldığını, notu iş yerine getirdiğini, adreslere hiç girmediğini söylemişti. Polis Kriminal Laboratuarı´nda yapılan incelemede, notta bulunan el yazısının Sabuncu´ya ait olmadığı belirlenmişti.

-Soruşturma 2011 yılında başladı-

İlk olarak 19 Ağustos 2011 tarihinde, bu operasyonda ele geçen belgelerden hareketle de 6 Aralık 2011 tarihinde Aydınlık gazetesi, Ulusal Kanal ve İşçi Partisi bürolarına operasyonlar düzenlenmişti. Bu operasyonlarda gözaltı ve tutuklamalar yaşanmış, çok önemli belgeler ele geçirilmişti. Aydınlık gazetesi sahibi Mehmet Sabuncu´nun dairesinde yapılan aramalarda Başbakan Erdoğan, soruşturma savcısı Cihan Kansız ve Taraf Gazetesi yazarı Yasemin Çongar adına alınmış sahte mail adresleri bulunduğu ileri sürülmüştü. Şüpheliler, söz konusu adreslerden attıkları maillerle Ergenekon sürecini manipüle etmekle suçlanıyordu.

Operasyonların yapılma gerekçesi şüphelilerde Başbakan Erdoğan´a ait ses kayıtları ve devlete ait ´gizli´ belgeler bulunduğu iddiasıydı. Mehmet Sabuncu´nun ofisinde ele geçirilen belgelerde Başbakan Erdoğan, Taraf Gazetesi yazarı Yasemin Çongar ve soruşturmayı yürüten Cihan Kansız adına sahte mail adreslerinin bulunduğu ileri sürüldü. Söz konusu adreslerden mailler atılarak Başbakan, Yasemin Çongar ve savcı Cihan Kansız arasında bir bağ varmış gibi gösterilmeye çalışıldığı iddia edildi.

Başbakan Erdoğan adına brte@akparti.org.tr, Cihan Kansız adına ckansiz@hotmail.com ve Yasemin Çongar adına yasemin_congar@taraf.com.tr şeklinde mail adresleri oluşturulduğu aktarıldı. Bu adreslerden atılan maillerle, Ergenekon terör örgütüne yönelik operasyonların AK Parti´nin muhaliflerini sindirmek üzere yaptığı izlenimini vermeyi amaçladıkları iddia ediliyor. Yapılan incelemede her üç mail adresinin de sahte olduğunun ortaya çıktığı aktarıldı. İşte Başbakan Erdoğan, Yasemin Çongar ve savcı Cihan Kansız adına atılan sahte maillerden bazıları:

(2 Nisan 2011) ckansiz@hotmail.com´dan brte@alparti.org.tr adlı adrese: Sayın Başbakanım öncelikle devlet görevinde ve yeni seçimlerde başarılarınıza duacıyım. Bize vermiş olduğunuz görevleri, ağırlıkları ve zorluklarıyla yol arkadaşlarım Sayın Turan Çolakkadı, Sayın Fikret Seçen, Sayın Kasım İlimoğlu ve Sayın Ufuk Ermertcan ile birlikte yerine getireceğimizden şüpheniz olmasın. (...) Kısaca 12 Haziran´a kadar bu davaları (Ergenekon-Balyoz) elimizden geldiği kadar gündem dışı tutma yoluna gideceğiz. Bizim arkadaşlarla yeni bir eylem planımız var: CHP ve MHP milletvekili adaylarının içinde dokunulmazlığı olmayanları (...) Ergenekon davasında yeni bir dalga ile tutuklayıp (...) hem puan kaybetmelerini hem de partimizin bu kaybolan puanları kazanmasını planlıyoruz. Bu konu ile ilgili görüşlerinizi acilen bekliyoruz. Allah´a emanet olunuz. Cihan Kansız. Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı

-Sahte mailde, İDDİANAME talimatı-

brte@akparti.org.tr adresinden 13 Nisan 2011´de ckansiz@hotmail.com adresine gönderilen mail: Sayın Kansız eylem planınız uygundur. Taraf´a talimat verildi. Gerekli belgeler hazırlanacak. Koordinasyonu devamlı kılın. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan.

ckansiz@hotmail.com adlı adresten brte@akparti.org.tr isimli adrese gönderilen mail: Sayın Başbakanım mailiniz alınmıştır. Saygılarımla Cihan Kansız.

13 Nisan 2011´de ckansiz@hotmail.com adlı adresten yasemin_congar@taraf.com.tr adlı adrese gönderilen mail: (...) Sizden ricam tarihleri son 12 ay içerisine serpiştirilmiş, seri numaraları peş peşe olmayan, basım yeri olarak CHP´ye yakın bir matbaanın ismi bulunan milletvekillerine ait para alındı makbuzları. Seksen civarı isim bulunsun. Selametle kalınız. Cihan Kansız.

yasemin_congar@hotmail.com adlı adresten ckansiz@hotmail.com isimli adrese gönderilen cevap maili: Cihan Bey, Sayın Başbakanımızın talimatı üzerine iddianame tarafımızca hazırlanacaktır. Bizden isteyeceğiniz evrak, belge gibi şeylerin ne olduğunu bildiriniz. İddianame hazır olduğunda size, Zaman´ın moto kuryesi ile evinizde teslim edilecek. İyi çalışmalar dilerim. Yasemin Çongar.

17 Nisan 2011 tarihinde brte@akparti.org.tr adlı adresten ckansiz@hotmail.com adlı adrese gönderilen mail: Sayın Cihan Bey, 10 Mayıs Salı günü sabah saat 5´te harekete geçin. Aynı gün Taraf gazetesinde ´Ergenekon terör örgütüne mali destek veren vekil adayları ortaya çıktı´ diye haber yer alacak. Gazete okuyucuya ulaşmadan operasyon bitmiş olsun. Kolay gelsin. Başarılar. Başbakan Erdoğan.

20 EKİM 2009´DA DA OPERASYON YAPILMIŞTI

20 Ekim 2009´da da Ulusal Kanal ile Aydınlık dergisinde Ergenekon kapsamında arama yapılmış, iki yönetici gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Bu iki yönetici geçtiğimiz günlerde İkinci Ergenekon davasıyla birleştirilen ıslak imza davasında tutuklu sanık olarak yargılanmaktaydı. 20 Ekim 2009´daki operasyonun nedeninin, bu yayın organlarının Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile yaptığı ve yasadışı şekilde gizlice kaydedilmiş telefon görüşmesini yayınlamaları olduğu ortaya çıkmıştı. Bu iki yayın organının adı, Odatv soruşturmasında da geçiyor. Hakim ve savcıların katıldığı iftar yemeği haberini kışkırtıcı bir üslupla vererek, devletin gizli görüşmelerini yayınlayarak, hatta bu soruşturmaya neden olan sahte mail olayında da görüldüğü gibi Başbakan, savcı ve gazeteci adlarına sahte mail adresleri üretip komplo amacıyla bunları diğer adreslere gönderen bu yayın organları Ergenekon soruşturmasını baltalamaya çalışıyor.

ERGENEKON HALA DİRİ

Ergenekon Terör Örgütü´nün şu ana kadar sadece bir kısmının ortaya çıkarılabildiği, bir çok hücresinin ise deşifre edilemediği savcılarca iddianamelerde belirtiliyordu. Son olarak İnternet andıcı iddianamesinde de bu tespit yer almıştı. Son örneğini Mustafa Bakıcı´nın yurtdışına kaçışının oluşturduğu savcıların bu tespitini doğrulayan bulguların ilklerinden birisi Aydınlık gazetesinin yayınlarında ortaya çıktı. Ergenekon davasında örgüt yöneticisi olmakla suçlanan tutuklu sanık Doğu Perinçek´in yayın organları olan Aydınlık gazetesi ile Ulusal Kanal´a yönelik operasyonlarda Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile yaptığı resmi telefon görüşmesi ve diğer benzer bir çok gizli görüşme kayıtlarının ve çözümlerinin elde edilmesiyle oraya çıktı. Bu yayın organları yayınlarında yasadışı elde ettikleri ortaya çıkan bu gizli görüşmeleri yayınlayarak Ergenekon operasyonlarına karşı misillemeye giriştiler. Operasyonlarda, Ergenekon Terör Örgütü´nün bunca operasyon ve tutuklamalara rağmen hala aktif olduğunu gösteren bazı belgeler de elde edildi. Bazı cd´lerin ve hard diskteki verilerin şifreli olduğu görüldü. Operasyonda gözaltına alınan şüphelilerin örgütün talimatlarını aynen uyguladıkları iddia edildi.

Gölcük Belgesi: AKP´lilerin telefonlarını dinleyip basına sızdıralım

Gölcük´te çıkan belgeler arasında, Başbakan Erdoğan dahil AK Partililerin telefonlarının dinlenmesi ve yandaş medyaya sızdırılmasını içeren belgelerin de bulunduğu ileri sürülmüştü. Gölcük´te ele geçen “Toplumsal durum analizi ve öneriler (Taslak)” başlıklı dökümanın, aralarında Başbakan Erdoğan´ın da aralarında bulunduğu AK Parti´lilere ait telefonların dinlenmesi talimatı olduğu öne sürülüyor. Belgenin Ergenekon üyelerinin yasadışı telefon dinlemeleri yaptığı ve bunları kendisine yakın yayın organlarında yayınlattığını içerdiği belirtiliyor. İşçi partisi, Aydınlık ve Ulusal Kanal´a yapılan polis baskınının, bu belgenin ortaya çıkarılmasından sonra gerçekleştirildiği, gözaltıların da, yayınlanan ses kayıtlarının Ergenekon´un eylemleri arasında değerlendirilmesi sonucu olduğu öne sürülüyor.

Ergenekon, Başbakanın resmi devlet görüşmelerini dinleyip Aydınlık´ta yayınlattı

20 Ekim 2009 tarihinde Doğu Perinçek´in İşçi Partisi´ne bağlı yayın organları olan Aydınlık Dergisi ve Ulusal Kanal televizyonunda Ergenekon soruşturması kapsamında aramalar yapıldı. Bu yayın organlarının iki yöneticisi gözaltına alındı. Yapılan operasyonların nedeninin, Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile yaptığı ve yasadışı şekilde gizlice kaydedilmiş telefon görüşmesini yayınlamaları olduğu ortaya çıktı. Soruşturma, Ergenekon kapsamındaki ıslak imzalı ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ soruşturması ile birleştirildi. İddianamenin kabulüyle de Aydınlık ve Ulusal Kanal yöneticileri ´Islak İmza´ davası sanıkları arasında yerlerini aldı. Islak imzalı kaos planı belgesinde medya organları eliyle yapılacak faaliyetlerde yer almaktaydı. Bu iki yayın organının adı, Ergenekon örgütünün talimatıyla yayın yaptığı iddia edilen internet sitesi Odatv´ye yönelik soruşturmada da geçiyor.

2004 yılında Başbakan Erdoğan ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında yapılan telefon görüşmesinin Ergenekon üyesi Albay Atilla Uğur tarafından yasadışı olarak gizlice kaydedilip Aydınlık´ta yayınlandığı iddia edildi. Dergide ele geçen çok sayıda CD´lerde, incelemeler sonucu BM temsilcisi Alvero De Soto´yla yapılmış resmi bir görüşmenin de bulunduğu çok sayıda gizlice kaydedilmiş ses kayıtları ele geçirildi. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz tarafından Dost Tarikatı davası ile ilgili hazırlanan raporda da Ergenekon sanıklarından Atilla Uğur´un Başbakan Erdoğan´ı 2004 yılında dinlettirdiği iddiaları yer aldı. Ergenekon tarafından 2004´te yapılan gizli dinlemenin örgüt üyeliğiyle yargılanan Perinçek´in Aydınlık dergisinde yayınlanması, örgütün halen faal olduğu, üzerindeki şaşkınlığı attığı, savunma konumundan saldırı konumuna geçtiği ve elde ettiği gizli bilgileri servis etmeye başladığı şeklinde yorumlandı.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(13 Nisan 2012, 17:33)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon Aydınlık´ta: Yeni belgeler

Kontrgerilla Medyası

Aydınlık ve Ulusal Kanal´a 2009´a yapılan Ergenekon operasyonları manşetlerimiz

Ergenekon´un henüz ortaya çıkarılamayan yedek (idhar) kadroları konulu manşetlerimiz

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4445    yazdır/print


 

Özel Kuvvetler yarbayından itiraflar

Dailymotion.com´da yayınlanan bir ses kaydında, Özel Kuvvetler Yarbayı NSD´nin şok açıklamaları yer alıyor. Yarbay ses kaydında, Ergenekon yapılanmasının ve PKK terör örgütünün kontrgerilla ya da Gladyo olarak da bilinen Özel Kuvvetlerle ilişkisini anlatıyor: ´Özel Kuvvetler´de maalesef Ergenekon diye bir şey var. Ergenekon´dan tutuklu olan herkesin nerde görev yaptıklarını, nerde ne şekilde kullanıldıklarını biliyorum. Abdullah Öcalan da Murat Karayılan da devletten gayri nizami harp eğitimi almış kişilerdir. Cem Ersever, Abdullah Çatlı´dan farkları 10 yıl görev yaptıktan sonra öldürülememiş olmalarıdır.´

31.01.2012 15:22 Dailymotion.com sitesine Abdullah Öcalan´ın derin devletin adamı olduğuna dair askerlerin görüşmesinin geçtiği bir ses kaydı yayınlandı. Söz konusu ses kaydında çarpıcı iddialar var. 12 sene özel kuvvetler de aktif görev yapmış olan yarbay NSD´nin ses kaydı, Ergenekon yapılanmasının ve PKK terör örgütünün Gladyo/kontrgerilla olarak da bilinen özel kuvvetlerle ilişkisini deşifre ediyor.

KEMAL BURKAY´IN MECLİSTE APO DERİN DEVLETİN VE ERGENEKON´UN ADAMI İFADELERİNİ ASKERLER DE DOĞRULADI. BİZ NEYLE MÜCADELE ETMİŞİZ?

Özel Kuvvetler´de maalesef Ergenekon diye bir şey var. Ergenekon´dan tutuklu olan herkesin nerde görev yaptıklarını, nerde ne şekilde kullanıldıklarını biliyorum. Abdullah Öcalan da Murat Karayılan da devletten gayri nizami harp eğitimi almış kişilerdir. Cem Ersever, Abdullah Çatlı´dan farkları 10 yıl görev yaptıktan sonra öldürülememiş olmalarıdır. Korkut Eken konuşsa o da ölür. Silahlı Kuvvetler´de daha fazla kalmak istemiyorum. Yeter, bu meslekte kaldıkça değer yargılarımızı yiyeceğiz. Devletin bekası diye farklı işler yaptırıyorlar. Olayları (görev aşkını) abartmayın. Ben 3 sene eve hiç gitmedim, telefon açmadım, oğlumu 3 yaşında gördüm. Şehit olanlarımıza enayi gözü ile bakıyorlar.

İÇ GÜVENLİK BİRLİKLERİNDE EĞİTİLEMEZ KAZMALARLA BİZİ OPERASYONLARA GÖNDERİYORLAR. ŞEHİT VERMEMİZ KAÇINILMAZ

İç güvenlik birliklerinin şeyde operasyonlarda hiçbir şeyi yok. Hiç olmazsa komando birliklerindeki adamlar üç aşağı beş yukarı komando eğitimi almış oluyor. İç güvenlik birimindeki adamların hiçbir şeyi yok ki. Annesinin eğitimini alamamış, anne baba eğitiminden yoksun, okula gitmiş öğretmeni eğitememiş, ağaç tam hamurken buna tam şekil verememişler, odunlaşmış hadi sen bunu eğit diye bana geliyorlar. Tamam mı? Hadi eğit. Biz de burdaki kazma askerlerle operasyona gidiyoruz işte yaa. Kazma askerlerle gidiyorsun çatışmaya. Hakkâri´de ben ordayken 970 küsur şehit vardı. Şimdi 1400 küsur olmuş. 2005´te 900 küsurdu. Şimdi 500 tane daha şehit vermişiz. Yani orası öyle. Ne zaman çıksan operasyona durmadan şehit verirsin yaa. Dağlıca da öyle.

ÜÇ BUÇUK SENE DAĞDA KALDIM. EVE TELEFON BİLE AÇAMADIM. GELDİĞİMDE OĞLUM 3 YAŞINDAYDI.

Sağ, sol her taraf dağ silsilesi. Her yer senin adına mayınlı. 12 sene özel kuvvetlerde çalışmış birisi olarak söylüyorum bunu size. Abartmayın yani olayı. Şehit olanlara, ölenlere salak gözüyle bakıyorlar. Kalanlarınıza kimse sahip çıkmıyor kardeşim. Çıkmıyor. Ben üç buçuk sene kaldım orda üç buçuk sene boyunca eve hiç gelmedim ben. Hiç. Oğlum 3 yaşına gelmişti. Ben 3 yaşından sonra gördüm oğlumu, vallahi. Ne bir telefon, ne bir şey.

ÖZEL KUVVETLERDE DEVLETİN BEKASI DENİLEREK ÇOK FARKLI İŞLER YAPTIRTIYORLAR. ÇOK ŞEY BİLİNCE DE TEHLİKELİ BOYUTLARA GELİYORSUN.

Şimdi de tabi biz o zaman özel kuvvetçi olmakla gurur duyuyorduk. Şimdi özel kuvvetçi dediğim zaman Ergenekon mu diyorlar bazen bana. Bağlantın var mı diyorlar yani. Özel kuvvetlerdeki adamlara çok farklı işler yaptırtıyorlar. Yani aklınıza gelmeyecek her türlü devletin bekası için gerekli olan her türlü şeyi yaptırtıyorlar adama. Şimdi bütün bunların hepsini bilirsen tehlikeli boyutlara geliyorsun demektir.

ERGENEKON TARZI YAPILANMA MAALESEF VAR. ERGENEKON´DAN İÇERDE OLANLARIN HEPSİNİN NERDE, NE ŞEKİLDE KULLANILDIĞINI BİLİYORUM.

Mesela şeyin Ergenekon olayının içindeki adamların hepsinin şu andaki görevinin ne olduğunu biliyorum ben mesela. Ama adamların tamamını biliyorum ben yani. Ne işe yaradıklarını, ne yaptıklarını, daha önce nerede görev yaptıklarını, nasıl, nerde, ne şekilde kullandığımızı falan biliyorum yani. Onun için yani, kendi elinle adamları yetiştirmeyeceksin.

GAYRİ NİZAMİ HARPTE KURAL BUDUR. YETİŞTİRİRSİN, TEHLİKELİ OLDUĞUNDA ÖLDÜRÜRSÜN. CEM ERSEVER, ABDULLAH ÇATLI BUNLAR İMHA EDİLENLER.

Gayri nizami harpte şu vardır. Ülkenin menfaati için adamı en üst noktalara kadar yetiştirirsin. Tehlikeli olacağı zaman imha edersin. Yani bu böyledir yani. Cem Ersever imha edilmiştir. Abdullah Çatlı imha edilmiştir. Korkut Eken sesi soluğu çıkıyor mu bu yakınlarda. İmha edilir. Tamam, mı? Bunun gibi belli başlı adamlar. Faydalanılır, istifade edilir, devletin başına bela olacağı zaman imha edilen adamlardır.

Abdullah Öcalan ve Murat Karayılan, gayri nizami harp eğitimi almış devletin adamlarıdırlar. Karayılan, Kara Harp Okulu 1988 devresindendir. Biz niye mücadele ediyoruz? Bu meslekte kaldıkça değer yargımı yiyorum.

Mesela devletin gayrinizami harp yaptırtıp da öldüremediği adamlardan bir tanesi de kimdir? Abdullah Öcalan´dır. Devletin adamıdır, yetiştirdiği. Abdullah Öcalan 10 sene kadar devlet için çalışmış bir adamdır. 10 seneden sonra imha edemiyorlar. Devletin başına bela oluyor. Niye yaptırttık niye mücadele ettik yani biz? ( Dailymotion)

(31 Ocak 2012, 15:22)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ses kaydını dinlemek için tıklayın

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4186    yazdır/print


 

ŞOK: Paşadan AKP´ye sert sözler

AK Parti´yi sarsacak şok ses kaydı.. İnternete düşen ve Tuğgeneral Muhittin Yenikeçeci´ye ait olduğu iddia edilen ses kaydında Türkiye gündemini sarsacak içerikte ifadeler yer alıyor. Hedefte AK Parti var: ´Türkiye´deki mücadele doğucu, islamcı olanlarla biz ulusalcılar arasında.. Maalesef doğucu, islamcı damar 50 yılda bir çok etkin oluyor. Yabancıların desteği ile iktidar oluyorlar.. Son 8-10 senede AKP´nin yapısal değişikliklerine rağmen hala biz diz çökmüyoruz. Bakın komutanlarımızı koruyoruz.. Hükümetin 2.adamı Bülent Arınç ´önümüzde kimse duramaz´ diyor. Hadi yap bakalım.´

27.01.2012 17:23 Dailymotion.com sitesine Tuğg. Muhittin Yenikeçeci´ye ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı yayınlandı. Söz konusu ses kaydında çarpıcı iddialar var. Halen İstanbul Garnizon Komutanı olan Tuğg. Muhittin Yenikeçeci daha önce İnternet Andıcı davasının Rusya´ya kaçan firari sanığı Tümg.Mustafa Bakıcı´yı gizleyerek savcılardan kaçırdığı iddialarının yer aldığı ses kayıtları ile gündeme gelmişti. Yenikeçeci´nin ses kaydından bazı başlıklar şu şekilde:

“Aldığım eğitim gereği söylüyorum. İç güvenliğimiz, bir albaya bırakılmaz. Jitemi bir albaya kurduracak değiliz”

“Askeri vesayetten bahseden AKP kendisi HSYK´ı vesayetine aldı. “

“Devleti yöneten şahıslar hangi açılımı yaparsa yapsın, ekonomiyi ne kadar düzeltirse düzeltsin toplumdaki normalleşmeyi sağlayamazlar”

“Türkiye´deki mücadele doğucu, islamcı olanlarla biz ulusalcılar arasında”

“Maalesef doğucu, islamcı damar 50 yılda bir çok etkin oluyor. Yabancıların desteği ile iktidar oluyorlar”

“Son 8-10 senede AKP´nin yapısal değişikliklerine rağmen hala biz diz çökmüyoruz. Bakın komutanlarımızı koruyoruz”

“Hükümetin 2.adamı Bülent Arınç “önümüzde kimse duramaz” diyor. Hadi yap bakalım.”

İŞTE SES KAYDININ TAM METNİ

Aldığım eğitim gereği söylüyorum. İç güvenliğimiz, bir albaya bırakılmaz. Jitemi bir albaya kurduracak değiliz. Kendimizle ilgili biz silahlı kuvvetler olarak mensupları olarak tereddüde düşmeyelim diyorum yani. Ben yani TSK´de görevlerim itibariyle, aldığım eğitim itibariyle, bir organizasyon teşkilatlanma özellikle bu içgüvenliğe dönük yani tecrübem, aldığım eğitim, harp okulunun ötesinde silahlı kuvvetler akademisinin ötesinde aldığım eğitim falan hiç bir zaman böyle bir yapılanma bir albaya bırakılmaz bu işler. Sonra bu tip yapılanmalar çok yukarıda organize edilir. Stratejik şekilde yani genelkurmay seviyesinde bunun altında bir tuğgeneral bir albay bir tümgeneral ancak bir takım görevler olarak bir takım efendim o da hissetmez yani neyin içerisinde görev alır kendi normal bir tugay sevk ediyorum gibi bir bilmem ne yapıyorum gibi bir olay içerisinde olur yani. Böyle jitemi mitemi bir albaya falan kurdurmazlar yani. Böyle sahipsiz değil silahlı kuvvetler. Bu işler çok ciddi işlerdir onu söylemek istiyorum yani.

Tuğg. Keçeci: askeri vesayetten bahseden AKP kendisi HSYK´ı vesayetine aldı. Burada yani bir nasıl anlatayım şimdi yani ne dendi mesela efendim biz vesayeti kaldıracağız. Değil mi temel amaç bu. Demokrasi ileri demokrasi bilmem ne bakın. HSYK seçimleri nasıl oldu HSYK seçimleri. Ne oldu HSYK hükümetin vesayeti altında değil mi? Hükümetin vesayeti altında değil mi? Yani silahlı kuvvetlerin cumhuriyetin kuruluş esaslarından bu devletin kurulmasındaki o süreçten ondan sonra efendim bir duruşu var. Şimdi ülke sorunlarına bu tavırla bakarsanız bunların baktığı gibi bakmamış oluyorsunuz.

Tuğg. Keçeci: Devleti yöneten şahıslar hangi açılımı yaparsa yapsın, ekonomiyi ne kadar düzeltirse düzeltsin toplumdaki normalleşmeyi sağlayamazlar. İzleyin bakın devleti yöneten şahısların duruşlarına bakın. Biz şunu söylüyoruz. Ben bunu en yüksek toplantılarda da seslendiriyordum. Diyorum ki efendim bak siz hangi açılımı yaparsanız yapın siz hangi ekonomik düzeltmeyi yaparsanız yapın siz hangi ülkenin ekonomik gücünü artırma gelişme işte kalkınma bilmem ne yaparsanız yapın işte anlaşın konuşun toplumda normalleşmeyi sağlayamazsınız. Teslim olmakla devlet olunmaz yaa.

Bunlar denendi Türkiye´de. Ondan sonra ne oldu. İşte biliyoruz ne olduğunu. İki ana damar var. İşler, sorun derin. Türkiye´deki mücadele doğucu, islamcı olanlarla biz ulusalcılar arasında. Çok kısa ordan geleyim. İki ana damar var yani birisi efendim doğucu islamcı anlayıştan gelen, hürriyet ve itilaf fırkası çizgisinden gelen, eski şey döneminde, damat feritlerin, vahdettinlerin ondan sonra demokrat parti işte bilmem özal ondan sonra bunların getirdiği bir çizgi var.

Bir de efendim Türkçülükten gelen yani bu ittihat terakkinin, o osmanlının yıkılış döneminde canlandırmak istediği milli mücadeleyi yapan yani düşmanla işbirliği yapmadan milli mücadeleyi yapan, ondan sonra kendi bağımsızlık hareketini, kendi modernleşme aydınlanma çağını kendisi oluşturmaya çalışan, kendi sermayesini kendisi yaratmaya çalışan bir de ulusalcı bir damar var. Bu mücadele bunun mücadelesidir.

Tuğg. Keçeci: Maalesef doğucu, islamcı damar 50 yılda bir çok etkin oluyor. Yabancıların desteği ile iktidar oluyorlar. bu mücadeleyi şöyle de çevirebilirsin. Cumhuriyet´i kurarken çarpışan yüzde 60 ile rakam bu kadar yüksek mi diyeceksiniz böyledir bu iş yani. Düşmanla işbirliği yapan yüzde 40 arasındaki mücadeledir bu. Birisi kompradordur yabancıyla işbirliği yapar. Onunla kalkınır. Bize mutlaka yabancı desteği lazım biz bunun sayesinde oluruz der. Bu mücadele budur.

Bunlar hep devrim kanunları şunlar bunlar hep bu zorunluluktan çıkmıştır. Şimdi maalesef her 50 yılda bir bu yapı çok etkin olur. Biz bunu nerde görüyoruz. Mesela cumhuriyet resepsiyonunda görüyoruz istanbul´da. Bu bir tarihsel mücadele. Bu mücadelenin bir tarafında bu coğrafyadan istifade etmek isteyen güçler var. Bir de bunların işbirlikçileri var. Bu damar, bazen yabancılarla işbirliği yapıp bu ülkeyi teslim alabilir. Onların desteğiyle iktidar da olabilir. Ama onların emellerine de alet olup onların çıkarları doğrultusunda da çalışabilir. Bakın bu böyledir yani. Bunun bir sürü örneği var.

Tuğg. Keçeci: Son 8-10 senede AKP nin yapısal değişikliklerine rağmen hala biz diz çökmüyoruz. Bakın komutanlarımızı koruyoruz. Şu son 8-10 senedir Türkiye´deki yapısal değişliklikte millet tanımındaki değişiklikteki olan olayları kilometre taşlarıyla bir anlatma fırsatı bulabilsem yani. Ama öbür tarafta da biz, işbirliği yapmadan bu düşmana karşı mücadele ettik. Mücadele bunun mücadelesi. Haa bu tabi hala çökmüyoruz diz. Hala teslim olmuyoruz bir mücadele veriyoruz. Bakın komutanlarımızı koruyoruz. Destek sağlıyoruz. Biz inzibat olarak destek sağlıyoruz. Genelkurmay başkanı tamam dese teslim olsa değil mi?

Tuğg. Muhittin Keçeci: Hükümetin 2.adamı Bülent Arınç “önümüzde kimse duramaz” diyor. Hadi yap bakalım. Bir de tabi rahatsız oluyor adamlar. Yani yüzde 50 oy aldı. Bu kadar kaynaklandı, güçlendi. Ya bu güç bu günün gücü değil. Bu güç 1978´lerden beri 30 senedir 32 senedir 33 senedir organize edilen bir güç. Bunların ekonomik varlıkları var. O ekonomik varlığı siyasi bir varlığa çevirmişler. Koskoca adam hükümetin ikinci adamı değil mi mesela Arınç “ne olursa olsun bizim önümüzde kimse duramaz” diyor. Hadi yapsınlar bakalım. Böyledir bu işin rajonu budur yani. Adını ne koyarsanız koyun. Milli tavır budur yani. ( Dailymotion.com)

(27 Ocak 2012, 17:23)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Tuğgeneral Yenikeçeci´nin ses kaydını dinlemek için tıklayın

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4175    yazdır/print


 

Başbakanın telefonunu dinletmişler

Ergenekon soruşturması kapsamında açılan ´Adil Yargılamaya Etki´ davası delil klasörlerinde, Başbakan Erdoğan´ın da yasadışı dinlendiği ortaya çıktı. C.D. isimli şahıs, davanın tutuklu sanığı İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Cengiz´le yaptığı görüşmede, Başbakanın ses kaydını kendisine vereceğini ve ortalığın karışacağını belirtiyor.

17.01.2012 12:23 Ergenekon soruşturması kapsamında açılan ´Adil Yargılamaya Etki´ davası delil klasörlerinde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın yasadışı dinlenen telefon kayıtlarının kimler tarafından servis edildiğinin izleri bulundu. Davanın delil klasörlerine giren sanık İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı avukat Mehmet Cengiz ile Dr. C.O.D´in telefon görüşmesinde ikili bu ses kayıtlarını paylaşmak üzere randevulaşıyor. İşte o görüşme:

C.D: Şimdi bir numara vereceğim size ama yani bu hatlardan görüşmeyelim. Yani beni arayacağınız zaman mesajlandırayım numarayı

Mehmet Cengiz: Evet

C.D: Düz bir numara şimdi bir telefon görüşmesi kaydı bende vereceğim yani ortalık bir birine karışacak

M.C: Öyle mi?

C.D: Evet

M.C: Tamam

C.D: Batı Çalışma Grubu ve TSK ile ilgili, Tayyip Beyin araması

M.C: Tamam bunları sonra konuşalım. Onları buradan, şeyi verin numarayı

C.D: ...şimdi vereyim mi yani çünkü hemen şeye geçebilirler yani siz beni ne zaman ararsanız o zaman vereyim.

M.C: Öyle mi?

C.D: Yani ben size masajlandıracağım onu. Yani bu akşam arayacaksanız şimdi vereyim yarın arayacaksanız yarın.

M.C: Yarın akşam arayayım.

C.D: Tamam ben sizi yarın akşam tekrar çaldırırım. (Star)

ERGENEKON HALA DİRİ, SORUŞTURMA VE DAVALARA KARŞI MİSİLLEME YAPIYORLAR

Ergenekon Terör Örgütü´nün şu ana kadar sadece bir kısmının ortaya çıkarılabildiği, bir çok hücresinin ise deşifre edilemediği savcılarca iddianamelerde belirtiliyordu. Son olarak İnternet andıcı iddianamesinde de bu tespit yer almıştı. Son örneğini Mustafa Bakıcı´nın yurtdışına kaçışının oluşturduğu savcıların bu tespitini doğrulayan bulguların ilklerinden birisi Aydınlık gazetesinin yayınlarında ortaya çıktı. Ergenekon davasında örgüt yöneticisi olmakla suçlanan tutuklu sanık Doğu Perinçek´in yayın organları olan Aydınlık gazetesi ile Ulusal Kanal´a yönelik operasyonlarda Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile yaptığı resmi telefon görüşmesi ve diğer benzer bir çok gizli görüşme kayıtlarının ve çözümlerinin elde edilmesiyle oraya çıktı. Bu yayın organları yayınlarında yasadışı elde ettikleri ortaya çıkan bu gizli görüşmeleri yayınlayarak Ergenekon operasyonlarına karşı misillemeye giriştiler. Operasyonlarda, Ergenekon Terör Örgütü´nün bunca operasyon ve tutuklamalara rağmen hala aktif olduğunu gösteren bazı belgeler de elde edildi. Bazı cd´lerin ve hard diskteki verilerin şifreli olduğu görüldü. Operasyonda gözaltına alınan şüphelilerin örgütün talimatlarını aynen uyguladıkları iddia edildi.

Gölcük Belgesi: AKP´lilerin telefonlarını dinleyip basına sızdıralım

Gölcük´te çıkan belgeler arasında, Başbakan Erdoğan dahil AK Partililerin telefonlarının dinlenmesi ve yandaş medyaya sızdırılmasını içeren belgelerin de bulunduğu ileri sürülmüştü. Gölcük´te ele geçen “Toplumsal durum analizi ve öneriler (Taslak)” başlıklı dökümanın, aralarında Başbakan Erdoğan´ın da aralarında bulunduğu AK Parti´lilere ait telefonların dinlenmesi talimatı olduğu öne sürülüyor. Belgenin Ergenekon üyelerinin yasadışı telefon dinlemeleri yaptığı ve bunları kendisine yakın yayın organlarında yayınlattığını içerdiği belirtiliyor. İşçi partisi, Aydınlık ve Ulusal Kanal´a yapılan polis baskınının, bu belgenin ortaya çıkarılmasından sonra gerçekleştirildiği, gözaltıların da, yayınlanan ses kayıtlarının Ergenekon´un eylemleri arasında değerlendirilmesi sonucu olduğu öne sürülüyor.

Ergenekon, Başbakanın resmi devlet görüşmelerini dinleyip Aydınlık´ta yayınlattı

20 Ekim 2009 tarihinde Doğu Perinçek´in İşçi Partisi´ne bağlı yayın organları olan Aydınlık Dergisi ve Ulusal Kanal televizyonunda Ergenekon soruşturması kapsamında aramalar yapıldı. Bu yayın organlarının iki yöneticisi gözaltına alındı. Yapılan operasyonların nedeninin, Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile yaptığı ve yasadışı şekilde gizlice kaydedilmiş telefon görüşmesini yayınlamaları olduğu ortaya çıktı. Soruşturma, Ergenekon kapsamındaki ıslak imzalı ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ soruşturması ile birleştirildi. İddianamenin kabulüyle de Aydınlık ve Ulusal Kanal yöneticileri ´Islak İmza´ davası sanıkları arasında yerlerini aldı. Islak imzalı kaos planı belgesinde medya organları eliyle yapılacak faaliyetlerde yer almaktaydı. Bu iki yayın organının adı, Ergenekon örgütünün talimatıyla yayın yaptığı iddia edilen internet sitesi Odatv´ye yönelik soruşturmada da geçiyor.

2004 yılında Başbakan Erdoğan ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında yapılan telefon görüşmesinin Ergenekon üyesi Albay Atilla Uğur tarafından yasadışı olarak gizlice kaydedilip Aydınlık´ta yayınlandığı iddia edildi. Dergide ele geçen çok sayıda CD´lerde, incelemeler sonucu BM temsilcisi Alvero De Soto´yla yapılmış resmi bir görüşmenin de bulunduğu çok sayıda gizlice kaydedilmiş ses kayıtları ele geçirildi. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz tarafından Dost Tarikatı davası ile ilgili hazırlanan raporda da Ergenekon sanıklarından Atilla Uğur´un Başbakan Erdoğan´ı 2004 yılında dinlettirdiği iddiaları yer aldı. Ergenekon tarafından 2004´te yapılan gizli dinlemenin örgüt üyeliğiyle yargılanan Perinçek´in Aydınlık dergisinde yayınlanması, örgütün halen faal olduğu, üzerindeki şaşkınlığı attığı, savunma konumundan saldırı konumuna geçtiği ve elde ettiği gizli bilgileri servis etmeye başladığı şeklinde yorumlandı. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(17 Ocak 2012, 12:23)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

´Ergenekon savunmadan saldırıya geçti: Başbakan´ın konuşmasını yayınladı´ manşetlerimiz

Seyfi Oktay´ın Ergenekon davası için yargıyı etkileme girişimleri soruşturması manşetlerimiz

İŞTE SEYFİ OKTAY İDDİANAMESİNİN TAM METNİ

Kontrgerilla´nın yargıdaki örgütlenmesi

Ergenekon Aydınlık´ta: Yeni belgeler

Kontrgerilla Medyası

Aydınlık ve Ulusal Kanal´a 2009´a yapılan Ergenekon operasyonları manşetlerimiz

Ergenekon´un henüz ortaya çıkarılamayan yedek (idhar) kadroları konulu manşetlerimiz

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4119    yazdır/print


 

TSK Hasdal´dan mı idare ediliyor?

Balyoz davasının tutuklu sanığı Koramiral Sağdıç´a ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı ortaya çıktı. Sağdıç olduğu iddia edilen kişi, Balyoz sanıklarının içeriden faaliyetlerine nasıl devam ettiklerine dair ifadeler kullanıyor: ´Bizim buralarda da enteresan değişiklikler var. Askeri camiada da.. Can Dündar biraz yanlışlık yapmıştı, kuş uçurduk.. Hakkımızı söke söke alacağız.. Bırakır mıyız lan oraları boş. Hayatta! Herşeyi buradan idare ediyoruz. Sizin torunlara kadar garanti ederiz. Ondan sonrasını bilmem yani.. Burada daha iyi mücadele ediyoruz. Anlatıyoruz derdimizi. Sağolsun komutanlar dinliyorlar..´

16.01.2012 12:53 Balyoz davasının tutuklu sanığı Koramiral Sağdıç´a ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı ortaya çıktı.Dailymotion isimli internet sitesinde yayınlanan ses kaydında Sağdıç olduğu iddia edilen kişinin eşi ve çocuklarıyla yaptığı konuşmada, Balyoz sanıklarının içeriden faaliyetlerine nasıl devam ettikleri ilgili iddialar yer alıyor. Sağdıç olduğu iddia edilen kişi Bizim buralarda da enteresan değişiklikler var. Askeri camiada da. , Can Dündar biraz yanlışlık yapmıştı, kuş uçurduk, Hakkımızı söke söke alacağız, Bırakır mıyız lan oraları boş. Hayatta! Herşeyi buradan idare ediyoruz. gibi sözler yer eliyor. İşte o konuşmalar:

BURALARDA DA ENTERESAN DEĞİŞİKLİKLER VAR

Eşi : Cuma günü değil mi açık görüş? Heee...

Eşi : Dur bak hep beraber konuşalım.

Eşi : Yoo dur, dur, bi şu çocuklarla bi konuşalım da. (Telefonun sesini dışarı veriyor (Handsfree!)

Kızı : Babacım şu an duyuyoruz hepimiz seni...

Kadir Sağdıç : Nasıl canım?

Oğlu SARP: Duyuyoruz babacım, selam...

Kadir Sağdıç : Hehehehe.... İyi... Milletin kafasına balyoz mu çarpıyor yaaa? Aklı başına gelmeye başlıyor bir kısmının böyle...

Kızı : Enteresan yani...

Oğlu SARP: Evet evet...

Kadir Sağdıç : Jöleli saçlıya (Yiğit Bulut) falan okyanus ötesinden mi geliyor, buradan mı geliyor? 2 yıl önceki şeylerini mi hatırladı? Kanına mı dokundu bu hıyarların?

Oğlu : Olabilir baba...

Kadir Sağdıç : Bizim buralarda da enteresan değişiklikler var. Askeri camiada da. Analarını belleyeceğiz!

Oğlu : Ben de yarın saygılarınızı, sevgilerinizi(!) iletcem...

Kadir Sağdıç : Tabi tabi biliyorum. Çok teşekkür ediyorum o şeyler (!) için...

Oğlu : Babacım durmak yok, yola devam..

CAN DÜNDAR BİRAZ YANLIŞLIK YAPMIŞTI, KUŞ UÇURDUK!

Kadir Sağdıç : Hehehehehe

Kızı : Yollar yürümekle aşınmaz!

Kadir Sağdıç : Aşınmaz! Size müteşekkirim. Hepinize...

Oğlu : Biz de müteşekkiriz babacım. Aşk olsun... Bunlar ne ki...

Kadir Sağdıç : Valla yaa. Can Dündar´da da bir şeyler var, ufak tefek de olsa...

Oğlu : Evet, evet. O, yani biraz yanlışlık yapmıştı. Kuş... Kuş uçurduk! Hahahaha..

Kadir Sağdıç : İyi, iyi yapmışsınız. Yapanların eline sağlık, kimler yaptıysa...

Oğlu : Valla hiç bilmiyorum (!). Hehehe..

Kadir Sağdıç : Eee, ama burası böyle. Herhalde bunlar, bu şey grubu falan, Ciner grubu istatistikleri ve anketleri kendileri yapıyorlar herhalde veya bir yerlerden mesaj alıyorlar... Bu işlerin böyle gitmeyeceğini, bir yola varılmayacağını anlıyorlar yani...

Kızı: Evet...

Kadir Sağdıç : Hayatta vermeyeceğiz, haklarımızı söke söke alacağız bunlardan.

Oğlu : Valla aynen baba, hep beraber...

Kızı : Evelallah, öyle babacığım.

Kadir Sağdıç : Bu hainlikleri yapanların dişini sökerek, hakkımızı çatır çatır alacağız.

Oğlu : Her taraflarını sökeceğiz baba, sadece dişlerini söksek iyi.

Kadir Sağdıç : Valla biz bunların...

Oğlu : Her yerlerini sökeceğiz.

Kadir Sağdıç : Aynen... Hainliklerini... Söke söke alacağız ya bunların. Hainliklerini yanlarına bırakmayacağız.

DIŞARIDAYKEN İLGİLENEMEM, CANLARINA OKUYORUM

Eşi : Valla, inşallah, inşallah da dışarıdayken söke söke alsak daha bi memnun olacağız.

BİZ BURADAYKEN DAHA İYİ SÖKÜYORUZ

Kadir Sağdıç : Yok yavrum, biz buradayken daha iyi söküyoruz. Hiç merak etme, diş operasyonları çok güçlü gidiyor.

Eşi : Hehehe

Kadir Sağdıç : Dışarıdayken ilgilenemem. Canlarına okuyorum! İçeride kaldığım sürece faturalarını daha iyi kesiyorum.

Hiç merak etme!

Eşi : Anladım, inşallah..

DAHA İYİ ERİŞİYORUZ HER YERE

Kadir Sağdıç : Hep birlikte öyleyiz. Buradaki bütün çocuklar... Enteresan oluyor. Daha iyi erişiyoruz her yere.

Daha iyi duyuruyoruz.

Eşi : İyi maşallah.

Oğlu : Aynen babacığım...

Kadir Sağdıç : Eee.yani Hasdal Entellektüel Center.

Kızı: Evet, aynen. He-Man gibi çıkacaksınız maşallah.

Kadir Sağdıç : Aynen. Hasdal center for ekselans.

Ailecek: Hahahah

Kadir Sağdıç : Mükemmeliyet merkezi.

Kızı: Eğitim merkezi.

ATTIKLARINA, ATACAKLARINA PİŞMAN OLACAKLAR

Kadir Sağdıç : Valla, yani diyet, spor, okuma, yazma. Kitaplar yazılıyor. Yazanlar var. Attıklarına, atacaklarına pişman olacak pezevenkler.

Oğlu: Baba!

Kadir Sağdıç : Efendim canım.

Oğlu: Burak (ÖRNEK)´la beraber diyoruz ki bi doğalgaz sondajı yapalım Akdeniz´de. Ne kadar ...?

Kadir Sağdıç : Yaa hiç merak etme, onları başlattık, şeyleri bağladık, tavsiyelerde bulunduk.

Oğlu: Baba meydan boş nasıl olsa... Biz rahat rahat gider çıkartırız.

HERŞEYİ BURADAN İDARE EDİYORUZ. BU COĞRAFYA BİZİM COĞRAFYAMIZ

Kadir Sağdıç : Nereye boş, nereye boş. Bırakır mıyız lan oraları boş. Hayatta! Herşeyi buradan idare ediyoruz.

Kadir Sağdıç : Hiç merak etmeyin. Sizin torunlara kadar garanti ederiz. Ondan sonrasını bilmem yani. Öyle haybeye yok. Kimseye birşey koklatılmaz. Bu coğrafya bizim coğrafyamız. Bak sana bir şey söyleyeyim mi? Hakikaten moralman çok iyiyim. Burada daha iyi mücadele ediyoruz. Anlatıyoruz derdimizi. Sağolsun komutanlar dinliyorlar. Tamam mı? Biz avukatlarımız falan daha iyiyiz yani.

SAĞDIÇ´A TEPKİLER: BALYOZ ALENEN ORTAYA ÇIKTI

18.01.2012 11:06Koramiral Kadir Sağdıç´ın, Hasdal Cezaevi´ndeki ´intikam planı´ Türkiye´yi ayağa kaldırdı. Hukukçular ve aydınlar, ses kaydının Balyoz Darbe Planı´nı doğruladığına dikkat çekti. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı´nın 2 numarası Koramiral Kadir Sağdıç´a ait olduğu iddia edilen ses kaydının yankıları sürüyor. Balyoz Darbe Planı tutuklusu Sağdıç´ın “Bize bu hainlikleri yapanların dişini sökeceğiz, attıklarına atacaklarına pişman olacak p..ler. Her şeyi buradan idare ediyoruz” ifadelerine hukukçu, gazeteci ve STK temsilcileri sert tepki gösterdi. Bu ifadelerin darbe yapılanması iddialarını teyit ettiğini aktaran uzmanlar, bu konuşmaların tam anlamıyla tasfiye edilmeyen darbeci yapılanmadan güç alarak yapıldığını söyledi.Hasdal ve Hadımköy´deki askeri cezaevinde Ergenekon ve Balyoz gibi darbe planı davalarından tutuklu 54´ü general ve amiral, toplam 170 muvazzaf tutuklu bulunuyor. Deniz Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Koramiral Kadir Sağdıç da bu isimlerden.

Eski tas eski hamam

Emekli Askeri Hakim Faik Tarımcıoğlu: Bu ifadeleri çok enteresan buldum. Konforlu bir otelde, uzakta görevde ailesiyle görüşüyormuş gibi bir durum sözkonusu. Bizim infaz sisteminin kişiye özel değişkenliğini gösteriyor. Askeri ve sivil cezaevindeki uçurumları gösteriyor. Eski tas eski hamam havası veriyor. Kendi ailesine moral vermek anlamında bazı mesajlar da vermiş olabilir. Ama kıta sahanlığı ve gaz hadisesini anlayamadım. Yani bu konulardaki irtibatı nasıl pek anlayamadım. Tehditvari şeyler böyle aile içi şeylerde moral için söylenebilir. Ama çok dikkat çekici.

Farklı sistemin ürünü

Emekli Askeri Hakim Yusuf Çağlayan: Ortada yargıya intikal etmiş bir olay var. Böyle bir durumda yargılanıp aklanmak esastır. Mahkemelerde yargılanan insanlar yargılanıp aklanmayı bekler ama burada adeta yargılandıkları suçlamaları teyit eder bir durum söz konusu. Hukuk değil de daha farklı bir sistem içerisinde kendilerini devam ettirdiklerini onaylar şekilde ifadeler kullanıyorlar. Bu ülkede sadece onlar yargılanmıyor. Yargı sadece ceza değil aynı zamanda suç işlemiş insan için aklanma yeridir. Dolayısıyla böyle bir yargılama, suçsuzluğu ispat için fırsattır. Bunu değerlendirip, ispat edeceği yerde, adeta haklarındaki iddiaları haklı çıkartacak ifadeler kullanıyorlar. Bu tarz üslupla aslında suçlamaların vahametini teyit ediyorlar.

Faaliyetleri sürüyor

Hasan Celal Güzel: Gayet çirkin bir durum. Bu durum TSK´daki birtakım odakların nasıl faaliyetlerine devam ettirdiğini ve meydan okuduğunu göstermesi bakımından ilgi çekici. Adam resmen cezaevinde TSK´nın yönetimi ve birçok konuya tesirli olduğunu açıkça en yakını olan oğluna söyleyebiliyor. Bu, durumun vahametini ortaya çıkartıyor. İkide bir asker ve generalleri tutuklayan yargıya karşı olmadık şeyler söyleyen kişilerin ibretle bu kayıtları okumasını tavsiye ederim.

Darbeci yapı tasfiye edilmedi

ASDER Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan: Bu konuşmaları 2 yönden değerlendirmek lazım. Özgüvenlerini kaybetmemeleri için bunları demesi gerekiyor. Kendisini ziyarete gelenlere terfi edince ´seni göreceğim´ diye moral verenler bile var. Yani psikolojik bir savunma mekanizması. Bir diğer yan ise cezaevindeki bazı askerler bu isimlere moral için ziyaretler yapıyor. Onlar da ´Bugünün yarını da var, hesap dönecek, istediğimiz şartlar oluşacak o zaman bunların hesabını soracağız´ yaklaşımının oluşmasına yol açıyor. Bu, darbecilerin klasik yaklaşımıdır. Şu anda güvendikleri TSK mensupları da var. Çünkü darbeci yapı tam anlamıyla tasfiye edilmedi ve duruyor. Beraber çalıştığımız kişiler de duruyor diyorlar. Yani bunların temeli de var havada değil. Gelirlerse 12 Eylül gibi olmaz daha insafsızca gelirler.

Yiğit Bulut: Ülkem adına üzücü

Ses kaydında ´Jöleli saçlı 2 yıl önceki şeylerini mi hatırladı? Kanına mı dokundu bu hıyarların?´ ifadeleri ile bahsedilen Yiğit Bulut Twitter hesabından yanıt verdi. Bulut, “Ses kaydı şahsım adına önemli değil ama ülkem adına çok üzücü. Bu tip insanlar her zaman vardı ve olmaya da devam edecekler. Önemli olan kurumların sağlam kalması ve bu tip hastalıklı düşüncelerin kurumsal kimliğe bulaşmadan uzaklaştırılması. Korktum mu? Asla. Son sözüm: Allah´ın dediği olur” dedi. ( Bugün)

(16 Ocak 2012), son güncel.: (18 Ocak 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İŞTE SAĞDIÇ´IN SES KAYDI: DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4115    yazdır/print


 

Tümgeneral Bakıcı´nın ses kaydı

Geçtiğimiz günlerde Rusya´ya kaçan İnternet Andıcı sanığı Tümg. Mustafa Bakıcı´ya ait olduğu iddia edilen şok bir ses kaydı ortaya çıktı. Mustafa Bakıcı ile İstanbul Garnizon Komutanı Tuğg. Muhittin Yenikeçeci arasında geçen telefon görüşmesinde Yenikeçeci, firari sanığa akşam yemeği ısmarlamış. Bakıcı, telefonda hem yemek için Yenikeçeci´ye teşekkür ediyor hem de teslim olmak için mahkemeye yapılan itirazı beklediğini bununda bir sıkıntı olup olmayacağını soruyor. Yenikeçeci de sıkıntı olmayacağını belirtiyor.

19.12.2011 12:52 Video paylaşım sitesi dailymotion.com´da yeni bir ses kaydı yayınlandı. İnternet Andıcı davasında hakkında yakalama kararı bulunan ama geçtiğimiz günlerde Rusya´ya kaçtığı ortaya çıkan Tümg. Mustafa Bakıcı´ya ait olduğu iddia edilen ses kaydında Mustafa Bakıcı ile İstanbul Garnizon Komutanı Tuğg. Muhittin Yenikeçeci olduğu iddia edilen kişi arasında ilginç bir telefon görüşmesi yaşanıyor. Sözkonusu telefon görüşmesinde Tuğg. Muhittin Yenikeçeci olduğu iddia edilen kişi, firari sanığa akşam yemeği ısmarlamış. Tümg. Mustafa Bakıcı olduğu öne sürülen kişi de telefonda hem yemek için ilgili kişiye teşekkür ediyor hem de teslim olmak için mahkemeye yapılan itirazı beklediğini bununda bir sıkıntı olup olmayacağını karşısındaki kişiye teyit ettiriyor. İşte dailymotion.com´da yayınlanan o ses kaydı:

Mustafa Bakıcı: Muhittin gardaş ne haber yaa. Ben akşam (yemeği) için tekrar dedim teşekkür edem gardaşıma.

Muhittin Yenikeçeci: Olur mu estağfirullah

Mustafa Bakıcı: Haa ne var ne yok iyisin

Muhittin Yenikeçeci: Sağolun komutanım.

Mustafa Bakıcı: Bugün biraz sakinsin herhalde haaa.

Muhittin Yenikeçeci: Komutanım.

Mustafa Bakıcı: Öbür taraflara (Şırnak´a) gitmişler.

Muhittin Yenikeçeci: Evet komutanım, evet

Mustafa Bakıcı: Bizim de zaten itirazın sonucu henüz daha belli değil.

Muhittin Yenikeçeci: Anlaşıldı komutanım.

Mustafa Bakıcı: Dedim itirazın sonucu belli etsin öyle gideyim yaav. Değil mi?

Muhittin Yenikeçeci: Tabi tabi tabi komutanım.

Mustafa Bakıcı: Acelem ne?

Muhittin Yenikeçeci: Tabi komutanım

Mustafa Bakıcı: Nasıl olsa gideceğim.

Muhittin Yenikeçeci: Tabi tabi.

KAÇMIYORUM, PAZARTESİ ÇIKAR GELİRİM, BİR SIKINTI OLMAZ DEĞİL Mİ?

Mustafa Bakıcı: Kaçmıyorum, göçmüyorum gelmişim. Herhalde muhtemel ki üç dört güne kadar ancak çıkar. Zaten yarından sonra tatil ya. Pazartesi de çıkarsa gelirim pazartesi. Öyle olur mu Muhittin gardaş. Bir sıkıntı olmaz değil mi?

Muhittin Yenikeçeci: Komutanım. Bir sıkıntı olmaz bundan dolayı.

Mustafa Bakıcı: Tabi. Gardaş, ben tekrar teşekkür ederim. Senin bir emrin bir isteğin var mı?

Muhittin Yenikeçeci: Komutanım benim yapabileceğim bir şey var mı? Bir emriniz var mı komutanım?

Mustafa Bakıcı: Hiçbir şey yok. Gardaş sağolasın. Ben hani tekrar dönerim olmazsa. Bakalım zaten avukata da söyledim takip edecek. Bildirdiğinde ona göre değerlendirip gelirim zaten.

Muhittin Yenikeçeci: Anlaşıldı komutanım.

Mustafa Bakıcı: Uyar değil mi gardaş.

Muhittin Yenikeçeci: Tabi ki hiç yani hiç sıkıntı yok komutanım.

Mustafa Bakıcı: tamam emmoğlu ya. Ben bugün sabah gelecektim ama şeye sordum avukata sordum. Hayır, sonuç daha çıkmamış. Gardaş. Kendimizi zorluyoruz. Aman bizi tut. Alın içeri alın içeri diye. Değil mi?

Muhittin Yenikeçeci: evet komutanım . Hiçbir sıkıntı yok komutanım.

Mustafa Bakıcı: Tamam gardaş.

Muhittin Yenikeçeci: Komutanım sağolun.

Mustafa Bakıcı: Akşam için tekrar teşekkür ederiz.

Muhittin Yenikeçeci: Estağfurullah afiyet olsun.

Mustafa Bakıcı: Bir sürü de zahmet verdik.

Muhittin Yenikeçeci: Memnun oldum sağolun

Mustafa Bakıcı: Sağol gardaş. ( dailymotion.com / Aktifhaber)

(19 Aralık 2011, 12:52)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İŞTE BAKICI´NIN SES KAYDI: İNDİRMEK VE DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

Tümg. Bakıcı Rusya´ya kaçtı

Bakıcı Belarus´ta, Dalan´ın yanında

General kaçtı, fatura inzibatlara

Ergenekon hala diri, Bakıcı kaçabildi

Genelkurmay´ın provokasyon siteleri ya da ´internet andıcı´ konulu manşetlerimiz

Islak imzalı ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ ya da ´AKP ve Gülen´i Bitirme Planı´ manşetlerimiz

İnternet andıcı iddianamesinde arama yap

Islak İmza iddianamesinde arama yap

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4010    yazdır/print


 

Flaş!!! Koşaner´e soruşturma

Ankara Özel Yetkili Savcılığı, eski Genelkurmay Başkanı Koşaner´in internete düşen ses kaydıyla ilgili soruşturma başlattı. Koşaner, medyaya yansıyan şok ses kaydında, Dağlıca, Hantepe ve diğer baskınlardaki ihmaller ile TSK´daki diğer bir çok hatayı gündeme getirerek halimiz tam bir kepazelik diyordu. Koşaner´in, ses kaydında Balyoz belgelerinin 1. ordudan çıkarıldığını itiraf etmesi Balyoz davasına bakan mahkemeyi de harekete geçirmiş, ses kaydı deliller arasında yerini almıştı. Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik´in şikayet dilekçesi üzerine harekete geçen savcılık dilekçeyi işleme koydu.

Işık Koşaner´e soruşturma açıldı

Ankara Özel Yetkili Savcılığı, eski Genelkurmay Başkanı Koşaner´in internete düşen ses kaydıyla ilgili soruşturma başlattı. Koşaner, medyaya yansıyan şok ses kaydında, Dağlıca, Hantepe ve diğer baskınlardaki ihmaller ile TSK´daki diğer bir çok hatayı gündeme getirerek halimiz tam bir kepazelik diyordu. Koşaner´in, ses kaydında Balyoz belgelerinin 1. ordudan çıkarıldığını itiraf etmesi Balyoz davasına bakan mahkemeyi de harekete geçirmiş, ses kaydı deliller arasında yerini almıştı. Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik´in şikayet dilekçesi üzerine harekete geçen savcılık dilekçeyi işleme koydu.

Görev süresi dolmadan istifa eden eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner´in internete düşen ses kaydı ile ilgili Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı´nca soruşturma başlatıldı. Savcı, bilgi istediği MİT ve Emniyet´ten gelecek cevabın ardından Işık Koşaner´in ifadesine başvuracak. Böylece Koşaner, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde şüpheli olarak ifadesine başvurulan ilk Genelkurmay Başkanı olacak. Koşaner kayıttaki sözlerinin itiraf değil, tamamen bir özeleştiri olduğunu söylemiş ve İddia edilenin aksine ifadelerde hukuka aykırı, hukuk dışı, tek bir cümle yoktur demişti. Askeri mahkeme ´dost mayın´ davasında, kayıtlarda Kontrolsüz mayın döşedik diyen Koşaner´in ifadesine gerek görmezken Ankara Cumhuriyet Savcılığı söz konusu ses kaydı ile ilgili soruşturma açtı.

Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik´in şikâyet dilekçesi üzerine harekete geçen savcılık dilekçeyi işleme koydu. Soruşturma 2011/1042 numara ile kaydedilirken, dosyaya bakmak üzere Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Cemil Tuğtekin görevlendirildi. İstanbul´da aynı konuyla ilgili bir soruşturma yürüten İstanbul Özel Yetkili Savcı Muammer Akkaş da elindeki dosyayı Ankara´ya gönderdi. Bu dosya da 2011/1042 numaralı soruşturma ile birleştirildi. Dosya üzerinde çalışmalarına başlayan Savcı Tuğtekin, Koşaner´in de kabul ettiği ses kaydı ile ilgili Milli İstihbarat Teşkilatı´ndan (MİT) ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı´ndan bilgi istedi. MİT ve Emniyet, ses kaydı ile ilgili yapacakları araştırma sonrasında Savcı Tuğtekin´e bilgi verecek. Savcı Tuğtekin´in, soruşturma kapsamında önümüzdeki günlerde Işık Koşaner´in ifadesine başvuracağı öğrenildi. Konuyla ilgili olarak bilgi veren Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik´in avukatı Berrin Yeşilyurt şunları söyledi:

İFADE VERECEK

Müvekkilimin, Işık Koşaner´in internete düşen ses kaydı ile ilgili İstanbul Ümraniye Cumhuriyet Savcılığı´na 25 Ağustos´ta verdiği şikâyet dilekçesi Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından işleme konulmuş ve soruşturma numarası verilmiştir. Müvekkilim, dilekçesinde söz konusu ses kaydıyla organize bir suç işlendiğini, Koşaner´in de bu suça iştirak edip göz yumduğunu belirtmiştir. Soruşturmayı yürüten Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Cemil Tuğtekin ses kaydı ile ilgili MİT´ten bilgi istemiştir. Savcı Bey ilerleyen günlerde şüpheli olarak Işık Koşaner´in ifadesinin alınacağını söyledi.

´BİZİMKİLER MAYIN DÖŞEMİŞTİ, BAŞIBOŞ BIRAKIP GİTMİŞLER´

Işık Koşaner´in tartışılan ses kaydı, Malatya 2. Ordu Komutanlığı´nda bir grup subay ve astsubaya yaptığı konuşmadan oluşuyor. Koşaner o konuşmasında şunları söylemişti:

* Yasaların, yönetmeliklerin dışında hareket ettik. Bazen etmemiz gerekiyordu bazı dönemlerde. Ama bunu yol yaptık hep öyle olacak zannettik. Öyle devam ettik ve hakkımız olmayan bazı imkânları kullandık. Hiçbir şey artık gizli değil.

* Bunları (Mayınları kastediyor) kim döşemiş? Biz. Şimdi ben desem ki yetkililere ´Yav bizimkiler mayın döşemişlerdi 10 sene evvel, 20 sene evvel, başıboş bırakıp gitmişler. Ne derler? ´Döşerken aklınız nerdeydi´ derler.

* Küçük birlik seviyesinde sevk ve idarede çok zayıfız. Kol komutanı adamı sevk idare edemezse iş kopar. Benim tim komutanı diye koyduğum arkadaşım mevzide silahını bırakıp da kaçarsa biz bu işi yürütemeyiz. Tabii ki mevzimiz çöker, zayiat veririz. Rütbesi de var kolunda. İki tane adam geliyor karşıdan, 30 kişiyi kaçırıyor geri gidiyoruz. Yav rezalet. Olacak şey değil.

* Tim komutanı personelini göreceği yerde bulunur. Sesle, varsa telsiziyle timinin adamlarını tek tek sevk idare eder. Öyle oluyor mu? Nadiren böyle oluyor. Çoğu yerde ´çat pat´ dediği zaman o oraya bu buraya birkaç gözü kara arkadaş dayanıyor. Lider pozisyonunda olanlar piyasada yok. En acısı da silahını bırakıp gidenler. Roj TV silahın numarasını da beraber gösteriyor. Ben olsam o rütbelinin yerine, insan içine çıkmam.

* Dilimin ucuna geliyor söylemek istemiyorum. Böyle timi mimi sahip olmazsa, orada bir karaltı görür tak diye ateş eder, başlar sesi duyan herkes ateş etmeye, basıldık diye. Bir masum erimizi alnından pat diye vururuz. Kabahatli biziz. (Sabah)

ADALET PLATFORMU SUÇ DUYURUSU YAPMIŞTI

Adalet Platformu, internette yer alan ses kayıtlarında, TSK´da yönetim zafiyeti, Balyoz ve benzer davalarla ilgili skandal açıklamalar yapan eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´na yapılan suç duyurusunda, askerlerimizin göz göre göre katledilmesine göz yuman, halkı askerlikten soğutan, devlet malını zarara uğratan, görevini ihmal eden ve vatanına ihanet eden Koşaner ve diğer tüm şüphelilerin yargılanması ve cezalandırılması isteniyordu. Suç duyurusu dilekçesi şu şekildeydi:

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI´na (CMK 250. Maddeye Göre Özel Yetkili) ulaştırılmak üzere ÜMRANİYE CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI´NA

3 gündür tüm medyada yer alan ve internet medyasında yayımlanan Balyozcu-Ergenekoncu paşalar tahliye edilmediği için emekliliğini isteyen eski genelkurmay başkanı Işık Koşaner´in ses kaydında konuştukları organize bir şekilde suç işlediklerini göstermektedir. Emekliliklerini de organizeli yapan Koşaner´in TCK´nın ilgili maddelerine göre cezalandırılmasını talep ediyorum. Başta askerimizi göz göre göre katledilmesine göz yuman, devlet malını zarara uğratan, görevini ihmal eden ve vatanına ihanet eden Koşaner dahil diğer tüm şüphelilerin tesbit edilerek cezalandırılmalarını mal varlıklarına ve OYAK´ın mal varlıklarına el konulmasını arz ve talep ederim. 3 gündür tüm medyada yer alan haberlerle ilgili yetkili savcılıklarının da işlem yapmaması görevi ihmal ve suça iştiraktir. Gereğinin yapılmasını TCK 216´dan işlem yapılmasını hatta ve hatta meclisin, hükümetin ve yargının görevini engelleme çabalarından da cezalandırılmalarını arz ve talep ederim. Halkı yaptıkları lanet olaylarla askerlikten soğutma suçları da işlenmiştir.

25 Ağustos 2011 Adem ÇEVİK

(08 Aralık 2011, 12:19)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Işık Koşaner´e suç duyurusu

Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz

ŞOK ses kaydı: Koşaner´den itiraflar

Koşaner´in ses kaydı-1: TSK´da yönetim zafiyeti

Koşaner´in ses kaydı-2: Balyoz ve benzer konularda eleştiriler

Koşaner´in itirafları Gölcük etkisi yapacak

Balyoz´da hakimden Koşaner´e tepki

Balyoz Planı manşetlerimiz

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3980    yazdır/print


 

Aydınlık´tan karanlık mail tuzağı

Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında dün düzenlenen operasyonlarda Aydınlık Gazetesi sahibi Mehmet Sabuncu ile birlikte iki emekli askerî personel gözaltına alındı. Sabuncu´nun dairesinde yapılan aramalarda Başbakan Erdoğan, soruşturma savcısı Cihan Kansız ve Taraf Gazetesi yazarı Yasemin Çongar adına alınmış sahte mail adresleri bulunduğu ileri sürüldü. Şüpheliler, söz konusu adreslerden attıkları maillerle Ergenekon sürecini manipüle etmekle suçlanıyor. Aydınlık gazetesi, Ulusal Kanal ve İşçi Partisi Ankara bürosuna yönelik 19 Ağustos 2011 tarihinde de operasyonlar yapılmış, gözaltı ve tutuklamaların yaşandığı operasyonlarda çok önemli belgelerin ele geçirildiği ileri sürülmüştü. Dünkü operasyonlara bu belgelerin neden olduğu belirtiliyor.

Aydınlık´tan karanlık mail tuzağı

Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında dün düzenlenen operasyonlarda Aydınlık Gazetesi sahibi Mehmet Sabuncu ile birlikte iki emekli askerî personel gözaltına alındı. Sabuncu´nun dairesinde yapılan aramalarda Başbakan Erdoğan, soruşturma savcısı Cihan Kansız ve Taraf Gazetesi yazarı Yasemin Çongar adına alınmış sahte mail adresleri bulunduğu ileri sürüldü. Şüpheliler, söz konusu adreslerden attıkları maillerle Ergenekon sürecini manipüle etmekle suçlanıyor. Aydınlık gazetesi, Ulusal Kanal ve İşçi Partisi Ankara bürosuna yönelik 19 Ağustos 2011 tarihinde de operasyonlar yapılmış, gözaltı ve tutuklamaların yaşandığı operasyonlarda çok önemli belgelerin ele geçirildiği ileri sürülmüştü. Dünkü operasyonlara bu belgelerin neden olduğu belirtiliyor.

Ergenekon soruşturması Aydınlık Gazetesi´ne sıçradı. Aydınlık Gazetesi´nin sahibi Mehmet Sabuncu, emekli Hâkim Yarbay Bahadır Berk ve emekli Binbaşı Zafer Şen gözaltına alındı.Operasyonun 19 Ağustos 2011 tarihinde ele geçirilen belgeler üzerine gerçekleştirildiği öğrenildi. Şüphelilerde Başbakan Erdoğan´a ait ses kayıtları ve devlete ait ´gizli´ belgeler bulunduğu iddiasıyla arama yapıldığı aktarıldı. Mehmet Sabuncu´nun ofisinde ele geçirilen belgelerde Başbakan Erdoğan, Taraf Gazetesi yazarı Yasemin Çongar ve soruşturmayı yürüten Cihan Kansız adına sahte mail adreslerinin bulunduğu ileri sürüldü. Söz konusu adreslerden mailler atılarak Başbakan, Yasemin Çongar ve savcı Cihan Kansız arasında bir bağ varmış gibi gösterilmeye çalışıldığı iddia edildi.

