Ana Sayfa
Tarİhçe
F.Meçhuller
Faİller
Garİplİkler
Delİller
MeclİsRaporu
Yok mu?
Ö.H.Daİresİ
Örgütlenme
Yenİ Hedef
Laİklİk
Tasfİye
Susurluk
Arşİv
Kİtaplar
A.Harun
İletİşİm
Dİğer
ManŞetlerİmİz
TARTIŞMAFORUMU
13.08.2001 'den beri:
 Ziyaretçi:  159595
aramak istediğiniz metni aşağıdaki ilgili kutucuğa girin


Türkiye Sivil Toplum Platformu'nun TBMM'ye yönelik cuntacı baskılara karşı manifestosunu okumak için tıklayın
b5s1
 Adresimiz www.kontrgerilla.com veya kontrgerilla.brinkster.net veya ergenekon.ws şeklindedir. Emektar adresimiz www24.brinkster.com/aharun hizmetini sürdürmektedir.
AnaSayfa | Tarih | FMeçhul | Fail | Gariplik | Delil | TBMM | Yokmu | ÖHD | Örgüt | YeniHedef | Laiklik | Tasfiye | Susurluk | Arşiv | A.Harun | İletişim | Diğer | Manşetler | Forum
İhbar et Ergenekon soruşturmasında ele geçen silahlarErgenekon soruşturmasını engelleme çabaları
 •  FLAŞ FLAŞ!!! Sincan Mahkemesi'ne ikinci soruşturma  •  FLAŞ!!! Ergenekon soruşturması Erzincan'a sıçradı: 2 gözaltı  •  20 mahkemeden Kaçmaz'a darbe: Kararlar incelenemez  •  FLAŞ!!! Poyrazköy'le ilgili 5 asker daha adliyede  •  Koç Müzesi'ndeki patlayıcıların esrarı çözüldü: Korkunç Plan  •  FLAŞ!!! Şok plan: Gayrimüslimleri vur Müslümanları suçla  •  Dördüncü ve beşinci iddianameler birkaç ay içinde geliyor  •  FLAŞ!!! TİB baskıncısı hakime soruşturma  •  Darbeci Baro Taksim'e Hoşgeldin  •  Saçan: Çiçek'i bıraktıran AKP'yi kapatın beni de bırakın   >> Manşetlerin tümü <<
FLAŞ FLAŞ!!! Sincan Mahkemesi'ne ikinci soruşturma. Adalet Bakanlı..
FLAŞ!!! Ergenekon soruşturması Erzincan'a sıçradı: 2 gözaltı. Erge..
20 mahkemeden Kaçmaz'a darbe: Kararlar incelenemez. Sincan 1. Ağır..
FLAŞ!!! Poyrazköy'le ilgili 5 asker daha adliyede. Ergenekon soruş..
Koç Müzesi'ndeki patlayıcıların esrarı çözüldü: Korkunç Plan. 10 M..
FLAŞ!!! Şok plan: Gayrimüslimleri vur Müslümanları suçla. Poyrazkö..
Dördüncü ve beşinci iddianameler birkaç ay içinde geliyor. Ergenek..
FLAŞ!!! TİB baskıncısı hakime soruşturma. Adalet Bakanlığı, Yarsav..
Darbeci Baro Taksim'e Hoşgeldin. İstanbul Barosu tarafından düzenl..
Saçan: Çiçek'i bıraktıran AKP'yi kapatın beni de bırakın. Ergeneko..

İlker BaşbuğAli Feyyaz ÖğütçüErgenekon hala aktif: Yeni silah depoları var
Taraf Gazetesi'nin deşifre ettiği ve Başbakanlık'ın da 'soruşturma sürüyor' diyerek doğruladığı, Ergenekon Terör Örgütü'nün Deniz Kuvvetleri içindeki uzantısı tarafından hazırlanan 'Kafes Operasyonu Eylem Planı'nın detayları ortaya çıkıyor. Emekli Binbaşı Levent Bektaş'ın ofisinde ele geçirilen şifreli film CD'sinden çıkan planda, başta azınlıklar olmak üzere halkı sindirmek üzere yapılacak kaos eylemlerinde kullanılacak silah ve mühimmatın dökümü yer alıyor. Listeyi hazırlayan isim ise Poyrazköy cephaneliğinden tutuklanan Deniz Kurmay Binbaşı Eren Günay. Plan, 21 Nisan 2009'da Poyrazköy'deki İstek Vakfı arazisinde yapılan kazılarda bulunan Ergenekon cephaneliğinin dışında örgüte ait yeni silah ve mühimmat depolarının bulunduğunu da şu satırlarla gözler önüne seriyor: 'Silah, malzeme ve teçhizatın bir bölümü emniyet güçlerinin eline geçmekle birlikte, müteakip operasyonlar için yeterli durumdadır.'

Elimde görmüş olduğunuz şu boru parçası • Türkiye'yi dünyada yalnızlaştırarak kafese alma planının 'Dost Unsurlar' başlıklı kısmında, "Silah, malzeme ve teçhizatın bir bölümü emniyet güçlerinin eline geçmekle birlikte, müteakip operasyonlar için yeterli durumdadır." ifadelerinin yer aldığı belirtiliyor. Hemen devamında ise, "Teşkilata yeni eleman temininde geçici olarak sıkıntı yaşanmakta olup, mevcut personelin eğitim seviyesi yüksek durumdadır." deniliyor. 29 Mart 2009'daki yerel seçimlerden bir gün sonrasının tarihini taşıyan dehşet planındaki ifadeler tüyler ürpertici. Kafes Eylem Planı belgesinin eklerinde cuntacı yapılanmanın eylemlerde kullanacağı silah ve mühimmatın dökümü de var. Mühimmat listesinde 30 adet LAW, C-4, C-3 ve C-8 gibi plastik patlayıcılar, iki ton amonyum nitrat, 5 Glock marka tabanca, 4 adet suikast silahı Uzi, 4 keskin nişancı tüfeği (7,62 mm Remington ve Dragunov), iki adet Accuracy 12,7 nişancı tüfeği ve 50 adet silah yer alıyor.

Zir Vadisi ve Poyrazköy'deki silahlar ele geçenlerin sadece bir kısmı • Ergenekon soruşturması çerçevesinde gelen ihbarların ardından Poyrazköy'de Bedrettin Dalan'a ait İstek Vakfı arazisinde 21 Nisan'da başlatılan kazı çalışmalarının sonunda onlarca mühimmat ve patlayıcı ele geçirilmişti. İkinci Ergenekon cephaneliğini ortaya çıkaran kazılarda, 15'i dolu, 6'sı boş toplam 21 LAW silahı, 14 el bombası, 24 adet el bombası fünyesi, 450 gram C3 patlayıcı, 7 adet hakem bombası, 3 adet gösteri bombası, 5 adet bubi tuzağı, 2 adet kullanılmış bubi tuzağı, 23 adet işaret fişeği, 45 adet sis bombası, 15 adet aydınlatma fişeği, 30 metre uzunluğunda infilaklı fitil, 38 metre uzunluğunda saniyelik fitil, 3 bin 17 adet çeşitli çaplarda fişek, 1 adet siyah renkli kamuflaj kremi tüpü gibi malzemeler çıkmıştı. Bu gelişme üzerine Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ yanına çok sayıda generali alarak büyük bir basın toplantısı düzenlemiş ve silahların TSK'ya ait olmadığını iddia etmişti. Bulunan silahların polise ait olabileceğini ve araziye de onların gömmüş olabileceğini ima etmekten çekinmeyen Başbuğ, bir adet boş law roketatar silahını da basın mensuplarına göstermiş ve 'anlamıyorum boş law silahını oraya kim gömer?' diyerek makamından beklenmeyen bir komploculukla polisi suçlamayı dolaylı ifadelerle sürdürmüştü. Ancak 7 Haziran tarihinde Makine Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) LAW'lar başta olmak üzere silah ve mühimmatın TSK'ya ait olduğuna dair rapor vermişti. İddia olunan Ergenekon terör örgütünün sanıkları Özel Harekatçı İbrahim Şahin ve Yarbay Mustafa Dönmez'den ele geçirilen krokilerden sonra yapılan araştırmalarda toprağa gömülü ilk büyük cephanelik Ankara'da Gölbaşı'nda ve Zir Vadisi'nde ele geçirilmişti.

(21 Kasım 2009, 11:40)

Şemdinli ile Döngel bombaları aynı seriden
Önceki gün AK Parti Şemdinli İlçe Başkanı Fikri Akgül'ün aracına atılan el bombasının merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düştüğü yer olan Kahramanmaraş'ın Döngel köyünde arazide gömülü bulunan el bombalarıyla aynı seriden olduğu ortaya çıktı. Bir köylünün gömülme olayını ihbarıyla yapılan kazıda 15 el bombası, 1 sis bombası ve 7 LAW silahı bulunmuş, Yapılan incelemede LAW silahları MKE yapımı, bombalar ise ABD ve Rus yapımı çıkmıştı.

Umut Kitabevi'nin bombalanması sebebiyle 4 yıl önce Türkiye'nin gündemine oturan Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde önceki gün yine bombalı saldırı gerçekleştirildi. AK Parti Şemdinli İlçe Başkanı Fikri Akgül'ün evinin bahçesine park ettiği aracın altına gece yarısından sonra kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından bomba atıldı. Olayda, ölen ya da yaralanan olmazken çevrede maddi hasar meydana geldi. Akgül'ün aracı kullanılamaz hale geldi. Olaydan sonra polis bölgede geniş çaplı araştırma başlattı. Olay yerinden alınan numuneleri inceleyen emniyet birimleri, bombaların seri numaralarına ulaştı. Bu numaralar daha önce ele geçirilen mühimmatların seri numaraları ile karşılaştırıldı. Akgül'e yönelik saldırıda kullanılan bombanın BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nu taşıyan helikopter enkazının bulunduğu yer olan Kahramanmaraş'ın Döngel köyünde bulunan bombalarla aynı seriden olduğu belirlendi. 7 Eylül 2009'da Kahramanmaraş merkeze bağlı Döngel köyünde, bahçesini sulamaya giden bir köylü yolun kenarına bir şeyler gömüldüğünü görüp olayı jandarmaya bildirmişti. Cumhuriyet savcısının gözetiminde jandarmanın yaptığı kazıda, 7 LAW silahı, 15 el bombası ve 1 sis bombası bulunmuştu. Yapılan incelemede LAW silahları MKE yapımı, bombalar ise ABD ve Rus yapımı çıkmıştı. (Zaman)

(21 Kasım 2009, 11:30)

Osman KaçmazFLAŞ FLAŞ!!! Sincan Mahkemesi'ne ikinci soruşturma
Adalet Bakanlığı, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yönelik yeni bir soruşturma başlattı. Mahkemeye gelen müfettişlerce, TİB baskınında ele geçirilen belge ve bilgilerde, Sincan mahkemesinin yetkisi dışında elde edilmiş herhangi bir soruşturmaya ait bilgi olup olmadığı inceleniyor.

16.18:
Adalet Bakanlığı'nın, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yönelik yeni bir soruşturma başlattığı öğrenildi. Soruşturmanın Hakim Osman Kaçmaz hakkında mı yoksa Yarsav Başkanı Eminağaoğlu'nun davasına bakacak Kaçmaz için yapılan reddi-hakim talebini reddeden mahkemenin diğer üyelerine mi yönelik olduğu henüz bilinmiyor.

16.27: Soruşturma TİB baskınıyla ilgili
• İddiaya göre Adalet Bakanlığı müfettişleri, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gelerek Telekomünikasyon İletişim Bakanlığı'na yapılan baskında alınan belgeleri incelemeye başladı. Soruşturmada mahkemenin inceleme yapabilme yetkisi dışında diğer soruşturmalarla ilgili herhangi bir belge ve bilgi ele geçirip geçirmediği araştırılıyor.

Ayrıntılar geldikçe eklenecektir...


Sincan hakimi Kaçmaz'ın skandal 'tüm gizli dinlemeleri inceleme' kararı | TİB baskınıyla gizli Ergenekon dinlemelerinin ele geçirilmesi manşetlerimiz

Haklarından 2008'de soruşturma başlatılan hakim ve savcılar manşetlerimiz

Ergenekon soruşturmasını/davasını akamete uğratma girişimleri | Kontrgerilla'nın yargıdaki örgütlenmesi

(20 Kasım 2009, 16:18)

FLAŞ!!! Ergenekon soruşturması Erzincan'a sıçradı: 2 gözaltı
Ergenekon soruşturması kapsamında Erzincan'da 2 askeri personel gözaltına alındı. 18 Kasım'da yapılan operasyona, Erzurum'dan gelen Özel Yetkili Savcı ve yine Erzurum'dan gelen 5 kişilik özel polis ekibi ve Erzincan Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin yanı sıra Askeri Savcılık katıldı.

Yapılan operasyonla, Erzincan İl Jandarma Komutanlığı'nda görevli İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı E.E. ve İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde görevli bir başçavuş gözaltına alındı. İki askeri personelin lojmandaki evleri ve Alay Komutanlığı'ndaki odaları, askeri savcı ve özel yetkili savcı tarafından arandı. Aramalar sonucunda bilgisayar ve bazı evrak ve dokümanlara el konuldu. İki askeri personel, Erzincan Merkez Komutanlığı'nda gözaltında tutuluyor. Olayla ilgili olarak çok yönlü soruşturma devam ediyor. Gözaltıların, Ergenekon soruşturması ile ilgisi olduğu öğrenildi. (Cihan)

Ayrıntılar geldikçe eklenecektir...

(20 Kasım 2009,16:05)

Osman Kaçmaz20 mahkemeden Kaçmaz'a darbe: Kararlar incelenemez
Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda (TİB) ikinci kez bilirkişi incelemesi kararı vermesi, cumhuriyet başsavcılıklarını harekete geçirdi. Başsavcılıklar, mahkemelere başvurarak, soruşturmaların gizliliğini ihlal edecek bilirkişi incelemesine tedbir konulmasını istedi. Mahkemeler de talepleri kabul ederek, gizliliği bulunan dinleme kararı ve kayıtların hiçbir şekilde başkasına verilmemesine hükmetti. Yaklaşık 20'ye yakın ilden gelen mahkeme kararı TİB'e tebliğ edildi. Mahkemelerin tedbir kararı sonrası Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin TİB'de bilirkişi incelemesini yaptırıp yaptıramayacağı merak ediliyor.

