Ergenekon
hala aktif: Yeni silah depoları var Taraf Gazetesi'nin deşifre ettiği ve Başbakanlık'ın da 'soruşturma
sürüyor' diyerek doğruladığı, Ergenekon Terör Örgütü'nün Deniz
Kuvvetleri içindeki uzantısı tarafından hazırlanan 'Kafes Operasyonu
Eylem Planı'nın detayları ortaya çıkıyor. Emekli Binbaşı Levent
Bektaş'ın ofisinde ele geçirilen şifreli film CD'sinden çıkan planda,
başta azınlıklar olmak üzere halkı sindirmek üzere yapılacak kaos
eylemlerinde kullanılacak silah ve mühimmatın dökümü yer alıyor. Listeyi
hazırlayan isim ise Poyrazköy cephaneliğinden tutuklanan Deniz Kurmay
Binbaşı Eren Günay. Plan, 21 Nisan 2009'da Poyrazköy'deki İstek Vakfı
arazisinde yapılan kazılarda bulunan Ergenekon cephaneliğinin dışında
örgüte ait yeni silah ve mühimmat depolarının bulunduğunu da şu
satırlarla gözler önüne seriyor: 'Silah, malzeme ve teçhizatın bir
bölümü emniyet güçlerinin eline geçmekle birlikte, müteakip operasyonlar
için yeterli durumdadır.'
Elimde görmüş olduğunuz şu boru parçası • Türkiye'yi dünyada
yalnızlaştırarak kafese alma planının 'Dost Unsurlar' başlıklı kısmında,
"Silah, malzeme ve teçhizatın bir bölümü emniyet güçlerinin eline
geçmekle birlikte, müteakip operasyonlar için yeterli durumdadır."
ifadelerinin yer aldığı belirtiliyor. Hemen devamında ise, "Teşkilata
yeni eleman temininde geçici olarak sıkıntı yaşanmakta olup, mevcut
personelin eğitim seviyesi yüksek durumdadır." deniliyor. 29 Mart
2009'daki yerel seçimlerden bir gün sonrasının tarihini taşıyan dehşet
planındaki ifadeler tüyler ürpertici. Kafes Eylem Planı belgesinin
eklerinde cuntacı yapılanmanın eylemlerde kullanacağı silah ve
mühimmatın dökümü de var. Mühimmat listesinde 30 adet LAW, C-4, C-3 ve
C-8 gibi plastik patlayıcılar, iki ton amonyum nitrat, 5 Glock marka
tabanca, 4 adet suikast silahı Uzi, 4 keskin nişancı tüfeği (7,62 mm
Remington ve Dragunov), iki adet Accuracy 12,7 nişancı tüfeği ve 50 adet
silah yer alıyor.
Zir Vadisi ve Poyrazköy'deki silahlar ele geçenlerin sadece bir kısmı
• Ergenekon soruşturması çerçevesinde gelen ihbarların ardından
Poyrazköy'de Bedrettin Dalan'a ait İstek Vakfı arazisinde 21 Nisan'da
başlatılan kazı çalışmalarının sonunda onlarca mühimmat ve patlayıcı ele
geçirilmişti. İkinci Ergenekon cephaneliğini ortaya çıkaran kazılarda,
15'i dolu, 6'sı boş toplam 21 LAW silahı, 14 el bombası, 24 adet el
bombası fünyesi, 450 gram C3 patlayıcı, 7 adet hakem bombası, 3 adet
gösteri bombası, 5 adet bubi tuzağı, 2 adet kullanılmış bubi tuzağı, 23
adet işaret fişeği, 45 adet sis bombası, 15 adet aydınlatma fişeği, 30
metre uzunluğunda infilaklı fitil, 38 metre uzunluğunda saniyelik fitil,
3 bin 17 adet çeşitli çaplarda fişek, 1 adet siyah renkli kamuflaj kremi
tüpü gibi malzemeler çıkmıştı. Bu gelişme üzerine Genelkurmay Başkanı
İlker Başbuğ yanına çok sayıda generali alarak büyük bir basın
toplantısı düzenlemiş ve silahların TSK'ya ait
olmadığını iddia etmişti. Bulunan silahların polise ait olabileceğini ve
araziye de onların gömmüş olabileceğini ima etmekten çekinmeyen Başbuğ,
bir adet boş law roketatar silahını da basın mensuplarına göstermiş ve
'anlamıyorum boş law silahını oraya kim gömer?' diyerek makamından
beklenmeyen bir komploculukla polisi suçlamayı dolaylı ifadelerle sürdürmüştü. Ancak 7 Haziran tarihinde Makine Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) LAW'lar başta
olmak üzere silah ve mühimmatın TSK'ya ait olduğuna dair rapor vermişti.
İddia olunan Ergenekon terör örgütünün sanıkları Özel Harekatçı İbrahim
Şahin ve Yarbay Mustafa Dönmez'den ele geçirilen krokilerden sonra
yapılan araştırmalarda toprağa gömülü ilk büyük cephanelik Ankara'da
Gölbaşı'nda ve Zir Vadisi'nde ele geçirilmişti.
(21 Kasım 2009, 11:40)
Şemdinli
ile Döngel bombaları aynı seriden Önceki gün AK Parti Şemdinli İlçe Başkanı Fikri Akgül'ün aracına
atılan el bombasının merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düştüğü
yer olan Kahramanmaraş'ın Döngel köyünde arazide gömülü bulunan el
bombalarıyla aynı seriden olduğu ortaya çıktı. Bir köylünün gömülme
olayını ihbarıyla yapılan kazıda 15 el bombası, 1 sis bombası ve 7 LAW
silahı bulunmuş, Yapılan incelemede LAW silahları MKE yapımı, bombalar
ise ABD ve Rus yapımı çıkmıştı.
Umut Kitabevi'nin bombalanması sebebiyle 4 yıl önce Türkiye'nin
gündemine oturan Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde önceki gün yine bombalı
saldırı gerçekleştirildi. AK Parti Şemdinli İlçe Başkanı Fikri Akgül'ün
evinin bahçesine park ettiği aracın altına gece yarısından sonra kimliği
belirlenemeyen kişiler tarafından bomba atıldı. Olayda, ölen ya da
yaralanan olmazken çevrede maddi hasar meydana geldi. Akgül'ün aracı
kullanılamaz hale geldi. Olaydan sonra polis bölgede geniş çaplı
araştırma başlattı. Olay yerinden alınan numuneleri inceleyen emniyet
birimleri, bombaların seri numaralarına ulaştı. Bu numaralar daha önce
ele geçirilen mühimmatların seri numaraları ile karşılaştırıldı. Akgül'e
yönelik saldırıda kullanılan bombanın BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nu
taşıyan helikopter enkazının bulunduğu yer olan Kahramanmaraş'ın Döngel
köyünde bulunan bombalarla aynı seriden olduğu belirlendi. 7 Eylül
2009'da Kahramanmaraş merkeze bağlı Döngel köyünde, bahçesini sulamaya
giden bir köylü yolun kenarına bir şeyler gömüldüğünü görüp olayı
jandarmaya bildirmişti. Cumhuriyet savcısının gözetiminde jandarmanın
yaptığı kazıda, 7 LAW silahı, 15 el bombası ve 1 sis bombası bulunmuştu.
Yapılan incelemede LAW silahları MKE yapımı, bombalar ise ABD ve Rus
yapımı çıkmıştı. (Zaman)
(21 Kasım 2009, 11:30)
FLAŞ
FLAŞ!!! Sincan Mahkemesi'ne ikinci soruşturma Adalet Bakanlığı, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yönelik yeni bir
soruşturma başlattı. Mahkemeye gelen müfettişlerce, TİB baskınında ele
geçirilen belge ve bilgilerde, Sincan mahkemesinin yetkisi dışında elde
edilmiş herhangi bir soruşturmaya ait bilgi olup olmadığı inceleniyor.
16.18: Adalet Bakanlığı'nın, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne
yönelik yeni bir soruşturma başlattığı öğrenildi. Soruşturmanın Hakim
Osman Kaçmaz hakkında mı yoksa Yarsav Başkanı Eminağaoğlu'nun davasına
bakacak Kaçmaz için yapılan reddi-hakim talebini reddeden mahkemenin
diğer üyelerine mi yönelik olduğu henüz bilinmiyor.
16.27: Soruşturma TİB baskınıyla ilgili • İddiaya göre Adalet
Bakanlığı müfettişleri, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gelerek
Telekomünikasyon İletişim Bakanlığı'na yapılan baskında alınan belgeleri
incelemeye başladı. Soruşturmada mahkemenin inceleme yapabilme yetkisi
dışında diğer soruşturmalarla ilgili herhangi bir belge ve bilgi ele
geçirip geçirmediği araştırılıyor.
FLAŞ!!! Ergenekon soruşturması Erzincan'a sıçradı: 2
gözaltı Ergenekon soruşturması kapsamında Erzincan'da 2 askeri personel
gözaltına alındı. 18 Kasım'da yapılan operasyona, Erzurum'dan gelen Özel
Yetkili Savcı ve yine Erzurum'dan gelen 5 kişilik özel polis ekibi ve
Erzincan Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin
yanı sıra Askeri Savcılık katıldı.
Yapılan operasyonla, Erzincan İl Jandarma Komutanlığı'nda görevli
İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı E.E. ve İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde
görevli bir başçavuş gözaltına alındı. İki askeri personelin lojmandaki
evleri ve Alay Komutanlığı'ndaki odaları, askeri savcı ve özel yetkili
savcı tarafından arandı. Aramalar sonucunda bilgisayar ve bazı evrak ve
dokümanlara el konuldu. İki askeri personel, Erzincan Merkez
Komutanlığı'nda gözaltında tutuluyor. Olayla ilgili olarak çok yönlü
soruşturma devam ediyor. Gözaltıların, Ergenekon soruşturması ile ilgisi
olduğu öğrenildi. (Cihan)
Ayrıntılar geldikçe eklenecektir...
(20 Kasım 2009,16:05)
20
mahkemeden Kaçmaz'a darbe: Kararlar incelenemez Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Telekomünikasyon İletişim
Başkanlığı'nda (TİB) ikinci kez bilirkişi incelemesi kararı vermesi,
cumhuriyet başsavcılıklarını harekete geçirdi. Başsavcılıklar,
mahkemelere başvurarak, soruşturmaların gizliliğini ihlal edecek
bilirkişi incelemesine tedbir konulmasını istedi. Mahkemeler de
talepleri kabul ederek, gizliliği bulunan dinleme kararı ve kayıtların
hiçbir şekilde başkasına verilmemesine hükmetti. Yaklaşık 20'ye yakın
ilden gelen mahkeme kararı TİB'e tebliğ edildi. Mahkemelerin tedbir
kararı sonrası Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin TİB'de bilirkişi
incelemesini yaptırıp yaptıramayacağı merak ediliyor.
Sincan mahkemesi diğer mahkemeleri ayağa kaldırdı: Hukuk darbesine
karşı mahkemeler tankın üstüne çıktı • Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Telekomünikasyon İletişim
Başkanlığı'nda soruşturmanın gizliliğini ihlal edici şekilde ikinci kez
bilirkişi incelemesi kararı vermesi, cumhuriyet başsavcılıklarını
harekete geçirdi. Başsavcılıklar, mahkemelere başvurarak, devam eden
soruşturmaların gizliliğini ihlal edecek bilirkişi incelemesine tedbir
konulmasını istedi. Mahkemeler talepleri kabul ederek, TİB'e
soruşturmaların gizliliğinin ihlal edilmesine izin verilmemesini,
gizliliği bulunan dinleme karar ve kayıtlarının hiçbir şekilde başkasına
verilmemesine hükmetti. Yaklaşık 20'ye yakın ilden gelen mahkeme
kararlarının TİB'e tebliğ edildiği belirtiliyor. Mahkemelerin tedbir
kararı sonrası Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin TİB'de bilirkişi
incelemesini yaptırıp yaptıramayacağı merak ediliyor. Sincan'daki
mahkemenin gizliliği bozacak bir bilirkişi incelemesi veya mahkeme
kararlarının kopyalanması işlemini gerçekleştiremeyeceği belirtiliyor.
Kontrgerilla en sert direnişi yargıda gösteriyor •
Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun yasadışı dinlendiği iddiaları üzerine Sulh Ceza Hakimi
Hayri Keskin eliyle TİB'de bilirkişi incelemesi yaptırmıştı. İlk
bilirkişi incelemesini yeterli bulmayan Sincan Mahkemesi, "HTS''
kayıtlarının yeniden incelenerek, bunlara ilişkin mahkeme kayıtlarının
bulunduğu bilgisayar disklerine el konulması kararı vermişti. Bu
harddiskler içerisinde tüm dinleme kayıtları bulunacak.
Sincan'ın kararıyla ilgili ikinci bilirkişi incelemesi henüz yapılmadı.
Ancak çeşitli soruşturmalarda TİB üzerinden mahkeme kararıyla dinleme
yapan başsavcılıklar, soruşturmanın gizliliğinin ihlal edileceği
gerekçesiyle 'gizliliğe aykırı' tespitler için mahkemelerden tedbir
kararı aldı. Mahkemelerin kararlarında, adli soruşturmaların
gizliliğinin ihlalinin TCK'nın 285. maddesine göre suç oluşturduğunu
vurguladığı ifade edildi. Soruşturmaların CMK ve Polis Vazife ve
Selahiyetleri Kanunu'na göre yapıldığı belirtilen kararlarda, mahkeme
kararı olsa bile kayıtların verilmemesinin istendiği belirtildi.
MİT'ten mahkemeye yazı: Kayıtları almayın, ulusal güvenlik tehlikeye
girer • Yargıtay'ın telefonlarının dinlenmesine ilişkin Sincan 1.
Ağır Ceza Mahkemesi tarafından TİB'in kayıtlarına el konulması kararı,
MİT'i harekete geçirdi. Sincan 1. Ağır Ceza Hakimliği'nin verdiği
telekulak kararı sebebiyle MİT Müsteşarlığı, Telekomünikasyon İletişim
Başkanlığı'na ve mahkemeye resmi yazı gönderdi. Habere göre MİT
Müsteşarlığı, gönderdiği yazıyla TİB'den, "ulusal güvenliği tehlikeye
sokabileceği" gerekçesiyle kayıtlarını dışarıya vermemesini istedi.