Başbakan Erdoğan adına brte@akparti.org.tr, Cihan Kansız adına ckansiz@hotmail.com ve Yasemin Çongar adına yasemin_congar@taraf.com.tr şeklinde mail adresleri oluşturulduğu aktarıldı. Bu adreslerden atılan maillerle, Ergenekon terör örgütüne yönelik operasyonların AK Parti´nin muhaliflerini sindirmek üzere yaptığı izlenimini vermeyi amaçladıkları iddia ediliyor. Yapılan incelemede her üç mail adresinin de sahte olduğunun ortaya çıktığı aktarıldı. İşte Başbakan Erdoğan, Yasemin Çongar ve savcı Cihan Kansız adına atılan sahte maillerden bazıları:

(2 Nisan 2011) ckansiz@hotmail.com´dan brte@alparti.org.tr adlı adrese: Sayın Başbakanım öncelikle devlet görevinde ve yeni seçimlerde başarılarınıza duacıyım. Bize vermiş olduğunuz görevleri, ağırlıkları ve zorluklarıyla yol arkadaşlarım Sayın Turan Çolakkadı, Sayın Fikret Seçen, Sayın Kasım İlimoğlu ve Sayın Ufuk Ermertcan ile birlikte yerine getireceğimizden şüpheniz olmasın. (...) Kısaca 12 Haziran´a kadar bu davaları (Ergenekon-Balyoz) elimizden geldiği kadar gündem dışı tutma yoluna gideceğiz. Bizim arkadaşlarla yeni bir eylem planımız var: CHP ve MHP milletvekili adaylarının içinde dokunulmazlığı olmayanları (...) Ergenekon davasında yeni bir dalga ile tutuklayıp (...) hem puan kaybetmelerini hem de partimizin bu kaybolan puanları kazanmasını planlıyoruz. Bu konu ile ilgili görüşlerinizi acilen bekliyoruz. Allah´a emanet olunuz. Cihan Kansız. Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı

Sahte mailde, İDDİANAME talimatı

brte@akparti.org.tr adresinden 13 Nisan 2011´de ckansiz@hotmail.com adresine gönderilen mail: Sayın Kansız eylem planınız uygundur. Taraf´a talimat verildi. Gerekli belgeler hazırlanacak. Koordinasyonu devamlı kılın. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan.

ckansiz@hotmail.com adlı adresten brte@akparti.org.tr isimli adrese gönderilen mail: Sayın Başbakanım mailiniz alınmıştır. Saygılarımla Cihan Kansız.

13 Nisan 2011´de ckansiz@hotmail.com adlı adresten yasemin_congar@taraf.com.tr adlı adrese gönderilen mail: (...) Sizden ricam tarihleri son 12 ay içerisine serpiştirilmiş, seri numaraları peş peşe olmayan, basım yeri olarak CHP´ye yakın bir matbaanın ismi bulunan milletvekillerine ait para alındı makbuzları. Seksen civarı isim bulunsun. Selametle kalınız. Cihan Kansız.

yasemin_congar@hotmail.com adlı adresten ckansiz@hotmail.com isimli adrese gönderilen cevap maili: Cihan Bey, Sayın Başbakanımızın talimatı üzerine iddianame tarafımızca hazırlanacaktır. Bizden isteyeceğiniz evrak, belge gibi şeylerin ne olduğunu bildiriniz. İddianame hazır olduğunda size, Zaman´ın moto kuryesi ile evinizde teslim edilecek. İyi çalışmalar dilerim. Yasemin Çongar.

17 Nisan 2011 tarihinde brte@akparti.org.tr adlı adresten ckansiz@hotmail.com adlı adrese gönderilen mail: Sayın Cihan Bey, 10 Mayıs Salı günü sabah saat 5´te harekete geçin. Aynı gün Taraf gazetesinde ´Ergenekon terör örgütüne mali destek veren vekil adayları ortaya çıktı´ diye haber yer alacak. Gazete okuyucuya ulaşmadan operasyon bitmiş olsun. Kolay gelsin. Başarılar. Başbakan Erdoğan. ( Zaman, Taraf)

Aydınlık ile Devrimci Karargah operasyonları farklı

Öte yandan, Devrimci Karargah operasyonu kapsamında Aydınlık Gazetesi sahihi Mehmet Sabuncu´nun da gözaltına alındığı yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığı anlaşıldı. Sabuncu´nun bu haberimizde de belirtildiği gibi Ergenekon soruşturması kapsamında düzenlenen farklı bir operasyonda gözaltına alındığı ortaya çıktı.

19 AĞUSTOS 2011´DE DE OPERASYON YAPILDI

Aydınlık gazetesi, Ulusal Kanal ve İşçi Partisi Ankara bürosuna yönelik 19 Ağustos 2011 tarihinde de operasyonlar yapılmış, gözaltı ve tutuklamaların yaşandığı operasyonlarda çok önemli belgelerin ele geçirildiği ileri sürülmüştü. Dünkü operasyonlara bu belgelerin neden olması muhtemel. Yine 20 Ekim 2009´da da Ulusal Kanal ile Aydınlık dergisinde Ergenekon kapsamında arama yapılmış, iki yönetici gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Bu iki yönetici halen ıslak imza davasında tutuklu sanık olarak yargılanmakta. 20 Ekim 2009´daki operasyonun nedeninin, bu yayın organlarının Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile yaptığı ve yasadışı şekilde gizlice kaydedilmiş telefon görüşmesini yayınlamaları olduğu ortaya çıkmıştı. Bu iki yayın organının adı, Odatv soruşturmasında da geçiyor. Hakim ve savcıların katıldığı iftar yemeği haberini kışkırtıcı bir üslupla vererek, devletin gizli görüşmelerini yayınlayarak, hatta dünkü operasyonlara neden olan sahte mail olayında da görüldüğü gibi Başbakan, savcı ve gazeteci adlarına sahte mail adresleri üretip komplo amacıyla bunları diğer adreslere göndererek bu yayın organları Ergenekon soruşturmasını baltalamaya çalışıyor.

ERGENEKON HALA DİRİ

Ergenekon Terör Örgütü´nün şu ana kadar sadece bir kısmının ortaya çıkarılabildiği, bir çok hücresinin ise deşifre edilemediği savcılarca iddianamelerde belirtiliyordu. Son olarak İnternet andıcı iddianamesinde de bu tespit yer almıştı. Son örneğini Mustafa Bakıcı´nın yurtdışına kaçışının oluşturduğu savcıların bu tespitini doğrulayan bulguların ilklerinden birisi Aydınlık gazetesinin yayınlarında ortaya çıktı. Ergenekon davasında örgüt yöneticisi olmakla suçlanan tutuklu sanık Doğu Perinçek´in yayın organları olan Aydınlık gazetesi ile Ulusal Kanal´a yönelik operasyonlarda Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile yaptığı resmi telefon görüşmesi ve diğer benzer bir çok gizli görüşme kayıtlarının ve çözümlerinin elde edilmesiyle oraya çıktı. Bu yayın organları yayınlarında yasadışı elde ettikleri ortaya çıkan bu gizli görüşmeleri yayınlayarak Ergenekon operasyonlarına karşı misillemeye giriştiler. Operasyonlarda, Ergenekon Terör Örgütü´nün bunca operasyon ve tutuklamalara rağmen hala aktif olduğunu gösteren bazı belgeler de elde edildi. Bazı cd´lerin ve hard diskteki verilerin şifreli olduğu görüldü. Operasyonda gözaltına alınan şüphelilerin örgütün talimatlarını aynen uyguladıkları iddia edildi.

Gölcük Belgesi: AKP´lilerin telefonlarını dinleyip basına sızdıralım

Gölcük´te çıkan belgeler arasında, Başbakan Erdoğan dahil AK Partililerin telefonlarının dinlenmesi ve yandaş medyaya sızdırılmasını içeren belgelerin de bulunduğu ileri sürülmüştü. Gölcük´te ele geçen “Toplumsal durum analizi ve öneriler (Taslak)” başlıklı dökümanın, aralarında Başbakan Erdoğan´ın da aralarında bulunduğu AK Parti´lilere ait telefonların dinlenmesi talimatı olduğu öne sürülüyor. Belgenin Ergenekon üyelerinin yasadışı telefon dinlemeleri yaptığı ve bunları kendisine yakın yayın organlarında yayınlattığını içerdiği belirtiliyor. İşçi partisi, Aydınlık ve Ulusal Kanal´a yapılan polis baskınının, bu belgenin ortaya çıkarılmasından sonra gerçekleştirildiği, gözaltıların da, yayınlanan ses kayıtlarının Ergenekon´un eylemleri arasında değerlendirilmesi sonucu olduğu öne sürülüyor.

Ergenekon, Başbakanın resmi devlet görüşmelerini dinleyip Aydınlık´ta yayınlattı

20 Ekim 2009 tarihinde Doğu Perinçek´in İşçi Partisi´ne bağlı yayın organları olan Aydınlık Dergisi ve Ulusal Kanal televizyonunda Ergenekon soruşturması kapsamında aramalar yapıldı. Bu yayın organlarının iki yöneticisi gözaltına alındı. Yapılan operasyonların nedeninin, Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile yaptığı ve yasadışı şekilde gizlice kaydedilmiş telefon görüşmesini yayınlamaları olduğu ortaya çıktı. Soruşturma, Ergenekon kapsamındaki ıslak imzalı ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ soruşturması ile birleştirildi. İddianamenin kabulüyle de Aydınlık ve Ulusal Kanal yöneticileri ´Islak İmza´ davası sanıkları arasında yerlerini aldı. Islak imzalı kaos planı belgesinde medya organları eliyle yapılacak faaliyetlerde yer almaktaydı. Bu iki yayın organının adı, Ergenekon örgütünün talimatıyla yayın yaptığı iddia edilen internet sitesi Odatv´ye yönelik soruşturmada da geçiyor.

2004 yılında Başbakan Erdoğan ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında yapılan telefon görüşmesinin Ergenekon üyesi Albay Atilla Uğur tarafından yasadışı olarak gizlice kaydedilip Aydınlık´ta yayınlandığı iddia edildi. Dergide ele geçen çok sayıda CD´lerde, incelemeler sonucu BM temsilcisi Alvero De Soto´yla yapılmış resmi bir görüşmenin de bulunduğu çok sayıda gizlice kaydedilmiş ses kayıtları ele geçirildi. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz tarafından Dost Tarikatı davası ile ilgili hazırlanan raporda da Ergenekon sanıklarından Atilla Uğur´un Başbakan Erdoğan´ı 2004 yılında dinlettirdiği iddiaları yer aldı. Ergenekon tarafından 2004´te yapılan gizli dinlemenin örgüt üyeliğiyle yargılanan Perinçek´in Aydınlık dergisinde yayınlanması, örgütün halen faal olduğu, üzerindeki şaşkınlığı attığı, savunma konumundan saldırı konumuna geçtiği ve elde ettiği gizli bilgileri servis etmeye başladığı şeklinde yorumlandı.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(07 Aralık 2011, 09:44)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon Aydınlık´ta: Yeni belgeler

Kontrgerilla Medyası

Aydınlık ve Ulusal Kanal´a 2009´a yapılan Ergenekon operasyonları manşetlerimiz

Ergenekon´un henüz ortaya çıkarılamayan yedek (idhar) kadroları konulu manşetlerimiz

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3972    yazdır/print


 

Binbaşıya suikast soruşturması

6 Nisan 2010 tarihinde internete düşen ses kaydında bir lav silahı ve kanas tüfek verilmesi durumunda cuma namazı çıkışında ´Başbakanı o gün öldürürüm´ diyen Binbaşı Uğur Cevizoğlu´na soruşturma açıldığı, Balyoz davasında ortaya çıktı.

Binbaşıya suikast soruşturması

6 Nisan 2010 tarihinde internete düşen ses kaydında bir lav silahı ve kanas tüfek verilmesi durumunda cuma namazı çıkışında ´Başbakanı o gün öldürürüm´ diyen Binbaşı Uğur Cevizoğlu´na soruşturma açıldığı, Balyoz davasında ortaya çıktı.

Balyoz davasına bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na yazı yazarak 1. Balyoz davası ek delil klasörlerinde adı geçen Uğur Cevizoğlu´na ait evraklar hakkında ne gibi bir işlem yapıldığını sordu. Savcılık, Cevizoğlu hakkında 2011-1552 numaralı soruşturmanın sürdüğünü bildirdi. Askeri savcılık tarafından ses kaydı alınan Binbaşı Cevizoğlu´nun, özel yetkili savcılık tarafından da sorgulandığı öğrenildi. Geçtiğimiz yıl internete düşen ve Cevizoğlu´na ait olduğu ileri sürülen ses kaydında, şu ifadeler yer alıyordu: Genelkurmay Başkanının uçağını da indirebilirim. Başbakanı o gün öldürürüm. Sen bana bir tane lav silahı, iki üç tane kanas mermisi birkaç kanas bul. Ondan sonra ben gereğini yaparım.

BAŞBAKANA, GENELKURMAY BAŞKANINA VE CAMİLERE SALDIRI PLANLARI

Habervaktim´de yayınlanan ve Gazeteci Hulki Cevizoğlu´nun kuzeni Binbaşı Uğur Cevizoğlu´na ait olduğu ileri sürülen ses kaydında Cevizoğlu, nasıl planlar yaptığını, Genelkurmay Başkanını nasıl ortadan kaldıracağını, Başbakanın uçağını nasıl düşüreceğini, Camileri nasıl bombalayacağını, Hükümeti nasıl devireceğini, nasıl ülkede insanları Türk Kürt herkesi sokağa çıkamaz hale getirip anarşi ortamı oluşturacağını, 700 polisi nasıl öldüreceğini anlatıyordu: Genelkurmay Başkanının uçağını da indirebilirim. Başbakanı o gün öldürürüm. Sen bana bir tane lav silahı, iki üç tane kanas mermisi birkaç kanas bul. Ondan sonra ben gereğini yaparım.

İŞTE O ŞOK KAYITTAN AYRINTILAR

GENELKURMAY BAŞKANI SALAK SALAK KONUŞMAYI BIRAKSIN GÜNEYDOĞUDAKİ TANKLARI GERİ ÇAĞIRIP EDİRNE´YE İSTANBUL´A YOLLASIN

Genelkurmay bir şey diyor olsaydı o koltukta bu saate kadar oturmazdı derim.. Salak salak konuşuyorlar ya. Konuşmuycan kardeşim. Konuşmuycan , konuşmuycan , konuşmuycan ondan sonra konuştuğunda tam konuşçan, şeyler böyle yapıyor. Topla genelkurmay başkanı olarak tüm kuvvet komutanlarını şimdi. Ordu komutanlarını da çağır yanına. Tamam mı, ondan sonra, kolordu komutanlarını da çağır hep beraber, ankara´da toplan acil toplantıya çağırıyorum diyceksin. Ve hemen şeye geçiş yapcan diyceksin ki : Eee. “Türkiye´de terör sorunu ikinci öncelikli sorun haline gelmiştir. O nedenle” diyceksin şey eee “eski harekat planlarına geçiliyor, güneydoğuya yollamış olduğumuz takviyeten yollamış olduğumuz tankların hepsini gerisin geri çağıracaksın geçirceksin şeye edirne´ye bilmem neye istanbul´a. Bunları yapmak zorundasın. Yapmadığın andan itibaren işin bitti demektir. Bunları yapacan ondan sonra adamlar bir şey yapacaklarsa ondan sonra yapacaklar senin görevini almaya o zaman kalkacaklar. Diyeceksin ki “tamam görevden alabilirsin” ama yerine gelen adama diyceksin ki “beni görevden almış olsalar bile geri adım atmayacaksın”. Emir veriyosun adama, artık geri adım atacak bir şeyleri kalmayacak. Ama doğru dürüst adam lazım ya, adam yok memlekette. Benim artık bu adamlara hiç güvenim kalmadı. Bunlar şahsi menfaatleri uğruna Türk Silahlı Kuvvetlerini satıyorlar.. Genelkurmay Başkanı varya Genelkurmay Başkanı´nın uçağını da indirebilirim. Havaalanında her türlü şeyi yapabilirim.. Genelkurmay Başkanımız..larımız satın alıyorlar zannediyorum. Genelkurmay başkanı olacak adam satın alınacak kişinin olmaması lazım içeriye girmekten korkmuyor olması lazım.

BAŞBAKANIN UÇAĞINI HAVAALANINDA KALKIŞTA LAV SİLAHIYLA PATLATICAM

Başbakanı o gün öldürürüm. İçeriye gireceğimi bile bile öldürürüm.. Sen bana bir tane lav silahı, iki üç tane kanas mermisi birkaç kanas bul. Ondan sonra ben de birkaç tane silahımı falan yapar ondan sonra gereğini yaparım. Uçağı şeyin orda vurmayı düşünüyorum. Ev kiralıcam sonra gidip şeyin uçağını patlatıcam, kalkışta.. Havaalanında olcak. Ev kirala bir ay.. Bak bu anayasayla başbakan öldüğü anda, tamam mı, hükümet düşüyor. Yerine başka birisi de gelemiyor. Hükümet düşünce, eee, yerine hükümet kurulmak zorunda baş-cumhurbaşkanı birisini görevlendirmek zorunda. Cumhurbaşkanını görevlendirdiğinizde şey yapacaksınız. Baştan da söylücen, önce vurcan patlatcan sonra emniyeti arıycaksın ses kayıtlarına girceksin, şeysiz kamerası olmayan bir yerden ücra bir köşeden gitcen oradan telefon açacaksın. Şeyi söylüceksin diceksin ki: kardeşim başbakanın uçağını ben vurdum, havaya uçtu bundan sonra türkiye cumhuriyetinde başbakan olacak adam dikkat edecek.. Tabi. Başbakan olacak adam da dikkat edecek, diğerleri de dikkat edecek, e şimdi akp´liler hep dikkat edecek. Bir yandan da iki milyar doları ben yedirmem diyceksin. Bi milyar dolarını istiyorum o paranın diyceksin, tamam mı, adamlara aynen böyle söyliceksin, başbakanın ailesine söyleyin bir milyar doları hemen istiyorum diceksin.

10 MİLYON DOLAR BULSUNLAR ÇOCUKLARIMIN HAYATINI GARANTİYE ALSINLAR BEN YAPARIM

Bir şeyler yapması lazım. Bişey diyim mi, ben on milyon dolar bulsunlar ben çocukların hayatını falan garanti altına alıyım yurtdışında,eee eğitimi falan filan alayım.. İş on milyon dolara bakıyor gidip evimi alırım bilmem neyi alırım, çocukları nereye gideceksem şey yaparım. Ondan sonra.. Ya götürürüm ya hiç şey yapmıyorum. Bu adam bunun asıl korkması gereken bu saatten sonra üniversite mezunları, tamam mı. Üniversite mezunlarını işsiz bırakırsan, adam bombanın tarifini indirir, öğrenir, yapar, tamam mı, ağzına bile sıçar bu ibnelerin. Artık şey yapacaksın, kaos yaratacaksın bu ülkede. Yani insanlar evden çıkamaz hale getireceksin, türkü kürdü evden çıkamaz hale getireceksin. Anarşizm gerekiyor yani. Bir ülkenin refahı için anarşizm gerekiyor. Ben eskiden camilerin bombalanmayacağını düşünürdüm ama bombalayacaksın gerekiyorsa. Cuma namazından sonra, cephe aldırma, bağlıycan yani, cuma namazında bombalayacaksın bu şerefsizleri.

HER SUBAY GÖZALTINA GELEN POLİSLERDEN YEDİSİNİ ÖLDÜRSEYDİ 700 POLİS ÖLMÜŞ OLUR, DİĞERLERİ DE KAPIMIZA GELEMEZDİ

Kaç tane adam içeriye tıktılar? Yüze yakın adam içerde... her birimiz tamam mı kapına gelen polise ateş açsaydı yedi kişiyi öldürseydi.tabancayla, bir tane tabanca yedi tane mermi alır, yedi kişiyi öldürüp sonra teslim olcağını düşün. Şu ana kadar 700 tane polisi öldürmüş olacaktık.. Hiçbirisi kapımıza gelemeyecekti.

TEKZİP METNİ

Habervaktim´den alıntıladığımız ses kaydı haberiyle ilgili olarak Cevizoğlu´nun avukatı tarafından sitemize aşağıda yer alan bir düzeltme metni gönderilmişti. Avukat Sabih Sorucu, ses kaydının Cevizoğlu´na ait olmadığını, soruşturmanın sürdüğünü ve sonucunun beklenmesi gerektiğini belirtiyordu:

25 mart 2010 tarihinde bir internet sitesine konulan ses kaydında Müvekkilim Uğur Cevizoğlu ´nun olduğu iddiası ile çeşitli internet siteleri, gazete ve televizyon kanalları tarafından da kullanılmıştır. Ses kaydı kesinlikle müvekkilime ait değildir. Anılan iddialarla ilgili olarak Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi verilmiştir. Yoğun izlenen haber kanalları ve gazeteler içinde Tekzip yazıları tarafımdan gönderilmiştir. Savcılık işlemlerini ve müvekkilim hakkındaki idari soruşturma sonuçlanıncaya kadar yargıya müdahale olabilecek yayınlardan kaçınılması ve soruşturmanın sonucunun beklenmesini vekaleten talep ediyorum. Avukat Sabih Sorucu (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(12 Ekim 2011, 13:28)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ŞOK SES KAYDI!!! ´Başbakanın uçağını patlatıcam kalkışta´

Balyoz Planı manşetlerimiz

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3825    yazdır/print


 

Ergenekon Aydınlık´ta: Yeni belgeler

İşçi Partisi, Aydınlık Gazetesi, Ulusal Kanal ve gözaltına alınanların evlerinde yapılan aramalarda çok önemli belgelerin bulunduğu ortaya çıktı. Ele geçen dokümanlar ve dijital verilerde, ülkeyi kaosa sürükleyecek örgüt yönlendirmeli bilgiler, Ergenekon´un medya yapılanmasına dair notlar yer alıyor. Ergenekon Terör Örgütü´nün şu ana kadar sadece bir kısmının ortaya çıkarılabildiği, bir çok hücresinin ise deşifre edilemediği savcılarca iddianamelerde belirtiliyordu. Son olarak İnternet andıcı iddianamesinde de bu tespit yer almıştı.

Ergenekon hala aktif: Yeni belgeler

İşçi Partisi, Aydınlık Gazetesi, Ulusal Kanal ve gözaltına alınanların evlerinde yapılan aramalarda çok önemli belgelerin bulunduğu ortaya çıktı. Ele geçen dokümanlar ve dijital verilerde, ülkeyi kaosa sürükleyecek örgüt yönlendirmeli bilgiler, Ergenekon´un medya yapılanmasına dair notlar yer alıyor. Ergenekon Terör Örgütü´nün şu ana kadar sadece bir kısmının ortaya çıkarılabildiği, bir çok hücresinin ise deşifre edilemediği savcılarca iddianamelerde belirtiliyordu. Son olarak İnternet andıcı iddianamesinde de bu tespit yer almıştı.

İşçi Partisi, Aydınlık Gazetesi, Ulusal Kanal ve gözaltına alınanların evlerinde yapılan aramalarda çok önemli belgelerin bulunduğu ortaya çıktı. Ele geçen dokümanlar ve dijital verilerde, ülkeyi kaosa sürükleyecek örgüt yönlendirmeli bilgiler, Ergenekon´un medya yapılanmasına dair notlar yer alıyor. Ergenekon Terör Örgütü´nün bunca operasyon ve tutuklamalara rağmen hala aktif olduğunu gösteren belgeler de deşifre edildi. Son operasyonda gözaltına alınan şüphelilerin örgütün talimatlarını aynen uyguladıkları iddia edildi. Ayrıca yasadışı telefon dinlemeleri elde edilen ses kayıtları ve çözümlerine rastlandı. Bazı cd´lerin ve hard diskteki verilerin şifreli olduğu görüldü.

Ergenekon soruşturması kapsamında İşçi Partisi (İP), Aydınlık Gazetesi ve Ulusal Kanal´da yapılan aramalarda gözaltına alınan 9 kişi emniyette susma hakkını kullanırken savcılıkta suçlamaları reddetti. Şüphelilerden Mehmet Perinçek, İP Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Bedri Gültekin, Erkan Önsel ile Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Turhan Özlü´ye 57 soru yöneltildi. Şüphelilere Ergenekon davasından yargılanan bazı kişileri tanıyıp tanımadıkları sorulurken, ele geçirilen belgelere göre örgüt lehine yaptıkları iddia edilen gazetecilik faaliyetleri, cumhuriyet mitingleri, İşçi Partisi ve Talat Paşa Komitesi´nin faaliyetleri, ermeni soykırımı ve Avrasya çalışmalarına dair sorular yöneltildi. ( Bugün)

Gölcük Belgesi: AKP´lilerin telefonlarını dinleyip basına sızdıralım

Gölcük´te çıkan belgeler arasında, Başbakan Erdoğan dahil AK Partililerin telefonlarının dinlenmesi ve yandaş medyaya sızdırılmasını içeren belgelerin de bulunduğu ileri sürülmüştü. Gölcük´te ele geçen “Toplumsal durum analizi ve öneriler (Taslak)” başlıklı dökümanın, aralarında Başbakan Erdoğan´ın da aralarında bulunduğu AK Parti´lilere ait telefonların dinlenmesi talimatı olduğu öne sürülüyor. Belgenin Ergenekon üyelerinin yasadışı telefon dinlemeleri yaptığı ve bunları kendisine yakın yayın organlarında yayınlattığını içerdiği belirtiliyor. İşçi partisi, Aydınlık ve Ulusal Kanal´a yapılan polis baskınının, bu belgenin ortaya çıkarılmasından sonra gerçekleştirildiği, gözaltıların da, yayınlanan ses kayıtlarının Ergenekon´un eylemleri arasında değerlendirilmesi sonucu olduğu öne sürülüyor.

Ergenekon, Başbakanın resmi devlet görüşmelerini dinleyip Aydınlık´ta yayınlattı

20 Ekim 2009 tarihinde Doğu Perinçek´in İşçi Partisi´ne bağlı yayın organları olan Aydınlık Dergisi ve Ulusal Kanal televizyonunda Ergenekon soruşturması kapsamında aramalar yapıldı. Bu yayın organlarının iki yöneticisi gözaltına alındı. Yapılan operasyonların nedeninin, Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile yaptığı ve yasadışı şekilde gizlice kaydedilmiş telefon görüşmesini yayınlamaları olduğu ortaya çıktı. Soruşturma, Ergenekon kapsamındaki ıslak imzalı ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ soruşturması ile birleştirildi. İddianamenin kabulüyle de Aydınlık ve Ulusal Kanal yöneticileri ´Islak İmza´ davası sanıkları arasında yerlerini aldı. Islak imzalı kaos planı belgesinde medya organları eliyle yapılacak faaliyetlerde yer almaktaydı. Bu iki yayın organının adı, Ergenekon örgütünün talimatıyla yayın yaptığı iddia edilen internet sitesi Odatv´ye yönelik soruşturmada da geçiyor.

2004 yılında Başbakan Erdoğan ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında yapılan telefon görüşmesinin Ergenekon üyesi Albay Atilla Uğur tarafından yasadışı olarak gizlice kaydedilip Aydınlık´ta yayınlandığı iddia edildi. Dergide ele geçen çok sayıda CD´lerde, incelemeler sonucu BM temsilcisi Alvero De Soto´yla yapılmış resmi bir görüşmenin de bulunduğu çok sayıda gizlice kaydedilmiş ses kayıtları ele geçirildi. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz tarafından Dost Tarikatı davası ile ilgili hazırlanan raporda da Ergenekon sanıklarından Atilla Uğur´un Başbakan Erdoğan´ı 2004 yılında dinlettirdiği iddiaları yer aldı. Ergenekon tarafından 2004´te yapılan gizli dinlemenin örgüt üyeliğiyle yargılanan Perinçek´in Aydınlık dergisinde yayınlanması, örgütün halen faal olduğu, üzerindeki şaşkınlığı attığı, savunma konumundan saldırı konumuna geçtiği ve elde ettiği gizli bilgileri servis etmeye başladığı şeklinde yorumlandı.

Gölcük´te örgütün kozmik arşivinin ele geçirilmesi

Daha sonra ihbar üzerine Gölcük Donanma´da zemine ustaca gizlenmiş olarak, ardından Eskişehir´de bir astsubayın evinde çok önemli dijital veriler ve bir çoğu ıslak imza taşıyan 9 çuval belge ele geçirildi. Bu belgeler çok önemliydi. Önemleri sadece içeriklerinden değil aynı zamanda bulundukları yerden kaynaklanıyordu. Donanma istihbarat bölümü şubesi gibi en gizli bir birimde zemin karoları altına gizlenmiş çuvallarca belge örgütün kozmik zulası olarak nitelendirildi. Ele geçirilen belgeler örgütün halen var olduğunu bir kez daha ve en somut şekilde gösterdi. Ele geçen belgelerle ilgili çarpıcı ayrıntı belgelerin imha edilmeyerek saklanması. Bu da örgütün onları kullanmakta olduğu anlamına geliyor. Dikkat çekici diğer bir ayrıntı da, sürekli güncellemelerin yapılmış olması. Yani örgüt gelişmelere göre belgeleri güncelliyor.

Genelkurmay´da andıç çalışmaları

Ergenekon ve benzer soruşturmalarda sanıklar sürekli polis, suçladı, belgeleri onların yerleştirdiğini iddia etti. Hatta bu görüşü eski genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ bile ima ile dile getirdi. Islak imzalı belgenin fotokopisi için kağıt parçası, Poyrazköy´de ele geçen lav silahları için boru parçası küçümsemesi yaptı. Lav silahlarının TSK malı olduğu ortaya çıktı. Başbuğ´un astları tarafından yanıltıldığı o zaman iddia edilse de internet andıcında ifade veren generallere göre o da masum değildi. Onun da bu belgelerde onayı vardı. Bu açıdan bakıldığında onun kağıt-boru parçası küçümsemeleri yapması, polisi komploculukla suçlaması, Trabzon´da savaş gemisindeki konuşmasında esip gürleyerek gözdağı vermeye çalışması suçu örtbas etmeye çalıştığını düşündürüyor ve anlaşılır hale geliyor.

Kaos ve andıç belgeleri medyaya düşer düşmez, Genelkurmayda yoğun bir evrak ve dijital temizlik yapıldığı ortaya çıktı. Tonlarca kağıt evrak haftasonu mesai yapılarak apar topar öğütüldü, çok sayıda bilgisayar harddiskleri bilgiler kurtarılamayacak şekilde silindi. Temizlik sonrası kendini emin hissettiği anlaşılan Başbuğ, basın toplantısı düzenleyerek polisi suçladı, kaos planının düzmece olduğunu iddia etti. Çok geçmeden fotokopi belgenin aslı, daha sonra internet andıcı belge ve bilgileri Genelkurmay´dan sızdırılarak savcılara gönderildi. Bu şok gelişmeler sonrası Başbuğ´un sesi bir daha çıkmadı.

Bu bulgular, Ergenekon´un geçmişte var olmuş, faaliyete geçmeyen, düşünce ya da plan bazında kalmış bir girişim olduğuna dair savunmaları bir kez daha çürüttü. İnternet andıcının, ıslak imzalı kaos planında belirlenmiş medya faaliyetlerinden birisi olduğu iddianamelere konu oldu. Bu nedenle andıç davası ıslak imza davası ile birleşti. Ergenekon Terör Örgütüne yönelik soruşturma 2007 yılında başladı. Ancak ıslak imza ve andıç gibi planların tarihi 2009. Yani halen soruşturma sürerken örgütsel faaliyet devam etmekteydi.

Odatv soruşturması

Daha sonra Odatv soruşturması başladı. Ergenekon örgütünün medya sitesi olarak nitelenen odatv operasyonunda çok önemli belgeler ele geçirildi.´Ulusal Medya 2010´ ismi verilen ve ´Gözlem´, ´Analiz´, ´Strateji´ ve ´Sonuç´ bölümlerinden oluşan belgede ilginç detaylar yer alıyordu: Soruşturmalara destek veren medya organlarına yandaş medya damgası vurulmalı. Bunlar yıpratılmalı, yıldırılmalı. Operasyonların siyasal olduğu, TSK ve yüksek yargıya karşı yürütüldüğü işlenmeli. Dava dosyasındaki küçük hatalar soruşturmanın geneliyle özdeşleştirilecek. Davaların tertip olduğu işlenecek.

Odatv yayınları incelendiğinde bu belgeye uygun yayın yaptığı görülüyordu. Özellikle Ergenekon hakimlerini karalama amaçlı iftar yemeği haberi büyük gürültü kopardı. CHP´nin etkin şekilde yer aldığı bu karalama kampanyasında, Ergenekon sanıkları iftar yemeğine katılan hakimler için peşpeşe reddi hakim talep ettiler, davanın siyasi olduğunu iddia ettiler. Gürültü biraz kesilip olay incelendiğinde görüldü ki, her yıl düzenlenen geleneksel bir iftar söz konusuydu. O iftara sadece Ergenekon davasında sanıkların hoşlanmadığı ve çekilmesini istediği bazı hakimler değil sevdikleri ve övdükleri başka hakimler de katılmıştı. Yine sevmedikleri bazı hakimler de katılmamıştı. Bu kadar normal bir yemeğin, habercilik kılıfı içinde nasıl Ergenekon davasını karalama faaliyete dönüştüğü odatv örneğinde çarpıcı şekilde görüldü. Önümüzdeki günlerde odatv iddianamesi ve delil klasörleri ortaya çıktığında, bu web sitesinin örgüt talimatları doğrultusunda başka neler yaptığı delilleriyle görülebilecek.

Hanefi Avcı olayı

Ardından eski Emniyet müdürü Hanefi Avcı olayı geldi. Anılarını yazdığı bir kitapla birden gündem olan Avcı, Ergenekon ve benzer davalarının, polis teşkilatı içinde yerleşmiş bir cemaatin işi, düzmece ve siyasi bir tasfiye operasyonu olduğunu iddia etti. Avcı´nın iddiaları gündemi sarstı. Kendisi kamuoyunun genelinde, Susurluk skandalıyla ilgili önemli bilgiler vermiş, derin devlet karşıtı birisi olarak tanınıyordu. Bu nedenle verdiği bilgiler ilk anda ´acaba gerçek olabilir mi´ diye algılandı. Ancak ayrıntılar geldikçe iddiaları ne kadar tutarsız ve uçuk olduğu netleşmeye başladı. Örneğin, O sadece polisin değil tüm hakim ve savcıların da bir cemaate mensup olduğunu iddia edebildi. Bu iddialarıyla ilgili kitabında kanıt göstermedi. Sadece, devlet araştırırsa kanıt bulur bu onun işi diyerek ortaya şüphe atmakla yetindi. Daha sonra İçişleri Bakanlığı´nın başlattığı incelemede de Avcı aynı şeyi söyledi ve kanıtı olmadığını, bunu devletin ortaya çıkarması gerektiğini savundu.

Sonra şok bir ayrıntı ortaya çıktı. Hanefi Avcı, Devrimci Karargah terör örgütüne yönelik operasyonda bir süredir teknik takibe takılmış, izleme altındaydı. Emniyet içinde kendisine yakın kaynaklardan bu durumu, operasyonun kendisine yöneldiğini öğrenen Avcı´nın, operasyonu sonuçlanmadan boğmak, cemaat işi olduğunu söyleyerek itibarsızlaştırmak için hamle yaptığı anlaşıldı. Operasyonla ilgili şok ayrıntılar ortaya çıktı. Bunlar Avcı´nın tevil edemeyeceği kadar netti. Örneğin örgüt üyeleriyle özel cep hattından yaptığı telefon görüşmelerinde örgüte yönelik operasyonu haber verdiği, bazı üyelerin yurt dışına kaçmasına neden olduğu, üyeleri polis takibinden nasıl kurtulabileceklerine dair yönlendirdiği görüldü.

Avcı´yla ilgili başka ayrıntılar da ortaya çıktı. Avcı´nın 90´lı yıllarda Dev-Sol´a yönelik bir operasyonu yönettiği, bu operasyonda örgütün bir kanadının çatışmada yargısı infaz edildiği, bu katliam ile örgüt yönetiminin derin devletin kontrolündeki diğer bir kanadın hakimiyetine verildiği iddiası ciddiyet kazandı. Burada dikkati çeken ayrıntı, Avcı´nın derin devletin bir elemanı olduğu iddiasının ortaya çıkmasıydı. İtirafçıları kullandığı gibi bu iddiayı destekleyen başka bulgular da ortaya çıktı. Ortaya çıkan bu yöndeki ayrıntılar, derin devleti ortaya çıkarmaya çalışan Ergenekon soruşturmasına karşı Avcı´nın niçin cephe aldığını da açıklıyor. Hanefi Avcı, Ergenekon örgütünün taşeronu denilen Devrimci Karargah örgütü davasında sanık oldu, yargılanıyor. Hanefi Avcı Odatv soruşturmasında da sanık oldu. Avcı, geçtiğimiz günlerde mahkemeye sunulan iddianame kabul edilirse Ergenekon´un medya sitesi denilen odatv davasında da sanık olarak yargılanmaya başlayacak. Hanefi Avcı olayında da, Ergenekon örgütünün aktif olduğu ve faaliyette bulunmaya devam ettiği görülebilir.

Savcılara göre Ergenekon hala aktif

Ergenekon iddianamesinde, savcılığın değerlendirme bölümünde, operasyon ve tutuklamalara rağmen örgütün hala aktif olduğu ve üst düzey yöneticilerinin ´dışarda´ olduğu belirtilmişti. Tuncay Özkan´ın cezaevindeyken dışarıdaki bir parti kongresinde ´genel başkan´ seçilmesinin de, örgütün dışarıdaki merkezinin eylem ve mesajlarından biri olarak gösterilmişti.

Ergenekon´un deşifre edilemeyen kadroları

Çok yakın zamanda yaşanan son örnekler olarak, Dink cinayetine dair şok edici yeni ayrıntıları ortaya çıkaran Bugün gazetesi yazarı Adem Yavuz Arslan´a mermi ve beyaz bereli paket gönderilmesi ve Erzincan Ergenekon davasındaki kritik tanığa yönelik silahlı saldırı, örgütün henüz ortaya çıkartılamayan idhar (yığınak) kadrolarına dair iddiaları güçlendiren diğer bulgular. Daha da sayılabilir. Güneydoğu´da görülmekte olan Temizöz davası ile İstanbul´da görülmekte olan Ergenekon davalarındaki tanıklara çok sayıda baskı ve tehditler uygulanmakta. Bazı kritik tanıklara ulaşılamıyor. Ergenekon ve bağlantılı davaların giderek artması da örgütün hala canlı olduğunu gösteriyor. Kısa zaman önce, Ergenekon tutuklusu tuğgeneral Levent Ersöz´e hastanede suikast girişimi ile Sivas Ermeni cemaat lideri Minas Durmazgüler´e suikast girişimi davaları açıldı. Poyrazköy´de yeni silahlar bulundu. Ergenekon´un idhar (henüz ortaya çıkartılamayan) kadrolarının faaliyette olduğu, Ergenekon savcılarının bu kadrolarla, silah ve finansman kaynaklarının izini sürdüğü iddianamelerde de belirtiliyor. Son olarak internet andıcı iddianamesinde de bu kadrolardan bahsedilmekte (Sh.61)

İddianameler giderek çoğalıyor

Ergenekon operasyonlarında ele geçen silahların, ele geçen belge ve bilgilerde belirtilen silahların çok azını teşkil ettiği ortaya çıkmıştı. Bu durumu doğrulayan gelişme Gölcük belgeleri üzerine Poyrazköy´de yapılan kazılarda yeni silahların bulunması oldu. İstanbul ve Erzincan´da Ergenekon´a yönelik soruşturmalar halen sürmekte. Soruşturması yeni tamamlanan bazı iddianameler yazılarak mahkemelere gönderildi, bazı iddianameler halen yazılmakta, bazılarının soruşturmaları ise sürmekte. Erzincan davasının şok müdahale ile yargıtaya alınması, suçsuz insanları silahlı göstermeye çalışmakla suçlanan sanıkların tahliye edilmesi ve bununla adeta isnat edilen suçlara devam etmelerine izin verilmesi, Ergenekon davalarına bakan çok sayıdaki hakime yargıtayda skandal şekilde tazminat cezaları verilmesi, dava sanıklarının sağlıklı olduğunu gösteren raporların hastanelerdeki örgüt üyesi olduğu şüphesi ortaya çıkan doktorlarca mahkemelerden saklanması gibi gelişmeleri, Ergenekon´un idhar kadrolarının varlığına dair iddiaları doğrulayan diğer bulgular olarak gösterebiliriz. Tüm bu bulgular, Ergenekon´un geçmişte var olmuş, faaliyete geçmeyen, düşünce ya da plan bazında kalmış bir girişim olduğuna dair savunmaları çökertiyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(28 Ağustos 2011, 12:11)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon´un henüz ortaya çıkarılamayan yedek (idhar) kadroları konulu manşetlerimiz

Ulusal Kanal ve İP´de arama: 9 gözaltı

Kontrgerilla Medyası

Aydınlık ve Ulusal Kanal´a 2009´a yapılan Ergenekon operasyonları manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3690    yazdır/print


 

ŞOK ses kaydı: Koşaner´den itiraflar

Önceki gün internete düşen, terörle mücadelede hata, ihmal ve zafiyetlerin itiraf edildiği Eski Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner´e ait olduğu iddia edilen ses kaydının ikinci bölümü bugün ortaya çıktı. Bugünkü bölümde Balyoz ve benzer davalarla ilgili çarpıcı itiraflar da yer alıyor. Koşaner, darbe içerikli, suç unsuru taşıyan belgeleri değil de o belgelerin dışarıya sızdırılmış olmasını eleştiriyor. Koşaner´in konuşması, cuntacı zihniyetin TSK´yı ne hale getirdiğini adeta çürütüp bitirdiğini çok çarpıcı şekilde gösteriyor. Koşaner, hükümete tepki için emekliliğine iki yıl kala diğer kuvvet komutanlarıyla birlikte istifa etmiş, istifa gerekçesinde Balyoz ve benzer davalarda subayların tutuklu yargılanmasını eleştirmişti.

ŞOK ses kaydı: Koşaner´den itiraflar

Önceki gün internete düşen, terörle mücadelede hata, ihmal ve zafiyetlerin itiraf edildiği Eski Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner´e ait olduğu iddia edilen ses kaydının ikinci bölümü bugün ortaya çıktı. Bugünkü bölümde Balyoz ve benzer davalarla ilgili çarpıcı itiraflar da yer alıyor. Koşaner, darbe içerikli, suç unsuru taşıyan belgeleri değil de o belgelerin dışarıya sızdırılmış olmasını eleştiriyor. Koşaner´in konuşması, cuntacı zihniyetin TSK´yı ne hale getirdiğini adeta çürütüp bitirdiğini çok çarpıcı şekilde gösteriyor. Koşaner, hükümete tepki için emekliliğine iki yıl kala diğer kuvvet komutanlarıyla birlikte istifa etmiş, istifa gerekçesinde Balyoz ve benzer davalarda subayların tutuklu yargılanmasını eleştirmişti.

Önceki gün Eski Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner´e ait olduğu iddia edilen ses kaydının ikinci bölümü video paylaşım sitesi dailymotion.com´da yayınlandı. Terörle mücadelede hata, ihmal ve zafiyetlerin itiraf edildiği Eski Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner´e ait olduğu iddia edilen ses kaydı gündeme bomba gibi düşmüştü. O ses kaydında bu itirafların devamının geleceğinin notu düşülmüş ve VARAN 2: BEKLEYİN denilmişti. İşte yine Emekli Org. Işık Koşaner´e ait olduğu iddia edilen güncel konulara ilişkin çok çarpıcı itirafların yer aldığı şok ses kaydı video paylaşım sitesi dailymotion.com´da yayınlandı. Ayrıca bu ses kaydında konuşan kişinin Org. Işık Koşaner olduğu kesinleşti. Çünkü konuşmanın bir bölümünde Yani ben Işık Koşaner olarak dava açabilirim diyor...

BÖLÜM:2 - KOŞANER´DEN BALYOZ VE BENZER KONULARDA ELEŞTİRİLER

Önceki gün internete düşen, terörle mücadelede hata, ihmal ve zafiyetlerin itiraf edildiği Eski Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner´e ait olduğu iddia edilen ses kaydının ikinci bölümü bugün ortaya çıktı. Bugünkü bölümde Balyoz ve benzer davalarla ilgili çarpıcı itiraflar da yer alıyor. Koşaner, darbe içerikli, suç unsuru taşıyan belgeleri değil de o belgelerin dışarıya sızdırılmış olmasını eleştiriyor. Koşaner´in konuşması, cuntacı zihniyetin TSK´yı ne hale getirdiğini adeta çürütüp bitirdiğini çok çarpıcı şekilde gösteriyor. Koşaner, hükümete tepki için emekliliğine iki yıl kala diğer kuvvet komutanlarıyla birlikte istifa etmiş, istifa gerekçesinde Balyoz ve benzer davalarda subayların tutuklu yargılanmasını eleştirmişti.

SES KAYDINDAN SATIR BAŞLARI

1. Asker polis ilişkisi, gerekirse ortalığı ayağa kaldırırız.

2. Hukuka ne kadar saygılı olacağız, biz enayimiz?

3. Gazetecilerle ilişkiler, onlar ...

4. Erlerin subayların özel işlerinde kullanılması, kimi itini gezdiriyor kimi evini boyatıyor.

5. Şehit yakınları ile ilişkiler, bari yağmasak da gürleyelim.

6. Astların genelkurmay karargâhına yalan söylüyor.

7. Ergenekon ve balyoz davaları hakkındaki görüşleri ve itirafları, balyozda esas sorumluluk kimde?

8. Oyak için verilen mücadele, neden vergi vermek istemedikleri

9. Her kesin eşit süreli askerlik yapması, sivillerin aldıkları eğitim ne kadar önemli? 10. Sözleşmeli er kimin fikri?

11. Milli savunma bakanının açığa almama işlemini nasıl değerlendirdik ve ayim niye kalkmamalı?

12. Irak sınırını sivillerin koruması konusuna, her kes güler.

13. Sayıştay, ombudsman ve denetleme, artık paraları daha dikkatli kullanmalıyız.

14. Tsk yasa ve yönetmeliklerin dışına çıkmasını yol yaptık, hep böyle devam edecek sandık.

15. 35.madde kalksa ne olur? Bizim görevimiz biter mi? Biz niye burdayız?

İŞTE KONUŞMANIN TAM METNİ:

ASKER POLİS İLİŞKİSİ, GEREKİRSE ORTALIĞI AYAĞA KALDIRIRIZ.

Polisin askeri tutuklaması gücümüze gidiyor ama bizimkiler suçlarını örtbas etmek için asker olduğunu söylemiyor sonra karakolda söylüyor. Yok öyle! bu çok gücümüze giden bir konu olduğu için tekrar hepinize söyleyeceğim. Şimdi askeri şahıslar subay astsubay uzman neyse suç işlemez diye birşey yok. Suçu herkes işler. Bilerek işler taksirli olarak bilmeden de işler. Hep bunlar hayatın içinde olan şeyler. Bir askeri şahıs bir suçtan dolayı polis bölgesinde polisle muhatap olduğunda öncelikle asker olduğunu söylemesi lazım. Şimdi bizimkiler suçlarını örtbas etmek için önce söylemiyorlar. Karakola gidip de sopa yemeye başlayınca ben askerim diyor. İş işten geçiyor, öyle yok. Öyle dersen bana bakma. Baştan söyleyeceksin. Ben askerim hemşerim hüviyetim bu. Haa asker bir suç işlerse polis onu orada tutar kimi çağırır merkez komutanını çağırır, al bu herifi burdan der. Savcıya da bilgi verir. Merkez komutanı gereğini yapar. Savcı ne derse onu yapar. Şimdi baştan hüviyetimizi söylemediğimiz zaman polis bizi ite kaka alıyor karakola götürüyor. Başlıyor orda sıkılama sıkıya gelince askerim. Bu yanlış. Zorla karakola götürürlerse, gidin. O zaman rol bize geçecek. O zaman ortalığı ayağa kaldıracağım biz ne diyoruz. Asker olduğunuzu söyleyin. Beni burdan alma, merkez komutanını çağırın deyin. Yok kardeşim çağırmıyorum. Yürü karakola derse hiç karşı gelmeyin. Karakola gidin ama baştan asker olduğunuzu söyleyin. Karakola gittikten sonra rol bize geçecek. Bakın bunu ihmal etmeyeceğiz. Eğer benim bir rütbeli şahsımı karakola götürmüşse ondan sonra merkeze haber veriyorsa ortalığı ayağa kaldıracak. Ortalığı ayağa kaldıracak. Beni de arayacaksınız gerekiyorsa. Beni de arayacaksınız. Kanun diyor ki askeri şahsı karakola götüremezsin. Götürürsen ben de ortalığı ayağa kaldıracağım.

HUKUKA NE KADAR SAYGILI OLACAĞIZ, BİZ ENAYİMİZ?

Hukuk´a saygılıyız´ı yanlış anlamayın. Biz enayi değiliz.ağrı´da polise arkadaşlar haddini bildirdiler bakınız şu sözümüzü yanlış anlamayınız. Ben sık sık hukuka saygılıyız diyorum. Bunun anlamı şu. Biz enayi değiliz. Sadece biz hukuka saygılı olmayacağız. Bize karşı olanlar da hukuka saygılı olacaklar. Ben bunu ifade etmeye çalışıyorum. Ben hukuka saygılı olacağım ama sen de saygılı olacaksın. Sen de olacaksın. Ben de bunu hakkımı arayacağım. Nasıl arayacağız. El birliği ile arayacağız. Bir tanesi bu. Kanunlarımızda açık açık yazan bir konu. Eğer hüviyetini söylediği halde bir askeri şahsı karakola götürmüşlerse merkez komutanı derhal ortalığı ayağa kaldıracak. Ne yapacak. Gidecek merkeze. Almayacak adamı. Arayacak savcıyı. Bu heriften şikayetçiyim. İşlemini yap. İşte mırın kırın. Valiyi mırın kırın. Beni, bizi. Ben de ordan bakanlığı ayağa kaldıracağım filan. Ancak bunların böyle önleyebiliriz. Çünkü, bazı polislerimiz artık işi iyice azıya aldılar. Başınıza geliyordur, duyuyorsunuzdur.hani asker olsun da ne olursa olsun bir atalım içeri, hesap soralım gibi. Kendimizi de korumak zorundayız. Anlaşıldı mı bu iş. Kesinlikle geri adım atmayacaksınız. Hakkımız hukukumuz bu. Sen beni alamazsın ortalığı ayağa kaldıracaksınız. Bir yerde bunu ağrı´da mı nerde yaptılar bunu güzel bir. Di mi ağrı´da arkadaşlar yaptılar güzel. Haddini bildirdiler.

GAZETECİLERLE İLİŞKİLER, ONLAR ANALARINI BİLE SATAR

Basından uzak durun.gazeteci dediğin adam anasını bile satar onu oraya haber diye koyar. Arkadaşlar ne şekilde olursa olsun bakınız bir laf var benim çok hoşuma gidiyor. Hiçbir basın mensubu bize düşman olmaz. Ama dost da olmaz. Dost da olmaz. Basın, basın demek basın mensubunun görevi demek, haber olabilecek bir şeyi yakalarsa çok afedersiniz anasını bile satar onu oraya haber diye koyar. Hiçkimsenin gözünün yaşına bakmaz. Çünkü onun için en önemli şey haber bulmak gazeteye koymak. Para alıyor çünkü. Bir de manşete çıkarsa haber pirimi de varmış. Manşet oldun diye. Onun için gazetecilerle temasta mahalli olsun ulusal basından olsun televizyoncu olsun gazeteci olsun, uzak durunuz. Uzak durunuz. Nezaketinizle bilmem neyinizle uzaklaştırınız.

Kesinlikle birşey söylemeyiniz. Çünkü pire deve olacaktır. Yarın oraya çıkacaktır. Bakın şimdi bazı yaşlı gazeteciler hatırat yazıyorlar. Falan zamanda falan komutan bana bunu söylemişti. Öbürü de bunu söylemişti. Hep yazmışlar bir yerlere. Şimdi geçmişin hesabını bize soruyorlar. En iyisi basından uzak durmak. Basına ne söylenecekse biz söylüyoruz. Kimine şifahen, kimisine temas ederek, kimisinle telefonla mücadele ediyoruz. Ha basına ne söylenecek. Arkadaşlar, biz söylüyoruz.

Basın bize hakaret de ediyor. Bilmem ne de yaparak zor durumda bırakıyor. Bu herhalde sizin de gücünüze gidiyordur maalesef türk silahlı kuvvetlerinin yani genelkurmay başkanlığının tüzel kişiliği yok. Yani genelkurmay başkanlığına veya silahlı kuvvetlere yapılan bir hakareti dava açamıyoruz genelkurmay olarak, tüzel kişiliğimiz yok. Ne yapacağız? Şahıs olarak açmak lazım. Şahıs olarak açmak lazım. Yani ben ışık koşaner olarak dava açabilirim. Ama genelkurmay başkanı olarak o gazeteye dava açamıyorum. Kanun bu. Şahıs olarak açabiliriz.

Bizi zor durumda bırakan, hakaret eden gazetecilere, topladığımız paralarla (280.000-300.000 tl) dava açıyoruz şahıs olarak dava açmak kolay değil. Neden değil? En basit avukat parası 10 bin liradan başlıyor öyle mi? İfade verirken yanınızda duruyor adam 5 bin lira alıyor. İfade verirken. Bir de davaya girdi mi 5 bin daha alıyor. Bilmem ne yaptı 5 bin.

Arkadaşlarımız çok zor durumda. Başı sıkıntıda olanlar. Biliyorsunuz. Onlara da yardım topladınız verdiniz gene. Bunları yapıyoruz. Benim dediğim başka birşey hakarete uğrayanlara iftira atılanlara hepimiz bir elimizde paramız olsun şahsen dava açalım dedik öyle mi? Hani size yazdım gönderdim. Şimdi elimizde paramız olsun, şimdi hangimize bir hakaret geldiği zaman hemen haber verin. Avukatınız hazır, paranız hazır. Tazminat mı alacağız. Ceza mı verdirecez o birer liralar birikti 300 kaç? 280 300´e filan geldi. Yeter. Bu kadar istiyoruz. Bu birer liralar toplanıyor işte bir arkadaşımız için de ilk davayı açıyoruz inşallah onu kazanacağız. Avukatımız hazır. Şimdi siz sadece bu herif bana hakaret etti diyeceksiniz o kadar. Gereğini biz yapacağız. Bunu yapmak zorundayız altında eziliyoruz.

Ben hissediyorum bazı arkadaşlarımız bu hakaretlere maruz kalıyor. Tamam mı arkadaşlar korkmayın çekinmeyin, o parayı onun için topladık. Onun için tamamen kontrolümüzde. Bir kuruş bir yere sekmez, hiç merak etmeyin. Gayri kanuni olarak bir yere gitmez. Böyle bir imkânımızı kazanmış olduk.

ERLERİN SUBAYLARIN ÖZEL İŞLERİNDE KULLANILMASI, KİMİ İTİNİ GEZDİRİYOR KİMİ EVİNİ BOYATIYOR.

Herkesin gözü üzerimizde. Erleri kullanma işini yavaş yavaş kaldıralım. Yoksa kaldırtacaklar. Bakakalacağız böyle şimdi birkaç da idari konudan bahsedeyim. Tabi herkesin gözü üzerimizde. Nasıl üzerimiz de? Kim hangi asker kanunsuz iş yapıyor. Hangi subay er kullanıyor. Hangi subay, general, amiral her neyse köpeğini itini bilmem nesini askere gezdiriyor. Okuyorsunuz değil mi gazetede. Hangi subay çocuğunu arabayla bilmem nereye gönderiyor? Hangi bilmem ne okula gönderiyor. Eşini bilmem nereye gönderiyor. Herkesin gözü üzerimizde. Hiçbirşey artık gizli değil. Herkes birliğine sahip olsun.

Şu er kullanma işini yavaş yavaş piyasadan kaldırmamız lazım. Evinin badanasını askere yaptırıyor. Özel evinin badanasını hey Allah´ım. El birliği ile kaldıralım. Yoksa kaldıttıracaklar. Bakakalıcaz, bakakalıcaz böyle.

ŞEHİT YAKINLARINA SAYGIDA KUSUR EDİYORUZ. YAĞMASANIZ DA GÜRLEYİN

Bölgemizde bulunan şehitlerimizin yakınlarına gazilerimize arkadaşlar biraz ilgide kusur ediyoruz. İlla kapısını çalıp da ziyaret etmek değil, arasıra telefonla dahi olsa telefonla dahi olsa mutlaka herkes bölgesindeki gazi şehit ailesi gazilerimizle yakın temasını devam etsin. Yağmasak bile gürleyelim.

KÖY OKULLARINI TAMİR ETTİRELİM. KAYNAĞI VALİDEN, ORDAN BURDAN TIRTIKLARSINIZ

Bizim güzel âdetimiz vardı. Senede herkes bir iki köy okulunu elden geçirirdi filan. Onu pek yapamıyoruz herhalde. Köy okullarından en azından her sene birini ikisine el atalım. Bunun kaynağını validen ordan burdan tırtıklarsınız bunlar kolay hep yaptık bunu yav. İllaki ödenek gelecek değil. Mahallinden ayarlayacağız bu malzemeyi.

Personelimiz bize doğru bilgi vermiyor. Doğrusunu bilemeyince tedbir alamıyoruz. Olaylar doğru yansımadığı için sıkıntı yaşıyoruz bir de bizi en çok sıkıntıya sokan olaylardan bir tanesi bize doğru bilgi verilmemesi. Birliklerimizde her türlü olay olabilir. Vukuat olur, iyi olur, kötü olur. Birşeyler olur. Ama biz doğruyu bilemezsek arkadaşlar iş ortaya çıkınca doğrusu iş işten geçiyor. Ondan sonra da arkadaşımız diyor ki bize benle niye ilgilenmiyorsunuz. Ya ilgileneceğiz de sen bana baştan doğruyu söylemedin ki. Söyleseydin doğruyu biz ona göre belki bir yöntem birşey hafif birşey yapabilirdik. Ama iş işten geçtikten sonra geçmiş olsun.

Her ne olursa olsun lütfen doğruyu söyleyiniz. Bunu illa bilmem ne raporuna uzun uzun yazın demiyorum. Bu başka bir şey, doğru bilgiyi veriniz. Herkes üst makamına verirse doğru bilgiyi o bize gelir zaten. Biz de hah deriz böyle bir olay var ona göre hazırlıklı oluruz. Ama olayı doğru söyleyerek. Bundan biraz sıkıntımız var. Olaylar doğru yansımadığı için bize sıkıntıya düşüyoruz. Şimdi bu konuyu kapatıyorum.

BALYOZ´DA NAMERDİN ELİNE MALZEME VERDİK

Genel, silahlı kuvvetlerimizi sıkıntıya sokan bazı olaylardan bahsetmek istiyorum. Bir takım ele geçen bulgular nedeniyle silahlı kuvvetlerimizin pekçok personeli maalesef çeşitli suçlamalar nedeniyle soruşturma altında. Bazıları tutuklandı, çıktı tekrar girdi. Tekrar şeyyaptı. Birtakım olaylarla karşı karşıyayız. En büyüğü işte ergenekon diye bir olay çıktı. Onun tam teferruatını ben de tam olarak yav nedir bu ergenekon. Nerden çıktı. Kim ne halt etti filan. Çeşitli iddialar var ben de bilmediğim için birşey söylemek istemiyorum. Ama balyoz hakkında birşey söylemek istiyorum. Balyoz denen olay hakkında söylemek istiyorum.

Balyozla ilgili, bizde herşey imha edilmişti. Herşeyi iddianameden öğrendik şimdi balyoz denen yani 1. Ordu komutanlığı karargâhında 2003 yılında yapılan bir plan seminerinden dolayı ortaya atılan bu iddialar hakkında birşeyler söylemek istiyorum. Arkadaşlar, bu olayla ilgili seminerle ilgili evrakların hepsi imha edilmiş olduğu için olay ortaya çıkınca bir şey bulamadık. Araştırdık genelkurmayı, kara kuvvetlerini, 1. Orduyu ya nedir bu ne diyorlar bunlar filan. Balyoz malyoz hiçbir evrak bulamadık. Bir tane mesaj çıktı. Bunun için bir girişim yapamadık. Beklemek zorunda kaldık.

Biliyorsunuz bir gazeteci gitti bir çuval evrak verdi falan cdler midiler. O gazeteciye. O dönem içerisinde o cdleri de ele geçiremedik. Bize ne kadar doğru yazıldı ne yaptı onu da bilemiyoruz. Ne zaman ki iş iddianame hazırlandı vs. Bu cdler elimize geçtiği zaman olayın ne boyutta olduğunu neyin iddia edildiğini açık açık anladık.

Balyozda, bize üzen taraf neyimiz var neyimiz yok çaldırmışız. Konuşmalarımız dâhil.ne konuşuyorsak var adamların ellerinde, namerdin eline malzeme verdik. Şimdi bizi üzen taraf arkadaşlar birinci orduda her şeyimizi çaldırmışız. Her şeyimizi. Seminerle ilgili seminerle ilgili neyimiz var neyimiz yok çaldırmışız yetkisiz kişilere ulaşmış konuşmalarımız dâhil. Esas rezalet bu. Nasıl bu olur yav, nasıl bu olur. Ne konuşuyorsak var adamların elinde. Sıkıntı burda. Bu rezilliği yapmışız. Balyozun hikayesi bu. Suç olan kısmı da işin içerisinde olabilir, onu burada kaydı-ihtiyatla sayıyorum. Ama bunlar hep bizim aleyhimizdeki kişilerin eline çok güzel malzeme verdi. Maalesef namerdin eline malzeme verdik.

Balyozun, günahı, vebali 1.orduya ait.karargâhtan böyle planlar nasıl dışarı çıkar izahı yok kim verdi, biz verdik. Biz verdik. Hiç kimseyi suçlayamayız. Bunların günahı, vebali, hatası koskoca birinci orduda bir plan semineri yapılıyor tüm planlar tüm teferruatıyla milletin elinde şimdi. Bir de bu rezalet var. Nasıl olur yav, bir ordu karargâhından bu bilgilernasıl çıkar yaa. Nasıl çıkar izahı yok. İzahı yok.

OYAK VERGİ VERİRSE EMEKLİLİĞİMİZDE ALDIĞIMIZ PARADAN %15 KESİLECEK. ŞİMDİ BUNUN MÜCADELESİNİ VERİYORUZ

Şimdi bu olumsuz ortamın yansımaları olarak silahlı kuvvetlerimizi sıkıntıya sokan bazı diğer olaylar var bilmenizi istiyorum kısaca. Söyleyeceğim. Birincisi arkadaşlar oyak ordu yardımlaşma kurumuyla uğraşıyorlar biliyorsunuz ordu yardımlaşma kurumu tamamen bizlerin maaşlarından kesilen işte bu kadar yıldır kesilen paralarla oluşturulan bir kurum. Genişletilmesi, büyütülmesi falan vesaire. Şimdi oyakı kamu kurumu olarak kamu kurumu olarak kabul etme eğilimindeler. Öyle olunca işte biz bazı vergilerden muafız biliyorsunuz sosyal yardımlaşma kurumu olmamız hasebiyle bazı vergilerden filan muafız. Ama kamu kurumu olduğumuz zaman olursak eğer, ki kamu ihale kurulu böyle istiyor mahkemeye verildi mahkeme maalesef lehimize karar vermedi o zaman vergi vermek durumunda kalacağımız için işlemlerden dolayı emekliliğimizde falan alacağımız paralarda bayağı yüzde onbeş civarında falan düşme sözkonusu olacak. Şimdi bunun mücadelesini veriyoruz. Biliniz diye söylüyorum. İşte maalesef propagandanın sonucu bu vergiden dolayı bir sıkıntı içindeyiz.

EŞİT SÜRELİ ASKERLİK DİYORUZ. SİYASİLER HOP OTURUP HOP KALKIYORLAR

Yine bizi ilgilendiren bir konu bu askerlik sistemi. Askerlik sistemi için her kafadan bir ses çıkıyor. Biz bizim yaklaşımımız şu oldu. Biz herkese eşit süreli tahsil mahsil bizi ilgilendirmez. Vatan hizmetidir diyoruz. Herkese eşit süreli askerlik olmalıdır. Bizim savımız bu. Bizim ısrarımız bu. Ama siyaset tabi başka düşünüyor. Herkese eşit süreli askerlik dediğimiz zaman allah siyasiler oturup kalkıyor.

Sözleşmeli er diye bir şey çıkardılar. Paralı er bir de sözleşmeli er diye birşey çıktı. Herhalde nedir diye merak ediyorsunuz. Bu da şöyle çıktı. Bizim teklifimiz arzumuz falan değil tabi. Biz herkese eşit süreli tek tip askerlik istiyoruz. Şimdi dediler ki hudutta gediktepe falan olayı olduktan sonra yav hudutta er olmuyor bu genç çocuklar olmuyor bunları profesyonel yapalım. Ve az daha uzman erbaşa dönüyorlardı. Şimdi uzman erbaş olmasın diye biz ısrar ettik. Erden gidelim diye. Bu sefer sözleşmeli er diye bişey çıkardılar. Bu şöyle olacak. Aynen er paralı er. Askerliğini yapmışlardan paralı er. Koğuşta kalacak. Aynı er, er statüsünde. Belli bir yaştan sonra ayıracağız ve eline tazminat vereceğiz. Böyle bir şey çıkabilir. Konuşma o. Aynı er statüsünde. Şeye ceza kanununa tabi, ancak maaşlı onun dışında bedel alacak belli bir yaşa kadar. Bununla da mücadele ediyoruz bir bilginiz olsun.

ASKERİ YARGIYI DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR. EN BÜYÜK SIKINTI AYİM´DE

Diğer bizi sıkıntıya sokacak bir konu arkadaşlar askeri yargı sitemini değiştirmeye çalışıyorlar. Emir veremedikleri için onu nasıl ortadan kaldırırız nasıl pasifleştiririz. Onun derdindeler. Balyoz terfilerle ilgili, sivil kesim zamanında açığa almak akıllarına gelmedi.herşey hukuka uygun ama imzalamazlarsa ne olacak? Hukuk boş bırakmış.

Söz oraya gelmişken terfi edemeyen terfileri onaylanmayan iki generalimizden bir amiralimizden söz etmek istiyorum. Bu arkadaşlarımızın terfisini engelleyen hukuki hiçbir engel yok arkadaşlar. Hukuken hiçbir engel yok. Çünkü her şey zamanında hukuka uygun olarak yapıldı. İdare dediğim sivil kesim zamanında açığa alma falan akıllarına gelmedi öyle birşey yapamadılar onun için herşey hukuka uygun olarak yürüdü. İşte itirazlar mitirazlar vsler. Takip ettiniz biliyorsunuz. Şu anda yüksek askeri idare mahkemesi tekrar terfi etmelerine karar verdi. Tekrar terfi kararnamelerini tekrar imzaladık. Tekrar gönderdik. Şimdi top imza makamında. Kim imza makamları. İki tane bakan. İşte içişleri bakanıyla milli savunma bakanı. Başbakan ve cumhurbaşkanı. Şimdi yasa bunları imzalayın diyor ve hiç şüpheniz olmasın ne kılıf takarsa taksınlar tamamen hukuka uygun yaptığımız şey ve haklıyız. Hiçbir şüpheniz olmasın. Ama, ama imzalamazsa nolur. Hukuğumuz orda boş. Ne olur, nasıl olacak ondan da şüpheliyiz. Irak sınırına siviller bakacakmış. Nasıl bakabilirler mi? Gülüyorsunuz değil mi? Bu kadar saçma şeylerle mücadele ediyoruz. Şaka gibi.

Yine bugünlerde çok gündemde entegre sınır yönetim sistemi diye sınırların sivil bir teşkilata verilmesi diye bir mevzu var. Yani işte Irak hududunu filan siviller bakacakmış. Arkadaşlarımız burda. Nasıl bakarlar mı arkadaş nasıl bakarlar? Tümen komutanım burda. Gülüyoruz, gülüyorsunuz. Yani bu kadar saçma şeylerle mücadele ediyoruz demek istiyorum.

AB´nin öyle falan isteği yok. Fazla kulak asmayın. Herkes işine devam etsin hala çıkıyorlar 50000 kişi alacağım. Sivil teşkilat kuracağım. Efendim avrupa birliği böyle istiyormuş. O da var ayrı bir hikaye. Böyle bir sıkıntı var. Fazla kulak asmayınız. Herkes işine devam etsin.

SAYIŞTAY KANUNU DEĞİŞİNCE PARA İŞLERİ ÇOK CİDDİYE BİNDİ

Dikkatinizi çekeceğim son iki konu arkadaşlar sayıştay kanunu değişti biliyorsunuz. Çok dikkat ediniz. Para işleri bundan sonra çok ciddiye bindi. Sayıştay denetleyecek. Sıkıntı olur yönergemizde bilmemnemizde ne diyorsa onun dışına katiyen çıkmayınız.

Ombudsman denen adam bize gelecek hesap soracak. Bu durumlara gelmemizin sebebi biziz. Hatalar yaptık. Bir de bu kamu denetçiliği ombudsman denen sistem yakın zamanda şeye girecek . Bu da her türlü idari şikâyette ombudsman denen adam bize de gelecek hesap soracak. Diyecek siz bu adamı dövmüşsünüz niye dövdünüz. Böyle bir ihtimal de var, ama daha yakında değil, kanun çıkacak. Bu sıkıntılı durumlara gelmemizin sebebi arkadaşlar maalesef biziz. Biziz. Bizleriz. Hata yaptık. Yanlış şeyler yaptık. İşimizi ciddiye almadık. İşte evrakımıza bilmem nemize sahip olmadık. Çaldırdık. Ortalıkta rastgele konuştuk. Konuşmalarımızı duydular. Ona buna suç yüklediler. Bilir bilmez konuştuk. Efendim. İmza atarken kâğıtlara dikkat etmedik. Yav nedir bunun. Herkes paraf etmiş ben de atayım altına bir imza dedik o iş nelere döndü geldi. Dikkat etmedik. Cep telefonlarımızla olur olmaz konuştuk. Malzeme verdik. Bilgisayarlarımızda lüzumsuz bilgileri depoladık. İşte geldiler aradılar. Bir sürü şey buldular. Hesabını veremiyoruz.