Sincan mahkemesi diğer mahkemeleri ayağa kaldırdı: Hukuk darbesine karşı mahkemeler tankın üstüne çıktı • Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda soruşturmanın gizliliğini ihlal edici şekilde ikinci kez bilirkişi incelemesi kararı vermesi, cumhuriyet başsavcılıklarını harekete geçirdi. Başsavcılıklar, mahkemelere başvurarak, devam eden soruşturmaların gizliliğini ihlal edecek bilirkişi incelemesine tedbir konulmasını istedi. Mahkemeler talepleri kabul ederek, TİB'e soruşturmaların gizliliğinin ihlal edilmesine izin verilmemesini, gizliliği bulunan dinleme karar ve kayıtlarının hiçbir şekilde başkasına verilmemesine hükmetti. Yaklaşık 20'ye yakın ilden gelen mahkeme kararlarının TİB'e tebliğ edildiği belirtiliyor. Mahkemelerin tedbir kararı sonrası Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin TİB'de bilirkişi incelemesini yaptırıp yaptıramayacağı merak ediliyor. Sincan'daki mahkemenin gizliliği bozacak bir bilirkişi incelemesi veya mahkeme kararlarının kopyalanması işlemini gerçekleştiremeyeceği belirtiliyor.

Kontrgerilla en sert direnişi yargıda gösteriyor • Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun yasadışı dinlendiği iddiaları üzerine Sulh Ceza Hakimi Hayri Keskin eliyle TİB'de bilirkişi incelemesi yaptırmıştı. İlk bilirkişi incelemesini yeterli bulmayan Sincan Mahkemesi, "HTS'' kayıtlarının yeniden incelenerek, bunlara ilişkin mahkeme kayıtlarının bulunduğu bilgisayar disklerine el konulması kararı vermişti. Bu harddiskler içerisinde tüm dinleme kayıtları bulunacak. Sincan'ın kararıyla ilgili ikinci bilirkişi incelemesi henüz yapılmadı. Ancak çeşitli soruşturmalarda TİB üzerinden mahkeme kararıyla dinleme yapan başsavcılıklar, soruşturmanın gizliliğinin ihlal edileceği gerekçesiyle 'gizliliğe aykırı' tespitler için mahkemelerden tedbir kararı aldı. Mahkemelerin kararlarında, adli soruşturmaların gizliliğinin ihlalinin TCK'nın 285. maddesine göre suç oluşturduğunu vurguladığı ifade edildi. Soruşturmaların CMK ve Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu'na göre yapıldığı belirtilen kararlarda, mahkeme kararı olsa bile kayıtların verilmemesinin istendiği belirtildi.

MİT'ten mahkemeye yazı: Kayıtları almayın, ulusal güvenlik tehlikeye girer • Yargıtay'ın telefonlarının dinlenmesine ilişkin Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından TİB'in kayıtlarına el konulması kararı, MİT'i harekete geçirdi. Sincan 1. Ağır Ceza Hakimliği'nin verdiği telekulak kararı sebebiyle MİT Müsteşarlığı, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'na ve mahkemeye resmi yazı gönderdi. Habere göre MİT Müsteşarlığı, gönderdiği yazıyla TİB'den, "ulusal güvenliği tehlikeye sokabileceği" gerekçesiyle kayıtlarını dışarıya vermemesini istedi. Polis, Jandarma ve MİT'in kayıtlarının bulunduğu TİB'e ve Sincan Ağır Ceza Hakimliği'ne yazılan resmi yazıda, "Kurumun kanuni alanına giren konularda, yabancılara yönelik yapılan kayıtların alınmasının, 'ulusal güvenliği' tehlikeye sokacağına" dikkat çekiliyor. (Yenişafak)

Adalet Bakanı: Yargı, kendisini yürütmenin yerine koymamalı • Adalet Bakanı Sadullah Ergin, TİB'in, başkanlıkta yapılan son tespite ilişkin tutanaklara dayanarak Adalet Bakanlığı'na şikayette bulunduğunu açıkladı. Ergin, "Yargı da kendini yasama ve yürütmenin yerine koyarak onların fonksiyonlarını icra etmeye kalkmamalı.'' dedi. Ergin, katıldığı CNN Türk televizyonundaki canlı yayında, yargıdaki dinleme iddialarıyla ilgili soruları cevapladı. Ergin, bilgi sahibi olmadan yapılan değerlendirmelerin toplumun psikolojisini etkilediğini söyledi. Sadullah Ergin, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda (TİB) arama yapan hakim hakkında Adalet Bakanlığı'nın inceleme başlattığının hatırlatılması üzerine şunları kaydetti: "Son TİB tespitinde, yapılan tespit esnasında tutanaklar tutulmuş. O tutanaklara dayalı olarak TİB Başkanlığı, Adalet Bakanlığı'na şikayette bulunmuş, 'Orada yapılan işlem esnasında gizliliğin ihlali söz konusudur, biz uyarılarımızı yaptık, ama itibar edilmedi' demiş. Bu arada, Sincan mahkemesinin verdiği inceleme kararında da 'Halen dinleme varsa buna ilişkin gizlilik nedeniyle tespitlerin yapılmamasına' diye bir cümle konulmuş. Yani 'gizlilik kararı varsa tespit yapmayın' diyor. Tespite gelen yargıç, 'varsa da, yoksa da ben tespit yaparım' noktasında.'' Bakan Ergin, sorular üzerine, yasama, yürütme ile yargı arasında geçmişte de zaman zaman gerilimler yaşandığını ifade ederek, "Yasama ve yürütme yargıya müdahale etmemeli, ama yargı da kendini yasama ve yürütmenin yerine koyarak onların fonksiyonlarını icra etmeye kalkmamalı.'' dedi. (AA)

4'ü 1 arada: Bir hakim aynı konuda, hem sanık, hem müşteki, hem yargıç hem de savcı olabilir mi?.. Böyle bir reddi-hakim nasıl reddedilir?..

Bir karşı darbe de Kontrgerillacılardan.. Sincan mahkeme üyeleri, başkanları Osman Kaçmaz'dan ayrılmak istemiyor • Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi, aynı mahkemenin Başkanı Osman Kaçmaz'ın, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ve eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun yargılandığı davada görev almama talebini reddetti. Osman Kaçmaz'ın isteğini görüşmek üzere, Kaçmaz'ın yerine bir yedek üyenin katılımıyla mahkeme heyeti toplandı. Heyet, Kaçmaz'ın istemini reddederek, Eminağaoğlu'nun, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına ve Kaçmaz'ın heyete başkanlık etmesine karar verdi. (Zaman) Böylece

Kaçmaz'ın bu davada ihsası rey yaptığı ve taraf olduğu açık • Hukukçulara göre kendisinin de meslekten ihracı istenen Kaçmaz'ın bu davaya bakması mümkün değil. Kaçmaz'ın, Adalet Bakanlığı'nın yürüttüğü soruşturmayı 'yasa dışı' olarak niteleyerek ihsas-ı rey'de bulunduğunun altı çiziliyor. Kaçmaz'ın Adalet Bakanlığı müfettiş raporları üzerine hazırlanan iddianamede sanık, soruşturmayı yürütenleri bakanlık ve Yargıtay'a şikayet etmesiyle müşteki, Eminağaoğlu dosyasında hakim ve YARSAV Başkanı'nın talebiyle TİB'de incelemeleri yaptıran savcı konumunda bulunduğuna işaret ediliyor. Hukukçular, Kaçmaz'ın 4 kimlikli tavrının tarafsızlığına gölge düşürdüğünü savunuyor ve soruyor: "Bir kişi, hem sanık, hem müşteki, hem yargıç hem de savcı olabilir mi?" Kaçmaz'ın kimse girişimde bulunmadan davadan çekilmesini isteyen Eski Yozgat Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek şöyle diyor: "Gerek Osman Kaçmaz gerekse YARSAV Başkanı hakkındaki soruşturmaya izin veren ve hazırlık aşamasını yapan Adalet Bakanlığı hakkında bir husumet veya karşı düşünceli iki taraf izlenimi ortaya çıkmıştır. Bir hakimin tarafsız olarak önüne gelen davayı inceleyebilmesi için gerek şikayetçi olarak gerek yasadan kaynaklanan sebeple resen önüne gelmesi halinde bu konuyu önüne getiren makamla davalı-davacı olma durumu kendiliğinden doğacağından davaya bakan hakim taraf konumuna düşüyor."

Sincan hakimi Kaçmaz'ın skandal 'tüm gizli dinlemeleri inceleme' kararı | TİB baskınıyla gizli Ergenekon dinlemelerinin ele geçirilmesi manşetlerimiz

Haklarından 2008'de soruşturma başlatılan hakim ve savcılar manşetlerimiz

Ergenekon soruşturmasını/davasını akamete uğratma girişimleri | Kontrgerilla'nın yargıdaki örgütlenmesi

(20 Kasım 2009, 11:30)

FLAŞ!!! Poyrazköy'le ilgili 5 asker daha adliyede
Ergenekon soruşturması kapsamında Poyrazköy'deki kazılarda ele geçirilen mühimmata ilişkin beş askeri personelin daha Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine getirildiği öğrenildi.

Ele geçen bazı bilgiler üzerine derinleştirilerek sürdürülen Ergenekon bağlantılı Poyrazköy soruşturması kapsamında 5 askeri personel daha sorgulanmak üzere Beşiktaş'taki Adliye'ye getirildi. Sivil plakalı bir minibüsle adliyeye getirilen askeri personel, hakim ve savcıların giriş yaptığı kapıdan binaya alındı.

19.15: 5 askeri personel serbest bırakıldı • ''Ergenekon'' soruşturması kapsamında Poyrazköy'deki kazılarda ele geçirilen mühimmata ilişkin adliyeye sevk edilen 5 askeri personel serbest bırakıldı. Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine getirilen 5 askeri personelden 4'ü savcılık sorgularının ardından, 1'i de sevk edildiği nöbetçi mahkemeden serbest kaldı. Gün içinde, adliyeye çıkarılan askeri personel sayısının 8 olduğu öğrenilmişti, ancak bu sayının 5 olduğu anlaşıldı. (Zaman)

Ergenekon soruşturması son haftalardaki peşpeşe gelişmelerle inanılmaz genişledi ve cunta giderek belirginleşti • Poyrazköy silahlarıyla ilgili soruşturma hızla genişliyor. Dün taraf gazetesinde yayınlanan şok bir kontrgerilla planı olan 'Kafes Eylem Planı' Türkiye gündemini sarstı. Son birkaç haftadır Ergenekon Terör Örgütü'ne yönelik soruşturma, özellikle örgütün TSK içinde yuvalanmış asker ayağında inanılmaz genişleme göstermekte. Denizci Kurmay Albay Dursun Çiçek'in ıslak imzalı Komplo Belgesinin ele geçirilmesi üzerine derinleştirilen soruşturma, Poyrazköy'le ilgili derinleştirilen soruşturma, üst düzey deniz komutanlarına yönelik suikast planı suçlamasıyla ayrı bir savcı tarafından yürütülen ve şimdiye kadar 7 teğmenin tutuklandığı soruşturma.. Ve bunlara ek olarak İstanbul Koç müzesinde tesadüfen bulunduğu açıklanan ve Ergenekon soruşturmasında sık sık adı geçen Koramiral Ali Feyyaz Öğütçü tarafından aceleyle imha ettirilen çok miktarda patlayıcı soruşturması.. Deniz Kuvvetleri'yle ilgili bu dört soruşturmanın birbiriyle bağlantısı giderek aydınlanırken, Ergenekon Terör Örgütü puzzle'ının asker ayağına ait parçaları bir bir yerine oturuyor, örgütün resmi belirginleşiyor.

Poyrazköy'de askeri araziye gömülü bulunan çok miktarda silahlar manşetlerimiz | Poyrazköy'de gömülü silahlarla ilgili tüm manşetlerimiz

(20 Kasım 2009, 10:25)

Ali Feyyaz ÖğütçüKoç Müzesi'ndeki patlayıcıların esrarı çözüldü: Korkunç Plan
10 Mayıs 2009 tarihinde Koç Müzesi'ndeki Uluç Ali Reis Denizaltısı'nda bekçi tarafından tesadüfen bulunduğu öğrenilen çok miktarda TNT patlayıcılar üzerindeki esrar perdesi, dün ortaya çıkan ve gayrımüslimlerin terör eylemleriyle öldürülüp müslümanların suçlanması taktiklerini içeren 'Kafes Operasyonu Eylem Planı'yla ortaya çıktı.

Kafes Operasyonu Eylem Planı, daha önce gündeme gelen ve Koç Müzesi'nde katliam yapılmasını öngören eylemin ayrıntılarını da ele verdi. Taraf m 10 Mayıs 2009'da "Ya patlasaydı" başlığıyla yayımladığı haberde Koç Müzesi'nde bulunan Denizaltı'na yerleştirilen patlayıcıların, ziyaretçilerin yoğun olduğu bir günde patlatılacağı anlatılıyordu.

Taraf gazetesinin dün yayımladığı "Kafes Operasyonu Eylem Planı"nın eklerinde bulunan notlar, bu katliam hazırlığının ayrıntılarına ışık tutuyor. "Notlar.txt" adlı dosyada "C. H. ile görüşme" başlığıyla tutulan notlarda Koç Müzesi'ne ilişkin şu bilgilere yer veriliyor: "Koç Müzesi'yle ilgili malzemeler yerine konulmak üzere operatöre ulaştırıldı. Müzenin ziyaretçilerini arttıralım. Okullarda tanıtım, reklam ve organizasyon faaliyetleri yapılarak ziyaretçi yoğunluğunun en fazla olduğu zamanın belirlenmesi C. Bey söyleyecek, öğrenciler projenin en önemli parçası. Operasyonun tarihini teyit edelim. CG'ye sadece E.U. üzerinden ulaşılacak. Başka kanal kullanmıyoruz. Aynı zamanda bilişim projelerinde de ortak çalışacaklar." Yine Kafes Planı'yla birlikte yakalanan yedi sayfalık başta bir notta da "Koç Müzesi'nde ziyaretçi patlaması olmalı. Sıkıntı çıkmasın. Bşk takip ediyor" şeklinde bilgilere yer veriliyor.