Polis, Jandarma ve MİT'in kayıtlarının bulunduğu TİB'e ve Sincan Ağır
Ceza Hakimliği'ne yazılan resmi yazıda, "Kurumun kanuni alanına giren
konularda, yabancılara yönelik yapılan kayıtların alınmasının, 'ulusal
güvenliği' tehlikeye sokacağına" dikkat çekiliyor. (Yenişafak)
Adalet Bakanı:
Yargı, kendisini yürütmenin yerine koymamalı •
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, TİB'in, başkanlıkta yapılan son tespite
ilişkin tutanaklara dayanarak Adalet Bakanlığı'na şikayette bulunduğunu
açıkladı. Ergin, "Yargı da kendini yasama ve yürütmenin yerine koyarak
onların fonksiyonlarını icra etmeye kalkmamalı.'' dedi.
Ergin, katıldığı CNN Türk televizyonundaki canlı yayında, yargıdaki
dinleme iddialarıyla ilgili soruları cevapladı. Ergin, bilgi sahibi
olmadan yapılan değerlendirmelerin toplumun psikolojisini etkilediğini
söyledi. Sadullah Ergin, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda (TİB)
arama yapan hakim hakkında Adalet Bakanlığı'nın inceleme başlattığının
hatırlatılması üzerine şunları kaydetti: "Son TİB tespitinde, yapılan
tespit esnasında tutanaklar tutulmuş. O tutanaklara dayalı olarak TİB
Başkanlığı, Adalet Bakanlığı'na şikayette bulunmuş, 'Orada yapılan işlem
esnasında gizliliğin ihlali söz konusudur, biz uyarılarımızı yaptık, ama
itibar edilmedi' demiş. Bu arada, Sincan mahkemesinin verdiği inceleme
kararında da 'Halen dinleme varsa buna ilişkin gizlilik nedeniyle
tespitlerin yapılmamasına' diye bir cümle konulmuş. Yani 'gizlilik
kararı varsa tespit yapmayın' diyor. Tespite gelen yargıç, 'varsa da,
yoksa da ben tespit yaparım' noktasında.''
Bakan Ergin, sorular üzerine, yasama, yürütme ile yargı arasında
geçmişte de zaman zaman gerilimler yaşandığını ifade ederek, "Yasama ve
yürütme yargıya müdahale etmemeli, ama yargı da kendini yasama ve
yürütmenin yerine koyarak onların fonksiyonlarını icra etmeye
kalkmamalı.'' dedi. (AA)
4'ü 1 arada: Bir hakim aynı konuda, hem sanık, hem müşteki, hem
yargıç hem de savcı olabilir mi?.. Böyle bir reddi-hakim nasıl
reddedilir?..
Bir karşı darbe de Kontrgerillacılardan.. Sincan mahkeme üyeleri,
başkanları Osman Kaçmaz'dan ayrılmak istemiyor • Sincan 1. Ağır Ceza
Mahkemesi, aynı mahkemenin Başkanı Osman Kaçmaz'ın, Yargıtay Cumhuriyet
Savcısı ve eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun yargılandığı
davada görev almama talebini reddetti. Osman Kaçmaz'ın isteğini görüşmek
üzere, Kaçmaz'ın yerine bir yedek üyenin katılımıyla mahkeme heyeti
toplandı. Heyet, Kaçmaz'ın istemini reddederek, Eminağaoğlu'nun, Sincan
1. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına ve Kaçmaz'ın heyete başkanlık
etmesine karar verdi. (Zaman)
Böylece
Kaçmaz'ın bu davada ihsası rey yaptığı ve taraf olduğu açık •
Hukukçulara göre kendisinin de meslekten ihracı istenen Kaçmaz'ın bu
davaya bakması mümkün değil. Kaçmaz'ın, Adalet Bakanlığı'nın yürüttüğü
soruşturmayı 'yasa dışı' olarak niteleyerek ihsas-ı rey'de bulunduğunun
altı çiziliyor. Kaçmaz'ın Adalet Bakanlığı müfettiş raporları üzerine
hazırlanan iddianamede sanık, soruşturmayı yürütenleri bakanlık ve
Yargıtay'a şikayet etmesiyle müşteki, Eminağaoğlu dosyasında hakim ve
YARSAV Başkanı'nın talebiyle TİB'de incelemeleri yaptıran savcı
konumunda bulunduğuna işaret ediliyor. Hukukçular, Kaçmaz'ın 4 kimlikli
tavrının tarafsızlığına gölge düşürdüğünü savunuyor ve soruyor: "Bir
kişi, hem sanık, hem müşteki, hem yargıç hem de savcı olabilir mi?"
Kaçmaz'ın kimse girişimde bulunmadan davadan çekilmesini isteyen Eski
Yozgat Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek şöyle diyor: "Gerek Osman
Kaçmaz gerekse YARSAV Başkanı hakkındaki soruşturmaya izin veren ve
hazırlık aşamasını yapan Adalet Bakanlığı hakkında bir husumet veya
karşı düşünceli iki taraf izlenimi ortaya çıkmıştır. Bir hakimin
tarafsız olarak önüne gelen davayı inceleyebilmesi için gerek şikayetçi
olarak gerek yasadan kaynaklanan sebeple resen önüne gelmesi halinde bu
konuyu önüne getiren makamla davalı-davacı olma durumu kendiliğinden
doğacağından davaya bakan hakim taraf konumuna düşüyor."
FLAŞ!!! Poyrazköy'le ilgili
5 asker daha adliyede Ergenekon soruşturması kapsamında Poyrazköy'deki kazılarda ele
geçirilen mühimmata ilişkin beş askeri personelin daha Beşiktaş'taki
İstanbul Adliyesine getirildiği öğrenildi.
Ele geçen bazı bilgiler üzerine derinleştirilerek sürdürülen Ergenekon
bağlantılı Poyrazköy soruşturması kapsamında 5 askeri personel daha
sorgulanmak üzere Beşiktaş'taki Adliye'ye getirildi.
Sivil plakalı bir minibüsle adliyeye getirilen askeri personel, hakim ve
savcıların giriş yaptığı kapıdan binaya alındı.
19.15: 5 askeri personel serbest bırakıldı • ''Ergenekon''
soruşturması kapsamında Poyrazköy'deki kazılarda ele geçirilen mühimmata
ilişkin adliyeye sevk edilen 5 askeri personel serbest bırakıldı.
Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine getirilen 5 askeri personelden 4'ü
savcılık sorgularının ardından, 1'i de sevk edildiği nöbetçi mahkemeden
serbest kaldı. Gün içinde, adliyeye çıkarılan askeri personel sayısının
8 olduğu öğrenilmişti, ancak bu sayının 5 olduğu anlaşıldı. (Zaman)
Ergenekon soruşturması son haftalardaki peşpeşe gelişmelerle
inanılmaz genişledi ve cunta giderek belirginleşti • Poyrazköy
silahlarıyla ilgili soruşturma hızla genişliyor. Dün taraf gazetesinde
yayınlanan şok bir kontrgerilla planı olan 'Kafes
Eylem Planı' Türkiye gündemini sarstı. Son birkaç haftadır Ergenekon
Terör Örgütü'ne yönelik soruşturma, özellikle örgütün TSK içinde
yuvalanmış asker ayağında inanılmaz genişleme göstermekte. Denizci
Kurmay Albay Dursun Çiçek'in ıslak imzalı Komplo Belgesinin ele
geçirilmesi üzerine derinleştirilen
soruşturma, Poyrazköy'le ilgili derinleştirilen
soruşturma, üst düzey deniz komutanlarına yönelik suikast planı
suçlamasıyla ayrı bir savcı tarafından yürütülen ve şimdiye kadar 7
teğmenin tutuklandığı
soruşturma.. Ve bunlara ek olarak İstanbul Koç müzesinde tesadüfen
bulunduğu açıklanan ve Ergenekon soruşturmasında sık sık adı geçen
Koramiral Ali Feyyaz Öğütçü tarafından aceleyle imha ettirilen çok
miktarda patlayıcı
soruşturması..
Deniz Kuvvetleri'yle ilgili bu dört soruşturmanın birbiriyle bağlantısı giderek aydınlanırken,
Ergenekon Terör Örgütü puzzle'ının asker ayağına ait parçaları bir bir
yerine oturuyor, örgütün resmi belirginleşiyor.
Koç
Müzesi'ndeki patlayıcıların esrarı çözüldü: Korkunç Plan 10 Mayıs 2009 tarihinde Koç Müzesi'ndeki Uluç Ali Reis
Denizaltısı'nda bekçi tarafından tesadüfen bulunduğu öğrenilen çok
miktarda TNT patlayıcılar üzerindeki esrar perdesi, dün ortaya çıkan ve
gayrımüslimlerin terör eylemleriyle öldürülüp müslümanların suçlanması
taktiklerini içeren 'Kafes Operasyonu Eylem Planı'yla ortaya çıktı.
Kafes Operasyonu Eylem Planı, daha önce gündeme gelen ve Koç Müzesi'nde
katliam yapılmasını öngören eylemin ayrıntılarını da ele verdi. Taraf m
10 Mayıs 2009'da "Ya patlasaydı" başlığıyla yayımladığı haberde Koç
Müzesi'nde bulunan Denizaltı'na yerleştirilen patlayıcıların,
ziyaretçilerin yoğun olduğu bir günde patlatılacağı anlatılıyordu.
Taraf gazetesinin dün yayımladığı "Kafes Operasyonu Eylem Planı"nın
eklerinde bulunan notlar, bu katliam hazırlığının ayrıntılarına ışık
tutuyor. "Notlar.txt" adlı dosyada "C. H. ile görüşme" başlığıyla
tutulan notlarda Koç Müzesi'ne ilişkin şu bilgilere yer veriliyor: "Koç
Müzesi'yle ilgili malzemeler yerine konulmak üzere operatöre
ulaştırıldı. Müzenin ziyaretçilerini arttıralım. Okullarda tanıtım,
reklam ve organizasyon faaliyetleri yapılarak ziyaretçi yoğunluğunun en
fazla olduğu zamanın belirlenmesi C. Bey söyleyecek, öğrenciler projenin
en önemli parçası. Operasyonun tarihini teyit edelim. CG'ye sadece E.U.
üzerinden ulaşılacak. Başka kanal kullanmıyoruz. Aynı zamanda bilişim
projelerinde de ortak çalışacaklar." Yine Kafes Planı'yla birlikte
yakalanan yedi sayfalık başta bir notta da "Koç Müzesi'nde ziyaretçi
patlaması olmalı. Sıkıntı çıkmasın. Bşk takip ediyor" şeklinde bilgilere
yer veriliyor.
Denizaltı'da patlayıcı bulunmuştu • Hatırlanacağı gibi Deniz Kuvvetleri
Komutanlığı tarafından Koç Müzesi'ne hediye edilen Uluç Ali Reis
Denizaltı'sında 14 Kasım 2008'de TNT kalıplan ve patlayıcılar
bulunmuştu. Konuyla ilgili İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bilgi
verilmezken, askeri yetkililerin aranarak bombaların teslim edilmesi
tartışmalara neden olmuştu. Bombaların bulunmasının ardından müze
yetkililerin aradığı kişi ise "Kafes Operasyonu Eylem Planı"nda adı
"Başkan" olarak geçen dönemin Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral A.
Feyyaz Öğütçü'ydü. Öğütçü de aynı gün, Beykoz'da bulunan Kurtarma ve
Sualtı Grup Komutanlığı'nı arayarak müzeye bir SAS görev timi
gönderilmesi emrini verdi. Binbaşı Bülent Başarkanoğlu başkanlığında
görevlendirilen SAS timi, saat 17:00'da müzeye giderek, santral dairesi
iskandil cihazı arkasında poşet içerisinde bulunan patlayıcıları yerinde
inceledi, inceleme sonrası emniyet altına alınan patlayıcılar, buradan
Beykoz SAS Grup Komutanlığı'na götürüldü. Beykoz'da yapılan inceleme
sonrası, patlayıcılar Koramiral Feyyaz Öğütçü'nün emriyle 17 Kasım
2008'da Kıdemli Üsteğmen Erhan Atasoy tarafından imha edildi.
Dört sayfalık görev • Konuyla ilgili 19 Kasım 2008 günü bir de
"Görev Sonuç Raporu" düzenlenip Öğütçü'ye sunuldu. Beykoz'da bulunan
Kurtarma ve Sualtı Komutanlığı'nda görevli Kurmay Başkan Deniz Albay
Kemal Kesen ve Harekat Eğitim Şube Müdür Vekili Deniz Albay İlhan Öcalan
tarafından hazırlanan dört sayfalık raporda, "Emrin telefonla şifahi
olarak verildiği, patlayıcıların Amerikan menşeli 1960'lı yıllarda
kullanılan eski tip malzeme olduğu, iki adet 100 gr. TNT içeren burgu
Fişeği, bir adet libre, 1,5 libre patlayıcı kalıbı, 160 cm eski saniyeli
fitil ve altı adet mekanik fünye bulunduğu" belirtildi.
Polis yerine Koramiral çağrıldı • Patlayıcıların Koç
Müzesi'nde bulunmasının ardından, Emniyet Müdürlüğü'ne konuyla ilgili
bilgi verilmesi gerekirken, askerlerin konudan haberdar edilmesinden
sonra Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara konuyla ilgili bir
ihbar mektubu geldi. Mektupta, bombaların Ergenekonculara ait olduğu
iddia ediliyordu. Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral A. Feyyaz
Öğütçü'nün olayın kapatılması için emir verdiği de iddialar arasındaydı,
işte o mektupta yer alan iddialardan bazıları:
"Rahmi Koç Müzesi'nde sergilenen denizaltının içerisinde, güvenlikçiler
taralından 600 gram civarında TNT kalıplan ile fünyeler bulundu. Müze
polis bölgesinde olmasına rağmen, Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü'ye haber
verildi, Öğütçü'nün talimatıyla askeri personel konuyu adli mercilere
haber vermeden patlayıcıları Beykoz'daki SAT'a ait eğitim alanında imha
etti. Öğütçü, emrindeki kişilere, patlayıcılar hakkında herhangi bir
işlem yapılmaması emrini verdi. Patlayıcıların deniz altının faaliyette
olduğu dönemden kalmış olabileceği yönünde rapor yazmalarını da istedi.