Yasa ve yönetmeliğin dışında hareket ettik. Hep böyle olacak zannettik. Ama maalesef içimizde hainler çıktı. Maalesef onu da bulamıyoruz yasaların yönetmeliklerin dışında hareket ettik. Bazen etmemiz gerekiyordu bazı dönemlerde. Ama bunu yol yaptık hep öyle olacak zannettik. Öyle devam ettik ve hakkımız olmayan bazı imkânları kullandık. Halen de var. Halen de var. Onlar da karşımıza çıkacak. Bir de maalesef içimizde, maalesef bizim içimizde maalesef helal süt emmemiş arkadaşlarımız da çıktı. Maalesef onu da bulamıyoruz. Belki birkaç kişi. Neticede maalesef çok malzeme vermişiz. Çok vermişiz malzeme.

35. MADDENİN BİR YERDE YAZMASI GEREKMEZ

Halkımız endişeli ama halkımızı korumak için 35. Maddenin bir yerde yazması gerekmez. Biz bunun için varız. Kimse bize akıl öğretemez. Halkımız biraz endişeli gibi gözüküyor. Şimdi kim ne derse desin arkadaşlar, kim ne söylerse söylesin. Bunun bir yerde yazması da gerekmez. Hani diyorlar ya 35. Maddeyi kaldır da bilmem ne maddeyi koy. İster koy ister koyma. Biz silahlı kuvvetler olarak bunun için varız. Bu bizim doğal tarihi görevimiz. Kimse bunun hakkında bize akıl öğretemez. Kimse bunun aksini bize söyleyemez. O zaman bizim varlığımızı inkâr ederiz. Bunu diyemez. Biz de bunu söylediğimiz zaman bazılarının hiç hoşuna gitmiyor. Biz bunu söyleyeceğiz. Ve bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da omuz omuza dimdik başımız dik vazifemizi müdrik bu duygularla kol kola omuz omuza görevimizi yapmaya devam edeceğiz. Bunun başka hiçbir çıkar yolu yok.

SAĞLAM DURMAZSAK BİZDEN SONRAKİLER DAHA BÜYÜK SIKINTILAR YAŞARLAR

Sağlam duruşumuzla milletimizin emrinde olduğumuzu ispatlamak göstermek mecburiyetindeyiz. Sağlam durmak durumundayız. Temellerimizi sarstırmamak durumundayız. Eğer biz gevşersek bizden sonrakiler çok daha zor durumda kalacaklar. Çok daha zor durumda kalacaklar. Onun için birbirimize inanmalı, hep birbirimizin yardımında bulunmalı, omuz omuza el birliğiyle dimdik tekvücut halinde durmak zorundayız. Bu sıkıntıları dile getirme ihtiyacını duyduğum için söylüyorum.

ONUN BUNUN PARALI ASKERİ DEĞİLİZ, BUNU HER ZAMAN GÖSTERMEK ZORUNDAYIZ

Biz milletin ordusuyuz. Onun bunun paralı askeri değiliz. Bunu da her zaman göstermek zorundayız biz milletin ordusuyuz. Bununla övünüyorum. Onun bunun paralı askeri ordusu bilmemnesi biz olamayız. Biz bunun için asker olduk. Onun için bu görevi seçtik. Onun için fedakârlığa katlanıyoruz. Biz milletin ordusuyuz. Milletin ordusu olduğumuzu da her zaman göstermek durumundayız. Zaten bize çok görevler yetkiler veriyor yasalarımız. Onları bilip onlara göre yapın konuşun tartışın. Hepinize sağlıklar başarılar dilerim.

BÖLÜM:1 -TSK´DAKİ ZAFİYETLERE DAİR KOŞANER AÇIKLAMALARI

Işık Koşaner´in konuşmasının 1. bölümü önceki gün internette yer almıştı. Bu 1. bölüm, TSK´da yönetim zafiyetiyle ilgiliydi. Ses kaydında, org. Işık Koşaner olduğu iddia edilen kişi, kurmaylarına mayınlardan insansız hava araçlarına (İHA) kadar pek çok konuda önemli açıklamalar yapıyordu. Ses kaydında Koşaner, kurmaylarına şu konularda itiraf niteliğinde değerlendirmelerde bulunuyordu:

1. Her yere kontrolsüz mayın döşedik.

2. Emir komuta birliğini sağlayamıyoruz.

3. Çatışma anında tim komutanlarımız mevziye silahını bırakıp kaçıyor.

4. Eğitim zafiyeti nedeniyle terörist diye masum erimizi kendimiz vurduk.

5. Sınır karakollarımız hatalı yapılmış, hantepe de hatalı. Halimiz Tam bir kepazelik.

6. İha skandalında, teşkilat yapımızın yanlış olduğu anlaşıldı.

7. Terörle mücadelede hiç kimsenin talimatına ihtiyacımız yok.

8. Operasyonlarda artık son bir yıldır mantıklı iş yapmaya karar verdik.

9. Artık her şeyi yasal zemine oturtmak zorundayız. Herkesin gözü üzerimizde.

10. Elimizdeki teknik imkânları kullanamıyoruz, eğitim ve tatbikatımız zayıf.

KARAKOLLARIMIZIN ÇEVRESİNDE VE HUDUTLARDA KONTROLSÜZ MAYIN DÖŞEDİĞİMİZİ SİVİLLERE SÖYLEYEMİYORUZ

Işık paşa: huduttakinin bile işareti yoktur.

Işık paşa: adam gidiyor basıyor bilmem ne yapıyor. Haberimiz yoktu. Ekip gönderdik Ankara´dan da geldiler sırayla bitirdiler. Bilmiyorum bitti mi daha devam ediyor mu?

Subaylar: devam ediyor komutanım.

Işık paşa: devam ediyor herhalde.

Subaylar: devam ediyor

Işık paşa: bunlar çok tehlikeli şeyler. Bunları kim döşemiş biz.

Subay: evet komutanım.

Işık paşa : biz. Şimdi ben desem ki yetkililere yav bizimkiler mayın döşemişlerdi 10 sene evvel 20 sene evvel başıboş bırakıp gitmişler ne derler? Döşerken aklınız nerdeydi derler. Maalesef döşeyen yine biziz. Di mi?

Subay: evet efendim

EMİR KOMUTA BİRLİĞİNİ SAĞLAYAMIYORUZ

Işık paşa : benim dikkatimi çeken birkaç konu var. Onları da hatırlatmak istiyorum. Bizi sıkıntıya sokan konulardan bir tanesi emir komuta birliğini bazen sağlayamıyoruz. Nerede bir operasyon bir harekat bir baskın vesaire bilmem ne varsa sorumlusu mutlaka bir komutanlık olacak. O bölgenin sorumlusu.

İhadan görüntü almak gibi büyük bir nimet var. Büyük bir imkan var. Olayın olduğu yere süratle bir ihayı getirip masamızın başından ekrandan adım adım görebiliyoruz, öyle mi? Görebiliyoruz. İhadan görüntü gören komutan mutlaka operasyona müdahale edip sevk

İdare etmeli.

Neden bunu söylüyorum. Önümüzde örneği var. Verelim örneğini, hepimiz öğrenelim. Bir daha o hataya düşmeyelim. İşte bu Hantepe mantepe olayında operasyon yapan komutan daha doğrusu sorumlu komutan 1. Tugay komando tugay komutanıydı ve kendisi arazideydi. Orda bilmem ne tepesindeydi. Ama ekrana bakan komutanlık civardaki komutanlığımız ona müdahale etme yetkisi yoktu. Böylece bir koordinesizlik oldu zamanında müdahale edemedik.

KÜÇÜK BİRLİKLERİMİZ SAĞLAM DEĞİL, EĞİTİMSİZ. GERİSİ ÇORAP SÖKÜĞÜ GİBİ GELİR

İkinci önemli konu arkadaşlar küçük birlik seviyesinde sevk ve idarede çok zayıfız. Jandarma, JÖH´ü (jandarma özel harekat) filan ayrı tutuyorum. Onlar hakkaten çok tecrübeli profesyonel olmuşlar artık. Sözüm onlara pek değil. Daha ziyade bizimkilere. Küçük birlik seviyesindeki tim komutanı kol komutanı eğer o adamına sahip olup da sevk idare edemezse iş buradan kopar. Hani derler ya bir nal bir at kurtarır. Bir at bir ordu kurtarır. Süvari kurtarır. Süvari bilmem neyi kurtarır. Neticede memleket kurtulur. İşte biz o nal o nal bizim komando kolumuz, komando timimiz her neyse motorlu kolumuz orada eğer sağlam duramazsak, tutamazsak birliğimizi görevinin başında gerisi çorap söküğü gibi gider. Niye bunu söylüyorum. Bunu da söyleyelim. Duymayanlar da duysun.

ÇATIŞMA ANINDA TİM KOMUTANLARIMIZ MEVZİYE SİLAHINI BIRAKIP KAÇIYOR.

2 terörist 30 askerimizi kaçırıyor. Yav rezalet benim tim komutanı, unsur komutanı diye koyduğum arkadaşım önce mevzide silahını bırakıp da kaçarsa biz bu işi yürütemeyiz. Biz bu eğitimi yapmamışız yetiştirememişiz demektir. Rütbesi de var kolunda o orda silahını bırakıp da mevzisini kaçarsa tabiki mevzimiz çöker tabi ki zayiat veririz. İki tane adam geliyor karşıdan 30 kişiyi kaçırıyor geri gidiyoruz yav rezalet. Olacak şey değil. Neden? Sevk idare edemediğimiz için timimizi. Uzatmadan söylüyorum. Tim komutanı ve unsur komutanı her ikisi de kendi personelini göreceği yerde bulunur. Sesle, varsa telsiziyle timinin adamlarını tek tek sevk idare eder. Zamanı geldiği zamanda ateş açtırır. Yerinden kıpırdama der. Kaçma der. Ben burdayım der. Sevk idare eder. Onu gezinde tutar bu çatışmayı yürütür. Öyle oluyor mu. Nadiren böyle oluyor. Nadiren böyle oluyor. Eeee, fazla detaya girmeyelim ama çoğu yerde çat pat dediğin zaman o oraya bu buraya birkaç gözü kara arkadaş dayanıyor dikkat ediyor, şey yapıyor. Lider pozisyonunda olanlar piyasada yoklar. En acısı da silahını da bırakıp da gidenler. Roj tv silahın numarasını da beraber gösteriyor. Öyle mi? Silahın numarasını da gösteriyor. Ben olsam o rütbelinin yerine insan içine çıkmam. Ama utanmıyor adam. Bunlarla iş yapamayız. Yoksa canı sıkılan çeker gider. Ondan sonra mevzimize de girilir. Bir sürü de şehit veririz. Artık herşey milletin önünde açık arkadaşlar.

EĞİTİM ZAFİYETİ NEDENİYLE TERÖRİST DİYE MASUM ERİMİZİ KENDİMİZ VURDUK

Kabahatli biziz bakın yine örnek, dilimin ucuna geliyor söylemek istemiyorum. Böyle timi mimi sahip olmazsa orda bir tane karaltı görür tak diye ateş eder başlar sesi duyan herkes ateş etmeye basıldık diye. Arkadaşımızı bir erimizi alnından vururuz. Vurduk mu? Haberiniz var mı? Var değil mi? Olayı takip ediyorsunuz. Herkesin cebinde artık telsiz var eskisi gibi de değil. Bak ben ateş ediyorum. Herkes sussun diyeceksin. Herkes duyacak. Kimse bir şey yapmayacak. Bir kişi edecek. Bunu gayet kolay yapmak ama eğitimle bunu yaparsanız olur. Bırakırsanız keyfine gider adam ateş et der. Vay basıldık diye herkes silaha sarılır. Bir masum erimizi alnından pat diye vururuz. Kabahatli biziz.

SINIR KARAKOLLARIMIZ HATALI YAPILMIŞ, HANTEPE DE HATALI. HALİMİZ TAM BİR KEPAZELİK

Arkadaşlar bir üssü bir tepeyi bir kritik araziyi korurken esas mevzi kazıp gömülmektir. Tabi kayalık sert yerlerdeyiz ve tabi kazıp gömülmek mümkün olmuyor çoğu zaman. Ne yapıyoruz o zaman? Kum torbası bol. Kum torbasını üst üste koya koya kulübemsi hani karakolların etrafında nöbet kulübesi gibi böyle kulübeler meydana getiriyoruz. Bir de delik açıyoruz önünde burdan gelecekler bakıcaz diye. Böyle bir koca hedef oluyor. Arkadaşlar karanlıkta gece görüş aleti olmasa bile ben rpg7 ile 200 metreden onu tak diye vururum. Bak bu yaşımda vururum. İsterseniz deneyelim. Böyle kulübe yapıyorsunuz ona mevzi diyor bazıları. Mevziye girdik deyince o kulübenin içine giriyorlar. Ondan sonra ilk rokette orası vuruluyor. Öyle oldu değil mi hantepede. Üsteğmenimiz de orda gitti. Koşuştular hepsi peşinden mevziye giriyoruz diye. Ondan sonra roket de oraya geldi. Hedef orası o mevzi değil ki. Öyle mevzi mi olur. Nerede görülmüş şey? Bu uygulamayı varsa hala lütfen kaldırın. Bize ne lazım. Bize ateş mevzii lazım. Çatışmaya gireceğimiz için. Ateş mevzii lazım.

İşte hantepede ihanın görüntüsünde bile belli. Koştular içine girdiler değil mi? Seyreden var mı? Vardır herhalde. Adam da geldi el bombasını üzerlerine atıyor. Şey atar gibi. Tam bir kepazelik halimiz. Neden işte lider yok ortalıkta. Lider yok. Bu hale geldik. Bakın bunları söylememe gerek bile yok. Hepimiz askeriz bunun için komutanız yaa... Çok zayıfız bu konuda.

İHA SKANDALINDA, TEŞKİLAT YAPIMIZININ YANLIŞ OLDUĞU ANLAŞILDI

Emir verecek olan arazideydi, şimdi görüntünün başında. Boşluk istemiyorum

Kuvvet komutanızla beraber, hava kuvvetleri komutanımızla beraber bu İhaların işte gönderilişini görüntü aktarmasını yerlerinde bir daha inceledik. Şunu gördük ki eğer zamanında uygun şekilde iha´ları kullanabilsek, bize çok çok büyük bir imkân kazandırıyor. Ama bunu yerinde zamanında görüntüyü izleyen komutan, hakikaten o görüntüde gördüğü operasyona müdahale edebilecek bilgide ve tecrübede olması gerekir. Ordaki nöbetçi subayın yapacağı bir iş değil o. Demek ki önce ilgili komutan fırlayıp bu işin başına gelmesi süratle durumu değerlendirmesi topçu mu attıracak, uçak mı isteyecek, helikopterleri mi gönderttirecek ne talep edecekse etmesi ve alttaki birlik komutanıyla da direk temasta olup helikopteri yönetmesi lazım, topçuyu tanzim ettirmesi lazım, nereye atacağını söylemesi lazım. İha´nın Nereyi takip etmesi gerektiğini hangi tarafı söylemesi lazım. Ekranın başında olup da harekâtı sevkedecek komutan ihayı da sevkedecek.

Bundan sonra ben dediğimde iha geç geldi sağa git dedim sola git dediydi falan filan yok arkadaşlar. Yok. Herkes işine sahip olacak. Herkes ne istiyorsa onu söyleyecek. Ona göre ihayı kullanacak. Ona göre de helikopter mi getirecek bilmem ne mi getirecek. İşte gerekli

İşlemi yapacak. Buna dikkat edelim.

EYLEMSİZLİK KARARI BİZİ BAĞLAMAZ

şimdi tabi terör örgütünün önümüzdeki dönemde ne yapacağı biraz siyasi. Artık tamamen örgüt siyasal alana angaje oldu. Biliyorsunuz seçime kadar eylemsizlik diye bir karar aldılar. Bu da hakikaten eylemlerini yani kırsal kesimdeki eylemlerini azalttılar. Bu karar tabi kesinlikle tabii bizi bağlamaz. Bizi hiç ilgilendirmez. Bizim eylemsizlikle alakamız yok. O kadar bu son dönemde herşey serbest dendi ki halkımıza işte herkes istediğini söyleyebilir, istediğini talep ediyor, istediğini bilmem ne yapıyor saçma sapan şeyler. Tabi çoğunun bunun düşünülmesi bile mümkün değil.

BİLGİ ALMAK İÇİN HALKIN NABZINI TUTUN, HERKESE YAKIN OLUN

Polisle, itle mitle, temas kurun onun için size diyorum ki arkadaşlar lütfen bulunduğunuz yerde nabız tutun. Bakın halkın içinde olun. Kışladan lojmana lojmandan kışlaya dediğimiz zaman bunu anlayamıyoruz. Nabız tutmamız lazım. Polisle itle mitle bilmem neyle yakın temasta olmamız lazım. Hakkaten bu söylenenler oluyor mu? Halk buna ne diyor. Ne kadar destekliyor. Ne kadar desteklemiyor. Saçma mı buluyor. Ne, nasıl oluyor yani bunları kimlerden öğreneceğiz. Sizden öğreneceğiz. Sizden öğreneceğiz. Öncelikle jandarmadan öğreneceğiz ha. Jandarmalar. Sizden öğreneceğiz. Buna ihtiyacımız var. Bizim için biz hiçbir zaman eylemsizlik falan filan öyle birşey ağzımıza almadık. Bizim için eylemsizlik söz konusu değil arkadaşlar. Kesinlikle değil. Terörle mücadelede hiç kimsenin talimatına ihtiyacımız yok. Kimse bize harekâtı azalt diyemez biz hiçkimsenin talimatına filan ihtiyacımız da yok. Tabi ki mücadelemiz devam edecektir. Kimse de bize bunu durdur diyemez. Dese bile bunu kabul etmeyiz.

Bir kere bunu hiç unutmayınız. Kesinlikle yok hareketi azalt. Bilmem ne yap. Operasyonu azalt ne bizim ağzımızdan çıkar, duyamazsınız ne diğer komutanlarımızın ağzından çıkar. Biz her zaman olduğu gibi teröre karşı mücadelede bir adım bile geri duramayız. Operasyonlarda artık son bir yıldır mantıklı iş yapmaya karar verdik. İstihbarat almadan taburla beraber arazide gezmeyeceğiz. Ancak geçen seneden beri biraz daha mantıklı olarak bu işi yapmaya karar verdik. İşte eskiden büyük bölgeleri aramak için taburlar hadi araziye diziliyorduk. Hadi arıyorduk tarıyorduk bu arada 10 kişi mayına basıyordu beş kişi bilmem ne oluyordu. Düşüyordu kalkıyordu yaralanıyordu neticede de hiçbir şey bulamıyorduk verdiğimiz zayiatla kalıyorduk. Onun için dedik ki istihbarata dayalı gerçek duyuma dayalı birşey elde ettiğimiz zaman bunun usulünü yolunu valiyle maliyle ayarlayalım ve derhal buna operasyon yapalım. Artık buna jandarma mı yapar beraber mi yaparız. Bir taburla mı yaparız, iki bölükle mi? Bu ordaki mahalli komutanın yapacağı iş. Dedik ve sanıyorum bunda da haklıyız. Yani boşu boşuna birlikleri sevketmektense bir bilgi alıp bir istihbarat alıp ona yönelmek ha o da boş çıkabilir çıkar çıkar yüzde yüz garanti diyemeyiz tabi. Ama yeterli kuvvetle, yeteri kadar kuvvetle bunu yapmak zorundayız. Bütün herşey buna geliyor.

BAZI YERLERDE BİRLİKLERİMİZ KIPIRDAMIYOR NİYE?

Bazı yerlerde hareket yok. Bazı bölgelerimizde hiç kıpırdama yok. Ne jandarmada ne bizde. Ne oldu bitti mi bu adamlar? Öyle değil. Öyle mi? Bunlara rahat vermememiz lazım. Öyle bir hava varsa eğer kafanızdan lütfen çıkartın. Öyle şey yok. Artık herşeyi yasal zemine oturtmak zorundayız. Herkesin gözü üzerimizde çok dikkat edin herkesin gözü üzerimizde. Bir ufacık hata yapılırsa basına taşınıyor, manşetlere taşınıyor onun için herşeyi yasal bazda yapmak durumundayız. Bizim yasalarımız hani bazen kızıyoruz mızıyoruz ama bize gerekli yetkiyi veriyor. Dikkatli incelersek kullanırsak işte valiyle konuşmak suretiyle falan bize gerekli yetkiyi veriyor. Tabi önce jandarmamız yapıyor. Bizde onların peşinden ona destek olarak yapıcaz.

Emasyanın yerine yapılacak yeni protokol üzerinde çalışıyoruz biraz evvel söz ettim. Emasya protokolü kalktığı için iller arasındaki harekette biraz sıkıntımız olacak gibi geliyordu. Ama arkadaşlarımız söylediler, valiler gene anlaştı filan diye biz bunu yeni bir protokolle yasal baza oturtmaya çalışıyoruz. Onu da hazırlar hazırlamaz size tekrar gönderecez. Ona şey yapıcaksınız. O konulara da sahip olacaksınız ve daha rahat edeceksiniz.

ELİMİZDEKİ TEKNİK İMKÂNLARI KULLANAMIYORUZ, EĞİTİM VE TATBİKATIMIZ ZAYIF

Neyimiz varsa kullanın. İşte havada bilmem ne helikopteri hazır bulundururuz, bilmem ne, çağırırız gerekirse. Bulundurun. Çağırın. Şimdi rahatız. Yani sıkışık durumda değiliz. Her türlü imkânınızı kullanın bakın hertürlü imkânımızı kullanın diyorum. Ama teması da kurduktan sonra işte ben bunu kaçırdım, gittiler gece karanlığında kayboldular. Bizde herşey var. Gece de görüyoruz gündüzde görüyoruz. Hertürlü imkânımız var. Onu kaçırmayacağız. Ona göre tedbir alacağız. Marifet kaçırdım demek değil. Temas kurunca kaçırmak yok. İnatla, cesaretle üzerine gidip sonucu almamız lazım. Elimizdeki aracımızı, gerecimizi, dürbünümüzü, techizatımızı işte ne varsa, iyi bilin. Silahımızın kabiliyetlerini iyi bilin. Bilmeliyiz ki onu ona göre kullanmalıyız.

SINIR BİRLİKLERİMİZ VE ZAAFİYET

Şimdi sınır birliklerimizin biraz daha profösyonel olması için, yani profösyonel asker falan demiyorum. Bir sınır eğitim merkezi teşkil Ettik biliyorsunuz herhalde. Şey olan, eğitilmiş birliklerimizi, Erlerimizi oraya gönderiyoruz.

ERGENEKON SÜRECİNDE ÇIKAN SES KAYITLARI ÇOK ÖNEMLİ İŞLER BAŞARDI

26 Ağustos 2011 - Mahmut Övür (Sabah): İki gündür eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner´e ait olduğu ileri sürülen bir konuşmayı dinliyoruz. Müthiş bir konuşma. Bu konuşma, Özal döneminden bu yana askeri vesayete karşı süren mücadelede sivillerin ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Yapılan her eleştiriyi TSK düşmanlığı olarak niteleyenlerin dönüp dönüp bu konuşmayı dinlemesinde yarar var. Belki o zaman Şu ortam dinlemeleri de çok oldu deyip gerçeği görmezlikten gelmezler.

Elbette bu dinlemeler ürkütücü ve özgürlüğü daraltıcı yasa dışı dinlemelerdir ama ne ilginçtir ki bugüne kadar ortaya çıkan konuşmalar tam aksi bir işlevi yerine getirdi. Darbecileri susturdu, kendi döşediği mayınla Çukurca´da ölen 7 askeri şehit olarak sunup bizi kandıran zihniyeti deşifre etti, Heronlar gerçeğini bize gösterdi. Şimdi de bizzat en üst komutan olduğu ileri sürülen birinin ağzından bırakın diğerlerini bir erin alnından nasıl vurulduğunu öğrendik. Bilişim teknolojisi, Wikileaks belgeleriyle eski dünyayı sarsıp şeffaflaştırdığı gibi, ses kayıtları, darbe günlükleri de bizim eski devletin kirli ilişkilerini ortaya döküyor. Bunun bir zafiyetten çok bir temizliğe yol açtığı çok açık. Koşaner´e ait olduğu iddia edilen konuşma şu ana kadar ne Milli Savunma Bakanı, ne de Genelkurmay Başkanlığı tarafından yalanlanmadı. Aslında daha öncekiler de aynı şekilde önce ret edilseler de sonradan gerçek oldukları anlaşıldı. Hatta Çukurca´daki mayın patlatılması nedeniyle dönemin komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya ve Tuğgeneral Zeki Es şu anda yargı önünde... ( Mahmut Övür / Sabah)

ANASINI SATMAK

Derya Sazak (Milliyet): Eski Genelkurmay Başkanı´na ait olduğu öne sürülen ses kaydının ikinci bölümü de yayınlandı. Koşaner bu kez medya ve balyoz soruşturmasıyla ilgili değerlendirmeler yapıyor. Ordu kavramı ve TSK´nın gelişen “iletişim” dili üzerine kitap yazan “akredite” akademisyenlerin “sözcükler”ini çöpe atıp “kışla” ağzıyla konuşuyor: “Basın mensubu, haber olabilecek bir şeyi yakalarsa çok afedersiniz anasını bile satar. Onu oraya haber diye koyar. Hiç kimsenin gözünün yaşına bakmaz. Çünkü onun için en önemli şey haber bulmak. Gazeteye koymak. Para alıyor çünkü. Bir de manşete çıkarsa haber pirimi de varmış. Manşet oldu diye... Onun için gazeteci olsun, televizyoncu olsun uzak durunuz.”

İşte 2011 yılında “darbeye teşebbüsten” tutuklu generallerin hak ve hukuklarını savunmak adına Genelkurmay Başkanlığı´ndan “istifa” eden paşanın medya analizi. Medyanın teknoloji ve insan kaynakları açısından devrim yaptığı bilişim çağında bir asker gazetecileri, “haber için anasını bile satarlar!” diye tanıtabiliyor.Komutanın üslubu asıl kendi mesleğiyle ilgili “zaaflar”ı dışa vuruyor: Hantepe, heronlar, arkadaşını vuran erler, “tam bir kepazelik!”

SES KAYITLARININ SIZDIRILMASI KAMUNUN HABER ALMA HAKKI

Koşaner´in ses kayıtları kimilerinin savunduğunun aksine “özel alan”a ilişkin değil. Evet, “ortam dinlenmesi”nin savunulacak bir yanı yoktur. Ancak konuşmaları internete düşen kişi Genelkurmay Başkanı´dır. Ve her biri “soruşturma açılması”nı gerektiren, ölümle sonuçlanmış olaylarla ilgili bugüne dek ne yapıldığını bilmiyoruz. Ancak bu ses bantlarının sızdırılmasıyla Güneydoğu´da yaşananlar “aleniyet” kazanmaktadır. Vietnam Savaşı´nda Savunma Bakanlığı´nın savaşın ne yönde seyrettiği konusunda hazırlattığı “Pentagon Belgeleri” Amerikan medyasına yansıyınca yönetim Washington Post ve NewYork Times´ın yayınlarını durdurmaya çalışmış, ancak yüksek mahkeme bu isteği “kamunun haber alma hakkı” gerekçesiyle reddetmiştir. O gazeteler Watergate skandalıyla ABD Başkanı Nixon´u istifaya mecbur bırakmışlardır.

Emekli paşa, subaylarına “bunlar anasını bile satarlar” diye gazetecilerden uzak durma çağrısı yaparken internet andıçlarından söz etmiyor ancak telefonla ve özel temasla ne söylenecekse söylediklerini belirtiyor. Paşanın “OYAK´a gelecek vergilerin emekli maaşlarını yüzde 15 azaltmasın diye mücadele ettikleri”ni açıklaması da Güneydoğu içerikli o konuşma açısından başka bir talihsizlik!Ve Balyoz itirafı: “Balyozun vebali günahı 1. orduya ait. Karargâhtan böyle planlar nasıl dışarı çıkar izahı yok. Neyimiz var neyimiz yok çaldırmışız!”Bütün bunlar için özür dilenecek mi? Hesap sorulacak mı? ( Derya Sazak / Milliyet)

KİM SIZDIRMIŞSA SIZDIRMIŞ, İYİ Kİ DE SIZDIRMIŞ

27 Ağustos 2011 - Nazlı Ilıcak (Sabah):Işık Koşaner´in ses kayıtları yeni bir tartışma başlattı. Sözlerinin muhtevası mı önemli, yoksa, sesinin gizlice kayda alınıp, internete verilmesi mi? Koşaner´i kayda alan, muhtemelen hitap ettiği subay grubunda bulunanlardan biri. Teknoloji o derece ilerledi ki, kimseye fark ettirmeden konuşulanları kaydedebiliyorsunuz. Öyleyse, sanki organize bir köstebek vakasıyla karşı karşıya kalmışız gibi telekulak tepkisi göstermek yersiz kaçmıyor mu?

Tabii ki, Genelkurmay Başkanı´nın konuşmasının, asıl, muhtevası çok önemli. Yeni bir şey yok diyebilirsiniz. Bir çok kere dile getirilen yetersizlikten ve ihmalden o da yakınıyor. Yeni bir şey yok ama, şikâyet eden, bozuk işleyişi düzeltme mevkiinde bulunan kişi olunca iş değişiyor. İnsan öfkeleniyor! Neden aynı tenkitleri dile getirenleri düne kadar, neredeyse vatana ihanetle suçladınız? Onlara kötü niyet atfettiniz? Ayrıca, madem kolay hedefti, niçin kum torbası mevzilerden vazgeçmediniz? Neden sevk ve idarede koordinasyonu sağlayacak adımlar atılmadı? Heronlardan yeterince istifade edilmedi? Koşaner´in sözleriyle tam kepazelik yaşanırken, hangi gerekçeyle kol kırılır, yen içinde kalır anlayışıyla hareket edildi? Bu zaafları bile bile anne kuzucukları ölüme mi gönderildi? Koşaner´in konuşması, çürüyen bir yapıyı gözler önüne serdiği için çok önemli. Kim sızdırmışsa sızdırmış. İyi ki de sızdırmış. Hiç değilse profesyonel birlikler kurmanın, terörle mücadeleyi İçişleri Bakanlığı denetiminde yürütmenin doğru ve haklı bir tercih olduğu anlaşıldı. ( Nazlı Ilıcak / Sabah)

FLAŞ!!! KOŞANER SES KAYDINI KABUL ETTİ: SÖYLEDİKLERİMİN ARKASINDAYIM

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Işık Koşaner, bir yabancı internet sitesinde kendisine ait ses kayıtlarının yayımlanmasıyla ilgili olarak, ´Ses kayıtlarında, Balyoz belgelerinin çaldırılması´ ifadesi kesinlikle yer almamaktadır. İfade edilen, o tarihlerde icra edilen plan seminerine yönelik ses kaydı ve bir kısım bilgi ve belgelere ilişkindir´ ifadelerini kullandı.Koşaner, Anadolu Ajansına yaptığı yazılı açıklamada, bir yabancı internet sitesinde şahsına ait ses kayıtlarının yayımlanmasının ardından çeşitli basın yayın organlarında bu konuyla ilgili çok sayıda haber ve yoruma yer verildiğini belirtti.

Koşaner, ´Bu haber ve yorumların bir kısmının şahsı üzerinden direkt olarak tüm varlığını borçlu olduğu ve her şeyden çok sevdiği Türk Silahlı Kuvvetlerini (TSK) hedef alması, halen devam etmekte olan bir takım davalarla ilişkilendirilmeye çalışılarak yargıyı etkilime amacını taşıması ve kutsal vatan için canlarını feda eden aziz şehitlerin ruhlarının ve onların değerli yakınlarının vicdanlarını rencide edecek nitelikte olması´ nedeniyle tarafından bir açıklama yapma zorunluluğunun ortaya çıktığını kaydetti.

Koşaner, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

´İfadelerde terörle mücadele konusunda yer alan, ´Bizim hiç kimsenin talimatına falan da ihtiyacımız yok´ cümlesinin maksadı, çarpıtılan haberlerde yer aldığı gibi ´Sivil otoriteye bir başkaldırı´ değil; aksine o dönemde, ´TSK bölücü terör örgütüne karşı neden operasyon yapıyor?´ şeklinde bir kampanya yürütenlere karşı, birlik komutanlarını uyarmak, yasal haklarını kendilerine hatırlatmaktır. Yoksa teröristle mücadelenin hangi yasa ve usullere göre yapıldığı bellidir.

İfadelerde, halen devam etmekte olan bir dava ile ilgili olarak yer alan sözler de çarpıtılarak kamuoyuna sunulmuştur. Ses kayıtlarında, açık ve net olarak ´seminerle ilgili evrakın hepsi imha edilmiş olduğu için olay ortaya çıkınca bir şey bulamadık´ şeklinde yer alan ifade, bazı basın organlarında ´Balyoz ile ilgili tüm evrakı biz imha ettiğimiz için her şeyi iddianameden öğrendik´ şeklinde verilmiştir. Varlığı dahi henüz kanıtlanmamış olan bir planın imhasından söz etmek mantık dışıdır. Ses kayıtlarında, ´Balyoz belgelerinin çaldırılması´ ifadesi kesinlikle yer almamaktadır. İfade edilen, o tarihlerde icra edilen plan seminerine yönelik ses kaydı ve bir kısım bilgi ve belgelere ilişkindir. Unutulmamalıdır ki plan semineri ile halen devam eden dava ile ilgili konular birbirinden farklıdır.

Son olarak en büyük üzüntüm, her zaman büyük kıymet verdiğim, acılarını daima yüreğimde hissettiğim şehitlerimizin ve onların değerli ve kederli ailelerinin bu vesileyle istismar edilmesidir. Ailelerimiz şundan emin olmalıdır ki TSK´da meydana gelen her ölümlü olay mutlaka askeri savcılık tarafından soruşturulur ve gerekirse sorumlular hakkında dava açılır. Ancak burada üzücü olan ise intihar ettiği yargı kararıyla da tespit edilmiş bir askerimizin bu ifadelerle ilişkilendirilmeye çalışılmasıdır.´ ( Zaman)

(25 Ağustos 2011), son güncel.: (27 Ağustos 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Koşaner´in ses kaydı 1. bölüm: TSK´da yönetim zafiyeti

Koşaner´in ses kaydı 2. bölüm: Balyoz ve benzer konularda eleştiriler

1. BALYOZ İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

2. BALYOZ İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Balyoz Planı manşetlerimiz

İŞTE ´BALYOZ´UN TÜM SES KAYITLARI

Tüm Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3677    yazdır/print


 

Perinçek´in oğlu da tutuklandı

Ergenekon soruşturması kapsamında geçtiğimiz Cuma günü gözaltına alınan İşçi Partisi, Ulusal Kanal ve Aydınlık gazetesi çalışanlarından 5´i sabah saatlerinde adliyeye getirildi. Öğleden sonra 4 şüpheli daha adliyeye getirildi. Savcı Cihan Kansız tarafından sorgulanan 9 kişiden, İşçi Partisi Genel Başkanı ve 1. Ergenekon davasının tutuklu sanığı Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Perinçek, İP´li yetkililer Mehmet Bedri Gültekin ile Erkan Önsel ve Ulusal Kanal yetkilisi Turhan Özlü olmak üzere 4´ü tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevk edildi. Gözaltındaki diğer 5 kişi ise savcılıkça serbest bırakıldı. Mahkemede sorguları yapılan 4 şüpheli tutuklandı

Perinçek´in oğlu da tutuklandı

Ergenekon soruşturması kapsamında geçtiğimiz Cuma günü gözaltına alınan İşçi Partisi, Ulusal Kanal ve Aydınlık gazetesi çalışanlarından 5´i sabah saatlerinde adliyeye getirildi. Öğleden sonra 4 şüpheli daha adliyeye getirildi. Savcı Cihan Kansız tarafından sorgulanan 9 kişiden, İşçi Partisi Genel Başkanı ve 1. Ergenekon davasının tutuklu sanığı Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Perinçek, İP´li yetkililer Mehmet Bedri Gültekin ile Erkan Önsel ve Ulusal Kanal yetkilisi Turhan Özlü olmak üzere 4´ü tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevk edildi. Gözaltındaki diğer 5 kişi ise savcılıkça serbest bırakıldı. Mahkemede sorguları yapılan 4 şüpheli tutuklandı.

Ergenekon soruşturması kapsamında geçtiğimiz Cuma günü gözaltına alınan İşçi Partisi, Ulusal Kanal ve Aydınlık gazetesi çalışanlarından 5´i adliyeye getirildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan İşçi Partisi Genel Başkan Vekili Mehmet Bedri Gültekin, İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Erkan Önsel, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Turhan Özlü, Aydınlık Gazetesi çalışanı Mehmet Bozkurt ve Ulusal Kanal Muhabiri İlyas Gümrükçü, Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´ne getirildi. Şüphelilerin adliyeye alındığı sırada, yakınları ve İşçi Partililer destek sloganları attı. Şüpheliler sağlık kontrolünden geçirildikten sonra savcılıkta ifade verecek. ( Cihan)

14.36: 4 gözaltı daha adliyede

Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve aralarında Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Perinçek´in de bulunduğu 4 şüpheli daha adliyeye getirildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Perinçek, Aydınlık gazetesi çalışanları Ruhsar Şenoğlu, Özlem Konur Usta ve Caner Taşpınar, Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´ne getirildi. Şüpheliler sağlık kontrolünden geçirildikten sonra savcılıkta ifade verecek. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 5 şüpheli de sabah saatlerinde adliyeye getirilmişti. Zanlıların emniyette susma haklarını kullandıkları belirtildi. ( Cihan)

9 kişi gözaltına alınmıştı

19 Ağustos 2011 günü ´Ergenekon´ soruşturması kapsamında yapılan operasyonlarda İşçi Partisi, Ulusal Kanal ve Aydınlık gazetesi çalışanlarından 9 kişi gözaltına alınmıştı. Operasyonlarda bu kişilerin ev ve iş yerlerinde aramalar yapılmış, el konulan bilgisayar, CD ile çok sayıda dijital malzeme, incelenmek üzere Emniyet Müdürlüğüne götürülmüştü. İşçi Partisi (İP) Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Bedri Gültekin, Erkan Önsel ve Turan Özlü, Aydınlık gazetesi çalışanları Mehmet Bozkurt, Caner Taşpınar, Ruhsar Şenoğlu ve Bülent Baş, Ulusal Kanal muhabiri İlyas Gümrükçü ile İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Perinçek gözaltına alınmıştı.

21.05: Ergenekon´da 4 tutuklama talebi

´Ergenekon´ soruşturması kapsamında savcılıkça sorgulanan 9 kişiden, aralarında İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı ve birinci ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanığı Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Perinçek´in de bulunduğu 4´ü, tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevk edildi. İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince iki grup halinde Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´ne getirilen 9 şüpheli, ´Ergenekon´ soruşturmasını yürüten özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından sorgulandı. Cumhuriyet Savcısı Kansız, şüphelilerden İP Genel Başkanı ve birinci ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanığı Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Perinçek, İP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bedri Gültekin, İP İstanbul İl Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Erkan Önsel ile Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Turhan Özlü´yü tutuklanmaları istemiyle İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesine sevk etti. Kansız, ifadelerini aldığı Mehmet Bozkurt, İlyas Gümrükçü, Ruhsar Şenoğlu, Özlem Konar Usta ve Caner Taşpınar´ı ise serbest bıraktı.Mehmet Perinçek´in de aralarında olduğu 4 şüphelinin nöbetçi mahkeme tarafından sorgulanması bekleniyor. (AA)

00.25: Mehmet Perinçek ve 3 kişi tutuklandı

23 Ağustos 2011 - Tutuklanma istemiyle Nöbetçi İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´ne sevk edilen 4 kişinin sorgusu tamamlandı. Nöbetçi hakimlik, İP Genel Başkanı ve birinci ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanığı Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Perinçek, İP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bedri Gültekin, İP İstanbul İl Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Erkan Önsel ile Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Turhan Özlü´nün tutuklanmasına karar verdi. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan 5 kişi de savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılmıştı. ( Zaman)

ARAMALARIN NEDENİ

Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince İşçi Partisi, Ulusal Kanal ve Aydınlık Gazetesi´ne yönelik düzenlenen operasyonun devlet büyüklerinin telefon görüşmelerinin usulsüz olarak dinlenerek basın yoluyla yayınlanması nedeniyle yapıldığı öğrenildi.

20 EKİM 2009´DA DA ARAMA YAPILMIŞ, YÖNETİCİLER GÖZALTINA ALINMIŞTI

20 Ekim 2009 tarihinde Doğu Perinçek´in İşçi Partisi´ne bağlı yayın organları olan Aydınlık Dergisi ve Ulusal Kanal televizyonunda Ergenekon soruşturması kapsamında aramalar yapılmıştı. Yaklaşık üç hafta sonra, 8 Kasım 2009´da da Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım ve Ulusal Kanal İstihbarat Şefi Ufuk Akkaya gözaltına alınmıştı. Bu iki yayın organına yapılan operasyonların, Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile yaptığı ve yasadışı şekilde gizlice kaydedilmiş telefon görüşmesini yayınlamaları olduğu ortaya çıkmıştı. Soruşturma, Ergenekon kapsamındaki ıslak imzalı ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ soruşturması ile birleştirildi. İddianamenin kabulüyle de Aydınlık ve Ulusal Kanal yöneticileri ´Islak İmza´ davası sanıkları arasında yerlerini aldı. Bu iki yayın organının adı, Ergenekon örgütünün talimatıyla yayın yaptığı iddia edilen internet sitesi Odatv´ye yönelik soruşturmada da geçiyor.

2004 yılında Başbakan Erdoğan ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında yapılan telefon görüşmesinin Ergenekon üyesi Albay Atilla Uğur tarafından yasadışı olarak gizlice kaydedilip Aydınlık´ta yayınlandığı iddia edildi. Dergide ele geçen çok sayıda CD´lerde, incelemeler sonucu BM temsilcisi Alvero De Soto´yla yapılmış resmi bir görüşmenin de bulunduğu çok sayıda gizlice kaydedilmiş ses kayıtları ele geçirilmişti. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz tarafından Dost Tarikatı davası ile ilgili hazırlanan raporda Ergenekon sanıklarından Atilla Uğur´un Başbakan Erdoğan´ı 2004 yılında dinlettirdiği iddiaları yer almıştı. Ergenekon tarafından 2004´te yapılan gizli dinlemenin örgüt üyeliğiyle yargılanan Perinçek´in Aydınlık dergisinde yayınlanmasının, örgütün halen faal olduğunu, üzerindeki şaşkınlığı attığını, savunma konumundan saldırı konumuna geçtiğini ve elde ettiği gizli bilgileri servis etmeye başladığını gösterdiği şeklinde yorumlanmıştı.

GÖLCÜK BELGESİ: AKP´LİLERİN TELEFONLARINI DİNLEYİP BASINA SIZDIRALIM

Gölcük´te Başbakan Erdoğan dahil AK Partililerin telefonlarının dinlenmesi ve yandaş medyaya sızdırılmasını içeren belgelerin de ortaya çıktığı bildirildi. GÖLCÜK Donanma Komutanlığı´ndaki gizli zuladan çıkan belgeler arasında AK Parti´ye karşı izlenecek mücadele stratejisi ve taktikleri sıralayan bir dökümanın da yer aldığı bildirildi. Gölcük´te ele geçen “Toplumsal durum analizi ve öneriler (Taslak)” başlıklı dökümanın, aralarında Başbakan Erdoğan´ın da aralarında bulunduğu AK Parti´lilere ait telefonların dinlenmesi talimatı olduğu öne sürülüyor. Belgenin Ergenekon üyelerinin yasadışı telefon dinlemeleri yaptığı ve bunları kendisine yakın yayın organlarında yayınlattığını içerdiği belirtiliyor. İşçi partisi, Aydınlık ve Ulusal Kanal´a yapılan polis baskınının, bu belgenin ortaya çıkarılmasından sonra gerçekleştirildiği, gözaltıların da, yayınlanan ses kayıtlarının Ergenekon´un eylemleri arasında değerlendirilmesi sonucu olduğu öne sürülüyor. ( Star)

(22 Ağustos 2011), son güncel.: (23 Ağustos 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ulusal Kanal ve İP´de arama: 9 gözaltı

Aydınlık ve Ulusal Kanal´a 2009´a yapılan Ergenekon operasyonları manşetlerimiz

Islak İmzalı ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ manşetlerimiz

7´nci iddianamede (Islak İmza) arama yap

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon medyası ´karanlık oda´da yapılandırıldı

ODATV ile ilgili manşetlerimiz

Ergenekon´un henüz ortaya çıkarılamayan yedek (idhar) kadroları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3668    yazdır/print


 

Gölcük: AKP telefonlarını sızdıralım

Gölcük´te Başbakan Erdoğan dahil AK Partililerin telefonlarının dinlenmesi ve yandaş medyaya sızdırılmasını içeren belgelerin de ortaya çıktığı, İşçi Partisi, Ulusal Kanal ve Aydınlık gazetesine yönelik operasyonların bu belgeler üzerine başlatıldığı iddia edildi.

Gölcük: AKP telefonlarını sızdıralım

Gölcük´te Başbakan Erdoğan dahil AK Partililerin telefonlarının dinlenmesi ve yandaş medyaya sızdırılmasını içeren belgelerin de ortaya çıktığı, İşçi Partisi, Ulusal Kanal ve Aydınlık gazetesine yönelik operasyonların bu belgeler üzerine başlatıldığı iddia edildi.

Gölcük Donanma Komutanlığı´ndaki gizli zuladan çıkan belgeler arasında AK Parti´ye karşı izlenecek mücadele stratejisi ve taktikleri sıralayan bir dökümanın da yer aldığı bildirildi. Gölcük´te ele geçen “Toplumsal durum analizi ve öneriler (Taslak)” başlıklı dökümanın, aralarında Başbakan Erdoğan´ın da aralarında bulunduğu AK Partililer´e ait telefonların dinlenmesi talimatı olduğu öne sürülüyor. Belgenin Ergenekon üyelerinin yasadışı telefon dinlemeleri yaptığı ve bunları kendisine yakın yayın organlarında yayınlattığını içerdiği belirtiliyor. İşçi partisi, Aydınlık ve Ulusal Kanal´a yapılan polis baskınının, bu belgenin ortaya çıkarılmasından sonra gerçekleştirildiği, gözaltıların da, yayınlanan ses kayıtlarının Ergenekon´un eylemleri arasında değerlendirilmesi sonucu olduğu öne sürülüyor.

´AKP bir an önce durdurulmalıdır...´

Belgede AK Parti´ye karşı yapılacak istihbarat faaliyetlerinin de anlatıldığı bildirildi. Belgede Demokrat Parti´nin 14 Mayıs 1950´de iktidara gelmesi ile karşı devrim sürecinin başladığı iddia ediliyor. Karşı devrimin AK Parti iktidarı ile yeni sürece girdiği anlatılan belgede “Bu süreç kontrol altında tutulamaz ve tek parti iktidarının verdiği güç ile hareket eden AKP durdurulamaz ise 21´nci yüzyılın başında Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en bunalımlı ve tehlikeli yıllarını yaşama risk ve tehditi ile karşı karşıya kalacaktır. Bu risk ve tehditler rejim değişikliği bir yana, medeniyet ekseninin değişimini, stratejik ilgi alanlarımızdan geri çekilmeyi ve hatta toprak kaybını içermektedir.” ifadelerine yer veriliyor. Belgede hareket tarzı şu şekilde aktarılıyor: “AKP´nin her türlü faaliyetine doğrudan mani olmak veya mani olacak güçleri yaratarak birlikte eyleme geçmek.”

´Partinin içinde haber alma sistemi´

Alınması gereken tedbirlere askeri düşünce mantığı çerçevesinde yaklaşılabileceği kaydedilen belgede AK Parti iktidarının tehdit oluşturduğu belirtiliyor. Belgenin tehdit kısmında “Tehdit bellidir. Ancak niyetlerini tesbit edebilmek için bilgi toplamaya ihtiyaç vardır” tespitinde bulunuluyor ve bunun için yapılacaklar sıralanıyor. Bilgi toplamada “Jandarma Genel Komutanlığı´nın istihbarat imkanlarını arttırmanın” önemi anlatılıyor. AK Parti içinde haber alma sistemi kurmak ve bunun önemi anlatılan belgede “AKP niyet ve politikalarının erken tespiti, AKP içindeki çekişme ve bölünmelerin tespiti, milletvekillerinin takibi ve zaaflarının tespiti, temas içinde bulundukları iş adamlarının tespiti” konularına yoğunlaşmanın gerektiğini belirtiliyor.

Öncü Gençlik´ten geceyarısı işgali

İşçi Partisi (İP) Öncü Gençlik üyesi bir bir grup İşçi Partisi, Aydınlık, ve Ulusal Kanal´da Ergenekon soruşturması kapsamında yapılan arama ve gözaltıları protesto etmek amacıyla Karaköy-Kadıköy vapurunda eylem yaptı. Önceki gece saat 24.00´te Kadıköy´e son seferini yapmak üzere kalkan ´Aydın Güler´ adlı şehir hatları vapurunu işgal eden grup slogan atarak, pankart açtı. Vapurun iskeleye yanaşmasıyla, E.A, Ç.C. ve U.F.Y. adlı göstericiler gözaltına alındı. ( Star)

(22 Ağustos 2011, 16:53)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Perinçek´in oğlu da tutuklandı

Ulusal Kanal ve İP´de arama: 9 gözaltı

Kontrgerilla Medyası

Aydınlık ve Ulusal Kanal´a 2009´a yapılan Ergenekon operasyonları manşetlerimiz

Flaş!!! Donanma´da arama: 10 çuval belge

Donanma´da 10 çuval belge manşetlerimiz

Gölcük iddianamesinde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3667    yazdır/print


 

Ulusal Kanal ve İP´de arama: 9 gözaltı

Ulusal Kanal´ın Beyoğlu´ndaki binasında polisin arama yaptığı öğrenildi. İkinci arama haberi ise Ankara´dan, İşçi Partisi´nde yapıldığı yönünde geldi. Aramanın gerekçesiyle ilgili bilgi verilmedi. Polislerin binaya girişlere izin vermediği belirtildi. 20 Ekim 2009´da da Ulusal Kanal ile Aydınlık dergisinde Ergenekon kapsamında arama yapılmış, iki yönetici gözaltına alınmıştı. O zamanki operasyonun nedeninin, bu yayın organlarının Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile yaptığı ve yasadışı şekilde gizlice kaydedilmiş telefon görüşmesini yayınlamaları olduğu ortaya çıkmıştı. Bu iki yayın organının adı, Odatv soruşturmasında da geçiyor. Bugünkü aramaların nedeni henüz bilinmiyor. İlerleyen saatlerde 9 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Aramaların nedeninin de tahmin edildiği gibi devlet büyüklerinin gizlice kaydedilmiş konuşmalarının bulunması olduğu öğrenildi.

Ulusal Kanal ve İP´de arama: 9 gözaltı

Ulusal Kanal´ın Beyoğlu´ndaki binasında polisin arama yaptığı öğrenildi. İkinci arama haberi ise Ankara´dan, İşçi Partisi´nde yapıldığı yönünde geldi. Aramanın gerekçesiyle ilgili bilgi verilmedi. Polislerin binaya girişlere izin vermediği belirtildi. 20 Ekim 2009´da da Ulusal Kanal ile Aydınlık dergisinde Ergenekon kapsamında arama yapılmış, iki yönetici gözaltına alınmıştı. O zamanki operasyonun nedeninin, bu yayın organlarının Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile yaptığı ve yasadışı şekilde gizlice kaydedilmiş telefon görüşmesini yayınlamaları olduğu ortaya çıkmıştı. Bu iki yayın organının adı, Odatv soruşturmasında da geçiyor. Bugünkü aramaların nedeni henüz bilinmiyor. İlerleyen saatlerde 9 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Aramaların nedeninin de tahmin edildiği gibi devlet büyüklerinin gizlice kaydedilmiş konuşmalarının bulunması olduğu öğrenildi.

Sabah saatlerinde Aydınlık dergisi ve Ulusal Kanal´ın bulunduğu binaya gelen Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri aramalarını sürdürüyor. Polis, binanın bulunduğu sokakta geniş güvenlik önlemleri aldı. Öte yandan İşçi Partisi´nin Ankara Sıhhiye´deki genel merkezi ile Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bedri Gültekin, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Turan Özlü ve İP lideri Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Perinçek´in evlerinde de arama yapıldığı öğrenildi. İşçi Partisi Genel Merkezi´ndeki aramanın parti yöneticilerinin işyeri olması dolayısıyla yapıldığı bildirildi. İşçi Partisi İstanbul İl Başkanı Erkan Önsal´ın evinde de arama başlatıldığı öğrenildi.

ARAMALAR PROTESTO EDİLDİ

İşçi Partisi (İP) Genel Merkezi´nde Terörle Mücadele Ekipleri (TEM) tarafından yapılan aramalar, parti binası önünde toplanan bir grup tarafından protesto edildi. Sıhhiye Toros Sokak´ta bulunan İP Genel Merkezi´nde Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM ekipleri tarafından sabah saat 08.00 sıralarında arama başlatıldı. Erken saatte başlayan aramalar sürerken, bir grup partili, olayı protesto için toplandı. Grup çeşitli sloganlar atarak polisin yaptığı aramaları protesto etti. Grup adına konuşan İP Genel Sekreteri Hasan Basri Özbey, aramaların İP Genel Başkan Yardımsı Mehmet Bedri Gültekin´in ofisinde yapıldığı söyledi. Yasadışı kanunsuz bir arama yapıldığını öne süren Özbey, aramaların Ekim 2009 yılında çeşitli internet sitelerinde yer alan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat arasında geçen telefon konuşmalarından kaynaklandığı iddia etti. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan arama kararını gösteren Özbey, kararın sadece bir kağıt parçasından ibaret olduğunu söyledi. Öte yandan arama yapan TEM ekiplerinin bazı bilgisayar parçalarına el koyduğu görüldü.

13.50: İşçi Partisi´ndeki aramalar sona erdi

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin kararıyla İşçi Partisi (İP) Genel Başkan Vekili Mehmet Bedri Gültekin´in partideki odasında yapılan arama sona erdi.Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince gerçekleştirilen arama, yaklaşık 5 saat sürdü. Arama devam ederken polis, İP Genel Merkezi çevresinde geniş güvenlik önlemi aldı. Aramalardan sonra İP Genel Başkan Yardımcısı ve parti avukatlarından Mehmet Cengiz, bir bilgisayarın hard diskinin kopyalandığını, başka herhangi bir belgeye el konulmadığını söyledi.

10 kişi hakkında gözaltı kararı var

Cengiz, soruşturma kapsamında İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Turan Özlü, İP Genel Başkan Yardımcısı Erkan Önsel ve tutuklu bulunan İP Genel Başkanı Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Perinçek´in de aralarında bulunduğu toplam 10 kişi hakkında yakalama kararı çıkardığını kaydetti. Cengiz, İP Genel Başkan Vekili Gültekin´in evindeki aramaların da tamamlandığını bildirdi.

17.43: 9 kişi gözaltına alındı

´Ergenekon´ soruşturması kapsamında 9 kişi gözaltına alındı.Alınan bilgiye göre, Ulusal Kanal ve Aydınlık gazetesiyle bu kurumlarda çalışan bazı kişilerin evlerinde arama yapan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 9 kişiyi gözaltına aldı. Bu kişilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramada el konulan bilgisayar, CD ile çok sayıda dijital malzeme, incelenmek üzere Emniyet Müdürlüğüne götürüldü. ´Ergenekon´ soruşturması kapsamında gözaltına alınanlar arasında İşçi Partisi (İP) Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Bedri Gültekin, Erkan Önsel ve Turan Özlü de bulunuyor. Alınan bilgiye göre, soruşturma kapsamında İP İstanbul İl Teşkilatı, Ulusal Kanal ve Aydınlık gazetesinde yapılan aramalar sırasında Gültekin, Önsel ve Özlü´nün yanı sıra Aydınlık gazetesi çalışanları Mehmet Bozkurt, Caner Taşpınar, Ruhsar Şenoğlu ve Bülent Baş ile Ulusal Kanal muhabiri İlyas Gümrükçü de gözaltına alındı. ´Ergenekon´ soruşturması kapsamında İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Perinçek´in evinde yapılan arama tamamlanırken, Mehmet Perinçek gözaltına alındı.

Mehmet Perinçek´in Gayrettepe´deki evinde, soruşturmayı yürüten özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız´ın talebi üzerine mahkemeden alınan kararla yapılan arama sona erdi. Mehmet Perinçek gözaltına alınırken, evde yapılan aramada el konulan evraklar emniyete götürüldü. Bu arada, İşçi Partisi İstanbul İl Teşkilatı, Ulusal Kanal ve Aydınlık gazetesinde yapılan aramalar sürüyor.

ARAMALARIN NEDENİ

Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin sabah saatlerinde İşçi Partisi, Ulusal Kanal ve Aydınlık Gazetesi´ne yönelik düzenlediği operasyonun devlet büyüklerinin telefon görüşmelerinin usulsüz olarak dinlenerek basın yoluyla yayınlanması nedeniyle yapıldığı öğrenildi. İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri aramayı savcılık talimatı doğrultusunda yaptı ve 8 kişi gözaltına alınarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü´ne götürüldü. Aramaların gerekçesinin Recep Tayyip Erdoğan-Mehmet Ali Talat´ın Annan Planı ile ilgili konuşmalarının, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek´in borçlara af getiren yasayla ilgili konuşmalarının, Aydınlık ve Ulusal Kanal çalışanları tarafından birbirlerine göndermesi ve AB Bakanı Egemen Bağış ile ilgili telefon kayıtlarının 12 Haziran seçimleri öncesinde Ulusal Kanal ve Aydınlık Gazetesi´nde yayınlanması olduğu öne sürüldü. Zanlıların emniyetteki sorgusu devam ediyor.

20 EKİM 2009´DA DA ARAMA YAPILMIŞ, YÖNETİCİLER GÖZALTINA ALINMIŞTI

20 Ekim 2009 tarihinde Doğu Perinçek´in İşçi Partisi´ne bağlı yayın organları olan Aydınlık Dergisi ve Ulusal Kanal televizyonunda Ergenekon soruşturması kapsamında aramalar yapılmıştı. Yaklaşık üç hafta sonra, 8 Kasım 2009´da da Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım ve Ulusal Kanal İstihbarat Şefi Ufuk Akkaya gözaltına alınmıştı. Bu iki yayın organına yapılan operasyonların, Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile yaptığı ve yasadışı şekilde gizlice kaydedilmiş telefon görüşmesini yayınlamaları olduğu ortaya çıkmıştı. Soruşturma, Ergenekon kapsamındaki ıslak imzalı ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ soruşturması ile birleştirildi. İddianamenin kabulüyle de Aydınlık ve Ulusal Kanal yöneticileri ´Islak İmza´ davası sanıkları arasında yerlerini aldı.

2004 yılında Başbakan Erdoğan ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında yapılan telefon görüşmesinin Ergenekon üyesi Albay Atilla Uğur tarafından yasadışı olarak gizlice kaydedilip Aydınlık´ta yayınlandığı iddia edildi. Dergide ele geçen çok sayıda CD´lerde, incelemeler sonucu BM temsilcisi Alvero De Soto´yla yapılmış resmi bir görüşmenin de bulunduğu çok sayıda gizlice kaydedilmiş ses kayıtları ele geçirilmişti. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz tarafından Dost Tarikatı davası ile ilgili hazırlanan raporda Ergenekon sanıklarından Atilla Uğur´un Başbakan Erdoğan´ı 2004 yılında dinlettirdiği iddiaları yer almıştı. Ergenekon tarafından 2004´te yapılan gizli dinlemenin örgüt üyeliğiyle yargılanan Perinçek´in Aydınlık dergisinde yayınlanmasının, örgütün halen faal olduğunu, üzerindeki şaşkınlığı attığını, savunma konumundan saldırı konumuna geçtiğini ve elde ettiği gizli bilgileri servis etmeye başladığını gösterdiği şeklinde yorumlanmıştı.

(19 Ağustos 2011, 10:09)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Aydınlık ve Ulusal Kanal´a 2009´a yapılan Ergenekon operasyonları manşetlerimiz

Islak İmzalı ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ manşetlerimiz

7´nci iddianamede (Islak İmza) arama yap

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon medyası ´karanlık oda´da yapılandırıldı

ODATV ile ilgili manşetlerimiz

Ergenekon´un henüz ortaya çıkarılamayan yedek (idhar) kadroları

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3660    yazdır/print


 

SES Kaydı: Genelkurmaydan itiraflar 2

Youtube.com´da Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma Başkanı Tümg. M. Mutlu Arıkan´a ait olduğu iddia edilen Ergenekon itiraflarının yer aldığı ses kaydının ikinci bölümü yayınlandı.

SES Kaydı: Genelkurmaydan itiraflar 2

Youtube.com´da Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma Başkanı Tümg. M. Mutlu Arıkan´a ait olduğu iddia edilen Ergenekon itiraflarının yer aldığı ses kaydının ikinci bölümü yayınlandı.

Geçtiğimiz günlerde video paylaşım sitesi dailymotion.com´da Genelkurmay İstihbarata karşı koyma başkanı M. Mutlu´ya ait olduğu iddia edilen şok bir ses kaydı düşmüştü. O ses kaydında Tümg. Mutlu olduğu iddia edilen kişi Ergenekon soruşturmalarıyla ilgili itiraflarda bulunuyordu. Yine Tümg. M. Mutlu Arıkan´a ait olduğu iddia edilen yeni bir ses kaydı bu kez youtube.com´da düştü. Bu ses kaydında da Ergenekon itirafları yer alıyor. İşte youtube.com´da yayınlanan ses kaydının dökümü;

DURSUN ÇİÇEK´İN PLANLARININ BİZİM BİLGİSAYARLARDA HAZIRLANMASI TAM BİR REZALET

O belge yakalanan belge fotokopi ve imza aynen duruyor belgenin üzerinde. Bizde, bilgisayarda hazırlanmış. Tam bir rezalet. Yani kaç gündür uğraşıyor çocuklar. Benim çocuklar başta olmak üzere. Valla ben anlamadım bu işin sonu ne olacak?

BU BELGELERİ NASIL ÇIKARDIKLARINI ANLAYACAK BİR İSTİHBARATIMIZ YOK Kİ

Yani bunları nasıl ayartıyorlar, nasıl buluyorlar, nasıl çıkartıyorlar ortaya? Yaa bizim istihbarat diye bir şeyimiz yok. Pazartesiydi galiba, pazartesi günü. MİT müsteşarına komutanla gittik biz. İsmail paşa ile ben gittim. Salı günü emniyet genel müdürünün yanına gittik. Ordu evinin yanından çıktık. Geldik karargâha.

YAPTIĞIMIZ FAALİYET 10 DAKİKA SONRA İNTERNET GAZETELERİNDE FLAŞ HABER OLUNCA “BİSMİLLAH” DEDİM.

Ondan sonra ben bir emriniz var mı dedim. Yok dedi. Odama girdim. Hadi dedim, bir iki saattir yoktum. Şu internete bir bakayım ne var ne yok? İnterneti bir açtım. Şokkk. Genelkurmay istihbarat başkanı emniyet genel müdürlüğünü ziyaret etti. Bismillah dedim yaa. Vallahi bak. Yani ordan çıkışımız ve odaya girişim 10 dakikayı geçmedi. 10 dakika geçmedi haa. Hiç abartmıyorum.

İSMAİL PAŞA İLE ARAMDAKİ FARK BENİM İSTİHBARATÇI OLMAM

Lan Allah´tan korkun dedim yaa. Bu kadar mı dedim. Medyanın gücüne bak yaa. Ondan sonra arkadaşlar, gelirken, işte oraya gittiğimi öğrenenler falan, hep İsmail paşamın adı geçiyordu. Sizden kimse bahsetmiyordu, özellikle iletişim daire başkanlığından. Eee işte aramızdaki fark bu !!!! Ben de dedim; hayatta izimi, adımı çıkartmam ortaya.

SAVCI ÇİÇEK DAVASINDAN BİRAZ DA KARACI GENERAL TUTUKLASIN Kİ BİZİMDE ÖNÜMÜZ AÇILSIN

Biliyorsun iki tane havacı getirttiler oraya, bir tane denizci gitti. Şey etcektir savcı. Böyle böyle böyle diyor. İşte bilmem ne olmuş diyor. Ne diyorsunuz diyor? Yani esasında şey de bekliyoruz yani. Önümüzdeki seneden karacılardan, ama korgeneral olsun ki yer açılsın.

MİT VE EMNİYETLE ARAMIZI İYİ TUTMAMIZIN SEBEBİ; DÜŞMANA YAKIN OLMAZSAN ONUN NE YAPTIĞINDAN HABERDAR OLAMAZSIN PRENSİBİ GEREĞİDİR.

Göreve geldiğimden beri şunu söylüyorum. Diyorum ki bizim öğrendiğimiz aldığımız eğitim. Özel kuvvetlerden de başlayarak. Düşmanına ne kadar uzak durursan, soğuk durursan, o kadar çok onun ne yaptığını anlayamazsın. Onun için çok yakın duracaksın ki. Ne yaptığını bileceksin. Başka türlü bilemezsin. Anlayamazsın. Bütün bu ziyaretlerimiz falan bizim bu kapsamda yapılan işlemlerdir. Yani MİT´e yaptığımız, emniyete yaptığımız, jandarmaya gittik şöyle yapın böyle yapın, dialog kopukluğu olmasın. Birbirinize sorun. Çünkü açık olmak zorundayız. Bu güne kadar kapalı olduk da ne oldu? Bu insanları biz kendimize yaklaştırıp güven telkin etmek zorundayız. Bu yönümüzle karşılıklı. Olmaz başka türlü. ( Youtube)

(14 Temmuz 2011, 13:11)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

SES KAYDINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

ŞOK ses kaydı: Koşaner´den itiraflar

Ergenekon´a Genelkurmay kalkanı

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları

Islak İmzalı ´AKP ve Gülen´i Bitirme Planı´ manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3547    yazdır/print


 

Savcının Başbakana hakareti montaj değil

İnternete düşen ses kaydında Başbakan Erdoğan´a hakaret ve küfürler eden Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci´nin ´ses kaydı montaj´ iddiası çöktü. Adlî Tıp Kurumu ve Emniyet Kriminal´in raporlarına göre, ses kaydı Demirci´ye ait ve montaj değil. Başbakan, Demirci´nin yargılandığı davaya müdahil oldu.

Savcının Başbakana hakareti montaj değil

İnternete düşen ses kaydında Başbakan Erdoğan´a hakaret ve küfürler eden Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci´nin ´ses kaydı montaj´ iddiası çöktü. Adlî Tıp Kurumu ve Emniyet Kriminal´in raporlarına göre, ses kaydı Demirci´ye ait ve montaj değil. Başbakan, Demirci´nin yargılandığı davaya müdahil oldu.

Özel yetkili Ankara cumhuriyet savcısıyken internette yayınlanan ses kaydında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile eski Diyarbakır Valisi ve Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala´ya yönelik ağza alınmayacak küfürler savuran Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, ´hakaret ve görevi ihmal´ iddiasıyla Yargıtay 4. Ceza Dairesi´nde yargılanıyor. Hazırlanan iddianamede, Demirci hakkında ´Zincirleme şekilde görevi ihmal ve kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret´ suçlarından 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istendi.

İddianamede Demirci´nin 2004 ile 2007 yılları arasında toplam 64 dosyayı 3 aydan 4 yıla kadar, bir kısmını ise zamanaşımı süreleri dolana kadar işlemsiz ve sürüncemede bıraktığı belirtildi. Yargıtay 4. Ceza Dairesi´nde yapılan ilk duruşmada Demirci, ses kaydının kendisine ait olmadığı şeklinde savunma yaptı. Daire, ses kaydının Demirci´ye ait olup olmadığının tespiti için Emniyet Kriminal ve Adli Tıp kurumlarının inceleme yapmasına karar verdi. Her iki kurum da Yargıtay´a Sesin Demirci´ye ait olduğu kuvvetle mümkün ve muhtemeldir. Kayıtta montaj yoktur. yönünde rapor verdi.