Denizaltı'da patlayıcı bulunmuştu • Hatırlanacağı gibi Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Koç Müzesi'ne hediye edilen Uluç Ali Reis Denizaltı'sında 14 Kasım 2008'de TNT kalıplan ve patlayıcılar bulunmuştu. Konuyla ilgili İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bilgi verilmezken, askeri yetkililerin aranarak bombaların teslim edilmesi tartışmalara neden olmuştu. Bombaların bulunmasının ardından müze yetkililerin aradığı kişi ise "Kafes Operasyonu Eylem Planı"nda adı "Başkan" olarak geçen dönemin Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral A. Feyyaz Öğütçü'ydü. Öğütçü de aynı gün, Beykoz'da bulunan Kurtarma ve Sualtı Grup Komutanlığı'nı arayarak müzeye bir SAS görev timi gönderilmesi emrini verdi. Binbaşı Bülent Başarkanoğlu başkanlığında görevlendirilen SAS timi, saat 17:00'da müzeye giderek, santral dairesi iskandil cihazı arkasında poşet içerisinde bulunan patlayıcıları yerinde inceledi, inceleme sonrası emniyet altına alınan patlayıcılar, buradan Beykoz SAS Grup Komutanlığı'na götürüldü. Beykoz'da yapılan inceleme sonrası, patlayıcılar Koramiral Feyyaz Öğütçü'nün emriyle 17 Kasım 2008'da Kıdemli Üsteğmen Erhan Atasoy tarafından imha edildi.

Dört sayfalık görev • Konuyla ilgili 19 Kasım 2008 günü bir de "Görev Sonuç Raporu" düzenlenip Öğütçü'ye sunuldu. Beykoz'da bulunan Kurtarma ve Sualtı Komutanlığı'nda görevli Kurmay Başkan Deniz Albay Kemal Kesen ve Harekat Eğitim Şube Müdür Vekili Deniz Albay İlhan Öcalan tarafından hazırlanan dört sayfalık raporda, "Emrin telefonla şifahi olarak verildiği, patlayıcıların Amerikan menşeli 1960'lı yıllarda kullanılan eski tip malzeme olduğu, iki adet 100 gr. TNT içeren burgu Fişeği, bir adet libre, 1,5 libre patlayıcı kalıbı, 160 cm eski saniyeli fitil ve altı adet mekanik fünye bulunduğu" belirtildi.

Polis yerine Koramiral çağrıldı • Patlayıcıların Koç Müzesi'nde bulunmasının ardından, Emniyet Müdürlüğü'ne konuyla ilgili bilgi verilmesi gerekirken, askerlerin konudan haberdar edilmesinden sonra Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara konuyla ilgili bir ihbar mektubu geldi. Mektupta, bombaların Ergenekonculara ait olduğu iddia ediliyordu. Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral A. Feyyaz Öğütçü'nün olayın kapatılması için emir verdiği de iddialar arasındaydı, işte o mektupta yer alan iddialardan bazıları: "Rahmi Koç Müzesi'nde sergilenen denizaltının içerisinde, güvenlikçiler taralından 600 gram civarında TNT kalıplan ile fünyeler bulundu. Müze polis bölgesinde olmasına rağmen, Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü'ye haber verildi, Öğütçü'nün talimatıyla askeri personel konuyu adli mercilere haber vermeden patlayıcıları Beykoz'daki SAT'a ait eğitim alanında imha etti. Öğütçü, emrindeki kişilere, patlayıcılar hakkında herhangi bir işlem yapılmaması emrini verdi. Patlayıcıların deniz altının faaliyette olduğu dönemden kalmış olabileceği yönünde rapor yazmalarını da istedi. İmha işleminin nedeni ise Ergenekon'a ait patlayıcılarının adli mercilerin eline geçmesini önlemekti." Bu ihbar mektubu üzerine müze yetkilileri ile görüşen emniyet güçleri, ihbar teyit edecek bilgi ve belgelere ulaştı. Müze yetkilileri patlayıcıları Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yetkililerine tutanak ile teslim ettiklerini belirtti. Polis, müze yetkililerinin ifadesini aldıktan sonra tutanaklara el koydu.

Bombayı özel olarak koydular • Poyrazköy kazılan ve Tarafın konuyu kamuoyuna duyurmasının ardından ilginç bir gelişme daha yaşandı. Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, 9 Temmuz 2009'da Koç Müzesi'nde keşif çalışması yaptı. Keşfin ardından da bir rapor hazırladı, Öz raporunun sonuç bölümüne, "Bombaların Denizaltı faaliyetteyken unutulduğu" yönünde askerin hazırladığı rapora inanmadığını belirten şu bilgilere yer verdi: "Patlayıcılar kolaylıkla bulunamayacak bir yere saklanmış. Günlük yaşam koşullarında unutulması mümkün değil. Basit bir işlem ile kullanıma hazır hale getirilebilir."

Patlayıcıların tesadüfen bulunduğu açıklanmıştı • 2009 yılı Mayıs ayında Koç Müzesi’nde sergilenen ULUÇ ALİ REİS Denizaltısı'nda 1960 yılına ait Amerikan menşeli patlayıcı ve TNT kalıplarının tesadüfen bulunduğu ortaya çıkmıştı. Gemide bulunan mühimmat gazetelere şu şekilde yansımıştı: Amerikan meşeli 2 adet 100 gr. TNT içeren burgu fişeği, 1 adet 1 libre TNT kalıbının ikiye bölünmesi sonucu elde edilmiş, bir buçuk libre patlayıcı kalıbı, 160 cm portakal renkli eski saniyeli fitil ve altı adet mekanik fünye.

Olay Koç Grubu'nu şok etmiş Ergenekon savcılarının devreye girmesi ikinci şok olmuştu • Ergenekon Savcıları Poyrazköy’de çıkan mühimmatlar sonrası geniş çaplı bir inceleme başlatmışlardı. İnceleme Deniz Kuvvetleri’nin içine doğru ilerlemiş, bu çerçevede 8 Albay sorgulanmıştı. Deniz Kuvvetleri Askeri savcılığı da bazı muvazzaf subayların evlerinde ve bürolarında aramalar yapmıştı. Müzede mühimmatların bulunması Koç Grubu’nda şok etkisi yaratmıştı. Facia yaşanmaması tek teselli unsuruydu. Ancak Koç Grubu Ergenekon Savcıları’nın keşfiyle yeni bir şok yaşamıştı.

Ergenekon savcılarını şüphelendiren gelişmeler..

Patlayıcılar polise haber verilmesi gerekirken askerlere haber verilmiş ve Ergenekon soruşturmasında adı geçen Ali Feyyaz Öğütçü patlayıcıları aceleyle imha ettirmişti • Bombaların bulunmasının ardından ilginç bir gelişme yaşanmış, sivil alanda bulunan bu patlayıcılarla ilgili bilgi, İstanbul Emniyet’ine bildirilmesi gerekirken, müze yetkilileri adı Ergenekon soruşturmasında geçen Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Ali Feyyaz Öğütçü'yü haberdar etmişti. Müzeye gelen askeri yetkililer incelemenin ardından patlayıcıları Beykoz SAS Grup Komutanlığı’na götürmüş ve Öğütçü’nün emriyle, 17 Kasım 2008 günü eğitim sahasında infilak ettirilerek imha etmişti.

Bir ihbar maili ve bir sanığın bilgisayarındaki plan: Ergenekon, müzede öğrencilere bombalı saldırı planladı • Ergenekon savcısı Zekeriya Öz'ün Rahmi Koç Müzesi'nde yaptığı keşfin sebebi tartışılırken, önemli bir iddia gündeme gelmişti. İddiaya göre Ergenekon Terör Örgütü, 'müzeyi gezen öğrencilere bombalı saldırı' düzenlemeyi planlamıştı. Gözaltına alınan bir şüphelinin bilgisayarında bulunan plana göre, 'denizaltıya yerleştirilen TNT kalıpları, öğrencilerin müzeyi ziyareti sırasında patlatılacaktı'. Ancak bombalar geçtiğimiz yıl bulunmuş ve imha edilmişti.

Levent Bektaş‘Malzeme operatöre ulaştı müzeye ziyaretçi artırılsın’ • ‘Binbaşı Bektaş’ta yakalanan 3 No'lu CD’nin içerdiğindeki şifreli bir belgede Koç Müzesi’nde öğrencilerin ziyareti sırasında yapılacak eylemin planları bulundu. Ergenekon Terör Örgütü iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında Sütlüce’deki Rahmi Koç Müzesi’nde demirli Uluç Ali Reis Denizaltısı’nda Ergenekon savcısı Zekeriya Öz ve Terörle Mücadele Polislerince yapılan 1 saatlik keşfin ayrıntıları ortaya çıkmaya başladı. Uluç Ali Reis Denizaltısı’nın santral dairesinde 14 Kasım 2008 günü tesadüfen bulunan patlayıcılarla ilgili kan donduran ihbarda iddia edilen eylemin ayrıntılı planları Ergenekon tutuklusu emekli Deniz Binbaşı Levent Bektaş’ın evinde çıktı. ‘Ergenekon 200-300 öğrencinin ziyareti sırasında bombalı saldırı yapacaktı’ ihbarını doğrulayan plan, emekli Binbaşı Bektaş’ta yakalanan 3 No'lu CD’nin içinden çıktı. CD’deki dosyalardan birinde şifrelenerek gizlenen çocuk katliamı ile ilgili belgede ‘Koç Müzesi’ne konulmak üzere gönderilen malzeme operatöre ulaştırıldı. Müzenin ziyaretçilerini arttıralım. Okullarda tanıtım reklam ve organizasyon faaliyetleri yapılarak ziyaretçi yoğunluğunun en fazla olduğu zamanı belirleyelim. Öğrenciler Projelerin en önemli parçası operasyon tarihini teyit edelim’ cümlelerine rastlandı.

Amaç kargaşa ortamı oluşturmak • Şifreli belgedeki plan ve amacı için ise şu değerlendirme yapıldı: ‘300 kişilik öğrenci gurubunun müzeyi ziyaretleri esnasında, patlayıcılar patlatılacak ve ortalık kan gölüne dönecek. Meydana gelen saldırıdan hükümet sorumlu tutulacak. Faillerin yakalanamaması insanları gerecek. Toplumda bir kargaşa ortamı doğacak ve hükümet bunun hesabını veremeyecek.’ Ancak bu plan, Denizaltı’da rehber olarak çalışan emekli astsubayın 60 gr. TNT kalıbı, 20 fitil ve 10 adet fünye’yi tesadüfen bulmasıyla amacına ulaşamamıştı.

İhbar emaili ile diğer bulgular örtüştü

Soruşturmayı genişletin talimatı • Poyrazköy cephaneliği ve ‘cunta planını’ ortaya çıkaran e-posta ihbarı ile Ergenekon tutuklusu emekli binbaşı Levent Bektaş’ta çıkan belgelerdeki ‘bombalı’ saldırı planının örtüşmesi üzerine Savcı Zekeriya Öz harekete geçti. Savcı Öz, Ata Evleri kapsamında soruşturulan ve denizaltıdaki bombaları polis bölgesi olmasına rağmen polise haber vermeden kriminal inceleme yaptırmadan imha ettiren Koramiral Ali Feyyaz Öğütçü ve ‘cunta’ planında yer alan Koramiral F.İ hakkındaki soruşturulmanın genişletilmesi talimatı verdiği öğrenildi. Savcı Öz’ün Ergenekon ile ilişkisini saptayarak Genelkurmay Askeri Savcılığı’na isimlerini ilettiği ve askeri savcılıktan haklarında işlem yapılmasını talep ettiği muvazzaf askerler arasında Koramiral A.F.Ö. de vardı. Koramiral A.F.Ö., Deniz Kuvvetleri’ndeki yapılanmanın yöneticisi olarak suçlanıyordu.

300 çocuğu katledeceklerdi • Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı ekibinin liderliğini yapan Zekeriya Öz, 10 Temmuz günü Haliç Sütlüce’deki Rahmi Koç Müzesi’ne giderek burada demirli bulunan Uluç Ali Reis Denizaltısı’nda yaklaşık bir saat süren bir keşif çalışması yaptı. Öz’ün polis eşliğinde yaptığı keşfe neden olan ihbar mektubunda, Poyrazköy cephaneliği ile ilgili tutuklanan subayların 200-300 kişilik öğrenci grubunun ziyareti sırasında Uluç Ali Reis Denizaltısı’nda bombalı saldırı yapmayı planladıkları iddia edilmişti.

Askeri savcılığın dikkat çeken örtbas gayreti

Ergenekon savcılarının incelemesinde ortaya çıkardığı sarsıcı sonuç: TNT'lerin denizaltıda unutulması mümkün değil • İddialar üzerine savcılar, Deniz Askeri Savcılığı'na yazı yazarak TNT'ye ilişkin ne işlem yapıldığını sordu. Askeri savcılık, patlayıcının denizaltında daha önceden unutulmuş olduğunu, SAT komandolarına imha ettirildiğini ve soruşturmaya gerek olmadığını bildirdi. Bunun üzerine Ergenekon savcıları keşif kararı aldı. Yapılan incelemede TNT'nin denizaltıda unutulmasının mümkün olmadığı sonucuna varıldı.

Bombaları aldırıp imha ettiren Feyyaz Öğütçü'nün adı Ergenekon soruşturması kapsamındaki Karargah Evleri'nde geçiyor • Bombaların alınma emrini veren Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Ali Feyyaz Öğütçü'nün adının MİT'in hazırladığı Karargah Evleri belgesinde de geçtiği iddia ediliyordu. Ergenekon savcılarının, Karargah Evleri soruşturmasıyla ilgili Genelkurmay Askeri Savcılığı'na gönderdiği listede, Öğütçü'nün de adının bulunduğu öne sürülmüştü. İddiaya göre, Genelkurmay Başkanlığı'na ulaşan bu belgede Koramiral Öğütçü, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki organizasyonun yöneticisi olarak tanımlanıyordu. Poyrazköy'deki cephanelikler de, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'na ait askeri alanın hemen yanı başında bulunmuştu.