İmha işleminin nedeni ise Ergenekon'a ait patlayıcılarının adli
mercilerin eline geçmesini önlemekti."
Bu ihbar mektubu üzerine müze yetkilileri ile görüşen emniyet güçleri,
ihbar teyit edecek bilgi ve belgelere ulaştı. Müze yetkilileri
patlayıcıları Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yetkililerine tutanak ile
teslim ettiklerini belirtti. Polis, müze yetkililerinin ifadesini
aldıktan sonra tutanaklara el koydu.
Bombayı özel olarak koydular • Poyrazköy kazılan ve Tarafın
konuyu kamuoyuna duyurmasının ardından ilginç bir gelişme daha yaşandı.
Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, 9 Temmuz 2009'da Koç Müzesi'nde keşif
çalışması yaptı. Keşfin ardından da bir rapor hazırladı, Öz raporunun
sonuç bölümüne, "Bombaların Denizaltı faaliyetteyken unutulduğu" yönünde
askerin hazırladığı rapora inanmadığını belirten şu bilgilere yer verdi:
"Patlayıcılar kolaylıkla bulunamayacak bir yere saklanmış. Günlük yaşam
koşullarında unutulması mümkün değil. Basit bir işlem ile kullanıma
hazır hale getirilebilir."
Patlayıcıların tesadüfen bulunduğu açıklanmıştı • 2009 yılı Mayıs
ayında Koç Müzesi’nde sergilenen ULUÇ ALİ REİS Denizaltısı'nda 1960
yılına ait Amerikan menşeli patlayıcı ve TNT kalıplarının tesadüfen
bulunduğu ortaya çıkmıştı. Gemide bulunan mühimmat gazetelere şu şekilde
yansımıştı: Amerikan meşeli 2 adet 100 gr. TNT içeren burgu fişeği, 1
adet 1 libre TNT kalıbının ikiye bölünmesi sonucu elde edilmiş, bir
buçuk libre patlayıcı kalıbı, 160 cm portakal renkli eski saniyeli fitil
ve altı adet mekanik fünye.
Olay Koç Grubu'nu şok etmiş Ergenekon savcılarının devreye girmesi
ikinci şok olmuştu • Ergenekon Savcıları Poyrazköy’de çıkan
mühimmatlar sonrası geniş çaplı bir inceleme başlatmışlardı. İnceleme
Deniz Kuvvetleri’nin içine doğru ilerlemiş, bu çerçevede 8 Albay
sorgulanmıştı. Deniz Kuvvetleri Askeri savcılığı da bazı muvazzaf
subayların evlerinde ve bürolarında aramalar yapmıştı. Müzede
mühimmatların bulunması Koç Grubu’nda şok etkisi yaratmıştı. Facia
yaşanmaması tek teselli unsuruydu. Ancak Koç Grubu Ergenekon
Savcıları’nın keşfiyle yeni bir şok yaşamıştı.
Ergenekon savcılarını şüphelendiren gelişmeler..
Patlayıcılar polise haber verilmesi gerekirken askerlere haber
verilmiş ve Ergenekon soruşturmasında adı geçen Ali Feyyaz Öğütçü
patlayıcıları aceleyle imha ettirmişti • Bombaların bulunmasının
ardından ilginç bir gelişme yaşanmış, sivil alanda bulunan bu
patlayıcılarla ilgili bilgi, İstanbul Emniyet’ine bildirilmesi
gerekirken, müze yetkilileri adı Ergenekon soruşturmasında geçen Kuzey
Deniz Saha Komutanı Koramiral Ali Feyyaz Öğütçü'yü haberdar etmişti.
Müzeye gelen askeri yetkililer incelemenin ardından patlayıcıları Beykoz
SAS Grup Komutanlığı’na götürmüş ve Öğütçü’nün emriyle, 17 Kasım 2008
günü eğitim sahasında infilak ettirilerek imha etmişti.
Bir ihbar maili ve bir sanığın bilgisayarındaki plan: Ergenekon,
müzede öğrencilere bombalı saldırı planladı • Ergenekon savcısı
Zekeriya Öz'ün Rahmi Koç Müzesi'nde yaptığı keşfin sebebi tartışılırken,
önemli bir iddia gündeme gelmişti. İddiaya göre Ergenekon Terör Örgütü,
'müzeyi gezen öğrencilere bombalı saldırı' düzenlemeyi planlamıştı.
Gözaltına alınan bir şüphelinin bilgisayarında bulunan plana göre,
'denizaltıya yerleştirilen TNT kalıpları, öğrencilerin müzeyi ziyareti
sırasında patlatılacaktı'. Ancak bombalar geçtiğimiz yıl bulunmuş ve
imha edilmişti.
‘Malzeme operatöre ulaştı müzeye ziyaretçi artırılsın’ • ‘Binbaşı
Bektaş’ta yakalanan 3 No'lu CD’nin içerdiğindeki şifreli bir belgede Koç
Müzesi’nde öğrencilerin ziyareti sırasında yapılacak eylemin planları
bulundu. Ergenekon Terör Örgütü iddiasıyla başlatılan soruşturma
kapsamında Sütlüce’deki Rahmi Koç Müzesi’nde demirli Uluç Ali Reis
Denizaltısı’nda Ergenekon savcısı Zekeriya Öz ve Terörle Mücadele
Polislerince yapılan 1 saatlik keşfin ayrıntıları ortaya çıkmaya
başladı. Uluç Ali Reis Denizaltısı’nın santral dairesinde 14 Kasım 2008
günü tesadüfen bulunan patlayıcılarla ilgili kan donduran ihbarda iddia
edilen eylemin ayrıntılı planları Ergenekon tutuklusu emekli Deniz
Binbaşı Levent Bektaş’ın evinde çıktı. ‘Ergenekon 200-300 öğrencinin
ziyareti sırasında bombalı saldırı yapacaktı’ ihbarını doğrulayan plan,
emekli Binbaşı Bektaş’ta yakalanan 3 No'lu CD’nin içinden çıktı. CD’deki
dosyalardan birinde şifrelenerek gizlenen çocuk katliamı ile ilgili
belgede ‘Koç Müzesi’ne konulmak üzere gönderilen malzeme operatöre
ulaştırıldı. Müzenin ziyaretçilerini arttıralım. Okullarda tanıtım
reklam ve organizasyon faaliyetleri yapılarak ziyaretçi yoğunluğunun en
fazla olduğu zamanı belirleyelim. Öğrenciler Projelerin en önemli
parçası operasyon tarihini teyit edelim’ cümlelerine rastlandı.
Amaç kargaşa ortamı oluşturmak • Şifreli belgedeki plan ve amacı
için ise şu değerlendirme yapıldı: ‘300 kişilik öğrenci gurubunun müzeyi
ziyaretleri esnasında, patlayıcılar patlatılacak ve ortalık kan gölüne
dönecek. Meydana gelen saldırıdan hükümet sorumlu tutulacak. Faillerin
yakalanamaması insanları gerecek. Toplumda bir kargaşa ortamı doğacak ve
hükümet bunun hesabını veremeyecek.’ Ancak bu plan, Denizaltı’da rehber
olarak çalışan emekli astsubayın 60 gr. TNT kalıbı, 20 fitil ve 10 adet
fünye’yi tesadüfen bulmasıyla amacına ulaşamamıştı.
İhbar emaili ile diğer bulgular örtüştü
Soruşturmayı genişletin talimatı • Poyrazköy cephaneliği ve
‘cunta planını’ ortaya çıkaran e-posta ihbarı ile Ergenekon tutuklusu
emekli binbaşı Levent Bektaş’ta çıkan belgelerdeki ‘bombalı’ saldırı
planının örtüşmesi üzerine Savcı Zekeriya Öz harekete geçti. Savcı Öz,
Ata Evleri kapsamında soruşturulan ve denizaltıdaki bombaları polis
bölgesi olmasına rağmen polise haber vermeden kriminal inceleme
yaptırmadan imha ettiren Koramiral Ali Feyyaz Öğütçü ve ‘cunta’ planında
yer alan Koramiral F.İ hakkındaki soruşturulmanın genişletilmesi
talimatı verdiği öğrenildi. Savcı Öz’ün Ergenekon ile ilişkisini
saptayarak Genelkurmay Askeri Savcılığı’na isimlerini ilettiği ve askeri
savcılıktan haklarında işlem yapılmasını talep ettiği muvazzaf askerler
arasında Koramiral A.F.Ö. de vardı. Koramiral A.F.Ö., Deniz
Kuvvetleri’ndeki yapılanmanın yöneticisi olarak suçlanıyordu.
300 çocuğu katledeceklerdi • Ergenekon soruşturmasını yürüten
savcı ekibinin liderliğini yapan Zekeriya Öz, 10 Temmuz günü Haliç
Sütlüce’deki Rahmi Koç Müzesi’ne giderek burada demirli bulunan Uluç Ali
Reis Denizaltısı’nda yaklaşık bir saat süren bir keşif çalışması yaptı.
Öz’ün polis eşliğinde yaptığı keşfe neden olan ihbar mektubunda,
Poyrazköy cephaneliği ile ilgili tutuklanan subayların 200-300 kişilik
öğrenci grubunun ziyareti sırasında Uluç Ali Reis Denizaltısı’nda
bombalı saldırı yapmayı planladıkları iddia edilmişti.
Askeri savcılığın dikkat çeken örtbas gayreti
Ergenekon savcılarının incelemesinde ortaya çıkardığı sarsıcı sonuç:
TNT'lerin denizaltıda unutulması mümkün değil • İddialar üzerine
savcılar, Deniz Askeri Savcılığı'na yazı yazarak TNT'ye ilişkin ne işlem
yapıldığını sordu. Askeri savcılık, patlayıcının denizaltında daha
önceden unutulmuş olduğunu, SAT komandolarına imha ettirildiğini ve
soruşturmaya gerek olmadığını bildirdi. Bunun üzerine Ergenekon
savcıları keşif kararı aldı. Yapılan incelemede TNT'nin denizaltıda
unutulmasının mümkün olmadığı sonucuna varıldı.
Bombaları aldırıp imha ettiren Feyyaz Öğütçü'nün adı Ergenekon
soruşturması kapsamındaki Karargah Evleri'nde geçiyor • Bombaların
alınma emrini veren Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Ali Feyyaz
Öğütçü'nün adının MİT'in hazırladığı Karargah Evleri belgesinde de
geçtiği iddia ediliyordu. Ergenekon savcılarının, Karargah Evleri
soruşturmasıyla ilgili Genelkurmay Askeri Savcılığı'na gönderdiği
listede, Öğütçü'nün de adının bulunduğu öne sürülmüştü. İddiaya göre,
Genelkurmay Başkanlığı'na ulaşan bu belgede Koramiral Öğütçü, Deniz
Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki organizasyonun yöneticisi olarak
tanımlanıyordu. Poyrazköy'deki cephanelikler de, Kuzey Deniz Saha
Komutanlığı'na ait askeri alanın hemen yanı başında bulunmuştu.
FLAŞ!!!
Bir şok plan daha: Gayrimüslimleri vur Müslümanları suçla Poyrazköy'ün izini süren savcılar, Deniz Kuvvetlerindeki 41 kişilik özel
cunta yapılanmasının gayrimüslimler üzerinden AKP'yi bitirmeye yönelik
Mart 2009 tarihli Kafes Eylem Planı'nı ve cuntadaki subayları isim isim deşifre etti.
Taraf gazetesinin yayınladığı korkunç içerikli Kontrgerilla planında
geçen isimler arasında Ergenekon soruşturmasında ismi sık sık gündeme gelen
Koramiral Ali Feyyaz Öğütçü'de var. Planda Ergenekon'da
tutuklanan Yarbay Ercan Kireçtepe imzası var. Beş aşamalı planın amacı
şöyle: Gayrimüslimler üzerinde korkutucu propaganda icra edilecek. AKP
üzerindeki iç ve dış toplumun baskısı arttırılacak. Dört aşamalı planın
hazırlık ve korku yaratma safhaları şunları öngörüyor: Gayrimüslimlerin
isim, adres, okul, vakıf ve ibadethanelerinin belirlenmesi. Adalar'da
yoğun güzergahlarda duvarlara tehdit içeren sloganlar yazılması. Tehdit
telefonları açılması. Ergenekon tutuklusu Levent Bektaş'ta ele geçen
film CD'sindeki şifreyi çözen savcılar Deniz Kuvvetleri'ndeki cuntanın
'Kafes Operasyonu Eylem Planı'nı ortaya çıkardı. Plana göre
gayrimüslimlere suikast düzenlenecek, azınlıkların yaşadığı mahallelerde
bomba patlatılacaktı. Bu eylemlerden dindarların suçlanması ve AKP
üzerindeki dış baskının arttırılması hedeflenmişti. Poyrazköy kazıları
sonrası ev ve iş yerinde arama yapılan Emekli Binbaşı Levent Bektaş'ın
ofisinden ele geçirilen bir CD'de de inanılmaz bir plan yakalandı.
CD'nin içeriğinde 'data stash' isimli bir programın yer aldığını gören uzmanlar, bu programın film, resim veya metin dosyalarının arkasına
normal kullanıcılar tarafından görülmeyecek şekilde bilgi ve doküman
saklandığını tespit ettiler. Dosyalar şifrelendiği için tüm çalışmalar
bu boyuta kaydırıldı. Yapılan incelemeler sonucu bir film CD'sinin
arkasına 'data stash' programı yardımı ile gizlenmiş, şifreli bir dosya
tespit edildi. Profesyonel bir biçimde gizlenen ve şifrelenen bu dosya
uzman ekiplerin uzun süren çalışmaları sonucu açıldı ve içinden 'Kafes
Eylem Planı' isimli dokümana ulaşıldı.
Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan emekli Binbaşı Levent
Bektaş'ın ofisinde ele geçirilen bir film CD'sinin içerisine
şifrelenerek gizlenen "Kafes Operasyonu Eylem Planı" gayrimüslimlere
yönelik korkunç planlan gözler önüne serdi. Plana göre AKP üzerinde iç
ve
dış baskıyı artırmak için Türkiye'de yaşayan gayrimüslimlere suikast
düzenlenecek, azınlıkların yaşadığı mahallelerde bomba patlatılacak.