Savcı Demirci´ye ait olduğu belirtilen bir ses kaydı 7 Mart 2008´de YouTube´da yayınlanmıştı. Demirci bu kayıtlarda, Kürt meselesine yaklaşımını eleştirdiği Başbakan Erdoğan ile eski Diyarbakır Valisi Başbakanlık Müsteşarı Ala´ya ağza alınmayacak küfürler ediyordu. Ses kaydı üzerine Demirci özel yetkileri kaldırılarak, Ankara Cumhuriyet Savcılığı´na atanmıştı. Demirci, yeni HSYK´nın 2011 yaz kararnamesinde de Kahramanmaraş savcılığına atanmıştı. ( Zaman)

ERGENEKON SORUŞTURMASI KAPSAMINDA TEKNİK TAKİBE ALINDI

Kanlı Danıştay saldırısıyla ilgili soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci´nin Ergenekon şüphesiyle takip edildiği ortaya çıkmıştı. Ergenekon sanıklarıyla bağlantılı oldukları şüphesiyle 4 hafta boyunca teknik takibe alınan 71 hakim ve savcı arasında yer alan Salim Demirci, Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine saldırı davasına bakan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmada örgüt bağlantısının araştırılmasına karşı çıkmıştı. Davaya müdahil olan Cumhuriyet gazetesi avukatları saldırının çok daha büyük bir oluşum tarafından organize edilmesi ihtimali bulunduğunu belirterek soruşturmanın genişletilmesini istemişti. Demirci ise, ´soruşturmanın genişletilmesine gerek yok´ diyerek karşı çıkmıştı.

DANIŞTAY SALDIRISININ ERGENEKON DAVASINA BAĞLANMASINA KARŞI ÇIKTI

Savcı, yargılama sırasında özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği´ndeki bazı soruşturmalarda ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen bazı davalarda iddia edilen eylemler ile sanıkların eylemleri arasında irtibat bulunup bulunmadığının, gönderilen DVD´ler üzerinden incelendiğini belirterek, ´İçeriklerin incelenmesinde, sanıklar ve eylemleri hakkında kamu davasına konu herhangi bir iddia ileri sürülmemiş olduğu, irtibatı gösterecek nitelikte bilgi ve belge içermediği görülmekle, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yürütülen yargılamalar ile birleştirilmesini gerektirecek delil bulunmadığı tespit olunmuştur´ demişti.

BAŞBAKANA SUİKASTLE SUÇLANAN ATABEYLER ÇETESİNİN BERAATLERİNİ İSTEDİ

Başbakan Erdoğan´a suikast hazırlığı aşamasında ihbar üzerine Ankara´da yakalanan Özel harp Dairesi elemanlarının oluşturduğu Atabeyler Grubu´na yönelik açılan davada duruşmalara çıkan Savcı Salim Demirci, 30 Mayıs 2007´de verdiği esas hakkındaki görüşte, sanıkların eylemlerinin ´suç işlemek amacıyla örgüt kurmak´ suçunu oluşturmadığını savunarak, Yunis Akkaya, Murat Eren, Yasin Yaman, Yakup Yayla, Erkut Taş, Suat Kiy, İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Cemal Hasan Özdeş ve Mustafa Raşit Çavdar´ın, üzerlerine atılı ´Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye kalkışmak amacıyla anlaşmak´ suçundan delil yetersizliğinden beraatlerine karar verilmesini istemiş, sanıkların sadece silah bulundurmaktan cezalandırılmasını talep etmişti.

(06 Temmuz 2011, 10:15)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3525    yazdır/print


 

SES kaydı: Genelkurmay´dan şok itiraflar

İnternete yeni bir ses kaydı düştü. Dailymotion.com´a konulan ve Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma Başkanı Mutlu Arıkan´a ait olduğu iddia edilen ses kaydında, Ergenekon´la ilgili çarpıcı itiraflar var: ´Bu kadar belge neden Eruygur´da, Tolon´da var da bende yok.. O belgeleri başkaları koymuş diyorsunuz e kardeşim telefon görüşmelerini de mi başkaları yaptı.. Yaşar Büyükanıt´ın belgelerini bilgisayarında saklamış, salak!!!.. 2. Başkan hiç bir şeyden anlamayan birisi, beş para etmez.. Denizciler Poyrazköy´de mühimmatı yazıma rağmen kaldırmadı, eksiğimiz yok diye bize yazı bile gönderdiler, sonra da beni suçlamaya kalktılar..´

SES kaydı: Genelkurmay´dan şok itiraflar

İnternete yeni bir ses kaydı düştü. Dailymotion.com´a konulan ve Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma Başkanı Mutlu Arıkan´a ait olduğu iddia edilen ses kaydında, Ergenekon´la ilgili çarpıcı itiraflar var: ´Bu kadar belge neden Eruygur´da, Tolon´da var da bende yok.. O belgeleri başkaları koymuş diyorsunuz e kardeşim telefon görüşmelerini de mi başkaları yaptı.. Yaşar Büyükanıt´ın belgelerini bilgisayarında saklamış, salak!!!.. 2. Başkan hiç bir şeyden anlamayan birisi, beş para etmez.. Denizciler Poyrazköy´de mühimmatı yazıma rağmen kaldırmadı, eksiğimiz yok diye bize yazı bile gönderdiler, sonra da beni suçlamaya kalktılar..´

Video paylaşım sitesi dailymotion.com´a Genelkurmay İstihbarata karşı koyma başkanı Mutlu Arıkan´a ait olduğu iddia edilen şok bir ses kaydı düştü. Sözkonusu ses kaydında Tümg. Mutlu olduğu iddia edilen kişi Ergenekon soruşturmalarıyla ilgili itiraflarda bulunuyor. İşte o ses kaydından bazı bölümler: ´Bu kadar belge neden Eruygur´da, Tolon´da var da bende yok.. O belgeleri başkaları koymuş diyorsunuz e kardeşim telefon görüşmelerini de mi başkaları yaptı.. Yaşar Büyükanıt´ın belgelerini bilgisayarında saklamış, salak!!!.. 2. Başkan hiç bir şeyden anlamayan birisi, beş para etmez.. Denizciler Poyrazköy´de mühimmatı yazıma rağmen kaldırmadı, eksiğimiz yok diye bize yazı bile gönderdiler, sonrada beni suçlamaya kalktılar..´

İşte dailymotion.com´da yayınlanan o ses kaydının 1´nci bölümü:

GNKUR. İSTH. KARŞI KOYMA (İKK) BAŞKANI TÜMG. M.MUTLU ARIKAN´DAN ERGENEKON İTİRAFLARI 1

BİZİM BİLMEDİĞİMİZ BİR ŞEY YOK: İkinci iddianamenin ekleri hangi klasörde ne var, hepsini şimdi şey yapıyoruz. Yani bizim bilmediğimiz hiçbir şey yok içerisinde. İddianamenin içerisinde geçenleri zaten ek olarak koymuş.

Bu kadar doküman, bu kadar bilgi, belge neden toplanır? Ne bileyim işte Şener Eruygur´un bilgisayarından çıkar? Ne işi var? Niye Hurşit Tolon´un bilgisayarında durur bunlar? Niye yani? Niye bende yok da onda var?

´O belgeleri başkaları koymuş diyorsunuz´ Ee kardeşim telefon görüşmelerini de mi başkaları yaptı? Senin hiç görüşmemen gereken insanlarla da görüşmüşsün yani.

SİVİLLER BUNLARI KULLANMIŞ: Vallahi de billahi de bunlar saf ve bunları hep kandırmış siviller. Kandırmış derken, kendi amaçları doğrultusunda kullanmışlar. Yani şimdi biz asosyal insanlar mıyız? Biz bilmiyor muyuz bir Kent Otel´e gidip bilmem ne yapıp yemek yemeyi veya bilmem nereye gidip bilmem kimle beraber oturmayı? Yaşar Büyükanıt´la ilgili ne kadar hastaneye gitmişse, bütün hastane kayıtları ne kadar işte ilaç almışsa, o ilaçlar tek tek, gün gün kayıtlar tutmuşlar. Hurşit Tolon´dan çıkıyor bunlar. Yaşar Büyükanıt´ın eşi kiminle samimiymiş? Salak, ne gerek var!

DAHA NELER VAR NELER! Bak iddianamenin eklerine bir sürü tutanak vardır. Orada ´bunların yayınlanması uygun değildir´ diye biz yazmışız. O da onları tutanağa geçirmiş ve dolayısıyla onları koymamış oraya. Daha neler var da!

Önceden, bize gönderildi. ´Bunların içinde askeri bilgi var mı? Yayınlanmasına yönelik sakıncalı olduğu bilgi belge var mı´ diye. Biz onların hepsini inceledik. Daha iddianame ortaya çıkmadan önce gönderdik onları. ´Bunlar kesinlikle işte devletin gizliliği ile ilgilidir. Yayınlanması sakıncalıdır´ diye. Daha onlar falan girmiş değil yani iddianamenin eklerine.

GÖMÜLÜ MÜHİMMATLAR KONUSUNDA UYARDIM: Daha önceden bunlara müdahildik. Onlara dikkat edin, şunları yapın, bak şurada silah var, bak burada mühimmat vardı. Bana cevaplar geldi, işte ´hiçbir silahımız eksik değildir, hiçbir mühimmatımız eksik değildir.´ Şak diye önlerine koydum. Buyurun dedim, ben göndermişim, karşılığında bana cevap gelmiş; ´Her şeyimiz tamam. Bir sıkıntımız yok´ diye.

SİLAHLARI SATACAKTIM DESENE: Mustafa Dönmez falan var, adam kilit konuşmuyor. Ulan p.. de ki, ´ben bunu işte ticari maksatla yaptım, menfaat, para, silah satacaktım.´ Onu da söylemiyor. Tabii, bütün bu olayların içerisinde, Ergenekon´a terör örgütü diyebilmeleri için olayın içinde şiddet ve cebir olması lazım. Bugüne kadar bunları bulamıyorlardı, ama son iki üç dalgada, bu Mustafa Dönmez´ler çıktı. ( Dailymotion)

Arıkan, Gölcük belgelerinin çarpıtılmasında görev almış

01 Temmuz 2011 - Tümgeneral Muharrem Mutlu Arıkan´ın ismi Balyoz davası kapsamında Gölcük´te çıkan belgelerle gündeme gelmişti. Vakit Gazetesi´nden Yener Dönmez´in iddiasına göre Arıkan, Genelkurmay tarafından Gölcük belgelerini medya üzerinden sulandırma faaliyetinde görevlendirilmişti. Arıkan´ın komutanı İstihbarata Karşı Koyma birimi, Genelkurmay´dan dışarıya bilgi sızdırılmasını engellemek amacıyla kurulmuştu. ( Zaman)

HABERAL´IN AVUKATLARINDAN YALANLAMA

İkinci ´Ergenekon´ davası kapsamında tutuklu yargılandığı sırada CHP´den Zonguldak milletvekili seçilen Prof. Dr. Mehmet Haberal´ın avukatları, Tümgeneral Mutlu Arıkan´a ait olduğu öne sürülen ses kaydına dayanarak müvekkillerinin ´emekli Orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur´u kullanarak Kent Otel´deki toplantılara katılımını sağladığı´ iddiasının gündemi değiştirmek amacına yönelik bir iftiradan ibaret olduğunu savundu.Haberal´ın avukatları Dilek Helvacı ve Yasemin Antakyalıoğlu tarafından yapılan yazılı açıklamada, ´İnternette Tümgeneral Mutlu Arıkan´a ait olduğu ileri sürülen yasa dışı dinlemeye ilişkin ses kasetlerine dayalı olarak, CHP 24. Dönem Zonguldak milletvekili müvekkilimiz Prof. Dr. Mehmet Haberal´ın ´emekli Orgeneral Şener Eruygur ve emekli Orgeneral Ahmet Hurşit Tolon´u kullanarak, Kent Otel´deki toplantılara katılımını sağladığına´ yönelik iddialar, kamuoyunda gündem değiştirerek, milletin iradesinin hiçe sayıldığı gerçeğini örtbas etmek amacına yönelik tamamıyla gerçek dışı bir çirkin iftiradan ibarettir´ denildi.

TBMM´de 2001 yılında kurulan ´Diyalog Grubu´nun, daha sonra meclis çatısı altından çıkarak, 16 Mart 2006 tarihinde, Eski Dışişleri Bakanı Kamran İnan´ın önderliğinde, Kent Otel´de 80 katılımcı ile bir toplantı düzenleyip, kuruluşunu kamuoyuna duyuran siyasal bir oluşum olduğu kaydedilen açıklamada, Anayasa´nın 33. ve 68. maddesi kapsamında, tamamıyla kamuoyuna ve basına açık biçimde cereyan eden bu toplantılara, Prof. Dr. Mehmet Haberal´ın yanı sıra iktidar partisine mensup bakan ve milletvekilleri ile devlete uzun yıllar hizmet etmiş, kamuoyunun yakından tanıdığı eski bakanlar, bürokratlar, öğretim üyeleri ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de katıldığı belirtildi.

´Milli Egemenlik Hareketi´nin bu toplantıları ile kamuoyuna yaptığı yazılı açıklamalarının, o tarihlerde birçok basın ve yayım organında haber olarak yayımlanmasının da bu gerçeği teyit ettiği belirtilen açıklamada, şöyle denildi:

´Diyalog Grubu, 14 Ocak 2008 tarihinde, yine sayın Kamran İnan önderliğinde, daha geniş bir katılımla ´Milli Egemenlik Hareketi´ni başlatmıştır. ´Milli Egemenlik Hareketi´, Lozan Anlaşması´nın 85. yıl dönümü olan 24 Temmuz 2008 tarihinde basına bir açıklama yaparak, ilk genel seçimlere katılmak üzere kurulacak yeni siyasi partinin eş güdüm komitesinin oluşturulduğunu ilan etmiştir.Müvekkilimiz Prof. Dr. Mehmet Haberal, Milli Egemenlik Hareketi´nin, Anayasa´nın 33. ve 68. maddesi kapsamında Kent Otel´de ve bilahare Patalya Oteli´nde tamamıyla kamuoyuna açık bir şekilde gerçekleştirilen bu toplantılarına, mesleki faaliyetlerinin imkan verdiği ölçüde zaman zaman iştirak etmiştir.Milli Egemenlik Hareketi´nin düzenlediği bu toplantılara katılan kişiler arasında emekli Orgeneral Hurşit Tolon da bulunmaktadır. Emekli Orgeneral Mehmet Şener Eruygur ise Milli Egemenlik Hareketi´nin, Kent Otel´de düzenlediği toplantılara hiçbir şekilde iştirak etmemiş, sadece Patalya Oteli´ndeki bir toplantısına katılmıştır.´

Prof. Dr. Haberal´ın, hiçbir şekilde adı geçen kişilere, Milli Egemenlik Hareketi´nin toplantılarına katılmaları için telkin, teşvik ya da yönlendirmede bulunmadığı belirtilen açıklamada, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın klasörleri arasındaki telefon görüşmelerine bakıldığında, emekli Orgeneral Hurşit Tolon´un iş yoğunluğu nedeniyle bu toplantılara katılamayan Haberal´a serzenişte bulunduğunun görülebileceği kaydedildi.Açıklamada, ´Kaldı ki, Türk Silahlı Kuvvetlerinde uzun yıllar en üst düzeyde görev almış bu kişilerin, müvekkilimiz Prof. Dr. Mehmet Haberal tarafından kandırılarak, bu toplantılara katılımlarının sağlandığının ileri sürülmesi, inandırıcılıktan uzak olmasının yanı sıra adı geçen kişileri son derece rencide eden bir ithamdır´ denildi.

Prof. Dr. Haberal´ın tutukluluğunun sürdürülmesine ilişkin eleştirilerde de bulunulan açıklamada, söz konusu iddiaya ilişkin sorumlular hakkında gerekli yasal işlemin başlatılacağı ifade edildi. ( AA)

ARIKAN: SES KAYDI BANA AİT DEĞİL, MONTAJ

01.07.2011 - 21:32 Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma (İKK) ve Güvenlik Dairesi Başkanı Tümgeneral Mutlu Arıkan, bazı basın yayın organlarında yer alan ve kendisine ait olduğu ileri sürülen ses kayıtlarına ilişkin, ´Bu ses kaydı tarafıma ait değildir. Bu ses kaydı montaj ile oluşturulmuş, halen soruşturulması ve kovuşturulması devam eden davaları etkilemeye yönelik dezenformasyon amaçlı bir yayındır´ dedi. Arıkan ses kaydını inkar ediyor, ancak bir ses kaydının laboratuvarda doğrulanması kolay bir işlem. Tıpkı imza ve el yazısı gibi ses kayıtlarının da ilgili kişiye ait olup olmadığı belirlenebiliyor.

Tümgeneral Arıkan yaptığı yazılı açıklamada, bazı basın yayın organları ile internet sitelerinde ´İstihbaratçı Paşa´dan şok ses kaydı´, ´İstihbaratçı Paşa´dan şok itiraflar´ başlıklı haberlerde kendisine ait olduğu ileri sürülen bazı ses kayıtlarına yer verildiğini anımsattı.Ses kayıtlarının kendisine ait olmadığını bildiren Tümgeneral Arıkan, şunları kaydetti:´Bu ses kaydı tarafıma ait değildir. Bu ses kaydı montaj ile oluşturulmuş, halen soruşturulması ve kovuşturulması devam eden davaları etkilemeye yönelik dezenformasyon amaçlı bir yayındır. Bu ses kaydı ile doğrudan şahsımla ilgisi olmayan konularda şahsımı ve kurumumu küçük düşürmeyi hedefleyerek kişilik haklarımın ağır şekilde ihlal edildiğinin bilinmesini isterim. Diğer taraftan bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadan, kanuna aykırı bir şekilde oluşturulan bu kaydın internet ortamında yayınlanması, bu konuda ilgili mevzuata aykırı davranılması, konuşmaların tarafıma aitmiş gibi gösterilmesi ve yine çeşitli yorumlar katılarak yayınlanması evrensel basın meslek ilkeleri ve etik değerler bakımından oldukça düşündürücüdür. Ayrıca yapılan yayın TCK 133 ve 134. maddelerine göre de suç teşkil etmektedir. Söz konusu yayınlara ilişkin olarak 5187 Sayılı Basın Yasası´nın 14. Maddesi ve 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun´un 9. Maddesi gereğince ´düzeltme ve cevap talebi´ yapılmış olup ayrıca gerekli yasal işlemler için müracaatta bulunulmuştur.´ ( Zaman)

(30 Haziran 2011), son güncel.: (01 Temmuz 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ses kaydını dinlemek için tıklayın

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3507    yazdır/print


 

ŞOK ses kaydı: Gölcük belgeleri

Gölcük Donanma Komutanlığı´nda zemin döşemesinin altına gizlenmiş olarak ele geçirilen ´Balyoz Darbe Planı´ ile ilgili belgelerin itiraf edildiği şok ses kaydı. Kaydın Deniz Astsubay Başçavuş Erdinç Yıldız ve Ertunç Yıldız´a ait olduğu iddia ediliyor.

ŞOK ses kaydı: Gölcük belgeleri

Gölcük Donanma Komutanlığı´nda zemin döşemesinin altına gizlenmiş olarak ele geçirilen ´Balyoz Darbe Planı´ ile ilgili belgelerin itiraf edildiği şok ses kaydı. Kaydın Deniz Astsubay Başçavuş Erdinç Yıldız ve Ertunç Yıldız´a ait olduğu iddia ediliyor.

Dz. Astsb. Bçvs. Erdinç Yıldız ve Ertunç Yıldız´a ait olduğu iddia edilen yeni bir ses kaydı internete düştü. Ses kaydı, Gölcük Donanma Komutanlığı´nın gizli bölmelerinde ortaya çıkan Balyoz belgeleri hakkında herşeyi ortaya koyuyor... 6 Aralık´ta Gölcük Donanma Komutanlığının gizli bölmelerinde Savcıların ve askerlerin eşliğinde yapılan aramada Balyoz darbe planı ile ilgili pek çok yeni belgeye ulaşılmıştı. Gölcük´te ortaya çıkan yeni deliller sonrası Balyoz sanığı 163 asker geçtiğimiz günlerde tutuklanmıştı. Bu tutuklamalar sonra hem sanıklar hem de sanık avukatları bu Gölcük´te ortaya çıkan belgelerin uydurma olduğunu ve sonradan oraya konduğu iddia etmişti. Ancak Dailymotion.com´a düşen iki ses kaydı tüm bu iddiaları çürütecek cinsten. Gölcük Donanma Komutanlığı´nda gizli bölmelerde ortaya çıkan ´Balyoz Darbe Planı´ ile ilgili belgelerin itiraf edildiği ŞOK ses kaydının Deniz Astsubay Başçavuş Erdinç Yıldız ve Ertunç Yıldız´a ait olduğu iddia ediliyor.

İŞTE SES KAYDININ DÖKÜMÜ

Erdinç Yıldız: Dün işte Emniyet müdürlüğüne gittik şu çıkan şeylere ne deniyor ona açılıyor ya şeyler işte onun için gittik. Tahmin edebiliyorsundur sende az çok, adamlara yıllardan beri şey yaptık kimsenin şeyinde olmadı.

Ertunç Yıldız: Biliyorum abi orda zaten hep konuşuyorduk bazı şeyleri, döndü dolaştı patladı işte. Senlik bir durum yok demi

Erdinç : Ya abi benlik bir durum yok o malzemeleri biliyoruz zaten yıllardan beri kalan şeyler, altta olduğunu zaten herkes biliyo, bilmiyom diyende yok.

Ertunç: Şeydemi bu istihbarat kısmında

Erdinç : He istihbarat kısmında bildiğimiz yerde işte o zeminde. Ya bu kadar gerizekalılık olurmu ya. Güler misin ağlar mısın ya komedi tam

Ertunç: Abi bilmiyomki ya ben zaten olayı duydum direk zaten kafada çizdim ulan dedim ya ne gerizekalı böyle bişey olamaz dedim ya.

Erdinç: Ya böyle bişey olamaz dedin dimi bizde öyle diyoz ama adamlara dedik bunlar ne olacak çözümünü bulun diyoruz adamlarda kimsenin umrunda değil şey değil, lay lay lom

Erdinç: Ya o şeydi 2008 yılıydı demi abi sen hatırlıyor musun yılını, o şeyler kaldırıldı bir sürü şey çıktı alttan.

Ertunç: Tabi canım ne biliyim yılını hatırlamıyomda, sen ifade muhabbetine mi gittiniz oraya siz

Erdinç: Yok ya işte çıkan malzemeleri açmaya, şimdi orda kapattılar ya, orda kapatınca şey olmasın yani açılırken sanki bir şeyler koydu falan denmesin diye

Ertunç: Şey binbaşı nerde şimdi Kemalettin

Erdinç: Kemalettin binbaşım evinde

Ertunç: Ha şey yok ben oraya geldiler de ne biliyim aldılar götürdüler diye zannettim düşündüm yani

Erdinç: Ha yok yok abi bilmiyom tabi daha sonra ne olacak işlemlerde

Erdinç : Şimdi orda şimdi savcı diyor ki bu diyor kurumun malı mı diyor, ben kurumun malıysa bak ben el koymieam diyo herkes böyle bakıyor, ses çıkaran yok

Ertunç : Kimse bilmiyomu kurumun malı olup olmadığını

Erdinç : Bilmeyen varmı sence yani

Ertunç : Kemalettin ne diyo

Erdinç : Kemalettin yoktu zaten o anda da, Cem işte böyle bakıyo salak salak halbuki Cem´le daha yeni konuşuldu yani, müdüre gitmiş ya bunları ne yapacaksanız yapın burda durmasın bunlar falan demiş, müdür biliyo orda olduğunu. Ya Cem bana söyledi ama ben ne yapayım şimdi bunlan falan diyo. O akşam böyle bakıyo sanki herşeyi ilk defa görmüş gibi o nasıl olur falan diyo salak salak böyle hareketler yapıyo. Uzaydan gelmiş gibi sanki hiçbişeyden haberi yokmuş gibi. Böyle garip garip şeyler yani anlayacağın. Ya kurumun malı dense, üzerinde yazıyor istihbarat IKK şubeye aittir diye kimsenin sesi çıkmıyor. Kurumun malı mı diyor herkes böyle bakıyor.

Ertunç : Emniyete mi gitti onların hepsi

Erdinç : Onların hepsi şeye gitmiş abi askeri savcıya

Ertunç : Eee asıl bomba şimdi patlayacak abi

Erdinç : Tabi abi asıl bomba şimdi patlıyacak, onlar çıkınca ne varsa ne yoksa içlerinde. Yani az çok tahmin edebiliyoz içlerinde ne olduğunu

Ertunç: Ya tabii ki tahmin edebiliyoruz abi. Ya sakalımız yok Erdinç sakal sakal o yüzden sözümüzü kimse dinlemedi yani. Bi sen biliyorsun oradaki o mevzuları bi ben biliyorum yani mevzuları ulan orya koy buraya koy ne yapacaksın

Erdinç : Ya ne yapacaksanız yapın halledin yani

Ertunç : Hayır bide internette okudum direk savcıya mail gitmiş

Erdinç : Ha mail gitmiş savcıya

Ertunç : Ya internette öyle okudum, oranın gizli bölmeleri falan var. Gizli bölme mölme falan herkes biliyor donanmada her yerde var ondan dedim ya. Yapacak bir şey yok yani

Erdinç: Yapacak bişey yok yani şuan için

Ertunç: Yapacak bişey yok yani

Erdinç : Yapacak bişey yok yani şuan için

Ertunç: Yani bi sıkıntı olursa herkesin bildiği gibi bizimde katkımız olursa bildiğimiz şeyleri söyleriz yani problem değil

Erdinç: Ya şöyle ben şöyle dedim bugün adli müşavir çağırdı dedi biliyomuydun dedi burda şey olduğunu dedim ben biliyodum dedim ondan sonra dedim Cem binbaşı biliyodu dedim. Eski görev yapan personelde biliyodu dedim yani sizin tek tek isminizi söylemedim de eski görev yapan personelde orda çıkanları biliyodu dedim orda bişey konduğunu dedim. Ondan sonra bir ara bizim odada durdu çuvallarla durdu açıkta dedim. Ondan sonra tekrar geri gitti oraya dedim.

Ertunç; Onu oraya verdikten sonra tekrar geri mi öbür tarafa gitti onlar gitmişti bir ara

Erdinç: Oraya verdikten sonra mı

Ertunç: Evet ben çıkardım verdim ya size

Erdinç: Evet sen çıkardın verdin sonra tekrar onlar oraya geri gitmiş. Ondan sonra Cem binbaşı tekrar çağırdı beni ya dedi bunlar dedi alın burdan ne yapacaksanız yapın falan dedi. Dedim bana ne söylüyon dedim ya benim mi onlar dedim bana ne söylüyosunuz dedim ben, ondan sonra Kemalettin´e diyor ki ya o zaman koyalım şöyle bi yerde dursun diyo bana.

Ertunç: Ya ne geri zekalı adam ya

Erdinç: Müdüre söyledim diyor müdür şey yapmadı bana ne diyor o da müdür ilgilenmiyorsa ben mi ilgilenecem dedi.

Ertunç : Müdür niye ilgilenecek müdürün ne alakası var ya

Erdinç: Müdürün bir alakası yok ama e azından şube müdürü abi yani olay ne var senin şubenle ilgili bir şey var dimi çağır bakalım adamı sor de kardeşim bunlar de neyin nesi de yani sor ne biliyim o da uzaylı gibi baktı yani

Ertunç: Ha müdür ilgilenmiyor diyen kemal değil Cem´mi?

Erdinç: Kemal Kemal müdür ilgilenmedi dedi

Ertunç: İyide sen ilgilenmezsen müdür niye ilgilensin yani dangalak

Erdinç: Hah yani onu bilen sensin yani neyin ne olduğunu bilen sensin sen kullanmışın malzemeleri yıllardan beri

Ertunç: Adam gidip anlatacak söyleyeceksin ki ona göre ne yapacaksa yapacak bir çaresine bakacak yani.

Erdinç: Ben normalde şey yaptım yani ifademi bugün verdim adli müşavire dedim ben 2007 yılının dedim ağustos ayında katıldım dedim. Katıldığımdan dedim bir ay içerisinde böyle bir adam geliyordu dedim odaya dedim. Bana Kemalettin binbaşı müsaade eder misin diyordu dedim. Ben çıkıyordum kim olduğunu da bilmiyordum dedim adamın. Sordum dedim işte Mustafa yüzbaşıya dedim o dedi dedim ya bunlar işte zamanında kullanılmış falan dedi dedim. O adamlar son zamanlan artık bunlar şutlandı.

Ertunç: Şey askeri savcımı yürütüyor bu mevzuyu

Erdinç : Ya idari soruşturma yapıyor adli müşavir soruşturma yapıyor da, yani dedim herhalde onlar kullandı şeyi dedim onların malzemeleri herhalde dedim

Ertunç: Neyse ya boş ver dedim ya canım sıkıldı baya üzüldüm ulan dedim adama yazık oldu adam oralarda emniyet emniyet falan diyince benim aklıma şey geldi Beşiktaş adliyesi bilmem ne falan diye oralardasınız zannettim yani

Erdinç: Ya belki oralara gideriz abi ifade vermeye bilmiyoruz ki şimdi yani

Ertunç: Ya bitek ifade verilmeye gidilsin yani sorun olmazda

Erdinç: Askeri savcılıkta olsa olay biliyosun yani bi tane kurban ararlar genelde o şey olur zaten hep yukardakiler ben görmedim duymadım der hemen satıverir seni, bizim kurumu biliyosun

Ertunç: Tabi canım, yani o olayın kime geleceği dönüp dolaşıp kime kitlemeye çalışacakları belli zaten askeri savcılıkta. ( Aktifhaber)

(21 Şubat 2011, 17:06)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

SES KAYITLARINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Donanma´da zemine gizlenmiş 10 çuval belge manşetlerimiz

Flaş!!! Donanma´da arama: 10 çuval belge

BALYOZ İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Balyoz Planı manşetlerimiz

Ergenekon sanıklarının ses kayıtları manşetlerimiz

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3004    yazdır/print


 

Rezaleti çıkaran kılıfını hazırlar: Laikliği savunuyoruz

Yargıtay 8. Ceza Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan´a ait olduğu iddia edilen ses kaydı hukukçuları ayağa kaldırdı. Önceki gün internete düşen kayıtta, dosya takipçisiyle konuşan Yargıtay üyesinin ´Onama kararı mı istiyorsunuz?´ sorusu dikkat çekmişti. Konuşmaları skandal olarak tanımlayan hukukçular, yaşananların yüksek yargıya leke sürdüğünü vurguladı. ´Ses kaydı içimizi sızlattı´ diyen baro başkanları, yargı tarafsızlığına gölge düşüren Aktan´ın istifa etmesini istedi. Dün yaptığı açıklamada ses kaydını reddetmeyen Aktan ise laikliği savunmaya devam edeceğini söyledi. Aktan, bir avukat arkadaşının yargı bağımsızlığıyla ilgili makale istediğini, işlerinin yoğunluğu nedeniyle hazırlayamadığını, buna ilişkin konuşmaların farklı anlamlara çekildiğini savundu. Aktan´ın bu savunması hayretle karşılandı. Gündemde laiklik olmadığı ve ses kaydında açık bir rezalet belgelendiği halde Aktan´ın laikliği öne sürerek kendisini savunması tepki çekti. Rezalete Yargıtay´ın sessiz kalması, Aktan hakkında işlem yapmak yerine ses kaydını yapanların bulunmasını istemesi de tepki çekti. Ortaya çıkan tüm bu gelişmeler Ergenekon terör örgütlenmesinin Yargıtay´da uzantıları olduğu iddialarını bir kez daha gündeme getirdi.

Rezaleti çıkaran kılıfını hazırlar: Laikliği savunuyoruz!

Yargıtay 8. Ceza Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan´a ait olduğu iddia edilen ses kaydı hukukçuları ayağa kaldırdı. Önceki gün internete düşen kayıtta, dosya takipçisiyle konuşan Yargıtay üyesinin ´Onama kararı mı istiyorsunuz?´ sorusu dikkat çekmişti. Konuşmaları skandal olarak tanımlayan hukukçular, yaşananların yüksek yargıya leke sürdüğünü vurguladı. ´Ses kaydı içimizi sızlattı´ diyen baro başkanları, yargı tarafsızlığına gölge düşüren Aktan´ın istifa etmesini istedi. Dün yaptığı açıklamada ses kaydını reddetmeyen Aktan ise laikliği savunmaya devam edeceğini söyledi. Aktan, bir avukat arkadaşının yargı bağımsızlığıyla ilgili makale istediğini, işlerinin yoğunluğu nedeniyle hazırlayamadığını, buna ilişkin konuşmaların farklı anlamlara çekildiğini savundu. Aktan´ın bu savunmasıhayretle karşılandı. Gündemde laiklik olmadığı ve ses kaydında açık bir rezalet belgelendiği halde Aktan´ın laikliği öne sürerek kendisini savunması tepki çekti. Rezalete Yargıtay´ın sessiz kalması, Aktan hakkında işlem yapmak yerine ses kaydını yapanların bulunmasını istemesi de tepki çekti. Ortaya çıkan tüm bu gelişmeler Ergenekon terör örgütlenmesinin Yargıtay´da uzantıları olduğu iddialarını bir kez daha gündeme getirdi.

Dailymotion.com sitesinde yayınlanan ortam dinlemesi kaydında dosya takipçiliği yapan bir şahıs, Hamdi Yaver Aktan´dan bir davayla ilgili ´bozma kararı´ talep ediyordu. Yargıtay 16. Hukuk Dairesi´ndeki bir dava için de aynı istekte bulunan kişi, bunların bir an önce neticelenmesi gerektiğini söylüyordu. Sözümüzde duruyoruz da yani yetişmiyor ama... diyen Yargıtay üyesinin Onama mı istiyorsunuz? sorusuna söz konusu şahıs, Bozma, bozma. İki yıl ceza almışlar ya... İsim yazıyorum ha. karşılığını veriyordu. Hukukçuları üzen ise kararın talep edildiği şekliyle Yargıtay´dan çıkmış olması.

Kim demiş Yargıtay sessiz diye: Konuşana değil kaydedene suç duyurusu yaptı!

Yargıtay Başkanlığı, basında yer alan, bazı Yargıtay üyelerine ait ses kayıtları nedeniyle Yargıtay binası ve telefonlarının dinlenip dinlenmediği konusunun araştırılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulundu. Yargıtay Genel Sekreteri Salih Kocalar imzasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´na gönderilen yazıda, basında yer alan haberlerde Yargıtay´da telefon ve ortam dinlemesi yapıldığına yönelik bilgilerin yer aldığı belirtildi. Yazıda, konunun araştırılması ve ilgililer hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılması istendi.

Derhal soruşturma açılmalı

Karabük Baro Başkanı Rıdvan Erdoğan: Ses kaydı konuşmaları hukuk tarihine geçecek büyük bir skandalı ortaya koymuştur. İlgili makamların bu olay hakkında derhal soruşturma açması gerekiyor. Öncelikle ses kaydının doğru olup olmadığı ortaya konulmalı ve doğru çıkması halinde sorumluların derhal açığa alınarak en ağır cezanın verilmesi gerekiyor. Yargının bağımsız ve tarafsızlığına gölge düşürecek bu tür olaylara asla göz yumulmamalıdır. Vatandaşın adli makamlara olan güveninin korunması için gereken her şey yapılmalıdır.

Derhal görevi bırakmalı

Çankırı Baro Başkanı İdris Şahin: Halen görevde olan Yargıtay üyesinin böyle bir ses kaydının ortaya çıkması talihsizlik ve utanç vesikasıdır. Ses kaydının gerçekten tespit edilmesi halinde Yargıtay 8. Ceza Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan´ın derhal görevini bırakması gerekir. Zira bu davranış toplumun hiçbir kesimi tarafından kabul edilemez. Ses kaydı hukuk ve yargı adına kara bir lekedir.

Vatandaşın hukuka güveni kayboluyor

Düzce Baro Başkanı Ali Dilber: Böyle bir ses kaydı gerçekten varsa hukuk adına çok vahim bir durum. Yargıtay 8. Ceza Dairesi üyeliğine kadar yükselmiş bir arkadaşımızın böyle bir olay içerisinde bulunması kabul edilebilecek bir olay değil. Bu olay bir yerde Yargıtay´ın tıkandığını gösteriyor. Bu ve buna benzer olaylar, vatandaşın hukuka az olan güvenini tamamen yitirmesine neden oluyor. Yargıtay´daki ceza dairesi sayısı artırılırsa bu tür olayların azalacağına inanıyoruz.

Çürük elmalar ayıklanmalı

Yozgat Barosu Başkanı Avukat Yusuf Başer: Yargıtay üyesi Hamdi Yaver Aktan´ın, internete düşen ses kayıtları hakkında sessiz kalması hukukçu olarak içimizi sızlatıyor. Yargıtay´da dava dosyalarının sipariş usulü onanması ve bozulmasına karar verilmesi, hukuk adına talihsizlik. Bu olaydan sonra kurumun başında olan kişinin de, çürük elmaların da ayıklanması gerektiğine inanıyorum. Yargıyı temsil makamında olanların günlük ve siyasi polemiklerin dışında kalarak, vatandaşların nezdinde yargının saygınlığını artıracak işlerle uğraşması gerekir.

Yargıtay´ın sessizliği çok kötü

Demokrat Hukukçular Derneği Başkanı Halil Doğan: Yargıtay üyesi Yaver Aktan ile ilgili iddialar, ses kayıtları maalesef yargıdaki bozulmayı, kokuşmayı gözler önüne seriyor. Cihaner hakkındaki davada alelacele karar veren Yargıtay daha önceki ses kayıtlarından dolayı Aktan hakkında henüz bir soruşturmayı neticelendirmemiştir. Yargıtay dava yükü altında inim inim inlerken, Yargıtay üyelerinin gerek ideolojik duruş göstererek gerekse şahsi menfaatler için yargılamayı etkilemeye çalışması çok kötü.

Başkanlık Divanı işlem başlatmalı

Adalet ve Hukuk Derneği Başkanı Ayhan Gültekin: Adliyelerde Adalet mülkün temelidir yazısı bulunuyor ancak uygulamada bazı yargı görevlileri bu konuya yeterli hassasiyeti göstermiyor. Hamdi Yaver Aktan´la ilgili Yargıtay Başkanlık Divanı´nın işlem başlatması gerekiyor. Bu, adaletin tesis edilmesi için şart. Konunun üzerine ciddiyetle gidilmesi gerekiyor. Önemli bir makamda oturan birisi hakkında ciddi ithamlar bulunuyor. Bu ithamların doğru olması halinde söz konusu yargı üyesinin istifa etmesi gerekir.

İddialar laikliği savunmaktan şahsımı alıkoyamaz

Daha önce de referandum sürecinde, ´Öcalan´a ihtiyaç var´ şeklindeki ses kaydıyla gündeme gelen Yargıtay 8. Daire Üyesi Hamdi Yaver Aktan, dün iddialara ilginç bir biçimde cevap verdi. Ses kaydındaki konuşmaları reddetmeyen Yargıtay üyesi, bir avukat arkadaşının yargı bağımsızlığıyla ilgili makale, yazı istemesi ve işlerinin yoğunluğu nedeniyle hazırlayamadığına ilişkin konuşmasının göreviyle birleştirilerek yansıtıldığını ve farklı anlamlara çekildiğini belirtti. Aktan, Hayasızca sürdürülen kampanya, ulus-devlet, laiklik gibi Cumhuriyetimizin temel değerlerini savunmaktan şahsımı alıkoyamayacaktır.´ ifadelerini kullandı. ( Zaman)

Danıştay başkanı Birden de suspus

Adli ve İdari Yargı sınavlarını iptal eden Danıştay´ın başkanı Mustafa Birden ise Adalet Bakanı´nı özür dilemeye davet etmişti. Birden, kendisine yönelttiğimiz, “´Onama mı bozma mı istiyorsun?´ diyen bir Yargıtay üyesi, millet adına karar verebilir mi? Söz konusu Yargıtay üyesinin milleten özür dilemesi ve istifa etmesi gerekmez mi?” sorularına cevap vermedi.

Dosyayı karartma

İddiaların internete düşmesinin ardından Yargıtay´ın internet sitesinde yer alan dosya sorgulama bölümünün ulaşılamaz hale gelmesi dikkat çekti. Dosya sorgulama bölümüne girildiğinde, “Bu web sitesi tarafından sunulan güvenlik sertifikası güvenilir bir sertifika yetkilisi tarafından verilmedi. Bu web sayfasını kapatmanızı ve bu web sitesini kullanmamanızı öneririz” yazısı çıkıyor. Her gün ulaşılabilen dosya sorgulamanın birden hizmet dışı hale gelmesi karartma şüphesini akıllara getirdi.

“Görevde kalması mümkün değil”

Hukukçular, Yargıtay Üyesi Aktan´a onuruyla istifa etmesi çağrısında bulundu. Yeni Akit´e konuşan Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı Sinan Kılıçkaya, Aktan´ın ifadelerinin çok vahim olduğunu belirterek, “Bu konuşmalar gerçekten yapılmış ve dava bu yönde sonuçlanmış ise bir hukukçu için tam bir faciadır” dedi. Kılıçkaya, “Demokratik bir devlette böyle bir hakimin görevde kalması mümkün değildir. Her ne olursa olsun kendisinin görevinden istifa etmesi gerekir” diye konuştu.

“İstifa etmeli”

Adalet Gönüllüleri Derneği Genel Başkanı Avukat Emre Yurtalan ise tahliyeler konusunda feryat eden Yargıtay Başkanlığı´nın bu konuda çok ciddi bir soruşturma başlatması gerektiğini söyledi. Geçmişte bir çete üyesi ile telefonda görüştüğü ortaya çıkan bir Yargıtay Başkanı´nın istifa ettiğini hatırlatan Yurtalan, “Eğer bu görüşmeler gerçek ise derhal soruşturma açılması gerekir. Halk arasında, herkes para vererek istediği kararı verdirebilir veya bozdurabilir, diye biliniyor artık. Söz konusu Yargıtay üyesinin istifa etmesi ve hakkında ceza soruşturması açılması gerekiyor” diye konuştu.

Aktan´ın ilk ses kaydı değil

Yargıtay üyesi Hamdi Yaver Aktan, daha önce de Ergenekon davalarını sekteye uğratmak, delilleri etkisizleştirmek ve sanıklara yardım etmek için çaba göstermekle gündeme gelmişti.

“Tüm sanıklar tahliye edilecek”

Aktan, daha önce de internete düşen ses kaydında, Ergenekon´un Erzincan ayağıyla ilgili davanın sanıklarından Başsavcı İlhan Cihaner´i kurtarma operasyonunda gündeme gelmişti. “Cihaner´i kurtaran Yargıtay başkanı olur” diyen Aktan, bu süreçte izlenecek yolu şöyle özetliyordu: “Dosyayı birleştirdikten sonra önce tüm sanıklar tahliye edilecek. Sonra biraz uzatıp dosya kapatılacak. Burada tahliye kopartmaya bakmak lazım, bir buçuk ayı yedik.”

“Ergenekon´un yargıdaki başı”

İnternete düşen bir ses kaydında ise Hamdi Yaver Aktan hakkında şöyle söz ediliyor: “Hamdi Yaver Aktan çok enteresan bir adam. İyi hukukçu. Ergenekon´un Yargıtay´daki başı gözüyle bakılıyor ona. Yani Yargıtay´da bir dava açılsa ilk gidecek Hamdi Yaver Aktan. Ama bunu da şöyle algılıyorum ben. Bu da pusmuş durumda.”

“Öcalan´a ihtiyacımız var”

Aktan´ın internete düşen ve kendisinin de kabul ettiği bir diğer ses kaydında, referandum sürecinde teröristbaşı Öcalan´a ihtiyaç olduğunu söylediği ortaya çıkmıştı. Aktan, şöyle diyordu: “Kürtler istediklerini almak için diretecekler. Ulan batıyorlar ya... Anayasa´ya, tam bir kaos olsun, bu kaostan ben yararlanıyorum. Ben birkaç yerde söyledim. Askerlere de söyledim. Bunlara ihtiyacımız var, yani ´evet´ dediği anda gidiyor bu iş... Abdullah Öcalan´a çok ihtiyaç var şimdi.” ( Yeni Akit)

Yargıtay´da küfürlü kaset depremi

Yüksek yargıya ilişkin skandal ses kayıtlarının ardı arkası kesilmiyor. Dün Yargıtay´ın iki daire başkanı arasında geçtiği iddia edilen ve Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker´e çok ağır küfür içeren bir ses kaydı yayınlandı. 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker ile 7. Hukuk Dairesi Üyesi Ulvi Yüksel´in konuşmalarını içerdiği iddia edilen ses kaydında, Yargıtay Başkanı Gerçeker ile 9. Ceza Daire Başkanı Mahmut Acar´a ağza alınmayacak küfürler savruluyor.

Ağza alınmayacak küfürler

Bazı Yargıtay üyelerinin, davaların kapatılması için planlar yapması, mafya üyeleri hakkında verilen hapis cezalarını bozması karşısında sessiz kalan Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker´in kendisi hakkında ağır hakaret ve küfürler içeren ses kaydı karşısında nasıl tepki vereceği merak ediliyor. Dailymotion isimli video paylaşım sitesinde yayınlanan ses kaydındaki Yargıtay 11. Ceza Dairesi´nin başkanı kamuoyu tarafından yakından tanınıyor. Ergenekon yapılanmasının Erzincan ayağının soruşturulduğu Terör Örgütü davasının tutuklu sanığı olan eski Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner´i tahliye etmesi ve dosyayı kapatması karşılığında Yargıtay Başkanlığına getirileceği vaat edilmişti. Yargıtay 8. Daire üyesi Hamdi Yaver Aktan´a ait olduğu iddia edilen bir başka ses kaydında terör örgütü davasının bir numaralı sanığı eski 3. Ordu halen EDOK Komutanı olan Orgeneral Saldıray Berk ile iki numaralı sanığı eski İlhan Cihaner olan 14 sanığın dosyası Yargıtay´da birleştirilmiş ve sanıkların tamamı tahliye edilmişti.

HSYK üyeliğine seçilmişti

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker´e ağza bile alınmayacak küfürler eden Yargıtay 7. Daire Üyesi Ulvi Yüksel, Yargıtay kontenjanında HSYK asil üyeliğine seçilmişti. 3. asıl üye olarak belirlenen Ulvi Yüksel, halen HSYK üyesi olan Ali Suat Ertosun´un seçildiği tarihten itibaren başlayan 4 yıllık görev süresi dolduktan sonra kalan HSYK üyeliği süresini tamamlayacak. 6 Mayıs 2012 tarihinde görev süresi dolacak olan Ertosun´un yerine HSYK´da 2014´e kadar görev yapacak. Ulvi Yüksek hakim ve savcıların disiplin cezalarına karar veren HSYK 2. Dairesi´nde görev yapan Ali Suat Ertosun´un yerine görev yapacak. ( Yenişafak)

Yargıtay, bu üyeye isyan etmeli değil miydi?

Ali İhsan Karahasanoğlu (Yeni Akit): Caddenin ortasındaki büfeden tost alır gibi, Yargıtay´dan karar ısmarlıyorsun. Suçüstü niteliğindeki konuşmaların ses kaydı internete düşüyor. Sesin sahibi olan Daire Üyesi´nden çıt yok! Çıkıp da bir açıklama yapmıyor: “Yaptık bir halt. Bırakın peşimizi. Alın istifa dilekçem. Herkes hata yapabilir. Ben de hata ettim. Daha fazla üzerime gelmeyin!” Kendisi susuyor. “Bu halk enayidir. İki gün tartışır, üçüncü gün herşeyi unutur” diyor.

Aktan´ın arkadaşları da susuyor

Daire´deki arkadaşlarından da tık yok! Oysa, Daire´deki arkadaşları isyan etmeliydi: “O kararların altında, sadece senin değil, bizim de isimlerimiz, bizim de imzalarımız var. Sen bizim adımıza, bir kararın hangi yönde oluşacağı konusunda, başkalarına nasıl söz verirsin? Bizi konu mankeni pozisyonuna nasıl düşürürsün. Biz özgür irademizle, hukuk neyi gerektiriyor ise, o yönde karar vermek için buradayız. Sen bir dava sahibine, ´Onama mı istiyorsun, bozma mı?´ cümlesini söylemen, bize en galiz küfürlerle sövmenden daha ağır bir hakaret. Biz seninle artık çalışmayız beyim.Ya istifa et, ya da bizler istifa ediyoruz” demeleri gerekirdi. Ama tek kelime yok.

Daire başkanının şöyle davranması gerekmez miydi?

Daire´deki arkadaşlarından ses çıkmadığı gibi, sorumluluk makamındaki Daire Başkanı´dan da tek kelime yok. Oysa; değil ertesi günü, internette bu haber yayınlanır yayınlanmaz, Daire Başkanı basın toplantısı düzenlemeli idi. “Bu Daire´deki tüm dosyalar, benim ön incelememden geçer. Tetkik hakimine havale edilir. Bir Daire Üyesi, benim bilgim olmadan, dosyalar hakkında kararların ne yönde oluşacağı şeklinde sohbetler edemez. Burası köfteci dükkanı değil. Burası Yargıtay! Hemen işlem başlattım. Daire´mizin bu üyesini, şu an itibariyle karar görüşmelerine almıyorum. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu´nun kararı gelinceye kadar da almayacağım” demeli idi. Daire Başkanı´ndan da bir ses çıkmadı.

Yargıtay başkanı ise zaten alışık!

Yargıtay Başkanı mı? O, bu tür olaylara zaten alışık! Yargıtay Başkanı, önceki ses kayıtları için de günlerce sessiz kalmış, sonrasında da zoraki olarak şu açıklamayı yapmıştı: “Soruşturma sürüyor. İnceleyeceğiz. Şu an bir şey söyleyemem!.” Üzerinden üç ay geçti.. “Şu an söylenemeyecek şey”, bir türlü söylenecek hale gelemedi! Geleceği de yok zaten!

Ses kaydının yasal değil ise alın size yasal soruşturma

Bu arada, Yargıtay´ın tüm itibarı sıfırlanıyor.. Vatandaşta, “Demek ki hak-hukuk hikâye.. Bul adamını, git al kararını” anlayışı hakim oluyor. Yargıtay Başkanımız ise, bu duruma seyirci kalıyor.. Olacak iş mi bu? Söyleyin Sayın Başkan.. Değil Yargıtay´da, en sıradan bir kurumda bile, böyle bir rezalet yaşanırsa, yetkililer sessiz kalabilir mi buna? Bir Daire üyesi, çıkmış karar pazarlığı yapıyor. Köfte-piyaz siparişi alır gibi, karar siparişi alıyor. Konuşma, yasal dinleme olabilir. İllegal dinleme olabilir. Ortam dinlemesi olabilir. Tesadüfen elde edilen bir dinleme kaydı olabilir. Bunların hepsi ayrıntı. Bu kayıtların illegal olması sebebi ile işlem yapmıyorsanız, ben size legalini de çıkartırım. Legal kayıtlardaki tüm bilgileri toplayın. Somut delillerle karşılaştırın. Mesela? Mesela, dinleme kaydındaki, belirtilen tarihte Yargıtay binasına giriş kameralarını alın tetkike. Ziyaretçi isimlerini alın takibata. Sorun Aktan´ın sekreterine.. Kim ziyaret etmiş, Hamdi Yaver Aktan´ı, bulun. Bu da mı, illegal delil? Arkasından, aynı kişinin, Çarşamba günü İstanbul´a uçup uçmadığını, havayolu şirketlerine sorun. Alın bilgiyi... Arkasından, somut dosya numarasını alın tetkike.. 2008/2083 esas sayılı dosyada, kimlerdir sanık, kimlerdir müşteki, kimlerdir avukat? Hamdi YaverAktan´a gelen ziyaretçinin ismini alın, koyun karşı karşıya.. Bunlar da mı, illegal delil? Devam edin: Ses kaydındaki şahsın kendisine sorun, “Belirtilen tarihte, Hamdi Bey´i ziyaret ettiniz mi?” Versin cevabını. İnkâr mı ediyor? Kamera kayıtlarını koyun önüne. Bakın, gördünüz mü; nasıl toplanıyormuş legal deliller! Böylece.. İllegal dediğiniz dinleme kayıtlarına göre değil, güvenlik kameralarına göre işlem yaptınız. Şahitlerle, resmi belgelerle işlem yaptınız. Esas aldığınız her şey, legal kayıtlar! Haydi bakalım görelim.. Derdiniz legalde kalmak ise, işte legal deliller. Derdiniz üyeyi korumak ise.. Ona diyecek söz yok zaten! ( Ali İhsan Karahasanoğlu / Yeni Akit)

(13 Ocak 2011, 10:38)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

YARGITAY ÜYESİ AKTAN´IN ´ONAMA MI BOZMA MI SEN SEÇ´ SES KAYDINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

YARGITAY BAŞKANINA AĞIR KÜFÜRLER SAVRULAN SES KAYDINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

Onama-bozma rezaleti: Yargıtay Başkanı şimdi konuş

Yargıtay´dan rezalete değil deşifreye suç duyurusu

Yargıtay´dan kolaylık: Onama mı bozma mı, sen seç

Hamdi Yaver Aktan´la ilgili manşetlerimiz

Yargıda Kontrgerilla örgütlenmesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2784    yazdır/print


 

Yargıtay´dan kolaylık: Onama mı bozma mı, sen seç

Bir Yargıtay üyesine ait şok ses kaydı, Yargıtay´da işlerin nasıl yürüdüğünü, duruma göre davaların nasıl hızlandırıldığını ya da yavaşlatıldığını, hatta onama ya da bozma kararının yandaş kişilerin tercihlerine bırakıldığını gösteriyor. Benzer ses kayıtları daha önce de ortaya çıkmış, Yargıtay Başkanı Gerçeker iddiaların soruşturulduğunu ve gerekenin yapılacağını açıklamıştı. Ancak ses kayıtlarının, yasal elde edilmediği gerekçesiyle suçlanması dışında hiçbir gelişme olmadı ve olaylar örtbas edilmeye bırakıldı. Hizbulkontra ve PKK gibi terör örgütü sanıklarının tahliye edilmesi skandalında tartışmaların odağına oturan Yargıtay, dava dosyalarını ihmal ettiği ve tahliyelere neden olduğu suçlamalarını kabul etmeyerek hükümeti yargıtayın işlerini kolaylaştırıcı tedbirler almamakla itham ediyor.

Yargıtay´dan kolaylık: Onama mı bozma mı, sen seç!

Bir Yargıtay üyesine ait şok ses kaydı, Yargıtay´da işlerin nasıl yürüdüğünü, duruma göre davaların nasıl hızlandırıldığını ya da yavaşlatıldığını, hatta onama ya da bozma kararının yandaş kişilerin tercihlerine bırakıldığını gösteriyor. Benzer ses kayıtları daha önce de ortaya çıkmış, Yargıtay Başkanı Gerçeker iddiaların soruşturulduğunu ve gerekenin yapılacağını açıklamıştı. Ancak ses kayıtlarının, yasal elde edilmediği gerekçesiyle suçlanması dışında hiçbir gelişme olmadı ve olaylar örtbas edilmeye bırakıldı. Hizbulkontra ve PKK gibi terör örgütü sanıklarının tahliye edilmesi skandalında tartışmaların odağına oturan Yargıtay, dava dosyalarını ihmal ettiği ve tahliyelere neden olduğu suçlamalarını kabul etmeyerek hükümeti yargıtayın işlerini kolaylaştırıcı tedbirler almamakla itham ediyor.

Yargıda işlerin nasıl döndüğünü gözler önüne serecek şok bir ses kaydı gündeme bomba gibi düştü. dailymotion.com´a düşen ses kaydındaki kişinin Yargıtay Üyesi Hamdi Yaver Aktan olduğu ileri sürülüyor. Bu isim daha önce de pek çok kez benzer şekilde gündeme gelmişti. Ergenekon davalarını sekteye uğratmak, delilleri etkisizleştirmek ve sanıklara yardım etmek için çaba göstermekle suçlanan Hamdi Yaver Aktan, Orgeneral Saldıray Berk ve eski Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner dosyasının hukuka aykırı bir şekilde Yargıtay´a getirtilmesiyle bütün sanıkların tahliye edilmesi sürecinde aktif rol almış bir isim olarak gösteriliyor. Aktan ile diğer bir yargıtay üyesi arasında geçen ve medyaya yansıyan son ses kayıtlarından birinde, referandumda ´hayır´ çıkması için Kürt oylarının garanti altına alınması ve bunun için de BDP´yle işbirliği yapılması isteniyordu. ´Referandumda hayır için Öcalan´a ihtiyaç var´ denilen ses kaydında, bu işbirliği teklifini BDP´li yetkililere, Ergenekon sanığı Başsavcı İlhan Cihaner´in avukatı Turgut Kazan´ın ilettiği iddia ediliyordu. Aktan bu şok ses kaydını daha sonra kabul etmiş, ancak entellektüel bir analiz olduğunu iddia etmişti.

Hamdi Yaver Aktan yine sahnede

Yeni ses kaydında Yargıtay 8. Ceza Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan olduğu ileri sürülen kişi, bir dosya ile ilgili olarak karşısındaki kişiye “Onama mı istiyorsun, bozma mı?” diye soruyor, ardından da “Yaz şuraya” diyor. Bu görüşmenin 2010 yılı Haziran ayında, Hamdi Yaver Aktan´ın odasında geçtiği belirtiliyor. Ses kaydındaki diğer kişinin kimliği ise bilinmiyor. Meçhul şahıs Aktan olduğu ileri sürülen kişiyi sözünde durmamakla, işi geciktirmekle suçluyor. Ve 8. Ceza Dairesi´nde temyiz incelemesinde bulunan dosyasının bozulması talebinde bulunuyor.

İşte şok konuşma

Hamdi Yaver Aktan : Yav sen erken geldin, öğleden sonra hazırlayacaktım.

X : Allahım Yarabbim yaa. Bi daha öğleden sonra ben buraya gelmem ya hemen yaz hadi..

HYA : Ya hazz..(hazırlayamadık) şey yapamadık, acele etme ya.

X : Hemen.. O zaman Çarşamba günü alırım.

HYA : Tamam yaa, çok boğma..

X : Üyeliğini ispat et.. Bi adam sözünde duracak yaa.

HYA : Sözümüzde duruyoruz da yani yetişmiyor ama.

X : Yargıtay üyesi, Yargıtay başkanı... öldürecem ben sizin hepinizi... 2008´e 20 83 (8. Ceza Dairesinde temyiz incelemesinde bulunan Dairenin 2008/2083 esas sayılı ceza dosyası) sayılı ...´in mafya dosyası var ya, incelemede ha

HYA : Nerde

X : Sende. 2008´e 2083.

Onama mı istiyorsunuz bozma mı?

HYA : Onama mı istiyorsunuz?

X : Bozma , bozma. İki yıl ceza almışlar ya... İsim yazıyorum ha.

X : Senin 16. Hukukta (Yargıtay 16. Hukuk Dairesinde) tanıdığın var mı ?

HYA : Neresi?

X : 16. Hukukta.

HYA : Vardır.

X : Bi de onu da vereyim de onu da söyle. O da bozulmalı bak... Tetkik hakimine gitmiş....davası. Beni öldüreceksin sen ya..

Sen onları yaz da, bozma onama diye de yaz bana

HYA : Sen onları yaz da, bozma onama diye de yaz bana.. Şimdi ben onları şimdi şey yapamam da (aklımda tutamam)..... -kağıt sesleri- ...

HYA : Şuraya yaz.

X : ... diye yazıyorum.

HYA : Memnun musun değil misin yaz oraya.

HYA : Niye bozma istiyorsun, madem mahkum etmişler adamı?

Herifler belalı herifler, anladın mı? Silahtan milahtan

X : Hayır; herifler belalı herifler, anladın mı? Silahtan milahtan, mesken masuniyetini ihlal mihlal demişler

HYA : (fısıldayarak konuşuyor) ... konuşmuştuk ama. Tamam.

X : Çarşamba günü gelip alıyorum, öğleyin. Madem ben.. Gece İstanbul´a gidiyorum.

HYA : Tamam, yarın hazırlayacağım

X : Gece İstanbul´a, gece İstanbul´a gidiyorum bak.

HYA : Tamam hadi güle güle.

X : Üldürürüm seni.

HYA : Tamam.

X : Hih hihh hiii

X : Ne oldu anayasa geçiyo, lak diye geçirecekler.

HYA : Okudun mu Cumhuriyet´teki şeyimi,

X : Senin yazını

HYA : Röportajımı.

X : Ver.

HYAI : Yok nerde bulacağım, bende bir tane kendimin ki var.

X : Fotokopi çektir bana ver. Ne o anayasa ile ilgili mi? Hemen çektir bana çabuk.

HYA : Röportajımı, al fotokopisini.

X : Hadi öpüldün canım.

HYA : Güle güle.

X : Onları ara bak, 16. Hukuğu ara, tetkik hakimini...

HYA : Tamam

NOT: Bu ses kaydında sözü edilen 8. Ceza Dairesi´nin 2008/2083 E. Sayılı dosyanın temyiz incelemesi tamamlanmış ve mahkemenin kararı ses kaydında talep edildiği gibi 07.07.2010 tarihinde BOZULMUŞTUR. Bu karar Yargıtay´ın internet sayfasında (www.yargitay.gov.tr) Dosya Sorgu bölümüne girilip 8. Ceza Dairesi´nin 2008/2083 Esas numarası sorgulandığında kararın, 8. Ceza Dairesi tarafından bozulmuş olduğu görülebilir. ( Habervaktim)

Bozma kararını veren heyete Aktan başkanlık etmiş

12 Ocak 2011: Dailymotion.com sitesinde yayınlanan ortam dinlemesi kaydında yüksek yargıdaki dosya takipçiliğini ortaya koyan ifadeler yer alıyor. Kimliği belirsiz şahıs, Aktan olduğu ileri sürülen kişiden, bir davayla ilgili ´bozma kararı´ talep ediyor. Yargıtay 16. Hukuk Dairesi´ndeki bir dava için de aynı istekte bulunan şahıs, bunların bir an önce neticelenmesi gerektiğini söylüyor. Sözümüzde duruyoruz da yani yetişmiyor ama... diyen Yargıtay üyesinin Onama mı istiyorsunuz? sorusuna söz konusu şahıs, Bozma, bozma. İki yıl ceza almışlar ya... İsim yazıyorum ha. karşılığını veriyor. Karar, talep edildiği şekliyle Yargıtay´dan çıkmış. Yargıtay kayıtlarından, Ardeşen Asliye Ceza Mahkemesi´nin sanığa ceza veren kararının Aktan´ın üye olduğu 8. Ceza Dairesi´nce bozulduğu anlaşılıyor. Kararı veren heyete, başkan vekili sıfatıyla Aktan´ın başkanlık ettiği de ortaya çıktı. Daire, silah kaçakçılığı suçlarına bakıyor.

Yargıtay, Aktan´ın ses kaydı soruşturmasında bir arpa boyu yol alamadı!

Yargıtay 8. Ceza Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan´ın adı daha önce de internete düşen ses kayıtlarıyla gündeme gelmişti. Aktan, Ergenekon örgüt üyeliğinden yargılanan eski Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner´in davasının Yargıtay´a alınıp kapatılmasından bahsetmişti. Yargıtay 11. Ceza Dairesi de Aktan´ın planı doğrultusunda Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi´nin dosyanın aslını bile göndermesini beklemeden fotokopi belgelerle Cihaner ile tüm sanıkların tahliyesine karar vermişti. Aktan, referandum sürecinde sandıktan hayır çıkması için terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan´a ihtiyaç olduğu yönündeki sözleriyle de dikkat çekmişti. Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Aktan´ın Cihaner davasına müdahale ettiği iddialarıyla ilgili soruşturma başlatıldığını açıklamıştı. 2010 Mayıs ayında başlayan Yargıtay soruşturmasından hâlâ sonuç çıkmadı. Yargıtay çevreleri, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın Aktan´ın suç duyurusu üzerine yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili başlatılan soruşturmanın beklendiği bilgisini verdi.

Aktan, Rize Ardeşen Mahkemesi´nin kararını bozdu

Ses kaydındaki dava Rize´nin Ardeşen İlçesi Asliye Ceza Mahkemesi´nce karara bağlandı. Mahkeme, sanık Tezcan Altay´a 6136 sayılı yasaya aykırılık, korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek suçlarından açılan davada ceza verdi. Sanık avukatının davayı temyiz etmesi üzerine Aktan´ın üye olduğu Yargıtay 8. Ceza Dairesi, eksik inceleme gerekçesiyle davayı oybirliğiyle bozdu. Dairenin, Ardeşen mahkemesinin kararını, sanığın savunmasında belirtilen jandarma komutanının kimliği araştırılarak tanık olarak dinlenilmediği gerekçesiyle bozduğu kaydedildi. Daire, tanığın dinlenmesinden sonra yeni hukuki duruma göre hüküm kurulması gerektiğini vurguladı. Yargıtay tarafından kararı bozulan Tezcan Altay´ın Çaykur Rizespor´a başkan adayı olduğu kaydedildi. ( Zaman)

Bazı medya bu olayda haber değeri görmedi!

Dün Habervaktim´de yayınlanan “Onama mı, bozma mı? Yaz şuraya” şeklindeki ses kaydı gündeme bomba gibi düştü. bugün pek çok gazetenin ana sayfasında habervaktim´in ortaya çıkardığı bu şok ses kaydı vardı. Konu Akit, Star, Yeni Şafak, Zaman´ın ana sayfasında geniş yer buldu. Hürriyet, Milliyet, Vatan, Habertürk, Akşam, Taraf gibi gazeteler ise bu skandalda haber değeri görmedi! ( Habervaktim)

Gel vatandaş gel.. Adalet dağıtılıyor burda!

Ali İhsan Karahasanoğlu (Yeni Akit): Gel vatandaş, adalet dağıtılıyor burada, gel! Yargıtay 8. Ceza Dairesi üyesi Hamdi Yaver dağıtıyor. Sen de hissene düşeni gel al.. “Bozma mı istiyon, onama mı?” Gel gel.. Burda istediğin karar verilir. İstersen yemeklik kıyma. İstersen köftelik kıyma.. Nasıl istersen.. Daire 5 üye ile toplanır, oy çokluğu ile karar verir falan.. Sen karışma yaa... Sen yaz oraya, yaz.. Onama mı istiyon, bozma mı.. Karışma artık sen.. Tost nasıl olsun? Kaşarlı mı, sucuklu mu? İstersen karışık da olur yani. Yarısını bozarız, yarısını onarız. Nasıl istersen yani.. Sen nasıl istiyorsan, öyle yaz.. Ben şimdi unuturum.. Dosya içindeki delillere bakılacak, ona göre karar verilecekmiş! Kim demiş onu? Yok canım. Hatırlı arkadaş, kağıda ne yazdıysa o! Kağıt okunacak, onama mı istemiş, bozma mı? Onama istemişse, onanacak. Bozma istemişse, bozulacak. İşte o kadar. Adalet budur işte.. Hamdi Yaver´in yüksek adaleti. O iş tamam mı? Tamam. Başka iş var mı?

İşinizin illa 8. Daire´de olması gerekmez yani

İşinizin illa 8. Daire´de olması gerekmez yani. Her türlü yemek yapılır burda.. İstersen etli ekmek. İstersen iskender kebap! İyi hatırlattın yaa. Çoban salatası bilir misin sen? Pardon yaa. Ben de karıştırdım işleri.. 16. Daire´de tanıdık var mı? Buluruz, söyle sen.. Gel vatandaş, gel.. Adalet isteyen, gelsin buraya.. İster 8. Daire´den. İster 16. Daire´den. İstersen 6987. daireden. Burası yüksek adalet dağıtılan merkez. Hamdi Yaver amcanız, kilo kilo adalet dağıtıyor. Kararın bozulmasını istiyorsanız, yazın şu kağıda. Kararın onanmasını istiyorsanız, onu da yazın, bu kağıda.. Yaz sen yaz. Hamdi Yaver yapacak o işi.. Dağıtacak adaleti.. Size.. Bize.. Hepimize.. Dosya nerde imiş? Tetkik hakiminde mi? Tamam merak etme sen. Sen İstanbul´a git, istediğin karar arkandan gelir sana.. Gel vatandaş gel.. Burası Yargıtay.. Burada adalet dağıtılıyor. Adam ceza almış. Mafya mıymış neymiş. 2 sene hapis.. Bozulsun diyor arkadaş. Yargıtay üyesi Hamdi abimiz de, “Yetiştiremedik ya.. Az daha kızaracaktı, erken geldin. Biraz bekle.. Hemen kızartıyorum köfteleri..” diyerek sakinleştiriyor misafiri. Pardon yaa! Ne köftesi, ne kızarması.. Hamdi Yaver, adalet dağıtıyor, adalet. Hazırlanacak olan da, köfte değil, Yargıtay kararı.. Gel vatandaş gel.. Burada adalet dağıtılıyor. Laik, sosyal, hukuk devletinin, temel esaslarını korumak için..

Biz sandık ki, Hamdi abimize kapıyı gösterecekler

Bu ne biçim yazı demeyin. Hamdi abimizin kasetleri ilk zirve yaptığında, ciddi ciddi oturup, “Bu nasıl Yargıtay üyesi” diye yazdık. Yargıtay Başkanı´nın, soruşturma açıp, Hamdi abimizin ifadesini aldırıp, gereğini yapmasını bekledik. Beklerken, ciddi ciddi bunalıma girdik. “Bir Yargıtay üyesi, nasıl olur da, bir sanığın dosyası hakkında nasıl karar verileceğini, bir başka dairedeki üyeye anlatır” diye şaşırıp kaldık. Hatırlayın, Cihaner´in dosyasının, fotokopi üzerinden karara bağlanmasını istiyordu Hamdi abimiz. Öyle de oldu. Biz ise sandık ki, Hamdi abimize kapıyı gösterecekler.. Tam aksine, Hamdi abi terfi etmiş. Artık misafirlerine “Sen yaz şu kağıda, ben yazdırırım o kararı” demeye başlamış! Böyle olunca, biz de işleri birbirine karıştırdık işte.. Neyse toparlayalım: “Adalet, mülkün temelidir! Her türlü karar alınır. İmza: Hamdi bey” ( Ali İhsan Karahanasoğlu / Yeni Akit)

Adalet yaz gönder, adalet cebine gelsin!