Koç Müzesi denizaltısında patlayıcı bulunması manşetlerimiz

(20 Kasım 2009, 10:15)

Ali Feyyaz Öğütçüresmi büyütmek için tıklayınFLAŞ!!! Bir şok plan daha: Gayrimüslimleri vur Müslümanları suçla
Poyrazköy'ün izini süren savcılar, Deniz Kuvvetlerindeki 41 kişilik özel cunta yapılanmasının gayrimüslimler üzerinden AKP'yi bitirmeye yönelik Mart 2009 tarihli Kafes Eylem Planı'nı ve cuntadaki subayları isim isim deşifre etti. Taraf gazetesinin yayınladığı korkunç içerikli Kontrgerilla planında geçen isimler arasında Ergenekon soruşturmasında ismi sık sık gündeme gelen Koramiral Ali Feyyaz Öğütçü'de var. Planda Ergenekon'da tutuklanan Yarbay Ercan Kireçtepe imzası var. Beş aşamalı planın amacı şöyle: Gayrimüslimler üzerinde korkutucu propaganda icra edilecek. AKP üzerindeki iç ve dış toplumun baskısı arttırılacak. Dört aşamalı planın hazırlık ve korku yaratma safhaları şunları öngörüyor: Gayrimüslimlerin isim, adres, okul, vakıf ve ibadethanelerinin belirlenmesi. Adalar'da yoğun güzergahlarda duvarlara tehdit içeren sloganlar yazılması. Tehdit telefonları açılması. Ergenekon tutuklusu Levent Bektaş'ta ele geçen film CD'sindeki şifreyi çözen savcılar Deniz Kuvvetleri'ndeki cuntanın 'Kafes Operasyonu Eylem Planı'nı ortaya çıkardı. Plana göre gayrimüslimlere suikast düzenlenecek, azınlıkların yaşadığı mahallelerde bomba patlatılacaktı. Bu eylemlerden dindarların suçlanması ve AKP üzerindeki dış baskının arttırılması hedeflenmişti. Poyrazköy kazıları sonrası ev ve iş yerinde arama yapılan Emekli Binbaşı Levent Bektaş'ın ofisinden ele geçirilen bir CD'de de inanılmaz bir plan yakalandı. CD'nin içeriğinde 'data stash' isimli bir programın yer aldığını gören uzmanlar, bu programın film, resim veya metin dosyalarının arkasına normal kullanıcılar tarafından görülmeyecek şekilde bilgi ve doküman saklandığını tespit ettiler. Dosyalar şifrelendiği için tüm çalışmalar bu boyuta kaydırıldı. Yapılan incelemeler sonucu bir film CD'sinin arkasına 'data stash' programı yardımı ile gizlenmiş, şifreli bir dosya tespit edildi. Profesyonel bir biçimde gizlenen ve şifrelenen bu dosya uzman ekiplerin uzun süren çalışmaları sonucu açıldı ve içinden 'Kafes Eylem Planı' isimli dokümana ulaşıldı.

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan emekli Binbaşı Levent Bektaş'ın ofisinde ele geçirilen bir film CD'sinin içerisine şifrelenerek gizlenen "Kafes Operasyonu Eylem Planı" gayrimüslimlere yönelik korkunç planlan gözler önüne serdi. Plana göre AKP üzerinde iç Levent Bektaşve dış baskıyı artırmak için Türkiye'de yaşayan gayrimüslimlere suikast düzenlenecek, azınlıkların yaşadığı mahallelerde bomba patlatılacak.

41 kişilik özel yapılanma • Deniz Kuvvetlerindeki 41 kişilik hücreden oluşan özel Operasyon Gücü Komutanlığı tarafından hazırlanan planda Ergenekon'da tutuklanan Yarbay Ercan Kireçtepe imzası var. Beş aşamalı planın amacı şöyle: Gayrimüslimler üzerinde korkutucu propaganda icra edilecek. AKP üzerindeki iç ve dış toplumun baskısı arttırılacak.

4 aşamalı eylem planı • Planın hazırlık ve korku yaratma safhaları şunları öngörüyor: Gayrimüslimlerin isim, adres, okul, vakıf ve ibadethanelerinin belirlenmesi. Adalar'da yoğun güzergahlarda duvarlara tehdit içeren sloganlar yazılması. Tehdit telefonları açılması.

Gayrimüslimleri vurup AKP'yi bitireceklerdi • Ergenekon tutuklusu Levent Bektaş'ta ele geçen film CD'sindeki şifreyi çözen savcılar Deniz Kuvvetleri'ndeki cuntanın "Kafes Operasyonu Eylem Planı'nı ortaya çıkardı. Plana göre gayrimüslimler vurulup dindarlar suçlanacak, AKP üzerindeki dış baskı arttırılacaktı.

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan emekli Binbaşı Levent Bektaş'ın ofisinde ele geçirilen bir film CD'sinin içerisine şifrelenerek gizlenen "Kafes Operasyonu Eylem Planı" gayrimüslimlere yönelik korkunç planlan gözler önüne serdi. Plana göre AKP üzerinde iç ve dış baskıyı artırmak için Türkiye'de yaşayan gayrimüslimlere suikast düzenlenecek, azınlıkların yaşadığı mahallelerde bomba patlatılacak. Plan, Ergenekon kapsamında tutuklanan beniz Yarbay Ercan Kireçtepe tarafından hazırlandı. Eylemlerin ise çoğu Ergenekon soruşturmasında tutuklu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda görevli muvazzaf ve emekli subaylar tarafından gerçekleştirileceği belirtiliyor. Hangi subayın hangi hücrede olduğu planda aynim olarak yer alıyor. Son iki hafta içinde Ergenekon savcıları tarafından ifadeleri alınan 27 subayın bu planla ilgili sorgulandığı belirtiliyor. Mart 2009 tarihli "Kafes Operasyonu Eylem Planı"nın "Genel" bölümünde "Rahip Santaro, Malatya Zirve Yayınevi ve Hrant Dink operasyonları sonrasında Türkiye'de yasayan gayrimüslimlerin irticai grupların hedefinde olduğu yönünde kamuoyu oluşmuş, ancak AKP tarafından karşıt medyanın da desteğiyle söz konusu olayların Ergenekon tarafından organize edildiği şeklinde yoğun propaganda faaliyetlerinde bulunulmuştur" deniyor.

Biz yapacağız AKP'nin üstüne atacağız • Planda bu durumun tersine çevrilmesi için "gayrimüslimler üzerinde korkutucu propagandanın icra edileceği" vurgulanıyor ve şöyle deniyor, "Özel Operasyon Gücü Komutanlığı tarafından Ergenekon Davası'nda tutuklu bulunanlara destek vermek, AKP ve yandaşlarının karşı psikolojik harp faaliyetlerini etkisiz kılmak, gündemi değiştirerek hedef saptırmak, teşkilatın moralini yükseltmek ve kamuoyunun desteğini kazanmak maksadıyla; gayrimüslimler üzerinde korkutucu propaganda icra edilecek ve söz konusu faaliyetler kaynağı bakımından kara propaganda ile AKP ve AKP'ye destek veren diğer şer odaklarınca icra edilmiş gibi gösterilecektir."

4 aşamalı plan • Planda operasyonun "Hazırlık", "Korku oluşturma", "Kamuoyu oluşturma" ve "Eylem" olmak üzere dört safhadan oluştuğu belirtiliyor.

1) Hazırlık safhasında yapılacaklar şöyle sıralanıyor: Gayrimüslim nüfusun isim ve adresleri belirlenecek, Gayrimüslimlere ait gazete, dergi vb. abone listeleri elde edilecek, Gayrimüslimlere ait eğitim kurumların öğrenci, veli ve çalışanların listeleri tespit edilecek, Gayrimüslimlere ait vakıf ve ibadethanelerin cemaat listeleri elde edilecek, Gayrimüslimlerin dini bayram/önemli günlerinin ve nerelerde ayin/tören düzenledikleri tespit edilecek, Eyleme uygun gayrimüslimlerin mezarlıkları belirlenecek.

2) Eylemin 'Korku oluşturma' safhasında ise şunların yapılması planlanıyor: Tesbit edilen Agos gazetesi abonelerinin listeleri paylaşım siteleri ve irticai web siteleri başta olmak üzere internet ortamında yayınlanacak, Agos gazetesi abonelerine tehdit telefonları açılacak ve tehdit mektupları gönderilecek, Adalar bölgesindeki yoğun güzergahlardaki duvarlara tehdit içerikli sloganlar yazılacak, Abone listeleri çoğaltılarak, adalarda yasayan vatandaşların kolaylıkla görebilecekleri bölgelere bırakılacak, Medya ve internet siteleri kullanılacak.

3) Planın 'Kamuoyu oluşturma' safhasında yapılacaklar da şöyle sıralanıyor: Abone listelerinin ulusal basında yayınlanması ve haber yapılması sağlanacak,  Konu hakkında köşe yazılan yazdırılacak, Tanışma programlarında konuya yer verilecek ve AKP Hükümetinin vurdumduymazlığı ele alınacak, 6-7 Eylül olayları. Varlık Vergisi haberleri gibi konulara medyada tekrar tekrar yer verilecek, AKP karşıtı web siteleri artırılarak faaliyetleri yoğunlaştırılacak, Azınlıklar lehine faaliyet gösteren web siteleri içerik yönünden desteklenecek, Mevcut sitelere ilave olarak "www.tehditaltindayiz.com", "www.agosasahipcikalim.com" vb. adlarla yeni web siteleri oluşturulacak, belirlenen temalar doğrultusunda yayınlar yapılacak ve bu siteler etkin şekilde tanıtılacak, Kaynağı AKP ve yandaş gruplara aitmiş izlenimi verilen web siteleri kurularak, söz konusu sitelerin gerekli tanıtımları yapılacak ve dini içerikli yayınlar arasına Agos gazetesi başta olmak üzere, azınlıklara ait medya unsurlarını hedef gösteren mesajlar serpiştirilecek, İcra edilen eylemlerin suçlusu olarak AKP ve irticai gruplar gösterilerek, kaynağı hakkında "kara propaganda" icra edilecek.

4) Son safha Eylem bölümünde suikastler yapılacak bombalar atılacak: Planın en ürkütücü bölümü ise "eylem" bölümünde yer alıyor: Adalar bölgesindeki çeşitli mahallelerde bomba patlatılacak, Azınlık haklarını hararetle savunma konusunda Ön plana çıkmış kişi/kişilere suikast düzenlenecek, Agos gazetesi civarı gibi belirlenen yerlere ses bombalan konacak, Birçok yere şüpheli paket bırakılıp, ihbar edilerek güvenlik güçleri meşgul edilecek, Adalarda vapur seferi düzenlenen iskelelerde bombalı eylemler düzenlenecek, Gayrimüslimlere ait mezarlıklara yönelik olarak sansasyonel eylemler icra edilecek, Tanınmış gayrimüslim işadamı ve sanatçılardan belirlenen bir ya da birkaçı kaçırılacak, Gayrimüslim nüfusun yoğun bulunduğu bölgelerde sık aralıklarla araç, ev ve işyeri kundaklanacak, İstanbul ve İzmir gibi gayrimüslimlerin yoğun olarak yaşadığı illerde de benzeri eylemler yapılacak, İcra edilen sabotaj, adam kaçırma, suikast eylemleri özel plan hücre lideriyle kurulacak koordineyi müteakip, belirlenecek irticai örgütler adına üstlenilecektir.

Başbakan Erdoğan planda 'düşman unsur' • Planın "Düşman Unsurlar" bölümünde şöyle deniyor: Başbakan Erdoğan'ın Davos'ta yaptığı çıkış, taraftarlarından yoğun destek gördü. Ama yerel seçimde başarısız oldular.

'Kafes Eylem Planı'nın akıl almaz detayları • Taraf'ın haberine göre 21 Nisan 2009 tarihinde Beykoz Poyrazköy'deki kazılarda bulunan mühimmatın ardından denizci subaylara yönelik başlayan tutuklamaların sırrını "Kafes Operasyonu Eylem Planı" ortaya çıkardı. Beykoz Poyrazköy'deki mühimmatın bir kısmı 3 Şubat 2009 tarihinde Kaynarca Köyü Hocaoğlu Mevkii ormanlık arazide köylülerin bir araçla birlikte şüpheli birtakım kişileri görüp jandarmaya haber vermesiyle bulundu, jandarma, köylülerden gelen bilgi üzerine vakit geçirmeden harekete geçti. Köylülerin İhbar ettiği bölgede tornavidalarla işaretlenmiş bir ağacın altında yeni kazılmış toprak yığınına rastlandı. Jandarmanın yaptığı inceleme ve kazı çalışmaları sonucu su termosu içerisinde gizlenmiş 27 adet TNT kalıbı (her biri yaklaşık 500 gr. civarında), 100 gr C4 patlayıcı, 155 cm infilaklı fitil. Üç adet elektrikli fünye ve bir adaptör bulundu.

Hücre, eylem İçin Göktaş'tan haber bekliyordu • Bu olayın üzerinden yaklaşık 25 gün sonra (29 Şubat 2009) Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara gelen bir ihbar mektubunda, Beykoz'da Jandarma tarafından bulunan mühimmatın Ergenekon tutuklusu Emekli Albay Levent Göktaş'a bağlı. Emekli Binbaşı Levent Bektaş, Yarbay Ercan Kireçtepe, Binbaşı Erme Onat, Binbaşı Eren Günay ve Yarbay Mustafa Turhan Ecevit'ten oluşan bir hücreye ait olduğu iddia edildi. Bu ekibin eylem için Göktaş'tan haber beklendiği de ihbar mektubundaki iddialar arasındaydı.