41 kişilik özel yapılanma • Deniz Kuvvetlerindeki 41 kişilik
hücreden oluşan özel Operasyon Gücü Komutanlığı tarafından hazırlanan
planda Ergenekon'da tutuklanan Yarbay Ercan Kireçtepe imzası var. Beş
aşamalı planın amacı şöyle: Gayrimüslimler üzerinde korkutucu propaganda
icra edilecek. AKP üzerindeki iç ve dış toplumun baskısı arttırılacak.
4 aşamalı eylem planı • Planın hazırlık ve korku yaratma
safhaları şunları öngörüyor: Gayrimüslimlerin isim, adres, okul, vakıf
ve ibadethanelerinin belirlenmesi. Adalar'da yoğun güzergahlarda
duvarlara tehdit içeren sloganlar yazılması. Tehdit telefonları
açılması.
Gayrimüslimleri vurup AKP'yi bitireceklerdi • Ergenekon tutuklusu
Levent Bektaş'ta ele geçen film CD'sindeki şifreyi çözen savcılar Deniz
Kuvvetleri'ndeki cuntanın "Kafes Operasyonu Eylem Planı'nı ortaya
çıkardı. Plana göre gayrimüslimler vurulup dindarlar suçlanacak, AKP
üzerindeki dış baskı arttırılacaktı.
Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan emekli Binbaşı Levent
Bektaş'ın ofisinde ele geçirilen bir film CD'sinin içerisine
şifrelenerek gizlenen "Kafes Operasyonu Eylem Planı" gayrimüslimlere
yönelik korkunç planlan gözler önüne serdi. Plana göre AKP üzerinde iç
ve dış baskıyı artırmak için Türkiye'de yaşayan gayrimüslimlere suikast
düzenlenecek, azınlıkların yaşadığı mahallelerde bomba patlatılacak.
Plan, Ergenekon kapsamında tutuklanan beniz Yarbay Ercan Kireçtepe
tarafından hazırlandı. Eylemlerin ise çoğu Ergenekon soruşturmasında
tutuklu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda görevli muvazzaf ve emekli
subaylar tarafından gerçekleştirileceği belirtiliyor. Hangi subayın
hangi hücrede olduğu planda aynim olarak yer alıyor. Son iki hafta
içinde Ergenekon savcıları tarafından ifadeleri alınan 27 subayın bu
planla ilgili sorgulandığı belirtiliyor. Mart 2009 tarihli "Kafes
Operasyonu Eylem Planı"nın "Genel" bölümünde "Rahip Santaro, Malatya
Zirve Yayınevi ve Hrant Dink operasyonları sonrasında Türkiye'de yasayan
gayrimüslimlerin irticai grupların hedefinde olduğu yönünde kamuoyu
oluşmuş, ancak AKP tarafından karşıt medyanın da desteğiyle söz konusu
olayların Ergenekon tarafından organize edildiği şeklinde yoğun
propaganda faaliyetlerinde bulunulmuştur" deniyor.
Biz yapacağız AKP'nin üstüne atacağız • Planda bu durumun tersine
çevrilmesi için "gayrimüslimler üzerinde korkutucu propagandanın icra
edileceği" vurgulanıyor ve şöyle deniyor, "Özel Operasyon Gücü
Komutanlığı tarafından Ergenekon Davası'nda tutuklu bulunanlara destek
vermek, AKP ve yandaşlarının karşı psikolojik harp faaliyetlerini
etkisiz kılmak, gündemi değiştirerek hedef saptırmak, teşkilatın
moralini yükseltmek ve kamuoyunun desteğini kazanmak maksadıyla;
gayrimüslimler üzerinde korkutucu propaganda icra edilecek ve söz konusu
faaliyetler kaynağı bakımından kara propaganda ile AKP ve AKP'ye destek
veren diğer şer odaklarınca icra edilmiş gibi gösterilecektir."
4 aşamalı plan • Planda operasyonun "Hazırlık", "Korku
oluşturma", "Kamuoyu oluşturma" ve "Eylem" olmak üzere dört safhadan
oluştuğu belirtiliyor.
1) Hazırlık safhasında yapılacaklar şöyle sıralanıyor:
Gayrimüslim nüfusun isim ve adresleri belirlenecek, Gayrimüslimlere ait
gazete, dergi vb. abone listeleri elde edilecek, Gayrimüslimlere ait
eğitim kurumların öğrenci, veli ve çalışanların listeleri tespit
edilecek, Gayrimüslimlere ait vakıf ve ibadethanelerin cemaat listeleri
elde edilecek, Gayrimüslimlerin dini bayram/önemli günlerinin ve
nerelerde ayin/tören düzenledikleri tespit edilecek, Eyleme uygun
gayrimüslimlerin mezarlıkları belirlenecek.
2) Eylemin 'Korku oluşturma' safhasında ise şunların yapılması
planlanıyor: Tesbit edilen Agos gazetesi abonelerinin listeleri
paylaşım siteleri ve irticai web siteleri başta olmak üzere internet
ortamında yayınlanacak, Agos gazetesi abonelerine tehdit telefonları
açılacak ve tehdit mektupları gönderilecek, Adalar bölgesindeki yoğun
güzergahlardaki duvarlara tehdit içerikli sloganlar yazılacak, Abone
listeleri çoğaltılarak, adalarda yasayan vatandaşların kolaylıkla
görebilecekleri bölgelere bırakılacak, Medya ve internet siteleri
kullanılacak.
3) Planın 'Kamuoyu oluşturma' safhasında yapılacaklar da şöyle
sıralanıyor: Abone listelerinin ulusal basında yayınlanması ve haber
yapılması sağlanacak, Konu hakkında köşe yazılan yazdırılacak,
Tanışma programlarında konuya yer verilecek ve AKP Hükümetinin
vurdumduymazlığı ele alınacak, 6-7 Eylül olayları. Varlık Vergisi
haberleri gibi konulara medyada tekrar tekrar yer verilecek, AKP karşıtı
web siteleri artırılarak faaliyetleri yoğunlaştırılacak, Azınlıklar
lehine faaliyet gösteren web siteleri içerik yönünden desteklenecek,
Mevcut sitelere ilave olarak "www.tehditaltindayiz.com", "www.agosasahipcikalim.com"
vb. adlarla yeni web siteleri oluşturulacak, belirlenen temalar
doğrultusunda yayınlar yapılacak ve bu siteler etkin şekilde
tanıtılacak, Kaynağı AKP ve yandaş gruplara aitmiş izlenimi verilen web
siteleri kurularak, söz konusu sitelerin gerekli tanıtımları yapılacak
ve dini içerikli yayınlar arasına Agos gazetesi başta olmak üzere,
azınlıklara ait medya unsurlarını hedef gösteren mesajlar
serpiştirilecek, İcra edilen eylemlerin suçlusu olarak AKP ve irticai
gruplar gösterilerek, kaynağı hakkında "kara propaganda" icra edilecek.
4) Son safha Eylem bölümünde suikastler yapılacak bombalar atılacak:
Planın en ürkütücü bölümü ise "eylem" bölümünde yer alıyor: Adalar
bölgesindeki çeşitli mahallelerde bomba patlatılacak, Azınlık haklarını
hararetle savunma konusunda Ön plana çıkmış kişi/kişilere suikast
düzenlenecek, Agos gazetesi civarı gibi belirlenen yerlere ses bombalan
konacak, Birçok yere şüpheli paket bırakılıp, ihbar edilerek güvenlik
güçleri meşgul edilecek, Adalarda vapur seferi düzenlenen iskelelerde
bombalı eylemler düzenlenecek, Gayrimüslimlere ait mezarlıklara yönelik
olarak sansasyonel eylemler icra edilecek, Tanınmış gayrimüslim işadamı
ve sanatçılardan belirlenen bir ya da birkaçı kaçırılacak, Gayrimüslim
nüfusun yoğun bulunduğu bölgelerde sık aralıklarla araç, ev ve işyeri
kundaklanacak, İstanbul ve İzmir gibi gayrimüslimlerin yoğun olarak
yaşadığı illerde de benzeri eylemler yapılacak, İcra edilen sabotaj,
adam kaçırma, suikast eylemleri özel plan hücre lideriyle kurulacak
koordineyi müteakip, belirlenecek irticai örgütler adına
üstlenilecektir.
Başbakan Erdoğan planda 'düşman unsur' • Planın "Düşman Unsurlar"
bölümünde şöyle deniyor: Başbakan Erdoğan'ın Davos'ta yaptığı çıkış,
taraftarlarından yoğun destek gördü. Ama yerel seçimde başarısız
oldular.
'Kafes
Eylem Planı'nın akıl almaz detayları • Taraf'ın haberine göre 21
Nisan 2009 tarihinde Beykoz Poyrazköy'deki kazılarda bulunan mühimmatın
ardından denizci subaylara yönelik başlayan tutuklamaların sırrını
"Kafes Operasyonu Eylem Planı" ortaya çıkardı. Beykoz Poyrazköy'deki
mühimmatın bir kısmı 3 Şubat 2009 tarihinde Kaynarca Köyü Hocaoğlu
Mevkii ormanlık arazide köylülerin bir araçla birlikte şüpheli birtakım
kişileri görüp jandarmaya haber vermesiyle bulundu, jandarma,
köylülerden gelen bilgi üzerine vakit geçirmeden harekete geçti.
Köylülerin İhbar ettiği bölgede tornavidalarla işaretlenmiş bir ağacın
altında yeni kazılmış toprak yığınına rastlandı. Jandarmanın yaptığı
inceleme ve kazı çalışmaları sonucu su termosu içerisinde gizlenmiş 27
adet TNT kalıbı (her biri yaklaşık 500 gr. civarında), 100 gr C4
patlayıcı, 155 cm infilaklı fitil. Üç adet elektrikli fünye ve bir
adaptör bulundu.
Hücre, eylem İçin Göktaş'tan haber bekliyordu • Bu olayın
üzerinden yaklaşık 25 gün sonra (29 Şubat 2009) Ergenekon soruşturmasını
yürüten savcılara gelen bir ihbar mektubunda, Beykoz'da Jandarma
tarafından bulunan mühimmatın Ergenekon tutuklusu Emekli Albay Levent
Göktaş'a bağlı. Emekli Binbaşı Levent Bektaş, Yarbay Ercan Kireçtepe,
Binbaşı Erme Onat, Binbaşı Eren Günay ve Yarbay Mustafa Turhan
Ecevit'ten oluşan bir hücreye ait olduğu iddia edildi. Bu ekibin eylem
için Göktaş'tan haber beklendiği de ihbar mektubundaki iddialar
arasındaydı.
Dalanın bilgisi dahilinde patlayıcı gömüldü • Bu bilgiler
doğrultusunda çalışmalarını derinleştiren emniyet güçlerine, 1/4 Nisan
2009 tarihinde başka bir ihbar mektubu daha geldi, ihbar mektubunda,
Emekli Binbaşı Levent Bektaş, Yarbay Ercan Kireçtepe, Binbaşı Erme Onat,
Binbaşı Eren Günay, ve Yarbay Mustafa Turhan Ecevit'ten oluşan hücre
tipi illegal yapının, Göktaş'ın serbest bırakılmaması durumunda,
Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara yönelik bir suikast planı
yaptıkları anlatılıyordu. Ayrıca bu kişilerin SAT Komutanlığı'nın
arkasında bulunan Bedrettin Dalan'a ait araziye Dalan'ın bilgisi
dahilinde çok sayıda silah ve patlayıcı gömdükleri de mektupta İddia
edilmişti. Silah ve mühimmatın gömülü olduğu yerler de tarif edilmişti.
Emniyet güçleri aldıkları mahkeme kararıyla birlikte 21 Nisan 2009
tarihinde belirtilen arazide arama ve kazı çalışmalarına başladı. Kazı
çalışmalarına emniyet güçlerinin yanı sıra, Jandarma yetkilileri ve
İstanbul Üniversitesi "nden üç akademisyen de katıldı. Akademisyenler,
yerin 30 metre altını gösterebilen jeoradar isimli cihaz ile arama
yaptılar. 21 nisanda başlayan kazı çalışmaları bir hafta sonra
bitirildi. Kazı çalışmaları sonucu Poyrazköy'de 15 adet dolu, yedi adet
boş lav silahı, 450 gr. C4 patlayıcı madde, 14 adet el bombası, 45 adet
sis bombası, yedi adet hakem bombası, 23 adet İşaret fişeği, beş adet
bombalı bubi tuzağı, 38 metre saniyeli fitil, 30 metre İnfilak fitili,
24 adet fünye, üç adet gösteri bombası, yaklaşık 3000 adet fişek
bulundu. Ardından ele geçirilen mühimmat ve silahlarla ilgili olarak
şüphelilerin ev ve iş yerlerinde arama yapıldı ve 2/4 Nisan 2009
tarihinde Levent Bektaş, Ercan Kireçtepe, ve Erme Onat, 27.04.2009
tarihinde Eren Günay, 27.05.2009 tarihinde ise yurtdışı görevinde
bulunduğu için gözaltına alınamayan Mustafa Türkan Ecevit tutuklandı.
Bir ihbar mektubu daha geldi • 23 Mayıs 2009 tarihinde bir TSK
mensubu tarafından savcılara bir ihbar mektubu daha gönderildi. Mektupta
Kurmay Albay A. T. liderliğinde, Astsubay Kıdemli Başçavuş H. C.,
Astsubay Kıdemli Başçavuş S. D. ve Astsubay Kıdemli Başçavuş F. A'nın
tutuklanan Deniz subayları ile aynı illegal yapıda yer aldığı iddia
edildi. Bu kişilerin ev ve İş yerlerinde Ergenekon hakkında çok önemli
belgeleri sakladıkları da mektuptaki iddialar arasındaydı. 28 Mayıs 2009
tarihinde söz konusu kişilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda
İddia edilen Ergenekon hakkında çok sayıda bilgi ve belgeye ulaşıldı.