Bu da bir okuyucu yorumu: By_Ust@: Adaletmi İstiyorsunuz O Halde Adalet yaz 3949 a Pardon: H.Y.A a gönder. Adalet cebine gelsin.Hakkındaki KARAR ı beğenmediysen ona yada boz yazarak H.Y.A ya gönder.

Aktan cevap verdi: Laikliği savunmama engel olamayacaklar!

Yargıtay 8. Daire Üyesi Hamdi Yaver Aktan, dün ortaya çıkan ses kaydıyla ilgili konuştu... Bugün iPhone uygulaması ile tüm gelişmelerden anında haberdar olun! Yargıtay 8. Daire Üyesi Hamdi Yaver Aktan, Gayri ahlaki olmanın ötesinde hukuka aykırı şekilde pervasızca ve hayasızca sürdürülen kampanyanın, ulus-devlet, laiklik gibi Cumhuriyetimizin temel değerlerini savunmaktan şahsımı alıkoyamayacaktır ifadesini kullandı. Aktan, yaptığı yazılı açıklamada, bazı basın yayın organlarında, bir sanıkla görüştüğüne ilişkin çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirtti. Yalan haberin, uzun bir süredir şahsıyla ilgili süregelen ve adeta bir merkezden yapıldığı izlenimi yaratan karalama kampanyasının bir parçası olduğunu ileri süren Aktan, bugüne kadar bu tür yayınlarla hukuk çerçevesinde yaptığı mücadeleyi aynı şekilde sürdüreceğini bildirdi. Üniversite yıllarından beri tanıdığı bir avukat arkadaşının yargı bağımsızlığıyla ilgili makale, yazı istemesi ve işlerinin yoğunluğu nedeniyle hazırlayamadığına ilişkin konuşmasının göreviyle birleştirilerek yansıtıldığını ve farklı anlamlara çekildiğini belirten Aktan, şunları kaydetti: Gayri ahlaki olmanın ötesinde hukuka aykırı şekilde pervasızca ve hayasızca sürdürülen kampanyanın, ulus-devlet, laiklik gibi Cumhuriyetimizin temel değerlerini savunmaktan şahsımı alıkoyamayacaktır. Görüşmediğim sanıkla görüştüğümü söyleyebilenler attıkları iftiranın sorumluluklarını da bilmek durumundadırlar. ( AA)

(11 Ocak 2011), son güncel.: (12 Ocak 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ŞOK SES KAYDINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

Hamdi Yaver Aktan´la ilgili manşetlerimiz

10 yıllık tutukluluk süresi tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz

Yargıda Kontrgerilla örgütlenmesi

Kontrgerilla Medyası

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2771    yazdır/print


 

Gelin-Damat:Doğan,demokrasi kahramanı

Sevgili kızı Pınar Doğan ve damadı Rodrik inanmak istemese de ´asıl´ Çetin Doğan şu cümlelerde gizli: ´Toplumsal olaylarda artık acıma, bilmem ne yapma filan yok... Tepeleme var, başka bir şey yok.´ Doğan´ın yalanlayamadığı ´Balyoz´ kayıtlarında daha neler, neler var... O tarihlerde iktidara tavrı ise şöyle: ´Başbakan ile özel görüşmelerde hakaret etmek lazımdır. Bunlarla bir yere varamayız. Basının içinde iyi olanları kullanmamız lazımdır. Basından kuvvet komutanları ile beraber bu hükümete ültimatom vermek lazımdır.´ 2003 Ağustos şûrasında ise Erdoğan´a hitaben şunları söylüyor: ´TSK´nın etkinliğini ortadan kaldırmayı amaçlıyorsunuz. Bunun hesabını soracak güçler mutlaka çıkacaktır. Eğer niyet, 28 Şubat´ın intikamını almaksa pişman olursunuz, bunun hesabını sorarız.´ Pınar ve Dani Rodrik´in, veteran medya kanallarında ortalığı ayağa kaldırarak aklamaya ve demokratlığını ispatlamaya çalıştıkları Çetin Doğan bu.

Gelin damada göre Çetin Doğan demokrasi kahramanı!

Sevgili kızı Pınar Doğan ve damadı Rodrik inanmak istemese de ´asıl´ Çetin Doğan şu cümlelerde gizli: ´Toplumsal olaylarda artık acıma, bilmem ne yapma filan yok... Tepeleme var, başka bir şey yok.´ Doğan´ın yalanlayamadığı ´Balyoz´ kayıtlarında daha neler, neler var... O tarihlerde iktidara tavrı ise şöyle: ´Başbakan ile özel görüşmelerde hakaret etmek lazımdır. Bunlarla bir yere varamayız. Basının içinde iyi olanları kullanmamız lazımdır. Basından kuvvet komutanları ile beraber bu hükümete ültimatom vermek lazımdır.´ 2003 Ağustos şûrasında ise Erdoğan´a hitaben şunları söylüyor: ´TSK´nın etkinliğini ortadan kaldırmayı amaçlıyorsunuz. Bunun hesabını soracak güçler mutlaka çıkacaktır. Eğer niyet, 28 Şubat´ın intikamını almaksa pişman olursunuz, bunun hesabını sorarız.´ Pınar ve Dani Rodrik´in, veteran medya kanallarında ortalığı ayağa kaldırarak aklamaya ve demokratlığını ispatlamaya çalıştıkları Çetin Doğan bu.

Sanatçı Yılmaz Erdoğan´ın güzel bir dizesiydi: Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim. Ne kadar çok benziyor Pınar Doğan´ın babası ve Dani Rodrik´in kayınpederi Çetin Doğan´ın ´darbe planlamamış olma ihtimalini´ sevmelerine. Askerlik yaşamı boyunca demokratik hiçbir tavrı görülmemiş ve duyulmamış olan emekli ordu komutanı Çetin Doğan´ı neredeyse ´demokrasi kahramanı´ ilan edecekler. Pekiyi, Doğan´ın şu cümlelerini nereye koyacaklar: Toplumsal olaylarda artık acıma, bilmem ne yapma filan yok... Tepeleme var, başka bir şey yok.

Hem demokrat ol, hem İstanbul´un üstüne çökme planları yap! Doğan´ın yalanlayamadığı ´Balyoz´ kayıtlarında daha neler, neler var... O tarihlerde iktidara tavrı ise şöyle: Başbakan ile özel görüşmelerde hakaret etmek lazımdır. Bunlarla bir yere varamayız. Basının içinde iyi olanları kullanmamız lazımdır. Basından kuvvet komutanları ile beraber bu hükümete ültimatom vermek lazımdır. 2003 Ağustos şûrasında ise Erdoğan´a hitaben şunları söylüyor: TSK´nın etkinliğini ortadan kaldırmayı amaçlıyorsunuz. Bunun hesabını soracak güçler mutlaka çıkacaktır. Eğer niyet, 28 Şubat´ın intikamını almaksa pişman olursunuz, bunun hesabını sorarız.

Sevgili kızı Pınar Doğan ve damadı Rodrik inanmak istemese de ´asıl´ Çetin Doğan bu cümlelerde gizli. Allah´tan o dönem Genelkurmay´ın başında dirayetli bir komutan vardır. Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Mayıs 2004´te katıldığı Harp Oyunları´nda 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan´ı çağırıp Darbe hazırlığı duyumu aldım, darbeni gördüm paşa. der. Sıkıştırıp, gözdağı verir. Özkök bununla da kalmaz. Jandarma Genel Komutanlığı´ndaki bütün üst düzey subayları peş peşe tayin eder. Kudretli istihbaratçı Tuğgeneral Levent Ersöz ve Tuğgeneral Kadir Ali Esener emekli edilir.

Belgeleri, ses kayıtlarını nereye koyacaksınız?

Pınar ve Dani Rodrik´in, veteran medya kanallarında ortalığı ayağa kaldırarak aklamaya ve demokratlığını ispatlamaya çalıştıkları Çetin Doğan bu. Birazcık şuna benziyor: Ortada bir cinayete teşebbüs var. Herkes olayı görüyor. Kameralar olayı tespit ediyor. Fail elindeki silahı mağdura doğrultmuşken yakalanmış. Ama ısrarla Hayır, ben hiç adam öldürür müyüm? diyor. Elinde silah var! diyorsun, O silahla tatbikat yapıyordum. karşılığını veriyor. Ama sen daha önce de 3 kez (27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül) adam öldürdün. Bunlar belgeli, kayıtlı. dediğinizde ise Hayır, ben karıncayı incitmem! deyiveriyor. Yakınları da yeminli şahit. Olayın net karikatürü bu.

Oysa beyhude uğraşıyorlar. Binlerce ıslak imzalı belge, onlarca ses kaydı. Dev bir iddianame... Balyoz darbe planında birazcık uydurma belge olsaydı, LAW silahına ´boru´ diyebilen sabık Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ değil parmağını sallamak, dünyayı ayağa kaldırırdı. Balyoz darbe planı ´doğru mu yalan mı´nın basit bir sağlaması daha var. O da Sedat Ergin. Günlerce iddianameyi okudu. Onlarca makale yazdı. Rodrik´lerin iddialarının tutar yanı olsaydı önce Sedat Ergin bu kanıtları kaleme alırdı. Sabah gazetesinde çıkan darbe girişimi gözlem raporu sonrası Ergin ne düşündü acaba? Bence Rodrik´ler Sedat Ergin´le bir görüşmeliler. Yoksa çabalarının yalnızca sevecen ve şirin bir aile dayanışmasından öte işe yaramayacağını fark etmeyecekler. ( Veysel Ayhan / Zaman)

(07 Ocak 2011, 11:58)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İŞTE ´BALYOZ´UN TÜM SES KAYITLARI

BALYOZ İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Balyoz Planı manşetlerimiz

Sağlam deliller, çürük gelin-damadı sarstı

Gelin-damat çürük, deliller balyoz gibi

Gelin-damat çürük çıktı: İşte kozmik CD´ler

Balyoz´un ekonomi bakanı, damat Rodrik miydi?

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2759    yazdır/print


 

ŞOK ses kaydı!!! Ayağına sık ifadeye çağıran o p.. Polisin

Kendini yasaların üstünde gören küfürbaz komutanların darbe hayali ve polis düşmanlığı.. Tümg. Kaya ile Jand. Kurmay Albay Cural arasında geçtiği iddia edilen, ordunun yönetime derhal el koyması gerektiği, Ergenekon ya da balyoz soruşturmalarında ifade verme davetini getiren polise karşı onbaşının dipçik vurmaya kışkırtılması gibi dehşet verici ifadeler içeren bol küfürlü görüşmeye ait ses kaydı internete düştü.

ŞOK ses kaydı!!! Ayağına sık ifadeye çağıran o p.. polisin

Kendini yasaların üstünde gören küfürbaz komutanların darbe hayali ve polis düşmanlığı.. Tümg. Kaya ile Jand. Kurmay Albay Cural arasında geçtiği iddia edilen, ordunun yönetime derhal el koyması gerektiği, Ergenekon ya da balyoz soruşturmalarında ifade verme davetini getiren polise karşı onbaşının dipçik vurmaya kışkırtılması gibi dehşet verici ifadeler içeren bol küfürlü görüşmeye ait ses kaydı internete düştü.

Erzurum Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Yusuf KAYA ile Jandarma Genel Komutanlığı Asayiş Daire Başkanı J.Kur.Alb. İzzet CURAL arasında olduğu iddia edilen konuşmada, Genelkurmay Başkanına ve Genelkurmay İstihbarat Başkanına gıyaplarında bir askere, hatta insana yakışmayacak ve ağza alınmayacak şekilde küfür ediyorlar. Vatan savunmasına gönderilen Mehmetçiklere, kendilerini aramak isteyen polislere reaksiyon olarak, polislerin ağızlarına dipçik vurmalarını öğütlüyor, hatta bunu yapanların avukat parasını arabalarını satarak karşılayacaklarını belirtiyorlar. İşte Tümgeneral Yusuf KAYA ile J.Kurmay Albay İzzet CURAL´ın yukarıda belirtilen hususlar ile ordunun yönetime derhal el koyması gerektiğini içeren dehşet verici gizli görüşmeleri:

Tümg. Yusuf KAYA :Nasılsın iyi misin?

Alb. İzzet CURAL :Sağolun komutanım. Sizler nasılsınız. Sonunda bir mesaj geldi Genelkurmay´dan komutanım.

Tümg. Yusuf KAYA :S....sinler.

Alb. İzzet CURAL :Onu da ilave edelim dedik.

Tümg. Yusuf KAYA :S...sinler gitsinler p......ler. Ş......ler.

Alb. İzzet CURAL :İstihbarat Başkanı göndermiş. Ne şeyi varsa. (Genelkurmay İstihbarat Başkanı´nı kastediyor)

Tümg. Yusuf KAYA : Bak sana bir şey okuyayım. Akpartili demokrasi; sindirilmiş muhalefet, susturulmuş basın, güdümlü yargı ve girecek delik arayan yeni ordu.

Alb. İzzet CURAL :Bakayım komutanım ne yazmışlar girecek delik arayan ordu. Yani fare. Fare gibi delik arıyor.

Tümg. Yusuf KAYA : Yani çok basiretsiz çok ş...... (Sayın Genelkurmay Başkanı´ ına) yani çok önemli ses yok ses yok bir şey yok hani yani millet güvendiğimiz insan diyor ki komutanım diyor dışarıda hiç öyle görünmüyor ya. Çok farklı. Asker dişleri sökülmüş tek dişi kalmış canavar gibi bu mu ya bu mu millet diyor bizim şey yaptığımız ordu bu mu yani bu mu diyor. Yani biz başımıza bir şey geldiği zaman ülkeye ordumuz var. El koyar. Ülkemize sahip çıkar. Şey yapar. Yok diyor size boşuna mı güvenmişiz diyor yani vatan millet sevgisinden asla şey yapmadığımız bir şey. İnsanlar böyle söylüyor. Gördüm baktım o komplo iddialarını. Okuyamıyorum zaten tersine gitmesi lazım diyor. Ordan buraya Asker yada hükümet. Millet yaparsa darbe değil devrim yapar. Askerin elindeki güç, silah kuvvetin silahı ise yasalar asker hükümeti devirmek için darbe yapar. Hükümet ise rejimi yıkmak için yani diyor ki kuşkulu artık bir paranoya üzerinde silahlı kuvvetler ancak kesin bir şey gibi.

Alb. İzzet CURAL : Yani bu adam bile komutanım diyor ki. Devleti savunur hale geldi valla yahu.

Tümg. Yusuf KAYA :Devleti savunur duruma geldi. Yani diyor ki Polis ve Savcı TSK´ nın her an darbe yapmasından kuşkulanıyor diyor. İki bu ordunun cephane hattından tutunda araçlarının zerzevat alış verişine çıkmalarına bile diyor polisler kuşku ile görüyor. Merkez komutanlığı ile yapılacak bir telefon konuşmasında kolayca ortaya çıkarılacak açığa kavuşturulacak bir olay karakola taşınıyor medya davet edilmek diye devam ediyor.

Alb. İzzet CURAL :Komutanım işte bunları yiyip yiyip yuttuğumuz için zaten bu duruma geldik.

Tümg. Yusuf KAYA :Ayağına sıkacaksın o p......in beni götürmeye çalışıyor şey yapıyor.

Alb. İzzet CURAL : Komutanım ordaki onbaşı şöyle bir dipçik vuracak o polise, hayır efendim biz sizi şeye davet ediyoruz diyorya. onbaşı bir dibcik vuracak, vallahi billahi şerefsizim arabamı satar vermezsem. Onbaşıya oğlum şuna bir tane dipçik vur bakayım yavrum zaten kamyondasın. Ağzına böyle bakalım ne olacak komutanım. Bi bakalım ne olacak.

Tümg. Yusuf KAYA :Aha bak kimliğim bu, şeyim bu, taşıdığım şey malzeme bu sor gitme. ( pasakeyfim, aktifhaber)

(06 Aralık 2010, 19:40)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İşte şok eden ses kaydı: Dinlemek için tıklayın

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2602    yazdır/print


 

Savcı Öz´den, ´Islak imzada ben de çalıştım´ kaydına inceleme

Ergenekon soruşturması savcısı Zekeriya Öz, Albay Ünal Atabay´a ait olduğu iddia edilen ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´nın hazırlanmasında görev aldığı şeklindeki ses kaydını incelemeye aldı.

Savcı Öz´den, ´Islak imzada ben de çalıştım´ kaydına inceleme

Ergenekon soruşturması savcısı Zekeriya Öz, Albay Ünal Atabay´a ait olduğu iddia edilen ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´nın hazırlanmasında görev aldığı şeklindeki ses kaydını incelemeye aldı.

Islak imzalı belge soruşturmasını yürüten savcı Öz, ses kaydını incelemeye aldı. Polise talimat veren Öz, ses kaydının kime ait olduğunun bulunmasını istedi. Emniyetten gelecek bilgiye göre Öz´ün ses kaydının sahibini ifadeye çağırması bekleniyor. Söz konusu ses kaydının ardından Islak imzalı belge davasının tutuklu sanığı Albay Dursun Çiçek, 11 Kasım 2010´da Silivri´de görülen duruşmada İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ne dilekçe vererek ses kaydı internete düşen kişinin Genelkurmay Karargahı´nda görevli bir albay olduğunu, bu kişinin anlattığı konudan haberi olmadığını söylemişti. Çiçek, kendisi hakkında bir takım iddialarda bulunan bu kişinin mahkeme tarafından dinlenmesini talep etmişti. Kara Kuvvetleri İç Güvenlik Harekat Şube Müdürü Albay Ünal Atabay´a ait olduğu iddia edilen ve internete düşen ses kaydında, İrtica ile Mücadele Eylem Planı, ben kuvvetteyken, Genelkurmay ile kuvvetler arası sürekli görüş alışverişi yapıla yapıla hazırlanan bir plan. Ben de o plan üzerinde, ucundan kenarından çalıştım. Yani onun içerisindeki görüşlerden bir kısmı da benim görüşlerimdir. Fazla fazla şeyler vardır. Bilgi destek ile beraber çalışıyorduk. ifadeleri yer almıştı. ( Zaman)

Mahkeme ses kaydını incelemeye almıştı

Islak imza davasının son duruşmasında çok sayıda ara karar alan mahkeme heyeti, dava konusu belgenin hazırlanmasıyla ilgili yayınlanan bir ses kaydı olduğu iddia edilen Kurmay Albay Ünal Atabay´ın 2009´da Genelkurmay Karargahı´nda görevli olup olmadığının Genelkurmay Başkanlığından sorulmasına da karar vermişti. Mahkeme heyeti, bu ses kaydına ilişkin yayınlanan haberin de CD içerisinde temin edilmesi için güvenlik şube müdürlüğüne yazı yazılmasına hükmetmişti.

(27 Kasım 2010, 16:34)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ŞOK ses kaydı: Islak imzalı plan ortak.. Sızdıranlara kıyım yapılsın

İşte şok eden ses kaydı: İndirmek veya dinlemek için tıklayın (3.04MB)

Islak İmzalı ´AKP ve Gülen´i Bitirme Planı´ manşetlerimiz

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2552    yazdır/print


 

Kıbrıs bu işin üssüydü, Ergenekon hala iktidarda

KKTC´nin Rauf Denktaş´tan sonraki cumhurbaşkanı olan Mehmet Ali Talat, Ergenekon´un Kıbrıs uzantısına yönelik Ada´da yürütülen soruşturmada istenilen araştırmanın yapılamamasıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Talat, ´Kıbrıs bu işin üssüydü. Örgütün beli kırıldı ama onların destekçileri hala iktidar. Dolayısıyla soruşturmanın ilerleyememesini normal karşılıyoruz´ ifadelerini kullanıyor. Örgütün belli aralıklarla ortaya çıkıp, tarafı olmayanlara gözdağı verdiğini söyleyen Talat, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´la yaptığı telefon görüşmelerinin dinlenmesini buna örnek gösteriyor: ´Başkanla konuşmamızı yayınlamaları örgütün ne kadar ileri gittiğini gösteriyor. Zaten o bir tehditti. Erdoğan´a yönelik bir tehditti! ´Biz her şeyi biliyoruz, takip ediyoruz´ mesajı veriliyordu.´ Talat, Ergenekon´un Türkiye´de olduğu kadar bir dönem Kıbrıs´ta da aktif olduğunu anlatıyor. Örgütün Kıbrıs´taki faaliyetlerini aleni bir şekilde yürüttüğünü söylüyor. Başta kendi evi olmak üzere muhalif yayınlarıyla bilinen gazetelerin bombalandığını hatırlatıyor. Talat, ´Güvenlikten sorumlu makamlar da bir şey yapmadı. Saldırıları gerçekleştirenlerin bir kısmı Ergenekon´la ilişkili çıktı. Kıbrıs´ta çok aktiflerdi´ diye konuşuyor.

Kıbrıs bu işin üssüydü, Ergenekon hala iktidarda

KKTC´nin Rauf Denktaş´tan sonraki cumhurbaşkanı olan Mehmet Ali Talat, Ergenekon´un Kıbrıs uzantısına yönelik Ada´da yürütülen soruşturmada istenilen araştırmanın yapılamamasıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Talat, ´Kıbrıs bu işin üssüydü. Örgütün beli kırıldı ama onların destekçileri hala iktidar. Dolayısıyla soruşturmanın ilerleyememesini normal karşılıyoruz´ ifadelerini kullanıyor. Örgütün belli aralıklarla ortaya çıkıp, tarafı olmayanlara gözdağı verdiğini söyleyen Talat, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´la yaptığı telefon görüşmelerinin dinlenmesini buna örnek gösteriyor: ´Başkanla konuşmamızı yayınlamaları örgütün ne kadar ileri gittiğini gösteriyor. Zaten o bir tehditti. Erdoğan´a yönelik bir tehditti! ´Biz her şeyi biliyoruz, takip ediyoruz´ mesajı veriliyordu.´ Talat, Ergenekon´un Türkiye´de olduğu kadar bir dönem Kıbrıs´ta da aktif olduğunu anlatıyor. Örgütün Kıbrıs´taki faaliyetlerini aleni bir şekilde yürüttüğünü söylüyor. Başta kendi evi olmak üzere muhalif yayınlarıyla bilinen gazetelerin bombalandığını hatırlatıyor. Talat, ´Güvenlikten sorumlu makamlar da bir şey yapmadı. Saldırıları gerçekleştirenlerin bir kısmı Ergenekon´la ilişkili çıktı. Kıbrıs´ta çok aktiflerdi´ diye konuşuyor.

Türkiye´de 2007 yılında başlayan soruşturma ilerleyen zamanlarda sınırları aştı. Ele geçirilen her belgeyle genişleyen soruşturma KKTC´ye sıçradı. Bazı Ergenekon sanıklarının Kıbrıs´la yakın ilişki içinde olması sebebiyle soruşturma KKTC´ye de sıçradı. Meclis´te Ergenekon´un Kıbrıs ayağını araştırması için komisyon kuruldu ancak sonuç alınamadı. Gerekli ilerleme bir türlü sağlanamadı. KKTC´nin Rauf Denktaş´tan sonraki cumhurbaşkanı olan Mehmet Ali Talat, soruşturmada istenilen araştırmanın yapılamamasıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. 2005´te oturduğu cumhurbaşkanlığı koltuğunu Nisan 2010´da Derviş Eroğlu´na devreden Talat, Ergenekon´un Türkiye´de olduğu kadar bir dönem Kıbrıs´ta da aktif olduğunu anlatıyor. Örgütün Kıbrıs´taki faaliyetlerini aleni bir şekilde yürüttüğünü söylüyor. Başta kendi evi olmak üzere muhalif yayınlarıyla bilinen gazetelerin bombalandığını hatırlatıyor. Talat, Güvenlikten sorumlu makamlar da bir şey yapmadı. Saldırıları gerçekleştirenlerin bir kısmı Ergenekon´la ilişkili çıktı. Kıbrıs´ta çok aktiflerdi. diye konuşuyor.

Cumhurbaşkanı değişti soruşturma durdu

Cumhurbaşkanlığı döneminde, KKTC´de başlatılan soruşturmanın ilerlemesi için Türkiye´den gerekli bilgilerin istendiğini belirten Talat, seçimlerden sonra soruşturmanın akıbeti hakkında bilgi alamadığını ifade ediyor. Talat, Kıbrıs bu işin üssüydü. Örgütün beli kırıldı ama onların destekçileri hala iktidar. Dolayısıyla soruşturmanın ilerleyememesini normal karşılıyoruz. ifadelerini kullanıyor. Ergenekon davasının tutuksuz sanığı emekli Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur´un dönemin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş´a gönderilen gizli ibareli mektubun arşivlerden çalınmış olabileceğini belirtiyor. Söz konusu mektubun Ergenekon davasının iddianamelerinde geçtiğini ve içeriği hakkında açıklama yapılmadığını anlatıyor: Denktaş, mektubun cumhurbaşkanlığı arşivinde olduğunu, isteyenin gidip bakabileceğini söylemişti. Arşivde olabilir diye baktırdık. Ama yoktu.

Başbakan Erdoğan´a tehdit

Örgütün belli aralıklarla ortaya çıkıp, tarafı olmayanlara gözdağı verdiğini söylüyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´la yaptığı telefon görüşmelerinin dinlenmesini buna örnek gösteriyor: Başkanla konuşmamızı yayınlamaları örgütün ne kadar ileri gittiğini gösteriyor. Zaten o bir tehditti. Erdoğan´a yönelik bir tehditti! ´Biz her şeyi biliyoruz, takip ediyoruz´ mesajı veriliyordu.

Ergenekon Kıbrıs´ta çok güçlü

Mehmet Ali Talat, mevcut Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu´nun Kıbrıs´ta Ergenekon yoktur. sözlerini de eleştiriyor: Ergenekon´u Kıbrıs´ta bizzat yaşadık. Türkiye´de Ergenekon´da yargılanan birçok ismi Kıbrıs´ta ağırladık. Onlar Türkiye´de faaliyette bulunmuşken, bunun en kolay yapılacağı Kıbrıs´ta hiç mi bir şey yapmadılar? Adadaki yönetim ile Denktaş belgelere rağmen Ergenekon´un varlığına inanmıyor. Denktaş, ruhuyla, Ergenekon´a uygun. Kendisi de inkar etmiyor. Ergenekoncuların vatanseverler olduğunu söylüyor. Ergenekon´un bir örgüt olduğunu görmek istemiyorlar. Bunun sebebi demokrasiyi bir kamuflaj çadırı olarak görmelerinden kaynaklanıyor. Çadır yaptıklarını örtüyorsa sorun yok. Demokrasinin gereği çadırın bazı yerleri açılıyorsa, o zaman tepki gösterirler. İstemedikleri bir iktidarı devirmek onlar için her şeyi yaparlar. Zira devletin sahibi ve koruyucuları olarak kendilerini görüyorlar. ( Zaman)

(20 Kasım 2010, 11:57)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon´un Kıbrıs uzantısı konulu manşetlerimiz

Kıbrıs Ergenekon´unun şok belgeleri

´Ergenekon savunmadan saldırıya geçti: Başbakan´ın konuşmasını yayınladı´ manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2512    yazdır/print


 

ŞOK ses kaydı: Islak imzalı plan ortak.. Sızdıranlara kıyım yapılsın

İnternete şok bir ses kaydı daha düştü... Kara Kuvvetleri İç Güvenlik Harekat Şube Müdürü Albay Ünal Atabay´a ait olduğu iddia edilen ses kaydında Atabay, ´Heronların her gördüğü teröriste müdahale etmediği, bunun normal olduğu, istihbaratın olgunlaştırılması amacıyla böyle beklenildiği´ gibi ilk planda makul görünen açıklamaları iddialı ifadelerle yapıyor. Ancak kamuoyunu şok eden ´Çok PKK´lı vuruluyor heronları düşürün´ ses kaydında ya da Hantepe baskını olayında olduğu gibi askerlerimizin şehit edilişlerinin niçin 30 dakika boyunca naklen izlendiğine, bunun istihbaratın olgunlaştırılmasıyla ne alakasının olduğuna dair herhangi bir izah getirmiyor. Albay Atabay ses kaydında ayrıca, İrtica Eylem Planı´yla ilgili de şok açıklamalarda bulunuyor. Albay Dursun Çiçek´e ait ıslak imzalı ´İrtica ile Mücadele Planı´ ya da diğer adıyla ´AKP ve Gülen´i Bitirme Planı´nın Genelkurmay ve Kara Kuvvetleri Komutanlıklarınca müştereken hazırlandığını belirten Albay Atabay, planın hazırlanmasıyla ilgili ayrıntılar da veriyor. Planın basında yayınlanmasına tepki gösteren Albay Atabay, korkunç bir öneride bulunuyor. Planın sızmasına yardımcı olanlara karşı Genelkurmay bünyesinde gizli hücreler kurarak kıyım uygulanmasını tavsiye eden Albay Atabay, bunun cinayet mi, intihar süsü verilen öldürme mi, trafik uçak veya benzer kazalarda ölümün sağlanması mı veya o şahısların kayıplara karıştırılarak yok edilmesi mi olduğunu belirtmiyor.

ŞOK ses kaydı: Islak imzalı plan ortak.. Sızdıranlara kıyım yapılsın

İnternete şok bir ses kaydı daha düştü... Kara Kuvvetleri İç Güvenlik Harekat Şube Müdürü Albay Ünal Atabay´a ait olduğu iddia edilen ses kaydında Atabay, ´Heronların her gördüğü teröriste müdahale etmediği, bunun normal olduğu, istihbaratın olgunlaştırılması amacıyla böyle beklenildiği´ gibi ilk planda makul görünen açıklamaları iddialı ifadelerle yapıyor. Ancak kamuoyunu şok eden ´Çok PKK´lı vuruluyor heronları düşürün´ ses kaydında ya da Hantepe baskını olayında olduğu gibi askerlerimizin şehit edilişlerinin niçin 30 dakika boyunca naklen izlendiğine, bunun istihbaratın olgunlaştırılmasıyla ne alakasının olduğuna dair herhangi bir izah getirmiyor. Albay Atabay ses kaydında ayrıca, İrtica Eylem Planı´yla ilgili de şok açıklamalarda bulunuyor. Albay Dursun Çiçek´e ait ıslak imzalı ´İrtica ile Mücadele Planı´ ya da diğer adıyla ´AKP ve Gülen´i Bitirme Planı´nın Genelkurmay ve Kara Kuvvetleri Komutanlıklarınca müştereken hazırlandığını belirten Albay Atabay, planın hazırlanmasıyla ilgili ayrıntılar da veriyor. Planın basında yayınlanmasına tepki gösteren Albay Atabay, korkunç bir öneride bulunuyor. Planın sızmasına yardımcı olanlara karşı Genelkurmay bünyesinde gizli hücreler kurarak kıyım uygulanmasını tavsiye eden Albay Atabay, bunun cinayet mi, intihar süsü verilen öldürme mi, trafik uçak veya benzer kazalarda ölümün sağlanması mı veya o şahısların kayıplara karıştırılarak yok edilmesi mi olduğunu belirtmiyor.

7 askerimizin şehit edildiği Hantepe baskınına Heron´ların terörist görüntülerine rağmen müdahale edilmediği iddiasıyla ilgili şok bir açıklama geldi. Kara Kuvvetleri İç Güvenlik Harekat Şube Müdürü Albay Ünal Atabay´a ait olduğu iddia edilen ses kaydında, 7 askerimizin şehit edildiği Hantepe baskınına Heron görüntülerine rağmen müdahale edilmediği konusunda “Heronların her gördüğü teröriste müdahale etmediğini” söylüyor ve bunun gayet normal olduğunu savunuyor. İşte ses kaydının dökümü:

İnsansız hava araçları her görüntüye müdahale eder mi?

“Yeni bir konu daha var. İnsansız hava aracının görüntülerine müdahale edilmemiş. Kardeşim ne salatalık şey ulan. Yani her istihbarata, her görüntüye müdahale edilmez ki. Anlık müdahale. O bir istihbaratın olgunlaştırılmasıdır. O çarka girer o. İstihbarat çarkına girer. Her olaya tepki gösterilmez. İstihbarat değerlendirmemiz onun üzerine kuruludur. O bir yani görüntü alınır çarka girer. Çark içerisinden, ona müdahale edilip edilmeyeceğine karar verilir. 8-10 terörist görüntüsü bizim için sadece bir veridir. Müdahale edilmez ki! Şimdi orada senin gördüm dediğin 8-10 tane terörist gördün, vay niye müdahale etmedin. Yooo. Müdahale edilecek diye bir şey yok. Edilmez zaten. Her olaya edilmez. Her istihbarat. İstihbarat çarkına giren bir veridir. Ben 10 dakika da çok güzel anlatırım. Herkese anlatırım bunu. Anlatmayınca da bu sefer ne oluyor. Onun yayınladığı psikolojik etki altında kalıyor bizimkiler.”

Çiçek eylem planı ortak yapıldı

Ses kaydında Kara Kuvvetleri İç Güvenlik Harekat Şube Müdürü Albay Ünal Atabay olduğu iddia edilen kişi, Çiçek Eylem Planı´yla ilgili de çarpıcı açıklamalarda bulunuyor. Kayıttaki kişi, Çiçek Eylem Planı´nın Genelkurmay ile Kara Kuvvetleri´nin ortak görüşüyle hazırlandığını anlatıyor: “Ben kuvvetteyken, o Genelkurmay ile kuvvetler arası sürekli görüş alışverişi yapıla yapıla hazırlanan bir plan. Bende biliyorum onu. Bende o plan üzerinde, ucundan kenarından çalıştım. Yani onun içerisindeki görüşlerden bir kısmı da benim görüşlerimdir yani. Fazla fazla şeyler vardır. Bilgi destek ile beraber çalışıyorduk. Taslağı bende okudum o zaman (2007) Bilgi destek şubesi bizim Kara Kuvvetleri´nde bizim dairedeydi. Beraber çalışıyorduk iç güvenlikle bilgi destek şubesi. Tabii o eylem planı ben ordayken de, geldi okudum ben onu. Biliyorum ben onu. O zaman hazırlandı. Okudum. Sonradan o tadilat falan, sürekli güncelleniyor tabii o şeyden filan. O ilk taslağı geldiğinde okudum ben onu. Biliyorum yani. O günden sonra. O bizim o dönemde işte (2007).

Sızmaları önlemek için özel hücreler kurulsun, kıyım yapılsın

Aynen taslak maslak yayınlanmış demek ki. Şimdi tabii genelkurmaydaki suretinden sızdırılıyor olay tabii. Genel kurmay karargahından çıkıyor yani olay. Taraf gazetesinde yayınlanıyor. Eee şimdi subaylardan, denizcisi, havacısı hiç fark etmez. Kişi bazında çalışma yapacaksın. Genelkurmayda. Bir hücre kuracaksın. Bu çok güzel çalışılır yani. Beş katta. Hücre kuracaksın. Kişiler üzerine çalışma yapacaksın. Aynısını kara kuvvetleri karargahında da yapacaksın. Yapılacak tek iş var : Taraf ve ona bilgi verenlere kıyım yapacaksın. Taraf´a kim veriyor. Ee ona veren adam o yolun yolcusudur. O´na nasıl veriyor. Orda ne arıyor o adam? Yani gibi. Kendi kendimizi de sorgulamamız lazım. Taraf adı da oradan geliyor zaten. Tek yapılacak iş. Kıyım. Kıyım yapacaksın. Kıyımda ... oynatan adamların hepsini kıyacaksın kardeşim. Şimdi bu hale düşecek miydi silahlı kuvvetler. Yani bu çok tehlikeli bir şey. Bizim Genelkurmay hala ne duruyor bilmiyorum? Burda hala Genelkurmay´ın bu şekilde duruyor olması bile yani askeri savcılık soruşturma yapıyor. Askeri savcılığın soruşturma yapması çözüm mü? Sen idari olarak hazırlık yapacaksın. Hukuki durum ayrı.” ( Habervaktim)

(09 Kasım 2010, 15:00)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İşte şok eden ses kaydı: İndirmek veya dinlemek için tıklayın (Hotfile -3.04MB)

Islak İmzalı ´AKP ve Gülen´i Bitirme Planı´ manşetlerimiz

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2489    yazdır/print


 

Ses kaydı: Albayın Jitem itirafları-2

Adliye´ye gelerek yaptığı itiraflarla gündemi adata alt üst eden Albay Arif Doğan´a ait bir ses kaydı daha ortaya çıktı. Ses kaydında JİTEM´i kurduğunu belirten Doğan, Hanefi Avcı´yı da JİTEM´e transfer ettiğini itiraf ediyor: ´Doğu´ya gittim. Bir sene istihbarat oros...larıyla mücadele ettim. Acaba hangisi istihbarat elemanı olur hangisi olamayacak. Bir duyum var. JİTEM, Emniyet ve mit oturuyoruz. Lan bakıyorum bende aynı duyum, karşıda da aynı duyum, öbür tarafta da. Demekki, bir oros... çocuğu, üçümüze satmış bunu. Öyle ya herkes de birbirinden gizliyor elemanı. Herşeyin birbiri ile ilgisi oldu.´ Bunun üzerine MİT Bölge Başkanından sistem kuracak uzman bir istihbaratçı istediğini, onun da Hanefi Avcı´yı tavsiye ettiğini belirten Doğan, ´JİTEM´e transfer ettik. Operatif olarak JİTEM´e geçti. Anlatabildim mi? Hiç kimsenin de aklı ermiyordu. Çatışmaya falanda giriyorduk. Arşivde vardır o. Evet var onunda arşivi. Yok desekte var.´ ifadelerini kullanıyor. Arif Doğan, ses kaydında ayrıca Güneydoğu´da ´Hizbulkontra´ olarak da tanınan Hizbullah örgütünün de PKK´ya karşı ´kontrhizbul´ adıyla JİTEM tarafından kurulduğunu belirtiyor.

ŞOK ses kaydı: Avcı´yı JİTEM´e transfer ettik

Adliye´ye gelerek yaptığı itiraflarla gündemi adata alt üst eden Albay Arif Doğan´a ait bir ses kaydı daha ortaya çıktı. Ses kaydında JİTEM´i kurduğunu belirten Doğan, Hanefi Avcı´yı da JİTEM´e transfer ettiğini itiraf ediyor: ´Doğu´ya gittim. Bir sene istihbarat oros...larıyla mücadele ettim. Acaba hangisi istihbarat elemanı olur hangisi olamayacak. Bir duyum var. JİTEM, Emniyet ve mit oturuyoruz. Lan bakıyorum bende aynı duyum, karşıda da aynı duyum, öbür tarafta da. Demekki, bir oros... çocuğu, üçümüze satmış bunu. Öyle ya herkes de birbirinden gizliyor elemanı. Herşeyin birbiri ile ilgisi oldu.´ Bunun üzerine MİT Bölge Başkanından sistem kuracak uzman bir istihbaratçı istediğini, onun da Hanefi Avcı´yı tavsiye ettiğini belirten Doğan, ´JİTEM´e transfer ettik. Operatif olarak JİTEM´e geçti. Anlatabildim mi? Hiç kimsenin de aklı ermiyordu. Çatışmaya falanda giriyorduk. Arşivde vardır o. Evet var onunda arşivi. Yok desekte var.´ ifadelerini kullanıyor. Arif Doğan, ses kaydında ayrıca Güneydoğu´da ´Hizbulkontra´ olarak da tanınan Hizbullah örgütünün de PKK´ya karşı ´kontrhizbul´ adıyla JİTEM tarafından kurulduğunu belirtiyor.

Daha önce ortaya çıkan ses kaydıyla JİTEM´le ilgili gerçekleri açıklayan ve İstanbul Adliyesi´ne giderek savcılara bilgi veren emekli Albay Arif Doğan´a ait bir ses kaydı daha ortaya çıktı. Doğan bu ses kaydında tanıdık bir ismin daha JİTEM elemanı olduğunu söylüyor. Arif Doğan, www.dailymotion.com sitesinde yayınlanan ses kaydında, Hanefi Avcı´yı JİTEM´e transfer ettiklerini itiraf ediyor. Ses kaydında anlatılanlar ise sadece bunlarla sınırlı değil.

Ben her şeyi bilmek mecburiyetinde olan bir insanım. Çünkü biz askeri literatür içerisinde yapmıyoruz. Bizim yaptığımız çok tehlikeli. Asker cephede aleni savaşır. Biz gizli savaşıyoruz. Yav kontrhizbul olarak o kuruldu pkk ye karşı. Hüseyin Velioğlu´ydu başındaki. Hizbullah´ı biz kurduk zaten. O Hizbullah değildi onun adı Kontrhizbul´du. Kontrhizbul´du ondan sonra Hizbullah´a dönüştü. Emniyet bir operasyon yaptı Kavacık´ta. Onu öldürüp atmışlar. İşte o şey vardı öküz Hasan vardı. Milletvekili oldu ya şimdi. İstanbul emniyet müdürüydü Öküz hasan. O vali vardı bir tane neydi onun adı. O beraber istifa edip ayrıldılar ya. Veli küçüğün ortağıydı o. Güvenlik şirketinde ortaklardı onlar. Ben JİTEM´den önce, jandarma istihbarat grup komutanlığını kurdum. Şimdi ben o birinci üniteyi oluştururken bak iki tane diyorum. İkisinin de kurucusu benim. Ben doğuya gittim. Bir sene istihbarat orospularıyla, istihbarat orospularıyla mücadele ettim. Acaba hangisi istihbarat elemanı olur hangisi olamayacak. Bir duyum var. JİTEM, emniyet ve MİT oturuyoruz. Lan bakıyorum bende aynı duyum, karşıda da aynı duyum, öbür tarafta da. Demek ki, bir orospu çocuğu, üçümüze satmış bunu. Öyle ya herkeste bir birinden gizliyor elemanı. Her şeyin bir biri ile ilgisi oldu. MİT bölge başkanı Galip Tuğcu´ydu. Çok mükemmel bir insandı. Oturuyoruz bir gün dedim ki. Galip bey vatan elden gidiyor. Bayrak elden gidiyor millet elden gidiyor ve toprak gidiyor. İstihbarat canlı insan demektir. Yani gezecek, görecek, yaşayacak, değerlendirecek ve bir şeyi tatbik edecek, ondan sonra sistemi belirleyecek. Diyecek ki ben bunu yaptım ama burada yanlış yapmışım. Sistemde olamaz diyecek. Burda emniyetin temsilcisi var. Hanefi Avcı. Ben çağırırsam gelmez efendim. İyi bir istihbaratçı, Hanefi Avcı, çok iyi. Çağırırım onu. JİTEM´e transfer ettik. Operatif olarak JİTEM´e geçti. Anlatabildim mi? Hiç kim seninde aklı ermiyordu. Çatışmaya falanda giriyorduk. Arşivde vardır o. Evet var onunda arşivi. Yok desek te var . ( Sonsayfa)

(08 Ekim 2010, 14:47)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ses kaydını dinlemek için tıklayın

Arif Doğan´ın ses kayıtları manşetlerimiz

Flaş!!! Doğan ses kaydını kabul etti: Yalvarıyorum ifademi alın

Ergenekon-Hizbullah bağlantıları

Ses kaydı: Albayın Jitem itirafları-2

Albay´ın ses kaydı: Ben Jitem´im

´JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler´

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Hizbullah (Hizbulkontra) örgütüyle ilgili manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2352    yazdır/print


 

Arif Doğan ifade verdi

Ses kayıtları internete düşen ve bu ses kayıtlarını kabul eden Ergenekon sanığı emekli Albay Arif Doğan, savcı Zekeriya Öz´e 8 saat ifade verdi. Adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtsız bırakan Doğan, ifadesinin yarın da devam edeceğini söyledi.

Arif Doğan, 8 saat ifade verdi, yarın devam edecek

Ses kayıtları internete düşen ve bu ses kayıtlarını kabul eden Ergenekon sanığı emekli Albay Arif Doğan, savcı Zekeriya Öz´e 8 saat ifade verdi. Adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtsız bırakan Doğan, ifadesinin yarın da devam edeceğini söyledi.

JİTEM´i kendisinin kurduğu, Eşref Bitlis´in öldürülmesinde Cem Ersever´e destek verdiği ve Hizbullah´ın devlet tarafından kurulduğu gibi önemli iddialar ortaya atan ses kaydının sahibi olduğu belirtilen emekli Albay Arif Doğan, bugün Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´ne geldi. Sabah 9.30 sıralarında adliyeye gelen Doğan, 17.30´da adliyeden ayrıldı. 8 saat adliyede kalan Doğan, savcı Zekeriya Öz´e ifade verdi. Arif Doğan´ın ifadesinin kameraya kaydedildiği öğrenildi. Adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtlamayan Doğan, ifadesinin henüz bitmediğini söyledi. Doğan, yarın öğleden sonra da ifade vermeye devam edeceğini belirtti. Doğan, İfadem bitsin ondan sonra, yarın devam edeceğiz. Çok teşekkür ederim. Öğleden sonra geleceğim. Sizlere sonra açıklama yapacağım, müsaade edin rahatsızım biraz. İstirahat edeceğim. dedi. Tekerlekli sandalye ile adliyeden alınan Doğan, aracına bindirildi ve adliyeden ayrıldı.

Emekli Albay Doğan´a ait olduğu iddia edilen ses kaydında çarpıcı iddialar yer alıyor. Ses kayıtlarının birinde Doğan, 10 bin silahlı adamım var. Resmi görevde bile 10 bin kişi taşıyamaz. Atatürk olsaydı şimdi beni çoktan öldürtürdü. Topal Osman gibi. Sormuş kaç asker çıkartırsın? 10 bin demiş Paşam. Demiş benden fazla Topal´ın adamı var. Öldürün bunu gitsin. Ben üç defa idam cezası aldım. Asmadığına pişman oldular. Eşref Paşa´nın ölümü, Cem Ersever yaptı diyorlar. Eşref´i öyle böyle yapmış! Hayır. Cem Ersever´in arkasına ben destek vermesem, kıçına.., adam mı öldürebilir? Söyleme yaa, bırak şunu ya. Ahmet Cem Ersever´iymiş, Mustafa Deniz´iymiş, Mahsune´siymiş, bunlar çakal yav. demişti. Doğan´a ait olduğu belirtilen son ses kaydında Hizbullah terör örgütünü devletin kurduğu iddia ediliyor. ( Cihan)

Doğan 2. günde de ifade verdi

01 Ekim 2010: ´Ergenekon´ davası sanığı olan ve eski Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis´in ölümüyle ilgili ses kaydı internete düştüğü için hakkında inceleme başlatılan emekli Albay Arif Doğan, Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesinden ayrıldı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´e yaklaşık 8 saat süreyle ek ifade veren Doğan, çıkışta gazetecilerin soruları üzerine, ´Ben yine geleceğim buraya. Bazı konular daha var Diyarbakır ve Ankara ile ilgili. Bittiği zaman sizlerle görüşürüm´ dedi. Ne zaman geleceği sorulan Doğan, ´Daveti bekleyeceğim. Sağlığım müsait olursa...´ yanıtını verdi. Bir gazetecinin, ´Hangi savcı alacak ifadenizi?´ şeklindeki sorusu üzerine de Doğan, ´Bilemiyorum, takdir adaletindir´ diye konuştu. Tekerlekli sandalyeyle adliyeden çıkarılan Doğan, araçla buradan ayrıldı. Bu arada, bir ambulans ve 3 kişilik sağlık ekibi, Doğan´ın ifade işlemi süresince adliyede bekledi. ( Zaman)

Ses kayıtları ve JİTEM soruldu

Çıkışta soruları cevaplayan Arif Doğan, savcının kendisine ses kayıtlarını ve JİTEM´le ilgili ifadelerini sorduğunu anlattı. Doğan, bütün sorulara cevap verdiğini söyledi.

Diyarbakır´da da ifade verecek

Diyarbakır´da görülen ve eski Kayseri Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz´ün de sanıkları arasında yer aldığı faili meçhuller davasında emekli Albay Arif Doğan´ın da ifadesi alınacak. Arif Doğan, internete düşen ses kayıtlarında, JİTEM´in varlığını kabul ediyor ve faili meçhullerden emekli Albay Cemal Temizöz´ü sorumlu tutuyordu. Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı, faili meçhul cinayetlerle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında emekli Albay Arif Doğan´ın ifadesine başvuracak. Edinilen bilgiye göre, Ergenekon davası sanığı emekli Albay Doğan´a ait olduğu öne sürülen ve internet ortamına düşen ses kaydında yer alan JİTEM´i ben kurdum.´ sözleri üzerine Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı da çalışma başlattı. Diyarbakır´da faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturmayı yürüten özel yetkili iki savcının, emekli Albay Doğan´ın ifadesine başvuracağı öğrenildi. Savcılığın, Doğan´ın talimatla ifadesinin alınması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na yazı yazacağı aktarıldı. ( AA)

Arif Doğan yine adliyeye çağırıldı

05 Ekim 2010: Emekli Albay Arif Doğanbu kez özel yetkili Cumhuriyet savcılarından Kadir Altınışık tarafından adliyeye davet edildi. ´Ergenekon´ davası sanığı emekli Albay Arif Doğan´ın, internet ortamına düşen ve kendisine ait olduğu iddia edilen eski Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis´in ölümüyle ilgili ses kaydına ilişkin ifade vermek üzere yeniden Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´ne çağrıldığı öğrenildi. Alınan bilgiye göre, Bitlis´in ölümüne ilişkin sözleri olduğu iddiasıyla hakkında inceleme başlatılan ve geçen hafta geldiği adliyede Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´e 2 gün üst üste ifade veren Doğan, bu kez özel yetkili Cumhuriyet savcılarından Kadir Altınışık tarafından adliyeye davet edildi. Doğan´ın, ses kaydıyla ilgili, başka bir soruşturma (Güneydoğu´daki faili meçhuller soruşturması) kapsamında talimatla ifadesinin alınması yönünde talep olduğu için adliyeye çağrıldığı ve yarın öğleden sonra ifade vermek için adliyeye gelebileceği belirtildi. ( Habertürk)

´Yeşil hayatta, aracılarla görüşüyoruz´

06 Ekim 2010: İnternet ortamına düşen, eski Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis´in ölümüyle ilgili ses kaydına ilişkin ifadesi alınan ´Ergenekon´ davası sanığı emekli Albay Arif Doğan´ın, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yaşadığı yönünde bilgi verdiği öğrenildi. Alınan bilgiye göre, Doğan´a ait olduğu öne sürülen, Bitlis´in ölümüne ilişkin sözlerin haber sitelerinde yer alması ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının kayıtla ilgili inceleme başlatması üzerine, özel yetkili cumhuriyet savcılarından Zekeriya Öz´ün geçen günlerde ifadesine başvurduğu, ´Ergenekon´ davası sanığı Doğan, ek ifadesinde, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve ´JİTEM´ ile ilgili açıklamalar yaptı. Doğan´ın ifadesinde, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın arkadaşı olduğunu ve halen hayatta olduğunu, kendisiyle Tunceli´de zaman zaman görüştüklerini söylediği öğrenildi. Albay Arif Doğan´ın Yıldırım´la aracı ekipler aracılığıyla görüştükleri yönünde bilgi verdiği de kaydedildi. ´Yeşil´in nerede olduğuna´ dair soruyu yanıtlamadığı belirtilen Doğan´ın JİTEM hakkında sorulan soruya da ´JİTEM´i kendisinin kurduğu ve yönettiği´ şeklinde yanıt verdiği belirtildi. ( Zaman)

Savcıya işe yarar bilgi vermedi

´JİTEM donduruldu. JİTEM´e ilişkin tüm belgeler hala bir JİTEM görevlisinde duruyor´ ifadesini kullandığı belirtilen Doğan´ın, söz konusu JİTEM görevlisinin ismini savcıya vermediği kaydedildi. Öldürülme korkusu nedeniyle söz konusu ismi vermediği ifade edilen Doğan´ın ´JİTEM´in bazı dönemlerde PKK´yı kullandığını´ belirterek, ´ bir dönem yaşanan tır yakma olaylarından bazılarının PKK´ya JİTEM tarafından yaptırıldığını´ öne sürdüğü bildirildi. Doğan´ın, ifadesinde, Eşref Bitlis´in ölümüne ilişkin de ´O bir kazaydı, suikast değildi´ dediği öğrenildi. Doğan´ın savcıya işe yarar bilgi vermediği aksine ses kaydındaki itiraflarından çark ederek konuları saptırmaya çalıştığı ileri sürülüyor.

Doğan´ın JİTEM arşivi

TAKVİM, JİTEM´i ben kurdum diyen ve dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis´in ölümüyle ilgili ses kaydıyla dikkat çeken Ergenekon´un tutuksuz sanığı emekli Albay Arif Doğan´ın 8 çuvaldan oluşan arşivine ulaşmayı başardı. Geçen hafta Ergenekon savcısı Zekeriya Öz tarafından sorgulanan Doğan´ın, Bitlis´in ölümü ve kendisine ait 8 çuval içerisinden çıkan yaklaşık 2 bin sayfalık dokümanla ilgili sorgulandığı belirtildi. İstanbul Beykoz´da Doğan´a ait bir depoda ele geçirilen ve JİTEM´in arşivi´ olarak adlandırılan dokümanlar, savcıların talimatıyla polis tarafından incelendi. Çuvallar içindeki belge ve dokümanlar tek tek isimlendirilerek savcılara ulaştırıldı. Belgeler arasından çıkan bilgiler ise şok etkisi yarattı. İşte o belgelerden bazıları: - Bir dönem, Güneydoğu´da Hizbullah tarafından dağıtılan bildiri. - Öldürülen Binbaşı Ahmet Cem Ersever´in imzasını taşıyan mesajların yer aldığı dokümanlar. - Üzerinde, Kişiye Özel ibaresi bulunan Arif Doğan´ın para havalesi yaptığı kişilere ait dekontlar ve JİTEM´in faaliyet raporları. - Camiler, Cemevleri, dernek ve vakıflar hakkında toplanan istihbari bilgi. -Bazı askerlerin eşlerinin türban takıp takmadıklarına ilişkin rapor. -1997´de gizli ibareli doküman. El yazısıyla yazılmış belgede, dönemin RP´li milletvekili Abdullah Gül ve dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Erdoğan ile ilgili bilgi notları yer alıyor. - Ajan kimlik formu yazılı belge ve fotoğraflar. - Diyarbakır ve Siirt´te görev yapan gazetecilerin isimleri ve çalıştıkları gazete ve ajansların adlarını içeren belgeler. ( Takvim)

Savcı Doğan´ı yalanladı: Yeşil´in öldüğüne inanıyorum

08 Ekim 2010: Ergenekon davası sanıklarından emekli Albay Arif Doğan´ın Zekeriya Öz´e verdiği 15 saatlik ifadesinde ´Yeşil´in yaşadığını iddia etmesi ´Yeşil´ kod adıyla tanınan ve yıllardır hayatta olup olmadığı tartışılan Mahmut Yıldırım´ı tekrar gündeme getirdi. 1996´dan beri haber alınmadığı belirtilen Yeşil´in öldüğüyle ilgili en ciddi iddia cesedi teşhis ettiğini söyleyen eski Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu´ya aitti. Yeşil´in cesediyle diş protez yapısının bire bir örtüştüğünü anlatan Kayasu, gazetelerde yer alan fotoğrafın fotomontaj olduğuna inanıyor. Suç örgütü kurmak suçundan yargılanan oğlu Murat Yıldırım´ın kitap çıkarmasını ve fotoğrafları yayınlatmasını anlamlı bulan Sacit Kayasu, savcı olduğu sırada yaşadığı tüm olumsuzlukların da Yeşil soruşturmasıyla başladığını belirtiyor. Yeşil´in öldüğüne inandığını ancak bunu gösteren bir belgenin var olmadığını vurgulayan Kayasu şunları söyledi: Yeşil öyle boş duracak bir adam değil. 1996´dan bu yana kayıp. Bir şekilde adamlarının yaptığı olaylar medyaya yansırdı. Onun öldüğünü düşünmek çok daha mantıklı. Bulduğum cesetteki özellikler bire bir Yeşil´in özelliklerine uyuyor. Kesin olarak öldüğünü söylemek içinde elimizde DNA testi olması gerekiyor ama bundan mahrumuz. Şahsi kanaatim Yeşil´in kesinlikle öldüğü. Öte yandan Ergenekon iddianamelerinde de işlediği cinayetlerle adı sık sık anılan Yeşil´in resmî kayıtlarda hâlâ yaşadığı ve arandığı belirlendi. ( Zaman)

´Yeşil´ yaşıyor iddialarına destek

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yaşadığını iki yıldır söyleyen İzmir Bağımsız Milletvekili Recai Birgün “Yeşil ölmüş olsaydı bunun bilinmesini isteyenler bunu kamuoyuna mutlaka yansıtırdı” dedi. Ergenekon sanığı JİTEM´in kurucusu emekli Albay Arif Doğan´ın Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz´e verdiği ifadede “Yeşil yaşıyor, 1.5 yıl önce Tunceli´de görüştüm” demesi “Yeşil yaşıyor mu” tartışmalarını yeniden başlattı. Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yaşadığını iki yıldır söyleyen İzmir Bağımsız Milletvekili Recai Birgün “Yeşil ölmüş olsaydı bunun bilinmesini isteyenler bunu kamuoyuna mutlaka yansıtırdı” dedi.

Yeşil 2009´da Antalya´ya geçti

Arif Doğan´ın “üç doğrunun arasına bir yanlışı sıkıştırarak” Eşref Bitlis suikastini örtmeye çalıştığını vurgulayan Birgün “Yeşil´in iki yıl önce hayatta olduğu ve İlyas isimli bir kişiyle birlikte hareket ettiğini, Ankara´dan 4 kişiyle birlikte Antalya´ya geçtiğini, estetik olmadığını ve aynı fiziki görüntüsüyle işlerine devam ettiğini söylemiştim. Son bir yıldır bilgi gelmiyor. Bilgi akışı da kendiliğinden kesilmedi. Ben o akışı kestim” diye konuştu.

´Nereden biliyorsun diye soran yok

Gerçekten aransa Yeşil´in yakalanacağını savunan Milletvekili Birgün “Bir kişi gerçekten aranıyorsa yüzde 100 bulunur. Bulunmuyorsa, aranmıyordur. Yeşil´in yeterince takip edilmediğine inanıyorum. Geçen yıl bana kimse ´Yeşil´in ölmediğini nereden biliyorsun´ diye sormadı. Yeşil´i devletin belli mekanizmaları yakalatmak istemiyor” dedi.

Yeşil ölse Çatlı gibi duyurulur

Recai Birgün sözlerini şöyle tamamladı: “Yeşil ölmüş olsa idi onun ölümünün bilinmesini isteyenler bunu kamuoyuna mutlaka yansıtırdı. Abdullah Çatlı gibi bir kazada ölürdü. Ya da Yeşil bulunmak isteniyorsa Çatlı gibi bir kazanın sonrasından ortaya çıkabilir. Ama ben bu mesele yine üç-beş gün konuşulup gündemden düşecek diye düşünüyorum. Yeşil´in yakalanacağını düşünmüyorum. Belki bir ölüm haberi gelir.”

Jand. İstihbarat. Oğuz: ´Doğan bilir, çünkü hala görüşüyorlar´

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın kimlik bilgilerini TBMM Susurluk Komisyonu´na veren ilk kişi olarak tanınan emekli jandarma istihbarat astsubayı Hüseyin Oğuz, en son 1.5 yıl önce Yeşil´den Ankara´da olduğuna dair bilgi aldığını söyledi. Oğuz, aylar önce star´a yaptığı açıklamada “Yeşil´in yaşadığını ve deşifre olduğu için Ergenekon soruşturması kapsamında konuşacağını” iddia etmiş ve “Yeşil ölmedi, Ankara´da yaşıyor, bir süre önce bir lokanta işletiyordu. Biliyorum çünkü yaşayabilmek için Yeşil´i takip etmek zorundayım´ demişti. Arif Doğan´ın “Yeşil yaşıyor” çıkışını sorduğumuz Hüseyin Oğuz “Susurluk Komisyonu´na ´Yeşil yakalanıp konuşursa iç savaş çıkar´ demiştim. Artık böyle demiyorum. Çünkü Susurluk´ta başarılamayan Ergenekon soruşturmasıyla başarılmaya başlandı. Yakalananlar daha buz dağının görünen yüzü. Yeşil yaşıyor, öldüğünü ispat edemiyorlar, edemezler de çünkü o hayatta. JİTEM´in kurucusu Emekli Albay Arif Doğan da yaşadığını söylemiş. Söyler, çünkü hala görüşüyorlar. Yeşil, Doğan´ın ekibinin bir parçası” diye konuştu. ( Star)

Oğuz: Yeşil´in yakalanması çok yakın

Yeşil´i ilk olarak deşifre eden emekli Astsubay Hüseyin Oğuz, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın hala yaşadığını belirterek, ´Kısa sürede yakalanacak´ dedi. ´Ergenekon´ davası sanığı Emekli Albay Arif Doğan´ın savcı Zekeriya Öz´e verdiği ifadelerde ´Yeşil´in kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yaşadığını ve kendisiyle Tunceli´de zaman zaman görüştüklerini söylemesi tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bu tartışmalar üzerine AKŞAM Yeşil´i tanıyanlara ulaştı. Aileye yakın isimler gelişmeleri izlediklerini ve konuşla ilgili bilgileri olmadıklarını söylerken, Yeşil´i tanıyanlar yaşadığında ısrarlı. Yeşil´in kimlik bilgilerini Susurluk Komisyonu´na ilk kez veren kişi olan emekli Astsubay İstihbaratçı Hüseyin Oğuz çarpıcı açıklamalarda bulundu. Oğuz ´Ben yıllardır Yeşil yaşıyor diyorum. Arif Doğan´ın söylediği doğru ´dedi. Bir dönem ´Yeşil Ankara´da lokanta işletiyor´ diye açıklama da yapan Hüseyin Oğuz o açıklamadan sonra Yeşil ile bağlantısının koptuğunu söyledi. Kendisinin yıllardır Yeşil´in yaşadığını söylediğini belirten Oğuz, ´Arif Doğan´ın son günlerde bazı açıklamalar yapması ve savcılara ifade vermesi ilginç. Eğer Arif Doğan bildiklerini ve bazı isimleri savcılara vermişse Yeşil´in yakalanması çok yakındır´ dedi. Hüseyin Oğuz sözlerini şöyle sürdürdü: ´Çobanlık yaparak hayatımı sürdürmek zorunda kaldım. Çektiklerimi bir ben biliyorum. Tehditler halen devam ediyor´ diye konuştu.

Emeç: Sağ mı ölü mü bilmiyoruz

Murat Yıldırım ile birlikte Yeşil kitabını yazan Cemalettin Emeç ise bu konuyu kitabı yazarken çok tartıştıklarını söyleyerek, ´O günlerde Murat Yıldırım şunu söyledi.´Ailesi olarak bizimle bir irtibatı olmadı. Hiçbir devlet görevlisi gelip öldü de yaşıyor da demedi. Bizde bilmiyoruz´ dedi.

Yerlikaya: ´1997´de telefonla görüştüm´

Yeşil ile Tunceli´de tanışan kişilerden biri olan CHP eski milletvekili Sinan Yerlikaya da Yeşil´in yaşadığına inandığını belirterek, ´Ankara´da beyaz bir Mercedes´i vardı onula gezerdi. En son iki yıl önce ortak tanıdığımız ve onunla görüşen bir arkadaşımız vardı. Yaşadığını Ankara´da olduğunu söyledi. Arif Doğan´ın yalan söylemesi mümkün değil. Birlikte çalışıyorlardı. En son 1997 yılında telefonla konuştuk. Gel itiraflarda bulun dedim. Bana kimse bir şey yapamaz dedi. Arif Doğan´ın itirafları dikkatle incelenmeli. Sürekli Ankara´da durmasa bile cebinde onlarca kimlik var rahatlıkla dolaşır´ dedi. ( Akşam)

Faili meçhuller soruşturmasında JİTEM´in tetikçisi de sorulacak

10 Ekim 2010: Faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturmaları yürüten savcılar, Ergenekon davasının sanığı emekli Albay Arif Doğan´ın ifadesini almaya hazırlanıyor. Edinilen bilgilere göre, Doğan´a, JİTEM´ci Binbaşı Cem Ersever´in yanı sıra ´Hogir´ kod adlı Cemil Işık da sorulacak. Faili meçhuller davası sanıklarından Kamil Atağ, Hogır´ı, Cemal Temizöz´ün odasında gördüğünü söylemişti. Faili meçhuller Türkiye´nin en büyük yaralarından biri. Binlerle ifade edilen dava dosyaları adliyelerin tozlu raflarında bekliyor. Diyarbakır´daki özel yetkili savcılar, faili meçhul cinayetlerle ilgili önemli bir faaliyet yürütüyor. Emekli Albay Arif Doğan´ın Ergenekon savcılarından Zekeriya Öz´e verdiği ifadeyi isteyen savcılar, ifadeleri değerlendirdikten sonra Güneydoğu´daki cinayetlerle ilgili dosyaları yeniden ele alacak. Faili meçhul cinayetlerde adı geçen özellikle asker kişiler hakkında soruşturma izninin verilmemesi nedeniyle çok sayıda dosya raflara kaldırılmıştı. Diyarbakır´daki özel yetkili iki savcı, sır cinayetlerle ilgili cevapsız kalan soruları Doğan´a sorarak aydınlatmaya çalışacak.İsveç´te yaşayan itirafçı Abdülkadir Aygan´a 70 soru gönderen savcılar, paralel bir çalışma yürütüyor. Alınan bilgilere göre, hazırlanan sorular içinde, Doğan´ın Güneydoğu´da görev yaparken karıştığı belirtilen ilk faili meçhul cinayet de yer alacak. İtirafçılar İbrahim Babat ile Abdülkadir Aygan, 1989 yılında Tahsin Sevim, Hasan Utanç ve Hasan Caner adlı üç köylünün infaz edilmesinde Arif Doğan´ın da yanlarında olduğunu iddia etmişlerdi. O dönemde Genelkurmay´ın soruşturma izni vermemesi üzerine Arif Doğan ve beraberindeki JİTEM görevlileri hakkında işlem yapılamamıştı.

Savcıların üzerinde durduğu diğer önemli isim ise ´Hogir´. JİTEM´in komutanlarından Binbaşı Cem Ersever´in ekibinde yer alan itirafçı Cemil Işık´ın kod olarak kullandığı belirtilen ´Hogir´in gün yüzüne çıkarılması amaçlanıyor. Faili meçhul cinayetler davasında tutuklu yargılanan eski korucubaşı Kamil Atağ, bir dönem PKK´nın Cizre bölge sorumlusu olan Hogir´i, yüzbaşı üniformasıyla aynı davanın sanıklarından Cemal Temizöz´ün komutanı olduğu jandarma karakolunda gördüğünü söylemişti. Faili meçhul cinayetler davasının müdahil avukatları, ´Hogir´in ortaya çıkartılması halinde JİTEM ve infazlarla ilgili önemli bilgilere ulaşılabileceğini belirtiyor. JİTEM ve faili meçhul cinayetlerle ilgili davaları takip eden avukatlar, Hogir bazı yerlerde PKK komutanı, bazı yerlerde yüzbaşı veya itirafçı olarak geçiyor. Savcıların elinde Hogir ile ilgili önemli bilgiler olduğunu düşünüyoruz. Hogir´i en iyi Cem Ersever ile Arif Doğan bilir. diyor.Emekli Albay Arif Doğan, Ergenekon soruşturması sırasında JİTEM´i ben kurdum. itirafında bulunmuştu. Geçtiğimiz günlerde yine Doğan´a ait olduğu ileri sürülen bir ses kaydında JİTEM´le ilgili önemli ayrıntılar veriliyordu: İki tane JİTEM vardır, Cemal Temizöz ikincisindendir. İkinci JİTEM 2 tane adamı öldürür gömer. Mesela nedir Cemal Temizöz Albay. ( Zaman)

DHKP-C, JİTEM´ci infaz etmiş

14 Ekim 2010: Ergenekon soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´e ifade veren JİTEM´in kurucusu emekli Albay Arif Doğan, altı yıl önce işlenen iki esrarengiz cinayete ışık tuttu. Doğan, Beyoğlu´nda öldürülen üniversiteli Önder Babat´ın katili olduğu gerekçesiyle DHKP- C´nin infaz ettiğini öne sürdüğü Hakan Saraylıoğlu´nun, kendisine çalışan JİTEM elemanı olduğunu söyledi. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Selim Bolluk´tan elde edildiği öne sürülen ajandada Saraylıoğlu´nun infazına ilişkin notlar çıkınca, cinayet soruşturması daha sonra Ergenekon davasıyla birleştirilmişti. ( Sabah)

(30 Eylül 2010), son güncel.: (14 Ekim 2010)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Doğan ses kaydını kabul etti: Yalvarıyorum ifademi alın

Ergenekon-Hizbullah bağlantıları

Ses kaydı: Albayın Jitem itirafları-2

Albay´ın ses kaydı: Ben Jitem´im

´JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler´

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2313    yazdır/print


 

Arif Doğan´ın 3. ses kaydı

Emekli Albay Arif Doğan´a ait olduğu ileri sürülen yeni bir ses kaydı daha ortaya çıktı. Doğan olduğu iddia edilen kişi ses kaydında yine çok tartışılacak iddialarda bulunuyor: ´Türkiye´de iki tane JİTEM vardır. Dünyada tek JİTEM vardır. Bu ikinci JİTEM´e ilgili ilgisiz, görgülü görgüsüz ve yetkili yetkisiz insanlar doldu. Birinci JİTEM eşittir yani esas JİTEM. İkinci JİTEM eşittir götemdir. 2 tane adamı öldürür gömer. Bir adamı kaçıran, Hizbullah´ın hiç bulunmadığı yerde Hizbullahçılara PKK´lı teslim eden mesela nedir Cemal Temizöz albay. Albaydır o. Albaylığına sonsuz saygım var. Ama JİTEM´ci değil götemcidir o. Benim emrimde 10 000 kişi vardı. Bunun 620 si kadındı. Faaliyeti sadece Doğu, Güneydoğu değil Türkiye çapındaydı. JİTEM´le çalışan bir adamda mutlaka bir pislik vardır. yoksa onunla çalışmayız.´ Arif Doğan´a ait olduğu ileri sürülen iki ses kaydı daha önce ortaya çıkmış, Doğan bu ses kayıtlarını kabul etmiş ancak montaj yapılarak bazı bölümlerin bir araya getirildiğini iddia etmişti.