Dalanın bilgisi dahilinde patlayıcı gömüldü • Bu bilgiler doğrultusunda çalışmalarını derinleştiren emniyet güçlerine, 1/4 Nisan 2009 tarihinde başka bir ihbar mektubu daha geldi, ihbar mektubunda, Emekli Binbaşı Levent Bektaş, Yarbay Ercan Kireçtepe, Binbaşı Erme Onat, Binbaşı Eren Günay, ve Yarbay Mustafa Turhan Ecevit'ten oluşan hücre tipi illegal yapının, Göktaş'ın serbest bırakılmaması durumunda, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara yönelik bir suikast planı yaptıkları anlatılıyordu. Ayrıca bu kişilerin SAT Komutanlığı'nın arkasında bulunan Bedrettin Dalan'a ait araziye Dalan'ın bilgisi dahilinde çok sayıda silah ve patlayıcı gömdükleri de mektupta İddia edilmişti. Silah ve mühimmatın gömülü olduğu yerler de tarif edilmişti. Emniyet güçleri aldıkları mahkeme kararıyla birlikte 21 Nisan 2009 tarihinde belirtilen arazide arama ve kazı çalışmalarına başladı. Kazı çalışmalarına emniyet güçlerinin yanı sıra, Jandarma yetkilileri ve İstanbul Üniversitesi "nden üç akademisyen de katıldı. Akademisyenler, yerin 30 metre altını gösterebilen jeoradar isimli cihaz ile arama yaptılar. 21 nisanda başlayan kazı çalışmaları bir hafta sonra bitirildi. Kazı çalışmaları sonucu Poyrazköy'de 15 adet dolu, yedi adet boş lav silahı, 450 gr. C4 patlayıcı madde, 14 adet el bombası, 45 adet sis bombası, yedi adet hakem bombası, 23 adet İşaret fişeği, beş adet bombalı bubi tuzağı, 38 metre saniyeli fitil, 30 metre İnfilak fitili, 24 adet fünye, üç adet gösteri bombası, yaklaşık 3000 adet fişek bulundu. Ardından ele geçirilen mühimmat ve silahlarla ilgili olarak şüphelilerin ev ve iş yerlerinde arama yapıldı ve 2/4 Nisan 2009 tarihinde Levent Bektaş, Ercan Kireçtepe, ve Erme Onat, 27.04.2009 tarihinde Eren Günay, 27.05.2009 tarihinde ise yurtdışı görevinde bulunduğu için gözaltına alınamayan Mustafa Türkan Ecevit tutuklandı.

Bir ihbar mektubu daha geldi • 23 Mayıs 2009 tarihinde bir TSK mensubu tarafından savcılara bir ihbar mektubu daha gönderildi. Mektupta Kurmay Albay A. T. liderliğinde, Astsubay Kıdemli Başçavuş H. C., Astsubay Kıdemli Başçavuş S. D. ve Astsubay Kıdemli Başçavuş F. A'nın tutuklanan Deniz subayları ile aynı illegal yapıda yer aldığı iddia edildi. Bu kişilerin ev ve İş yerlerinde Ergenekon hakkında çok önemli belgeleri sakladıkları da mektuptaki iddialar arasındaydı. 28 Mayıs 2009 tarihinde söz konusu kişilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda İddia edilen Ergenekon hakkında çok sayıda bilgi ve belgeye ulaşıldı. Astsubay H. C. ile BTP Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Ağar arasındaki İlişkileri ortaya koyan çok önemli dokümanların da bu aramalarda ele geçirildiği de iddia edilmişti. Patlayıcıların bulunduğu dönemde H.C., F. A. ve S. D'nin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Asker Savcılığı tarafından gözaltına alındığı ancak herhangi bir cezai müeyyide uygulanmadan serbest bırakıldığı da iddialar arasındaydı.

Albay, Perinçek'in internet grubuna üye • 23 Mayıs 2009 tarihinde yine bir başka subay tarafından gönderilen ihbar mektubunda ise Deniz Kurmay Kıdemli Albay Şafak Yürekli, Deniz Kur. Kd. Alb. Mert Yanık, Deniz Kur. Kd. Alb. Dora Sungunay, Deniz Kur. Kd. Alb. Muharrem Nuri Alacalı. Deniz Kur. Kd. Alb. Levent Görgeç, Deniz Kur. Kd. Alb. Tayfun Duman, Deniz Kur. Kd. Alb. I. Koray özyurt ve Emekli Deniz Albay Aydın Ortabaşı'nın Ergenekon bağlantısı olduğu iddiası detaylı bir şeklinde anlatıldı. 28 Mayıs 2009'da bu şahıslarında ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda da çok sayıda Ergenekon belgesinin ele geçirildiği iddia ediliyor. Albay Yürekli'nin, Doğu Perinçek'in İnternet ortamındaki faaliyetleri kapsamında kurulmuş olan "Aydınlık Gelecek Harekeli" isimli internet grubuna üye olduğu ortaya çıkarıldı. Ayrıca Yürekli ve Sunguray'ın, DHKP/C örgütü ile irtibatlarını deşifre eden çok önemli belgelere el konulduğu da iddialar arasında.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği İle bağlantılar • Yapılan aramalarda ayrıca Koramiral K. S., Albay M. Y., 2009 YAŞ kararlan ile tuğamiralliğe terfi ettirilen L. G. ve emekli Albay A. O'nun, Çağdaş Yaşamı Destekleme Demeği ile irtibatı olan bağlantılarını İçeren belgeler ortaya çıkarıldı. ÇYDD'den burs alan kız öğrencileri, genç teğmenlerle irtibata geçirerek teğmenleri Ergenekon terör örgütü adına kullandıkları iddia ediliyordu. Bu iddiayla ilgili savcıların elinde belge ve bilgi olduğu da belirtiliyor.

Teğmenler suikast hazırlığındaydı • Tüm bu gelişmeler yaşanırken, 18 1 Temmuz 2009'da Gölcük Donanma: Komutanlığı'nda görevli teğmenlerde ilginç belge ve bilgiler ele geçirildi. Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin ATAÇ ve dönemin Donanma' Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit'e teğmenlerin suikast planı yaptıkları İddia ediliyordu. Teğmenlerin evinde 500 gr civarında Datasheet patlayıcı ele geçirildi. Teğmenler ile ÇYYD'den burs alan kızların gizli çekilmiş özel görüntüleri de yapılan aramalarda ele geçirildi. Ardından da gözaltına alınan teğmenler tutuklandı.

Şifreleme yapıldığından şüphelenen savcılar incelemeyi derinleştirince Kafes Eylem Planı ele geçirildi • Poyrazköy kazıları sonrası ev ve iş yerinde arama yapılan Emekli Binbaşı Levent Bektaş'ın ofisinden ele geçirilen bir CD'de de inanılmaz bir plan yakalandı. CD'nin içeriğinde "data stash" isimli bir programın yer aldığını gören 1 uzmanlar, bu programın film, resim veya metin dosyalarının arkasına normal kullanıcılar tarafından görülmeyecek şekilde bilgi ve doküman saklandığını tespit ettiler. Dosyalar şifrelendiği için tüm çalışmalar bu boyuta kaydırıldı. Yapılan incelemeler sonucu bir film CD'sinin arkasına "data stash" programı yardımı ile gizlenmiş, şifreli bir dosya tespit edildi. Profesyonel bir biçimde gizlenen ve şifrelenen bu dosya uzman ekiplerin uzun süren çalışmaları sonucu açıldı ve içinden "Kafes Eylem Planı" İsimli dokümana ulaşıldı.

İşte isim isim Deniz Kuvvetlerindeki cuntanın listesi • Taraf'ın haberine göre Emekli Binbaşı Levent Bektaş'la ele geçen "Kafes Operasyonu Eylem Planında eylemleri gerçekleştirecek Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndaki subayların listesi de bulunuyor. Plana göre büyük bir bölümü Ergenekon kapsamında tutuklanan subaylardan "eylem hücreleri" oluşturulmuş. Hücrelerin en başında "Danışma Kurulu" bulunuyor. Danışma Kurulu, İki koramiral M bir tuğgeneralden oluşuyor. İşte Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndaki cunta yapılanması:

Danışma Kurulu: Kora. Ali Feyyaz Öğütçü: Başkan, Kora. K. S.: Başkan Yardımcısı, Tuğa. M. F. İ: Üye-Özel Operasyon Komutanlığı, Dz. P. Kur. Kd. Alb. M. H: Özel Operasyon Gücü Komutanları, (E) Dz. Bnb. Levent Bektaş: Özel Plan Hücre Lideri (Tutuklu)

Marmara Bölge Komutanlığı: Dz. Yb. Ercan Kireçtepe Marmara Bölge Komutanı (Tutuklu), Dz. Bnb Emre Onat: 1. Hücre Lideri (Tutuklu), Y/S Kd.Bçvş. Halil Cura: 1. Hücre Elemanı (Tutuklu), Tls. Kd. Bçvş. Sadettin Doğan: 1. Hücre Elemanı (Tutuklu), Eln. Bçvş. D.E: 1. Hücre Elemanı, Dz. İşçi T.V.A.: 1. Hücre Elemanı, Dz. Kur. Kd. Bnb. Emre Sezenler: 2. Hücre Lideri (Tutuklandıktan sonra serbest bırakıldı), Dz. Kd. Bnb. Emre Günay: 2. Hücre Elemanı (Tutuklu), Shh. Kd. Bçvş. H.D.: 2. Hücre Elemanı, Eln.Kd. Bçvş. Feridun Arslan: 2. Hücre Elemanı (Tutuklu), Eln. Bçvş. İ. B.: 2'inci Hücre Elemanı

Ege Bölge Komutanlığı: Dr P- Kd. Alb. M.S: Ege Bölge Komutanı, Dz. Kd. Alb. Levent Gülmen: 1. Hücre Lideri (Ergenekon'a ait belgeleri imha ettiği iddia edilmişti), Dz. P. Kd. Bnb. Erbay Çolakoğlu: 1. Hücre Elemanı (Gözaltına alınmıştı), Dz. Bnb. A. A. S: 1. Hücre Elemanı, Dz.Yzb. B. A: 1. Hücre Elemanı, Dz. Ütğm. B.Ç: 1. Hücre Elemanı, İsth. Kd. Bçvş. S.E: 1. Hücre Elemanı, Mot.Kd. Bçvş. M.A.: 1. Hücre Elemanı, Bçvş. E.T: 1. Hücre Elemanı, Rad. Üçvş. T.Ö: 1. Hücre Elemanı, 1 Dz. Kur. Yb. H. Ö: 2. Hücre Lideri, Dz. Bnb. G. Y.: 2. Hücre Elemanı, Dz. Kd. Yzb. Ü.Ö.: 2. Hücre Elemanı, Dz. Yzb. B.K.: 2. Hücre Elemanı, Tls. Kd. Bçvş. D. M.: 2. Hücre Elemanı, Rad. Kd. Bçvş. H. E.: 2. Hücre Elemanı, Kaz. Kd. Bçvş. M.I.: 2. Hücre Elemanı, Top. Bçvş. A. B: 2. Hücre Elemanı

Karadeniz Bölge Komutanlığı: Dz. Yb. I. Z. T.: Karadeniz Bölge Komutanı, Dz.Yb. İ.L.O.: 1. Hücre Lideri, Dz. Kur. Bnb. Ö.E.: 1. Hücre Elemanı, Dz. Bnb. M. F.: 1. Hücre Elemanı, İsth. Kd. Bçvş. T. D.: 1. Hücre Elemanı, İda. Bçvş. M. A.: 1. Hücre Elemanı, POT. Kd. Bçvş. M. K.: 1. Hücre Elemanı.  (Mehmet Baransu, Taraf)

Kadir SağdıçHerkes onu arıyor.. Bu parafın sahibi kim? • Ortaya çıkan, Mart 2009 tarihli 'Kafes Operasyonu Eylem Planı' ile ilgili olarak iki soru kamuoyunu meşgul ediyor. Birincisi, belgenin üzerine el yazısı ile yazılan notta adı geçen 'Kadir Paşa' Tüm amiral Kadir Sağdıç mı? (Genelkurmay web sitesinde yer alan askeri şura kararları terfi listelerinde 2006'dan bu yana Kadir isimli başka bir general bulunmuyor.) İkinci ve daha önemli soru ise bu skandal belgeyi parafe eden üst komutan kim?

Kadir Paşa koordine etsin • 20 Kasım 2009: Kafes kod adlı planın üzerinde el yazısıyla yazılan 'Kadir Paşa koordine etsin' notu dikkat çekiyor. Planda yer alan bilgilere göre hücrelerin başında bulunan Danışma Kurulu'nun iki numarası Koramiral K.S. Söz konusu komutan daha önce internete düşen ses kaydı ile gündeme gelmişti. 9 Mart 2009 tarihinde internete düşen ses kaydında K.S. şu ifadeleri kullanmıştı: "Bizde bir devlet yapısı var, hiç bunların Osmanlı dönemindeki gibi ümmet sistemiyle alakası yok. Maalesef ordunun her 20-25 yılda bir siyasilerin elinde yozlaşan sistemi tekrar rayına oturtmak uğruna müdahalesiyle oluştu bunlar. Biz sıkı bir şekilde durup aydınlanma, ileriye gitme yönünde devlet sistemini ayakta tutmak için iç misyonumuzun da birinci öncelikli olarak görevimizin başında olduğumuzu hissettirmek durumundayız. Keşke Lüksemburg gibi, Almanya gibi etrafında sıkıntıları olmayan bir bölgede bulunsaydık da, ayrıca rönesans reform sürecini 5 asır geçip, birey olarak siyasi haklarımızı şoför de olsak, deniz subayı da olsak, profesör de olsak eşit kullanabilme olgunluğunda olsaydık da biz Silahlı Kuvvetler olarak sadece dış tehditlerle ilgilenseydik. Ama durum bu değil."

Şahin’in S-1 suikast planları ‘Kafes’in bir parçası çıktı • İbrahim Şahin’in suikast planları ve S-1 timlerinin ‘Kafes Operasyonu’nun bir parçası olduğu belirlendi. Plan çerçevesinde 8 ilde yaşayan azınlıkların haritası çıkarılmış. Kafes Eylem Planı’nı hazırlayan Deniz kuvvetleri içinde yapılanmış cuntanın Türkiye’nin azınlık haritasını da çıkardığı belirlendi. Harita üzerinde azınlıkların İbrahim ŞahinLevent Bektaşyaşadığı yerlerin şehir şehir ayrıntılarıyla not edildiği öğrenildi. Plan çerçevesinde 8 ayrı ilde ayrıntılı adres tespiti yapılırken, Türkiye genelindeki azınlıklara ait ibadethanelerin adres tespitlerinin de yapıldığı öğrenildi. Özellikle tüm Ermeni okulları ve cemaatlerinin yakın takibe alındığı iddia ediliyor.

SAT Komandoları ve Özel Harekatçılar • Poyrazköy soruşturmasında tutuklanan emekli Binbaşı Levent Bektaş’ta ele geçen “2006 ADALAR ABONE LİSTESİ.xls” isimli dosya incelendiğinde Kınalı, Büyük, Burgaz ve Heybeli adıyla dört sayfa bulunduğu, Kınalı sayfasında Rakel Dink’in adı ve adresi ile 187 kişinin ve 2 bayinin isim ve adreslerinin ayrıntılı bir şekilde not edildiği ifade edildi. Planların ilerleyen aşamalarında belirlenen adreslere tehdit mektupları gönderilerek korku ortamının doğmasının sağlanmasının hedeflendiği öğrenildi.