Astsubay H. C. ile BTP Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Ağar arasındaki
İlişkileri ortaya koyan çok önemli dokümanların da bu aramalarda ele
geçirildiği de iddia edilmişti. Patlayıcıların bulunduğu dönemde H.C.,
F. A. ve S. D'nin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Asker Savcılığı
tarafından gözaltına alındığı ancak herhangi bir cezai müeyyide
uygulanmadan serbest bırakıldığı da iddialar arasındaydı.
Albay, Perinçek'in internet grubuna üye • 23 Mayıs 2009 tarihinde
yine bir başka subay tarafından gönderilen ihbar mektubunda ise Deniz
Kurmay Kıdemli Albay Şafak Yürekli, Deniz Kur. Kd. Alb. Mert Yanık,
Deniz Kur. Kd. Alb. Dora Sungunay, Deniz Kur. Kd. Alb. Muharrem Nuri
Alacalı. Deniz Kur. Kd. Alb. Levent Görgeç, Deniz Kur. Kd. Alb. Tayfun
Duman, Deniz Kur. Kd. Alb. I. Koray özyurt ve Emekli Deniz Albay Aydın
Ortabaşı'nın Ergenekon bağlantısı olduğu iddiası detaylı bir şeklinde
anlatıldı. 28 Mayıs 2009'da bu şahıslarında ev ve iş yerlerinde yapılan
aramalarda da çok sayıda Ergenekon belgesinin ele geçirildiği iddia
ediliyor. Albay Yürekli'nin, Doğu Perinçek'in İnternet ortamındaki
faaliyetleri kapsamında kurulmuş olan "Aydınlık Gelecek Harekeli" isimli
internet grubuna üye olduğu ortaya çıkarıldı. Ayrıca Yürekli ve
Sunguray'ın, DHKP/C örgütü ile irtibatlarını deşifre eden çok önemli
belgelere el konulduğu da iddialar arasında.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği İle bağlantılar • Yapılan
aramalarda ayrıca Koramiral K. S., Albay M. Y., 2009 YAŞ kararlan ile
tuğamiralliğe terfi ettirilen L. G. ve emekli Albay A. O'nun, Çağdaş
Yaşamı Destekleme Demeği ile irtibatı olan bağlantılarını İçeren
belgeler ortaya çıkarıldı. ÇYDD'den burs alan kız öğrencileri, genç
teğmenlerle irtibata geçirerek teğmenleri Ergenekon terör örgütü adına
kullandıkları iddia ediliyordu. Bu iddiayla ilgili savcıların elinde
belge ve bilgi olduğu da belirtiliyor.
Teğmenler suikast hazırlığındaydı • Tüm bu gelişmeler yaşanırken,
18 1 Temmuz 2009'da Gölcük Donanma: Komutanlığı'nda görevli teğmenlerde
ilginç belge ve bilgiler ele geçirildi. Dönemin Deniz Kuvvetleri
Komutanı Oramiral Metin ATAÇ ve dönemin Donanma' Komutanı Oramiral Eşref
Uğur Yiğit'e teğmenlerin suikast planı yaptıkları İddia ediliyordu.
Teğmenlerin evinde 500 gr civarında Datasheet patlayıcı ele geçirildi.
Teğmenler ile ÇYYD'den burs alan kızların gizli çekilmiş özel
görüntüleri de yapılan aramalarda ele geçirildi. Ardından da gözaltına
alınan teğmenler tutuklandı.
Şifreleme yapıldığından şüphelenen savcılar incelemeyi
derinleştirince Kafes Eylem Planı ele geçirildi • Poyrazköy kazıları
sonrası ev ve iş yerinde arama yapılan Emekli Binbaşı Levent Bektaş'ın
ofisinden ele geçirilen bir CD'de de inanılmaz bir plan yakalandı.
CD'nin içeriğinde "data stash" isimli bir programın yer aldığını gören 1
uzmanlar, bu programın film, resim veya metin dosyalarının arkasına
normal kullanıcılar tarafından görülmeyecek şekilde bilgi ve doküman
saklandığını tespit ettiler. Dosyalar şifrelendiği için tüm çalışmalar
bu boyuta kaydırıldı. Yapılan incelemeler sonucu bir film CD'sinin
arkasına "data stash" programı yardımı ile gizlenmiş, şifreli bir
dosya tespit edildi. Profesyonel bir biçimde gizlenen ve şifrelenen bu
dosya uzman ekiplerin uzun süren çalışmaları sonucu açıldı ve içinden
"Kafes Eylem Planı" İsimli dokümana ulaşıldı.
İşte
isim isim Deniz Kuvvetlerindeki cuntanın listesi • Taraf'ın haberine
göre Emekli Binbaşı Levent Bektaş'la ele geçen "Kafes Operasyonu Eylem
Planında eylemleri gerçekleştirecek Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndaki
subayların listesi de bulunuyor. Plana göre büyük bir bölümü Ergenekon
kapsamında tutuklanan subaylardan "eylem hücreleri" oluşturulmuş.
Hücrelerin en başında "Danışma Kurulu" bulunuyor. Danışma Kurulu, İki
koramiral M bir tuğgeneralden oluşuyor. İşte Deniz Kuvvetleri
Komutanlığı'ndaki cunta yapılanması:
Danışma Kurulu: Kora. Ali Feyyaz Öğütçü: Başkan,
Kora. K. S.: Başkan Yardımcısı,
Tuğa. M. F. İ: Üye-Özel Operasyon Komutanlığı, Dz. P. Kur. Kd. Alb. M. H:
Özel Operasyon Gücü Komutanları, (E) Dz. Bnb.
Levent Bektaş: Özel Plan Hücre Lideri (Tutuklu)
Marmara Bölge Komutanlığı: Dz. Yb. Ercan Kireçtepe Marmara Bölge Komutanı (Tutuklu),
Dz. Bnb Emre Onat: 1. Hücre Lideri (Tutuklu),
Y/S Kd.Bçvş. Halil Cura: 1. Hücre Elemanı (Tutuklu),
Tls. Kd. Bçvş. Sadettin Doğan: 1. Hücre Elemanı (Tutuklu),
Eln. Bçvş. D.E: 1. Hücre Elemanı, Dz. İşçi T.V.A.: 1. Hücre Elemanı, Dz. Kur. Kd. Bnb. Emre Sezenler: 2. Hücre Lideri (Tutuklandıktan
sonra serbest bırakıldı), Dz. Kd. Bnb. Emre Günay: 2. Hücre Elemanı (Tutuklu),
Shh. Kd. Bçvş. H.D.: 2. Hücre Elemanı, Eln.Kd. Bçvş. Feridun Arslan: 2. Hücre Elemanı (Tutuklu),
Eln. Bçvş. İ. B.: 2'inci Hücre Elemanı
Ege Bölge Komutanlığı:
Dr P- Kd. Alb. M.S: Ege Bölge Komutanı,
Dz. Kd. Alb. Levent Gülmen: 1. Hücre Lideri (Ergenekon'a ait belgeleri
imha ettiği iddia edilmişti),
Dz. P. Kd. Bnb. Erbay Çolakoğlu: 1. Hücre Elemanı (Gözaltına alınmıştı),
Dz. Bnb. A. A. S: 1. Hücre Elemanı,
Dz.Yzb. B. A: 1. Hücre Elemanı,
Dz. Ütğm. B.Ç: 1. Hücre Elemanı,
İsth. Kd. Bçvş. S.E: 1. Hücre Elemanı, Mot.Kd. Bçvş. M.A.: 1. Hücre Elemanı,
Bçvş. E.T: 1. Hücre Elemanı,
Rad. Üçvş. T.Ö: 1. Hücre Elemanı,
1 Dz. Kur. Yb. H. Ö: 2. Hücre Lideri,
Dz. Bnb. G. Y.: 2. Hücre Elemanı,
Dz. Kd. Yzb. Ü.Ö.: 2. Hücre Elemanı, Dz. Yzb. B.K.: 2. Hücre Elemanı, Tls. Kd. Bçvş. D. M.: 2. Hücre Elemanı, Rad. Kd. Bçvş. H. E.: 2. Hücre Elemanı,
Kaz. Kd. Bçvş. M.I.: 2. Hücre Elemanı,
Top. Bçvş. A. B: 2. Hücre Elemanı
Karadeniz Bölge Komutanlığı:
Dz. Yb. I. Z. T.: Karadeniz Bölge Komutanı, Dz.Yb. İ.L.O.: 1. Hücre Lideri, Dz. Kur. Bnb. Ö.E.: 1. Hücre Elemanı, Dz. Bnb.
M. F.: 1. Hücre Elemanı,
İsth. Kd. Bçvş. T. D.: 1. Hücre Elemanı, İda. Bçvş. M. A.: 1. Hücre Elemanı,
POT. Kd. Bçvş. M. K.: 1. Hücre Elemanı. (Mehmet
Baransu, Taraf)
Herkes onu arıyor.. Bu parafın sahibi kim? • Ortaya çıkan, Mart
2009 tarihli 'Kafes Operasyonu Eylem Planı' ile ilgili olarak iki soru
kamuoyunu meşgul ediyor. Birincisi, belgenin üzerine el yazısı ile
yazılan notta adı geçen 'Kadir Paşa' Tüm amiral Kadir Sağdıç mı?
(Genelkurmay web sitesinde yer alan askeri şura kararları terfi
listelerinde 2006'dan bu yana Kadir isimli başka bir general
bulunmuyor.) İkinci ve daha önemli soru ise bu skandal belgeyi parafe
eden üst komutan kim?
Kadir Paşa koordine etsin • 20 Kasım 2009: Kafes kod adlı planın
üzerinde el yazısıyla yazılan 'Kadir Paşa koordine etsin' notu dikkat
çekiyor. Planda yer alan bilgilere göre hücrelerin başında bulunan
Danışma Kurulu'nun iki numarası Koramiral K.S. Söz konusu komutan daha
önce internete düşen ses kaydı ile gündeme gelmişti. 9 Mart 2009
tarihinde internete düşen
ses kaydında K.S. şu ifadeleri kullanmıştı:
"Bizde bir devlet yapısı var, hiç bunların Osmanlı dönemindeki gibi
ümmet sistemiyle alakası yok. Maalesef ordunun her 20-25 yılda bir
siyasilerin elinde yozlaşan sistemi tekrar rayına oturtmak uğruna
müdahalesiyle oluştu bunlar. Biz sıkı bir şekilde durup aydınlanma,
ileriye gitme yönünde devlet sistemini ayakta tutmak için iç
misyonumuzun da birinci öncelikli olarak görevimizin başında olduğumuzu
hissettirmek durumundayız. Keşke Lüksemburg gibi, Almanya gibi etrafında
sıkıntıları olmayan bir bölgede bulunsaydık da, ayrıca rönesans reform
sürecini 5 asır geçip, birey olarak siyasi haklarımızı şoför de olsak,
deniz subayı da olsak, profesör de olsak eşit kullanabilme olgunluğunda
olsaydık da biz Silahlı Kuvvetler olarak sadece dış tehditlerle
ilgilenseydik. Ama durum bu değil."
Şahin’in S-1 suikast planları ‘Kafes’in bir parçası çıktı •
İbrahim Şahin’in suikast planları ve S-1 timlerinin
‘Kafes Operasyonu’nun bir parçası olduğu belirlendi. Plan çerçevesinde 8
ilde yaşayan azınlıkların haritası çıkarılmış.
Kafes Eylem Planı’nı hazırlayan Deniz kuvvetleri içinde yapılanmış
cuntanın Türkiye’nin azınlık haritasını da çıkardığı belirlendi. Harita
üzerinde azınlıkların
yaşadığı yerlerin şehir şehir ayrıntılarıyla not
edildiği öğrenildi. Plan çerçevesinde 8 ayrı ilde ayrıntılı adres
tespiti yapılırken, Türkiye genelindeki azınlıklara ait ibadethanelerin
adres tespitlerinin de yapıldığı öğrenildi. Özellikle tüm Ermeni
okulları ve cemaatlerinin yakın takibe alındığı iddia ediliyor.
SAT Komandoları ve Özel Harekatçılar •
Poyrazköy soruşturmasında tutuklanan emekli Binbaşı Levent Bektaş’ta ele
geçen “2006 ADALAR ABONE LİSTESİ.xls” isimli dosya incelendiğinde
Kınalı, Büyük, Burgaz ve Heybeli adıyla dört sayfa bulunduğu, Kınalı
sayfasında Rakel Dink’in adı ve adresi ile 187 kişinin ve 2 bayinin isim
ve adreslerinin ayrıntılı bir şekilde not edildiği ifade edildi.
Planların ilerleyen aşamalarında belirlenen adreslere tehdit mektupları
gönderilerek korku ortamının doğmasının sağlanmasının hedeflendiği
öğrenildi.
Şahin'in S-1'leri Kafes'in tetikçisi •
Bektaş’ta ele geçen Kafes Planı, Poyrazköy’deki SAT komandolarına ilişin
soruşturmayla, lav silahlarıyla yakalanıp tutuklanan Emniyet Özel
Harekat Dairesi eski Başkanvekili İbrahim Şahin’in S1-S2 suikast timleri
arasında bağlantı kurulmasını sağladı. Bektaş’ta ele geçen ‘2006 ADALAR
ABONE LİSTESİ’nin aynısı Şahin’e azınlıklarla ilgili istihbarat sağlayan
Ergenekon sanığı Fatma Cengiz’de de bulundu. Bektaş’taki belge 31.5.2006
günü saat 15.34’te, Cengiz’dekinin de aynı gün 18.34’te oluşturulduğu ve
ikisinin de ‘yazan’ bilgisinin ‘Agos’ olduğu belirlendi.
Ergenekon sanığı Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili Şahin’den çıkan
suikast planlarının Kafes planın hedefleri doğrultusunda hazırlandığı,
S1, S-2 timlerinin de bu planların bir parçası olduğu öğrenildi.
Yollar Amiral Ali Feyyaz Öğütçü'ye çıkıyor •
Kafes suikastlerini gerçekleştirecek subayların listesinin de bulunduğu
belgede, ilk sırada emekli Koramiral A.F.Ö.’nün yer alması dikkat çekti.