3´ncü ses kaydı: JİTEM´ci Albay´dan son itiraflar

Emekli Albay Arif Doğan´a ait olduğu ileri sürülen yeni bir ses kaydı daha ortaya çıktı. Doğan olduğu iddia edilen kişi ses kaydında yine çok tartışılacak iddialarda bulunuyor: ´Türkiye´de iki tane JİTEM vardır. Dünyada tek JİTEM vardır. Bu ikinci JİTEM´e ilgili ilgisiz, görgülü görgüsüz ve yetkili yetkisiz insanlar doldu. Birinci JİTEM eşittir yani esas JİTEM. İkinci JİTEM eşittir götemdir. 2 tane adamı öldürür gömer. Bir adamı kaçıran, Hizbullah´ın hiç bulunmadığı yerde Hizbullahçılara PKK´lı teslim eden mesela nedir Cemal Temizöz albay. Albaydır o. Albaylığına sonsuz saygım var. Ama JİTEM´ci değil götemcidir o. Benim emrimde 10 000 kişi vardı. Bunun 620 si kadındı. Faaliyeti sadece Doğu, Güneydoğu değil Türkiye çapındaydı. JİTEM´le çalışan bir adamda mutlaka bir pislik vardır. yoksa onunla çalışmayız.´ Arif Doğan´a ait olduğu ileri sürülen iki ses kaydı daha önce ortaya çıkmış, Doğan bu ses kayıtlarını kabul etmiş ancak montaj yapılarak bazı bölümlerin bir araya getirildiğini iddia etmişti.

Emekli Albay Arif Doğan´a ait olduğu ileri sürülen üçüncü bir ses kaydı daha ortaya çıktı. Doğan olduğu iddia edilen kişi ses kaydında yine çok tartışılacak iddialarda bulunuyor: ´Türkiye´de iki tane JİTEM vardır. Dünyada tek JİTEM vardır. Bu ikinci JİTEM´e ilgili ilgisiz, görgülü görgüsüz ve yetkili yetkisiz insanlar doldu. Birinci JİTEM eşittir yani esas JİTEM. İkinci JİTEM eşittir götemdir. 2 tane adamı öldürür gömer. Bir adamı kaçıran, Hizbullah´ın hiç bulunmadığı yerde Hizbullahçılara PKK´lı teslim eden mesela nedir Cemal Temizöz albay. Albaydır o. Albaylığına sonsuz saygım var. Ama JİTEM´ci değil götemcidir o. Benim emrimde 10 000 kişi vardı. Bunun 620 si kadındı. Faaliyeti sadece Doğu, Güneydoğu değil Türkiye çapındaydı. JİTEM´le çalışan bir adamda mutlaka bir pislik vardır. yoksa onunla çalışmayız.´ JİTEM´e hulul ettireceğimiz insanı çok özür dilerim önce pisliğe bulaştırırız. Bulaştırmasak da pislik yönünü araştırırız. temiz yönü bize yaramaz. Onun için JİTEM unsuruyla beraber çalışan adam da bir pislik vardır.

Uyuşturucu trafiğinin JİTEM kontrol ediyordu

Adam uyuşturucudan ağır cezada yargılanıyor. Tamam mı? İki ay sonra adamın duruşmaya çıktığı yok. Dosyası bizde tabii. Adamı çıkarıyoruz. Gel buraya. gel pezevenk aha dosya bu. sen anana bilmem ne yapsan buna ulaşamazsın. sen uyuşturucu trafiğini bize vereceksin. senin kundaktaki çocuğunun birini öldürtürüm.

OHAL Valisi Kozakçıoğlu: Tır yakmalarına engel ol dedi

Hayri Kozakçıoğlu, OHAL valisi; sayın yarbayım yaramıza merhem ol neymiş komutanım söyleyin de bulayım. Yav dedi her gün dedi bir tır yakıyorlar, anasını satayım. Her gün fırça yiyorum başbakandan cumhurbaşkanından. Bir inceleyim bir bakayım komutanım dedim. Ama bu tarihi hiç unutmuyorum. Çıktım ben.

PKK iki günde bir tır yakıyordu, ben hergün yakıyordum

Onlar eskiden iki güne bir yakıyorlardı ben hergün bir tane tır yaktırıyordum. Sonra beni çağırıyor. Yavv dedi Kozakçıoğlu, sana dediğimizde bir tane yanıyor, iki tane yanıyor, iki günde bir yanıyordu. sana söyledik her gün yanıyor. dedim, sabredin biraz. Ben kestim ama hakkaten onlar çoktan kesmişler. Tır yanması bitti.

OHAL koordinatörü Hakkımda olumsuz rapor yazdı

Komutanım dedim, o zaman koordinatör benim hakkımda kötü bir rapor verdi. O....çocuğu İstanbul Emniyetindeki Celalettin Cerrah o koordinatörde kalemiydi, OHAL valiliğinin. Bir iki defa hakaret ettim ben ona. Şeye sızdırıyordu, emniyete, Hanefi Avcı´ya.

Celalettin Cerrah bana muhalefet ederdi

Sayın valim, Celalettin´e emir ver dedim, şu 3 ay önce yanan tırların plakasına baksın. Şu 3 aydır dedim, yanan tırların plakasına baksın. hemen çağırdı Celalettin Cerrah´ı, o k...ği, ondan sonra liste çıkardı geldi. O da hayret etti. Efendim dedi, Arif subayımın dediği çok ilginç dedi. Ne oldu müdür anladın mı dedim.

Kürdistan kabul edilen illerin tırlarını yaktırdım

PKK 06´yı yakar, 31´i yakar, 01´i yakar, 51´i yakar, 50´yi yakar. 42´yi yakar. Ben de 47´yi ondan sonra Muş´u, Bitlis´i, Bingöl´ü yani onların Kürdistan kabul ettikleri yerlerin tırlarını yaktırıyordum. Yüzde binbeşyüz PKK´nın onlar. Gitmişlerdir Apo´ya o konturcubaşı bizim tırları yakıyor. Ondan sonra tır yakması bitti. Yanmayınca da pimpiriklendiler.

Kozakçıoğlu: ´Lan domuzun oğlu bu tırları nereye kaybediyorsun´

Ondan sonra beni çağırttırıyor. Daha pimpiriklendi bunlar. Arif domuzun oğlu. Nereye kaybediyon lan bu tırları dedi. Ne kaybetmesi komutanım dedim. Dedim her halde, pkk yakmamaya karar verdi.

Kozakçıoğlu: ´Arif Doğan Güneydoğu´yu çiftliğe çevirdi´

Domuzun oğlu babanın çiftliğine çevirdin buraları, milli servetten ne istedin. Komutanım önüne geç demedin mi, evet. Görüyor musun, biz işte doğu güneydoğuyu böyle düzelttik. Hiç bir aşiret reisi benim karşımda cumhurbaşkanı ile görüşen Tahir Adıyaman da dahil, önünü iliklemeden konuşamazdı. ( Zaman)

Arif Doğan olduğu iddia edilen kişinin internete düşen ses kaydı aşağıdaki adreste yayınlandı. Ancak sonrasında siteden kaldırıldı: http://www.dailymotion.com/video/xeyt72_jytemcy-alb-aryf-doyanydan-taryhy-y_news

Aygan´dan tepki: Sen kimsin ki JİTEM´i tek başına kurabiliyorsun?

PKK İtirafçısı ve JİTEM elemanı Abdulkadir Aygan, Emekli Albay Arif Doğan´ın JİTEM´i kendisinin kurduğu ve 1990´da bu yapılanmayı dondurduğu iddiasının doğru olmadığını savundu. Arif Doğan´ın ´JİTEM´i tek başına, kimseden talimat almadan kurduğu ve 1990 yılında tayini çıkınca kimseye sormadan dondurduğu´ iddialarını değerlendiren Aygan, Sen kimsin ki JİTEM´i tek başına, kendi iradenle kurabiliyorsun? ifadelerini kullandı. 1992 ve 93 yıllarında JİTEM´de kadrolu sivil memur olarak çalıştığını gösteren bordroları işaret eden Aygan, Hani 90´dan sonra JİTEM kaldırılmıştı, hani faaliyetleri son bulmuştu? diye sordu. Aygan, Doğan´ın JİTEM´i kendi şahsıyla özdeşleştirerek bu kurumu kendisiyle birlikte mezara götürmeye çalıştığını ileri sürdü. Arif Doğan´ın, Eşref Bitlis 1993´te öldürüldü. Ben 1990´da JİTEM´den ayrıldım. JİTEM o yılda öldü, bitti, 1993´te yeniden mi dirildi? şeklindeki iddialarını da Düpedüz yalan. şeklinde tepki gösteren Aygan, Doğan, kendince kurnazlık yapmaya çalışıyor. Sözlerinin bir yerinde de zaten Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı´ndan bahsediyor. Zaten orası ve JİTEM aynı şeyler. dedi. Aygan, JİTEM´le Ergenekon´un da direkt bağlantılı olduğunu dile getirdi. JİTEM´in Ergenekon ahtapotunun bir kolu olduğunun altını çizen Aygan, Doğan, madem JİTEM´in içindeydi, bu yapıdan ayrı olamaz. Arif Doğan, giderayak halkı manipüle etmeye, olayları saptırmaya çalışıyor. Gerçekleri konuşsa, biraz olsun günahları azalır. şeklinde konuştu. ( Cihan)

Benden halk değil ama devlet memnun

29 Eylül 2010:JİTEM´in kurucusu olduğunu açıklayan emekli Albay Arif Doğan, yaptıklarından pişman olmadığını ve kendisine ´suçlama olarak´ yöneltilen herşeyi vatan için yaptığını savundu. Star´a konuşan Doğan “Ben kimseyle yola çıkmadım. Yolumun yolcusuyum. Vatan da ben den memnun. Halk memnun değilmiş... Otursun kendi haline ağlasın” dedi. İşte Doğan´ın son günlerdeki tartışmalarla ilgili şok eden açıklamaları: Yaptıklarımdan pişman değilim. Pişman olsaydım bir günde bırakırdım. Siyasi iradenin ışığında Alevi ve Sünniyle, komünist ve faşistle, sağcı ve solcuyla, Kürdü ve Arabıyla mücadele ettim. Başarı ve başarısızlık benim kalbimdedir. Ben onu nakış yapıp işledim kalbime. Ne siz ne de başkası söküp alamaz. JİTEM´in istihbarat elemanları sadece Güneydoğu´da değil, Türkiye genelindeydi. Emniyet müdürlüğünün 1 milyon istihbarat elemanı var da JİTEM´in 10 bin elemanı neden olmasın? JİTEM ile ilgili söylenenler yıpratmadır. Başarılı bir ünite var o da JİTEM´dir ve PKK porovokasyonuyla yıpratılmaya çalışılıyor. (´Öldürülen her PKK´lı için 3 bin lira veriyordum´ sözleri için) Siz memur değil misiniz? Herkes ücret karşılığı çalışır. Bunun 3´le 5´le ne ilgisi var. Ben devletten maaş alan biriyim. Askerlikte astlar başarılı olanlara ya izin ya rütbe ya da ücret mükafatı verilir. Ben kimseyle yola çıkmadım. Yolumun yolcusuyum. Vatan da ben den memnun. Halk memnun değilmiş... Otursun kendi haline ağlasın. Meclis´in arka salonlarında PKK´nin kongresi yapılıyor. Gidip ona ağlasın. Benimle beraber bildiklerimi de mezara götürecek halim yok. Son nefesime kadar, sağlığım el verdikçe konuşacağım. (JİTEM´e mal edilen eylemlerin JİTEM yapmadı mı?) Benim kimseye hesap verme zorunluluğum yok. Mahkemede gereğini konuşacağım. Benimle birlikte sır olarak gitmesin. İnandıklarımı yaptım. Vatandaşa hesabım yok. Hesap sorulacaksa gitsinler Habur´dan gelenlere sorsunlar. (JİTEM neden inkar edildi?) Vatanını milletini, siz sevmiyor musunuz? Vatanım için görev yaparsam hain mi oluyorum? JİTEM inkar edilemez. “Ben kurdum JİTEM´i” dedim. Kimse inkar etmiyor ki. Sadece resmi evrak üzerinde yok. Jandarma Genel Komutanlığının beyanatı var. Benim konuşmama kimse müdahale edemez. Bir kuruluş kurmuşum ve onu da konuşurum. Adalet çizgisinden hiç çıkmadım, adalet çizgisinden çıkanlar JİTEM´ciler değil g...tcilerdir. (BDP´lileri halk seçmedi mi?) Hangi halk? (Sinirlenerek). Onları halk seçmedi, PKK seçti. Onlar, siyasi kolu değil mi PKK´nın. Herkes söyleyince bir şey olmuyor da neden ben söyleyince suç oluyor. Seçim sistemi hikaye... Onları PKK seçti. “Alevilere saldıran adamlarım vardı” demedim. Hiçbir şekilde kendimi kanıtlamak zorunda değilim. Bilmiyorum demek ki başka bir Arif Doğan var.

Kelle parası için masumlar öldürüldü

Arif Doğan´dan önce “Öldürülen her insan için kelle parası alınıyordu” diyerek tartışma yaratan eski istihbaratçı Astsubay Hüseyin Oğuz, ´kelle primi´ nedeniyle çok sayıda masum insanın da PKK´lı denilerek öldürüldüğünü iddia etti. OHAL valileri dahil dönemin yetkililerinin JİTEM´in varlığından haberdar olduğunu, yapılan illegal işlerin bilindiğini savunan Oğuz şöyle konuştu:“Arif Doğan konuşmaya devam ederse OHAL yetkililerinin yaptıkları bir bir ortaya çıkar. Hepsi tanır Arif Doğan´ı. Toplantılar yapılıyordu. ´Tanımıyorum´ diyen yalan söyler. İnkar edebilirler, Doğan´ın psikolojisinin bozuk olduğunu söyleyebilirler. Ancak anlattıkları doğru. Bu olaylara tanık olanlar, emekli olanlar konuşacaklardır. Doğan´ın konuşması, bir dönem karanlık işlere karışanlara da cesaret verdi çünkü” dedi.PKK´lı için ´kelle vergisi” adı altında JİTEM´cilerin para aldığını kendisinin daha önce açıkladığını hatırlatan Oğuz “Para karşılığı çok masum insan öldürüldü. Bunların içinde dağdaki çoban da vardır ve PKK´lı denilmiştir” diye konuştu.Arif Doğan´ın “Konuşacaklarımı mahkeme kaldıramaz” sözlerini de değerlendiren Hüseyin Oğuz “Mahkeme değil, Türkiye kaldıramaz. Madımak ve Gazi Mahallesi olaylarından söz ediyordur. Alevilere saldıran sakallı adamlarım vardı cümlesini kurmadı mı?” şeklinde konuştu. ( Star)

(28 Eylül 2010), son güncel.: (29 Eylül 2010)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Doğan ses kaydını kabul etti: Yalvarıyorum ifademi alın

Ses kaydı: Albayın Jitem itirafları-2

Albay´ın ses kaydı: Ben Jitem´im

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları

JİTEM´i kabul eden Tuğgeneralden şok açıklamalar

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

´JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler´

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2297    yazdır/print


 

Ses Kaydı: Cihaner ve diğer davalar Ankara´ya

İnternete yeni bir ses kaydı daha düştü. Dailymotion.com´da yayına konulan 4 parçalı ses kaydı bir süre sonra site tarafından yayından kaldırıldı. Skandal ses kaydındaki kişiler arasında Sincan Hakimi Osman Kaçmaz, Yargıtay Üyeleri Hamdi Yaver Aktan ile Fatih Arkan, Prof. Dr. Ersan Şen, 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker, Danıştay 7. Daire Üyesi Eren Sonbay gibi isimler bulunuyor. Şok diyalogların geçtiği ses kaydı, Yargıtay´da nasıl kirli oyunlar oynandığını, yerel mahkemelerden oraya aktarılan dosyalara bakacak hakimlerle görüşülerek dosyalara nasıl tesir edildiğini bir kez daha gösteriyor. Ses kaydı, çok yakında İstanbul´da mı yoksa Ankara´da mı bakılmaya devam edileceğine dair Yargıtay Ceza Kurulu´nda karara bağlanacak olan Islak İmza ve Cihaner dosyaları konusunda yargıtayda nasıl kirli oyunlar oynandığını, hatta sadece bu davaların değil tüm Ergenekon davalarının dahi birleştirilerek Ankara´da Yargıtay´da gördürülmesi çabalarının harcandığını gösteriyor. Şu ana kadar yüksek yargıdaki bu kirli oyunları deşifre eden çok sayıda ses kaydı yayınlandı. Sonuncu ses kaydı, referandumda hayır oyları çıkmasının önemini ve boykot desteği için PKK terör örgütü lideri Öcalan´la görüşülmesi gerektiğini işliyordu. Yine önceki kayıtlardan birinde de Cihaner davasının Erzurum Mahkemesi´nden baskıyla alınarak Yargıtay´da görülmesi ve sanıkların tahliye edilmesi işleniyordu. Ortaya çıktığında Türkiye´yi sarsan bu ses kaydındaki kişiler için, kimlikleri de açık olmasına rağmen birşey yapılmadı ve kayıtta geçen kirli plan adeta göstere göstere ve adım adım gerçekleştirildi. İçlerinde gerçek hukukçular bulunsa da Yargıtay dairelerinde kritik konumlara gelmiş birçok ismin örgütlü olarak birlikte hareket ettikleri, ihsası reyde bulunarak dosyalara bakacak kişilere ve dosyalara tesir ettikleri, istedikleri yönde karar çıkartıkları bu ses kayıtlarından anlaşılıyor.

ŞOK Ses Kaydı!!! Cihaner ve tüm Ergenekon davaları Ankara´ya alınsın

İnternete yeni bir ses kaydı daha düştü. Dailymotion.com´da yayına konulan 4 parçalı ses kaydı bir süre sonra site tarafından yayından kaldırıldı. Skandal ses kaydındaki kişiler arasında Sincan Hakimi Osman Kaçmaz, Yargıtay Üyeleri Hamdi Yaver Aktan ile Fatih Arkan, Prof. Dr. Ersan Şen, 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker, Danıştay 7. Daire Üyesi Eren Sonbay gibi isimler bulunuyor. Şok diyalogların geçtiği ses kaydı, Yargıtay´da nasıl kirli oyunlar oynandığını, yerel mahkemelerden oraya aktarılan dosyalara bakacak hakimlerle görüşülerek dosyalara nasıl tesir edildiğini bir kez daha gösteriyor. Ses kaydı, çok yakında İstanbul´da mı yoksa Ankara´da mı bakılmaya devam edileceğine dair Yargıtay Ceza Kurulu´nda karara bağlanacak olan Islak İmza ve Cihaner dosyaları konusunda yargıtayda nasıl kirli oyunlar oynandığını, hatta sadece bu davaların değil tüm Ergenekon davalarının dahi birleştirilerek Ankara´da Yargıtay´da gördürülmesi çabalarının harcandığını gösteriyor. Şu ana kadar yüksek yargıdaki bu kirli oyunları deşifre eden çok sayıda ses kaydı yayınlandı. Sonuncu ses kaydı, referandumda hayır oyları çıkmasının önemini ve boykot desteği için PKK terör örgütü lideri Öcalan´la görüşülmesi gerektiğini işliyordu. Yine önceki kayıtlardan birinde de Cihaner davasının Erzurum Mahkemesi´nden baskıyla alınarak Yargıtay´da görülmesi ve sanıkların tahliye edilmesi işleniyordu. Ortaya çıktığında Türkiye´yi sarsan bu ses kaydındaki kişiler için, kimlikleri de açık olmasına rağmen birşey yapılmadı ve kayıtta geçen kirli plan adeta göstere göstere ve adım adım gerçekleştirildi. İçlerinde gerçek hukukçular bulunsa da Yargıtay dairelerinde kritik konumlara gelmiş birçok ismin örgütlü olarak birlikte hareket ettikleri, ihsası reyde bulunarak dosyalara bakacak kişilere ve dosyalara tesir ettikleri, istedikleri yönde karar çıkartıkları bu ses kayıtlarından anlaşılıyor.

1. Ses kaydı: TİB baskınları

Birinci ses kaydındaki konuşmalardan, deşifre olmasına rağmen adım adım gerçekleştirilen “Ergenekon sanığı Başsavcı İlhan Cihaner´i kurtarma planı”ndan Sincan Hakimi Osman Kaçmaz´ın da haberdar olduğu anlaşılıyor. Konuşanların Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdür Yardımcısı Orhan Sungur, Ankara Hakimi Hayri Keskin, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz olduğu ileri sürülüyor. Ses kaydında, Yarsav eski Başkanı Ömerfaruk Eminağaoğlu´nun şikayeti üzerine Sincan Hakimi Osman Kaçmaz´ın verdiği kararla ve daha sonraki aylarda Yargıtay ve Danıştay yetkililerinin de telefonlarının gizlice dinlendiği şikayetleri üzerine devletin telefon dinlemelerinin denetlendiği en üst kurumu merkezi olan Ankara´daki Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı´na (TİB) 4 kez baskın yapılarak şikayetlere konu olan yasadışı dinlemelerin yapılıp yapılmadığı araştırılmıştı. Baskınları gerçekleştiren bilirkişilerin de bulunduğu heyete Ankara hakimi Hayri Keskin başkanlık etmişti. İncelemeler sonucunda hiçbir yasadışı dinleme tespit edilmediği gibi aksine yasal olarak yani mahkeme kararıyla Ergenekon kapsamında hakkında telefon dinlemesi yapılan bazı hakim ve savcıların isimleri bazı medya organlarına sızdırılmış, tüm yargının gizli ve yasa dışı şekilde dinlendiği iddiasıyla büyük bir tartışma başlatılmıştı.

2. Ses kaydı: Cihaner ve Ergenekon davalarının Yargıtay´da gördürülme çabaları

İkinci ses kaydında ise önümüzdeki haftalarda Yargıtay Ceza Kurulu´nda görüşülerek karar bağlanacak olan Cihaner ve Islak imza davalarının Ankara´da Yargıtay´da mı yoksa İstanbul´daki Ergenekon mahkemesinde mi görüleceği konusu işleniyor. Dosyaların Ceza Genel Kurulunca incelenmesi arefesinde sanık İlhan Cihaner´in Yargıtay üyesi Fatih Arkan tarafından Yargıtay üyeleri ile görüştürülerek kulis yapıldığı ve bunun da ötesinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı İhsan Akçin ile de görüştürüldüğü belirtiliyor. Kısa süre önce medyada er alan haberlere göre de, dava sanığı Cihaner´in Yargıtay Ceza Kurulu üyeleriyle Ankara´da görüşmeler yaptığı ortaya çıkmıştı.

3. Ses kaydı: Ersan Şen ile Ersan Ülker´in dava sonucunu önceden ayarlaması

Üçüncü ses kaydındaki görüşme, Cihaner´in davasına bakan Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker ile Ergenekon davalarının muhalifi hukukçu Prof. Dr. Ersan Şen arasında geçiyor. Ülker´i arayan Şen, yerel mahkemeden Yargıtay´a intikal eden bir dosya hakkında bilgi vererek dosya hakkında ağırlığını koymasını istiyor. Ayrıntılı görüşmede Ülker de, ´Bakarız Ersan, sen merak etme, şey yaparız´ diyerek açıkça ihsası reyde bulunuyor.

4. Ses kaydı: Yargıtay´ın Ergenekon hakimlerine tazminat kararındaki kirli oyunlar

Dördüncü ses kaydındaki görüşmede yer alan kişilerden birinin Danıştay 7. Daire Üyesi Eren Sonbay olduğu ileri sürülüyor, diğer kişi ise bilinmiyor. Ses kaydından Sonbay olduğu iddia edilen kişi, bir kısım arkadaşı ile birlikte beklemekte olduğu İlhan Cihaner´in tahliyesini haber alınca, sevincinden deliye dönerken, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi´nin Ergenekon hakimleri aleyhindeki tazminat kararını nasıl organize ettiklerini anlatıyor: ´Biz 10 gün önceden biliyorduk onu o gün heyetinde kararın verildiği akşamın hiiii. İkibuçuk milyara mı hükmetmişler Eren. Tabi, tabi ama o üst sınır zaten mecburen ama şimdi Yargıtay Genel Hukuk Kuruluna gidecek yani. Bakalım orada ne olacak. Hiçbir şey olmaz canım yani Kurulun yapısı gayet iyi.´ Hatırlanacağı gibi Ergenekon davasının tutuklu sanığı Mehmet Haberal´ı tahliye etmedikleri gerekçesiyle çeşitli mahkemelerdeki 9 hakime Yargıtay 4. Hukuk Dairesi skandal şekilde tazminat cezası vermişti. Bu skandalın ardından hareketlenen diğer Ergenekon ve Balyoz sanıkları da yine aynı daireye birer ikişer müracaat ederek hakim ve savcılar aleyhine tazminat davaları açtılar. Bu yolla Ergenekon ve benzeri davalara bakan hakim ve savcıların yıldırılmak istendiği açıkça görülüyor. İşte dünkü ses kaydı Yargıtay´ın verdiği bu tazminat kararının 10 gün önceden farklı hakimler tarafından bilindiği anlaşılıyor. Dördüncü ses kaydındaki Danıştay 7. Dairesi Üyesi Eren Sonbay olduğu ileri sürülen kişi, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi´nin Ergenekon hakimleri aleyhindeki tazminat kararını nasıl organize ettiklerini anlatıyor. Şahıs, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi´nin Ergenekon davasında tutukluları tahliye etmedikleri gerekçesiyle 9 hakime verilen tazminat cezasını 10 gün önceden bildiklerini söylüyor. Sonbay, yargıtayda bu kararın çıkacağından HSYK üyesi Suna Türkoğlu´nun da haberdar olduğunu söylüyor. Kararname krizinden sonra Yargıtay´a üye seçilen ve 9 hakimin tazminata mahkum edilmesi kararını veren Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Üyesi Ayşe Çevikbaş, Tartıcı´nın özellikle bu daireye görevlendirildiğini söylüyor.

(4 dosya bir yerde, 109MB)

Birinci ses kaydının dökümü

Birinci ses kaydındaki konuşmalardan, deşifre olmasına rağmen adım adım gerçekleştirilen “Ergenekon sanığı Başsavcı İlhan Cihaner´i kurtarma planı”ndan Sincan Hakimi Osman Kaçmaz´ın da haberdar olduğu anlaşılıyor. Konuşanların Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdür Yardımcısı Orhan Sungur, Ankara Hakimi Hayri Keskin, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz olduğu ileri sürülüyor. İşte 1´nci ses kaydının dökümü:

Orhan Sungur: Vallahi bak sen sonra böyle dinleme minleme odalarına da girdin, oraları da gördün yani...N´oluyo oralarda

Hayri Keskin: Hiç bir şey yok genel müdürüm.

Orhan Sungur: Bu hakimler yatsın kalksın sana dua etsin yani. Yedi düvele karşı tek başına savaşıyon.

X Bayan: ..arkadaşları diyormuş; vaay adama bak helal olsun tek başına savaşıyor.

Hayri Keskin: Osman Reis´in yüzünden uzaylılar Türkçe öğrenmiş. Geçen hafta düştü ya... Uzaylılar Türkçe mi konuşuyo? Konuşurken mi düştü? Şu adamdan terörist olur mu arkadaşlar? Şu surata bak, melek melek.

Orhan Sungur: Cihaner´in davası, Cihaner´in davası ertelendi mi ?

Osman Kaçmaz: Ertelendi, haftaya Cuma´ya.

Orhan Sungur: Çook güzel oluyo...

Orhan Sungur: ...kardeşim bu davada yaa.

Osman Kaçmaz: Birleştirilecek ya

Orhan Sungur: Göndermiyor ama (dosyayı)

Hayri Keskin: CD üzerinden birleştirecekler.

Osman Kaçmaz: O dosyayı da istedi. Şeyi de istedi, bunda birleştirecekler, Bunu da birleştirecekler.

Orhan Sungur: Ergenekon´un tamamını birleştirsinler.

Osman Kaçmaz: İstanbul´u birleştiriyor.

Orhan Sungur: Yok, Ergenekon´un tamamını burayla birleştirsinler. : Üst dereceli mahkeme, birleştirir her zaman ama baskı altında.

Osman Kaçmaz: Duruşmada “evet İlhan ne diyorsun” diyor. Hemen ertesi gün başkan sanığa İlhan diye hitap etti.

Orhan Sungur: Ahmet mi diyecekti?

Osman Kaçmaz: Bu sefer döndü, ne dedi biliyor musunuz başkan? Sayın İlhan Cihaner evet ne söylüyorsun. Yav, İlhan demişsen devam et İlhan demeye. Sayın İlhan daha kötü. Ne demek Sayın İlhan.

Orhan Sungur: Bak itiraz etmiyorum yani

Osman Kaçmaz: Hüseyin Boyrazoğlu çıktı duruşmaya. (Eski Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, 11. Ceza Dairesi Üyesi)

Hayri Keskin: Şeye?

Osman Kaçmaz: 11´in eee. : Eee, bir oyumuz garanti o zaman.

İkinci ses kaydının dökümü

İkinci ses kaydında ise önümüzdeki haftalarda Yzrgıtay Ceza kurulu´nda görüşülerek karar bağlanacak olan Cihaner ve Islak imza davalarının Ankara´da Yargıtay´da mı yoksa İstanbul´daki Ergenekon mahkemesinde mi görüleceği konusu işleniyor. Dosyaların Ceza Genel Kurulunca incelenmesi arefesinde sanık İlhan Cihaner´in Yargıtay üyesi Fatih Arkan tarafından Yargıtay üyeleri ile görüştürülerek kulis yapıldığı ve bunun da ötesinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı İhsan Akçin ile de görüştürüldüğü belirtiliyor. Kısa süre önce medyada er alan haberlere göre de, dava sanığı Cihaner´in Yargıtay Ceza Kurulu üyeleriyle Ankara´da görüşmeler yaptığı ortaya çıkmıştı. İşte 2´nci ses kaydının dökümü:

Hamdi Yaver Aktan: Hata bizden kaynaklanıyor yani. Bu işi iyi götüremedik. Nasıl strateji izleyeceğimizi Sabih beyle falan.

Fatih ARKAN: Herkes adına çaba gösteren çocuk, diyetini çekiyor şimdi.

Hamdi Yaver Aktan: Evet yaa.

Fatih ARKAN: Biz bu uyarıları varsayım olarak size aktarmaya çalıştık. Size, başsavcıya, Ceza Kurul başkanına (Yargıtay Ceza Genel Kuirulu Başkanı İhsan Akçin), yani ben, eee görüştürdük hepsiyle.

Hamdi Yaver Aktan: Ya dedim. Ben dedi her şeyi göze aldım dedi. Tamam madem.

Fatih ARKAN: Çok önce başladık, geliyor belli süreç yani. Herkes tavrını alsın, herkes...

Üçüncü ses kaydının dökümü

Üçüncü ses kaydındaki görüşme, Cihaner´in davasına bakan Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker ile Ergenekon davalarının muhalifi hukukçu Prof. Dr. Ersan Şen arasında geçiyor. Ülker´i arayan Şen, yerel mahkemeden Yargıtay´a intikal eden bir dosya hakkında bilgi vererek dosya hakkında ağırlığını koymasını istiyor. Ayrıntılı görüşmede Ülker de, ´Bakarız Ersan, sen merak etme, şey yaparız´ diyerek açıkça ihsası reyde bulunuyor. İşte 3´ncü ses kaydının dökümü:

Ersan Şen : Abi ben sizin, sizde olan (11. Ceza Dairesinde olan) bir dosyanın vekaletini aldım, dün itibariyle. 3 Haziran da murafaası (duruşma) var. Bir dilekçe hazırlayıp verecem.

Ersan Ülker : 3 Haziran, ne o ... dosyası mı ?

Ersan Şen : Yok hayır hayır değil. Bu 5-6 defa bozma görmüş, çokça usulden, 6. Ceza Dairesinden geçmiş gitmiş, biraz şeyi takip eden bir dosya. Yahya Murat Demirel´i takip eden bir dosya. İsim olarak hatırlarsınız, Ziraat Bankası ile Ağyar Çetinkaya. Diğer dosyayı bir miktar takip etmiş, ilginç bir dosya

Ersan Ülker : Ziraat Bankası´nın mı?

Ersan Şen : Ziraat Bankası.

Ersan Ülker : Ya o konuda bir şey var deniyor, bu hafta genel kurulda da (Ceza Genel Kurulu), güzel tartışmalar yapıldı, benden çıktı ya bu bankalara dair.

Ersan Şen : Evet.

Ersan Ülker : Tam şey yapamadım şimdi ya ama çok lehe bir durum var. Bunu siz, Bakacılar, Bankalar Birliği istiyor yani.

Ersan Şen : Abi bizim meselede şöyle. Suç tarihi 1999 gözüküyor. Ordan bu tarafa geliyor fakat çokça süreç geçirmiş, fakat işlendiği iddia olunan tarihte 4389 yürürlükte değil. İki husus yürürlükte.

Ersan Ülker : İşte aynı durum canım.

Ersan Şen : Bir şekli, nüans farkı, tek bir nüans farkı var Yahya Murat Demirel ile

Ersan Ülker : Şey çıktı bak, onu al sen yalnız, bu genel kurul kararı tam senin dosyanı ilgilendiren konu, onu alda

Ersan Şen : Ne zaman çıktı abi.

Ersan Ülker : İşte bu şeyde çıktı daha

Ersan Şen : Bizdeki sorun tabii biraz tarihler itibariyle

Ersan Ülker : Biz onlara bakarız ya artık o konuda bir netlik...

Ersan Şen : Ben dilekçe verecem, ben dilekçe verecem.

Ersan Ülker : Sen ver de onu...

Ersan Şen : Yani, Sizin yakaladığınız o ince noktayı yerel mahkeme yakalayamamış.

Ersan Ülker : Onu inceleriz. Daha gelecek herhalde değil mi ?

Ersan Şen : Geldi geldi. Sayın başkanım, sizin yakaladığınız ince noktayı yerel mahkeme görememiş.

Ersan Ülker : Ona bakacağız tabii.

Ersan Şen : Bir o bir de ikincisi şu; bilirkişi heyeti kurman gerekiyor, bu teknik bir mesele. Bunda da yine onu yapmamış. Siz gönderdiğiniz için bozmayla...

Ersan Ülker : Bakarız. Sen dilekçeni yaz da şimdi ver.

Ersan Şen : Ben kendim bizzat takip edeceğim.

Ersan Ülker : ????

Ersan Şen : Çok uzun tutmayayım değil mi ? Kaç sayfa, iki sayfa.

Ersan Ülker : Yok ya, okunacak tarzda, bizim hani o şeyimizden de referans yaparak, hangi konuların araştırılması gerektiğini

Ersan Şen : O Ceza Genel Kurulu kararının beni ilgilendiren bir tarafı var mı ?

Ersan Ülker : Eee, onu al yani. Eee çok ilgilendiriyor. Onu al yani, sizi, bankacıları çok ilgilendiriyor. Bilmiyorum yine bunlar için gene şeye, meclise sunulan bir şey vardı.

Ersan Şen : Hiç haberim yok ondan hah haa haa.

Ersan Ülker : Çıkar çıkmaz bilmiyorum yani. Belkide şey yaa.. onu takip edeceksin.

Ersan Şen : Ben nasıl dilekçe yazayım abi. Benim üç tane meselem var. Bir tanesi bu tarih, ikincisi bilirkişi incelemesi üçüncüsü de özgür suç bu. Yani özgür suç olması itibariyle 40/2 uygulanır diyorum. Yani

Ersan Ülker : Ya sen şeyine göre yaz, biz onu zaten şeyin, eee merak etme yani Önceki bir bozmamız varsa, onları mutlaka biz şey yaparız.

Ersan Şen : Peki şu, şu var mı abi sizde. bütün banka dosyalarında bilirkişi incelemesi istiyor musunuz.

Ersan Ülker : Bilirkişi incelemesi tabi şunun için istenir. Mesela kredi tahsis edildiği tarihte nedir, teminat nedir, şey nedir, karşılıyor mu krediyi. E bunları tabi bilirkişi ...

Ersan Şen : Bu yok mesela bizim dosyada.

Ersan Ülker : Onlar, onları tabiî isteyeceğiz yani şey olursa. Ona bakarız Ersan, sen merak etme, şey yaparız

Ersan Şen : Bir emrin, isteğin var mı?

Ersan Ülker : Sağol canım.

Dördüncü ses kaydının dökümü

Dördüncü ses kaydındaki görüşmede yer alan kişilerden birinin Danıştay 7. Daire Üyesi Eren Sonbay olduğu ileri sürülüyor, diğer kişi ise bilinmiyor. Ses kaydından Sonbay olduğu iddia edilen kişi, bir kısım arkadaşı ile birlikte beklemekte olduğu İlhan Cihaner´in tahliyesini haber alınca, sevincinden deliye dönerken, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi´nin Ergenekon hakimleri aleyhindeki tazminat kararını nasıl organize ettiklerini anlatıyor. İşte 4´ncü ses kaydının dökümü:

Eren Sonbay : - Efendim Leyla´cığım, noldu duruşma, birleşti mi, - vayyy (Gülüyor), ayyy çok teşekkür ediyorum, hııı, ayyy çok sevindim Leyla ayyy bugün o kadar istedim ki orada olmak ama işte biliyorsun koşulları, çok öptüm çok çok çok çok hadi hoşça kal, - İlhan Cihaner tahliye, tahliye oldu çocuklar

X : Yaa

Eren Sonbay : Ayyy evet, çok sevindim süper benim orda olmam gerekirdi, vallahi

X : Dosyası bulundu herhalde

Eren Sonbay: Yok dosyayı bulmadılar, yok canım Yargıtay kararı ama Ayşe´lerin kararı nasıl (YARGITAY 4. H.D. ´nin Ergenekon Davalarına bakan hakimler aleyhine tazminata hükmettiği karara ilişkin olarak konuşuyorlar. HSYK, burada da bir ayak oyunu yapmış.)

X : Hı hı

Eren Sonbay : Biz 10 gün önceden biliyorduk onu o gün heyetinde kararın verildiği akşamın hiiii

X : İkibuçuk milyara mı hükmetmişler Eren

Eren Sonbay : Tabi, tabi ama o üst sınır zaten mecburen ama şimdi Yargıtay Genel Hukuk Kuruluna gidecek yani

X : Bakalım orada ne olacak

Eren Sonbay: Hiçbir şey olmaz canım yani Kurulun yapısı gayet iyi bi de bir karar yazmışlar daha şimdi gerekçesiz karar gönderildi hemen duruşmadan sonra

X : Anladım

Eren Sonbay : 4 kişi oturdular bir karar metni bir karar kararın bak bir metni gelecek görürsün yani

X : Gelince bir bana ver şeyi bi bakayım

Eren Sonbay : Tabi, tabi

X : Ya ben de olsam yazarım AİHM kararları önlerinde çünkü çok zorlanacak bir şey yok

Eren Sonbay : Hüseyin´in eşi de süper (Emekli Danıştay kıdemli tetkik hakimi Hüseyin Çevikbaş´ın karısı olan ve HSYK´nın son seçiminde üye seçilen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Üyesi Ayşe Çevikbaş Tartıcı)

X : Kimin

Eren Sonbay : Hüseyin´in eşi, Yargıtay 4 de, özellikle de zaten diyor Suna (HSYK Üyesi Suna Türkoğlu)

X : Hangi Hüseyin´in!

XX : Hüseyin Çevikbaş vardı ya

Eren Sonbay : Ayşe var ya

XX : Onun eşi Ayşe

X : Ayşe

XX : Yargıtay Üyesi oldu 4.Huku´kta

X : Onu tanıyorum

Eren Sonbay : 4.Hukuk´ta, Suna´ya (HSYK üyesi Suna Türkoğlu) dedim ki Suna dedim geçen bir hafta önce Suna dedim yani bunu sizin bilmeniz gerekiyor yani ben bunu paylaşma izni aldım dedim yani böyle böyle dedim de biz onu Yargıtay 4. Hukuk´a onu ve dedi şeyi özellikle verildi dedi, yani onu

X : Suna´da şişirmesin o şeyi o adamlar

Eren Sonbay : Suna´dan değil, Kadir Abi verdi.

X : Hayır şeyi söylüyorum hiç kendi Suna ve şimdi ağlamasınlar onları oraya ben tayin etmedim özel yetkili olarak (Ergenekon savcılarını kastediyor) ve ilk günden itibaren belliydi Adalet Bakanlığı´na 5 kişi direnemiyorsa yuh olsun onlara

Eren Sonbay : Tabi, tabi onlar farklı şeyler

X : Yuh olsun

Eren Sonbay : Tabiki, tabiki

X : Özel yetkiliyi ben atamadım, yani bu bilinen bir şeydi

Eren Sonbay : Ama haklarını vermek gerekir. ( Habervaktim)

Cihaner, Ceza kurulu üyeleriyle görüştürülmüştü

Erzincan Ergenekon sanığı Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner´in, Yargıtay 11.Ceza Dairesi tarafından tahliye edildikten bir ay sonra, Yargıtay üyeleriyle üstelik de Yargıtay binasında bir toplantı yaptığı ortaya çıkmıştı. Cihaner´le toplantı yapan Yargıtay üyelerinin tamamının Cihaner´in davasının gitmesi muhtemel Yargıtay Ceza Genel Kurulu üyesi olmaları dikkat çekmişti. Cihaner, günlerce internette ve medyada tahliye planı deşifre edilmesine rağmen tahliye edildikten yaklaşık bir ay sonra YARSAV Yönetiminde yer alan 14. Hukuk Dairesi Tetkik Hakimi Leyla Köksal ile birlikte Yargıtay 8. Ceza Dairesi´ni ziyaret etmişti.

İhsas-ı reyde bulundular

15 Temmuz günü saat 16.00 sularında gerçekleşen ziyaret sırasında Yargıtay 8.Ceza Dairesi müzakere salonunda bu dairenin üyeleriyle bir toplantı yapıldığı ileri sürülmüş, bu toplantıya, 8. Daire üyeleri Hamdi Yaver Aktan, Haydar Metiner, Nuray Duranoğlu, Ali Cengiz Özbek ve Necla Üçkardeşler´in katıldığı öne sürülmüştü. Toplantıda nelerin konuşulduğu ise merak ediliyor. Cihaner´in aynı gün, Yargıtay 1. Ceza Dairesi üyesi Salih Zeki İskender ile de bir araya geldiği ifade edildi. Toplantıya katılan Yargıtay 8.Ceza Dairesi üyeleri aynı zamanda dava sürecindeki nihai kararı verecek olan Yargıtay Ceza Genel Kurulu´nun da üyesi konumunda. Bu üyelerin sanık İlhan Cihaner´le toplantı yaparak, ihsası reyde bulundukları konuşuluyor.

Aktan hep başrolde

İlhan Cihaner´in yargılaması sırasında, internet sitesine düşen ses kayıtlarında Hamdi Yaver Aktan başrolde olmuştu. Aktan, İlhan Cihaner dosyasının fotokopi belgeler üzerinden Yargıtay 11. Ceza Dairesi´ndeki dava ile birleştirilmesi için 11. Ceza Başkanı Ersan Ülker´le görüştüğünü ve Cihaner davasını Ankara´ya alıp üzerini örtmesi karşılığında Yargıtay Başkanlığı teklif ettiğini söylemişti.

Erzincan Ergenekon davasına kim bakacak: Ankara mı İstanbul mu?

Yargıtay Ceza Kurulu´nun vereceği karar çok kritik

Ümraniye´de, Zir vadisinde, Poyrazköy´de, Amirallere suikast soruşturmasında ve diğer tüm Ergenekon soruşturmalarında hep aynı iddialar ileri sürüldü: Mühimmatları polis yerleştirdi, Ergenekon olayı bir polis komplosudur, fethullah cemaatinin işidir... Ergenekon´un Erzincan ayağı soruşturmasını da etkilemek için benzer şekilde olayın polis komplosu olduğu, gölete mühimmatın polis tarafından yerleştirildiği iddia edilmişti. Albay Dursun Çiçek´in ıslak imzalı Kontrgerilla belgesinde de açıkça belirtildiği gibi Fethullah ve İsmailağa cemaatlerini tehlikeli teröristler olarak göstermek ve bu cemaatler üzerinden hükümeti devirebilmek için Ergenekon soruşturmasından birkaç ay sonra Erzincan´da Başsavcı İlhan Cihaner tarafından başlatılan ve iki yıl Adalet Bakanlığı´ndan bile gizli yürütülen Erzincan cemaatler soruşturmasını güçlendirmek için Erzincan´da gölete bomba ve diğer mühimmatlar bırakıldı. Suların çekilmesiyle açığa çıkan göletteki mühimmatların aramasını polis nezaretinde başlatan Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı´nın soruşturması, Kontrgerilla´nın ıslak imzalı en büyük provokasyonlarından birini suç üstü yakalamış oldu. Gölde silahlarla birlikte bulunan sim kartın izinin sürülmesiyle bazı MİT görevlilerinin de olaya karıştığı anlaşıldı. 17 sanıklı Erzincan-Ergenekon davası, Kontrgerilla´nın yüksek yargıdaki uzantılarınca skandal şekilde fotokopi olarak Yargıtay´a alınarak kurtarılmaya çalışıldı. Tutuklu sanıklar ilk duruşmada tahliye edildi. Kontrgerilla´nın 2´nci Şemdinli operasyonu yine başarıya ulaşacak denilirken, ıslak imzalı belge konulu Ergenekon davasına bakan İstanbul´daki 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin Erzincan dava dosya aslının Erzurum mahkemesince kendilerine gönderilmesi üzerine devreye girmesiyle, davanın İstanbul´daki mahkemeye gitme olasılığı ortaya çıktı. Yıl sonuna kadar Yargıtay Ceza Genel Kurulu´nun davaya İstanbul´un mu yoksa Ankara Yargıtay´ın mı bakacağına karar vermesi bekleniyor. Ancak hukukçular davaya İstanbul´un bakacağına eminler. Çünkü yargıtayın sadece görev suçuyla ilgili davalara bakması mümkün. Ceza Kurulu´nun vereceği kararla Kontrgerilla´nın yargıdaki varlığı bir anlamda tescillenmiş olacak.

(4 dosya bir yerde, 109MB)

Abdullah Harun

(27 Eylül 2010, 13:52)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ses kayıtlarını dinlemek isterseniz tıklayın

Ses kaydını indirmek için tıklayın

Ses kayıtlarını dinlemek için tıklayın

Cihaner´i Yargıtay´da kurtarma planı manşetlerimiz

Flaş!!! Islak İmza ve Cihaner birleşti

Ergenekon hakimlerinin Yargıtay´ın tazminat cezalarıyla yıldırılma çabası

TİB baskınlarıyla gizli Ergenekon dinlemelerinin ele geçirilme çabası

Yargıda Kontrgerilla örgütlenmesi

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

İŞTE ADIM ADIM ERZİNCAN´DAKİ ISLAK KOMPLO

Erzincan´da savcı Cihaner ve Jandarmanın ´ıslak imza´ operasyonları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2296    yazdır/print


 

Flaş!!! Doğan ses kaydını kabul etti: Yalvarıyorum ifademi alın

´Ben destek vermesem Eşref Bitlis´i öldüremezlerdi´ dediği belirtilen Arif Doğan, internet sitelerine düşen ses kaydını doğruladı, ancak bazı cümlelerin montaj olduğunu ileri sürdü. Habertürk gazetesine açıklama yapan Ergenekon davası sanığı Doğan, Ergenekon´la ilgisinin olmadığını, kendisinin sadece JİTEM´le ilgili olduğunu iddia etti. Emekli Albay Arif Doğan Ergenekon davasının en önemli sanıklarından birisi. Evinde 280 el bombası ve diğer mühimmat ile çok sayıda gizli belge ele geçirilmişti. Açıklamalarında kendisini masum göstermeye çalışan Doğan, JİTEM ve Ergenekon konusunda Veli Küçük´ü suçladı, JİTEM tetikçilerinin öldürdükleri her kişi başına para aldıklarını, bu şekilde 10 bin eleman istihdam ettiğini belirtti. Halen diyabet, panikatak ve kalp hastalığı gibi sağlık sorunları yaşayan Doğan, buna dikkat çekerek yetkililere seslendi: ´Hakimlere yalvarıyorum; ölmeden benim ifademi alın.´ Dün Habertürk´e bu açıklamaları yapan Doğan, bugün de Taraf´a konuştu. Savcılara ifade vermeye hazır olduğunu söylerken, ´Kurtlar Vadisi Gladyo´ filmindeki bir mahkeme sahnesine atıfta bulunarak hâkimlere, ´Anlatacaklarımı kaldıramazsınız, hedef olursunuz´ diye seslenen Doğan, Eşref Bitlis suikastını üstlendiği şeklindeki iddiaları ise reddetti. Oysa kabul ettiği ses kaydında bu cinayetin arkasında kendisinin de olduğunu belirtiyordu.

FLAŞ!!! Doğan ses kaydını kabul etti: Yalvarıyorum ifademi alın

´Ben destek vermesem Eşref Bitlis´i öldüremezlerdi´ dediği belirtilen Arif Doğan, internet sitelerine düşen ses kaydını doğruladı, ancak bazı cümlelerin montaj olduğunu ileri sürdü. Habertürk gazetesine açıklama yapan Ergenekon davası sanığı Doğan, Ergenekon´la ilgisinin olmadığını, kendisinin sadece JİTEM´le ilgili olduğunu iddia etti. Emekli Albay Arif Doğan Ergenekon davasının en önemli sanıklarından birisi. Evinde 280 el bombası ve diğer mühimmat ile çok sayıda gizli belge ele geçirilmişti. Açıklamalarında kendisini masum göstermeye çalışan Doğan, JİTEM ve Ergenekon konusunda Veli Küçük´ü suçladı, JİTEM tetikçilerinin öldürdükleri her kişi başına para aldıklarını, bu şekilde 10 bin eleman istihdam ettiğini belirtti. Halen diyabet, panikatak ve kalp hastalığı gibi sağlık sorunları yaşayan Doğan, buna dikkat çekerek yetkililere seslendi: ´Hakimlere yalvarıyorum; ölmeden benim ifademi alın.´ Dün Habertürk´e bu açıklamaları yapan Doğan, bugün de Taraf´a konuştu. Savcılara ifade vermeye hazır olduğunu söylerken, ´Kurtlar Vadisi Gladyo´ filmindeki bir mahkeme sahnesine atıfta bulunarak hâkimlere, ´Anlatacaklarımı kaldıramazsınız, hedef olursunuz´ diye seslenen Doğan, Eşref Bitlis suikastını üstlendiği şeklindeki iddiaları ise reddetti. Oysa kabul ettiği ses kaydında bu cinayetin arkasında kendisinin de olduğunu belirtiyordu.

Ergenekon terör örgütü davasının tutuksuz sanıklarından emekli Albay Arif Doğan, JİTEM ve PKK ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Haber Türk Gazetesi´ne konuşan Doğan, Genelkurmay´ın ısrarla varlığını inkâr ettiği JİTEM´i kendisinin kurduğunu tekrarladı, JİTEM elemanlarının ise terörist kellesi başına 3 bin lira prim aldığını vurguladı. Ergenekon yapılanmasına ilişkin bilgiler veren Doğan, tutuklu sanıklardan Veli Küçük´e suçlamalarda bulundu. Diyabet, panikatak ve kalp hastası olduğunu söylerken, Hâkimlere yalvarıyorum, ölmeden ifademi alın, kayda geçin. Anlatacaklarım hem Ergenekon davasına hem de PKK ile mücadeleye ışık tutacaktır. dedi. Doğan, internete düşen ses kayıtlarının da kendisine ait olduğunu kabul etti. Ancak farklı konuşmalarından montajlandığını öne sürdü. Dönemin Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis´in öldürüldüğüne dair bilgilerin yer aldığı ses kayıtlarında Doğan, Cem Ersever´e destek vermesem adam mı öldürebilir? ifadesini kullanıyordu.

Ergenekon´la ilgim yok, Ben JİTEM´im

Ergenekon davasının önemli sanıklarından emekli Albay Arif Doğan, son günlerde internete düşen ses kayıtlarıyla gündeme gelmişti. Doğan, kayıtların ilkinde Vallahi bir konuşmaya başlarsam dünya birbirine girer. ifadelerini kullanıyordu. Doğan, ikinci kayıtta ise Eşref Bitlis´in öldürülmesinde parmağı olduğunu anlatıyordu. Bu ifadelerin sahibi dün Habertürk Gazetesi´ne konuştu. JİTEM´le ilgili önemli açıklamalarda bulundu. JİTEM´i tek başına, kimseden talimat almadan kurduğunu ve 1990 yılında tayini çıkınca kimseye sormadan dondurduğunu savundu. Eşref Bitlis´in ölümüyle ilgili ifadelerin yer aldığı ses kaydının kendisine ait olduğunu, ancak farklı konuşmalarından montajlandığını öne sürdü. Doğan, Bitlis 1993´te öldürüldü. Ben 1990´da JİTEM´den ayrıldım. JİTEM o yılda öldü, bitti; 1993´te yeniden mi dirildi? dedi. Veli Küçük´le ilişkisini, Ben Yalova´da alay komutanıyken kendisi Edirne´deydi. Zaman zaman görüşmelerimiz olmuştur. Ama onunla ortak hiçbir yanımız, bağlantımız olmamıştır. 1990´da tayinim çıktı. Veli Küçük´ün de tayini çıkmıştı. Güneydoğu´daydım. Veli Küçük denilen ka.at bana geldi. Ben ona JİTEM´i değil, Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı´nı teslim ettim. 1990 yılından bu yana Küçük´le uzaktan yakından ilişkim olmadı. Ergenekon nedir biliyor musunuz? Her tarladan bir tezek, her şehirden bir pe.....gin bir araya gelip kurduğu bir şeydir. Benim ilgim alakam JİTEM iledir, Ergenekon ile değil. dedi.

Veli Küçük´le arası iyi değil

Veli Küçük´ün emekli olduktan sonra tasvip etmediği olaylara girdiğini belirten Albay Doğan, şunları anlattı: Bazı işler çevirip para aldığını biliyordum. Bazı yerlerde benim adımı kullanmıştı. Bunun hesabını sormaya gittim... Hatta o görüşmede Seda Sayan ile bir kabadayının kardeşi de vardı. Beni Seda Sayan ile tanıştırmıştı. Sabah gelmeden önce aramızda tartışırken bir adamını telefonla aradı. Benim söylediğim olayı anlattı. Telefondaki ses, ´Paşam, o işten senin hesabına 150 bin dolar yatırdık. Devamı gelecek merak etme´ diyordu. Diyafon açık olunca her şeyi anladım ve o an onunla ilişiğimi kestim. Demek ki, duyduklarım doğruydu.

JİTEM´in 10 bin Kürt tetikçisi

JİTEM´in yapısını, güvendiği Kürtlerin oluşturduğunu belirten Doğan, şöyle konuştu: 10 bin elemanım vardı. Terörist öldürmek onlara çıkar sağlıyordu. Kelle başına 3 bin lira prim alıyorlardı. Ben onlardan daha az alıyordum. JİTEM oluşumunun içinde 620 kadın vardı. Operasyonlara onlar da gidiyordu. JİTEM, aldığı istihbarat bilgilerine göre hareket ederdi, sınır ötesi operasyonlarda bulunurduk. Kilometrelerce uzakta sınırı geçip Kanas silahlarımızla kampları delik deşik edip dönerdik.

Çatlı ile konuşurken bakan kızı da vardı

Arif Doğan, Susurluk kazasında ölen Hüseyin Kocadağ ve Mehmet Özbay´ın (Abdullah Çatlı) çok değer verdiği dostları olduğunu anlatıyor: Yalova jandarma alay komutanı iken bana gelmişlerdi. Termal Otel´de konuk ettim. Uzun uzun görüşmeler olmuştu. O kazadan sonra gazeteci Tuncay Özkan bana gelip kaza öncesi yani oteldeki görüşmelerle ilgili bilgiler almıştı. Kendisine Termal Otel´deki görüşmede bir bakanın kızının olduğunu da söylemiştim. ´Yüreğiniz yetiyorsa yazın. Yarın tüm gazeteleri aldırıp bakacağım´ dedim. Ama kimsenin yazmaya yüreği yetmedi. Evet o görüşmelerde bir bakanın kızı da vardı.

PKK´nın içine adam yerleştirdik

Arif Doğan´ın açıklamalarından satır başları şöyle: JİTEM´i kurduğum için hiç pişman olmadım. İyi ki kurmuşum. Öldürdüğüm PKK´lı sayısını hatırlamam bile söz konusu değil. PKK´nın içinde bile adamlarımız vardı, bilgiler anında geliyordu... Operasyon dönüşü mermi hesabı yapardık. Yine Kürtlerden bir grup, leş hesabı yapardı, primler ona göre dağıtılırdı. İzin derdimiz ve sınır derdimiz yoktu. Her yol Ankara misali. TV kanallarında, gazetelerde PKK ile ahkam kesenler masal anlatıyor. Erdal Sarızeybek, Bülent Orakoğlu, Mahir Kaynak, Osman Pamukoğlu, Hanefi Avcı, bunların anlattıkları masal, hikâye. Onların eline kâğıt parçası tutuşturup konuşturuyorlar. Benim kadar mücadeleci olamamışlardır. Onlar PKK´nın ´P´sini, JİTEM´in ´J´sini bile bilmezler.

Dün ´Yalvarırım ifademi alın´ dedi, bugün ise ´Anlatacaklarımı kaldıramazsınız, hedef olursunuz´

Albay´dan bir açıklama daha: Mahkeme sözlerimi taşıyabilir mi?

Habertürk´e “JİTEM´i ben kurdum” diyen emekli Albay Arif Doğan, Taraf´a da konuştu: Mahkemede her şeyi anlatırım, gizlim saklım yok. Ergenekon davasında sağlık sorunları nedeniyle tutuksuz olarak yargılanan emekli Albay Arif Doğan, savcılara ifade vermeye hazır olduğunu söylerken, “Kurtlar Vadisi Gladyo” filmindeki bir mahkeme sahnesine atıfta bulunarak hâkimlere, “Anlatacaklarımı kaldıramazsınız, hedef olursunuz” diye seslendi. Taraf´a konuşan Arif Doğan, Eşref Bitlis suikastını üstlendiği şeklindeki iddiaları ise reddetti.

Veli Küçük´e ´K.vat´ demedim

Albay Arif Doğan, son günlerde internet sitelerinde ve bazı yayın organlarında yer alan “Eşref Bitlis suikastını biz yaptık” yönündeki ifadeleri reddederek, “Ben hayatımda PKK ile çatışmalar hariç bir tane insanoğlu öldürdüysem, Allah benim canımı alsın. Şu anda sizinle konuşurken ben yatalağım. Ben ne rahmetli Eşref Bitlis´e ne Ahmet´e ne Mehmet´e ne kuyularda bulunanlara, ne orada gömülenlere bir mermi attım ve attırdıysam şerefsiz bir insanım. Ne anlatayım başka” dedi. Konuşmalarda geçen sesin kendisine ait olduğunu doğrulayan Doğan, “Bu elektronik bir dinleme. Dinleme bandı denilen şeyin içinde birleştirmeler var” diye konuştu.

Kabul ettiği ses kaydında k..at derken, Habertürk´tekini ise kabul etmedi

Dün Habertürk gazetesinde yer alan röportajı kabul etmeyen Arif Doğan, “Veli Küçük saygıdeğer bir insan. K.vat kelimesini mi kullanmışım, p...enk mi demişim... Benim aile terbiyeme yakışmaz. Benden birkaç yaş da büyüktür. Karşısında bacak bacak üstüne atmam. Ona ne demişim k..at demişim” diyerek sözlerini inkâr etti.

Topal Osman değilim

JİTEM´in on bin üyesinin olduğunu doğrulayan Arif Doğan ancak bunların silahlı eylem yaptığı iddiasını reddetti. Türkiye çapında çeşitli istihbarat örgütlerine çalışan “bir milyondan fazla” kişinin olduğunu söyleyen Doğan, “Ben on bin demişim, dürüst ifade etmişim. Ama on bin silahlı adam değil. Ben Topal Osman değilim” diye konuştu. Kendisi hakkında açıklamalar yapan eski PKK itirafcısı ve JİTEM elemanı Abdülkadir Aygan´a sert tepki gösteren Doğan, “Beni bu adamlarla muhatap etmeyin. Abdülkadır Aygan kim? Aygan, Abdulkerim Kırca gibi vatansever bir insanı intihar ettirdi” diyerek Güneydoğu´daki faili meçhul cinayetleri JİTEM´in yaptığı iddialarına karşı çıktı.

JİTEM benim her şeyim

JİTEM´in kurucusu olduğunu ısrarla vurgulayan Doğan, “JİTEM benim. Ben kendi kendime JİTEM´i bırakmam. Sen kendi kendine parmaklarını gözüne sokar mısın? JİTEM, benim gözüm, kulağım, ağzım her şeyim. Ben JİTEM´de 21 yıl dağlarda, vadilerde çarpıştım. Bir tek JİTEM var onu kuran da benim” şeklinde sözlerini sürdürerek, kendisinden sonra JİTEM´in başına Veli Küçük´ün geçtiğinin ileri sürülmesine karşı çıktı. Söz konusu haberde, Veli Küçük´ün kendisini Seda Sayan´la tanıştırdığı iddiasına da, “Seda Sayan kim ki, ben onunla tanışacağım. Beni ilgilendirmez. Ben dağlıyım. Dağlarda, köylerde yaşadım. Sınırlı bir yaşamım vardı o zamanlar. Benim metropollerdekilerle işim olmaz” diye konuştu.

Doğrular benimle mezara gitmesin

Mahkemede konuşmak istediğini söyleyen Doğan, bunun için avukatına talimat verdiğini doğrulayarak, “Ablamın oğlu olan avukata söyledim. Lütfen sayın mahkeme başkanıyla da konuşun dedim. Gitgide ömrümün kısaldığını görüyorum. Bu doğrular benimle birlikte gömülmesin. Ben mahkemede doğruları anlatırım. Basın farklı bir Arif Doğan yarattı” dedi. Arif Doğan, “Bazı şeyler benimle kalacak mı diyorsunuz” şeklindeki sorumuzu ise; “Hayır benimle ne kalacak? Gizli saklı bir şeyim yok ki. Onu mahkemede dinlersin. Ben yaptığım görevin hesabını veririm” şeklinde cevapladı. “Öyle şeyler biliyorum ki bunu anlatırsam dinleyen hâkimleri bile zorda bırakır mı diyorsunuz” dememiz üzerine ise şu cevabı verdi: “Öyle demiyor mu İskender Büyük, Gladyo´da. O da benim gibi mahkeme salonuna çıkmıştı.

İskender´in değil benim sözüm

JİTEM´in kurucusu olduğunu söyleyen Arif Doğan vereceği ifadenin önemini anlatmak için Kurtlar Vadisi Gladyo filminden bir örnek verdi. Arif Doğan, şunları söyledi: “Kurtlar Vadisi Gladyo´yu izlediniz mi? Orada İskender mahkeme heyetine şunu söylüyor; ´Sayın mahkeme üyeleri, ben bildiğim bazı şeyleri size söylersem, kaldıramazsınız. Çok kötü duruma düşersiniz. Hedef olursunuz.´ Bu, Gladyo´nun veya Kurtlar Vadisi´nin bir sözü değil, Arif Doğan´ın sözüdür. Anladın mı? Ben hâkimleri çok severim. Onlara zarar vermek istemem. Ne sorarlarsa tabii konuşurum. Bana sordular ´JİTEM´i sen mi kurdun´ diye. Evet, ben kurdum. Yıllardır diyorum. Bunu söylerken de ben askerî literatürün dışına çıkmıyorum. ´JİTEM yok´ diyenlere de hodri meydan diyorum. Var mı yok mu görsünler.” ( Taraf)

Mahkeme ifade için harekete geçti

İkinci ´Ergenekon´ davasının bugün görülen 82. duruşmasında mahkeme heyeti, tutuksuz sanık emekli albay Arif Doğan´ın sağlık durumunun araştırılması ve ifade verip veremeyeceğinin tespit edilmesi için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına karar verdi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmada, tutuklu sanık Mehmet Ali Çelebi´nin savunmasına ara veren mahkeme başkanı Köksal Şengün, heyet tarafından alınan bazı kararları açıkladı. Buna göre mahkeme heyeti, sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilen tutuksuz sanık Arif Doğan´ın sağlık durumunun araştırılması, ifade verip veremeyeceğinin tespit edilmesi, verecekse ne şartlarda ifadesinin alınacağının belirlenmesi için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasını kararlaştırdı. Mahkeme heyeti, ´Habertürk´ ve ´Taraf´ gazetelerinden de Arif Doğan´a ait haber materyallerinin tamamının ham hallerinin istenmesine karar verdi. Doğan, ses kaydının internete düşmesi üzerine önce Habertürk daha sonra da Taraf gazetesine açıklamalar yapmıştı. ( Zaman)

Savcı Öz, Arif Doğan´ın ek ifadesini alacak

29 Eylül 2010: Emekli Albay Arif Doğan´a ait olduğu ileri sürülen ve internete düşen ses kayıtları, ilgili mahkemenin ardından Ergenekon savcısı Zekeriya Öz´ü de harekete geçirdi. Öz, emniyete talimat vererek Doğan´ın ek ifadesinin alınmasını istedi. Ergenekon davasının tutuksuz sanığı emekli Albay Arif Doğan´a ait olduğu ileri sürülen ve kendisinin de kabul ettiği belirtilen ses kaydının ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi verdiği ara kararda Doğan´ın ifade verip veremeyeceğinin tespit edilmesini için sağlık durumunun araştırılmasını istemişti. Mahkemenin ardından savcı Öz de hareket geçti. Ergenekon soruşturması kapsamında daha önce de Doğan´ın ifadesini alan ve evinde arama yapan Öz, Doğan´ın ek ifadesini alacak. Öz, Doğan´ın ek ifadesinin alınması için emniyete talimat verdi. Doğan, son olarak Taraf gazetesine yaptığı açıklamalarında Hizbullah terör örgütünü devletin kurduğu iddiasını da doğrulamıştı.

(26 Eylül 2010), son güncel.: (29 Eylül 2010)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ses kaydı: Albayın Jitem itirafları-2

Albay´ın ses kaydı: Ben Jitem´im

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2293    yazdır/print


 

Flaş!!! Ben JİTEM´im diyen albayın ses kaydına inceleme

Ergenekon davası sanığı emekli Albay Arif Doğan´a ait olduğu iddia edilen ses kaydıyla ilgili inceleme başlatıldı. JİTEM´in kurucusu olduğunu belirterek çok sayıda çarpıcı iddiayı dile getirdiği ses kaydında Doğan, Eşref Bitlis suikastinin arkasında da kendisinin olduğunu belirtiyordu. Ergenekon davasında tutuklu yargılanan Doğan´ın evinde 280 bomba, diğer mühimmat ve çok gizli belgeler ele geçirilmişti. İncelemeyi Özal suikasti soruşturmasını başlatan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hakan Karaali yapacak. Doğan´ın iddialarıyla ilgili gerek görülürse soruşturma başlatılacak ve ifadesi alınacak.