Şahin'in S-1'leri Kafes'in tetikçisi • Bektaş’ta ele geçen Kafes Planı, Poyrazköy’deki SAT komandolarına ilişin soruşturmayla, lav silahlarıyla yakalanıp tutuklanan Emniyet Özel Harekat Dairesi eski Başkanvekili İbrahim Şahin’in S1-S2 suikast timleri arasında bağlantı kurulmasını sağladı. Bektaş’ta ele geçen ‘2006 ADALAR ABONE LİSTESİ’nin aynısı Şahin’e azınlıklarla ilgili istihbarat sağlayan Ergenekon sanığı Fatma Cengiz’de de bulundu. Bektaş’taki belge 31.5.2006 günü saat 15.34’te, Cengiz’dekinin de aynı gün 18.34’te oluşturulduğu ve ikisinin de ‘yazan’ bilgisinin ‘Agos’ olduğu belirlendi. Ergenekon sanığı Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili Şahin’den çıkan suikast planlarının Kafes planın hedefleri doğrultusunda hazırlandığı, S1, S-2 timlerinin de bu planların bir parçası olduğu öğrenildi.

Yollar Amiral Ali Feyyaz Öğütçü'ye çıkıyor • Kafes suikastlerini gerçekleştirecek subayların listesinin de bulunduğu belgede, ilk sırada emekli Koramiral A.F.Ö.’nün yer alması dikkat çekti. Hücrelerin başında E. Kora. A.F.Ö., Danışma Kurulu Başkanı, Kora. K.S Başkan Yardımcısı, Tuğamiral M.F üye olarak yer alıyor. A.F.Ö, teğmenlerin ÇYDD’li kızlarla kontrol edilmesi, kara propaganda siteleri ve Koç Müzesi’ndeki bombaların imhası ile ilgili de gündeme gelmişti. (Star)

6-7 Eylül olayları mı tekrarlanmak isteniyordu?..

Plan uygulamaya konulmuş: Kurtuluş'ta azınlıklara ait evlere renkli etiket yapıştırıldı • Azınlıklara yönelik 'Eylem Planı'nın kısmen hayata geçirildiği ortaya çıktı. Eylül 2009'da İstanbul'daki Balıklı Rum Mezarlığı'ndaki mezar taşları tahrip edilirken ağustos ayında, Kurtuluş'ta azınlıklara ait evler fişlendi. Semtte yer alan Cumhuriyet Mahallesi Arpa Sokak'ta bazı evlerin üzerine renkli etiketler yapıştırıldı. 7 Ağustos'ta gerçekleşen ve faili bulunamayan bu olaydan bir gün sonra etiketler söküldü. O dönem faili meçhul olarak kalan bu eylem, azınlıklara korku salmaya yetti. Cumhuriyet Mahallesi Muhtarı Ahmet Günel ile muhtarlıkta aza olarak görev yapan Selami Melemşe'nin, bu olayın araştırılması yönündeki çabaları ise sonuç vermedi. Melemşe bu olayı gerçekleştirenlerin korku yaymak ve azınlıkları kaçırmak istediklerini belirtirken şu ifadeleri kullanmıştı: "Kim yaptıysa amacına ulaştı. Ortada delil yok ancak bir söylenti olarak kulaktan kulağa yayılıyor. Bu bölgenin seçilmiş olması basit ve hesapsız bir şey değil." (Zaman)

Bir uygulamada Üsküdar'da: Ermeni İlkokuluna tehdit mektubu • Plan çevresinde Üsküdar’da bulunan Ermeni cemaatine ait bir ilkokula Temel Malatyalı imzalı 2 sayfalık tehdit mektubu gönderildiği ortaya çıktı. Oldukça dikkat çekici bir isimle gönderilen mektupta Ermenilerin Türkiye’nin yanında olduğunu açıklayan açıklamalarda bulunmamaları durumunda “Türk ve Ermenilerin sayısının tabutları sayarak gösterecekleri” tehdidi yapıldı. Tehdit mektubundaki adres bölümüne “Karadeniz Mahallesi, Trabzon Caddesi Avcılar İstanbul” olarak geçmesi dikkat çekti. Temel ismi ile Hrant Dink ve Santora cinayetlerine, Malatyalı soyismi ile de Misyoner Katliamı’na gönderme yapıldığı ifade ediliyor. (Star)

54 yıl önce başarıyla uygulandı • Azınlıklara yönelik Kafes planı, 1955 yılında gerçekleşen 6-7 Eylül olaylarını akla getirdi. İstanbul Ekspres adlı gazete o gün "Atatürk'ün Selanik'teki evi bombalandı" manşetiyle çıktı. Haber kulaktan kulağa yayıldı. Gerginleşen ortamın akşamında Beyoğlu'ndaki bir dükkana yapılan saldırı, fitili ateşledi. Aniden toplanan kalabalık, Kumkapı, Samatya, Yedikule ve Beyoğlu civarındaki Rum, Ermeni ve Yahudilerin dükkanlarına saldırdı. Rum Ortodoks kiliseleri ateşe verildi. Resmi kaynaklara göre 4.214 ev, 1.004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel, bar gibi yerlerin bulunduğu 5.317 mekan talan edildi. Olayların ardından İstanbul'da sıkıyönetim ilan edilirken, içişleri bakanı istifa etti.

Adalarda yaşayan gayrımüslim vatandaşlar: Son aylarda yaşadıklarımız demek ki tesadüf değilmiş • Poyrazköy'de bulunan silah ve mühimmatla ilgili soruşturmada tutuklanan Levent Bektaş'ta ele geçirilen gayrimüslimlere yönelik saldırı planları Adalar halkını dehşete düşürdü. Adalar Belediyesi Başdanışmanı Raffi Hermon Araks, planı okurken tüylerinin diken diken olduğunu söyledi. Araks, gazeteye yansıyan bilgilerin aslında son aylarda rastladıkları ve münferit diye değerlendirdikleri olayların hiç de öyle olmadığını gösterdiğine dikkat çekti: "Heybeliada'da bulunan gayrimüslim vatandaşlarımızdan ciddi şikayetler gelmişti. Fakat münferit olaylardır gözüyle bakmıştık ama ortaya çıkan planlar gösteriyor ki bunlar birkaç kişinin basit saldırısı değil." Zeytinburnu'nda- ki Rum mezarlığında ise 90 mezarın tahrip edildiği ortaya çıktı.

Ada halkı dehşete düştü • Poyrazköy'de bulunan silah ve mühimmatla ilgili soruşturmada tutuklanan Levent Bektaş ile ele geçen gayrimüslimlere yönelik saldırı planları ada halkını dehşete düşürdü. Büyükadalara bomba etkisi yapan planlar, okuyanlar "Zaten son aylarda birtakım davranışlar seziyorduk. Planları okuyunca bize ne kadar büyük bir oyun oynanmak istendiğini dehşetle gördük." ifadeleriyle şaşkınlıklarını dile getiriyor. Gayrimüslimleri vurmayı, öldürmeyi, bombalamayı, korkutmayı, onların üstünde büyük bir baskı olduğu yolunda haberler yapmayı ve bütün bunları AK Parti'yi destekleyen Müslümanların üstüne atmayı hedefleyen plan, ada halkını şaşkına çevirdi. Adalar Belediyesi Başdanışmanı Raffi Hermon Araks, planı okurken tüylerinin diken diken olduğunu söylüyor. Gazeteye yansıyan bilgilerin aslında son aylarda rastladıkları, münferit diye değerlendirdikleri olayların hiç de öyle olmadığını gösterdiğini belirten Araks, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dört beş ay önce bana Heybeliada'da bulunan gayrimüslim vatandaşlarımızdan ciddi şikayetler gelmişti. Yazılı olarak belediyeye yapılan başvuruda kendilerinin yol ortasında taciz edildiğini ve korkutulduklarını söylemişlerdi. Benzer olaylara Kınalıada ve Büyükada'da da rastlamıştık. Fakat münferit olaylardır gözüyle bakmıştık ama ortaya çıkan planlar gösteriyor ki bunlar birkaç kişinin basit saldırısı değil."

6-7 Eylül olaylarının tekrarından korkuyoruz • Heybeliada'dan gelen şikayetlerde takip edildiğini ve yol ortasında taciz edildiklerini söyleyen gayrimüslimlerin belediyeden yardım istediğini belirten Araks, diğer adalarda da benzer durumların yaşandığını söyledi. Kağıtlar üzerinde yapılan planların tutmadığını hatırlatan Araks, gazeteci Hrant Dink öldürüldükten sonra yapılan propagandaları buna örnek gösterdi. Bu olaydan sonra gerçekleşen seçimlerde gayrimüslimler içerisindeki ezici bir çoğunluğun AK Parti'ye oy verdiğini söyleyen Adalar Belediyesi Başdanışmanı, yanlış hesabın mutlaka ortaya çıktığını anlattı. İsmini vermekten çekinen gayrimüslim vatandaş ise birçok kez Heybeliada'da kendisine "Ait olduğunuz yere gidin. Siz buralı değilsiniz. Müslümanlar sizi buradan kovacak. Artık düzen değişti." dediklerini anlatıyor. Benzer durumları komşu ve akrabalarının da yaşadığını anlatan vatandaş, 6-7 Eylül olaylarının tekrar yaşanmasından korktuklarını dile getirdi.

Fethiye Çetin: Dink ailesinin avukatı: Kabullenmekte güçlük çekiyorum • Bu ülkede çok şey yaşadık, çok şey gördük ama yine de bizi dehşet içinde bırakacak kadar vahim ve korkutucudur. Ben şu an dehşet içindeyim ve duyduğumdan beri de kabullenmekte güçlük çekiyorum. Yani oturuyorsunuz bu ülkenin birtakım güçleri olarak ve ülkenin vatandaşlarını düşman olarak tanımlıyorsunuz ve bu düşmana karşı mücadelede harcanacak unsurlar olarak da azınlıkları belirliyorsunuz. Yani neresinden bakılırsa bakılsın kabullenilemeyecek bir unsur. Somut deliller ortaya çıktığında Ergenekon davası ile birleştirilip birleştirilmeyeceği de değerlendirilecektir.

Ergin Cinmen - Dink ailesinin avukatı: Dink cinayetinin Ergenekon'la bağlantısı gündeme gelecek • Son derece önemli bir olayla karşı karşıyayız. Türkiye'de bir kaos oluşturmak istiyorlar ki bir kısım planları da zaten ortaya koymuşlar. Benim için çok şaşırtıcı gelmedi çünkü bu güruhun zaten düşüncesi buydu. Bu belgeler Hrant Dink davası açısından da çok önemlidir. Bu belgeler dosyaya girdiğinde Hrant Dink'in katli olayının Ergenekon ile de bağlantısı da ortaya çıkacaktır.

Rober Haddeciyan - Marmara Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni: 6-7 Eylül olayları ve Varlık Vergisi'nden daha vahim • Bu plan, 6-7 Eylül ve Varlık Vergisi olaylarını aşıyor. Burada iki maksat var. Birisi, azınlıklara karşı planlanması. Diğeri de bu olayla AK Parti'nin yıkılmak istenmesi. Bu ikisi birleşiyor. Planın içeriğinde yer alan korku havası yaratmak, abonelerin listesini çıkarmak ve tehdit etmek gibi kısımlar, gerçekten de korkunç. Orada Ermeni basınından söz ediliyor. Bunun içine yalnız Agos değil, bizler de giriyoruz. Bu planın en vahim yanlarından birisi de planı uygulayacak olanların, suçu muhafazakar kesime atması. Belki geçmişte de bunu yaptılar. Bu olay, bize geçmişi de düşündürtmeli. Plan gerçekleşseydi, sonuçları bakımından yurtdışında kullanılması da kaçınılmaz olacaktı ve azınlıklarla ilgili birçok konuda diasporaya fırsat verecekti. Memleketini seven hiç kimse böyle bir olay karşısında sessiz ve duygusuz kalamaz.

Rober Koptas - Agos yazarı - Aras Yayınevi: Asıl korkutucu olan, TSK içinde hazırlanması • Türkiyeli bir Ermeni olarak, öncelikle böylesi bir operasyonun hedefinde olmak insanı korkutuyor, bu işin bir yanı. Ama öte tarafta, bir devlet kurumu içerisinde, hele hele Silahlı Kuvvetler içerisinde böyle bir planın hazırlanıyor olması, bütün Türkiye adına da insanı korkutuyor. Planın tarihi Mart 2009. Yani daha önce ortaya çıkan darbe planlarından, günlüklerden, "kağıt parça"larından filan çok sonra hazırlanmış. Demek ki birileri hala böylesi planlardan medet umuyor. Hrant Dink cinayetinin bu planda sözü edildiği gibi bir operasyon dahilinde yapıldığını esasen hepimiz biliyoruz.

Moris Bencuya - Eski İzmir Musevi Cemaati Başkanı: Kumpas planı çok çirkin • Bizim üzerimizden iktidar partisine kumpas kurmak çok çirkin. Gayrimüslimlerin ne suçu var? Demokratik bir ülkede bu tür girişimlerin olmasına üzülüyorum. Gayrimüslimler de bu ülkede Türk vatandaşı. Senin olan hakkınla benim olan hakkım aynı. Herkes gibi biz de emniyet koruması altındayız.

Etyen Mahçupyan - Agos Genel Yayın Yönetmeni: 6-7 Eylül olayları da Özel Harp operasyonuydu • Deniz Kuvvetleri'nde hazırlanan 'Kafes' planında Ermeni cemaatine yönelik eylemler de yer alıyor. Bu kapsamda abonelerin isimlerinin internetten yayınlanması, listedeki isimlerin tehdit telefonları ve mektuplarıyla rahatsız edilmesi hedefleniyor. Dehşet planını değerlendiren Agos Genel Yayın Yönetmeni Etyen Mahçupyan, planın 6-7 Eylül olaylarına çok benzediğini belirtiyor. Etyen Mahçupyan, "6-7 Eylül olayları da bir Özel Harp Operasyonu'ydu." diyor ve ekliyor: "İttihatçı bakışa göre; toplumla ilgili, sonuç ne olursa olsun, kim ne eziyet çekerse çeksin, kimin canı, kanı giderse gitsin, her türlü manipülasyon mubah. Burada en kolay manipülasyon nerede olacaksa orada oluyor. Gayrimüslimler, her zaman en kolaylarından birisi. Çünkü dışarıdan ses getirir, içeriden Hıristiyan-Müslüman çatışması üretir, AK Parti'yi zor durumda bırakır. Hem çok kolaya kaçmış hem de kaba saba ve utanç verici bir belge..." (Zaman)

Malatya misyoner katliamı - Rahip Santoro cinayeti - Hrant Dink cinayeti...