Hücrelerin başında E. Kora. A.F.Ö., Danışma Kurulu Başkanı, Kora. K.S
Başkan Yardımcısı, Tuğamiral M.F üye olarak yer alıyor. A.F.Ö,
teğmenlerin ÇYDD’li kızlarla kontrol edilmesi, kara propaganda siteleri
ve Koç Müzesi’ndeki bombaların imhası ile ilgili de gündeme gelmişti. (Star)
6-7 Eylül olayları mı tekrarlanmak isteniyordu?..
Plan
uygulamaya konulmuş: Kurtuluş'ta azınlıklara ait evlere renkli etiket
yapıştırıldı • Azınlıklara yönelik 'Eylem Planı'nın kısmen hayata
geçirildiği ortaya çıktı. Eylül 2009'da İstanbul'daki Balıklı Rum
Mezarlığı'ndaki mezar taşları tahrip edilirken ağustos ayında,
Kurtuluş'ta
azınlıklara
ait evler fişlendi. Semtte yer alan Cumhuriyet Mahallesi Arpa Sokak'ta
bazı evlerin üzerine renkli etiketler yapıştırıldı. 7 Ağustos'ta
gerçekleşen ve faili bulunamayan bu olaydan bir gün sonra etiketler
söküldü. O dönem faili meçhul olarak kalan bu eylem, azınlıklara korku
salmaya yetti. Cumhuriyet Mahallesi Muhtarı Ahmet Günel ile muhtarlıkta
aza olarak görev yapan Selami Melemşe'nin, bu olayın
araştırılması
yönündeki çabaları ise sonuç vermedi. Melemşe bu olayı
gerçekleştirenlerin korku yaymak ve azınlıkları kaçırmak istediklerini
belirtirken şu ifadeleri kullanmıştı: "Kim yaptıysa amacına ulaştı.
Ortada delil yok ancak bir söylenti olarak kulaktan kulağa yayılıyor. Bu
bölgenin seçilmiş olması basit ve hesapsız bir şey değil." (Zaman)
Bir uygulamada Üsküdar'da: Ermeni İlkokuluna tehdit mektubu •
Plan çevresinde Üsküdar’da bulunan Ermeni cemaatine ait bir ilkokula
Temel Malatyalı imzalı 2 sayfalık tehdit mektubu gönderildiği ortaya
çıktı. Oldukça dikkat çekici bir isimle gönderilen mektupta Ermenilerin
Türkiye’nin yanında olduğunu açıklayan açıklamalarda bulunmamaları
durumunda “Türk ve Ermenilerin sayısının tabutları sayarak
gösterecekleri” tehdidi yapıldı. Tehdit mektubundaki adres bölümüne
“Karadeniz Mahallesi, Trabzon Caddesi Avcılar İstanbul” olarak geçmesi
dikkat çekti. Temel ismi ile Hrant Dink ve Santora cinayetlerine,
Malatyalı soyismi ile de Misyoner Katliamı’na gönderme yapıldığı ifade
ediliyor. (Star)
54 yıl önce başarıyla uygulandı • Azınlıklara yönelik Kafes
planı, 1955 yılında gerçekleşen 6-7 Eylül olaylarını akla getirdi.
İstanbul Ekspres adlı gazete o gün "Atatürk'ün Selanik'teki evi
bombalandı" manşetiyle çıktı. Haber kulaktan kulağa yayıldı. Gerginleşen
ortamın akşamında Beyoğlu'ndaki bir dükkana yapılan saldırı, fitili
ateşledi. Aniden toplanan kalabalık, Kumkapı, Samatya, Yedikule ve
Beyoğlu civarındaki Rum, Ermeni ve Yahudilerin dükkanlarına saldırdı.
Rum Ortodoks kiliseleri ateşe verildi. Resmi kaynaklara göre 4.214 ev,
1.004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul ile
aralarında fabrika, otel, bar gibi yerlerin bulunduğu 5.317 mekan talan
edildi. Olayların ardından İstanbul'da sıkıyönetim ilan edilirken,
içişleri bakanı istifa etti.
Adalarda yaşayan gayrımüslim vatandaşlar: Son aylarda yaşadıklarımız
demek ki tesadüf değilmiş • Poyrazköy'de bulunan silah ve mühimmatla
ilgili soruşturmada tutuklanan Levent Bektaş'ta ele geçirilen
gayrimüslimlere yönelik saldırı planları Adalar halkını dehşete düşürdü.
Adalar Belediyesi Başdanışmanı Raffi Hermon Araks, planı okurken
tüylerinin diken diken olduğunu söyledi. Araks, gazeteye yansıyan
bilgilerin aslında son aylarda rastladıkları ve münferit diye
değerlendirdikleri olayların hiç de öyle olmadığını gösterdiğine dikkat
çekti: "Heybeliada'da bulunan gayrimüslim vatandaşlarımızdan ciddi
şikayetler gelmişti. Fakat münferit olaylardır gözüyle bakmıştık ama
ortaya çıkan planlar gösteriyor ki bunlar birkaç kişinin basit saldırısı
değil." Zeytinburnu'nda- ki Rum mezarlığında ise 90 mezarın tahrip
edildiği ortaya çıktı.
Ada halkı dehşete düştü • Poyrazköy'de bulunan silah ve
mühimmatla ilgili soruşturmada tutuklanan Levent Bektaş ile ele geçen
gayrimüslimlere yönelik saldırı planları ada halkını dehşete düşürdü.
Büyükadalara bomba etkisi yapan planlar, okuyanlar "Zaten son aylarda
birtakım davranışlar seziyorduk. Planları okuyunca bize ne kadar büyük
bir oyun oynanmak istendiğini dehşetle gördük." ifadeleriyle
şaşkınlıklarını dile getiriyor. Gayrimüslimleri vurmayı, öldürmeyi,
bombalamayı, korkutmayı, onların üstünde büyük bir baskı olduğu yolunda
haberler yapmayı ve bütün bunları AK Parti'yi destekleyen Müslümanların
üstüne atmayı hedefleyen plan, ada halkını şaşkına çevirdi. Adalar
Belediyesi Başdanışmanı Raffi Hermon Araks, planı okurken tüylerinin
diken diken olduğunu söylüyor. Gazeteye yansıyan bilgilerin aslında son
aylarda rastladıkları, münferit diye değerlendirdikleri olayların hiç de
öyle olmadığını gösterdiğini belirten Araks, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dört beş ay önce bana Heybeliada'da bulunan gayrimüslim
vatandaşlarımızdan ciddi şikayetler gelmişti. Yazılı olarak belediyeye
yapılan başvuruda kendilerinin yol ortasında taciz edildiğini ve
korkutulduklarını söylemişlerdi. Benzer olaylara Kınalıada ve
Büyükada'da da rastlamıştık. Fakat münferit olaylardır gözüyle bakmıştık
ama ortaya çıkan planlar gösteriyor ki bunlar birkaç kişinin basit
saldırısı değil."
6-7 Eylül olaylarının tekrarından korkuyoruz • Heybeliada'dan
gelen şikayetlerde takip edildiğini ve yol ortasında taciz edildiklerini
söyleyen gayrimüslimlerin belediyeden yardım istediğini belirten Araks,
diğer adalarda da benzer durumların yaşandığını söyledi. Kağıtlar
üzerinde yapılan planların tutmadığını hatırlatan Araks, gazeteci Hrant
Dink öldürüldükten sonra yapılan propagandaları buna örnek gösterdi. Bu
olaydan sonra gerçekleşen seçimlerde gayrimüslimler içerisindeki ezici
bir çoğunluğun AK Parti'ye oy verdiğini söyleyen Adalar Belediyesi
Başdanışmanı, yanlış hesabın mutlaka ortaya çıktığını anlattı. İsmini
vermekten çekinen gayrimüslim vatandaş ise birçok kez Heybeliada'da
kendisine "Ait olduğunuz yere gidin. Siz buralı değilsiniz. Müslümanlar
sizi buradan kovacak. Artık düzen değişti." dediklerini anlatıyor.
Benzer durumları komşu ve akrabalarının da yaşadığını anlatan vatandaş,
6-7 Eylül olaylarının tekrar yaşanmasından korktuklarını dile getirdi.
Fethiye Çetin: Dink ailesinin avukatı: Kabullenmekte güçlük çekiyorum
• Bu ülkede çok şey yaşadık, çok şey gördük ama yine de bizi dehşet
içinde bırakacak kadar vahim ve korkutucudur. Ben şu an dehşet içindeyim
ve duyduğumdan beri de kabullenmekte güçlük çekiyorum. Yani
oturuyorsunuz bu ülkenin birtakım güçleri olarak ve ülkenin
vatandaşlarını düşman olarak tanımlıyorsunuz ve bu düşmana karşı
mücadelede harcanacak unsurlar olarak da azınlıkları belirliyorsunuz.
Yani neresinden bakılırsa bakılsın kabullenilemeyecek bir unsur. Somut
deliller ortaya çıktığında Ergenekon davası ile birleştirilip
birleştirilmeyeceği de değerlendirilecektir.
Ergin Cinmen - Dink ailesinin avukatı: Dink cinayetinin Ergenekon'la
bağlantısı gündeme gelecek • Son derece önemli bir olayla karşı
karşıyayız. Türkiye'de bir kaos oluşturmak istiyorlar ki bir kısım
planları da zaten ortaya koymuşlar. Benim için çok şaşırtıcı gelmedi
çünkü bu güruhun zaten düşüncesi buydu. Bu belgeler Hrant Dink davası
açısından da çok önemlidir. Bu belgeler dosyaya girdiğinde Hrant Dink'in
katli olayının Ergenekon ile de bağlantısı da ortaya çıkacaktır.
Rober Haddeciyan - Marmara Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni: 6-7 Eylül
olayları ve Varlık Vergisi'nden daha vahim • Bu plan, 6-7 Eylül ve
Varlık Vergisi olaylarını aşıyor. Burada iki maksat var. Birisi,
azınlıklara karşı planlanması. Diğeri de bu olayla AK Parti'nin yıkılmak
istenmesi. Bu ikisi birleşiyor. Planın içeriğinde yer alan korku havası
yaratmak, abonelerin listesini çıkarmak ve tehdit etmek gibi kısımlar,
gerçekten de korkunç. Orada Ermeni basınından söz ediliyor. Bunun içine
yalnız Agos değil, bizler de giriyoruz. Bu planın en vahim yanlarından
birisi de planı uygulayacak olanların, suçu muhafazakar kesime atması.
Belki geçmişte de bunu yaptılar. Bu olay, bize geçmişi de düşündürtmeli.
Plan gerçekleşseydi, sonuçları bakımından yurtdışında kullanılması da
kaçınılmaz olacaktı ve azınlıklarla ilgili birçok konuda diasporaya
fırsat verecekti. Memleketini seven hiç kimse böyle bir olay karşısında
sessiz ve duygusuz kalamaz.
Rober Koptas - Agos yazarı - Aras Yayınevi: Asıl korkutucu olan, TSK
içinde hazırlanması • Türkiyeli bir Ermeni olarak, öncelikle böylesi
bir operasyonun hedefinde olmak insanı korkutuyor, bu işin bir yanı. Ama
öte tarafta, bir devlet kurumu içerisinde, hele hele Silahlı Kuvvetler
içerisinde böyle bir planın hazırlanıyor olması, bütün Türkiye adına da
insanı korkutuyor. Planın tarihi Mart 2009. Yani daha önce ortaya çıkan
darbe planlarından, günlüklerden, "kağıt parça"larından filan çok sonra
hazırlanmış. Demek ki birileri hala böylesi planlardan medet umuyor.
Hrant Dink cinayetinin bu planda sözü edildiği gibi bir operasyon
dahilinde yapıldığını esasen hepimiz biliyoruz.
Moris Bencuya - Eski İzmir Musevi Cemaati Başkanı: Kumpas planı çok
çirkin • Bizim üzerimizden iktidar partisine kumpas kurmak çok
çirkin. Gayrimüslimlerin ne suçu var? Demokratik bir ülkede bu tür
girişimlerin olmasına üzülüyorum. Gayrimüslimler de bu ülkede Türk
vatandaşı. Senin olan hakkınla benim olan hakkım aynı. Herkes gibi biz
de emniyet koruması altındayız.
Etyen Mahçupyan - Agos Genel Yayın Yönetmeni: 6-7 Eylül olayları da
Özel Harp operasyonuydu • Deniz Kuvvetleri'nde hazırlanan 'Kafes'
planında Ermeni cemaatine yönelik eylemler de yer alıyor. Bu kapsamda
abonelerin isimlerinin internetten yayınlanması, listedeki isimlerin
tehdit telefonları ve mektuplarıyla rahatsız edilmesi hedefleniyor.
Dehşet planını değerlendiren Agos Genel Yayın Yönetmeni Etyen Mahçupyan,
planın 6-7 Eylül olaylarına çok benzediğini belirtiyor. Etyen Mahçupyan,
"6-7 Eylül olayları da bir Özel Harp Operasyonu'ydu." diyor ve ekliyor:
"İttihatçı bakışa göre; toplumla ilgili, sonuç ne olursa olsun, kim ne
eziyet çekerse çeksin, kimin canı, kanı giderse gitsin, her türlü
manipülasyon mubah. Burada en kolay manipülasyon nerede olacaksa orada
oluyor. Gayrimüslimler, her zaman en kolaylarından birisi. Çünkü
dışarıdan ses getirir, içeriden Hıristiyan-Müslüman çatışması üretir, AK
Parti'yi zor durumda bırakır. Hem çok kolaya kaçmış hem de kaba saba ve
utanç verici bir belge..." (Zaman)
Zirve Ergenekon'un İşi • Kafes Eylem Planı'nda gayrimüslim
cinayetlerinden "operasyon" diye bahsediliyor. Bunu değerlendiren Zirve
katliamı avukatı çarpıcı açıklamalar yaptı. "Kafes Planı"nı
değerlendiren Zirve Yayınevi davasının avukatı Orhan Kemal Cengiz,
Malatya'da işlenen cinayetlerin Ergenekon davasıyla birleştirilmesi
gerektiğini söyledi. Ergenekon davasında tutuklanan Yarbay Ercan
Kireçtepe imzalı 'Kafes Eylem Planı'nda Santoro, Dink ve Malatya
cinayetlerinin 'operasyon' olarak nitelenmesini değerlendiren Malatya
Katliamı müdahil avukatlarından Orhan Kemal Cengiz, davanın
başlangıcından itibaren olayın büyük bir organizasyon olduğunda ısrar
ettiklerini belirterek, dava dosyasında bunun işaretlerinin olduğunu
söyledi.