FLAŞ!!! Ben JİTEM´im diyen albayın ses kaydına inceleme

Ergenekon davası sanığı emekli Albay Arif Doğan´a ait olduğu iddia edilen ses kaydıyla ilgili inceleme başlatıldı. JİTEM´in kurucusu olduğunu belirterek çok sayıda çarpıcı iddiayı dile getirdiği ses kaydında Doğan, Eşref Bitlis suikastinin arkasında da kendisinin olduğunu belirtiyordu. Ergenekon davasında tutuklu yargılanan Doğan´ın evinde 280 bomba, diğer mühimmat ve çok gizli belgeler ele geçirilmişti. İncelemeyi Özal suikasti soruşturmasını başlatan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hakan Karaali yapacak. Doğan´ın iddialarıyla ilgili gerek görülürse soruşturma başlatılacak ve ifadesi alınacak.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ergenekon davası sanığı emekli Albay Arif Doğan´a ait olduğu ileri sürülen ve bir internet sitesinde yayınlanan ses kaydıyla ilgili inceleme başlattı. Özel yetkili savcı Hakan Karaali, emekli Albay Doğan´ın iddialarını mercek altına aldı. Doğan´ın iddialarıyla ilgili gerek görülürse soruşturma başlatılacak ve ifadesi alınacak. Ses kaydında ´JİTEM´i ben kurdum´ diyen ve Doğan olduğu belirtilen kişi, Alevi-sünni kavgası için Alevilere saldıracak sakallı bir ekip kurdum. 7 bin ruhsatsız silah dağıtıp terörist yetiştirdim. 10 bin silahlı adamla suç örgütlerini yönettim. demişti. Emekli Albay Doğan´a ait olduğu ileri sürülen ses kaydında, 10 bin silahlı adamım var. Resmi görevde bile 10 bin kişi taşıyamaz.Atatürk olsaydı şimdi beni çoktan öldürtürdü. Topal Osman gibi. Sormuş ´kaç asker çıkartırsın?´ ´10 bin Paşam´ demiş. Demiş ´benden fazla Topal´ın adamı var. Öldürün bunu gitsin.´ Ben üç defa idam cezası aldım. Asmadığına pişman oldular. Eşref Paşa´nın ölümü, Cem Ersever yaptı diyorlar. Eşref´i öyle böyle yapmış! Hayır. Cem Ersever´in arkasına ben destek vermesem, ... adam mı öldürebilir? Söyleme yaa, bırak şunu ya. Ahmet Cem Ersever´iymiş, Mustafa Deniz´iymiş, Mahsune´siymiş, bunlar çakal yav. ifadelerini kullanmıştı. ( Cihan)

(23 Eylül 2010, 17:26)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ses kaydını dinlemek için tıklayın

Ses kaydı: Albayın Jitem itirafları-2

Albay´ın ses kaydı: Ben Jitem´im

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2280    yazdır/print


 

Albay: Bensiz Bitlis´i nah öldürürlerdi

Ergenekon davası sanığı emekli Albay Arif Doğan´a ait olduğu ileri sürülen ses kaydının devamı yayına konuldu. Ses kaydında JİTEM´le ilgili itiraflara devam ediliyor.

Ben JİTEM´im diyen albay itiraflara devam ediyor

Ergenekon davası sanığı emekli Albay Arif Doğan´a ait olduğu ileri sürülen ses kaydının devamı yayına konuldu. Ses kaydında JİTEM´le ilgili itiraflara devam ediliyor.

´JİTEM´i ben kurdum´ diyen Ergenekon sanığı emekli albay Arif Doğan´a ait olduğu ileri sürülen bir ses kaydı daha internete düştü. Yayınlanan ses kaydına göre, Ergenekon sanığı emekli albay Doğan, JİTEM´in başında iken 7 bin ruhsatsız silah dağıtarak bölgede terörist yetiştirdiğini iddia ediyor. Doğan olduğu iddia edilen kişi ses kaydında, JİTEM Gruplar Komutanı´yken 7 bin ruhsatsız silahı kendi adamlarıma bizzat ben dağıttım. Ben JİTEM Grupları Komutanıyım o zaman. Aynı zamanda jandarma istihbarat grupları komutanıyım Türkiye´nin. Ulan silahlı güç 10 bin kişi bende var. Bunların ne gücü var. Ben düşünüyorum kayıtsız 5 bin tane kaleşnikof dağıttım ben. 2 bin tane tabanca. Terörist yetiştirdim ben orda diye konuşuyor. Doğan ses kaydında, Ergenekon lobi belgesinde de yer aldığı gibi tüm organize suç işlerini ve çeteleri kontrol altında tuttuklarını itiraf ediyor. Ses kaydına göre, Doğan kurduğu 10 bin kişilik JİTEM´de kendisine bağlı özel ordu ile beyaz kadın ticareti ve haraç dahil tüm kirli işleri kontrolleri altında tuttuklarını anlatıyor. Arif Doğan ses kaydında, şüpheli bir uçak kazasında şehit olan eski Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis´i de JİTEM ekibinin öldürdüğünü de iddia ediyor. Ergenekon sanığı Doğan, Bitlis´e suikasti JİTEM komutanlarından Cem Ersever´in düzenlediğini öne sürüyor ve Ben destek vermezsem nahh öldürürlerdi diyor. Arif Doğan ses kaydında, Alevilere yönelik sakallı kişilerin yaptığı saldırıları kendisinin yaptırdığını, saldıranların da irticacı maskeli kendi adamları olduğunu da anlatıyor.

İşte ses kaydının dökümü

“Alevilere saldıran saçlı sakallı profesyonel bir ekibim vardı. ben hertarafa gizli adam bırakmıştım. Alevi olan kesimlere saldırmaları için. Hepside saçlı, sakallı, bıyıklıydı. Bütün Türkiyede ki yapı bana bağlıydı. Cem Ersever yaptı diyorlar; ben destek vermesem nasıl yapacaktı ki!!. Eşref paşanın ölümü, Cem Ersever yaptı diyorlar. Eşrefi öyle böyle yapmış !! Hayır. Cem Erseverin arkasına ben destek vermesem, kıçına.., adam mı öldürebilir? Söyleme yaa bırak şunu ya. Ahmet Cem Ersever´iymiş, Mustafa Deniz´iymiş, Mahsunesiymiş bunlar çakal yavv. Yani bir kişi geldiği zaman karşına eğer istihbaratçı değilse.. İstihbaratçının... konuşamaz. Sadece dinlersin. Anlatabildim mi? Ne derler? Koyunun olmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi. Eşref paşanın olayından sonra hata yaptım hala uyuyamıyorum. Eşref paşanın olaydan sonra, hala konsantre olamadım ben. Gece yatmasından çok korkarım. Her an başıma bir şey gelecek diye uyumayacaksın o orospu çocukları yüzünden. Bir de bir hata yaptım ben, dedim sayın paşam korkmaya başladım. Komutanım elini öpeyim mi? Dedim beni gönder. Anlatabiliyor muyum. İt Mehmet Ağar´ın çiftliği mi ? Oğlum burası. “Terörist yetiştirdim ben orda.. JİTEM gruplar komutanıyken 7000 ruhsatsız silahı kendi adamlarıma bizzat ben dağıttım..” Ben jitem grupları komutanıyım o zaman, aynı zamanda jandarma istihbarat grupları komutanıyım, Türkiyenin. Ulan silahlı güç, 10.000 kişi bende var. Bunların ne götü var. Ben düşünüyorum kayıtsız 5000 tane keleşnikof dağıttım ben. 2000 tane tabanca. Terörist yetiştirdim ben orda. Resmi görevde bile 10000 kişi taşıyamaz. Atatürk olsaydı şimdi beni çoktan öldürtürdü. Topal Osman gibi. Sormuş kaç asker çıkartırsın 10000 demiş paşam. Demiş benden fazla topalın adamı var. Öldürün bunu gitsin. Ben üç defa idam cezası aldım. Asmadığına pişman oldular. Bu 10.000 kişi ile her türlü ayak işini biz kontrol ediyoruz. Komutanım bunlar gavatlık yapıyor, pezevenklik yapıyor, haraç alıyor, avrat ... ben pezevenkmiyim dedi. Estafurulah komutanım altının pezevenk olması. Senin pezevenk mi olman dedim.” ( Habervaktim)

(21 Eylül 2010), son güncel.: (22 Eylül 2010)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ses kaydını dinlemek için tıklayın

Albay´ın ses kaydı: Ben Jitem´im

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2261    yazdır/print


 

Albay´ın ses kaydı: Ben Jitem´im

İnternete yeni bir ses kaydı düştü. Ses kaydında JİTEM´le ilgili şok itiraflar yeralıyor. Konuşan kişinin Ergenekon davasının en önemli sanıklarından emekli Albay Arif Doğan olduğu iddia ediliyor. Ergenekon operasyonunda evinde 280 bomba, diğer mühimmat ve çok gizli belgelerin ele geçirildiği Arif Doğan ifadesinde JİTEM´in yasal bir yapılanma olduğunu ve üstlerinin emri doğrultusunda JİTEM´i kendisinin kurduğunu söylemişti. Ses kaydında geçen ifadelerden bazıları şöyle: ´JİTEM içinde asker de olan sivil bir yapıdır.. Ben JİTEM´im. Ben olmadığıma göre benden başka kimseden emir almaz.. Ben sadece kod adını biliyorum. Arşivini tutan başka bir kişidir. Çok değerli bir insan. Savaşçıdır. Asker değil bunlar. Askeri de var içinde ama er değil. Rütbelilerden de var..´

ŞOK SES KAYDI: Ben JİTEM´im

İnternete yeni bir ses kaydı düştü. Ses kaydında JİTEM´le ilgili şok itiraflar yeralıyor. Konuşan kişinin Ergenekon davasının en önemli sanıklarından emekli Albay Arif Doğan olduğu iddia ediliyor. Ergenekon operasyonunda evinde 280 bomba, diğer mühimmat ve çok gizli belgelerin ele geçirildiği Arif Doğan ifadesinde JİTEM´in yasal bir yapılanma olduğunu ve üstlerinin emri doğrultusunda JİTEM´i kendisinin kurduğunu söylemişti. Ses kaydında geçen ifadelerden bazıları şöyle: ´JİTEM içinde asker de olan sivil bir yapıdır.. Ben JİTEM´im. Ben olmadığıma göre benden başka kimseden emir almaz.. Ben sadece kod adını biliyorum. Arşivini tutan başka bir kişidir. Çok değerli bir insan. Savaşçıdır. Asker değil bunlar. Askeri de var içinde ama er değil. Rütbelilerden de var..´

Dailymotion.com´da yayına konulan bir ses kaydında JİTEM´le ilgili şok itiraflarda bulunuyor. Ses kaydındaki kişinin Ergenekon davası sanığı emekli Albay Arif Doğan olduğu iddia ediliyor. Arif Doğan ifadesinde JİTEM´in yasal bir yapılanma olduğunu ve üstlerinin emri doğrultusunda JİTEM´i kendisinin kurduğunu söylemişti. Dailymotion.com´da yayına konulan ses kaydında Arif Doğan olduğu iddia edilen kişi, JİTEM´le ilgili şok itiraflarda bulunuyor:

-Jitem´i benden başka bilen yok. Jitem içinde asker de olan sivil bir yapıdır.

-Ben Jitem´im. Ben olmadığıma göre benden başka kimseden emir almaz.

-Ben sadece kod adını biliyorum. Arşivini tutan başka bir kişidir. Çok değerli bir insan. Savaşçıdır. Asker değil bunlar. Askeri de var içinde ama er değil. Rütbelilerden de var.

-Yalnız benim dediğim kanundur. Ben unsurlar içinde birini çağırıp, bunu niye böyle yaptın dediğim zaman, sadece özür diler. Ben yapmadım diyeni öldürtürüm. Çünkü bu vatan için, bu topraklar için, geleceğinde geçmişinde ve hazırdaki durumunda ihtiyacı vardır. Bak ´devlet´ tabirini de hiç kullanmıyorum.

-Yeşil otel lobisinde bakanlarla, milletvekilleriyle otururdu.

-Genelkurmay´a ayrıntılı bilgi vermezdim.

İŞTE KAYDIN DÖKÜMÜ

İlk ve son, JİTEM´i benden başka bilen yok. O benimle beraber gider. Ben JİTEM´im. Ben olmadığıma göre benden başka kimseden emir almazlar. Ben sadece kod adını biliyorum. Arşivi tutan başka bir kişidir. Çok değerli bir insan, savaşçıdır. Asker değilbunlar. Askerleri de var işinde de er değil yani. Rütbelilerde de var. Herkes görevlendirilmiştir. Herkes görevini en az benim kadar bilir ama hepsini bilmez. 10 tane görevlendirme varsa dokuzunun ne olduğunu bilmezler. Birini bilir. Yalnız benim dediğim kanundur. Ben unsurlar içinde birini çağırıp bunu niye böyle yaptın dediğim zaman sadece özür diler, ben yapmadım diyeni öldürtürüm. Çünkü bu vatan için bu toprak için geleceğinde geçmişinde ve hazırdaki durumunda ihtiyacı vardır. Bak ´Devlet´ tabirini de hiç kullanmıyorum. Bir gün bakanlarla milletvekilleri ile oturuyor. Ankara Oteli´nde altta. Ben üst kata çıktım. Bir şerefsiz or...pu çocuğu var. O benim yanıma gelirdi. Yeşil yani Mahmut oturup konuşuyoruz... Sayın Birinci Başkan´a söyleyin Arif Doğan´ın ölüsü de dirisi de tehlikelidir. Bana dedi ki Genel Komutan seninle görüşmek istiyor. Arif dedim sen artık bu yolun yolcususun, - ´Gelmiyorum´ dedim. -Lan oğlum manyak mısın? -Ne manyağı oğlum? Siz manyaksınız. Beni Jandarma Genel Komutanı, Genelkurmay Başkanı ne ırgalar. Bana ne? Dedim ya. - Emir subayı arasın gelir misiniz? -Böyle böyle desin ondan sonra düşüneyim. Vallah bir tane albay aradı piyade albay. ´Genel Komutanımız sizinle görüşmek istiyor müsait misiniz?´ Ondan sonra gittim konuştum. Hemen 24 saatte telafi ettiler. Vallaha dedim konuşmaya başlasam dünya birbirine girer.

Genelkurmay´a ayrıntılı bilgi vermezdim

Bilinmesi icap eden bilgi ise veririm. Ama bilgi değilse, ´Arif şu nasıl?´ siz bilmeyin daha iyi, ´Lan manyak mısın oğlum?´ dedi. Baksana ben orgeneralim, sen..´ dedi ´Yarbaysın ben Genelkurmay Başkanı´yım´, ´Bana ne, ne olursan ol komutanım´ dedim. Her şeyden önce insansın. Seni dedim pisliğe ne bulaştırayım...

Suriye´de operasyon yaptık, Özal Öcalan´ı alamadı

Cemşeref´te (Suriye´de bir kent) dün bir patlama oldu, 75 PKK´lı öldü. 15 ev havaya uçuruldu. Herkes merak ediyor. Biz tabi bildirileri oraya attık Müslüman Kardeş´in. Turgut Özal şeyin yanındaymış, Hafız Esad´ın, şeyi istemeye gitmiş Öcalan´ı. Demiş ki tercümana Sayın Esad diyor ki ´Sayın Başbakana söyleyin önce Müslüman Kardeşler´i bize teslim etsin. Biz de Abdullah Öcalan´ı teslim etmeye çalışırız. Daha 75 kişimiz Cemşeref köyünde 2 saat önce öldü. Şey´in haberi yok tabii; başbakan´ın (Özal)...

Özal bizim için ´Bu adamlar nereden emir alıyor´ dedi

Mit Diyarbakır bölge Müdürü onunla berabermiş. Sormuş, yav demiş, ´Bu nedir başkan. Benden habersiz bir şey mi yaptınız.´ Efendim demiş, ´Ben özel telefonla bir görüşeyim, ondan sonra sizi bilgilendireyim sizi demiş. - Efendim, JİTEM misilleme yapmış. - Ne misillemesi? - Ceylanpınar´ı basıp, 200 tane ineğin, süt ineğinin memeleri kesilmişti. Onun misillemesi bu. - Allah Allah, nereden emir alıyor bu adamlar...

JİTEM´in siyasete ´dayaklı´ müdahalesi

Köpek Muammer Güler. Niğde´de alay komutanıydım. Bu vali olarak geldi. Valiliğin ´V´ harfini bilmez. O valiliği benden öğrendi. Benim yanımda olduğu müddetçe bütün siyasilere bakanlar da dahil, miğfer oluşturdum. Dedim ´buna dokunursanız vallaha billaha bulunduğunuz yerdeki delegelerinizi öldürtürüm. Size oy verdirtmem´. O kadar kolladım korudum onu. ´Ya komutanım çok üzerime geliyor milletvekilleri´ derdi. Haa öyle mi? Açıyordum telefonu bölük komutanına. ´Hemen şu milletvekiline tebligat yapın. Ben yarın bekliyorum onu. Tıppış tıpış geliyorlardı. Gelmesinler anasını satayım. Hemen çıkarırdım özel ekip. Başlardım onun delege listesinden adamları dövdürtmeye. ´Yav komutanım ne için yapıyorsunuz´ falan diyenlere de dedirtiyordum ki, ´Oğlum, milletvekili sizden böyle böyle kötülük görmüş, komutana rica etmiş, biz de onun emrini yerine getiriyoruz.´ Bir daha oy verirler mi? Bunlar JİTEM taktiğidir. Dinsizin hakkından imansız gelir yani.

AK Parti´ye oy verecek kadar yobaz değilim

Yobaz değilim, 50 sene gelsem AK Parti´ye ´dindar´ diye oy vermem. TC´nin devletin %80´i Kavat olmuş, yalancı, hırsız, or...puluk yapıyor. Pez...lik yapıyor bunlar. Yalancılar, sahtekarlar.

Bu devlet 20 senedir kavatların devleti

Ben bu devlete 20 senedir kavatların devleti diyorum Atatürk´ün devleti değil bu devlet. PKK´nin dediği gibi, PKK ´TECE´ der, Türkiye Cumhuriyeti demez. Benim çekindiğim bir şey yok. Beni bu kavat devlet iki defa öldürdü, onun için daha ne yapacak? Öbür dünyaya gidip geliyorum. ( Habervaktim)

Daha önce Hava Tuğgeneral Mehmet E.´e ait olduğu iddia edilen bir ses kaydında da benzer ifadeler kullanılmış ve Jitem´in varlığı kabul edilmişti.

(17 Eylül 2010)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Şok ses kaydını dinlemek için tıklayın

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

JİTEM´i kabul eden Tuğgeneralden şok açıklamalar

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları

´JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler´

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM´den bordrolu Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2253    yazdır/print


 

ŞOK SES KAYDI: Fırsat geçmişken Dörtyol´u yakalım yıkalım

Bugün internete Hatay Dörtyol´daki kitlesel kışkırtma olaylarıyla ilgili bir ses kaydı düştü. MHP Hatay Ülkü Ocakları Başkanı Lütfü Kaşıkçı olduğu iddia edilen kişi Kürt kahvelerinin yakılıp yıkılmasını istiyor, ´Reis gecenin hazırlıkları yapılıyor. Geri dönüş yok artık´ diyor.. Dörtyol´da olayların yaşandığı günlere ait olduğu anlaşılan ses kaydında ´Burası yıkılacak bugün´ diyor biri, diğeri ´Hazır elimize fırsat geçmişken, yakalım yıkalım´ teklifinde bulunuyor. Bir diğeri ´AKP´li tüpçü tamam, dağıttı çocuklar´ diyor. Bu kayıtlar birkaç gün süren ve Kürt vatandaşlara yönelen kitlesel linç hareketlerinin MHP kaynaklı organize bir girişim olduğunu ispatlıyor. Bu kitlesel hareketleri tetikleyen, dört polis memurunun çok sayıda merminin kullanıldığı bir yoğun çapraz ateşle şehit edildiği olayda kullanılan çalıntı araba MHP´li bir meclis üyesine ait çıkmış, bu kişinin saldırıdan birkaç saat önce de Jandarma istihbaratla görüştüğü belirlenmişti. Şahsın verdiği ifadelerdeki çelişkiler ile aracı çalan ve dört polisi öldürmeye karar vermiş gözü dönmüş teröristlerin, MHP´li olduğu halde onu sağ bırakması kamuoyunda şüpheler uyandırmıştı.

ŞOK SES KAYDI: Fırsat geçmişken Dörtyol´u yakalım yıkalım

Bugün internete Hatay Dörtyol´daki kitlesel kışkırtma olaylarıyla ilgili bir ses kaydı düştü. MHP Hatay Ülkü Ocakları Başkanı Lütfü Kaşıkçı olduğu iddia edilen kişi Kürt kahvelerinin yakılıp yıkılmasını istiyor, ´Reis gecenin hazırlıkları yapılıyor. Geri dönüş yok artık´ diyor.. Dörtyol´da olayların yaşandığı günlere ait olduğu anlaşılan ses kaydında ´Burası yıkılacak bugün´ diyor biri, diğeri ´Hazır elimize fırsat geçmişken, yakalım yıkalım´ teklifinde bulunuyor. Bir diğeri ´AKP´li tüpçü tamam, dağıttı çocuklar´ diyor. Bu kayıtlar birkaç gün süren ve Kürt vatandaşlara yönelen kitlesel linç hareketlerinin MHP kaynaklı organize bir girişim olduğunu ispatlıyor. Bu kitlesel hareketleri tetikleyen, dört polis memurunun çok sayıda merminin kullanıldığı bir yoğun çapraz ateşle şehit edildiği olayda kullanılan çalıntı araba MHP´li bir meclis üyesine ait çıkmış, bu kişinin saldırıdan birkaç saat önce de Jandarma istihbaratla görüştüğü belirlenmişti. Şahsın verdiği ifadelerdeki çelişkiler ile aracı çalan ve dört polisi öldürmeye karar vermiş gözü dönmüş teröristlerin, MHP´li olduğu halde onu sağ bırakması kamuoyunda şüpheler uyandırmıştı.

Hatay´ın Dörtyol ilçesinde geçtiğimiz ay yaşanan olaylarla ilgili her gün yeni bir bilgi ve belge ortaya çıkıyor. Saldırıyı tetikleyen olayda kullanılan arabanın MHP´li Meclis üyesine ait olmasının ardından MHP ve AK parti arasında karşılıklı suçlamalar yapılmıştı.. AK Parti MHP kanadını suçlarken, MHP iftiraya uğradıklarını ve MHP´lilerin bu provokasyonların içinde olmadıklarını savunmuştu. Bugün internete düşen bir ses kaydı bu iddialara yeni bir boyut kazandıracak. Dailymotion´a düşen ve habervaktim´de yayınlannan ses kaydındaki kişinin MHP Hatay Ülkü Ocakları Başkanı Lütfü Kaşıkçı olduğu iddiası doğru çıkarsa olay yeni bir boyut kazanacak. Video kaydındaki ses, Kürt kahvelerinin yakılıp yıkılmasını istiyor, Reis gecenin hazırlıkları yapılıyor. Geri dönüş yok artık diyor.. Dörtyol´da olayların yaşandığı günlere ait olduğu anlaşılan ses kayıtlarında Burası yıkılacak bugün diyor biri, diğeri Hazır elimize fırsat geçmişken, yakalım yıkalım teklifinde bulunuyor. Bir diğeri AKP´li tüpçü tamam, dağıttı çocuklar diyor.

İŞTE SES KAYDININ DÖKÜMÜ

Ocağın önü müsait mi? Nereyi taşlıyorlar? He onu taşlıyorlar. AKP´li mi tüpçü? Şimdi başkanım en son olan yukarıda bir tüpçü dükkanı var. Orayı taşladılar. Reis tahminen kaç kişi var? 300-500 kişi var mı? Başkanım o meydandaki 300 - 400 kişi var. Bir grup değil 2 yani 3 grup var. Şeyin yıkılmasını bekliyorlar. kahveler var ya. Burası yıkılacak oturma eylemi yapacağız bekleyeceğiz bugün bura yıkılacak. Belediyeye karşı değil yani burayı niye yıkmıyorsun bunların oturduğu yer bu şeyin kahvenin yeri belediyenin değil mi reis? Sen yıkmayacaksan Bekir başkanı getirelim demişler. O yıksın. Ocaktayım başkanım. Evet, evet yani şimdi halk öyle ki ben şimdi camdan çıkayım bağırayım diyeyim ki, yetişin bütün millet bu tarafa dönecek. Hazır fırsat da elimize geçmişken bir kaç yer yapalım, yıkalım yakalım. Çalışma var başkanım. Bir AKP´li tüpçünün dükkanını dağıtmış adamlar. Sen neredesin o alanda mısın? Kalabalık mı? Kürtlerin kahveye yürüyeceksiniz. Kuzuculu kalabalık mı orada? He burdayım burdayım. Aleykümselam reis, gecenin hazırlıkları yapılıyor. Geri dönüşü yok artık. Tamam.

Dörtyol´da neler olmuştu?

26 Temmuz 2010 tarihinde Dörtyol´da 4 polisin şehit edilmesinin ardından başlayan ve etnik çatışmaya doğru sürüklenen şiddet olayları olayları tüm kenti ayağa kaldırmıştı. Dalga dalga yayılan ve Doğulu ve Kürtler´in oturduğu semtlere doğru sıçrayan olaylar sonrası 4 gün süren bir olaylar silsilesi yaşanmıştı.. ( Habervaktim)

Hatay Ülkü Ocakları´nda ses kaydı sessizliği

İl Başkanı Lütfü Kaşıkçı´ya ait olduğu iddia edilen ses kaydının internete düşmesinin ardından gerek Ülkü Ocakları Hatay İl Örgütü gerekse MHP´den herhangi bir açıklama yapılmadı. Hatay Cumhuriyet Başsavcısı Enis Yavuz Yıldırım, Dörtyol´da yaşanan olaylarla ilgili soruşturmanın Dörtyol Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütüldüğünü, ses kaydının doğru olup olmadığının kontrolünün ardından savcılığın gerekli görmesi halinde ek delil olarak soruşturma kapsamına savcılık kararı ile alınabileceğini belirti. Savcı Yıldırım son olarak soruşturma kapsamında ses kaydıyla ilgili şuan için herhangi bir işlem yapılmadığını söyledi.

İnternete atacaklarına suçluysa gelip alsalardı

Milliyetçi Hareket Partisi İl ve İlçe örgütü internete düşen ses kaydı ile ilgili henüz bir açıklama yapmazken MHP Hatay Milletvekili İzzeddin Yılmaz ise Hatay dışında bulunduğunu henüz il ve ilçe örgütüyle bir görüşme yapmadığını belirterek, Doğruluğu tartışılır bir ses kaydından bahsediliyor. Madem böyle bir kayıt vardı, internete düşüreceklerine iddia ettikleri sesin sahibi suçluysa alsın götürsünler. Bütün bunlar bilerek yapılıyor. şeklinde konuştu. ( Cihan)

MHP ses kaydını yalanlamadı: Kaşıkçı daha büyük olayların çıkmasını önledi

MHP İl Başkanı Şefik Çirkin, referandum yaklaştıkça partilerine yönelik komploların arttığını öne sürdü. Çirkin, yaptığı açıklamada, bazı internet sitelerinde Ülkü Ocakları İl Başkanı Lütfü Kaşıkçı´ya ait olduğu belirtilen, 4 polis memurunun şehit edildiği 26 Temmuzda yapıldığı ifade edilen telefon konuşmalarının yayımlandığını, ancak konunun saptırıldığını belirtti. Referandum yaklaştıkça partilerine yönelik komplolarda artış olduğunu iddia eden Çirkin, şunları kaydetti: Dörtyol olaylarında Ülkü Ocakları İl Başkanı Lütfü Kaşıkçı cansiparane çalışarak daha büyük olayların çıkmasını engellemiştir. İnternet sitelerine düşen telefon görüşmelerinde suç unsuru varsa bugüne kadar neden beklendi? MHP ve ülkü ocakları bu iftirayı da atlatacaktır. Bizim medyamız, televizyonuz yok. MHP´nin, Türk milletinden başka sığınacağı hiç kimsesi yok. Bu gelişmeleri yakından izleyen herkes haksızlığa uğradığımızı görecektir. (AA)

Dörtyol raporunda korkunç gerçek: Polis MHP´li Kılıç´ın aracındaki katillerin peşindeyken, 155´e başka bir araç ihbar edildi. Takip ikiye bölündü katiller kaçtı. İhbarcı ise Uzman Çavuş M.D. çıktı..

Dörtyol´da Deniz Gezmiş´in yeğeni

Dörtyol olaylarıyla ilgili bir çarpıcı haber de Star gazetesinde yer aldı. Habere göre, polis MHP´li Kılıç´ın aracındaki katillerin peşindeyken, 155´e başka bir araç ihbar edildi. Takip ikiye bölündü katiller kaçtı. İhbarcı Uzman Çavuş M.D. çıktı. Hatay´ın Dörtyol ilçesinde 27 Tammuz 2010´da 4 polisin şehit edildiği saldırıdan 1 saat sonra, polis saldırının yapıldığından şüphelendiği MHP´li Payas Belediye Başkanvekili Bestami Kılıç´a ait Passat marka aracı takibe başladı. Takip sürerken 155 polis imdat hattına, polislerin dikkatini dağıtan bir ihbar geldi 19.30´daki ihbarda, saldırının sivil 3 şahsın olduğu 63 ZN 134 plakalı Renault Broadway´den yapıldığı bildirildi.

Asıl katiller takipten kurtuldu

Bu sahte ihbar üzerine içinde polis katillerinin bulunduğu gerçek araçla ilgili takipteki bazı görevlileri çekilerek ihbar edilen aracın peşine gönderildi. Polis, Şanlıurfa plakalı aracı hızla durdurup Emniyet´e götürdü. Asıl araç ortadan kaybolurken katiller de sırra kadem bastı. Emniyet´e götürülen araçtakilerin 4 polisin katili olduğu söylentisi üzerine Dörtyol halkı emniyeti basarak bu kişileri linç etmek istedi. Araçtakilerden Mehmet Bozkurt, Emniyet bahçesinde silahla vuruldu.

Her taşın altından uzman çavuşlar çıktı

Günlerce devam eden provokasyonların başlamasına neden olan ve MHP´li Kılıç´a ait araçtaki asıl polis katillerini kurtaran “yanlış ihbarı” yapan kişinin kimliğine ulaşıldı. 155´e şaşırtmaca ihbarı yapanın Uzman Çavuş M.D. olduğu tespit edildi.

Muvazzafların ismi de belirlendi

Öte yandan MHP´li Bestami Kılıç´ın saldırıdan hemen önce saat 14:00-14:30 arasında Amanos dağlarında bir maden ocağında görüştüğü kişilerin Jandarma İstihbarat Astsubay A. U., Uzman Çavuşlar E. G. (Deniz Gezmiş´in yeğeni) ve T. L. olduğu belirlendi.

Şok Kılıçdaroğlu iddiası: Göstermelik suikast

Olaylarla ilgili 27 Ağustos´ta Savcılığa gönderilen ihbar mektubunda Ülkü Ocakları ve MHP İl yöneticisinin yönlendirici oldukları iddia edildi, Hatay Ülkü Ocakları bünyesinde CHP lideri Kılıçdaroğlu´na göstermelik bir suikast düzenlenmesi için hazırlık yapıldığı ifade edildi. İhbarda, “Bunu da Ak Parti´nin üzerine yıkacaklardı. Suikasti bana teklif ettiler” dedi.

İtfaiye BDP´deki yangını söndürmedi

Dörtyoldaki provokasyonlarda MHP´li Dörtyol Belediyesi´ne ait itfaiye aracının doğu kökenli vatandaşlara ait 30 işyeri ve BDP binasındaki yangına müdahale etmediği yönündeki iddialar da belgelendi. Komiser Yardımcısı Halil Güldalı ve Polis Memuru Gökhan Murat Mergan´ın BDP binasındaki yangınla ilgili olay anında tuttukları raporda; 31 PY1 98 plakalı itfaiye aracına yangına müdahale etmesinin bildirildiği, ancak itfaiye memurlarının yangını söndürmeyeceklerini polislere beyan ettikleri yer aldı. Polislerin tutanak tutacakları uyarılarına itfaiye görevlilerinin “ne raporu tutarsan tut” şeklinde karşılık verdikleri de raporda yer alırken, itfaiye aracının ters istikamette belediyeye döndüğü rapora yansıdı. Polis memurları, raporlarında, bu durumu anında telsiz anonsuyla Emniyet´e rapor ettiklerini belirttiler. Ancak itfaiye araçları geri dönmedi. Yangınlar ise polis panzerlerinden sıkılan sularla söndürüldü. ( Star)

Ses kaydı kamuoyunu şok etti

08 Eylül 2010: Dörtyol´da 26 Temmuz´da meydana gelen olaylar, 4 polisin şehit edilmesiyle başlamıştı. Saldırının ardından toplanan binlerce insan önce eylem yapmış, ardından sokaklara dağılarak özellikle Kürt kökenli esnafların işyerlerine zarar vermişti. Olaylarla ilgili dün dailymotion.com internet sitesine bir ses kaydı düştü. Şok ses kaydında, gruplar yönlendirilerek Kürt kökenli vatandaşların işyerlerinin yakılıp yıkılması isteniyor. Hatay Ülkü Ocakları İl Başkanı Lütfü Kaşıkçı´ya ait olduğu iddia edilen kayıtta, Kaşıkçı´nın olayların seyrini adım adım takip edip bilgi aldığı ve bu bilgileri sürekli Başkanım diye hitap ettiği birisiyle paylaştığı anlaşılıyor. Telefonda Dörtyol´da bulunan bir kişiden olayların gelişimi hakkında bilgi alan Lütfi Kaşıkçı, o anda AK Partili bir tüpçünün taşlandığını öğreniyor. Kaşıkçı, daha sonra bu bilgileri Başkanım diye hitap ettiği biriyle paylaşıyor. Meydanda toplanan kalabalığın 300-400 kişilik 3 ayrı gruptan oluştuğunu ifade eden Kaşıkçı, kahvehanenin yıkılmasını beklediklerini iletiyor. Daha sonra oturma eylemi yapacaklarını anlatan Kaşıkçı, olayların planlandığı gibi yürüdüğünü ifade edercesine, Burası yıkılacak. Oturma eylemi yapacağız. Bekleyeceğiz, bugün burası yıkılacak. Belediye karşı değil, yani burayı niye yıkmıyorsun? Bunların oturduğu yer bu şeyin kahvenin yeri belediyenin değil mi reis? Belediyenin yeri ya başkanım ora. Sen yıkmayacaksan Bekir başkanı getirelim demişler. O yıksın. şeklinde konuşuyor. İlçede toplanan kalabalığın durumu hakkında da bilgi veren Kaşıkçı, kan donduran şu ifadeleri kullanıyor: Ocaktayım başkanım. Evet evet, yani şimdi halk öyle ki ben şimdi camdan çıkıp bağırayım ´yetişin´ diye, bütün millet bu tarafa dönecek. Hazır fırsat da elimize geçmişken birkaç yer yapalım, yıkalım, yakalım. Çalışmalar var başkanım. Bir AKP´li tüpçünün dükkânını dağıtmışlar adamlar. Bu konuşmanın ardından Dörtyol´daki eylemciler arasında bulunan birini arayan Lütfi Kaşıkçı, Kürtlerin bulunduğu kahvehaneye saldırı talimatını veriyor: Sen nerdesin, o alanda mı, kalabalık mı? Kürtlerin kahveye yürüyeceksiniz. Kuzuculu kalabalık mı? He buradayım burada. Kaşıkçı, bir başka şahsı da arayarak akşam gerçekleştirilecek saldırı hazırlıkları hakkında bilgi alıyor. Karşıdan gelen cevap hedeflenen provokasyonun büyüklüğünü gösteriyor: Gecenin hazırlıkları yapılıyor. Geri dönüşü yok artık bu işin.

Ses kaydı şüpheleri doğruladı: Olaylar organize

4 polisin şehit edilmesi ile başlayan ve ilçede etnik çatışma çıkarmayı hedefleyen olayların spontane gelişmediği, bir senaryonun aşamaları olarak hayata geçirildiği o dönemde yapılan haberlerde de ifade edilmişti. Ortaya çıkan ses kaydı o dönem yapılan analizlerin doğruluğunu gösteriyor. O günlerde Zaman´ın elde ettiği bilgiler çerçevesinde yapılan haberlerde olaylardan birkaç gün önce milliyetçi gençlere İlçede büyük olaylar olacak. Hazırlıklı olun. şeklinde bilgi verildiği ifade edilmişti. Ayrıca saldırının ertesi günü milliyetçi gençler bir yerde toplanarak Doğu kökenli vatandaşların oturduğu mahalleye baskın yapmaları istenmişti. Aksi takdirde PKK´nın Kürtlere silah dağıttığı ve bunların ilçe merkezine inip rastgele saldırılar yapacağı yalanı ortaya atılarak etnik bir çatışma çıkarmanın zemini hazırlanmıştı. 4 polisin şehit edildiği saldırıda kullanılan aracın sahibi ise MHP´li Meclis Üyesi Bestami Kılıç´a ait çıkmıştı.

AKP´li tüpçü: Provokasyonu biliyorduk, şimdi emin olduk

Hatay´ın Dörtyol ilçesinde 4 polisin şehit edilmesinin ardından çıkan olaylarla ilgili internete düşen ses kaydı duyanları dehşete düşürdü. Ses kaydında ´Bir AKP´li tüpçünün dükkanını dağıtmışlar adamlar´ konuşmasında dükkanı tahrip edilen tüp bayii Ahmet Doğan Seçer, internete düşen konuşmayı dehşet içerisinde dinledi. 45 yıllık esnaf olduğunu söyleyen Seçer, Bazı gençler sırtlarına birer Türk bayrağı bağlamış, ´Ben milliyetçiyim yakarım yıkarım´ diye geziyordu. Şimdiye kadar kimseye de bir zararımız olmadı. Bugüne kadar bir sıkıntı yaşamadım. Bunun bir provokasyon olduğunu tahmin ediyorduk. Şimdi emin olduk. dedi. Dükkanına zarar verilmesi sırasında molotofkokteyli gibi yakıcı türden bir şeylerin atılması halinde meydana gelecek patlamayı düşünmek bile istemediğini söyleyen Seçer, Ben Dörtyol´un çocuğuyum. Bu olaylar çıkana kadar Güneydoğu´dan gelen vatandaşlarla hiçbir sorunumuz olmadı. Yaşananları büyük üzüntü ile karşılıyorum ve sorumluların hesap vermesini istiyorum. Devlet bunun peşini bırakmamalı. dedi. AK Parti Dörtyol İlçe Başkanı Osman Görgen ise ses kayıtlarını ibretle dinlediğini ve dehşete kapıldığını anlattı. Sırf AK Partili olduğu için bir tüp bayiine zarar verilmesini anlayamadığına dikkat çeken Görgen, Ses kayıtları buradaki olayların planlı, programlı ve organize bir şekilde yapıldığını düşündürüyor. Devlet bu işi aydınlatarak sorumlularına gerekli cezayı vermeli ki başkalarına da ders olsun. şeklinde konuştu.

Hatay Ülkü Ocakları´nda sessizlik hakim

Hatay İl Ülkü Ocakları Başkanı Lütfü Kaşıkçı´ya ait olduğu iddia edilen ses kaydının internete düşmesinin ardından gerek Ülkü Ocakları Hatay İl Örgütü gerekse MHP´den herhangi bir açıklama yapılmadı. Hatay Cumhuriyet Başsavcısı Enis Yavuz Yıldırım, Dörtyol´da yaşanan olaylarla ilgili soruşturmanın Dörtyol Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütüldüğünü, ses kaydının doğru olup olmadığının kontrolünün ardından savcılığın gerekli görmesi halinde ek delil olarak soruşturma kapsamına savcılık kararı ile alınabileceğini belirtti. Milliyetçi Hareket Partisi il ve ilçe örgütü internete düşen ses kaydı ile ilgili henüz bir açıklama yapmazken MHP Hatay Milletvekili İzzeddin Yılmaz ise Hatay dışında bulunduğunu, henüz il ve ilçe örgütüyle bir görüşme yapmadığını belirterek, Doğruluğu tartışılır bir ses kaydından bahsediliyor. Madem böyle bir kayıt vardı, internete düşüreceklerine, iddia ettikleri sesin sahibi suçluysa alsın götürsünler. Bütün bunlar bilerek yapılıyor. şeklinde konuştu. ( Zaman)

(07 Eylül 2010), son güncel.: (08 Eylül 2010)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ses kaydını dinlemek için tıklayın

İnegöl ve Dörtyol´daki kitlesel kışkırtmalarda Kontrgerilla kuşkusu

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2227    yazdır/print


 

Flaş!!! Yargıtay üyesi ses kaydını kabul etti, ´sohbetti´ dedi

Yargıtay üyesi Aktan, Cumhuriyet´e verdiği röportajda ´Hayır için Öcalan´a ihtiyaç var´ dediği skandal konuşmayı inkâr etmedi, ´analiz ve günlük sohbet´ olarak nitelendirdi. Aktan gibi, HSYK Başkan Vekili Özbek´in de ´kritik yapmışlar´ şeklinde yorumlayıp masum göstermeye çalıştığı konuşma Ankara´yı ayağa kaldırdı. Ne şekilde kaydedildiği bilinmeyen ancak hukuksuz bir şekilde kaydedilmiş bile olsa, yapıldığı doğrulanan konuşmanın içeriği ve onu yapan kişilerin konumları kamuoyunu isyan ettirdi. MHP´li Şandır´a göre, ´Adalet pusu kurmaz, bu kişiler o konumdan uzaklaştırılmalı´ AK Partili Kapusuz ise Yargıtay´a çağrı yaptı: ´Bu rezalettir. 1 Ekim´e kadar bir şey yapılmazsa konu Meclis´e taşınır.´ Kamuoyu şimdi ses kaydındaki yargıçların hemen istifa etmesini bekliyor aksi halde tıpkı heron ihanetinde olduğu gibi yüksek yargı üzerinde oluşan tartışmaların da giderek yoğunlaşacağı ileri sürülüyor.

FLAŞ!!! Yargıtay üyesi ses kaydını kabul etti, ´sohbetti´ dedi

Yargıtay üyesi Aktan, Cumhuriyet´e verdiği röportajda ´Hayır için Öcalan´a ihtiyaç var´ dediği skandal konuşmayı inkâr etmedi, ´analiz ve günlük sohbet´ olarak nitelendirdi. Aktan gibi, HSYK Başkan Vekili Özbek´in de ´kritik yapmışlar´ şeklinde yorumlayıp masum göstermeye çalıştığı konuşma Ankara´yı ayağa kaldırdı. Ne şekilde kaydedildiği bilinmeyen ancak hukuksuz bir şekilde kaydedilmiş bile olsa, yapıldığı doğrulanan konuşmanın içeriği ve onu yapan kişilerin konumları kamuoyunu isyan ettirdi. MHP´li Şandır´a göre, ´Adalet pusu kurmaz, bu kişiler o konumdan uzaklaştırılmalı´ AK Partili Kapusuz ise Yargıtay´a çağrı yaptı: ´Bu rezalettir. 1 Ekim´e kadar bir şey yapılmazsa konu Meclis´e taşınır.´ Kamuoyu şimdi ses kaydındaki yargıçların hemen istifa etmesini bekliyor aksi halde tıpkı heron ihanetinde olduğu gibi yüksek yargı üzerinde oluşan tartışmaların da giderek yoğunlaşacağı ileri sürülüyor.

´Referandumda hayır çıkması için Abdullah Öcalan´a çok ihtiyaç var´ dediği ileri sürülen Yargıtay 8. Ceza Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan, internete düşen skandal kayıttaki sesin kendisine ait olduğunu doğruladı. Kaydı, Günlük sohbetlerin montajlanması şeklinde değerlendirirken, konuşmaların Yargıtay binasının yakınındaki bir araçtan dinlendiğini ileri sürdü. Bölge oylarının önemli olduğunu konuştuk. Oylarda bir bloklaşma olması halinde bunun kötü olacağını... diyen Aktan, konuşmayla ilgili tarih verdi. Bunun geçtiğimiz mart ve nisan aylarındaki sohbetler olduğunu savundu. Röportajında skandal konuşmayı ´analiz´ olarak değerlendiren Aktan´ın sözleri, HSYK Başkanvekili Kadir Özbek´in dünkü açıklamasıyla da örtüştü. Özbek, skandal konuşmayı, ´birilerinin kendi aralarında yaptıkları kritik´ diye yorumladı. Şimdi iki insan baş başa konuşurken çok özel şeyleri de konuşabilir. ifadesini kullandı. Toplumda infiale yol açan skandal, Ankara´da şok etkisi yaptı. MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır, söz konusu anlayışın yargının üst kademelerinde bulunmasını Türkiye´nin talihsizliği olarak değerlendirdi. Adalet pusu kurmaz. Tuz kokmuş demektir. Böyle bir konuşma yapıldıysa bu kişiler, adalet dağıtma konumundan uzaklaştırılmalı. dedi. Konuşmayı nefretle kınayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz ise ses kayıtlarına ilişkin bir yalanlama gelmediğine dikkat çekti: Bu, hukuk adına bir rezalettir, hukukçu adına bir vahamettir, ülke adına bir ihanettir. 1 Ekim itibarıyla, o güne kadar bir şeyin yapılmaması durumunda konu kesinlikle Meclis´e taşınacaktır.

İhanetin adı sohbet, analiz oldu

Yargıtay 8. Ceza Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan, üç gün önce internete düşen ses kayıtlarıyla ilgili ilk açıklamasını Cumhuriyet Gazetesi´ne yaptı. Açıklama, gazetenin dünkü sayısında ´Dinlemelerden çok memnunlar´ manşetiyle verildi. Aktan, referandumdan ´Hayır´ çıkması için teröristbaşı Abdullah Öcalan ve PKK ile işbirliğine gidilmesi gerektiği yönündeki sözlerini ´analiz´ olarak değerlendirdi. Aktan, söz konusu konuşmaları ´gündelik sohbetler´ diye yorumluyor. Aktan şu ifadeleri kullanıyor: Sanki Güvenpark´ta bir araç var ve Yargıtay içindeki konuşmaları kaydediyor. Anlaşıldığı kadarıyla bunlar Yargıtay´daki ortam dinlemeleri. Değişik zamanlardaki konuşmalar sanki tek bir konuşmaymış gibi birden fazla montajlanıyor. Yeni de değil. Tahminime göre mart ya da nisan ayında. Bekletip bekletip servis yapıyorlar, referandum yaklaştıkça. Belli gazete ve televizyonlar aracılığıyla da çarpıcı, şok başlıklarla veriyorlar. Söz gelimi sanki Turgut Kazan Bey´le Selahattin Demirtaş arasındaki bir görüşmeyi ben sağlamışım ya da önermişim gibi bir montaj yapılmış. Böyle bir şey asla söz konusu değildir. Abdullah Öcalan ile ilgili değerlendirmelerim bir analiz. Bizim konuştuğumuz dönemde evet ya da hayır gibi kavramlar yoktu. Bölge oylarının önemli olduğunu konuştuk. Oylarda bir bloklaşma olması halinde bunun kötü olacağını... Düşündüğümüz şu, basına da yansımıştı ´Biz Türklerin iç çatışmasına taraf olmayacağız´ diye. ´Türklerin referandumudur, bizi ilgilendirmez´ biçimindeki bir yaklaşımın son derece tehlikeli olduğu, ülkeyi bölünmeye götürebileceği analizidir. Bu çerçevedeki konuşmayı kesip kesip, montajlamışlar.

Aktan Cihaner´in mahkemelerden kurtarılmasını da organize etmişti

Hamdi Yaver Aktan, referandumla ilgili konuşmadıklarını söylüyor. Ancak ses kaydında referandumun engellenmesinden bahsediliyor. Hamdi Yaver Aktan´ın kullandığı ifade aynen şu: Turgut Bey´e dedim sen görüşüyorsun. Bunlarla görüştü, grupta falan gitti. Dedim bunu şey yapın. Referandum reddedilirse bu sayede reddedilir. Başka türlü olmaz dedim. Bu çok önemli dedim. Bunları referandumda yeneceksin. Yani Kürtler ´evet´ derse gidiyor bu iş. İkinci olarak Aktan´ın konuşmasında geçen Avukat Turgut Kazan BDP ile görüştü iddiası BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş tarafından doğrulanmıştı. Aktan´ın daha önce de internete düşen ses kayıtlarında Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner´i kurtarma planı yaptığı öne sürülmüştü. ( Zaman)

Bir doğrulama da Kazan´dan: Demirtaş ile KCK´yı da konuştuk

Ergenekon sanığı Başsavcı İlhan Cihaner´in avukatı Turgut Kazan, BDP´li Selahattin Demirtaş ile görüştüğünü ve KCK operasyonlarını da konuştuğunu söyledi. Görüşmenin Yargıtay üyesi Aktan´ın yönlendirmesiyle olmadığını söyleyen Avukat Kazan, “Kayıtlarla oynanmıştır. İlhan Cihaner´in durumunu görüşmek için Devlet Bahçeli, Deniz Baykal ve Selehattin Demirtaş´tan randevu alıp görüştüm´ dedi. “KCK´yı konuştunuz mu” sorusuna Kazan “Tam hatırlamıyorum. Demirtaş da böyle bir KCK operasyonunu görüşmüş olabileceğimizi söylüyor. Tabi ki görüşmüşüzdür” dedi. ( Star)

(03 Eylül 2010, 10:59)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ŞOK!!! Derin Yargıda referandum korkusu Öcalan umudu

Ses kaydını dinlemek için tıklayın

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

12 Eylül 2010 Anayasa referandumu manşetlerimiz

Kontrgerilla´nın yargıdaki örgütlenmesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2206    yazdır/print


 

Flaş!!! HSYK üyesi Ertosun´un şok ses kaydı

İnternete yeni bir ses kaydı daha düştü. Dailymotion.com´da yayınlanan ve beş ayrı konuşmayı içeren ses kaydında HSYK üyesi Ali Suat Ertosun ile Yargıtay 8. Ceza Dairesi üyesi Hamdi Yaver Aktan´ın konuşmaları yer alıyor. Ertosun, HSYK´daki atama ve diğer işlemlerde YARSAV´ın ne kadar etkili olduğunu anlatıyor. Ses kaydına göre Ertosun, yargıdaki atamalarla ilgili YARSAV´a ´isteklerinizi bildirin´ diyor, yargıda yapılacaklar konusunda YARSAV´ın getirdiği bir dosyadan yararlanıyor: ´Geçen sene mesela biz 6-7 tane karar aldık. O kararlarda Ömer Bey´in ve YARSAV´ın çok büyük katkıları var. Bizim en büyük eksikliğimiz, bunu söyleyeyim, bir altyapının olmaması. Bize eeee böyle araştırma geliştirme konularında bilgi verecek bir desteğin olmaması. Biz ayrılmadan buradan, bunları gerçekleştirebiliriz.´ Aktan´a ait konuşmalarda ise Medya organlarında son zamanlarda sıkça yer almaya başlayan Doç Dr. Ümit Kabasakal için Aktan, Halkın Kurtuluşu´ndan geldiğini belirterek övgüler yöneltiyor. Aktan konuşmasında, ´Cumhurbaşkanı Gül´ün yargılanması için Kocasakal mütalaa yazarım dedi, yaz dedim, Kurulu da elimize geçirelim diye..´ şeklinde konuşarak Cumhurbaşkanını yargılayabilmek için perde gerisinde nasıl karanlık oyunlar oynadıklarını ispatlıyor. Hatırlanacağı gibi Aktan, daha önce internete düşen bir başka ses kaydında da bu konuya değiniyor ve Ergenekon sanığı Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner´i, davasını yargıtaya alarak kurtarabilmek için Cumhurbaşkanının dosyasının şantaj unsuru olarak Yargıtay´da bekletilmesini istiyordu.

FLAŞ!!! HSYK üyesi Ertosun´un şok ses kaydı

İnternete yeni bir ses kaydı daha düştü. Dailymotion.com´da yayınlanan ve beş ayrı konuşmayı içeren ses kaydında HSYK üyesi Ali Suat Ertosun ile Yargıtay 8. Ceza Dairesi üyesi Hamdi Yaver Aktan´ın konuşmaları yer alıyor. Ertosun, HSYK´daki atama ve diğer işlemlerde YARSAV´ın ne kadar etkili olduğunu anlatıyor. Ses kaydına göre Ertosun, yargıdaki atamalarla ilgili YARSAV´a ´isteklerinizi bildirin´ diyor, yargıda yapılacaklar konusunda YARSAV´ın getirdiği bir dosyadan yararlanıyor: ´Geçen sene mesela biz 6-7 tane karar aldık. O kararlarda Ömer Bey´in ve YARSAV´ın çok büyük katkıları var. Bizim en büyük eksikliğimiz, bunu söyleyeyim, bir altyapının olmaması. Bize eeee böyle araştırma geliştirme konularında bilgi verecek bir desteğin olmaması. Biz ayrılmadan buradan, bunları gerçekleştirebiliriz.´ Aktan´a ait konuşmalarda ise Medya organlarında son zamanlarda sıkça yer almaya başlayan Doç Dr. Ümit Kabasakal için Aktan, Halkın Kurtuluşu´ndan geldiğini belirterek övgüler yöneltiyor. Aktan konuşmasında, ´Cumhurbaşkanı Gül´ün yargılanması için Kocasakal mütalaa yazarım dedi, yaz dedim, Kurulu da elimize geçirelim diye..´ şeklinde konuşarak Cumhurbaşkanını yargılayabilmek için perde gerisinde nasıl karanlık oyunlar oynadıklarını ispatlıyor. Hatırlanacağı gibi Aktan, daha önce internete düşen bir başka ses kaydında da bu konuya değiniyor ve Ergenekon sanığı Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner´i, davasını yargıtaya alarak kurtarabilmek için Cumhurbaşkanının dosyasının şantaj unsuru olarak Yargıtay´da bekletilmesini istiyordu.

Aralarda ses kayıtlarına ilişkin, ses kayıtlarındaki kişilerin kimler olduğuna dair bilgiler yer alıyor. Kayıtlarda HSYK Üyesi Ali Suat Ertosun olduğu iddia edilen kişi, YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan ile YARSAV Yönetim Kurulu Üyesi Fetih Sayın olduğu ileri sürülen kişilere şöyle diyor: “Şimdi arkadaşlar, geçen sene bizden Ömer Bey ile biz, bu konuları konuştuk. (YARSAV eski başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu) Yani, yargıda yapabileceğimiz konular nelerse, bizlere bunları getirebilirsiniz...”, “bizden talepleriniz olursa. Geçen sene Ömer Bey güzel bir dosya hazırlamış, getirmişti”, “Onların bazıları oldu. Yani, benim şimdi kafamda bazı şeyler var. Yani, Akademide (Türkiye Adalet Akademisi) behemahal etkili olmak lazım”.

Ertosun: Sicilleri fevkalade ama militan bunlar

1.Ses kaydı: Bu şok videoda beş farklı ses kaydı yer alıyor. 1´nci ses kaydındaki kişinin HSYK üyesi Ali Suat Ertosun olduğu ileri sürülüyor ve Ertosun´un çeşitli adliyelere, Yargıtay ve Danıştay Daireleri´ne yaptığı propaganda ziyaretleri sırasında Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri ve özellikle Ergenekon ve benzeri davalarda görev yapan hakim ve savcılar hakkında konuştuğu kaydediliyor: ALİ SUAT ERTOSUN: Siz anlayamazsınız bunları. Dosyalara bakarsanız bunlar çok başarılı. Bunlar MİLİTAN, bir şey demiyorum. Bunlar okul notlarından, efendim dosyadaki açık sicilinden, terfilerinden falan anlayamazsınız. Hakikaten fevkalade. Başsavcıların sicillerine baktık fevkalade. Ama dediğim gibi, biraz soruşturunca, aha işte...

Ertosun: Biz ayrılmadan buradan, bunları gerçekleştirebiliriz

2.Ses kaydı: Videoda 2´nci ses kaydıyla ilgili ise “YARSAV Yönetim Kurulu Üyeleri ile HSYK üyesi Ali Suat Ertosun toplantı halinde” deniliyor. 2´nci ses kaydındaki kişilerin Ali Suat Ertosun, YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan ve YARSAV Yönetim Kurulu Üyesi Fetih Sayın olduğu ileri sürülüyor: Ali Suat Ertosun : Şimdi arkadaşlar, geçen sene bizden Ömer Bey ile biz, bu konuları konuştuk. (YARSAV eski başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu) Yani, yargıda yapabileceğimiz konular nelerse, bizlere bunları getirebilirsiniz. Geçen sene mesela biz 6-7 tane karar aldık. O kararlarda Ömer Bey´in ve YARSAV´ın çok büyük katkıları var. Bizim en büyük eksikliğimiz, bunu söyleyeyim, bir altyapının olmaması. Bize eeee böyle araştırma geliştirme konularında bilgi verecek bir desteğin olmaması. Biz ayrılmadan buradan, bunları gerçekleştirebiliriz. Emine Ülker Tarhan : Fiilen değil mi efendim. Ali Suat Ertosun: Fiilen de olsa bunları gerçekleştirmemiz lazım. Ama bir yerden başlamak lazım. Yani bu o açıdan bizden talepleriniz olursa. Geçen sene Ömer Bey güzel bir dosya hazırlamış, getirmişti. Fetih Sayın (YARSAV Yönetim Kurulu Üyesi) : Benim yakinen haberim var efendim, onu. Ali Suat Ertosun: Onların bazıları oldu. Yani, benim şimdi kafamda bazı şeyler var. Yani, Akademide (Türkiye Adalet Akademisi) behamahal etkili olmak lazım.

Aktan: Ümit Kocasakal, Halkın Kurtuluşu´ndan geliyor, bütün askerlerin gözdesi

3.Ses kaydı: 3´ncü ses kaydında ise Yargıtay 8. Ceza Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan olduğu iddia edilen kişi öve öve bitiremediği Galatasaray Üniversitesi Hocası Doç Dr. Ümit Kocasakal´ı neden bu kadar sevdiğini açıklıyor: Hamdi Yaver AKTAN: Bu İstanbul´daki Ümit KOCASAKAL. Avukat: Fevkalade. Çok iyi hem. Hamdi Yaver AKTAN: Yav O, konuşması da iyi ya, miting konuşmacısı. Avukat: Berrak da konuşuyor, net de konuşuyor. H. Yaver AKTAN: HALKIN KURTULUŞU´ndan geliyor O. Avukat: Haa. Sen söylemiştin onu. Berrak konuşuyor, net konuşuyor. H. Yaver AKTAN: Cesaretli, çarpıcı lafları var. Avukat: Güzel lafları var evet. Hamdi Yaver AKTAN: Polemiği de iyi yapıyor. Avukat: İyi çok iyi yapıyor. Hamdi Yaver AKTAN: O tür adam gerekiyor. Polemik. Yaa birkaç hoca daha var da şeye çıkmıyorlar. Mesela İzmir´de Mustafa Ruhan ERDEM var. Çok parlak bir profesör. Olmuyor herhalde. Konuşmuyorlar ya işte. Ersan ŞEN biraz şey yapıyor (konuşuyor). Ama Ersen Şen´dense Ümit Kocasakal çok istikrarlı, çok cesaretli. Askerler de çok seviyor bildiğim kadarıyla.

4.Ses kaydı: 4´ncü ses kaydında da yine Hamdi Yaver Aktan olduğu iddia edilen kişi, Orgeneral Saldıray Berk´in avukatı olduğu ileri sürülen kişi ile bu sevgisinin kaynağını tekrar anlatıyor: HAMDİ YAVER AKTAN: Bu Ümit Kocasakal, dün çok iyiydi, televizyonda, Süheyl Batum´lan. Avukat: Çok iyi anlatıyor. HAMDİ YAVER AKTAN: Çok iyi. O, HALKIN KURTULUŞU´ndan geliyor. Avukat: Hıı, sen söyledin. O kadar iyi anlatıyor ki. HAMDİ YAVER AKTAN: Çok güzel. Avukat: Çok güzel anlatıyor. HAMDİ YAVER AKTAN: Bütün askerlerin gözdesi şimdi O çocuk. Avukat: Çok iyi anlatıyor.

Aktan: Cumhurbaşkanı Gül´ün yargılanması için Kocasakal mütalaa yazarım dedi, yaz dedim, Kurulu da elimize geçirelim diye..

5.Ses kaydı: Ve 5´nci ses kaydı. Bu kayıttaki kişinin de yine Hamdi Yaver Aktan olduğu ileri sürülüyor. Bu kişi, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Osman Kaçmaz tarafından Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL´ün yargılanabileceğine dair verilen karar dosyasının temyiz incelemesini yapan 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker´e dediğini yaptırabilmek için büyük çaba sarf ediyor. Bu konuda kendisi gibi mütalaa verecek üniversite hocalarından mütalaa istiyor ve aleyhe görüşe sahip hocaları ise susturuyor. En büyük destekçisi ise yine Ümit Kocasakal: HAMDİ YAVER AKTAN: Bunu şimdi Ersan´a anlattık, Ersan pek yanaşmadı. Şimdi bizim görüşümüze geldi. Sadece, ben dedim, Ümit Kocasakal´a dedim hayır, Köksal hocaya söyledim, (Köksal Bayraktar) Köksal Hoca “hayır ben böyle hiç düşünmedim” dedi. O zaman hocam, hiç demeç verme dedim. Nitekim 7-8 aydan bu yana bu konuda konuşmuyor. Ümit Kocasakal, ben mütalaa yazarım dedi. İstanbul´a gidince 15-20 sayfa bir mütalaa yaz bana getir, dedim. Onu da heyete vereyim. Kurulu da elimize geçirelim şöyle, diye. Zaten Genel Kurul´a gelirse bu görüşü ileri süreceğim. ( Habervaktim)

Eminağaoğlu ve Ertosun ses kaydını kabul etti

04 Eylül 2010: HSYK üyesi Ali Suat Ertosun, hakim ve savcıların atama, terfi gibi işlemlerinde resmi dosyalarının yeterli olmadığını kabul etti. İnternette yayınlanan ses kaydında YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan´dan hakim ve savcılarla ilgili fişleme altyapısı kurulmasını isteyen HSYK üyesi Ali Suat Ertosun, hakim ve savcıların atama, yer değiştirme, terfi gibi işlemlerinde resmi dosyalarının yeterli olmadığını ve kararları bu dosyalara bakarak verilmediğini kabul etti. “Bizim fişlemeyle bir ilgimiz yok” diyen Ertosun “Ben bunu şu amaçla söylüyorum, ´bunların fişleri güzel´ diyorum, çünkü teftişi yapan onlar, fişlerini dolduran onlar. Dosyalar her zaman gerçeği göstermiyor. Bize çeşitli kaynaklardan çeşitli bilgiler ve şikayetler geliyorsa bunları not almak fişleme midir” dedi. HSYK üyelerine verdiği raporlarla 6-7 karar aldırdığı Ali Suat Ertosun tarafından itiraf edilen eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, aldırdıkları kararların yargıç ve savcıların lehine olan ilke kararları olduğunu savundu. Ertosun “Evet bu YARSAV´la yaptığım toplantının kaydı” derken, Eminağaoğlu kayıtların ses kayıtlarının sahte olduğunu iddia etti. Eminağaoğlu “birden fazla kişinin sesleri üst üste bindirilerek, birden fazla kişi sanki bir aradaymış gibi” bir hale sokulduğunu iddia etti. ( Star)

(02 Eylül 2010), son güncel.: (04 Eylül 2010)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ŞOK SES KAYDINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

Kontrgerilla´nın yargıdaki örgütlenmesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2203    yazdır/print


 

Ses kaydındaki BDP-Kazan görüşmesi doğrulandı

Bazı Yargıtay üyelerinin internete düşen ses kaydı doğrulandı. Ses kaydında referandumda ´hayır´ çıkması için Kürt oylarının garanti altına alınması ve bunun için de BDP´yle işbirliği yapılması isteniyordu. ´Referandumda hayır için Öcalan´a ihtiyaç var´ denilen ses kaydında, bu işbirliği teklifini BDP´li yetkililere, Ergenekon sanığı Başsavcı İlhan Cihaner´in avukatı Turgut Kazan´ın ilettiği iddia ediliyordu.

Ses kaydındaki BDP-Kazan görüşmesi doğrulandı

Bazı Yargıtay üyelerinin internete düşen ses kaydı doğrulandı. Ses kaydında referandumda ´hayır´ çıkması için Kürt oylarının garanti altına alınması ve bunun için de BDP´yle işbirliği yapılması isteniyordu. ´Referandumda hayır için Öcalan´a ihtiyaç var´ denilen ses kaydında, bu işbirliği teklifini BDP´li yetkililere, Ergenekon sanığı Başsavcı İlhan Cihaner´in avukatı Turgut Kazan´ın ilettiği iddia ediliyordu.

Ses kaydındaki bir önemli ayrıntı da konuyla ilgili olarak avukat Turgut Kazan´ın BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ile görüştüğü iddiasıydı. Kayıtta bu bölüm, Şimdi bu, BDP var ya, bu parti son derece önemli. Bunu geçende Turgut Kazan´la konuşuyoruz. Demirtaş´la görüştü. sözleriyle geçiyordu. Star Gazetesi yazarı Şamil Tayyar, dünkü köşe yazısında bu konuyu ele alırken, Bugün arkadaşlarımız BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş´la görüştü, Kazan´ın arabuluculuk girişimini doğruladı... ifadelerini kullandı. Turgut Kazan, Ergenekon davası sanıklarından Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner´in de avukatlığını yürütüyor. Turgut Kazan, iddialarla ilgili soruları cevaplandırmaktan kaçındı. Haberin yayımlanmasına çok sinirlenen Kazan, ilgili soruya telefonda, Size bunun hesabını soracağım. Bununla ilgili bir basın toplantısı yapacağım. Gücünüz yetiyorsa oraya gelin. şeklinde tehditvari cevap verdi. ( Zaman)

Başbakan Erdoğan: Kirli tezgahlar internete düşüyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, son günlerde internet sitelerine düşen yüksek yargı üyelerinin konuşmalarına değinerek, kirli tezgâhların ortaya çıktığını söyledi. ´Referanduma evet´ mitingleri kapsamında Ağrı Dörtyol Meydanı´nda halka seslenen Başbakan Erdoğan, konuşmasında, son günlerde internet sitelerine düşen yargıçlara ait konuşmalara değindi. Telefon konuşmalarında, milletin üzerinde ne tür kirli tezgâhlar kurulduğunu herkesin bildiğini vurgulayan Başbakan, Bu ülkede çetelerin beslendiği kirli bataklıkları nasıl kurutuyorsak, terörün beslendiği bataklıkları da tek tek sizlerle beraber kurutuyoruz, kurutacağız. Bu çetelerin kimlerle işbirliğini yaptığını görüyorsunuz. Terör örgütü ile o çeteler arasındaki işbirliğinin nasıl ortaya çıktığını görüyorsunuz. Telefon konuşmalarında benim milletim üzerinde ne tür çirkin tezgâhlar kurulduğunu görüyorsunuz. Hakimler savcılar kimlerle neler yapıyormuş, şuyuu vukuundan beter. İşte bu kirli tezgâhlar ortaya çıkıyor. Millete kurulmuş bu çirkin tuzaklar bozuluyor. dedi. ( Sabah)

Yağmasa da gürledi: Yargıtay Başkanından sert tepki

Yargıtay üyelerine ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarıyla ilgili bir açıklama da Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker´den geldi. Gerçeker, İçerik olarak bunlar çok çirkin beyanlar. Gereği ne ise yapılacak dedi. Ses kaydındaki üyelerin daha önce de Başsavcı Cihaner davasının Erzurum mahkemesinden nasıl koparılarak Yargıtay´a alınacağını konuştukları bir başka skandal ses kaydı ortaya çıkmıştı. Yargıtay Başkanı Gerçeker o ses kaydıyla ilgili olarak da, konuyu soruşturuyoruz demişti. O tarihten beri soruşturmadan herhangi bir sonuç çıkmadı ve kamuoyuna bugüne kadar herhangi bir açıklama da yapılmadı. Bu kez de aynı şekilde davranılarak olayın soğutulacağı ve tartışmaların yatışmasının bekleneceği, ses kaydındaki üyelere karşı hiçbir adımın atılmayacağı ileri sürülüyor.

Gerçeker: Yasal olmayan dinlemeler yapılıyor

Yargıtay Başkanı Gerçeker, Yargıtay´a girişinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin Yargıtay üyelerine ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarına ilişkin bir işlem yapıp yapmadıklarını sorması üzerine, Gerçeker, basında konuya ilişkin haberler yer aldıktan sonra olaya el koyduklarını ve gerekli talimatları verdiğini, soruşturmanın, araştırmanın yapıldığını söyledi. Adli tatil dolayısıyla nöbetçi başkanvekili ve heyetin yasal olarak gerekli her şeyi yapacağını ifade eden Gerçeker, Basında çıkan konuşmalar yasal mıdır, hukuki geçerliliği var mıdır, yok mudur, bilmiyoruz. Bunlar araştırılacak. Bize intikal eden duruma göre ne gerekiyorsa yapılacak dedi. Adli tatil dolayısıyla ses kayıtları iddia edilen yargıtay üyeleriyle görüşmediğini, tatil sonrasında ise görüşebileceğini ifade eden Gerçeker, İçerik itibariyle hiçbir zaman tasvip edilecek bir şey değil. Bir yargıtay üyesinin, hakimin, insanın söyleyebileceği, konuşabileceği şeyler değil. Bunlar hiçbir zaman tasvip edilecek şeyler değil ama hep Yargıtayla, Danıştayla ilgili yasal olmayan dinlemeler söz konusu. Bunların gerçek olduğu yayınlarla ortaya çıkıyor. Bir Yargıtay üyesinin Birinci Başkanlık Kurulu´nun izni olmadan dinlenmesi mümkün değil. Onun için ortam dinlemesi mi, telefon dinlemesi mi yapıldı, bilemiyoruz. Bunları araştıracağız dedi. Gerçeker, ses kayıtlarında terör örgütü ele başı Abdullah Öcalan ile ilgili ifadelerin yer almasının hatırlatılması üzerine de konuşmaların çok çirkin beyanlardan oluştuğunu söyledi. Konuşmaların hukuki geçerliliği tespit edilmeden kesin bir yargıda bulunmanın da doğru olmayacağını vurgulayan Gerçeker, hukuk çizgisi içerisinde ne gerekiyorsa yapılacağını söyledi. Gerçeker, Yargı bir toplum için en üstün değerdir. Ekmek gibi, su gibi gerekli olan bir şeydir. Yargıya bütün toplumun, çok büyük bir hassasiyetle sahip çıkması gerekir. Yargı, adaleti dağıtan bir müessese. Yargı zedelendiği zaman, zafiyete uğradığı zaman bundan toplum zarar görecektir. Onun için yanlış yapan varsa, o yanlışların üzerine gidilecek. Suç işleyen varsa suçlular mutlaka cezalandırılacaktır. Kimseye bir ayrıcalık söz konusu olamaz. Ama kurumları zedeleyerek, topyekün suçlayarak çalışamaz hale getirmek, hedef tahtası haline getirmek doğru bir anlayış değil ama hukuki gereklilik neyse bu da yapılacaktır diye konuştu. Daha önce de Yargıtay üyelerine ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarına ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını anımsatan Gerçeker, konunun sonuçlanmadığını ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından kendilerine bu konuda bir bilgi iletilmediğini kaydetti. Gerçeker, kendisinin dinlenildiğinden şüphe duyup duymadığının sorulması üzerine, Şu anda dinlenip dinlenilmediğimi bilmiyorum. Basına yansıyan bilgilere, somut birtakım verilere göre yasal olmayan dinlemeler yapılıyor. Bunu hiç kimsenin inkar etmesi mümkün değil. Şunu unutmamak lazım, bugün bunu benim yararıma olduğu için hoş görebilirsen, yarın aynı durum sizi de vurabilir. Onun için hukuk dışı olan her şeye hepimizin karşı çıkması lazım dedi. ( Cnnturk)

HSYK: Ses kaydının içeriğini tasvip etmiyoruz ama..