Zirve Ergenekon'un İşi • Kafes Eylem Planı'nda gayrimüslim cinayetlerinden "operasyon" diye bahsediliyor. Bunu değerlendiren Zirve katliamı avukatı çarpıcı açıklamalar yaptı. "Kafes Planı"nı değerlendiren Zirve Yayınevi davasının avukatı Orhan Kemal Cengiz, Malatya'da işlenen cinayetlerin Ergenekon davasıyla birleştirilmesi gerektiğini söyledi. Ergenekon davasında tutuklanan Yarbay Ercan Kireçtepe imzalı 'Kafes Eylem Planı'nda Santoro, Dink ve Malatya cinayetlerinin 'operasyon' olarak nitelenmesini değerlendiren Malatya Katliamı müdahil avukatlarından Orhan Kemal Cengiz, davanın başlangıcından itibaren olayın büyük bir organizasyon olduğunda ısrar ettiklerini belirterek, dava dosyasında bunun işaretlerinin olduğunu söyledi.

Ergenekon savcıları bütünü görmeli • Kendilerinin, Malatya katliamını Ergenekon'la birleştirmek istediklerini söyleyen Cengiz, “Bizim davada jandarmanın olaya dahli olduğuna dair deliller var. Ancak yerel bir mahkemeden bu olayları Ergenekon'la ilişkilendirmesi beklenemez. Arkamızda büyük bir ejderha gözlerimizin içine bakıyor. Ergenekon savcılarının bunu görerek bütün bu cinayetleri tekrardan ele alması gerekmektedir” dedi. Santoro, Dink ve Malatya cinayetlerinin dışında, eyleme geçmeden engellenmiş azınlıklara yönelik birçok suikast girişimi olduğuna da değinen Cengiz, bu suikastlerin asıl amacının AK Parti iktidarını Avrupa'ya karşı zor duruma düşürerek, Türkiye'nin AB macerasını ortadan kaldırmak olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan: Millet aşkına, ülke aşkına, hizmet aşkına cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz • 21 Kasım 2009: AKP'nin Kızılcahamam toplantısında konuşan Erdoğan, ETÖ savcılarının deşifre ettiği Kafes Eylem Planı'yla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı. AKP'nin bugün Kızılcahamam'da başlayan 14. İstişare Toplantısı'nda konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Deniz Kuvvetleri'ndeki cuntanın hazırladığı Kafes Eylem Planı'na da değindi. "Ne tür kirli senaryoların gündeme geldiğini görüyorsunuz" diyen Erdoğan, Tayyip ErdoğanTaraf'ın manşetten verdiği Kafes Eylem Planı'nı doğruladı: "Çetelere göz yummadık. Mafyaya eyvallah demedik. Kirli ilişkilere kirli örgütlenmelere asla hoşgörü göstermedik. Ne tür kirli senaryoların gündeme geldiğini, hukukun konusu olduğunu görüyorsunuz. Bütün bunlara rağmen biz inadına demokrasi dedik. Bütün bunlara rağmen biz hukuk dedik. Biz adalet dedik ve buradan bir kez daha bunu ifade ediyorum. Millet aşkına, ülke aşkına, hizmet aşkına cehennem olsa gelen göğsümüzle söndürürüz. Bu yol ki hak yoludur. Dönme bilmez yürürüz dedik ve bu şekilde yürüyoruz."

Türkiye Azınlıklar Haritası • 'Kafes Planı'nı önceki gün manşet yapan Taraf gazetesi dün de belgenin eklerini ve hazırlık aşamasında tutulan notları yayınladı. Eklere göre azınlıkları hedef alan cunta, gayrimüslimlerin liderlerini tek tek belirleyerek bir harita hazırladı. 939 azınlık temsilcisine yer verilen harita 'topluluk olan yerler', 'topluluk olmayan yerler', 'imanlı olan yerler' ve 'imanlı olmayan yerler' diye dörde ayrıldı. Eklerde, Poyrazköy cephaneliğiyle ilgili tutuklanan Yarbay Ercan Kireçtepe'nin hazırladığı, emekli Koramiral Kadir Sağdıç'ça paraflanan 'Kafes Planı'nda, başta Agos olmak üzere azınlıklara ait yayınlara abone olanların tespit edilmesi ve yapılacak eylemler yeraldı.

Son hali Kasımpaşa'da • Eklerde Kafes Eylem Planı'nın son hali için Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'nın bulunduğu Kasımpaşa'dan onay alınması isteniyor. Planın eklerinde yer alan bazı notlar şu şekilde: Marmaris'in Kafes kapsamına alınıp alınmayacağı konusunda Albay Ş.Y'nin çekinceleri var. Son kararı Kadir Paşa verecek, emir bekliyoruz. Agos abonelerine özel paket hazırlayalım. (Özel paketler, bomba, zehirli zarf ya da tehdit mektupları olarak değerlendiriliyor) Geç kalmayalım alternatif oluşturalım, ürkütürsek kuşlar kafese girmez. Kafes Eylem Planı tamamlanınca son hali Kasımpaşa'ya onaya gidecek. (Kasımpaşa'da, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı bulunuyor. Planda 'Başkan olarak geçen emekli Koramiral A. Feyyaz Öğütçü, planın yapıldığı dönemde Kuzey Deniz Saha Komutanı'ydı)

Örgütü deşifre eden ortak noktalar • Kafes Planı'nda Dink suikasti ve Malatya'daki Zirve katliamından 'başarısız operasyon' olarak bahsedilmesi bu iki eylemin arkasında Ergenekon ya da başka bir örgüt olabileceği kuşkularını güçlendirdi. İki eylemin bireysel olmadığını gösteren ortak özellikleri şöyle: Dink suikasti ve Zirve katliamında jandarma istihbarat ve muhbirlerinin tetikçilerle bağlantıları ortaya çıktı. Dink'in öldürülmeden önce iki defa girip çıktığı, gazete yakınındaki bankamatik kamerası kayıtları polisin elindeyken silindi. Malatya katliamının bir numaralı sanığı Emre Günaydın'ı hastanede izlemek için yerleştirilen kameranın kaydettiği görüntülerden ilk 9 günlük bölümünün silindi. Trabzon eski Terörle Mücadele Şube Müdürü'nün 'Bayrak yere düştü, onu Erhan ve Yasin kaldıracak' sözü 'devlet desteği' şüphelerine neden oldu. Zirve duruşmasında, Emre Günaydın'la azmettirici olduğu iddia edilen Varol bülent Aral arsında da 'devlet desteği' ile ilgili diyalog dikkat çekti. Her iki eylemde de sanıklar hedeflerindeki kişileri daha önce tanımadıkları olaydan kısa bir süre önce bilgi sahibi olduklarını söylediler. Dink öldürülmeden önce, Ergenekon'da yargılanan Veli Küçük ve Kemal Kerinçsiz'ce hedef gösterildi. Zirve'de azmettirici olarak adı geçen Varol Bülent Aral'ın ajandasında aralarında Küçük'ün de bulunduğu bazı Ergenekon sanıklarının telefonu bulundu. (Yenişafak)
 
Albay Çiçek'in arkadaşı Yarbay: İşin şakası kalmadı, bu gerçekten devasa bir yapılanma. Devlet bu pisliği temizlemek zorunda • Kaos Planı'nı hazırlayan Albay Çiçek'in eski mesai arkadaşlarından emekli Yarbay Şenol Özbek, Deniz Kuvvetleri'nde 41 kişilik hücrenin yaptığı Mart 2009 tarihli Kafes Planı konusunda önemli uyarılarda bulundu: "İşin şakası kalmadı. Bu gerçekten devasa bir yapılanma. Devleti ve hükümeti yıkmaya ahdetmişler. Devlet bu pisliği temizlemek zorunda." Ergenekon soruşturması kapsamında ele geçirilen ve gayrimüslimlere yönelik saldırıları içeren Kafes Operasyonu Eylem Planı'nın yankıları sürüyor. Dehşet planı değerlendiren emekli Yarbay Şenol Özbek, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Türkiye'de devlet içindeki çeteleşmenin bu belgeyle birlikte iyice su üstüne çıktığını belirten Özbek, "İşin şakası kalmadı. Bu artık devlete isyandır. Devlet, milli iradenin karşısında duran hiçbir oluşuma müsaade etmeyeceğini açıkça ortaya koymalı." uyarısında bulunuyor. "AK Parti'yi ve Gülen'i bitirme planı" olarak kayıtlara geçen Kaos Planı'nı hazırlayan Albay Dursun Çiçek'in eski mesai arkadaşı Şenol Özbek, Ergenekon yapılanmasının sivil uzantılarıyla birlikte bir bütün olduğunu vurguluyor. Özbek, bombalama, suikast, adam kaçırma planları hazırlayan zihniyeti 'Ergenekon'un vurucu gücü' olarak nitelendiriyor.  Ortaya çıkan yapılanmanın devlete ve millet iradesine karşı isyana kalkıştığının altını çizen emekli yarbay, TSK içindeki bazı personelin bu yapılanmada rol oynadığına dikkat çekiyor: "Devletin resmi makamlarının verdiği yetkileri milli iradeyi devirmek için kullanıyorlar. Devlete itaat kültürü ortadan kalkmış, devlete karşı ayaklanma kültürü oluşmuş. Bunlar, AK Parti'nin iktidara gelmesiyle devletin elden gideceğine inanmışlar. Memlekette kaos çıkmış, insanlar ölmüş, umurlarında değil. Yeter ki hükümet gitsin. Devlet bu pisliklerin hepsini temizlemek zorunda. Bu gerçekten devasa bir yapılanma. Devleti ve hükümeti çökertmeye, yıkmaya ahdetmişler." Planda zikredilen Özel Operasyon Gücü Komutanlığı'na da değinen Özbek, bu yapılanmayı 'gayri nizami harp faaliyeti' olarak görüyor. Özbek, söz konusu oluşumların ve hücrelerin AK Parti iktidarından önce de var olduğunu ifade ederken, yaşananların aslında bir egemenlik kavgası olduğunun altını çiziyor. (Zaman)

Poyrazköy soruşturmasının genişletilmesine neden olan şifreli CD'nin sahibi Binbaşı Levent Bektaş • Eylem Planı, Ergenekon tutuklusu emekli Binbaşı Levent Bektaş'ta ele geçti. Bektaş, emekli bir SAT komandosu. Tutuklanmadan önce Flash Otomotiv'de genel müdürdü. Türkiye'yi şoke eden Kafes Planı, Ergenekon tutuklusu emekli binbaşı Levent Bektaş'ta ele geçti. Bir film CD'sine gizlenen plan, şifre çözülünce açığa çıktı. Peki bu skandal planın emanet edildiği Levent Bektaş kim? 18 Kasım 2009 Deniz Harp Okulu ve Levent BektaşDeniz Lisesi Komutanlığı'nın 236. kuruluş yıldönümüydü. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Uğur Yiğit'in de katılımıyla Heybeliada'da tören düzenlendi. Deniz Lisesi'ndeki törende, Deniz Harp Okulu ve Deniz Lisesi öğrencileri bando eşliğinde geçit töreni yaptı. Yürüyüşe, liseye 1959 yılında girenler de katıldı. Deniz Binbaşı Levent Bektaş tutuklanmasaydı orada yürüyor olacaktı. Bektaş, 1984 yılında girdiği Deniz Harp Okulu'ndan 1989 yılında mezun oldu. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın ve Silahlı Kuvvetler'in gözbebeği olan Sualtı Taarruz (SAT) komandosu oldu. SAT komandoları, Deniz Kuvvetleri'ne ait gönüllü subay ve astsubaylardan seçiliyor. Çok ciddi sağlık muayenelerinin ardından 9 ay ve 1 yıl arası eğitim görüyorlar. Cehennem haftası adı verilen final sınavı niteliğindeki tatbikatın aşılması halinde kabul ediliyorlar. Bektaş, Ergenekon soruşturması kapsamında Poyrazköy'deki mühimmatla ilgili olarak 27 Mayıs 2009'da tutuklanan Yarbay Mustafa Turan Ecevit ile devre arkadaşı. Emekli olduktan sonra İstanbul'da Flash Otomotiv'de genel müdür olarak çalışmaya başladı. Tutuklanınca buradan ayrıldı. Bektaş ulusalcı kimliği ile sürekli ön plandaydı. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay'a verdiği destek dikkat çekti. Bu yöndeki çabalarını sanal ortama da taşıdı. Bektaş'ın sanal ortamda üyesi olduğu gruplardan bazıları şöyle: "ATATÜRKİYE CUMHURİYETİ" (Atatürk'ü üç-beş ABD uşağı unutturamaz..!) grubu, DTP'NİN MECLİS'TE YERİ YOK DİYENLER grubu, Denizler Kitabevi grubu, WE WILL NEVER FORGET MICHAEL JACKSON grubu, CORNELIA DE LUXE RESORT HOTEL grubu, AKP KAPATILMASIN ÖZELLEŞTİRİLİP YABANCILARA SATILSIN... grubu, Cumhuriyet Gazetesi Okurlarından Mustafa Balbay'a Selam Olsun! grubu, PATLAK AMPUL! grubu, TÜRK ASKERİ KUZEY IRAK'A GİRSİN PKK'YI YOK ETSİN grubu, İzmir AKP'nin olmayacak! grubu, MADEM TÜRKSÜN SAYIYI GÖREN ÜRKSÜN! grubu. (Zaman)

Poyrazköy'de askeri araziye gömülü bulunan çok miktarda silahlar manşetlerimiz | Poyrazköy'de gömülü silahlarla ilgili tüm manşetlerimiz

'Savcılar Ergenekon 'İdharı'nın (henüz ortaya çıkartılamamış kadrolarının) izini sürüyor' manşetimiz

(19 Kasım 2009, 11:30), son güncelleme: (21 Kasım 2009)

ERGENEKON DAVASI HAKİM VE SAVCILARINA TARİHİ UYARILAR!..
Bugün görülmeye başlanacak dava süreci Türkiye'miz için çok hayati önemde. Ne Avrupa Birliği müzakereleri, ne BM güvenlik konseyine seçilmiş olmamız ne de benzeri gelişmelerin hiçbirisi bu dava kadar önemli değil.