Ergenekon savcıları bütünü görmeli • Kendilerinin, Malatya
katliamını Ergenekon'la birleştirmek istediklerini söyleyen Cengiz,
“Bizim davada jandarmanın olaya dahli olduğuna dair deliller var. Ancak
yerel bir mahkemeden bu olayları Ergenekon'la ilişkilendirmesi
beklenemez. Arkamızda büyük bir ejderha gözlerimizin içine bakıyor.
Ergenekon savcılarının bunu görerek bütün bu cinayetleri tekrardan ele
alması gerekmektedir” dedi. Santoro, Dink ve Malatya cinayetlerinin
dışında, eyleme geçmeden engellenmiş azınlıklara yönelik birçok suikast
girişimi olduğuna da değinen Cengiz, bu suikastlerin asıl amacının AK
Parti iktidarını Avrupa'ya karşı zor duruma düşürerek, Türkiye'nin AB
macerasını ortadan kaldırmak olduğunu söyledi.
Başbakan
Erdoğan: Millet aşkına, ülke aşkına, hizmet aşkına cehennem olsa gelen
göğsümüzde söndürürüz • 21 Kasım 2009: AKP'nin Kızılcahamam
toplantısında konuşan Erdoğan, ETÖ savcılarının deşifre ettiği Kafes
Eylem Planı'yla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı. AKP'nin bugün
Kızılcahamam'da başlayan 14. İstişare Toplantısı'nda konuşan Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, Deniz Kuvvetleri'ndeki cuntanın hazırladığı Kafes
Eylem Planı'na da değindi. "Ne tür kirli senaryoların gündeme geldiğini
görüyorsunuz" diyen Erdoğan,
Taraf'ın manşetten verdiği Kafes Eylem
Planı'nı doğruladı: "Çetelere göz yummadık. Mafyaya eyvallah demedik.
Kirli ilişkilere kirli örgütlenmelere asla hoşgörü göstermedik. Ne tür
kirli senaryoların gündeme geldiğini, hukukun konusu olduğunu
görüyorsunuz. Bütün bunlara rağmen biz inadına demokrasi dedik. Bütün
bunlara rağmen biz hukuk dedik. Biz adalet dedik ve buradan bir kez daha
bunu ifade ediyorum. Millet aşkına, ülke aşkına, hizmet aşkına cehennem
olsa gelen göğsümüzle söndürürüz. Bu yol ki hak yoludur. Dönme bilmez
yürürüz dedik ve bu şekilde yürüyoruz."
Türkiye Azınlıklar Haritası • 'Kafes Planı'nı önceki gün manşet
yapan Taraf gazetesi dün de belgenin eklerini ve hazırlık aşamasında
tutulan notları yayınladı. Eklere göre azınlıkları hedef alan cunta,
gayrimüslimlerin liderlerini tek tek belirleyerek bir harita hazırladı.
939 azınlık temsilcisine yer verilen harita 'topluluk olan yerler',
'topluluk olmayan yerler', 'imanlı olan yerler' ve 'imanlı olmayan
yerler' diye dörde ayrıldı. Eklerde, Poyrazköy cephaneliğiyle ilgili
tutuklanan Yarbay Ercan Kireçtepe'nin hazırladığı, emekli Koramiral
Kadir Sağdıç'ça paraflanan 'Kafes Planı'nda, başta Agos olmak üzere
azınlıklara ait yayınlara abone olanların tespit edilmesi ve yapılacak
eylemler yeraldı.
Son hali Kasımpaşa'da • Eklerde Kafes Eylem Planı'nın son hali
için Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'nın bulunduğu Kasımpaşa'dan onay
alınması isteniyor. Planın eklerinde yer alan bazı notlar şu şekilde:
Marmaris'in Kafes kapsamına alınıp alınmayacağı konusunda Albay Ş.Y'nin
çekinceleri var. Son kararı Kadir Paşa verecek, emir bekliyoruz.
Agos abonelerine özel paket hazırlayalım. (Özel paketler, bomba, zehirli
zarf ya da tehdit mektupları olarak değerlendiriliyor) Geç kalmayalım
alternatif oluşturalım, ürkütürsek kuşlar kafese girmez. Kafes Eylem
Planı tamamlanınca son hali Kasımpaşa'ya onaya gidecek.
(Kasımpaşa'da, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı bulunuyor. Planda 'Başkan
olarak geçen emekli Koramiral A. Feyyaz Öğütçü, planın yapıldığı dönemde
Kuzey Deniz Saha Komutanı'ydı)
Örgütü deşifre eden ortak noktalar • Kafes Planı'nda Dink
suikasti ve Malatya'daki Zirve katliamından 'başarısız operasyon' olarak
bahsedilmesi bu iki eylemin arkasında Ergenekon ya da başka bir örgüt
olabileceği kuşkularını güçlendirdi. İki eylemin bireysel olmadığını
gösteren ortak özellikleri şöyle: Dink suikasti ve Zirve katliamında
jandarma istihbarat ve muhbirlerinin tetikçilerle bağlantıları ortaya
çıktı. Dink'in öldürülmeden önce iki defa girip çıktığı, gazete
yakınındaki bankamatik kamerası kayıtları polisin elindeyken silindi.
Malatya katliamının bir numaralı sanığı Emre Günaydın'ı hastanede
izlemek için yerleştirilen kameranın kaydettiği görüntülerden ilk 9
günlük bölümünün silindi. Trabzon eski Terörle Mücadele Şube
Müdürü'nün 'Bayrak yere düştü, onu Erhan ve Yasin kaldıracak' sözü
'devlet desteği' şüphelerine neden oldu. Zirve duruşmasında, Emre
Günaydın'la azmettirici olduğu iddia edilen Varol bülent Aral arsında da
'devlet desteği' ile ilgili diyalog dikkat çekti. Her iki eylemde de
sanıklar hedeflerindeki kişileri daha önce tanımadıkları olaydan kısa
bir süre önce bilgi sahibi olduklarını söylediler. Dink öldürülmeden
önce, Ergenekon'da yargılanan Veli Küçük ve Kemal Kerinçsiz'ce hedef
gösterildi. Zirve'de azmettirici olarak adı geçen Varol Bülent Aral'ın
ajandasında aralarında Küçük'ün de bulunduğu bazı Ergenekon sanıklarının
telefonu bulundu. (Yenişafak)
Albay Çiçek'in arkadaşı Yarbay: İşin şakası kalmadı, bu gerçekten
devasa bir yapılanma. Devlet bu pisliği temizlemek zorunda • Kaos
Planı'nı hazırlayan Albay Çiçek'in eski mesai arkadaşlarından emekli
Yarbay Şenol Özbek, Deniz Kuvvetleri'nde 41 kişilik hücrenin yaptığı
Mart 2009 tarihli Kafes Planı konusunda önemli uyarılarda bulundu: "İşin
şakası kalmadı. Bu gerçekten devasa bir yapılanma. Devleti ve hükümeti
yıkmaya ahdetmişler. Devlet bu pisliği temizlemek zorunda." Ergenekon
soruşturması kapsamında ele geçirilen ve gayrimüslimlere yönelik
saldırıları içeren Kafes Operasyonu Eylem Planı'nın yankıları sürüyor.
Dehşet planı değerlendiren emekli Yarbay Şenol Özbek, çarpıcı
açıklamalarda bulundu. Türkiye'de devlet içindeki çeteleşmenin bu
belgeyle birlikte iyice su üstüne çıktığını belirten Özbek, "İşin şakası
kalmadı. Bu artık devlete isyandır. Devlet, milli iradenin karşısında
duran hiçbir oluşuma müsaade etmeyeceğini açıkça ortaya koymalı."
uyarısında bulunuyor. "AK Parti'yi ve Gülen'i bitirme planı" olarak
kayıtlara geçen Kaos Planı'nı hazırlayan Albay Dursun Çiçek'in eski
mesai arkadaşı Şenol Özbek, Ergenekon yapılanmasının sivil uzantılarıyla
birlikte bir bütün olduğunu vurguluyor. Özbek, bombalama, suikast, adam
kaçırma planları hazırlayan zihniyeti 'Ergenekon'un vurucu gücü' olarak
nitelendiriyor. Ortaya çıkan yapılanmanın devlete ve millet
iradesine karşı isyana kalkıştığının altını çizen emekli yarbay, TSK
içindeki bazı personelin bu yapılanmada rol oynadığına dikkat çekiyor:
"Devletin resmi makamlarının verdiği yetkileri milli iradeyi devirmek
için kullanıyorlar. Devlete itaat kültürü ortadan kalkmış, devlete karşı
ayaklanma kültürü oluşmuş. Bunlar, AK Parti'nin iktidara gelmesiyle
devletin elden gideceğine inanmışlar. Memlekette kaos çıkmış, insanlar
ölmüş, umurlarında değil. Yeter ki hükümet gitsin. Devlet bu pisliklerin
hepsini temizlemek zorunda. Bu gerçekten devasa bir yapılanma. Devleti
ve hükümeti çökertmeye, yıkmaya ahdetmişler." Planda zikredilen Özel
Operasyon Gücü Komutanlığı'na da değinen Özbek, bu yapılanmayı 'gayri
nizami harp faaliyeti' olarak görüyor. Özbek, söz konusu oluşumların ve
hücrelerin AK Parti iktidarından önce de var olduğunu ifade ederken,
yaşananların aslında bir egemenlik kavgası olduğunun altını çiziyor. (Zaman)
Poyrazköy soruşturmasının genişletilmesine neden olan şifreli CD'nin
sahibi Binbaşı Levent Bektaş • Eylem Planı, Ergenekon
tutuklusu emekli Binbaşı Levent Bektaş'ta ele geçti. Bektaş, emekli bir
SAT komandosu. Tutuklanmadan önce Flash Otomotiv'de genel müdürdü.
Türkiye'yi şoke eden Kafes Planı, Ergenekon tutuklusu emekli binbaşı
Levent Bektaş'ta ele geçti. Bir film CD'sine gizlenen plan, şifre
çözülünce açığa çıktı. Peki bu skandal planın emanet edildiği Levent
Bektaş kim? 18 Kasım 2009 Deniz Harp Okulu ve
Deniz
Lisesi Komutanlığı'nın 236. kuruluş yıldönümüydü. Deniz Kuvvetleri
Komutanı Oramiral Uğur Yiğit'in de katılımıyla Heybeliada'da tören
düzenlendi. Deniz Lisesi'ndeki törende, Deniz Harp Okulu ve Deniz Lisesi
öğrencileri bando eşliğinde geçit töreni yaptı. Yürüyüşe, liseye 1959
yılında girenler de katıldı. Deniz Binbaşı Levent Bektaş tutuklanmasaydı
orada yürüyor olacaktı. Bektaş, 1984 yılında girdiği Deniz Harp
Okulu'ndan 1989 yılında mezun oldu. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın ve
Silahlı Kuvvetler'in gözbebeği olan Sualtı Taarruz (SAT) komandosu oldu.
SAT komandoları, Deniz Kuvvetleri'ne ait gönüllü subay ve astsubaylardan
seçiliyor. Çok ciddi sağlık muayenelerinin ardından 9 ay ve 1 yıl arası
eğitim görüyorlar. Cehennem haftası adı verilen final sınavı
niteliğindeki tatbikatın aşılması halinde kabul ediliyorlar. Bektaş,
Ergenekon soruşturması kapsamında Poyrazköy'deki mühimmatla ilgili
olarak 27 Mayıs 2009'da tutuklanan Yarbay Mustafa Turan Ecevit ile devre
arkadaşı. Emekli olduktan sonra İstanbul'da Flash Otomotiv'de genel
müdür olarak çalışmaya başladı. Tutuklanınca buradan ayrıldı. Bektaş
ulusalcı kimliği ile sürekli ön plandaydı. Ergenekon soruşturması
kapsamında tutuklanan Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay'a
verdiği destek dikkat çekti. Bu yöndeki çabalarını sanal ortama da
taşıdı. Bektaş'ın sanal ortamda üyesi olduğu gruplardan bazıları şöyle:
"ATATÜRKİYE CUMHURİYETİ" (Atatürk'ü üç-beş ABD uşağı unutturamaz..!)
grubu, DTP'NİN MECLİS'TE YERİ YOK DİYENLER grubu, Denizler Kitabevi
grubu, WE WILL NEVER FORGET MICHAEL JACKSON grubu, CORNELIA DE LUXE
RESORT HOTEL grubu, AKP KAPATILMASIN ÖZELLEŞTİRİLİP YABANCILARA
SATILSIN... grubu, Cumhuriyet Gazetesi Okurlarından Mustafa Balbay'a
Selam Olsun! grubu, PATLAK AMPUL! grubu, TÜRK ASKERİ KUZEY IRAK'A GİRSİN
PKK'YI YOK ETSİN grubu, İzmir AKP'nin olmayacak! grubu, MADEM TÜRKSÜN
SAYIYI GÖREN ÜRKSÜN! grubu. (Zaman)
(19 Kasım 2009, 11:30), son güncelleme: (21 Kasım 2009)
ERGENEKON
DAVASI HAKİM VE SAVCILARINA TARİHİ UYARILAR!.. Bugün görülmeye başlanacak dava süreci Türkiye'miz için çok hayati
önemde. Ne Avrupa Birliği müzakereleri, ne BM güvenlik konseyine
seçilmiş olmamız ne de benzeri gelişmelerin hiçbirisi bu dava kadar önemli
değil.