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Kadir Özbek, üç yargıtay üyesinin ´referandumda BDP´yi CHP´nin yanına çekmeliyiz, hayır çıkması için Öcalan bize gerekli´ şeklindeki ´skandal ses kaydı´ içeriğini tasvip etmediklerini söyledi. HSYK Başkanvekili Özbek, internete düşen ses kaydı hakkında açıklamalarda bulundu. Özbek, yüksek yargı üyelerinin ses kaydının içeriğinden çok internete düşmesini eleştirdi. Referandum öncesi böylesi bir ses kaydının internete düşmesini manidar bulduğunu söyleyen Özbek, tartışma konusu olan kaydın içeriğine ise girmek istemedi. Gazetecilerin ısrarı üzerine Özbek şöyle konuştu: Ayrıntılarını bilmiyorum, ancak içeriğini tasvip etmek mümkün değil. Üzerinde durulması gereken şey bu arkadaşlarımız neden dinlediler, niye peşinde birileri dinleme hazırlığıyla geziyordu, niye bunları tespit etme ihtiyacı duydular ve niye servis edildi? Şimdi iki insan başbaşa konuşurken çok özel şeyleri de konuşabilir. Bunlar tasvip edilir, edilmez ancak bunları gizlice tespit etmek suçtur. Asıl bunun üzerinde durulması gerekir. Bu arkadaşlarımızın ne konumları ne imkanları itibariyle Öcalan ve benzerleriyle pazarlık edebilecek, bundan bir fayda bulabilecek imkanları da yok. Böyle bir şeyi gerçekleştirme şansları da yok. O sebeple bunu birilerinin kendi aralarında yaptıkları kritik olarak değerlendiriyorum. Bu şekilde yansıtılıp yargı aleyhine kullanılması son derece yanlıştır, maksatlıdır. ( Radikal)

Üç gündür yalanlanmayan skandal konuşma Türkiye´yi ayağa kaldırdı

Tepkiler artıyor

´Referandumda hayır için Öcalan´a ihtiyaç var.´ dediği belirtilen Yargıtay üyelerinden skandal ses kaydına üç gündür yalanlama gelmedi. Türkiye´yi ayağa kaldıran sözler için Meclis Adalet Komisyonu Başkanı İyimaya Yargıtay´ı açıklama yapmaya çağırdı: Hiç kimsenin adalet cübbesiyle hukuku kirletme hakkı yoktur. Referanduma sayılı günler kala Türkiye, üç yüksek yargıcın internete düşen skandal itiraflarıyla sarsıldı. Yargıtay 8. Ceza Dairesi´nin Başkanı Yusuf Uluç ve üyesi Hamdi Yaver Aktan ile 10. Hukuk Dairesi üyesi Fatih Arkan olduğu iddia edilen şahıslar, referandumda hayır çıkması için terörist başı Abdullah Öcalan´a çok ihtiyaç olduğunu söylüyor. Üç gündür yalanlanmayan skandal konuşma Türkiye´yi ayağa kaldırdı. MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, ´rezalet bir şey´ ifadesini kullanırken, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, konuşmayı ´yargının nasıl siyasallaştığının´ göstergesi olarak değerlendirdi. Çiçek, Teröristbaşından medet bekleyen zihniyete bin defa yuh olsun. dedi. Adalet Bakanı Sadullah Ergin de tepkisini, Bunlar, siyaset dışı aktörlerin ne tür işbirliği içinde olduğunu gösteriyor. sözleriyle dile getirdi. Meclis Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya ise Yargıtay´ı kamuoyunu aydınlatmaya çağırdı. Skandal konuşmanın Yargıtay´ın imajı üzerinde ağır tahribata yol açağı uyarısında bulundu: Hiç kimsenin adalet cübbesini giyerek, hukuku kirletme hakkı yoktur. Cübbeden hak fışkırır, demokrasi tuzakları değil.

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, yaptığı yazılı açıklamada, yüksek mahkemenin yargı yetkisini kullanan bazı üyelerin bu tür tavırlarla tam bir bataklığa saplandıklarını belirtti. Bu verilerin doğru çıkması halinde, Yargıtay´ın vahim bir durumla karşı karşıya olduğu kabulünün kaçınılmaz olduğunu söyledi. Yargıtay´dan kendi iç hukuku doğrultusunda iddialarla ilgili kamuoyunu aydınlatmasını isteyen İyimaya, söz konusu ses kayıtları doğru ise ilgili yargı mensuplarını da cübbelerini iade etmeye çağırdı. Adalet Komisyonu Başkanı, Cübbeden hak fışkırır, ideolojik hurafeler ve demokrasi tuzakları değil. değerlendirmesi yaptı. İyimaya açıklamasında, şu hususlara yer verdi: Son günlerde basına yansıyan veriler (ses kayıtları), yüksek mahkememizde yargı yetkisi kullanan kimi üyelerin koruma, kollama misyonuna soyunduklarını göstermektedir. Cübbeden hak fışkırır, ideolojik hurafeler ve demokrasi tuzakları değil. Yargıtay yönetiminin kendi iç hukukuna göre soruna el atması, durum hakkında kamuoyunu aydınlatması gereği açıktır. İlk günde gösterilmesi gereken bu refleksin daha fazla geciktirilmesinin doğurabileceği anlam yüklemeleri ve algılar, göz ardı edilemez.

MHP´li Oktay Vural: Rezalet bir şey

´Referandumun reddedilmesi için Öcalan´a çok ihtiyaç var´ sözlerine Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek de tepki gösterdi. Çiçek konuşmaların ´yargının nasıl siyasallaştığının´ göstergesi olduğunu söyledi. Yozgat´ta konuşan Çiçek, İddialar doğruysa ´Türkiye´de kaos çıksın, o kaostan yararlanırız´ diyorlar. Böyle bir ifade akla ziyandır. İnsaf, vicdan, bu ülkede kaos çıkacak, kaostan yararlanacaklar. Referandumda ´hayır´ çıksın diye ´Öcalan bizim işimize gelir´ diyor. Öcalan, teröristbaşı, teröristbaşından medet bekleyen insanlar var, kesimler var. Böyle bir anlayış olabilir mi? Böylesine millete güvensizlik olabilir mi? Böylesine 40 binden fazla insanın kanına girmiş olan insandan medet olan zihniyete bin defa yuh olsun. Böyle bir demokrasi olabilir mi? dedi. Muhalefetin gündemini terör örgütünün belirlediğini ileri süren Cemil Çiçek, Hepsi aynı safta kampanya yürütüyorlar. ´Hayır´ diyenlere bakın, Türkiye´de ne kadar yasa dışı örgüt varsa, hepsi ´hayır´ kampanyası içerisinde. diye konuştu. MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural da Meclis´te yaptığı basın toplantısında bu konudaki soruları cevaplandırdı. Rezalet bir şey. Kimse çıkartılsın... diyen Vural, Ne hazindir ki hükümet ´evet´ için PKK ile müzakere ediyor, bir diğeri genel af talep ediyor, bir diğeri başka... Bu milletin sahibi yok mu, bu milleti düşünen yok mu? Nedir bu gaflet? Bizim hiç kimseyle bu konuda bir beklentimiz olamaz. Doğru olup olmadığını bilmiyoruz ama vahim iddialardır bunlar. Herhalde tarafları bununla ilgili açıklama yapar. ifadelerini kullandı. ( Zaman)

Kaos oluşturanlar Silivri´de değil miydi?

Ali Akkuş (Zaman): İnternete düşen ses kaydının yüksek yargıda görevli üç yargıca ait olduğu iddia ediliyor. Üç gün geçti, hâlâ yalanlama yok. Konuşulanlar tek kelimeyle skandal. Kendilerinden teröristlerin nasıl cezalandırılması gerektiği konusunda hukuki mütalaa duymayı beklediğimiz yargıçlar, referandumda ´hayır´ çıkması için Öcalan´a duyulan ihtiyacı konuşuyor. Öcalan kim? 30 binden fazla insanımızın ölümüne sebep olan PKK´nın lideri. Devlet Bahçeli´nin ifadesiyle ´İmralı canisi´. Abdullah Öcalan´a çok ihtiyaç var şimdi. diyen yargıç, Öcalan´ın etkili olduğu kitlenin iknası için avukat Turgut Kazan´ın devrede olduğunu ileri sürüyor. Kazan´ın BDP´li Selahattin Demirtaş ile görüştüğünü anlatıyor. Demirtaş´a en hassas olduğu noktadan yaklaşmışlar: KCK diye canınıza okuyacaklar sizin. KCK, Diyarbakır Başsavcılığı´nın soruşturduğu bir örgüt. Savcılığın iddianamesine göre KCK öyle bir yapı ki, PKK onun altında yer alıyor. Bir örnekle anlatacak olursak, Diyarbakır Belediyesi Park Bahçeler Müdürlüğü´nde görevli bir KCK elemanı, Belediye Başkanı Osman Baydemir´i sorgulayabiliyor. Selahattin Demirtaş, Kazan ile görüştüğünü doğruluyor. Avukat Kazan ise kendisini arayan gazeteciye hakaret edip telefonu yüzüne kapatıyor. Meseleye devlet düzeni açısından bakacak olursak; Ankara´daki yüksek yargıçların bu konuşmaları Diyarbakır´daki hakim ve savcıları etkilemez mi?

Konunun bir başka boyutu ise Öcalan´ın kendisine duyulan ihtiyacı nasıl gidereceği hususu. Öcalan, Türkiye´ye getirilirken uçakta ´devlete hizmet etmeye hazırım´ diyordu. Eski avukatı Ahmet Zeki Okçuoğlu dün Yeni Şafak Gazetesi´ne konuşmuş. Avukat, Öcalan´ın derin devletle olan temasını hiç kesmediğini söylüyor. Ergenekon, Apo ile daima çalıştı diyor. Bu bilgiler ışığında son dönemde özellikle doğuda bir türlü anlaşılamayan olaylara yeniden bakmakta fayda var. Kapatma davalarından en fazla muzdarip olan BDP´nin, Meclis´te parti kapatmayı zorlaştıran düzenlemeye karşı çıkmasında Öcalan´ın etkisi olabilir mi? Öcalan´ın evet diyen işadamlarını ve sivil toplum örgütlerini tehdit etmesinden kim faydalanıyor? Taş atan çocuklarla ilgili düzenleme yapılacağı zaman Reşadiye´de pazardan dönen askerleri öldürmek kime yaramıştı? Samsun´da polis memurunu öldürüp kaos çıkarmanın amacı neydi? Son olarak Hatay Dörtyol´da, Kürtlerle Türkleri karşı karşıya getirmek için planlanan tezgah. MHP´li meclis üyesi, JİTEM ve PKK´nın gündeme geldiği Dörtyol saldırısını nasıl değerlendirmek lazım?

Tam bir kaos olsun, bu kaostan ben yararlanırım. diyor internetteki ses. Siyasi hedefine ulaşmak için ülkede kaos istemek suç değil mi? İnanmayan Ergenekon iddianamesine baksın. Orada şöyle yazıyor: Türkiye Cumhuriyeti devletini anti-demokratik yollarla ele geçirip kendi amaç ve çıkarları doğrultusunda bir yönetim kurmayı amaçlayan Ergenekon terör örgütü mensuplarının Anayasa´mızın 6. maddesinde belirtilen millet iradesini tamamen hiçe sayarak bu nihai amaca ulaşabilmek için her türlü illegal yolu mubah gördükleri gibi bu uğurda ülkede kaos oluşması, terör olaylarının artması ve ekonomik kriz çıkması için her türlü eylemi gerçekleştirmekten çekinmedikleri görülmüştür. ( Ali Akkuş / Zaman)

(02 Eylül 2010, 10:45)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ŞOK!!! Derin Yargıda referandum korkusu Öcalan umudu

Ses kaydını dinlemek için tıklayın

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

12 Eylül 2010 Anayasa referandumu manşetlerimiz

Kontrgerilla´nın yargıdaki örgütlenmesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2197    yazdır/print


 

ŞOK!!! Derin Yargıda referandum korkusu Öcalan umudu

Daha önce de Ergenekon sanığı İlhan Cihaner´i kurtarma planları deşifre olan Yargıtay üyeleri ile ilgili şok bir ses kaydı daha internete düştü. Ses kayıtlarında ana gündem referandum. BDP´nin referandumu boykot kararını aralarında geçen görüşmeler neticesinde aldığı konuşuluyor. BDP´nin öneminden bahsediliyor. BDP´nin Kürtlerin yobaz bölümü olmadığı, yöneticilerinin solcu olduğu, CHP´ye çok yakın olduğu, referandum sürecinde CHP´nin BDP´nin elinden tutması gerektiği konuşuluyor. Konuşmalarda teröristbaşı Öcalan´la ilgili de şok ifadeler sarf ediliyor. ´Öcalan´a bu süreçte çok ihtiyaç var´ deniliyor. Referandumda ´evet´in fazla çıkması halinde işlerinin biteceği konuşuluyor.

ŞOK!!! Derin Yargıda referandum korkusu Öcalan umudu

Daha önce de Ergenekon sanığı İlhan Cihaner´i kurtarma planları deşifre olan Yargıtay üyeleri ile ilgili şok bir ses kaydı daha internete düştü. Ses kayıtlarında ana gündem referandum. BDP´nin referandumu boykot kararını aralarında geçen görüşmeler neticesinde aldığı konuşuluyor. BDP´nin öneminden bahsediliyor. BDP´nin Kürtlerin yobaz bölümü olmadığı, yöneticilerinin solcu olduğu, CHP´ye çok yakın olduğu, referandum sürecinde CHP´nin BDP´nin elinden tutması gerektiği konuşuluyor. Konuşmalarda teröristbaşı Öcalan´la ilgili de şok ifadeler sarf ediliyor. ´Öcalan´a bu süreçte çok ihtiyaç var´ deniliyor. Referandumda ´evet´in fazla çıkması halinde işlerinin biteceği konuşuluyor.

Dailymotion.com´da yayına konulan “BDP BİZE LAZIM, PKK İLE İŞBİRLİĞİ ÇALIŞMALARI” başlıklı ses kaydı videosundaki kişiler, eğer gerçekten iddia edilen Yargıtay üyeleri ise vah ki vah bu ülkenin haline. Ses kayıtlarında ana gündem referandum. BDP´nin referandumu boykot kararını aralarında geçen görüşmeler neticesinde aldığı konuşuluyor. BDP´nin öneminden bahsediliyor. BDP´nin Kürtlerin yobaz bölümü olmadığı, yöneticilerinin solcu olduğu, CHP´ye çok yakın olduğu, referandum sürecinde CHP´nin BDP´nin elinden tutması gerektiği konuşuluyor. Konuşmalarda teröristbaşı Öcalan´la ilgili de şok ifadeler sarf ediliyor. “Öcalan´a bu süreçte çok ihtiyaç var” deniliyor. Referandumda “evet”in fazla çıkması halinde işlerinin biteceği konuşuluyor. Ve daha neler neler... 3 BÖLÜM´den oluşan ses kayıtlarındaki kişilerin Yargıtay Üyeleri Hamdi Yaver Aktan(8. Ceza Dairesi), Yusuf Uluç (8. Hukuk Dairesi Başkanı) ve Fatih Arkan (10. Hukuk Dairesi)” olduğu ileri sürülüyor. İşte o ses kayıtlarının dökümleri:

ERZİNCAN İÇİN MÜCADELE

Hamdi Yaver AKTAN (HYA): Dün Erzincan´la ilgili burası ayın 20´sine doğru duruşma verecekti, sonra biz de hukuki yollarını öğrettik, fakat dün bi basına bir sızma yaptı! Bu bizim milletin ağzı durmuyor. Yani her şeyi ben yaptım diyecekler ya bu bizim . Ulan bu işi iki aydan beri biz oradayız. Ses çıkarmıyoruz hiç yok. Dün bastılar yazdılar tabi. Turgut Kazan geldi şunlarla görüştü falan; “görüştüğü iddia ediliyor”, tazminat yememek için. Bugün de ürktü. Dosyaları istemiş hepsini ama mayıs ayının bilmem neresine koymuş. Yusuf ULUÇ (YU): Çok geç atmışlar ya. HYA: Korktular. Ersan (ÜLKER) tamam da öbürleri korktu. YU: 11´deydi dimi. HYA: Yolda gösteriyo. Ulan hangi hakim. Bi kere üst mahkemesin. Dosyayı fiziken iste, birleştir. Esasını kapat diye yazı yazarsın. YU: Bitti, bu kadar!

ÜÇÜNÜZ YARIŞACAKSINIZ

HYA: Bitti. Ondan Sonra da oyala oyala oyala. Birinci başkanlığa adaysın dedim. Kadir (ÖZBEK) de aday, Abdurrahman (YALÇINKAYA) da aday. Üçünüz yarışacaksınız. Üçünüzün yapacakları işe bakarım dedim ben. Bunu yaparsan. Şu anda Kadir önde. Bu dengeleyebilirdi. YU: Fakat bok etti. HYA: Ya korkudan. Açık söyleyeyim ben. Ben dedim böyle hatır gönül yok kardeşim. Üçünüz aynısınız. Abdurrahman bey zaten iyice çekilmiş sinmiş.

CHP-BDP İTTİFAKI.. AKIL ALMAZ İTİRAFLAR

YU: Deniz Baykal geç kaldı, inandırıcılığını, güvenilirliğini fazla şey yapacağını sanmıyorum; sağlayacağını. Zamanında halkı (?) yalnız bıraktı. HYA: Şimdi bu, BDP var ya, bu parti son derece önemli. Bunu geçende Turgut Kazan´la konuşuyoruz. Demirtaş´la görüştü: “Ulan KCK falan diye canınıza okuyacaklar”. Ondan sonra açıklama yaptılar “Biz yargıyı siyasallaştıracak şeyde yokuz dediler. HYA: Şimdi burada; Bir: Yüksek Seçim Kurulu bu bir seçim kanunudur..

CHP´NİN BDP´NİN ELİNDEN TUTMASI LAZIM

YU: Ben sana bişey söyleyeyim mi aslında BDP´nin elinden CHP´nin tutması lazım. HYA: Tabi yaa. YU: Yanına çekmesi lazım. Artık bunun şeyi yok yani. Korkulmasına da gerek yok. HYA: Eski, milletvekilleri ... YU: Ve bunların % 99,9´u CHP yanlısı sosyal demokrat insanlar. HYA: Tabi. YU:Yani Kürtlerin şeyi değil, Kürtlerin yobaz kesimi değil yani. HYA: Dedik ya CHP milletvekillerine. Yav... YU: Zorla bunların şeyine iterlerse kötü olur. HYA: Röportajda bunları Leyla (Cumhuriyet Gazetesi muhabiri) hanıma söyledim, bunları yazmayın, kapat. Biz aynı görüşteyiz. Dedim niye terk ediyorsunuz. Bizim yapmamız lazım bu işleri.

BDP´Yİ KUCAKLAMALARI LAZIM

YU: Yani kucaklamaları lazım yani. Şu veya bu şekilde. HYA: Turgut beye dedim sen görüşüyorsun. Bunlarla görüştü, gurupta falan gitti. Dedim bunu şey yapın. Referandum reddedilirse bu sayede reddedilir. Başka türlü olmaz dedim. Bu çok önemli dedim. Bundan geriye adım atılmaz. YU: Evet, evet... Birlik beraberliği sağlamak zorunda.

MUVAZZAFLAR DA SÖYLEDİM BDP BİZE LAZIM

HYA: Geçen muhaliflerle yemekteydim, muvazzaflar da vardı. Bir de sivilden bir kişi daha vardı. Onlara söyledim. Mümkün değil dedim yani. Bundan geri adım atamazsın. Öyleyse adama niye yaptırıyorsun ki. YU: Eee işte bitti yani. HYA: Buna ihtiyacımız var dedim yani. Başka türlü bu iş aşılmaz. Aksi halde tamamen teslim alır. YU: Evet, teslim alır. HYA: Şimdi, tabi burada hukuki süreçte de iyi şey yapmak lazım. Bir: Yüksek Seçim Kurulu: Bu referandum yasasını iki aya indirin; bu bir seçim kanunudur, seçim kanununu bir seneden önce uygulamam. Ben dört ay uygularım. YU: Onu orası yapacak artık. Zaten ondan korkuyorlar. HYA: Ben dört ay uygularım bunu diyecek. Bu bir. Kanun yayınlandı mı Anayasa Mahkemesine gideceğim. Dört ayda yürütmeyi durdurma verir. Vermezse seçimlerden sonra; Sabih Bey diyor ama seçimlerden sonra yapı derhal değişiyor, geçici maddeyle, iptal ettiremezsin. YU: Değişir, değişir. HYA: O yüzden kötü olur.

PKK İLE İŞBİRLİĞİ

Fatih ARKAN (FA): Kurul, Kurulun (HSYK) bundan sonra bir şey yapabilme şansı çok yok. Hamdi Yaver AKTAN (HYA): Bitti artık. FA: Çok küçük. Son son. HYA: Bunları referandumda yeneceksin. FA: Referanduma da çok güvenme abi, bu halk...

ÖCALAN´A ÇOK İHTİYAÇ VAR

HYA: Yok canım ben de güvenmiyorum. Kürtleri gözden geçirmek lazım, Kürtlere ihtiyaç var. FA: Eeee, çok çabuk. HYA: Abdullah Öcalan´a ÇOK İHTİYAÇ VAR ŞİMDİ. FA: Çok çabuk işbirliği içine giriyorlar ama. Sağolun pek...

TAM BİR KAOS OLSUN, BU KAOSTAN BEN YARARLANIRIM

HYA: Şimdi bak, Kürtler, istediklerini almak için diretecekler. Ulan batıyorlar ya, anayasaya, tam bir kaos olsun, bu kaostan ben yararlanırım. FA: Yani sonunda eee, Cumhuriyetin içine gireceği her kaos.

EVET DEDİĞİ ANDA GİDİYOR BU İŞ

HYA: Turgut Beye (İlhan Cihaner´in avukatı Turgut Kazan) dedik ki ya, Demirtaş´la (BDP eşbaşkanı) görüştü, onlar da bir iki açıklama yaptı. Ben birkaç yerde de söyledim, askerlere de söyledim; bunlara ihtiyacımız var. Yani, evet dediği anda gidiyor bu iş. ( Habervaktim)

Ses kayıtlarına yalanlama gelmiyor

01 Eylül 2010: Bazı Yargıtay üyelerinin referandumda ´hayır´ çıkması için Öcalan´a sığındığını gösteren ses kayıtlarına yalanlama gelmedi. Siyasetçi ve hukukçular ise bu sözlerin maskeleri düşürdüğünü söyledi. Yargıtay 8. Daire üyesi Hamdi Yaver Aktan, 8. Hukuk Dairesi Başkanı Yusuf Uluç ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesi üyesi Fatih Arkan´a ait olduğu iddia edilen ve referandumda ´hayır´ çıkması için PKK elebaşı Abdullah Öcalan´dan faydalanılması istenen konuşmalarla ilgili dün gün boyunca tek bir yalanlama gelmedi. 3 Yargıtay üyesi de herhangi bir açıklama yapmazken, siyasetçiler ve hukukçular konuşulanlara tepki gösterdi. Ses kayıtlarında, Yargıtay Üyesi Aktan´ın talebiyle Erzincan Ergenekon sanığı İlhan Cihaner´in avukatı Turgut Kazan´ın BDP´lilerle görüşüp “Bunlar KCK operasyonları ile canınıza okuyacaklar” diyerek referandum için ´hayır´ oyu istedikleri anlatılıyor ve “Öcalan´a bu süreçte çok ihtiyaç var” yorumları yapılıyordu. Bu konuşmalarla ilgili tek açıklama BDP Eşbaşkanı´ndan geldi.Selahattin Demirtaş, Cihaner´in avukatı Turgut Kazan´ın 23 Şubat´ta Meclisteki diğer partileri ziyaret ettiği gibi kendilerini de ziyaret ettiğini söyledi. Demirtaş, “Cihaner dosyası ile ilgili bilgi vermek için gelmişti. Görüşmede KCK operasyonları da gündeme gelmiş olabilir ancak ses kaydında iddia edildiği gibi referandum konusunu görüşme imkanı yok. Çünkü anayasa değişikliği Meclis gündemine bile gelmemişti. Anayasa ile ilgili bir önerisi de olmadı. Yargıçlar neden BDP´yi bu hesaplaşmaya çekmek istiyorlar bilmiyorum. Ancak biz Ergenekon´la kesinlikle aynı safta bulunmaz, aynı çeşmeden su içmeyiz” diye konuştu.

Skandal değil tam bir facia

Suat Kılıç (AK Parti Grup Başkan Vekili): Bu konuşmalar bir skandal değil facia. ´Hayır için bunu göze almaları doğrusu belli çevrelerde gerçekten bir cinnet halinin egemen olduğunun göstergesidir.

Hasan Celal Güzel: Bu kadar siyasallaşmış yargı kuruluşlarının üyelerinin her türlü kulisi yapabileceğini, teşbihte hata olmaz, şeytanla bile pazarlığa hazır olduklarını düşünüyorum.

Kürtler bu oyunu iyi görmeli

Orhan Miroğlu: HSYK üyeleri hem Temizöz´ü yargılayan hakimleri geri çekelim diye bakanlığa dayatmada bulunacak, bir yandan da Kürt hareketinin üzerinden bu saltanatı nasıl sürdürelimin hesabını yapacaklar. Kürtler bunu iyi görmeli.

Doç. Dr. Önder Aytaç: Son gelinen süreçte yıllardır Abdullah Öcalan ile görüşmüş olan vesayet yapısı, inisiyatifin kendi elinden gitmesinden dolayı sanki sivil irade Öcalan ile görüşüyormuş gibi bir yaygarayı ortaya çıkarmış olabilir.

Kazan´dan TEHDİT

Yargıtay Üyesi Hamdi Yaver Aktan´ın isteği üzerine BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ile konuştuğu ileri sürülen Avukat Turgut Kazan, star´ın sorularına karşı tehditvari tutum takındı. Önceki gün internet sitelerinde yer alan ve dün de basında yer alan ses kayıtlarıyla ilgili görüşlerinin sorulması üzerine “Basında yer almadı, sizlerde yer aldı” dedi. Konunun önceki gün internet sitelerinde tüm gün boyuncu yer aldığının hatırlatılması ve görüşlerinin sorulması üzerine Kazan, “Yüreğiniz yetiyorduysa yayınlamadan önce sorsaydınız. Bu konuda basın toplantısı yapacağım. O zaman yüreğiniz yeterse gelirsiniz, dinlersiniz” dedi. “yüreğiniz yetiyorsa” ifadesinden neyi kastettiğinin sorulması üzerine Kazan, telefonu kapattı.

Önceden hesap sorulsaydı

Reşat Petek (Emekli Başsavcı): Gerçekten vahim bir durum. Hakimler tarafsızlıklarına gölge düşürecek eylem ve işlemlerde bulunamazlar, bu yönde açıklama yapamazlar. Hamdi Yaver Aktan, daha önce de bazı Ergenekon sanıklarının tahliyesi konusunda ismi gündeme geldi. Ama hiçbir işlem yapılmadı.Yüksek yargı, PKK terör örgütü lideriyle işbirliği yapmayı dahi siyasi iktidarı başarısız kılmak, referandumda hayır oylarının çıkması için, böyle bir işbirliğini dahi düşünür hale gelmişse hem ortada bir suç vardır, hem de gerçekten Türkiye yargısını bir daha masaya yatırıp düşünmek zorundadır. Çünkü güvenlik birimleri PKK terör örgütüyle mücadele edecek, şehit verecek, şehit cenazeleri gelecek ama yüksek yargı, derin devlet yapılanmasında siyasi irade ile mücadelesinde terör örgütüyle dahi işbirliğini göze alacak. Bu konuşmalardan ortaya çıkan anlam bu. Bu hukuken suç, ahlaken ayıp, siyaseten de asla yargının bulaşmaması gereken bir konu. Bu konuşmaları hakimlerin bir kısım disiplin suçu olarak görmek bence kifayet etmez. Burada gerçekten Öcalan ile dahi işbirliğini gündeme getiren konuşmalar olduğuna göre, bu ses sahipleri her kimler ise Ergenekon terör örgütü bağlantıları dahil olmak üzere örgüt bağlantılarının araştırılması lazım. Çünkü, Ergenekon terör örgütünün yargı ayağı ve bürokrasi ayağı deşifre edilmedi Türkiye´de. ( Star)

(30 Ağustos 2010), son güncel.: (01 Eylül 2010)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ses kaydını dinlemek için tıklayın

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

12 Eylül 2010 Anayasa referandumu manşetlerimiz

Kontrgerilla´nın yargıdaki örgütlenmesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2189    yazdır/print


 

JİTEM´i kabul eden Tuğgeneralden şok açıklamalar

Hava Kuvvetlerinde insan kaynaklarının yönetimi ile ilgili en kritik noktalarda görev yapan bir isimden Jitem´in varlığı ve icraatları ile ilgili itiraf gibi açıklamalar geldi. Dailymotion.com sitesinde yayınlanan ses kaydının Hava Kuvvetlerinde çok önemli bir görevde bulunan Tuğgeneral Mehmet Eldem´e ait olduğu ileri sürülüyor. Ses kaydındaki Eldem olduğu iddia edilen kişi; Seferberlik Tetkik Kurulunda herkesle ilgili bilgilerin bulunduğundan, JİTEM´in kesinlikle var olduğundan ama TSK´nın bu oluşumun varlığını bile bile inkar ettiğinden, JİTEM arşivlerinde Seferberlik Tetkik Kurulu´nda (Özel Harp Dairesi´nde - ÖHD) bulunan bilgilerden daha özel bilgilerin bulunduğundan, Bir çok kişinin fişlediğinden bahsediyor.

JİTEM´i kabul eden Tuğgeneralden şok açıklamalar

Hava Kuvvetlerinde insan kaynaklarının yönetimi ile ilgili en kritik noktalarda görev yaptığı iddia edilen bir isimden Jitem´in varlığı ve icraatları ile ilgili itiraf gibi açıklamalar geldi. Dailymotion.com sitesinde yayınlanan ses kaydının Hava Kuvvetlerinde çok önemli bir görevde bulunan Tuğgeneral Mehmet E.´e ait olduğu ileri sürülüyor. Ses kaydındaki E. olduğu iddia edilen kişi; Seferberlik Tetkik Kurulunda herkesle ilgili bilgilerin bulunduğundan, JİTEM´in kesinlikle var olduğundan ama TSK´nın bu oluşumun varlığını bile bile inkar ettiğinden, JİTEM arşivlerinde Seferberlik Tetkik Kurulu´nda (Özel Harp Dairesi´nde - ÖHD) bulunan bilgilerden daha özel bilgilerin bulunduğundan, Bir çok kişinin fişlediğinden bahsediyor.

Hava Kuvvetlerinde insan kaynaklarının yönetimi ile ilgili en kritik noktalarda görev yapan bir isimden Jitem´in varlığı ve icraatları ile ilgili itiraf gibi açıklamalar geldi. Dailymotion.com sitesinde yayınlanan ses kaydının Hava Kuvvetlerinde çok önemli bir görevde bulunan Tuğgeneral Mehmet E.´e ait olduğu ileri sürülüyor. Ses kaydındaki E. olduğu iddia edilen kişi; Seferberlik Tetkik Kurulunda herkesle ilgili bilgilerin bulunduğundan, JİTEM´in kesinlikle var olduğundan ama TSK´nın bu oluşumun varlığını bile bile inkar ettiğinden, JİTEM arşivlerinde Seferberlik Tetkik Kurulu´nda (Özel Harp Dairesi´nde - ÖHD) bulunan bilgilerden daha özel bilgilerin bulunduğundan, Bir çok kişinin fişlediğinden bahsediyor. Bu ses kaydındaki kişi gerçekten Tuğgeneral Mehmet E. ise böylece mahkemelere “teşkilatımızda JİTEM diye bir birimimiz bulunmamaktadır” şeklinde cevap veren Genelkurmay´ı; en üst seviyeden, önemli birimlerde çalışmış bulunan bir generalin ağzından yalanlayan bu ses kaydı bilinen ama kamuoyundan saklanan gerçekleri bir kere daha göz önüne sermiş oluyor.

Mehmet E. kimdir?

Tuğgeneral Mehmet E. bugüne kadar şu kritik görevlerde bulunmuş bir isim: Hava Kuvvetlerindeki tüm personelin hangi kursları alacağını belirleyen Kurslar Şube Müdürlüğü, Hava Kuvvetlerinin en önemli subay kaynağı Hava Harp Okulu Öğrenci Alay Komutanlığı, Işıklar Askeri Hava Lisesi Komutanlığı. Tuğgeneral E. şu anda Hava Kuvvetlerinin insan gücünü şekillendiren ve yöneten birim olan Personel Daire Başkanlığı görevini yürütüyor. Hava Kuvvetlerine personel yetiştirilmesi ve personelin tüm kurs, atama, tayin, sicil gibi işlemlerinin yapıldığı birimlerde en yetkili kişi olarak görev yapan, askeri öğrenci ve personele ait en özel ve kritik bilgilere sahip olan Tuğgeneral Mehmet E.´e ait olduğu iddia edilen ses kaydındaki ifadeler JİTEM´in varlığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Tuğgeneral Mehmet E. olduğu ileri sürülen kişi konuşmasının bir bölümünde tüyler ürperten itiraflarda da bulunuyor. Bu gününe kadar, tel örgü içerisinde hukuk kurallarının geçmediğini, JİTEM, Seferberlik Tetkik Kurulu gibi birimlerde tamamen hukuk dışında yapılanmalar olduğunu, kanun ve kurallara aykırı fiiller gerçekleştirildiğini ve kimsenin hesap soramadığı anlatılıyor. Ancak son gelişmelerden sonra Savcı ve Hakimlerin artık her yere girebileceğini, TSK´da herkesin ayağını denk alması gerektiğini yoksa fena olacağı ifade ediliyor.

İşte ses kaydının dökümü

Dailymotion.com´da yayına konulan ses kaydının dökümü şöyle:Şimdi artık bundan sonra hiç kimsenin kaçarı yok. Yani buradaki bilgisayarları ben vermem şudur budur falan filan hakkımız yok öyle şeye herkes her şeyi artık donuna kadar inceleteceğiz herhalde. Ve bu hakim de şeymiş herhalde. Ne diyorlar bir yerin hakimi diyorlar. Şimdi şöyle seferberlik bölge teşkilatları herkes hakkında arşiv yapıyor. Ben söyleyeyim yani. Herkesin arşivi vardır. Bu Bursa´daki böyle göz önünde olan insanların hepsinin bilgileri vardır. Orada da muhtemelen herkesin bilgisine rastlayacak bunu nasıl yorumlar bilmiyorum. Sivil yargıcı savcısı mesela tutmuş mesela diyelim kimin: Ankara Valisinin hakkında çeşitli bilgiler yazmışlar: şöyledir böyledir tarikatla bağlantısı vardır. Mesela atıyorum ondan sonra şimdi onu görünce o savcı nasıl algılayacak olayı. Herkesin hakkında benim hakkımda da vardır o. Herkesin hakkında vardır. Benim hakkımda da vardır o. Ondan sonra herkesin hakkında var. İleri gelenler hakkında şüpheli veya değil. Herkes hakkında çeşitli şekilde yorumlayıp bunları arşive atmışlardır onlar.

Tuğgeneral: ´28 Şubat değil, asıl bu (yani yargının olayların üzerine gitmesi) post modern darbe. Ne var ne yok geldiği zaman kapıya savcı mavcı. Bir dakika burası askeri bölge giremezsin. Bilmem ne falan diyemeyiz. Buyrun hoşgeldiniz deyip her tarafımızı açacağız böyle. Savcı umarım bilinçli biridir. Ondan sonra konulara yatkın biridir. Fazla uzatmaz. Ama değilse bundan sonra çok farklı yerlere çekilebilir.´

JİTEM var

Resmi olarak kurulan JİTEM diye bir Jandarma İstihbarat Teşkilatı vardı. Bunu Türk Silahlı Kuvvetleri alenen inkar etti. Bizim böyle bir teşkilatımız yok diye. VAR! Resmi olarak kurulmuş emir verilmiş de kurulmuş ama. Komutanı var. Başkanı var. Havkomda yapılaşması var. Şunu bunu var. Türk Silahlı Kuvvetleri bunu gördü. Evet inkar etti. Bizde böyle bir teşkilat yok diye. Ama var. Var yani. Bilmeyen yok. Herkes biliyor. İnkar ediyor. E şimdi inkar ediyorsun. Böyle bir teşkilat var. Bunun görevleri içerisinde olmayan şeylerde yapıyor bazen. İstihbarat çalışması da yapıyor. Yani niçin yapıyor. Ne olur ne olmaz diye yapıyor. Yani şeye yönelik çalışma. Aslında jandarma da yapıyor. Jandarmanın istihbarat şubelerine girseler neler bulurlar acaba? Post modern darbe vardı ya. İşte post modern darbe bu esas. 28 şubatta yaptıkları vardı. Post modern darbe. Bana göre o darbe marbe değildi. Bu darbe işte. Adam her şeyinde şimdi seni şimdi kovalamaya başladı. Her şeyin içerisine girdi. Hayır diyemiyorsun. Bunun için başka neler çıkacak? Dediğiniz gibi yorumlamaya bağlı. Eğer ters zamanda bir yorumlarsa hepsini içeri alırlar. Taa şeye kadar. Çünkü o bilgiler muhtemelen sadece kendi arşivinde değil. Bilgi olarak da belli yerlere gidiyordur. Şimdi o arşivlenmiş dokümanların hepsinde dağıtım hanesi vardır. O dağıtım hanesine gittiği zaman dağıtımda heee neresi işte bilmem ne jandarma alay komutanlığı TIK TIK GENELKURMAY sırayla o dağıtımlara da gidecek bakacak. Yani doğrumu değil mi diye. Oraları da sorgulayacak. Ondan sonra al gülüm ver gülüm. Savcı umarım bilinçli biridir. Ondan sonra konulara yatkın biridir. Fazla uzatmaz. Ama değilse bundan sonra çok farklı yerlere çekilebilir. En güvenlikli yerler oralarıydı İKK yönünden hassasiyet veya gizlilik yönünden hassasiyet yönünden gösteren yerlerdir. Yani işler böyle. Tamamen saydam bir hale geçiyoruz. Haberiniz olsun . Ne var ne yok geldiği zaman kapıya savcı mavcı. Bir dakika burası askeri bölge giremezsin. Bilmem ne falan diyemeyiz. Buyrun hoşgeldiniz deyip her tarafımızı açacağız böyle. ( Habervaktim, Zaman)

Alıntı haberimiz için tekzip

16 Ağustos 2010 tarihli ´JİTEM´i kabul eden Tuğgeneralden şok açıklamalar ´ alıntı haberimizden dolayı Mehmet Eldem itirazda bulunarak sitemize tekzip metni göndermişlerdir. 28 Eylül´de gönderilen metnin farkına 4 Ekim´de vardık ve hemen yayınlıyoruz. Hiç kimsenin haksız yere zan altında kalmasını ya da suçlanmasını asla istemeyiz. Biz iddiaları aktarıyoruz. Ancak cevap gelirse onu da memnuniyetle yayınlarız. Bu işimize gelir şu gelmez diye bir düşüncemiz asla olmamıştır. Fikrini beğenmediğimiz bir kişi bile olsa onun haksız yere suçlanmasını asla istemeyiz. Bu sitede yayınlanan haberlerin bir çoğu aslında alıntıdır ve iddiaları içermektedir. Lehte ve aleyhte, ciddi içeriği olan, hakaret içermeyen, site konumuzla ilgili ve gücümüz yettiğince tüm iddiaları aktarmaya çalışıyoruz. Sitede yayınlanması o iddiaların doğru olduğunu göstermez. Sadece bir tartışma ortamının oluşmasını, site konumuzla ilgili lehte ve aleyhte dile getirilen iddialar arasında o iddiaları içeren haberin de dikkate alınmasını amaçlıyoruz. Sayın Mehmet Eldem kendisiyle ilgili iddiaların farkına varmış ve itiraz ediyor. Ancak belki farkına varmayan birçok kişi var. Onların haksız yere suçlanmaması için bu uyarılarımızı ayrıntılı olarak vurgulamak istiyoruz. Bir kişi mahkemece suçlu bulunmadığı sürece suçsuzdur, masumdur. O kişi hakkında dile getirilenler sadece bir iddiadır. İddialara farkında olmayarak cevap verememesi, ya da farkında olsa bile muhtelif sebeplerle cevap vermemesi, ya da vermek istememesi ´bize göre´ o kişinin suçlu olduğunu göstermez. Sayın Mehmet Eldem´in cevap hakkına da saygı duyuyor ve burada yayınlıyoruz. Abdullah Harun, 04 Ekim 2010

-------------------------------------------

Tekzip Metnidir

Sayın Site Yetkilisi; 1. Sitenizde 16 Ağustos 2010 tarihinde konusu “Tuğgeneral Mehmet ELDEM ile ilgili” olan, şahsıma ait yorumların yapıldığı yazı, ses kaydı ve video ile ilgili olarak aşağıda belirtilen hususları dikkate almanızı rica ederim. a. Bu ses kaydı hukuka aykırı bir şekilde, doğruluğu araştırılmadan, kişilik haklarımı ihlal edecek şekilde, yorumlar da yapılarak sitenizde yayımlanmıştır. b. Bunun haber olarak maksadını aşan yorumlarla yayımlanması, rütbemin bile albayken tuğgeneral olarak yazılması haberin doğruluğunun ne kadar araştırıldığının kanıtıdır. Bu tarihte rütbem albay olarak devam etmekteydi. c. Bu haber yapılırken benden izin alınmamıştır veya danışılmamıştır. ç. Konuşmanın nerede, ne zaman, ne maksatla kimin tarafından, nasıl ve hangi şartlarda yapıldığı belli değildir. 2. Hakkımda doğru olmayan hususların, ifade etmediğim düşüncelerimin yer aldığı, hukuka aykırı, usulsüz ve gizli şekilde yapılmış, montajlanmış bu ses kaydının üzerine gerçekle alakası olmayan yorumlar oluşturulmuş olduğundan, bu haberin, ses kaydının, görüntülerin, video kaydının, verdiğiniz linklerin siteniz içeriğinden ve arşivinden çıkarılmasını rica ediyorum. Çıkarılmadığı takdirde; a. 5651 Sayılı Kanunun Dokuzuncu maddesi gereği, b. Türk Ceza Kanununun (TCK) 133´üncü maddesi 1,2 ve 3´üncü fıkraları gereği, c. TCK´nun 267´inci maddesi gereği, ç. 5187 sayılı Kanunun 11 nci maddesi gereği işlem tesis edilmesi için Adli Makamlara müracaat edeceğimi ve hukuki uygulamaları başlatacağımı dikkatinize sunarım. Mehmet ELDEM ...

meldem@ekolay.net, 28 Eylül 2010, Salı 07:30

-------------------------------------------

(16 Ağustos 2010, 11:12), son güncel.: (04 Ekim 2010)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili manşetlerimiz

JİTEM´ci Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2110    yazdır/print


 

Korsanlar: Mücadele etcez yani

Yetkililerin kriz yok açıklamalarına karşın HSYK´daki atama toplantılarında kriz yaşandığı ses kaydıyla da ortaya çıktı. Kulislerde HSYK´nın yaz kararnamesiyle Ergenekon davalarını bitirecek hamleler yapacağı konuşuladursun, HSYK üyelerinin her şeyi ortaya koyan ses kayıtları ortaya çıktı... Bir ay sonra, 12 Eylül´de yapılacak referandumda anayasa değişiklik paketi şayet evet oyu alırsa HSYK´nın yapısı değişecek ve yaklaşık bir ay sonra mevcut kurul ortadan kalkacak. Kamuoyu yoklamaları da evet oylarının daha yüksek çıkacağını gösteriyor. Bu nedenle köşeye sıkıştıklarını ve tükenme noktasına geldiklerini gören HSYK´daki beş kontrgerilla üyesinin bezginliği ses kaydına da yansıyor. Geçen sene yaşanan krizde korsan kararnamenin hazırlayıcısı olan kurul üyesi Ali Suat Ertosun ses kaydında şu cümleleri sarfediyor: ´Bazı davalara el attık, bazı davalardaki hakim ve savcıları değiştirmek istemeye kalkıştık, sanki kuyruklarına basılmış gibi, tabiri caizse, efendim, feveran ediyorlar. Ama iddia ediyorum, mesela, Antalya Başsavcısını değiştirecez deyin, vallahi kavga etmezler. Etmezler! Ama, kalkıp da İstanbul´daki filan yer (Beşiktaş) savcısı filan savcı deseniz birbirine giriyorlar. Yani bilmiyorum bu saatten sonra ne yapılır ne yapılmaz. Tabi mücadele etcez yani.´

HSYK Korsanları: Bu saatten sonra ne yapılır, mücadele etcez yani

Yetkililerin kriz yok açıklamalarına karşın HSYK´daki atama toplantılarında kriz yaşandığı ses kaydıyla da ortaya çıktı. Kulislerde HSYK´nın yaz kararnamesiyle Ergenekon davalarını bitirecek hamleler yapacağı konuşuladursun, HSYK üyelerinin her şeyi ortaya koyan ses kayıtları ortaya çıktı... Bir ay sonra, 12 Eylül´de yapılacak referandumda anayasa değişiklik paketi şayet evet oyu alırsa HSYK´nın yapısı değişecek ve yaklaşık bir ay sonra mevcut kurul ortadan kalkacak. Kamuoyu yoklamaları da evet oylarının daha yüksek çıkacağını gösteriyor. Bu nedenle köşeye sıkıştıklarını ve tükenme noktasına geldiklerini gören HSYK´daki beş kontrgerilla üyesinin bezginliği ses kaydına da yansıyor. Geçen sene yaşanan krizde korsan kararnamenin hazırlayıcısı olan kurul üyesi Ali Suat Ertosun ses kaydında şu cümleleri sarfediyor: ´Bazı davalara el attık, bazı davalardaki hakim ve savcıları değiştirmek istemeye kalkıştık, sanki kuyruklarına basılmış gibi, tabiri caizse, efendim, feveran ediyorlar. Ama iddia ediyorum, mesela, Antalya Başsavcısını değiştirecez deyin, vallahi kavga etmezler. Etmezler! Ama, kalkıp da İstanbul´daki filan yer (Beşiktaş) savcısı filan savcı deseniz birbirine giriyorlar. Yani bilmiyorum bu saatten sonra ne yapılır ne yapılmaz. Tabi mücadele etcez yani.´

2010 yılı adli ve idari yargı yaz kararnamesi hala çıkamadı, çıkacak gibi de gözükmüyor. Zira HSYK, giderayak (referandumla anayasa değişiklik paketi evet oyu alırsa HSYK´nın yapısı değişecek ve yaklaşık bir ay sonra mevcut kurul ortadan kalkacak) kriz çıkarma derdinde. Bazı üyelerin bu kararnamede ya özel yetkili mahkemeler de halledilecek ya da hiçbir atama yapılmayacak görüşünde olduğu söyleniyor. Olan diğer hakim ve savcılara oluyor. İşte bu süreçte dailymation´da bir ses kaydı yayınlandı. O ses kaydında şok ifadeler yer alıyor. 2010 yılı adli ve idari yargı yaz kararnamesi hala çıkamadı, çıkacak gibi de gözükmüyor. Zira HSYK, giderayak (referandumla anayasa değişiklik paketi evet oyu alırsa HSYK´nın yapısı değişecek ve yaklaşık bir ay sonra mevcut kurul ortadan kalkacak) kriz çıkarma derdinde. HSYK, hükümeti çok zorda bırakacak ve giderayak Ergenekon davalarını garantiye alacak bir adım atmayı planlıyor. Yine korsan kararnameyi gündeme alıp bütün özel yetkili mahkemelerin hakim ve savcılarını değiştirmek, kritik davalara bakan heyetlere bu davaları sonuçsuz bırakacak hakim ve savcıları atamak istiyor. Bununla da kalmayıp tüm Başsavcı atamalarında da kendi yandaşlarını kritik yerlere atamak derdindeler. Öyle anlaşılıyor ki, kendilerini yargılanmaktan kurtarmak istiyorlar. HSYK ve Yargıtay ve Danıştay´ın korkusu, hukuk dışı davranışların sorgulanacağı endişesi.

Diğer taraftan, dediklerini yine yaptıramazlarsa yani bakanlık direnç gösterirse bu kez masayı deviren kendileri olmak istiyorlar. Böylece geriye dönecekleri Yargıtay ve Danıştay´a biz elimizden geleni yaptık, suçumuz yok mesajı vermeyi ve bu tavrın da “hayır” oylarının artmasına yardımcı olacağını düşünüyorlar. Kararname sürecinde HSYK´nın en büyük yardımcısı ise YARSAV. HSYK, görüşmelerini Ankara Hakim Evinde yürütüyor. YARSAV yöneticilerinin Hakimevi önünde görüntülenmesi dedikoduya sebep olur düşüncesiyle YARSAV ile kurul arasındaki diyaloğu Yargıtay üyesi Ali Orhan temin ediyor. Ali Orhan, son Yargıtay üyeliği seçiminde, hakkındaki çok sayıda şaibeye rağmen HSYK başkan vekili Kadir Özbek´in büyük gayretleri ile Yargıtay üyesi seçilmişti. Başta HSYK üyesi Ali Suat Ertosun olmak üzere HSYK´nın Yargıtay´dan gelen üyelerinin bu tavırları aslında Yargıtay içinde de tepki konusu oluyor. Diğer taraftan konumlarında hiçbir tartışma bulunmayan 1300 civarındaki hakim ve savcının ataması ise Kurulun Özel Yetkili mahkemelere müdahale etme isteği üzerinden halen bekliyor. Bu hakim ve savcıların eş ve çocukları da bundan oldukça mağdur. Ancak, Ali Suat Ertosun ve Kadir Özbek; bu kararnamede “ya özel yetkili mahkemeler de halledilecek ya da hiçbir atama yapılmayacak” inadında. Olan diğer hakim ve savcılara oluyor. İşte bu süreçte dailymation´da bir ses kaydı yayınlandı. O ses kaydında şok ifadeler yer alıyor.

1.SES KAYDI:X Üye : Var mı böyle bir şansı Kurul´un (HSYK´nın)? Ali Muhlis Karakaş: Kararnameyi?X Üye : Kararnameyi. Ali Muhlis Karakaş: Çıkarır. X Üye : Bakanlık, hazırlık yapmış ta ... Ali Muhlis Karakaş: Yapmış ta, Ali Suat´ları (Ali Suat Ertosun) görüştüm ben, geçen gittim Kurul´a. Kadir Bey´len görüştüm. Muzaffer Abi işte, oğlunun davetiyesini veriyordu. Ya bu Ali Suat yine olay çıkarma derdinde. X Üye : Ne diye? Ali Muhlis Karakaş: Önce diyor, şeyi halledelim diyor, özel yetkileri halledelim diyor... Adam manyak abi. Eeee, dedim kardeşim adamın, adamın ne günahı var ya dedim, şeyde, 5. bölgede... Sür gitsin avradını satayım... Yine böyle olay çıkarma derdinde ben sana söyleyeyim.

2.SES KAYDI:ALİ SUAT ERTOSUN: Yani burada yargının derken HSYK´nın kabahati var. Çünkü HSYK daha ziyade şeylerle uğraştı, Yargıtay Üye seçimleriyle, Başsavcılarla, efendim, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlarıyla, Ticaret Mahkemesi Başkanlarıyla uğraştı. ALİ SUAT ERTOSUN: Ama şimdi... kendimize pay çıkarttığımızı zannetmeyin. Mesela biz şimdi, kararname önümüze geliyor, dikkat ederseniz, birbuçuk-iki ay inceliyoruz. İnanın rahatsız oluyorlar. Rahatsız oluyorlar. Yani bu kadar incelenmez diyorlar. Ne oluyor yav diyor, bize güvenmiyor musunuz diyorlar. İlk laf bu. İkinci laf, efendim, Beş gün geçti, getirin imzalayı verelim ya. Ne var bunda yani. Adam alt tarafı filan yer savcılığından filan yer savcılığına gidiyor. Böyle basit şeyler, yakıştırmalar. Ama dediğim gibi, olayın A´sından başlicen, Z´sine kadar incelicen. ALİ SUAT ERTOSUN: Niye ? Dediğim gibi, biz bazı davalara el attık, bazı davalardaki hakim ve savcıları değiştirmek istemeye kalkıştık, sanki kuyruklarına basılmış gibi, tabiri caizse, efendim, feveran ediyorlar.ALİ SUAT ERTOSUN: Ama iddia ediyorum, mesela, Antalya Başsavcısını değiştirecez deyin, vallahi kavga etmezler. Etmezler! Ama, kalkıp da İstanbul´daki filan yer (Beşiktaş) savcısı filan savcı deseniz birbirine giriyorlar. ALİ SUAT ERTOSUN: Yani bilmiyorum bu saatten sonra ne yapılır ne yapılmaz. Tabi mücadele etcez yani. ( Habervaktim)

Hukukçular tepkili: Ertosun istifa etmeli

16 Ağustos 2010: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üyesi Ali Suat Ertosun´a ait olduğu ileri sürülen ses kaydındaki ifadeler hukukçuların tepkisini çekti. Kayıttaki ses, açıkça ´bazı davalara el attıklarını´ söylüyordu. Emekli Cumhuriyet Savcısı Reşat Petek, Ertosun´un derhal istifa etmesi gerektiğini anlatıyor. Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Gündel ise, Bir kısım yüksek yargı üyeleri açıkça siyasete müdahale etmektedir. diyor. Ağustos ayının ortalarına gelinmesine rağmen HSYK yaz kararnamesi hala açıklanmadı. Kurul´da kriz olduğu yönündeki iddialar Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve HSYK Başkan Vekili Kadir Özbek tarafından yalanlandı. Ancak önceki gün internete düşen ses kayıtları, ´korsan kararname´ iddialarının güçlenmesine neden oldu. Bir Yargıtay üyesine ait olduğu ileri sürülen ilk ses kaydında, geçtiğimiz yıl hazırladığı ´korsan kararnameyle´ Kurul´un çalışmalarını kilitleyen Ali Suat Ertosun´un ´yeni bir olay çıkarma derdinde´ olduğu aktarılıyor. Kendisine ait olduğu ileri sürülen ses kaydında ise Ertosun, Dediğim gibi, biz bazı davalara el attık, bazı davalardaki hakim ve savcıları değiştirmek istemeye kalkıştık, sanki kuyruklarına basılmış gibi, tabiri caizse, efendim, feveran ediyorlar. ifadelerini kullanıyordu.

Söz konusu ifadeler Ergenekon ve Balyoz gibi önemli davaların HSYK´nın bazı üyelerinin ilk gündem maddesi olduğu fikrini güçlendirdi. ´Bazı davalara el attık´ sözü hukukçuların tepkisini çekti. Uzmanlar, Ertosun´un açıkça anayasal suç işlediğini aktarıyor. Hukukçular Derneği Başkanı Cahit Özkan ise HSYK´nın, Ergenekon ve faili meçhul soruşturmalarına bakan savcıların yerlerinin değiştirilmesi yolu ile davalara müdahale etmek istediğini anlattı. Kurul´un açık bir şekilde Anayasa´yı ihlal ettiğini vurguladı. Hakim ile savcıların vicdani kanaatlerine göre bağımsız ve tarafsız görev yapmalarının imkansız hale getirildiğini söyleyen Özkan, Anayasa´nın 138, 139 ve 140. maddesi hakim ve savcıların bağımsızlığının etki altına alınmayacağını vurguluyor. Haklar, yasal güvence altına alınmasına rağmen geçmişte olduğu gibi bizzat HSYK tarafından ihlal ediliyor. dedi. Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Gündel de Ertosun´a ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının hukuk adına kaygı verici olduğunu belirtiyor. Petek, Bir kısım yüksek yargı üyeleri açık açık siyaset yaparak, davalara müdahale ediyor. diye konuşuyor. HSYK üyelerinin bir bütün halinde bazı önemli davaların sonucuna müdahale ettiğini aktaran Gündel, davaların istedikleri gibi sonuçlanabilmesi için her türlü çabanın gösterildiğini ifade ediyor: Kendilerinin istemediği hakim ve savcıları devreden çıkarmak için ciddi çaba gösteriyorlar. Yargı sürecini böylece etkiliyorlar. Kendilerini sorumsuz hissediyorlar. Artık köprüleri tamamen atmışlar. ´Biz yasalara uymak zorunda değiliz´ diyorlar. ( Zaman)

(14 Ağustos 2010), son güncel.: (16 Ağustos 2010)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ses kaydını dinlemek için tıklayın

HSYK üzerinden Ergenekon davasını engelleme çabaları

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Kontrgerilla´nın yargıdaki örgütlenmesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2108    yazdır/print


 

Balyoz sanıklarına yardım kampanyası, az verene eleştiri

Balyoz sanığı subayların avukat masrafları için TSK´da yardım kampanyası yapıldığı ortaya çıktı. Bunun için toplantı düzenlendiği ve ortaya çıkan ses kaydında az para yardımı yapan subaylar eleştiriliyor. Skandal ses kaydında, ´siyasi konjonktür maalesef aleyhimize´ deniliyor.

Balyoz sanıklarına yardım kampanyası, az verene eleştiri

Balyoz sanığı subayların avukat masrafları için TSK´da yardım kampanyası yapıldığı ortaya çıktı. Bunun için toplantı düzenlendiği ve ortaya çıkan ses kaydında az para yardımı yapan subaylar eleştiriliyor. Skandal ses kaydında, ´siyasi konjonktür maalesef aleyhimize´ deniliyor.

Balyoz sanığı subayların avukat masraflarının karşılanması için Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde yardım kampanyası başlatıldığı ortaya çıktı. Yeni Şafak´ın ele geçirdiği ses kaydı ve belgeler, kampanyaya destek için bazı komutanlıklarda toplantılar düzenlendiğini ortaya koydu. Balyoz operasyonlarının geçtiğimiz şubat ayında başlamasıyla birlikte çok sayıda generalin tutuklanmasının ardından bazı komutanlıklarda yardım seferberliği başlatıldı. Isparta Eğirdir Dağ Komando Okulu´nda da Balyoz sanıkları için yardım toplantısı yapıldığı ortaya çıktı. Okul Komutanı Kıdemli Albay Fikri Kısar olduğu sanılan kişi, yaptığı toplantıda subay ve astsubaylara sanıkların durumunu aktararak para yardımında bulunmalarını istedi. Sanık komutanların maaş sıkıntısı yaşadığını anlatan Albay Kısar, eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ı kastederek,Arkadaşlar ordu komutanının tuttuğu avukat 180 milyar para istemiş. Halihazırda görevde olan arkadaşlarımızın ve komutanlarımızın da maaşları yarı yarıya düştü. Tutuklu olduğu için, yarı yarıya düşmüş. Bunu komutanlarınız herhalde iletmiştir. Bu bağlamda bir yardım kampanyası düzenleyelim dedik diye konuştu.

5 TL bile vermediniz

Albay Kısar olduğu iddia edilen kişi, toplantıya katılan genç subayları para vermeye ikna etmek için tarikatları örnek gösterdi. Biliyorsunuz bu tür yardımlaşmaları tarikatçılar da yapıyor diyen Kısar, yardım kampanyasına destek olmayan ya da az para veren subayları şu sözlerle eleştiriyor: Ama listeleri inceledim baktım bazı arkadaşlar birçoğu 5 lira vermiş, bazı arkadaşlar o 5 lirayı da vermemiş. Arkadaşlar düşmez kalkmaz bir Allah, yarın hepimizin başına gelebilir. Böyle bir kampanya düzenlenmiş.

Teğmenlere ince ayar

Kısar, Balyoz sanıkları için düşük miktarda para veren subay ve astsubaylara kızmakla da kalmadı. Yardım kampanyasının Balyoz operasyonları karşısında subay ve astsubayların nabzını ölçmek amacıyla düzenlemiş olabileceğini ifade eden Kısar, konuşmasında 5 TL bile vermemişsiniz diye azarladığı genç teğmenlere, Komutanlarımız tabi ki bazı şeyleri daha net görüyor. Belki paraya ihtiyaç yokta acaba genç teğmenlerimiz ne düşünüyor diye sizi dahil ettiler. Ama genç teğmenlerimizin bu kadar boş düşündüğünü ve dayanışma zafiyeti içerisinde olduğunu üzülerek ben de gördüm. O arkadaşlara da teessüf ederim. Bunu da anti parantez belirteyim: Sap döner keser döner bu hesap ta mutlaka dönecektir arkadaşlar diyor. Albay Kısar, konuşmasında genç subaylardan siyasi gündemi de en az derbi maçlar kadar takip etmelerini de istiyor.

Pakistan gibi oluruz!

Toplantıya katılan subay ve astsubayları ikna etmek için Pakistan ve Afganistan ordusu gibi oluruz ifadelerininin yanı sıra bu ülkelerin askerleri hakkında hakarete varan ifadeler kullanan Albay Kısar, şöyle konuşuyor: Subay, astsubay, sakalı bırakmış, pislik diz boyu medeniyet yok. Adamla yemek yerken iğreniyorsunuz. Üstelik buraya seçilip de yollanmış adam. Pakistan işte Butto rejimi yıkıldı. Yerine onlar da bizim gibi laik demokratik cumhuriyeti oluşturma çabasındaydı. Böyle bir iktidarları geldi onların hepsini alaşağı etti. Tersine döndü. İşte ben gitmedim ama Barutçu paşanın orda bir yıl kolejde kalmış işte akademide, rezalet diyor. Salata yediğin an diyor bir salata Allah´ın salatası derhal soluğu hastanede alıyorsun. Pislik elle yemek yiyor. Arkadaşlar tabi Türkiye ne Pakistan olur ne Afganistan olur ne Irak´a döner. Türkiye Atatürk´ün kurduğu laik, demokratik hukuk sistemini mutlaka devam ettirir. Ettirmediğimiz an sizler çocuklarımız, biliniz ki arkadaşlar geriye dönüş ve onlar gibi oluruz.

Vakıf tüzüğüne ayar

Balyoz darbe planının deşifre olmasından sonra gözaltına alınan ve tutuklanan çok sayıda komutana ekonomik destek sağlamak amacıyla TSK´nın Dayanışma Vakfı´nda senet değişikliği yapılmasının planlandığı da iddia edildi. Vakıf normal şartlarda TSK mensuplarından vefat edenlerin evli ise eş ve çocuklarına, bekar ise anne ve babalarına, malul olanların da kendilerine maddi destek sağlıyor. Vakfın hesabında 70 milyon TL bulunuyor. Değişikliğin yapılması durumunda askeri ihaleleri alan şirketler, OYAK ve bunun gibi birçok kanaldan Balyoz sanıklarına maddi destek sağlanacak. ( Yenişafak, Zaman)

(28 Temmuz 2010, 10:36)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ses kaydını dinlemek için tıklayın

BALYOZ İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Balyoz Planı manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2047    yazdır/print


 

Görüntülenen: 41 - 60 (Toplam 122)  |  Önceki 20 | Sonraki 20 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Şok plan: HSYK bunu yapacak

26.07.2014 11:54 HSYK'dan önceki gün gelen şok tehdit hayata geçirildi. HSYK 3. Dairesi, Bolu Savcısı Zekeriya Öz hakkında, Twitter'da kullandığı hesap üzerinden 'Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sonunun Kaddafi ve Saddam gibi olacağını' ima..
Tamamı 26.07.2014

İsrail Gazze'den, paralel buradan

25.07.2014 10:31 Paralel yapı mensuplarından Hakkari eski Emniyet Müdürü Tufan Ergüder şok açıklamalar yaptı. Selam-Tevhid örgütü iddiasıyla masum insanları dinledikleri suçlamasıyla gözaltına alınan polis arkadaşlarını savundu. Bugün ..
Tamamı 25.07.2014

İşte F-tipi kumpasın delilleri

23.07.2014 17:25 Türkiye önceki gün; Ergenekon, Balyoz, KCK, ÇHD ve Devrimci Karargah gibi çok yakın geçmişin ünlü soruşturmalarını yürüten polis şeflerinin kelepçelenerek gözaltına alındığı bir sabaha uyandı. 25 ilde toplam 99 polis ş..
Tamamı 23.07.2014

Flaş!!! Paralel polislere operasyon

22.07.2014 10:12 İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin yönetiminde İstanbul merkezli olmak üzere 22 ilde paralel yapıya karşı büyük bir operasyon başlatıldı. Biri "Selam Tevhid örgütü soruşturmasında kumpas", diğeri ise "'yasadışı dinle..
Tamamı 22.07.2014

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

23.06.2014 20:31 Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde 2007'de biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazları kesilerek öldürülmesine ilişkin davaya 93. duruşmayla devam edildi. Duruşmaya, bir süre önce cezaevinden tahliye edilen Ergenekon hükümlüsü..
Tamamı 23.06.2014

Flaş!!! 12 Eylül müebbetle bitti

18.06.2014 12:57 12 Eylül davasında önemli gelişme.. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan Özdabakaoğlu, "sanıkların, darbeyi yapmaya yaklaşık 1 yıl kadar önce karar verdiklerinin ve darbenin ..
Tamamı 18.06.2014

Gülen soruşturması büyüyor

29.05.2014 14:12 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fethullah Gülen hakkında yürütülen soruşturmanın derinleştirildiği öğrenildi. Soruşturmayı yürüten Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcılığı, Gülen'in geçmişe yönel..
Tamamı 29.05.2014

Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY

28.05.2014 11:02 Dicle Üniversitesi'nde paralel yapılanma iddialarını araştıran Diyarbakır Başsavcılığı, örgütün adını "Paralel Devlet Yapılanması" (PDY) olarak koydu. Aralarında rektör Ayşegül Jale Saraç'ın da bulunduğu 9 öğretim üyes..
Tamamı 28.05.2014

Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!

22.05.2014 17:31 Taraf gazetesi ile muhabir Baransu'ya şok dava.. "Gülen'i Bitirme Kararı 2004'te MGK'da Alındı" haberi için açılan savcılık soruşturması tamamlandı. Mehmet Baransu ve gazetenin Sorumlu Yazı işleri Müdürü hakkında 52'şe..
Tamamı 22.05.2014

Gülen'e 3 soruşturma daha

02.05.2014 11:29 Fetullah Gülen hakkında, 'dini kullanarak dolandırıcılık' ve 'örgüt kurma' suçlarından dolayı İstanbul'da üç soruşturma yürütüldüğü ileri sürüldü. Gülen hakkında Ankara'da 'darbe girişimi' suçlamasını da içeren bir sor..
Tamamı 02.05.2014

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.03.2014

Paralel yargı: Direneceğiz!

15.02.2014 15:41 Yargı darbesiyle AK Parti hükümetini devirmek için art arda operasyonlar yapan paralel yapının yüksek yargı üyesi hakim ve savcılara yönelik talimatlarını içeren ses kaydı ortaya çıktı. Ankara'daki hakim ve savcılara d..
Tamamı 15.02.2014

Flaş!!! Taraf´a paralel soruşturma

05.02.2014 12:59 Taraf gazetesine şok!.. Adalet Platformu ile Abdullah Harun'un suç duyuruları üzerine harekete geçen savcılık, Taraf gazetesi sorumlularına, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Emre Uslu'ya paralel yapılanma ile bağlant..
Tamamı 05.02.2014

Paralel soruşturma endişeli başladı

31.01.2014 17:03 İstanbul'da flaş gelişme.. Hükümet'in 17 Aralık operasyonu sonrasında sıkça dile getirdiği 'paralel devlet' ve örgüt' iddialarıyla ilgili ilk adım atıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 ve 25 Aralık operasyonunu ..
Tamamı 31.01.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fethullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması sur..
Tamamı 27.01.2014

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
8.729.829