Çünkü devleti koruma adına hareket ettiğini iddia eden, hem sivilleri hem devlet görevlilerini öldüren, sakat bırakan, öldürme yemini ettiren, silahlı yemin törenlerinde evlilik nikahları kıyan, pkk, hizbullah, dhkp-c, ibda-c ve benzeri terör örgütlerini maşa gibi kullanan, bizzat onlara veya onlar yaptı süsü verilip devlet görevlilerine eylemler düzenleten, müslüman-laik, türk-kürt, alevi-sünni, sağ-sol ve benzeri kışkırtmalarla Türk halkını yıllardır bölen ve halen de bölmeye çalışan, bebelere kurşun sıktıran, insanlara dışkı yedirerek, köylerini yakarak, aşağılayarak, devletten nefret ettiren, bu baskıların da etkisiyle gençleri dağa çıkaran, bir kardeşi dağda bir kardeşi askerde birbiriyle vuruşturan, binlerce anne-babayı yaşadıkları sürece unutamayacakları tarifsiz evlat acısına boğan, birçok kadını kocasız, çocukları babasız bırakan, bir çok gazilerimizin ömür boyu sakat kalmasına yol açan, Türkiye'mizi içine kapatan bu menfur, melun terör organizasyonunu kısmen de olsa konu alan bir davaya bakacaksınız! Hiçbir terör örgütü bunlar kadar bu ülkeye zarar veremez!

Bu melun terör organizasyonundan korkmayınız, Türk halkından korkunuz. Şemdinli savcısının başına gelenleri, Şemdinli davasına bakan Van mahkemesi üyelerine yapılan baskıları, İstanbul Organize'ye nöbetçi mahkeme kararı aldırarak baskın yapan ve hukuk dışı şekilde yeni ergenekon soruşturma gelişmelerini kopyalamaya çalışan meslek yüzkaralarını unutmayın! Sizler Türk Halkı adına karar vereceksiniz! Sakın kurtlar vadisindeki gibi, bu adamları, millet adına yaptıkları hizmetlerden dolayı suçlayamayız, beraat ettirmeliyiz, diye düşünmeyin. Bu melun terör organizasyonunun polat alemdar ve ekibiyle hiçbir benzerliği yok, üstelik de bu terör organizasyonu bir film değil, bir gerçek. Yukarıda sıraladığımız cürümleri de önünüze sunulan belge ve bilgilerde!..

Bu adamların işledikleri bu suçlar, insanlık suçlarıdır, en temel suçlardır.. Bu suçlar ve ülkeye yaptıkları kötülükler, ne Türk Milleti adına ne de devlet adınadır.. Eğer onlardan korkarsanız, yanlış tarafta yer alırsanız bu aziz millet bunu da görecektir! Onların hesabı bugün olmazsa, sizler eliyle olmazsa, bir gün mutlaka ama mutlaka görülecektir. Unutmayınız ki kimse bu dünyada kalıcı değildir. Önemli olan geride kalanların bizi nasıl hatırlayacağı, rahmetle mi lanetle mi?

Çok şeyler söylenebilir ama siz arif insanlarsınız, Türk Halkı adına demek istediklerimizi anlamışsınızdır. Yüreğinizden korkuyu silin, sonu ne olursa olsun, hukukun gereğini yerine getirin. Gerekçesi vicdan huzurunuzdan temellenen, milletin de onaylayacağı kararlar verin! Böyle olan tüm yiğit hukuk adamlarımıza Türk Halkı adına başarılar ve kolaylıklar dileriz.


Abdullah Harun, (20 Ekim 2008)

Kontrgerilla, Ergenekon Örgütü müdür veya Kontrgerilla mı Yargılanıyor, Tasfiye Ediliyor?
Ergenekon iddianamesinden net olarak anlaşılmıyor ama eğer Ergenekon örgütü kontrgerilla'nın kendisi midir derseniz, Hayır! O değildir, onun kullandığı alt örgütlerden birisidir. Kontrgerilla vardır, halen devam etmektedir ve Ergenekon'la aynı değildir. Kesinlikle böyledir. Bizce buna en büyük delil, Genelkurmay'ın 1990 yılında yaptığı brifingindeki açıklamasıdır:..Özel Harp Dairesi yalnız antikomünist değildir. Din devrimine de karşıdır...Devrim kelimesi kullanılmış. Başörtüsü taleplerinin en fazla dikkat çektiği “toplumsal hayatta İslam'ın gittikçe daha çok yer alması”nın, brifingi verenlerce din devrimi süreci olarak görüldüğü, dolayısıyla Kontrgerilla'nın, eski adı Özel Harp Dairesi (ÖHD), yeni adı ise Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) şeklinde değiştirilen ve başlangıçta ABD finansmanıyla kurulan, başbakan Ecevit'in bile haberdar edilmediği çok gizli bir devlet örgütü olduğu ve doğal olarak da varlığını halen sürdürdüğü, hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde gayet net anlaşılmaktadır. Öyle ayrıcalıkları vardır ki bu örgüt elemanlarının, mevcut kanunlara tabi değildirler, yakalanırlarsa soruşturulmazlar. Genelkurmay Başkanı'nın 'tanırım, iyi çocuktur' dediği ve yargılanmalarına açık müdahalenin yapıldığı Şemdinli ol subayları buna canlı bir örnektir. Bu sitenin ilgili bir çok sayfasında bunları yıllardır belirtmiştik ama özellikle sitemizin en önemli bölümünü teşkil ettiğine inandığımız Kontrgerilla'nın varlığını gösteren klasik  Deliller  sayfamızı, Özel Harp Dairesi Kontrgerilla mıdır? sorusuna cevap arayan  Ö.H.Dairesi  sayfamızı, Kontrgerilla-Ergenekon-Gladio ve bağlantılı konulardaki güncel haberleri aktaran  Manşetlerimiz  sayfamızı ve tabi  forum  bölümümüzdeki ilgili tartışma başlıklarını okumanızı tavsiye ederiz.

Ergenekon soruşturması ile kuyruğundan yakalanan Kontrgerilla canavarı, kurtulmak için mücadele etmeye başlamıştır. Soruşturmanın yukarılara tırmanmaması için, tıpkı Kurtlar Vadisi'ndeki İskender'in yakalanışıyla adamlarının tüm ülkeyi bombalı ve silahlı saldırılarla cehenneme çevirmeye çalışmaları gibi gözdağı eylemlerine girişmekte ve “daha ileriye gitmeyin” demektedir. Soruşturmanın seyrine göre bu eylemler devam edecek veya şimdilik duracaktır. Son örneklerini teşkil eden Balıkesir Altınova ve benzeri yerlerde sivillere, Aktütün Karakolu'nda askerlere, Diyarbakır'da polislere yönelik peşpeşe düzenlenen saldırılar, 12 Eylül öncesinde başarılan sağ-sol kavgasının günümüzde Türk-Kürt kavgası şeklinde başarılmaya çalışıldığını, kışkırtmaların çok sırıtmasına rağmen bunun yapılmasının ise iç-dış, türk-kürt, sağ-sol, asker-sivil gibi birbirine karşıt unsurların birlikte çalıştıkları statükocu kontrgerillacıların çok zor durumda olduklarını göstermekte. Yıllarca Meclis'teki komisyonlara ifade vermeye tenezzül bile etmeyen General Veli Küçük gibi önemli elemanlarını feda etmeyi göze almaları da kontrgerillacıların köşeye sıkıştığını, şiddetle çırpınmakta olduklarını ve bu telaş yüzünden iyice planlayıp örtemedikleri sırıtan hata dolu operasyonlar yürütmekte olduklarını, en az hasarla kapandan kurtulmaya çalıştıklarını gösteriyor. Benzer durum İtalya'daki Gladio soruşturması sırasında yaşanmış, soruşturmayı engelleme girişimleri dolaylı ve doğrudan devreye sokulmuştur. Belki de yıllar önce, 1980 öncesi başbakanlığı döneminde Kontrgerilla ve Özel Harp Dairesi (ÖHD) iddialarının üzerine somut şekilde giden, kendisine Çiğli Havaalanı'nda suikast girişiminde bulunulan Bülent Ecevit'in, “Özel Harp Dairesi'nin sivil uzantısının açığa çıkarıldıklarında girişebilecekleri tehlikeli tertiplerden duyduğu korku” , bugünkü çılgınca katliam tertiplerini en çarpıcı şekilde anlaşılır kılan, Ergenekon soruşturmasının aslında nerelere kadar tırmanması gerektiğine ışık tutan ilk ve en üst düzey net açıklamadır. Ecevit'in başbakanı olduğu hükümetin koalisyon ortağı Necmettin Erbakan'ın, Uğur Mumcu cinayeti üzerine, bilinen ama kolayca ve normal koşullarda söylenemeyen gerçeği, onbinlerce kişi “Kahrolsun Kontrgerilla!” diye haykırırken dile getirdiği: “Türkiye'de Özel Harp Dairesi var. Bunların CIA'nın emrinde olduğunu, birçok provokasyonda bulunduğunu biliyoruz. Uğur Mumcu'nun öldürülmesine benzer birçok cinayet profesyonelce işlendi. Bu cinayetlerin Özel Harp Dairesi'nin marifeti olduğunu biliyoruz.” sözleri de diğer bir net açıklamadır.

Evet bir örgüt tasfiye ediliyor, adı Ergenekon, ama tıpkı Susurluk'taki gibi kısıtlı tasfiyeden başka bir şey değil bu. Evet bu da bir şeydir, güzeldir şüphesiz. Ama asıl örgüt, asıl beyin veya beyin takımı şu an dışarıda, işinde gücünde insanlar görünümündedir. Muhtemelen çok yakından tanınan kişiler olup ellerini kollarını sallayıp gezinmekte, halka karşı yürütecekleri yeni operasyonları planlamaktadırlar. Boş durmayı sevmezler. Yani kendimizi kandırmayalım, bu iş bitti demeyelim. Yukarıda işaret ettiğimiz ÖHD kaynaklı örgütü ve bunların yurt sathına yaydıkları, gerçek amacı yurt savunması ve yurdumuz işgale uğradığında öğrendikleri, “ortalığı karıştırma, dış düşmana terör uygulama ve böylece halkın direnişini örgütleme, moral verme, dış düşmana karşı direnişi başlatma” gibi görevler üstlenmiş ve bu amaçtan sapmayan, ÖHD'nin sivil uzantısı gizli gerillaları istisna edelim. Ama bu amacını unutup kendi halkını, müslüman insanımızı, kürt insanımızı iç düşman olarak görüp, 12 Eylül darbesini olgunlaştırmak için aynı silahla hem sağcı hem solcu vuran, kahvehane tarayan, bombalama eylemleri yapan, darbe şartlarını olgunlaştıran, Atabeyler Grubu gibi Başbakan'a suikast planları yapan, Şemdinli'de PKK kitapçısını bombalayıp PKK yaptı süsü veren, Güneydoğu'da PKK'ya karşı mücadele ederseniz hapisten firarınızı sağlarız, yakalanırsanız da sizi tanımıyoruz deriz diye MHP'lileri yönlendiren, ister tam ister yarı resmi isterse de gayrı resmi gizli devlet görevlilerinin oluşturduğu gizli gerillaları ne yapalım, onları unutalım mı, bu dosya kapansın mı? Biz istesek de bu dosya kapanmaz. 100 yıldır ittihat terakki komitacılarını konuşuyorsak bir 100 yıl sonraki nesillerimiz hala bu gizli kontrgerilla örgütünü konuşmalı mı? Susurluk'ta sınırlı tasfiye oldu da dosya kapandı mı, hayır. Tam demokrasi tam demokratik kontrol mekanizması kurmak zorundayız. Düşüncesini, yaşam tarzını beğenmediği kendi halkını iç düşman görüp örgütlü terör ve şiddet uygulayanları en şiddetli cezalarla cezalandırıp sindirmedikçe, var olan tüm örgütlenmeleri dağıtmadıkça bu dosya hep açık kalacaktır. İnşallah o meş'um dosyanın kapandığı günleri gelecek nesillere kalmadan bizler de görürüz!..

Abdullah Harun, (27 Temmuz 2008), son güncelleme: (13 Ekim 2008)


Kontrgerilla, Gladio, Özel Harp Dairesi, Nato, askeri darbeler, 12 Eylül öncesi-sonrası, siyasi terör Komando - 4.51kB olayları, sonuncusu Uğur Mumcu'yu hedef alan faili meçhul siyasi cinayetler, Başbakan Ecevit'e, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a yönelik suikast girişimleri... Tüm bu sözlerle ülkemizin karanlık bir yönü anlatılıyor. Yeraltında birşeyler oluyor, ama ne ?.. 

1990 yılında İtalya'da patlak veren Gladio skandalı ve o sıralarda ülkemizde işlenmekte olan laiklik cinayetleri bu konuyu pek yoğun şekilde gündemimize soktu. Birileri için şok edici bir gelişmeydi. Suçüstü yakalanmışlardı, açıkça itiraf etmeseler de!.. Skandal patladıktan sonra kısa süre içinde tüm Nato üyeleri, ülkelerinde Gladio uzantılarının bulunduğunu kabul ettiler, bir tek Türkiye hariç. Oysa Nato'nun en hassas kanadı bizdik ve en kanlı ve yoğun faili meçhul siyasi terör olayları bizim ülkemizde meydana gelmişti. Buna rağmen pişkinlikle örtbas edildi. Olası bir dış güç işgaline karşı terör uygulamak için eğitilenler mi yaptı terörü yoksa maceracı gençler mi, bir yazarın dediği gibi?.. 

Buradaki bilgiler yeni değil, daha önce yayınlanmış bilgilerin tekrarı. Basılı medyada yayınlanmış bu bilgiler. Ama internet ortamının getirdiği mühim bir avantaj var, o da karşılıklı etkileşim. Bu sitenin bir amacı da bu. Eleştirilerde ve katkılarda bulunabilirsiniz. Eksik ya da hatalı gördüğünüz bilgiler hakkında görüş belirtebilirsiniz. 

Bizi izlemeye devam edin...

Abdullah Harun
13 Ağustos 2001

En iyi görüntü Internet Explorer 1024 x 768 veya tercihen üstü ile izlenir. Mozilla Firefox 2.0 ve üstü ile de büyük ölçüde uyumludur.