Çünkü devleti koruma adına hareket ettiğini iddia eden, hem sivilleri
hem devlet görevlilerini öldüren, sakat bırakan, öldürme yemini ettiren,
silahlı yemin törenlerinde evlilik nikahları kıyan, pkk, hizbullah,
dhkp-c, ibda-c ve benzeri terör örgütlerini maşa gibi kullanan, bizzat
onlara veya onlar yaptı süsü verilip devlet görevlilerine eylemler
düzenleten, müslüman-laik, türk-kürt, alevi-sünni, sağ-sol ve benzeri
kışkırtmalarla Türk halkını yıllardır
bölen
ve halen de bölmeye çalışan, bebelere kurşun sıktıran, insanlara dışkı
yedirerek, köylerini yakarak, aşağılayarak, devletten nefret ettiren, bu
baskıların da etkisiyle gençleri dağa çıkaran, bir kardeşi dağda bir
kardeşi askerde birbiriyle vuruşturan, binlerce anne-babayı yaşadıkları
sürece unutamayacakları tarifsiz
evlat
acısına boğan, birçok kadını kocasız, çocukları babasız bırakan, bir çok
gazilerimizin ömür boyu sakat kalmasına yol açan, Türkiye'mizi içine
kapatan bu menfur, melun terör organizasyonunu kısmen de olsa konu alan
bir davaya bakacaksınız! Hiçbir terör örgütü bunlar kadar bu ülkeye
zarar veremez!
Bu melun terör organizasyonundan korkmayınız, Türk halkından korkunuz.
Şemdinli savcısının başına gelenleri, Şemdinli davasına bakan Van
mahkemesi üyelerine yapılan baskıları, İstanbul Organize'ye nöbetçi
mahkeme kararı aldırarak baskın yapan ve hukuk dışı şekilde yeni
ergenekon soruşturma gelişmelerini kopyalamaya çalışan meslek
yüzkaralarını unutmayın! Sizler Türk Halkı adına karar vereceksiniz!
Sakın kurtlar vadisindeki gibi, bu adamları, millet adına yaptıkları
hizmetlerden dolayı suçlayamayız, beraat ettirmeliyiz, diye düşünmeyin.
Bu melun terör organizasyonunun polat alemdar ve ekibiyle hiçbir
benzerliği yok, üstelik de bu terör organizasyonu bir film değil, bir
gerçek. Yukarıda sıraladığımız cürümleri de önünüze sunulan belge ve
bilgilerde!..
Bu adamların işledikleri bu suçlar, insanlık suçlarıdır, en temel
suçlardır.. Bu suçlar ve ülkeye yaptıkları kötülükler, ne Türk Milleti
adına ne de devlet adınadır.. Eğer onlardan
korkarsanız, yanlış tarafta yer alırsanız bu aziz millet bunu da
görecektir! Onların hesabı bugün olmazsa, sizler eliyle olmazsa, bir gün
mutlaka ama mutlaka görülecektir. Unutmayınız ki kimse bu dünyada kalıcı
değildir. Önemli olan geride kalanların bizi nasıl hatırlayacağı,
rahmetle mi lanetle mi?
Çok şeyler söylenebilir ama siz arif insanlarsınız, Türk Halkı adına
demek istediklerimizi anlamışsınızdır. Yüreğinizden korkuyu silin, sonu
ne olursa olsun, hukukun gereğini yerine getirin. Gerekçesi vicdan
huzurunuzdan temellenen, milletin de onaylayacağı kararlar verin! Böyle
olan tüm yiğit hukuk adamlarımıza Türk Halkı adına başarılar ve
kolaylıklar dileriz.
Abdullah Harun, (20 Ekim 2008)
Kontrgerilla,
Ergenekon Örgütü müdür veya Kontrgerilla mı Yargılanıyor, Tasfiye
Ediliyor? Ergenekon iddianamesinden net olarak anlaşılmıyor ama
eğer Ergenekon örgütü kontrgerilla'nın kendisi midir derseniz,
Hayır! O değildir, onun kullandığı alt örgütlerden birisidir.
Kontrgerilla vardır, halen devam etmektedir ve Ergenekon'la aynı
değildir. Kesinlikle böyledir. Bizce buna en büyük delil,
Genelkurmay'ın 1990 yılında yaptığı brifingindeki açıklamasıdır:
“..Özel Harp Dairesi yalnız antikomünist
değildir. Din devrimine de karşıdır...”
Devrim kelimesi kullanılmış. Başörtüsü taleplerinin en fazla
dikkat çektiği “toplumsal hayatta İslam'ın gittikçe daha çok yer
alması”nın, brifingi verenlerce din devrimi süreci olarak
görüldüğü, dolayısıyla Kontrgerilla'nın, eski adı
Özel Harp Dairesi (ÖHD), yeni adı ise Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK)
şeklinde değiştirilen ve başlangıçta ABD finansmanıyla kurulan,
başbakan Ecevit'in bile haberdar edilmediği çok gizli bir devlet
örgütü olduğu ve doğal olarak da varlığını halen sürdürdüğü, hiç bir
şüpheye yer bırakmayacak şekilde gayet net anlaşılmaktadır. Öyle
ayrıcalıkları vardır ki bu örgüt elemanlarının, mevcut kanunlara
tabi değildirler, yakalanırlarsa soruşturulmazlar. Genelkurmay
Başkanı'nın 'tanırım, iyi çocuktur' dediği ve yargılanmalarına açık
müdahalenin yapıldığı
Şemdinli ol subayları buna canlı bir örnektir. Bu sitenin
ilgili bir çok sayfasında bunları yıllardır belirtmiştik ama
özellikle sitemizin en önemli bölümünü teşkil ettiğine inandığımız
Kontrgerilla'nın varlığını gösteren klasik Deliller
sayfamızı, Özel Harp Dairesi Kontrgerilla mıdır? sorusuna cevap
arayan Ö.H.Dairesi
sayfamızı, Kontrgerilla-Ergenekon-Gladio ve bağlantılı konulardaki
güncel haberleri aktaran Manşetlerimiz sayfamızı ve tabi
forum
bölümümüzdeki ilgili tartışma başlıklarını okumanızı tavsiye ederiz.
Ergenekon
soruşturması ile kuyruğundan yakalanan Kontrgerilla
canavarı, kurtulmak için mücadele etmeye başlamıştır.
Soruşturmanın yukarılara tırmanmaması için, tıpkı Kurtlar
Vadisi'ndeki İskender'in yakalanışıyla adamlarının tüm ülkeyi
bombalı ve silahlı saldırılarla cehenneme çevirmeye çalışmaları gibi
gözdağı eylemlerine girişmekte ve
“daha ileriye gitmeyin” demektedir.
Soruşturmanın seyrine göre bu eylemler devam edecek veya şimdilik
duracaktır. Son örneklerini teşkil eden Balıkesir Altınova ve
benzeri yerlerde sivillere, Aktütün Karakolu'nda askerlere,
Diyarbakır'da polislere yönelik peşpeşe düzenlenen saldırılar, 12
Eylül öncesinde başarılan sağ-sol kavgasının günümüzde Türk-Kürt
kavgası şeklinde başarılmaya çalışıldığını, kışkırtmaların çok
sırıtmasına rağmen bunun yapılmasının ise iç-dış, türk-kürt,
sağ-sol, asker-sivil gibi birbirine karşıt unsurların birlikte
çalıştıkları statükocu kontrgerillacıların çok zor durumda
olduklarını göstermekte. Yıllarca Meclis'teki komisyonlara ifade
vermeye tenezzül bile etmeyen General Veli Küçük gibi önemli
elemanlarını feda etmeyi göze almaları da kontrgerillacıların köşeye
sıkıştığını, şiddetle çırpınmakta olduklarını ve bu telaş yüzünden
iyice planlayıp örtemedikleri sırıtan hata dolu operasyonlar
yürütmekte olduklarını, en az hasarla kapandan kurtulmaya
çalıştıklarını gösteriyor. Benzer durum İtalya'daki Gladio
soruşturması sırasında yaşanmış, soruşturmayı engelleme girişimleri
dolaylı ve doğrudan devreye sokulmuştur. Belki de yıllar önce, 1980
öncesi başbakanlığı döneminde Kontrgerilla ve Özel Harp Dairesi
(ÖHD) iddialarının üzerine somut şekilde giden, kendisine Çiğli
Havaalanı'nda suikast girişiminde bulunulan Bülent Ecevit'in,
“Özel Harp Dairesi'nin sivil
uzantısının açığa çıkarıldıklarında girişebilecekleri tehlikeli
tertiplerden duyduğu korku”
, bugünkü çılgınca katliam tertiplerini en çarpıcı şekilde anlaşılır
kılan, Ergenekon soruşturmasının aslında nerelere kadar tırmanması
gerektiğine ışık tutan ilk ve en üst düzey net açıklamadır.
Ecevit'in başbakanı olduğu hükümetin koalisyon ortağı Necmettin
Erbakan'ın, Uğur Mumcu cinayeti üzerine, bilinen ama kolayca ve
normal koşullarda söylenemeyen gerçeği, onbinlerce kişi “Kahrolsun
Kontrgerilla!” diye haykırırken dile getirdiği:
“Türkiye'de Özel Harp Dairesi var. Bunların CIA'nın
emrinde olduğunu, birçok provokasyonda bulunduğunu biliyoruz. Uğur
Mumcu'nun öldürülmesine benzer birçok cinayet profesyonelce işlendi. Bu
cinayetlerin Özel Harp Dairesi'nin marifeti olduğunu biliyoruz.”
sözleri de diğer bir net açıklamadır.
Evet bir örgüt tasfiye ediliyor, adı Ergenekon, ama tıpkı
Susurluk'taki gibi kısıtlı tasfiyeden başka bir şey değil bu. Evet
bu da bir şeydir, güzeldir şüphesiz. Ama asıl örgüt, asıl beyin veya
beyin takımı şu an dışarıda, işinde gücünde insanlar görünümündedir.
Muhtemelen çok yakından tanınan kişiler olup ellerini kollarını
sallayıp gezinmekte, halka karşı yürütecekleri yeni operasyonları
planlamaktadırlar. Boş durmayı sevmezler. Yani kendimizi
kandırmayalım, bu iş bitti demeyelim. Yukarıda işaret ettiğimiz ÖHD
kaynaklı örgütü ve bunların yurt sathına yaydıkları, gerçek amacı yurt
savunması ve yurdumuz işgale uğradığında öğrendikleri, “ortalığı
karıştırma, dış düşmana terör uygulama ve böylece halkın direnişini
örgütleme, moral verme, dış düşmana karşı direnişi başlatma”
gibi görevler üstlenmiş ve bu amaçtan sapmayan,
ÖHD'nin sivil uzantısı gizli gerillaları istisna edelim.
Ama bu amacını unutup kendi halkını, müslüman insanımızı, kürt
insanımızı iç düşman olarak görüp, 12 Eylül darbesini
olgunlaştırmak için aynı silahla hem sağcı hem solcu vuran,
kahvehane tarayan, bombalama eylemleri yapan, darbe şartlarını
olgunlaştıran, Atabeyler Grubu gibi Başbakan'a suikast planları
yapan, Şemdinli'de PKK kitapçısını bombalayıp PKK yaptı süsü veren,
Güneydoğu'da PKK'ya karşı mücadele ederseniz hapisten firarınızı
sağlarız, yakalanırsanız da sizi tanımıyoruz deriz diye MHP'lileri
yönlendiren, ister tam ister yarı resmi isterse de gayrı resmi gizli
devlet görevlilerinin oluşturduğu gizli gerillaları ne yapalım,
onları unutalım mı, bu dosya kapansın mı? Biz istesek de bu dosya
kapanmaz. 100 yıldır ittihat terakki komitacılarını konuşuyorsak bir
100 yıl sonraki nesillerimiz hala bu gizli kontrgerilla örgütünü
konuşmalı mı? Susurluk'ta sınırlı tasfiye oldu da dosya kapandı mı,
hayır. Tam demokrasi tam demokratik kontrol mekanizması kurmak
zorundayız. Düşüncesini, yaşam tarzını beğenmediği kendi halkını iç
düşman görüp örgütlü terör ve şiddet uygulayanları en şiddetli
cezalarla cezalandırıp sindirmedikçe, var olan tüm örgütlenmeleri
dağıtmadıkça bu dosya hep açık kalacaktır. İnşallah o meş'um dosyanın
kapandığı günleri gelecek nesillere kalmadan bizler de görürüz!..
Abdullah Harun, (27 Temmuz 2008),
son güncelleme: (13 Ekim 2008)
K
ontrgerilla, Gladio, Özel
Harp Dairesi, Nato, askeri darbeler, 12 Eylül öncesi-sonrası, siyasi terör
olayları, sonuncusu Uğur Mumcu'yu hedef alan faili meçhul siyasi cinayetler,
Başbakan Ecevit'e, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a yönelik suikast girişimleri...
Tüm bu sözlerle ülkemizin karanlık bir yönü anlatılıyor. Yeraltında birşeyler
oluyor, ama ne ?..
1990 yılında İtalya'da patlak
veren Gladio skandalı ve o sıralarda ülkemizde işlenmekte olan
laiklik cinayetleri bu konuyu pek yoğun şekilde gündemimize soktu.
Birileri için şok edici bir gelişmeydi. Suçüstü yakalanmışlardı, açıkça itiraf
etmeseler de!.. Skandal patladıktan
sonra kısa süre içinde tüm Nato üyeleri, ülkelerinde Gladio
uzantılarının bulunduğunu kabul ettiler, bir tek Türkiye hariç. Oysa
Nato'nun en hassas kanadı bizdik ve en kanlı ve yoğun faili meçhul siyasi
terör olayları bizim ülkemizde meydana gelmişti. Buna rağmen pişkinlikle
örtbas edildi. Olası bir dış güç işgaline karşı terör uygulamak için
eğitilenler mi yaptı terörü yoksa maceracı gençler mi, bir yazarın dediği
gibi?..
Buradaki bilgiler yeni değil,
daha önce yayınlanmış bilgilerin tekrarı. Basılı medyada yayınlanmış
bu bilgiler. Ama internet ortamının getirdiği
mühim bir avantaj var, o da karşılıklı etkileşim. Bu sitenin bir amacı da
bu. Eleştirilerde ve katkılarda bulunabilirsiniz. Eksik ya da hatalı gördüğünüz
bilgiler hakkında görüş belirtebilirsiniz.
Bizi izlemeye devam edin...
Abdullah Harun
13 Ağustos 2001
En iyi görüntü Internet Explorer 1024 x 768 veya tercihen üstü ile izlenir.
Mozilla Firefox 2.0 ve üstü ile de büyük ölçüde
uyumludur.